1. Ceza Dairesi 2012/3903 E. 2013/1251 K. — Yargıtay Kararı
1. Ceza Dairesi 2012/3903 Esas 2013/1251 Karar 20.02.2013
1. Ceza Dairesi 2012/3903 E., 2013/1251 K.
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi KATILAN-SANIK : ... KATILANLAR : ..., ..., ..., ... SUÇ : Olası kastla öldürme, olası kastla yaralama, korku ve panik yaratacak şekilde ateş etme, dolandırıcılık HÜKÜM : Katılan-sanık ...: TCY.nın 157/1, 62, 52, 50. maddeleri uyarınca 6000 ve 80 TL adli para cezaları. Katılan-sanık ...: TCY.nın 81, 21/2, 62, 53. maddeleri uyarınca 16 yıl 8 ay hapis cezası. TCY.nın 81, 21/2, 62, 53. maddeleri uyarınca 16 yıl 8 ay hapis cezası. TCY.nın 86/2, 21/2, 62, 52, CYY.nın 231. maddeleri uyarınca 1000 TL adli para cezası ile ilgili hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına. TCY.nın 170/1-c, 62, CYY.nın 231. maddeleri uyarınca 5 ay hapis cezası ile ilgili hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına.
TÜRK MİLLETİ ADINA
1-Sanık ... hakkında mağdur ...'e yönelik olası kastla yaralama ve genel güvenliği kasten tehlikeye sokmak suçları yönünden; CMK.nun 231. maddesi uyarınca verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararlar CMK.nun 231/12 .../...
maddesi uyarınca itiraz yoluna tabi olduğundan, mahallince değerlendirme yapılmak üzere temyiz incelemesi dışı bırakılmıştır. 2-Sanık ... hakkında maktuller ... ve ...'e yönelik olası kastla öldürme, sanık ... hakkında mağdur ...'ye yönelik dolandırıcılık suçundan kurulan hükümlere yönelik olarak yapılan temyiz incelemesinde; Toplanan deliller karar yerinde incelenip, sanıkların suçlarının sübutu kabul, oluşa ve soruşturma sonuçlarına uygun şekilde suçların niteliği tayin, takdire ilişen cezayı azaltıcı sebebin niteliği takdir kılınmış, savunmaları inandırıcı gerekçelerle reddedilmiş, incelenen dosyaya göre verilen hükümlerde bozma nedenleri dışında isabetsizlik görülmemiş olduğundan, sanık ... müdafiinin temyiz dilekçelerinde ve duruşmalı incelemede eksik incelemeye, sübuta, meşru savunmaya, illiyet bağının bulunmadığına, TCK.nun 24. maddeleri hükümlerinin uygulanması gerektiğine vesaireye, katılan sanık ... müdafiinin bir nedene dayanmayan ve yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddiyle, A-Sanık ... hakkında dolandırıcılık suçundan kurulan hükmün tebliğnamedeki düşünceye uygun olarak (ONANMASINA), B-Sanık ... hakkında olası kastla öldürme suçlarından kurulan hükümler yönünden; Oluşa ve dosya kapsamına göre; özellikle tanık ...'nın anlatımlarından anlaşıldığı üzere, sanık ... ile ölen ...'in altın ticareti konusunda ilişki kurdukları, ölen ...'in altınlar karşılığında sanıktan para alarak dolandırdığı ve diğer ölen ... ve mağdur ...'le aynı araçla kaçmaya kalkıştıkları, sanığın kendilerini başka bir araçla takibe başladığı, çok hızlı bir kovalamaca sırasında, sanığın ikisi aracın arka camına ve bagaj kapağına isabet edecek şekilde, üç el silahla ateş ettiği, trafiğin çok yoğun olduğu ... karayolunda bu kovalamacanın sürdüğü, ölenlerle mağdurun bulunduğu araca yaklaşan sanığın, iki kez arkadan çarparak, aracın takla atmasına neden olduğu, kaza sonucu maktullerin öldüğü, mağdur ...'in ise yaralandığı olayda, a-Sanığın eylemini, maktul ... ve onunla birlikte hareket eden, maktul ... ve mağdur ...'in kendisine yönelik gerçekleştirmiş oldukları dolandırıcılık eylemi nedeniyle işlediğinin anlaşılması karşısında, sanık lehine haksız tahrik hükmünün uygulanması gerektiğinin düşünülmemesi, b-Olay sırasında uzman çavuş olarak görev yapmakta olan sanık ...'nin suçta kullandığı silahın görev yaptığı kurumun emanetine dahil olup olmadığı, ya da özel silahı olup olmadığı araştırılmadan zoralımına karar verilmesi, .../...
