Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/697 E. 2024/481 K. — Emsal Kararı
Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/697 Esas 2024/481 Karar 02.07.2024
T.C. ANKARA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2022/697 Esas - 2024/481 TÜRK MİLLETİ ADINA T.C. ANKARA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2022/697 Esas KARAR NO : 2024/481
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Rücuen Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA : Davacı vekili, Müvekkilinin İktisadi Devlet teşekkülü olması dolayısıyla Kamu İhale Kanununa tabi olduğunu, Müvekkili teşekkülün asıl işi olan elektrik iletmenin dışında herhangi bir mal ya da hizmet alımına ya da yapım işine ihtiyacı olması halinde bunları 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu çerçevesinde ihale yoluyla değişik firmalardan temin ettiğini, Müvekkili Teşekkülün ... Geliştirme ve Eğitim Tesisleri İşletme Müdürlüğünce 4734 sayılı Kamu İhale Kanununun 62. maddesi 1. fıkrası (e) bendine göre ihale edilen temizlik hizmetlerinin imzalanan sözleşmeler ile davalı şirketlere verildiğini, Davalı şirket ve kişiler bünyesinde temizlik görevlisi olarak çalışmakta iken kıdem tazminata hak kazanacak şekilde işten ayrılan ...'a 71.213,83-TL kıdem tazminatından 16.09.2020 tarihinde net 70.673,32TL'nin ödendiğini, Dava dışı işçi ... müvekkili şirket tarafından yapılan tazminat ödemesinden sözleşme ve yasa hükümleri uyarınca çalıştırdığı sözleşme dönemi için davalı şirketler ve kişilerin sorumlu olduğunu, Davalılar ile imzalanan teknik şartnamelere göre de; yüklenici ile personeli arasında yasalardan ya da sözleşmeden doğacak ilişkilerin sorumlusu ve muhatabının yüklenici firma olduğunun ve yüklenici firmanın ihale konusu işlerin yapılmasında çalıştıracağı personelin ücret ve benzeri alacak ve haklarından dolayı...'ın bir yükümlülüğü olmayacağının düzenlendiğini, Davalılara işçi ...'a ödenen kıdem tazminatından sorumlu oldukları sözleşme dönemlerine ait borcun müvekkili hesabına yatırılması için ihtarnamelerin gönderilmiş olmasına rağmen müvekkili teşekkül hesabına herhangi bir ödeme yapılmadığını, Yapılan ödemenin 4.342,02 TL'sinin .... firmalarından alınmasından vazgeçildiğini, Kalan miktar olan 53.011,23 TL'lik tutarın davalılardan tahsil edilemediğini, Davalılarla yapılan arabuluculuk görüşmelerinde de anlaşma sağlanamadığını, Bu nedenle müvekkili Kurum tarafından dava dişi işçiye ödenen miktardan Tahsil edilemeyen 53.011,23 TL'nin dava dışı ...'ın sorumlu şirkete kişilerde çalıştığı dönemler esas alınarak ayrı ayrı ödeme tarihi olan 06.09.2020 tarihinden itibaren işlemiş ve işleyecek avans faizi ile birlikte tahsili gerektiğini belirterek ödenen 53.011,23 TL'nin ödeme tarihi olan 06/09/2020 tarihinden itibaren işlemiş ve işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı ... vekili, Davacının aynı konuda, aynı hukuki uyuşmazlığa dayanarak, ... Esas sayılı dosyasıyla dava açması nedeniyle iş bu davanın reddinin gerektiğini, Müvekkili ile davacı arasında ihale usulüyle hizmet alım sözleşmesinin imzalandığını müvekkilinin bu sözleşme kapsamı çerçevesinde kendi üzerinde düşen ikleri sözleşme süresince yerine getirdiğini, Taraflar arasında imzalanan sözleşme incelendiğinde dava dışı işçinin şirket çalışanı olduğunu ve kurumun emir ve talimatları doğrultusunda çalıştığını, İhale bedeliyle müvekkiline ödenen işçilik alacakları kalemlerinin net bir şekilde belli olduğunu ve bunların içinde kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ve diğer işçilik alacakları kalemlerinin olmadığını, Bunlara ek olarak 08.02.2015 tarihinde Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren " Kamu İhale Kanununa Göre İhale Edilen Personel