1. Hukuk Dairesi 2012/4258 E. 2012/7280 K. — Yargıtay Kararı :: Hukuk Asistan
Yargıtay Kararı

1. Hukuk Dairesi 2012/4258 E. 2012/7280 K. — Yargıtay Kararı

1. Hukuk Dairesi 2012/4258 Esas 2012/7280 Karar 13.06.2012
1. Hukuk Dairesi 2012/4258 E.,  2012/7280 K.

MAHKEMESİ : KOCAELİ 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 28/12/2011
NUMARASI : 2011/125-2011/654 Davacılar tarafından davalı aleyhine açılan tapu iptal ve tescil davasının yapılan yargılamasında mahkemece davanın reddine dair verilen kararın davacılar tarafından süresinde temyizi üzerine dosya ve Tetkik Hakimi raporu incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, hile hukuksal nedenine dayalı tapu iptal ve tescil isteklerine ilişkindir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden ortak miras bırakandan intikal eden tüm taşınmazlardaki davacı ve davacı dışındaki diğer mirasçıların 11.02.2011 günlü işlemle davalı mirasçıya paylarını kayden aktardıkları, eldeki davanın süresi içinde açıldığı, davacının dilekçesinde ve aşamalarda aslında davalıya sadece 3 veya 4 taşınmazdaki paylarını karşılıksız ve bedelsiz olmak üzere devretmek isterken hileye düşürülmek suretiyle tüm taşınmazlardaki payların temlik edildiğini ileri sürdüğü görülmektedir.
Bilindiği üzere, hile, genel olarak bir kimseyi irade beyanında bulunmaya,özellikle sözleşme yapmaya sevk etmek için onda kasten hatalı bir kanı uyandırmak,veya esasen var olan hatalı bir kanıyı koruma yahut devamını sağlamak şeklinde tanımlanır. Hata da yanılma hilede yanıltma söz konusudur. B.K'nun 28/l maddesinde açıklandığı üzere taraflardan biri diğer tarafın kasıtlı aldatmasıyla sözleşme yapmaya yöneltilmişse hata esaslı olmasa bile aldatılan taraf için sözleşme bağlayıcı sayılamaz. Değinilen koşulların varlığı halinde aldatılan taraf hakkını kullanmak suretiyle hukuki ilişkiyi geçmişe etkili (makable Şamil) olarak ortadan kaldırabilir ve verdiği şeyi geri isteyebilir.
Öte yandan, hile her türlü delille ispat edilebileceği gibi iptal hakkının kullanılması hiç bir şekle bağlı değildir.Hilenin öğrenildiği tarihten itibaren bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde karşı tarafa yöneltilecek bir irade açıklaması, defi yahut dava yoluyla da kullanılabilir.
Somut olayda, dinlenen tüm davacı tanıkları ve özellikle tarafsız konumdaki tanık Celalettin İçöz'ün beyanlarında, erkek kardeş olan davalının bankadan kredi alabilmesini teminen kendisine 4 parça taşınmazdaki (1210, 12, 61, 1889 parseller) payların devrinin amaçlandığı, fakat her nasılsa dava konusu tüm taşınmazların temlik edildiği açıklanmış; davalının ikame ettiği tanıklar da, davalının erkek çocuk olması nedeniyle karşılıksız olarak tüm taşınmazların kendisine temlik edildiğini ifade etmişlerdir.
Öte yandan, davacının anılan 4 parça dışındaki taşınmazlardaki paylarını davalıya bedelsiz aktarması için makul bir sebep yoktur. Esasen davalı da taşınmazların sözlü anlaşma gereği kendisine verildiğini savunmuş, bedel ödediğini doğrulayan bir belge de sunmamıştır. İntikal ve temlik işlemlerinin aynı yevmiyeyle yapıldığı ve bedel de ödenmediği gözetildiğinde, yukarıda özetlenen ilkeler doğrultusunda yapılan değerlendirmede davacının hileye düşürüldüğü sonucuna varılmaktadır.
Hal böyle olunca, davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile reddedilmesi isabetsizdir.
Davacının temyiz itirazı yerindedir.Kabulüyle hükmün açıklanan nedenlerden ötürü (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK.'nın 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 13.6.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Bu kararı dosyanızda kullanın

Hukuk Asistan ile Yargıtay, Danıştay ve emsal kararlarında gelişmiş arama yapın; kararları dosyalarınıza ekleyin, UYAP ve UETS entegrasyonuyla işlerinizi tek yerden yönetin.

Bize yazın