Bozmayı gerektirmiş olup, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden, resen de temyize tabi bulunan hükümlerin, heyetten üyeler ... ve ...'nın sanığın eyleminin bilinçli taksirle ölüme neden olma suçunu oluşturduğu yönünde karşı oyları ile oyçokluğuyla, tebliğnamedeki düşünceye uygun olarak (BOZULMASINA), bozma gerekçesine ve tutukluluk süresine göre sanık müdafiinin tahliye talebinin reddine, 20/02/2013 gününde oybirliği ile karar verildi. ...
KARŞI OY ;
Katılan-sanık ...'ün, maktuller ... ve ...'i olası kast ile öldürmek suçundan cezalandırılması talebi ile ilgili olarak açılan kamu davasının yapılan yargılaması sonunda, TCK.nun 81, 21/2, 62 maddeleri gereğince neticeten 16 yıl 8 ay hapis cezası ile iki kez cezalandırılmasına ilişkin ... 1. Ağır Ceza Mahkemesi kararının temyiz incelemesi neticesinde heyetimizce bu suçların niteliğinin isabetli olduğuna dair sayın çoğunluk görüşünün aksine, sanığın eyleminin “bilinçli taksir ile adam öldürme” olarak nitelendirilmesi gerektiği düşünce ve kanaati ile karara kısmen karşıyız. ŞÖYLEKİ, Olaya baktığımızda, öncesi itibariyle ölen ...'in sanığı dolandırdığı gerek mahkemece, gerekse dairemiz kararı ile sabit görülmüştür. Dolandırma eyleminin hemen akabinde maktuller ..., ... ve mağdur ..., aynı araç ile kaçmaya kalkıştıkları, sanığın kendilerini başka bir araç ile takibe başladığı, sanık ...'nin henüz ilçe merkezinde iken kovalamanın başlangıcı sırasında maktullerin bulunduğu araca arkadan birkaç kez durdurmak amacı ile vurduğu, aracın durmaması üzerine takibin hızlı bir şekilde ana karayolu üzerinde devam ettiği, sanık ...'nin (uzman jandarma olup, silah kullanmaya ehil biri olduğu da düşünülmek suretiyle, aracın iki el isabet aldığı yerlerde değerlendirilerek) yine aracı durdurma amaçlı 3 el ateş ettiği de sabittir. Bu ana kadar gelişen olaylara dayalı olarak çoğunluk görüşü ile hemfikiriz. Ancak, her ne kadar ana karayolu üzerinde devam eden kovalamaca sırasında, sanığın mağdurların bulunduğu araca yaklaşarak iki kez arkadan çarpmak suretiyle maktullerin aracının takla atmasına neden olduğu kabul edilmiş ise de; ... ana karayolu .../...
üzerinde sanığın maktullerin bulunduğu aracı takip etmesine karşın, bu aşamada onlara yeniden çarptığına ilişkin maddi nitelikte kesin ve net bir delil bulunmamaktadır. A)Tanık Beyanlarına baktığımızda; Bizzat sanığın aracında bulunan tanık ... beyanı ile, yine dinlenen diğer tanıklar ..., ...'ın mahkemece alınan beyanlarında bu çarpmadan bahsetmedikleri gibi, takibin iki araç ile çok hızlı bir şekilde seyir ettiğini de ayrıca beyan etmişlerdir. Her ne kadar tanık ..., soruşturma aşamasında karayolu üzerinde siyah renkli aracın, kaza yapan araca çarptığını ve çarpmanın etkisi ile kaza yapan aracın yolun soluna geçtiğini ve takla attığını beyan etmiş ise de, Mahkemedeki beyanında, bu hususu gördüğünün doğru olmadığını, ilk ifadesinin alındığı gün yaralı şahsın bu şekilde beyan etmesi üzerine, o an bu şekilde söylediğini, halbuki büyük bir gürültü duyup baktığında, aracın şarampole düştüğünü gördüğünü belirtmiştir. B)Dosyada mevcut teknik bilgilere bakıldığında ise; Tanık ...'nin bu şekilde çelişkili beyanları dışında, mahkemece keşif esnasında dinlenilen bilirkişinin yaptığı tesbitte: aracın her tarafında ezilmelerin olup, pert olduğunu, özellikle arka tampon bölgesi incelendiğinde herhangi bir çarpma izine rastlayamadığını, ezilmelerin ise ancak, aracın takla atmasından mütevellit olabilecek nitelikte olduğu, aracın üst tavan dış ve sağ arka kapı üst kısmında iki adet kurşun giriş deliği olduğunu belirtilmiştir. Yine, sanık ...'nin kullandığı araç üzerinde olayın hemen akabindeki saptamada ise, ön sağ kaporta ve tamponunda içe çökmelerin olduğu, plakasının çıkmış olduğu, sağ arka tamponunda sürtünme ile meydana gelen izlerin olduğuna ilişkin tesbit bulunmaktadır.