Çalıştırılmasına Dayalı Hizmet Alımları Kapsamında İstihdam Edilen İşçilerin Kıdem Tazminatlarının Ödenmesi Hakkında Yönetmelik" de kıdem tazminatının kurum tarafından ödeneceğine yönelik düzenlemelerin mevcut olduğunu, Taraflar arasında ihale yapılarak sözleşmelerinin imzalandığı tarihlerde kıdem tazminatının kurum tarafından ödeneceğinin açık ve net bir şekilde düzenleme altına alınması nedeniyle müvekkilinin bu hükümlere güvenerek kurum ile bir iş ilişkisine giriştiğini, İhale bedeli kapsamında alt iş verenlere ödenmeyen bu ücretin alt iş verenlerden talep edilmesi hem hukuk kurallarıyla hem de hakkaniyetle bağdaşmadığını, "Hizmet Alımı İhaleleri Uygulama Yönetmeliği"nde yaklaşık maliyetin hesaplamasında kıdem tazminatı kaleminin dahil edilmediğini, Kanun metinleri ve ihale usulleri bu kadar açıkken aksi bir yorumun açıkça kanuna aykırılık oluşturduğunu, İşçilik alacaklarına ilişkin her ne kadar müteselsil sorumluluk öngörülmüşse de kanun koyucunun kamu kurum ve kuruluşlarına kıdem tazminatı bakımından ek bir yükümlülük getirdiğini, Kabul anlamına gelmemekle beraber kıdem tazminatı ve diğer işçilik alacaklarından davalıların davacı kurum ile yarı yarıya sorumlu olması gerektiğini, Bu ihtimalde de hizmet sözleşmesinin iş verenler arasında devir suretiyle yürütülmesi durumunda iki yıllık hak düşürücü süre sebebiyle müvekkilinin bir sorumluluğu olamayacağını savunarak davanın reddini istemiştir. Davalılar ... vekili, Davacı idarenin dava dışı işçinin tüm çalışma süresince "asıl işveren” olduğunu, Kesintisiz devreden zincirleme hizmet akitleri ve yasal düzenlemeler gereği, asıl işveren olan davacı idarenin, istihdam ettiği işçilerin tüm çalışma dönemlerine ilişkin tüm hak ve alacaklarından sorumlu olduğunu, 11 Eylül 2014 tarihinde “6552 Sayılı İş Kanunu İle Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması İle Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılmasına Dair Kanun”un yürürlüğe girdiğini ve anılan yasanın 8.maddesi ile getirilen düzenleme uyarınca işçiyi istihdam eden idarenin, işçilerin tüm çalışma dönemine ait hak ve alacaklardan tek başına sorumlu tutulduğunu, Davacı idarenin de dava dışı işçiye yukarıda bahsedilen yasal düzenleme ve yönetmelik hükümleri uyarınca ödeme yapmış olması nedeniyle kendisine yüklenen bir edimi ifa eden davacının müvekkili şirketlere rücu hakkının bulunmadığını, Taraflar arasında imzalanan Hizmet Alım Sözleşmesi gereğince müvekkillerine çalışanların kıdem tazminatları vs. işçilik hak ve alacaklarına karşılık olmak üzere idare tarafından herhangi bir ödeme de yapılmadığını, Davayı kabul anlamına gelmemekle birlikte; Mahkemenizce yapılacak yargılama neticesinde davacının rücu hakkı olduğu sonucuna varılacak olması halinde müvekkili şirketlerin sorumluluğunun ancak dava dışı işçiyi çalıştırmış oldukları dönem ile sınırlı olacak şekilde ve yine o tarihte işçinin almakta olduğu ücret üzerinden hesaplanacak yalnızca kıdem tazminatı miktarı ile sınırlı olacağını, Yargıtay'ın da pekçok içtihadında belirtildiği üzere, tarafların ödenen bu miktardan bir birlerine karşı yarı yarıya sorumlu olduklarını, Davacının dava tarihine kadar müvekkile herhangi bir başvuru yapmaması nedeniyle dava konusu alacağa ödeme tarihlerinden itibaren faiz talebinin de haksız olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. Davalılar ... vekili,Davacı tarafın davaya konu olayla ilgili müvekkillerine yöneltmiş olduğu mevcut bir davanın bulunması nedeniyle iş bu dosyanın derdestlikten reddedilmesi gerektiğini, Davaya konu hizmet alım sözleşmesinde ve ortaklıkta pilot ve yetkili ortağın müvekkili .... olması nedeniyle müvekkili ... davada taraf sıfatının olmadığını, Müvekkillerinin dava dışı işçiye yanında