1. Hukuk Dairesi 2012/3902 E. 2012/4440 K. — Yargıtay Kararı
1. Hukuk Dairesi 2012/3902 Esas 2012/4440 Karar 18.04.2012
1. Hukuk Dairesi 2012/3902 E., 2012/4440 K.
MAHKEMESİ : SİNCAN 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 16/12/2008 NUMARASI : 2008/328-2008/581
Taraflar arasındaki davadan dolayı Sincan 2. Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 16.12.2008 gün ve 2008/328 esas, 2008/581 karar sayılı hükmün reddine ilişkin olan 19.04.2011 gün ve 13667-4574 sayılı kararın düzeltilmesi süresinde davalı vekili tarafından istenilmiş olmakla, dosya incelendi gereği görüşülüp düşünüldü: Dava, yolsuz tescil nedenine dayalı tapu iptali-tescil isteğine ilişkin olup; mahkemenin, davanın kabulü hakkındaki kararına karşı davalı tarafından ileri sürülen temyiz isteği Dairece, temyiz süresinin geçtiğinden bahisle reddedilmiş; ancak, karar düzeltme isteği üzerine noksanın tamamlanması yoluyla getirtilen tebligatla ilgili belgeler ve cevabi yazılardan, davalının temyiz isteğinin süresinde yapıldığı anlaşılmakla işin esasının incelenmesine geçilmiştir. Dosya içeriği ve toplanan delillerden, miras bırakan R.Ş.'ın 12.01.2007 tarihinde öldüğü, 2007/36 es.s. veraset ilamına göre geride tek mirasçısı olarak 2005 yılında evlat edindiği S.Ö.'nin kaldığı, anılan veraset ilamına dayanılarak R.Ş.'dan kalan taşınmazların evlat edinilen S. adına intikali için 05.04.2007 tarihli tescil istem belgesi düzenlendiği ve 4556 ada 2 sayılı parseldeki 13 adet bağımsız bölüm ile 372 ada 2 sayılı parseldeki 1 adet bağımsız bölümün 05.04.2007 tarih ve 7656 yev. s. işlemle S. adına intikalen tescil edildiği; diğer taraftan, evlatlık ilişkisinin kaldırılması isteğiyle davacılar tarafından davalı aleyhine açılan Sincan 2. Aile Mahkemesinin 2007/213 es.s. davasının yargılaması sonunda, evlat edinen R.Ş. ile evlatlık S.Ö.arasında bulunması zorunlu olan yaş farkının bulunmadığı, evlatlık ilişkisinin esaslı ve yasal eksiklik nedeniyle sakat olduğu gerekçesiyle TMK.'nun 308. ve 318/1. maddeleri uyarınca evlatlık ilişkisinin kaldırılmasına karar verildiği, kararın derecattan geçerek 14.03.2008 tarihinde kesinleştiği; evlatlık ilişkisinin kalkmasından sonra da davacıların 14.04.2008 tarihinde Ankara 6. Sulh.H.M.'sine başvurarak 2008/790 es.s. kararla R.Ş.'ın mirasçıları olduklarını tespit ettirdikleri görülmektedir. Yukarıda değinilen olgular gözetildiğinde; mahkemece, miras bırakan R.Ş.'a ait çekişmeli taşınmazların evlatlık ilişkisi nedeniyle davalı adına intikalen tescil işleminin hukuki dayanağının ortadan kalktığı ve tescilin yolsuz duruma düştüğü benimsenmek suretiyle davanın kabul edilmesinde kural olarak bir isabetsizlik yoktur. Ne var ki, eldeki davanın tereke adına açıldığı ve elbirliği halinde mülkiyetin söz konusu olduğu tartışmasızdır. Bilindiği üzere, elbirliği (iştirak) halinde mülkiyette ortaklar arasında zorunlu dava arkadaşlığı bulunmaktadır. Şayet yasa veya elbirliği (iştirak) halinde mülkiyeti oluşturan anlaşmada ortaklık adına hareket etme yetkisinin kime ait olacağı belirtilmemişse, ortaklığın tasfiyesini isteme hakkı dışındaki tüm işlemlerde ortakların (iştirakçilerin) oybirliği ile karar almaları ve birlikte hareket etmeleri zorunluluğu vardır. TMK.'nun 702/2. maddesi bu yönde açık hüküm getirmiştir. Ancak, açıklanan kural yargısal uygulamada kısmen yumuşatılmış bir ortağın tek başına dava açabileceği, ne varki, davaya devam edebilmesi için öteki ortakların olurlarının alınması veya miras şirketine atanacak temsilci aracılığı ile davanın sürdürülmesi gerektiği kabul edilmiştir (11.10.982 tarih l982/3-2 Sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı). Nitekim bu görüş bilimsel alanda da aynen benimsenmiştir. Somut olayda, R.Ş.'ın veraset ilamından, davacılar dışında M.Ö. isimli bir mirasçısının daha bulunduğu sabittir. Hal böyle olunca, davaya katılmayan mirasçının olurunun alınması ya da miras şirketine TMK.'nun 640. maddesi uyarınca atanacak temsilci aracılığı ile yargılamanın sürdürülmesi gerekirken, davanın görülebilirlik koşulu gözardı edilerek esas hakkında hüküm kurulması doğru değildir. Anılan husus, karar düzeltme isteği üzerine yeniden yapılan inceleme sonunda anlaşıldığından, davalının karar düzeltme isteğinin HUMK.'nun 440. maddesi uyarınca kabulüyle, Dairenin 19.04.2011 tarih, 13667-4574 sayılı kararının ortadan kaldırılmasına, yerel mahkemenin 16.12.2008 tarih, 328-581 sayılı kararının açıklanan nedenden ötürü (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK.'nın 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 18.04.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Bu kararı dosyanızda kullanın
Hukuk Asistan ile Yargıtay, Danıştay ve emsal kararlarında gelişmiş arama yapın; kararları dosyalarınıza ekleyin, UYAP ve UETS entegrasyonuyla işlerinizi tek yerden yönetin.
İnternet sitemizde gizliliğinizi koruyabilmek ve size daha iyi bir deneyim sunmak için sınırlı sayıda çerezler yer alır. Kullandığımız çerezler hakkında daha fazla bilgi edinmek için Çerez Politikamıza bakın.