SONUÇ OLARAK; Dosyadaki beyanlar ile sanık ...'nin aracıyla hızlı şekilde maktullerin aracını arkalarından takip ettiği sabit ise de, onlara ... karayolu üzerindeki takip esnasında ikinci kez arkalarından çarptığına ilişkin tanık ...'nın çelişkili beyanlarına itibar etmek mümkün değildir.Zira, hiçbir maddi delil ile örtüşmemektedir. Kaldı ki, çok hızlı seyreden iki aracın çarpışma kuvveti de çok fazla olurduki, bu durumda sanık ...'nin aracının da savrulması ve çok fazla hasar alması gerekir idi. Oysa ki, sanık ...'nin aracında, ilçe merkezinde, maktullerin içinde bulunduğu aracı durdurmaya yönelik olarak yaptığı hafif darbelerin ve kurşun izleri dışında ağır bir hasar da tesbit edilebilmiş değildir. .../...
Bu hal ve şartta; sanığın olayda olası kast ile hareket ettiğini nasıl kabul edebiliriz. TCK.nun 21/1 maddesinde de bilindiği gibi “kişininin suçun kanuni tanımındaki unsurların gerçekleşebileceğini ÖNGÖRMESİNE rağmen, fiili işlemesi halinde OLASI KAST vardır.” şeklinde tanımlanmıştır. Olası kastta fail, asıl gerçekleştirmek istediği sonuç yanında başka sonuçların da oluşabileceği olasılığını görmekte ve bu sonuçları göze alarak davranışını yapmaktadır. Başka bir deyişle fail, asıl sonuç dışında öngördüğü öteki sonuçlar için,” olursa olsun,-çıkarsa çıksın,- değerse değsin," diye düşünmektedir. Diğer bir anlatımla, fail unsurların, sonuçların meydana gelmesini kabullenmektedir. İsteme ya da kabullenme olmadan kast olmaz. Olayımızda ölüm neticesini öngörebilmesi halinde dahi, isteme ya da kabullenme kesinlikle yoktur. Oysaki, TCK.nun 22/3 maddesinde “kişinin öngördüğü neticeyi istememesine karşın, neticenin meydana gelmesi halinde, bilinçli taksir vardır.” -Bilinçli taksir; sonucun fail tarafından öngörülmüş olmasına rağmen istenmemiş olmasıdır. Fail yaptığı hareketin yasada suç olarak düzenlenen bir sonuca neden olabileceğini öngörmekte, ancak gerçekleşmesini, istememekte, davranışını yapmaya devam etmektedir. Olayımıza gelirsek; Evet; sanık ...'nin maktulleri kesintisiz takibi söz konusudur, ama bu takipteki amaç onları öldürmeye yönelik olarak nitelendirilebilirmi? Aralarında öldürmeyi gerekli kılacak ciddi bir husumet yoktur. Sanık ...'nin her aşamada belirttiği üzere, amacı aracı durdurmaya yöneliktir. Dolandırılmıştır. Maktullerin ölümünden hiçbir menfaati olamayacağı gibi, aksine sağ olarak durdurulmalarında ekonomik menfaati bulunmakta ve dolandırıldığı parasını kurtarmak istemektedir. (Sanık aşamalardaki tüm savunmalarda da amacının bu olduğunu açık ve net olarak belirtmektedir.) Ancak, yaptığı kesintisiz takip sonucu, maktullerin içinde bulunduğu aracın kaza yapmasına neden olmak suretiyle, ölümlü neticenin meydana geleceğini öngörmesine rağmen, sonucu istemediği ancak neticenin gerçekleştiği olayda, eylem ile ölümler arasında illiyet bağı bulunmakla birlikte, bilinçli taksir düzeyinde sorumlu tutulması gerekir düşünce ve kanaati ile sayın çoğunluk görüşüne katılmıyoruz.
... ... Muhalif Üye Muhalif Üye
20/02/2013 gününde verilen işbu karar Yargıtay Cumhuriyet Savcısı .../...
'ın huzurunda ve duruşmada savunmasını yapmış bulunan sanık ... müdafii avukat ... 'in yokluğunda 21/02/2013 gününde usulen ve açık olarak anlatıldı.
Bu kararı dosyanızda kullanın
Hukuk Asistan ile Yargıtay, Danıştay ve emsal kararlarında gelişmiş arama yapın; kararları dosyalarınıza ekleyin, UYAP ve UETS entegrasyonuyla işlerinizi tek yerden yönetin.
İnternet sitemizde gizliliğinizi koruyabilmek ve size daha iyi bir deneyim sunmak için sınırlı sayıda çerezler yer alır. Kullandığımız çerezler hakkında daha fazla bilgi edinmek için Çerez Politikamıza bakın.