çalıştığı tüm hak ve alacakları eksiksiz bir şekilde ödediğini, Davacı ile müvekkili firma arasında imzalanmış olan sözleşmeler ve şartnamelerden de görüleceği üzere müvekkili firmaya, davacı kurum tarafından ücret ödemesi dışında hiçbir ödeme yapılmadığını, İdari Şartname'nin "Teklif fiyata dahil olan giderler" başlıklı 25. Maddesinde kıdem tazminatından bahsedilmemesi nedeniyle müvekkillerine böyle bir ödemenin yapılmadığını,4857 Sayılı İş Kanunu'nun 112/a maddesinde Kamu İhale Kanunu'na atıf yapıldığını ve Kamu İhale Kanunu'nda ise personel çalıştırmaya dayalı hizmet alımlarında alt işveren işçilerinin kıdem tazminatlarının idare tarafından ödenmesinin söz konusu olacağının hüküm altına alındığını, Dava dışı işçinin müvekkili firmanın ihaleyi aldığı sırada zaten davacı kurumun işçisi olduğunu ve müvekkili firmanın kendiliğinden kuruma getirdiği bir işçi olmadığını, Bu durumun diğer bir ispatının da dava dışı işçinin, müvekkili firmanın bünyesinde henüz 1 yılını doldurmadan davacı kurumun kendi onayı ve müvekkile yaptığı dayatma ile dava dışı işçiyi yıllık izne çıkartmış olması olduğunu, Tüm hakimiyet, emir, talimat verme yetkisinin davacı kurumda olması nedeniyle dava dışı işçinin işvereninin davacı Kurum olduğunu ve talep ettikleri miktarlardan kendilerinin sorumlu olduğunu, Kamu İhale Genel Tebliğinde yapılan değişiklikle daha önce sözleşme giderleri ve genel giderler kapsamında bulunan kıdem tazminatı maliyetinin bu kapsamdan çıkartıldığını, Yine aynı şekilde Kamu İhale Kanununa Göre İhale Edilen Personel Çalıştırılmasına Dayalı Hizmet Alımları Kapsamında İstihdam Edilen İşçilerin Kıdem Tazminatlarının Ödenmesi Hakkında Yönetmelik'in 5/2 maddesi uyarınca “son alt işverenleri ile yapılmış olan iş sözleşmeleri kıdem tazminatına hak kazanacak şekilde sona eren işçilerin birinci fıkraya göre tespit edilen sürelere ilişkin kıdem tazminatları, ilgili kamu kurum veya kuruluşu tarafından ödenir." Seklinde olduğunu, Davaya konu olayda ele alınması ve incelenmesi gereken konulardan birinin de alt işverene ait yetkilerin asıl işverence kullanılması durumu olduğunu, davacı kurumun zaten kendi bünyesinde eskiden beri çalışmakta olan dava dışı işçiye ait kıdem tazminatından sırf müvekkili firma ile hizmet alımı sözleşmesi yaptığı için haksız yere müvekkillerini sorumlu tutmaya çalıştığını, Bu hususla ilgili Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin birçok kararı olduğunu, Müvekkili firma ile davacı kurum arasında imzalanmış olan sözleşmelerin, şartnamelerin hiçbirinde kıdem tazminatı ödemesinden ötürü alt işverene rücu edileceğine dair açık bir hükme yer verilmediğini,... kayıtları ve hizmet dökümleri incelendiğinde de görüleceği üzere müvekkili firmanın yanında kıdem tazminatına hak kazanacak süre kadar çalışmadığını, Hiçbir şekilde kabul anlamına gelmemek üzere, Mahkeme aksi kanaate olur ise davacı kurumun her ihale ile iş verdiği firmadan, dava dışı işçiye yapmış olduğu ödemeler nedeni ile rücu edebileceği azami tutarın, her bir firmanın ihale ve istihdam sürelerine göre orantısal olacak şekilde ayrı ayrı hesaplanmasının gerektiğini, Mahkemece müvekkillerin sorumluluğu olduğu yönünde hüküm tesis edilecek olursa dava dışı işçiye yapılan ödeme sebebiyle davacı ve müvekkili firmanın (kendi dönemi itibariyle) yarı oranda sorumlu olduklarının kabul edilerek hesaplama yapılması gerektiğini, Hak düşürücü süreye ve zamanaşımına yönelik itirazlarının bulunduğunu, Davacının dava konusu alacağa yönelik ödeme tarihinden itibaren faiz talep etmesinin müvekkilleri temerrüde düşürülmediğinden haksız ve mesnetsiz olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. Diğer davalılar, usulune uygun yapılan tebligata rağmen davaya cevap vermemiştir.
