10. Hukuk Dairesi 2011/9436 E. 2012/16102 K. — Yargıtay Kararı :: Hukuk Asistan
Yargıtay Kararı

10. Hukuk Dairesi 2011/9436 E. 2012/16102 K. — Yargıtay Kararı

10. Hukuk Dairesi 2011/9436 Esas 2012/16102 Karar 24.09.2012
10. Hukuk Dairesi 2011/9436 E.,  2012/16102 K.

Mahkemesi :Asliye Hukuk(İş) Mahkemesi
No :342-147

Davacı, davalıya ait ... Elektronik isimli işyerinde askerlik süresi hariç olmak üzere 09.12.2002-01.12.2003 ve 05.03.2005-15.07.2006 tarihleri arasında aralıksız çalıştığını iddia ile bu tarihler arasında geçen ve kuruma bildirilmeyen sigortalı çalışmalarının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, ilâmında belirtildiği şekilde davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmün, davacı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun Geçici 7. maddesi uyarınca davanın yasal dayanağı 506 sayılı Kanunun 79/10. maddesidir. Anılan Kanunun 6. maddesinde ifade edildiği üzere, “sigortalı olmak hak ve yükümünden kaçınılamaz ve vazgeçilemez.” Anayasal haklar arasında yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi gözetildiğinde, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin davalar, kamu düzenine ilişkin olduğundan, özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi zorunludur. Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip, gerek görüldüğünde re’sen araştırma yapılarak kanıt toplanabileceği de göz önünde bulundurulmalıdır.
Yukarıda açıklanan ilke ışığında, eldeki dava dosyasına konu olayda; davacının, 01.12.2003- 01.03.2005 tarihleri arasında asker olduğu belirgindir. Mahkemece, davalıya ait işyerinin kanun kapsamına alınış tarihinin 14.10.2004 olması gözönünde tutularak ve dinlenen tanık beyanlarının çelişkili ifadeleri nedeniyle, davanın ispatlanamadığı gerekçesi ile reddedildiği anlaşılmakta ise de; davacının kesintisiz olduğunu iddia ettiği çalışmasının gerçekliği, işin ve işyerinin kapsam ve niteliğiyle süresinin belirlenebilmesi için Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme, hüküm kurmaya yeterli ve elverişli değildir. Mahkemece, davalıya ait işyerinin salt kanun kapsamına alınma tarihinin gözetilerek bu tarih öncesinde davacının çalışmasının olmadığına dair kabulü isabetsiz olup, davacının, davalıya ait işletmenin yasa kapsamına alındığı 14.10.2004 tarihinden önce de çalıştığı iddiası karşısında Mahkemece, davalının bu tarihten önce ticari faaliyeti olup olmadığının ve bu tarihten önce davalı adına Kayıtlı veya ortağı olduğu başka işyerinin olup olmadığı, var ise, bunların kapsam tarihi ve vergi kayıtları ve davacının burada geçen çalışmalarının olup olmadığı hususlarında vergi kayıtları, muhtasar beyannameler ve yoklama tutanaklarının olup olmadığı araştırılmalı, ayrıca, dinlenen davacı tanıkları beyanlarına göre, davacının davalı nezdinde çalışmakta iken iş kazası geçirdiğinin beyan edilmesine göre, iş kazasına ilişkin davacının Kuruma herhangi bir bildirimi ve bu nedenle davacıya geçici işgöremezlik ödeneği verilip verilmediği, bu hususta müfettiş raporunun bulunup bulunmadığı, kaza ile ilgili olarak Emniyet veya Savcılık dosyalarının olup olmadığı araştırılmalı, davacının çalışmaları ile ilgili, tüm belgeler davalı Kurumdan; puantaj kayıtları ve ücret tediye bordrolarının asılları işverenden getirtilmeli, iş bu belgelerden sigortalının imzasını içerenler yönünden imzanın davacıya aidiyeti davacı tarafından kabul edilenler ile inkâr edilip de aidiyeti ehil bilirkişi incelemesiyle saptananlardan, yine, davacı tarafından hata-hile-ikrah durumu iddia ve ispat edilemeyenler bakımından, işbu yazılı belgelerin aksi eşdeğerde delillerle kanıtlanması için davacıya delilleri sorulmalı, dava konusu dönemde davacı ile birlikte çalışan ve işverenlerin bordrolarında kayıtlı kişiler ile, aynı yörede komşu veya benzeri işleri yapan başka işverenler ve bu işverenlerin çalıştırdığı bordrolara geçmiş kişiler emniyet araştırması ve kurumdan sorulmak suretiyle saptanarak bilgi ve görgülerine başvurulmalı; yargılama sürecinde dinlenen tanık anlatımlarının değerlendirilmesinde, iş yerinin kapsamı, kapasitesi ve niteliği nazara alınmalı, çelişkiler vaki olursa usulünce giderilmeli, talep bakımından kabulü mümkün süre var ise, davacının askere giderken ve askerden döndükten sonra makul süreleri gözetilmeli, böylece, bu konuda gerekli tüm soruşturma yapılarak uyuşmazlık konusu husus, hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde çözümlenip; deliller hep birlikte değerlendirilip takdir edilerek varılacak sonuç uyarınca bir karar verilmelidir.
Mahkemenin, yukarıda açıklanan esaslar doğrultusunda araştırma yaparak, elde edilecek sonuca göre karar vermesi gerekirken, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde hüküm kurması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O hâlde, davacı avukatının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek hâlinde davacıya iadesine, 24.09.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Bu kararı dosyanızda kullanın

Hukuk Asistan ile Yargıtay, Danıştay ve emsal kararlarında gelişmiş arama yapın; kararları dosyalarınıza ekleyin, UYAP ve UETS entegrasyonuyla işlerinizi tek yerden yönetin.

Bize yazın