1. Hukuk Dairesi 2012/4348 E. 2012/7204 K. — Yargıtay Kararı :: Hukuk Asistan
Yargıtay Kararı

1. Hukuk Dairesi 2012/4348 E. 2012/7204 K. — Yargıtay Kararı

1. Hukuk Dairesi 2012/4348 Esas 2012/7204 Karar 13.06.2012
1. Hukuk Dairesi 2012/4348 E.,  2012/7204 K.

MAHKEMESİ : GAZİOSMANPAŞA 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 05/10/2011
NUMARASI : 2009/844-2011/493 Yanlar arasında görülen tapu  iptali  ve  tescil davası sonunda, yerel mahkemece  davanın, reddine  ilişkin olarak verilen karar davacı  vekilince yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi,  Tetkik Hakimi  raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;
Dava, vekalet görevinin kötüye kullanılması hukuksal nedenine dayalı tapu iptal ve tescil isteğine ilişkindir.
Mahkemece, delillerin bildirilmesi için ikinci kez verilen sürenin mahiyeti gereği kesin süre olduğu gerekçesi ile kanıtlanamayan davanın reddine karar verilmiştir.
Dosya içeriğinden ve toplanan delillerden; davcıya ait çekişme konusu 12 nolu bağımsız bölümün 10.11.1998 tarihinde davalı vekil N. tarafından diğer davalı M.'e satış suretiyle temlik edildiği anlaşılmaktadır.
Davacı, baldızı olan davalı N.'in vekalet görevini kötüye kullanarak el ve işbirliği içinde olduğu diğer davalıya anılan temliki gerçekleştirdiğini, satış bedelininde ödenmediğini ileri sürerek eldeki davayı açmıştır.
Bilindiği üzere; davaların kısa zamanda sonuçlandırılması, adaletin bir an önce tecellisi için, taraflarca veya mahkemelerce yapılması gereken bir kısım adli işlemler sürelere bağlanmıştır. Bu sürelerin bazılarını kanun bizzat belirlerken bir kısmını işin özelliğine, tarafların durumlarına göre belirlemesi için hakime bırakmıştır. Kanuni süreler açıkca belirtilen ayrıcalıklar dışında kesindir. Bu nedenle,  6100 Sayılı HMK nun 90. maddesi (HUMK.nun l59. maddesi) açık hükmünde belirtildiği gibi kanunun tayin ettiği süreler hakim tarafından azaltıp çoğaltılamaz. Buna karşın, 6100 sayılı  HUMK'nun  94.(HUMK'nun 163.md.) maddesine göre  hakimin belirlediği süreler ise kural olarak kesin değildir. Hakim tayin ettiği süreyi henüz dolmadan azaltıp çoğaltacağı gibi, süre geçtikten sonra da tarafın isteği üzerine yeni bir süre tanıma yoluna da gidebilir. Bu takdirde verilen ikinci süre kesindir. Ancak, hakim kendi belirlediği sürenin kesin olduğuna da karar verebilir. Kesin sürenin tayin edilmesi halinde, karşı taraf yararına usulü kazanılmış hak doğacağı da kuşkusuzdur.
Hemen belirtmek gerekir ki,ister kanun, isterse hakim tarafından tayin edilmiş olsun kesin süre içerisinde yerine getirilmeyen bir işlemin bu süre geçtikten sonra yerine getirilmesine yasal olanak yoktur. Böylece kesin sürenin kaçırılması; o delile veya hakka  dayanamamak gibi ağır sonuçları birlikte getirmekte, bazan davanın kaybedilmesine dahi neden olmaktadır. Bu itibarla geciken adaletinde bir adaletsizlik olduğu düşüncesinden hareketle, davaların yok yere uzamasını veya uzatılmak istenmesini engellemek üzere konan kesin süre kuralı, kanunun amacına uygun olarak kullanılmalı, davanın reddi için bir araç sayılmamalıdır. Öncelikle, kesin süreye ilişkin ara kararı her türlü yanlış anlaşılmayı önliyecek biçimde açık ve eksiksiz yazılmalı, yapılacak işler teker teker belirtilmelidir. Bunun yanında verilen süre yeterli, emredilen işler, gerekli ve yapılabilir nitelik taşımalı, ayrıca hakim süreye uyulmamanın sonuçlarını açıkca anlatmalı, tarafları uyarmalıdır. Öte yandan, kesin süre tarafların yanında hakimi de bağlayacağından uyulmaması halinde gereği hakim tarafından hemen yerine getirilmelidir.
 Somut olaya gelince; mahkemece verilen kesin sürenin yukarıda açıklanan ilke ve olgulara uygun olduğunu söyleyebilme olanağı yoktur. Kesin sürenin sonuçları davacı tarafa ihtar edilmemiştir. Öte yandan, davacı taraf duruşmadan önce 17.12.2010 havale tarihli delil listesi vermiş olmakla yargılamayı uzatmaya yönelik bir amacın olduğundanda söz edilemez.
 Hal böyle olunca, davacı tarafa tanıtlarını ibraz etmesi için yöntemine uygun  süre verilmesi, ondan sonra hükme elverişli olacak şekilde gerekli araştırma ve incelemenin yapılması,  taraf  delillerinin  toplanması ,soruşturmanın eksiksiz tamamlanması, sonucuna göre bir karar  verilmesi gerekirken eksik soruşturma ile yetinilerek, yanılgılı değerlendirme ile yazılı olduğu üzere hüküm kurulması doğru değildir.
 Davacının temyiz itirazları  yerindedir. Kabulüyle,  hükmün açıklanan nedenlerle (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK.'nın 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 13.6.2012  tarihinde oybirliğiyle karar  verildi.

Bu kararı dosyanızda kullanın

Hukuk Asistan ile Yargıtay, Danıştay ve emsal kararlarında gelişmiş arama yapın; kararları dosyalarınıza ekleyin, UYAP ve UETS entegrasyonuyla işlerinizi tek yerden yönetin.

Bize yazın