DELİLLER : 1-) Dava konusu işçilik alacağı ödemesine ait belgeler ile dava dışı işçinin... hizmet döküm cetveli. 2-) Taraflar arasında imzalanan hizmet alım sözleşmesi ve ekleri ile genel ve teknik şartname. 3-) Hesap bilirkişi raporu. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE : Dava, davadışı işçiye ödenen işçilik alacaklarını taraflar arasındaki sözleşmeye istinaden ödediğini iddia eden davacının bu tutarın davalılardan rücuen tahsili istemine ilişkindir. Davacının davadışı işçiye yapmış olduğu ödeme tarihleri nazara alınarak davalılardan ...vekilinin ve davalı ... vekilinin zaman aşımı definin reddine, Davalılardan...vekilinin ve davalı ...l vekilinin yetkiye yönelik itirazının taraflar arasında yapılan sözleşmenin yetkiyi düzenleyen Maddesi uyarınca yetkili mahkemenin ... olduğuna ilişkin belirleme uyarınca HMKnın 17. Maddesi gereği reddine, Davalılardan ...vekilinin, davalılardan ...vekilinin derdestlik itirazının davaya konu yapılan ödemeye isabet eden ve işçinin çalıştığı tarih aralıklarının .... Mahkemesindeki dava konusundan farklı olduğu görüldüğünden derdestlik itirazlarının ayrı ayrı reddine, Davalı ... vekilinin yaklaşık maliyet cetvellerinin davacı kurumdan celbine ilişkin talebinin dosya kapsamında bulunan sözleşme hükümleri nazara alınarak reddine karar verilmiş ve dava dosyasının esasının incelenmesine başlanmıştır. Dosyamızda taraf delilleri toplandıktan sonra dava dışı sigortalı işçiye ait sigorta hizmet kayıtları celp edildikten sonra dosyamızda ... bilirkişisinden hesap bilirkişi raporu aldırılmış alınan bilirkişi raporunda özetle; davaya konu ödemenin, dava dışı işçinin davalı şirketlerin bünyesinde 31.07.1998-10.09.2020 tarihleri arası çalışma dönemini kapsadığı, bu ödemenin davacı Kurum ile davalı firmalar arasında imzalanmış sözleşmelerde işçilik alacaklarından alt işverenlerin sorumlu olacağına ilişkin hüküm bulunması nedeniyle emsal yargı kararları ve TBK hükümlerine göre davalı firmalardan rücu edilebileceği mütalaa olunmuştur. Davacı kurum ile davalılar arasında düzenlenen sözleşmelerde sözleşme süresince yüklenici şirket bünyesinde çalıştırdığı işçilerin işe alınması, işten çıkarılması neticesinde doğabilecek tüm yükümlülüklerin yüklenici şirketlere ait olacağının kararlaştırıldığı anlaşılmıştır. Kıdem tazminatı alacağı yerleşik Yargıtay kararları uyarınca ... her bir işverenin işçinin kendi çalıştırdığı döneme isabet eden miktarla sınırlı olarak sorumlu olup, son işveren ise yıllık izin ücreti alacağı ve fesih ihbar alacağından sorumludur. (... Bahse konu hizmet alım sözleşmesinin ve eklerinin imza tarihi ile sözleşmede açıkça davalı yüklenici Şirketlerin işçilik alacaklarından hukuki sorumluluğu öngörülmesine göre, davacı kurum, davalı yüklenici Şirketlerden çalıştırdığı işçinin işçilik hakları bağlamında işçiye kıdem tazminatı ödemesi ile davalılara rücu hakkını haiz olup dava konusu ödemelerin Mahkememiz’ce de benimsenen bilirkişi raporunda hesaplanan kısmını taleple