11. Ceza Dairesi 2012/15280 E. 2012/14691 K. — Yargıtay Kararı :: Hukuk Asistan
Yargıtay Kararı

11. Ceza Dairesi 2012/15280 E. 2012/14691 K. — Yargıtay Kararı

11. Ceza Dairesi 2012/15280 Esas 2012/14691 Karar 11.09.2012
11. Ceza Dairesi 2012/15280 E.,  2012/14691 K.

MAHKEMESİ Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Resmi belgede sahtecilik, dolandırıcılık
HÜKÜM : Yapılan uyarlama yargılaması sonucunda 765 sayılı TCK'nun 342/1,59/2 ve 503/1,59/2 maddelerinin ayrıca 647 sayılı kanunun 4. maddelerinin uygulanarak sanığın sahtecilikten 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, Dolandırıcılıktan 13 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına

Hükümlü ... hakkında 'resmi belgede sahtecilik ve dolandırıcılık' suçlarından kurulan hükümlere yönelik bozmaya uyularak yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma ve kovuşturma sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre hükümlü müdafiinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine; ancak:
Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 16.06.2009 gün, 2009/114-161 ve 06.04.2010 gün, 2010/57-75 sayılı kararlarında da açıklandığı üzere lehe yasanın belirlenmesi yöntemi, 5252 sayılı Yasanın 9/3. maddesi, 23.02.1938 gün ve 23/9 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı ile birlikte değerlendirildiğinde, sabit kabul edilen olaya her iki yasanın ilgili tüm hükümlerinin birbirine karıştırılmaksızın uygulanmak suretiyle ayrı ayrı sonuçlar belirlenmesini ve bunların karşılaştırılmasını gerektirmektedir. Bu yapılırken önceki hükmün farklı bir madde uygulanmak suretiyle kesinleşmiş olması da lehe yasa uygulamasında hükümlü lehine bir sonuç doğurmayacaktır. Zira lehe Yasa uygulamasında, önceki hükümde uygulanan maddeler değil, sabit kabul edilen olaya yeni yasanın ilgili tüm hükümleri uygulanmak suretiyle elde edilecek sonuç ile önceki hüküm karşılaştırılacaktır. Aksi hal önceki yanılgılı uygulamaların benimsenerek, bu yanılgılara, yeni yanılgıların eklenmesi sonucunu doğurur. Bu açıklamalar ışığında; önceki hükümde sabit kabul edilen olay, hükümlünün bankanın maddi varlığı olan çekleri kullanarak işlediği dolandırıcılık eylemi olup, suç ve karar tarihinde yürürlükte bulunan 765 sayılı TCK'nun 504/3. maddesine uygun olmasına rağmen aynı yasanın 503/1, 522 ve 59/2. maddeleri ile tayin olunan cezanın kesinleşmesinin hükümlü lehine lehe Yasa karşılaştırılmasında kazanılmış hak teşkil etmeyeceği cihetle; karşılaştırmanın kesinleşen önceki hüküm ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 158/1-f, 62. maddeleri uyarınca yapılması suretiyle belirlenmesi gerektiği ancak158/1-f bendine göre dolandırıcılık suçu ve 5237 sayılı TCK'nun 204/1, 53. maddelerine göre de resmi belgede sahtecilik suçu yönünden önceki kesinleşen hükümde uygulanan 765 sayılı Yasanın açıkça hükümlü lehine olduğunun anlaşılması karşısında; uyarlama yapılmasına yer olmadığına ve 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5252 sayılı Yasanın 6. maddesi gereğince ağır hapis ve para cezalarının, hapis ve adli para cezasına çevrilmesi suretiyle önceki hükmün aynen infazına karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Yasaya aykırı ise de; yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususlarda, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi uyarınca uygulanması gereken 1412 sayılı Yasanın 322. maddesi gereğince karar verilmesi mümkün bulunduğundan; hüküm fıkrasının bütünüyle çıkartılıp yerine “Suç tarihinde yürürlükte bulunan 765 sayılı Yasanın açıkça hükümlü lehine olduğu anlaşıldığından, uyarlama talebinin reddi ile 23.03.1995 gün 1993/124 Esas, 1995/40 Karar sayılı önceki hükümde belirtilen ağır hapis ve ağır para cezası yerine 1 yıl 8 ay hapis ve neticeden 13 lira adli para cezasına çevrilerek aynen infazına” denilmek suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan kararın DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 11.09.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Bu kararı dosyanızda kullanın

Hukuk Asistan ile Yargıtay, Danıştay ve emsal kararlarında gelişmiş arama yapın; kararları dosyalarınıza ekleyin, UYAP ve UETS entegrasyonuyla işlerinizi tek yerden yönetin.

Bize yazın