8. Daire 2023/4550 E. 2023/4106 K. — Danıştay Kararı :: Hukuk Asistan
Danıştay Kararı

8. Daire 2023/4550 E. 2023/4106 K. — Danıştay Kararı

8. Daire 2023/4550 Esas 2023/4106 Karar 26.09.2023
Danıştay 8. Daire Başkanlığı 2023/4550 E.,  2023/4106 K.

T.C.
D A N I Ş T A Y
SEKİZİNCİ DAİRE
Esas No : 2023/4550
Karar No : 2023/4106

TEMYİZ EDEN (DAVACI): …

KARŞI TARAF (DAVALI): … Bakanlığı
VEKİLİ: Av. …

DAVALI YANINDA MÜDAHİL: …

İSTEMİN KONUSU: … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin … gün ve E:…, K:… sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı tarafından, İstanbul Barosuna kayıtlı Avukat … hakkında yapmış olduğu şikayet başvurusu sonucunda, 19/12/2018 tarihli Olur ile soruşturma izni verilmesine gerekli görülmediğine dair Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün … tarihli ve … sayılı işleminin iptaline karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; dosyadaki bilgi ve belgelerden, müdahilin, dava dışı Av. … aleyhine açılabilecek dava ve yapılabilecek müracaatlar hakkında müştekiyi yeterince bilgilendirmediğine, bu işlemleri yapmak üzere de vekillik üstlendiğine dair somut herhangi bir bilgi ve belgenin bulunmadığı, 1136 sayılı Avukatlık Kanununun 173. maddesi uyarınca, gerekli masraflar ve vekâlet ücreti ödenmeden avukatın işlem yapmasının kendisinden beklenemeyeceği, anılan Kanun'un 37. maddesi uyarınca da avukatın her zaman vekillikten çekilme ve bu doğrultuda UYAP'taki vekillik kaydını sildirme hakkının bulunduğu, yine müdahilin müvekkilinin haklarını gereği gibi savunmadığına dair soyut iddia dışında delil bulunmadığı görüldüğünden, Adalet Bakanlığınca soruşturma izni verilmemesine ilişkin işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı tarafından söz konusu kararın istinaf edilmesi üzerine ... İdare Mahkemesinin … tarih ve E:… sayılı kararı ile istinaf isteminin süre yönünden reddine karar verilmiş; bu karara karşı davacı tarafından 7 gün içerisinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve davalı idare tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine, kesin olarak karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Hukuka aykırı olan temyiz istemine konu Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesi gerektiği ileri sürülmüştür.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Davalı Adalet Bakanlığı tarafından temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuş olup davalı yanında davaya katılan tarafından savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ: …
DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin incelenmeksizin reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra işin gereği görüşüldü:

İLGİLİ MEVZUAT
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "İstinaf" başlıklı 45. maddesinin 1. fıkrasında, " İdare ve vergi mahkemelerinin kararlarına karşı, başka kanunlarda farklı bir kanun yolu öngörülmüş olsa dahi, mahkemenin bulunduğu yargı çevresindeki bölge idare mahkemesine, kararın tebliğinden itibaren otuz gün içinde istinaf yoluna başvurulabilir. Ancak, konusu beş bin Türk lirasını geçmeyen vergi davaları, tam yargı davaları ve idari işlemlere karşı açılan iptal davaları hakkında idare ve vergi mahkemelerince verilen kararlar kesin olup, bunlara karşı istinaf yoluna başvurulamaz."; 2. fıkrasında, " İstinaf, temyizin şekil ve usullerine tabidir. İstinaf başvurusuna konu olacak kararlara karşı yapılan kanun yolu başvurularında dilekçelerdeki hitap ve istekle bağlı kalınmaksızın dosyalar bölge idare mahkemesine gönderilir."; 6. fıkrasında, "Bölge idare mahkemelerinin 46 ncı maddeye göre temyize açık olmayan kararları kesindir. (...)" hükmü; aynı Kanunun "Temyiz dilekçesi" başlıklı 48. maddesinin 6. fıkrasında, "(...) Temyizin kanuni süre geçtikten sonra yapılması veya kesin bir karar hakkında olması halinde de kararı veren merci, temyiz isteminin reddine karar verir. İlgili merciin bu kararları ile bu maddenin 2 nci fıkrasında belirtilen temyiz isteminde bulunulmamış sayılmasına ilişkin kararlarına karşı, tebliğ tarihini izleyen günden itibaren yedi gün içinde temyiz yoluna başvurulabilir.", 7. fıkrasında, "(...) temyizin kanuni süre içinde yapılmadığı veya kesin bir karar hakkında olduğunun anlaşıldığı hallerde, 2 ve 6 ncı fıkralarda sözü edilen kararlar, dosyanın gönderildiği Danıştayın ilgili dairesi ve kurulunca, kesin olarak verilir." hükmü yer almıştır.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri bir arada değerlendirildiğinde, 2577 sayılı Kanunun 45/2. maddesi gereği, istinafın temyizin şekil ve usullerine tabi olduğu, dolayısıyla aynı Kanunun 48/6. maddesinin uygulamasında, istinaf isteminin kanuni süre geçtikten sonra yapılması halinde kararı veren merci olarak İdare Mahkemesince istinaf isteminin reddine karar verileceği, bu karara karşı tebliğ tarihinden itibaren 7 gün içinde istinaf başvurusunda bulunulabileceği, istinaf istemini incelemeye yetkili Bölge İdare Mahkemesince yapılacak inceleme sonucu verilecek kararın kesin olacağı anlaşılmaktadır.
Öte yandan, Anayasa Mahkemesince, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 18/6/2014 tarihli ve 6545 sayılı Kanun’un 19. maddesiyle değiştirilen 45. maddesinin (2) numaralı fıkrasının birinci cümlesinin ve 5/4/1990 tarihli ve 3622 sayılı Kanun’un 17. maddesiyle değiştirilen 48. maddesinin 18/6/2014 tarihli ve 6545 sayılı Kanun’un 21. maddesiyle değiştirilen (7) numaralı fıkrasında yer alan “…ve 6 ncı…” ibaresinin, “istinafın kanuni süre geçtikten sonra yapılması hâli” yönünden değerlendirildiği ve Anayasaya aykırı bulunarak iptal edildiği 17.08.2022 tarih ve 31926 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 20.07.2022 tarih ve E:2022/48 K:2022/93 sayılı kararında; " (...) İstinaf başvurusunun kanuni süresinde yapılmadığına ilişkin değerlendirmeyi ilk kez -idari yargı kolundaki en üst dereceli mahkeme olmayan- bölge idare mahkemelerinin yaptığı hâllerde, anılan mahkemelerin bu yöndeki değerlendirmelerinin kişilere ağır bir külfet yükleyecek ve onların mahkemeye erişim haklarını aşırı kısıtlayacak biçimde katı ve şekilci bir yoruma dayandığı ya da sürenin hesaplanmasına ilişkin muğlak veya yorumu gerektiren hukuki meseleler olduğunda bunların bölge idare mahkemelerince öngörülemez biçimde yorumlandığı durumlar söz konusu olabilir. Yahut anılan mahkemelerin süreye ilişkin kuralları hatalı olarak da uygulayabilmeleri mümkündür. Kurallar bölge idare mahkemelerinin bu kapsamda verdiği ve mahkemeye erişim hakkına ölçüsüz müdahale teşkil edebilen, bu sebeple anılan hakkın ihlaline yol açabilecek bu tür kararları bakımından kişilerin bu yöndeki iddia ve itirazlarını ileri sürebilmelerine engel olmakta, başka bir anlatımla söz konusu ihlalin gerçekleşmesini engellemeye elverişli yargısal yollara başvuruda bulunulabilmesi imkânını ortadan kaldırmaktadır. Bu yönüyle kurallar, mahkemeye erişim hakkına ilk kez müdahale eden ve o yargı kolundaki en yüksek mahkemece (Danıştay) verilmeyen kararlara karşı yargı mercilerine başvuru yollarını kapatmak suretiyle Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan mahkemeye erişim hakkı ile bağlantılı olarak Anayasa'nın 40. maddesinde düzenlenen etkili başvuru hakkına aykırılık oluşturmaktadır." gerekçelerine yer verildiği görülmektedir.
Görüldüğü üzere, norm denetimine konu itiraz konusu kurallarda, istinaf merciinin istinaf talebini süre aşımından reddetmesi durumunda bu karara karşı başka bir kanun yoluna başvuru imkânının tanınmamasıyla ilgili bir düzenleme öngörülmesinin mahkemeye erişim hakkı ile bağlantılı olarak etkili başvuru hakkına aykırılık oluşturduğu tespitine yer verilmektedir.
Somut olayda ise; davacının İdare Mahkemesinin esas hakkında verdiği karara karşı istinaf başvurusunda bulunması üzerine istinaf başvurusunun süre yönünden reddi kararının ilk kez İdare Mahkemesince verildiği dikkate alındığında, Bölge İdare Mahkemesince yapılan istinaf denetimi üzerine verilen kesin kararın, yukarıda yer verilen Anayasa Mahkemesi kararı karşısında, davacının Mahkemeye erişim hakkını ihlal ettiğinden söz edilemeyeceği açıktır.
Diğer taraftan, davaya konu uyuşmazlığın İstanbul Barosuna kayıtlı Avukat ... hakkında yapılan şikayet üzerine soruşturma izni verilmemesine ilişkin Adalet Bakanlığı işleminin iptali isteminden doğduğu, bu bakımdan 2577 sayılı Kanunun temyizen incelenebilecek davaların tahdidi olarak sayıldığı 46. maddesinde belirtilen uyuşmazlıklar arasında yer almadığı görüldüğünden temyiz isteminin bu açıdan da incelenmesine yasal olanak bulunmamaktadır.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1- TEMYİZ İSTEMİNİN İNCELENMEKSİZİN REDDİNE,
2- Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, kesin olarak, 26/09/2023 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Bu kararı dosyanızda kullanın

Hukuk Asistan ile Danıştay, Danıştay ve emsal kararlarında gelişmiş arama yapın; kararları dosyalarınıza ekleyin, UYAP ve UETS entegrasyonuyla işlerinizi tek yerden yönetin.

Bize yazın