bağlı kalınarak davalılardan rücuen talep etmekte hukuken haklıdır. Toplanan delillere göre açıklanan gerekçelerle; davanın dava dilekçesindeki talep ile 06/07/2023 tarihli beyan dilekçesindeki talep de dikkate alınarak ve her bir davalı yönünden taleple bağlı kalınarak kısmen kabulü ile, ödeme tarihi olan 16/09/2020 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte anılan davalılardan anılan miktarlarla alınarak davacıya verilmesi gerektiği kanaatine varılmış olmakla aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklanacağı üzere; Davanın KISMEN KABULÜ İLE; -1.753,74 TL'nin ödeme tarihi olan 16.09.2020 tarihinden itibaren işlemiş avans faizi ile birlikte ... -3.382,86 TL'nin ödeme tarihi olan 16.09.2020 tarihinden itibaren işlemiş avans faizi ile birlikte ... -4.317,28 TL'nin ödeme tarihi olan 16.09.2020 tarihinden itibaren işlemiş avans faizi ile birlikte ...müştereken ve müteselsilen, -236,56 TL'nin ödeme tarihi olan 16.09.2020 tarihinden itibaren işlemiş avans faizi ile birlikte ... -4.317,28 TL'nin ödeme tarihi olan 16.09.2020 tarihinden itibaren işlemiş avans faizi ile birlikte ... müştereken ve müteselsilen, -362,84 TL'nin ödeme tarihi olan 16.09.2020 tarihinden itibaren işlemiş avans faizi ile birlikte Özden BAKIR'dan, -4.329,91 TL'nin ödeme tarihi olan 16.09.2020 tarihinden itibaren işlemiş avans faizi ile birlikte ...'den alınarak Davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin REDDİNE, 2-Alınması gerekli 3621,19-TL nispi karar ve ilam harcı için peşin alınan 905,30-TL’den mahsubu ile eksik alınan 2.715,89-TL harcın davalılardan alınarak Maliye Hazinesine gelir kaydına, 3-Arabulucu ücreti olarak yatırılan 1.560.00 TL ücretin davalılardan tahsili ile hazineye irad kaydına, 4-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükteki AAÜT gereğince kabul edilen miktar üzerinden hesaplanan 17.900,00-TL vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, 5- Bu dava kapsamında davacı tarafından yatırılan başvurma harcı, peşin harç, vekalet harcı olmak üzere toplam 997,50-TL harcın davalılardan tahsili ile davacıya verilmesine, 6-Bu dava kapsamında davacı tarafından yapılan 4.528,50 TL posta/tebligat/bilirkişi gideri olan yargılama giderinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine 7-HMK 333.m. gereğince artan gider avansının karar kesinleştiğinde davacıya İADESİNE, Dair; davacı vekilinin yüzüne karşı davalıların yokluğunda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde verilecek dilekçe ile ... yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 02/07/2024
...
Bu kararı dosyanızda kullanın
Hukuk Asistan ile Emsal, Danıştay ve emsal kararlarında gelişmiş arama yapın; kararları dosyalarınıza ekleyin, UYAP ve UETS entegrasyonuyla işlerinizi tek yerden yönetin.
İnternet sitemizde gizliliğinizi koruyabilmek ve size daha iyi bir deneyim sunmak için sınırlı sayıda çerezler yer alır. Kullandığımız çerezler hakkında daha fazla bilgi edinmek için Çerez Politikamıza bakın.