10. Hukuk Dairesi 2015/22885 E. 2018/545 K. — Yargıtay Kararı :: Hukuk Asistan
Yargıtay Kararı

10. Hukuk Dairesi 2015/22885 E. 2018/545 K. — Yargıtay Kararı

10. Hukuk Dairesi 2015/22885 Esas 2018/545 Karar 05.02.2018
10. Hukuk Dairesi 2015/22885 E.,  2018/545 K.

Mahkemesi :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi

Dava, ödeme emirlerinin iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece, ilamında belirtilen şekilde asıl dava ve birleşen davanın reddine karar vermiştir.
Hükmün, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
6183 sayılı Kanunun “ödeme emri” başlıklı 55. maddesinin ilk fıkrasında; kamu alacağını vadesinde ödemeyenlere, yedi gün içinde borçlarını ödemeleri veya mal bildiriminde bulunmaları gereğinin bir ödeme emri ile tebliğ olunacağı; “ödeme emrine itiraz” başlığını taşıyan 58. maddesinin birinci fıkrasında; kendisine ödeme emri tebliğ olunan kişinin, böyle bir borcu olmadığı veya kısmen ödediği veya zamanaşımına uğradığı hakkında tebliğ tarihinden itibaren yedi gün içinde itirazda bulunabileceği belirtilmiştir.
Görüldüğü gibi; “menfi tespit” niteliğindeki ödeme emrine itiraz/ödeme emrinin iptali davasının yedi günlük hak düşürücü süre içerisinde açılması zorunlu olduğu gibi, kendisine ödeme emri gönderilen borçlunun itirazları da üç nedenle sınırlandırılmıştır. Kanun koyucu tarafından, tahsil edilmesi istenen alacak, kamusal nitelikte imtiyazlı olduğundan sürüncemede kalması önlenerek, hızla tahsilinin sağlanması istenmiş, bu nedenle kamu alacağına ilişkin takip kesinleştikten sonra, yeni ve ayrı bir menfi tespit davası açılması yönünde herhangi bir hüküm öngörülmemiştir. 6183 sayılı Kanunda, 2004 sayılı Kanunun 72. maddesine koşut bir düzenleme bulunmadığı gibi, 6183 sayılı Kanunda menfi tespit davasına, “Üçüncü şahıslardaki menkul malların, alacak ve hakların haczi” başlıklı, 08.04.2006 günü yürürlüğe giren 5479 sayılı Kanunun 5. maddesi ile değiştirilen 79. maddesinde “… Herhangi bir nedenle itiraz süresinin geçirilmesi halinde üçüncü şahıs, haciz bildirisinin tebliğinden itibaren bir yıl içinde genel mahkemelerde menfi tespit davası açmak ve haciz bildirisinin tebliğ edildiği tarih itibarıyla amme borçlusuna, borçlu olmadığını veya malın elinde bulunmadığını ispat etmek zorundadır. …” düzenlemesi ile yalnız üçüncü kişiler yönünden yer verilmiş, bu hak ve olanak, kamu alacağı borçluları için tanınmamıştır.
Buna göre; davaya konu ödeme emirlerinin öncelikle tebliğ tarihleri araştırılmalı ve davacıya usulünce tebliğ yapıldığının anlaşılması halinde tebliğ tarihi ile dava tarihi arasında yasal yedi günlük sürenin geçip geçmediği irdelenmeli, davacının tebliğ tarihinden sonraki yasal itiraz süresi içerisinde davalı kuruma itiraz niteliğinde bir başvurusu olup olmadığı ile başvuru üzerine kurumca yapılan işlemler araştırılmalı, davacının itirazının reddine karar verilmiş ise, bu kararın da tebliği araştırılmak suretiyle öncelikle yasal hak düşürücü sürenin irdelenmesi gereklidir.
Davanın hak düşürücü süre içerisinde açıldığının anlaşılması halinde, işin esasına girilmeli sonucuna göre, prim alacağının zamanaşımına uğrayıp uğramadığı hususunda bir karar verilmelidir.
O halde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 05.02.2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Bu kararı dosyanızda kullanın

Hukuk Asistan ile Yargıtay, Danıştay ve emsal kararlarında gelişmiş arama yapın; kararları dosyalarınıza ekleyin, UYAP ve UETS entegrasyonuyla işlerinizi tek yerden yönetin.

Bize yazın