11. Ceza Dairesi 2009/22640 E. 2011/446 K. — Yargıtay Kararı :: Hukuk Asistan
Yargıtay Kararı

11. Ceza Dairesi 2009/22640 E. 2011/446 K. — Yargıtay Kararı

11. Ceza Dairesi 2009/22640 Esas 2011/446 Karar 27.01.2011
11. Ceza Dairesi 2009/22640 E.,  2011/446 K.

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kişi hüviyet veya sıfatına ilişkin yalan beyanda bulunma
HÜKÜM : 765 Syl. TCK.md.343/2, 59, 647 Syl.Yasa md.4,5 gereğince 1350 YTL adli para cezası

1- Ceza Yargılamasının amacı, somut gerçeğin ortaya çıkarılması olup Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 14.10.2008 gün ve 49/219 sayılı kararında da açıklandığı üzere; yargılama makamları suç isnadı nedeniyle oluşan uyuşmazlığı çözümlerken ele geçirilen ve kendiliklerinden getirtilen ya da iddia ve savunma doğrultusunda sunulan ve kanıtlama araçlarından olan belgelerin güvenilirliğini de denetlemek durumundadırlar. Güvenilirliğin denetlenebilmesi için, belgenin aslının veya bunun olanaklı olmaması halinde de aslına uygunluğu yetkili makam veya kişilerce onanmış örnek ya da kopyalarının dosyaya konulması gerekir. Cumhuriyet Başsavcılıkları ile Adli Yargı İlk Derece Ceza Mahkemeleri Kalem Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 26.maddesinde soruşturmanın, 63.maddesinde ise davaların ayrılması halinde dosyadaki belgelerin onaylı birer örneğinin ayrılan soruşturma evrakına veya dava dosyasına konulacağı belirtilmektedir.
Bu açıklamalar ışığında; başka bir soruşturma ve kovuşturma evrakından ayrıldığı anlaşılan ve hükme dayanak yapılan soruşturma evraklarının bir kısmının onaysız fotokopi olduğunun anlaşılmış olması karşısında; bu evrakların asılları ya da onaylı suretlerinin getirtilmesi, Karşıyaka 3.Asliye Ceza Mahkemesinin 2003/691 Esas sayılı dava dosyasının celbi sağlanıp incelenmek suretiyle özetinin duruşma tutanağına geçilmesi, bu davayı ilgilendiren bölümlerin asılları ya da örneklerinin denetime olanak verecek şekilde dosya içine konulması, sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini ile suç tarihinin de bu evraklara göre belirlenmesi gerektiği gözetilmeden, onaysız olan evraklara dayanılarak yargılamaya devamla yazılı şekilde mahkumiyet hükmü kurulması,
2- Sanığın, adli soruşturma sırasında gerçekte var olan bir kişinin kimlik bilgilerini kullanmak suretiyle kendi kimliği hakkında resmi mercilere yalan beyanda bulunmaktan ibaret eyleminin sübutu halinde, 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe iren 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 268/1 maddesi yollaması ile aynı Yasanın 267.maddesi kapsamında düzenlenen suçu oluşturacağı, sanığın bildirdiği kimlik bilgilerinin gerçekte var olmayan bir kişiye ait olduğunun anlaşılması halinde eylemin, anılan Yasanın 206/1.maddesi kapsamında değerlendirilmesi gerekeceği cihetle, bu hususun tespiti yapılıp sonucuna göre kararın gerekçe bölümünde; 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9/3.maddesi uyarınca suç tarihinde yürürlükte bulunan 765 sayılı Yasa ile sonradan yürürlüğe giren 5237 sayılı Yasanın ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle lehe Yasanın tespiti gerektiğinin gözetilmemesi,
Yasaya aykırı, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan sair yönleri incelenmeyen hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 Sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 Sayılı CMUK. nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ceza miktarı itibariyle kazanılmış hakkın saklı tutulmasına, 27.01.2011 gününde oybirliği ile karar verildi.

Bu kararı dosyanızda kullanın

Hukuk Asistan ile Yargıtay, Danıştay ve emsal kararlarında gelişmiş arama yapın; kararları dosyalarınıza ekleyin, UYAP ve UETS entegrasyonuyla işlerinizi tek yerden yönetin.

Bize yazın