8. Daire 2022/4558 E. 2023/6980 K. — Danıştay Kararı
8. Daire 2022/4558 Esas 2023/6980 Karar 08.12.2023
Danıştay 8. Daire Başkanlığı 2022/4558 E., 2023/6980 K.
T.C. D A N I Ş T A Y SEKİZİNCİ DAİRE Esas No : 2022/4558 Karar No : 2023/6980
Temyiz İsteminde Bulunanlar: 1- (Davalı) … Başkanlığı Vekili: Av. …
2- (Davalı Yanında Davaya Katılan) … Üniversitesi Vekili: Av. …
Karşı Taraf (Davacı): … Vekili: Av. …
İstemin Özeti : ... İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının hukuka aykırı olduğu öne sürülerek, 2577 sayılı Kanunun 49. maddesi uyarınca temyizen incelenerek bozulması istemidir.
Danıştay Tetkik Hakimi: … Düşüncesi: İstemlerin kabulü gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA Hüküm veren Danıştay Sekizinci Dairesince işin gereği görüşüldü: Dava, davacının Ankara Üniversitesi Bilimsel Araştırma Projeleri Koordinatörü olarak görev yaptığı dönemdeki eylem ve işlemleriyle Yükseköğretim Kurumları Yönetici, Öğretim Elemanı ve Memurları Disiplin Yönetmeliği'nin 11. maddesinin 1. fıkrasının (e) bendi uyarınca kamu görevinden çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Yükseköğretim Kurulu Yüksek Disiplin Kurulu'nun … tarih ve … sayılı işleminin iptali ve bu işlem nedeniyle yoksun kalınan parasal ve özlük hakların yasal faiziyle birlikte tazminine karar verilmesi istemiyle açılmıştır. Dairemizin 28/01/2021 tarih ve E:2019/3176, K:2021/436 sayılı bozma kararında; lüzum-u muhakeme sürecinin de devam ettiği, davacının bilimsel araştırma projeleri koordinatörü olarak görev ve sorumluluğunun bulunduğu bilimsel araştırma projelerinde yapılan usulsüzlüklere ilişkin tesis edilen disiplin cezasına dayanak fiilleri için yeniden değerlendirme yapılmasının istenilmesi üzerine; ... İdare Mahkemesi tarafından, bozma kararına uyulmak suretiyle temyize konu kararında; fezlekede yer alan tekliflerin henüz Son Soruşturma Yetkili Kurulunca karara bağlanmadığı, Mahkemenin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararında yer verilen değerlendirmeden ayrılmayı gerektirir bir durumun bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir. Dairemizin 12/04/2023 tarih ve E:2022/4558 sayılı Ara kararı ile davalı idareden; "Fezlekede yer alan tekliflerin Son Soruşturma Yetkili Kurulunda görüşülüp görüşülmediği, görüşüldüyse verilen kararın onaylı örneği; fezlekede yer alan tekliflere ilişkin olarak Son Soruşturma Yetkili Kurulunda karar verilmediyse, konunun bu kadar zaman almasına neden olan sebeplerin sorulmasına ve konuya ilişkin işlem dosyası ile tüm bilgi ve belgelerin onaylı örneğinin istenilmesine" karar verilmiştir. 25/05/2023 tarihinde kayıtlara alınan cevabi yazı ekinde yer alan … tarih ve … sayılı Son Soruşturma Yetkili Kurulu Ek Kararında; davacı hakkında isnat konusu resmi evrakla sahtecilik, kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık suçunu işlediğine dair her türlü şüpheden uzak, yeterli, kesin ve inandırıcı delil elde edilemediğinden bahisle men-i muhakeme kararının verildiği, karar gerekçesinde ise, "Adalet Bakanlığı Adli Tıp Kurumu tarafından yapılan inceleme sonucunda düzenlenen raporda, 40 adet proje özelinde yapılan değerlendirmede bir kısım projedeki imzaların mevcut muhakeme imzalarına kıyasla davacının eli ürününün olmadığı, bir kısım imzaların ise ileri bir tespite gidilemediği, sahte olduğu ileri sürülen imzalar üzerinde Ankara Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğünce yapılan inceleme sonucunda hazırlanan uzmanlık raporunda da; davacı adına atılmış olan imzaların adı geçenin elinden çıkıp çıkmadığı hususunda kanaat beyanının mümkün olmadığının belirtildiği, dolayısıyla sahte imza iddiası bakımından her türlü şüpheden uzak, somut ve kesin delillerin ortaya konulamadığı, HTS kayıtlarında da davacının dahlini bulunduğunu gösterir bir tespite rastlanmadığı, disiplin soruşturması sonucunda Yüksek Disiplin Kurulu'nun … tarih ve … sayılı kararıyla “Kamu Görevinde Çıkarma Cezası” ile cezalandırılmasına ilişkin işlemin iptaline karşı açılan davada, ... İdare Mahkemesi'nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararında, dava konusu işlemin iptaline karar verildiği" hususlarına yer verilmiş, aynı kararda rektör yardımcısı N.H., memur E.D. hakkında lüzüm-u muhakeme kararı alınmış olup, nihai karara ilişkin sürecin devam ettiği anlaşılmaktadır. Dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte yürürlükte olan Yükseköğretim Kurumları Yönetici, Öğretim Elemanı ve Memurları Disiplin Yönetmeliği'nin 'Kamu Görevinden Çıkarma' başlıklı 11. maddesinin 1. fıkrasının (e) bendinde; "Kamu hizmeti veya öğretim elemanı sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak" fiili kamu görevinden çıkarma cezasını gerektiren eylemler arasında sayılmış, 'Ceza Kovuşturması ile Disiplin Kovuşturmasının Bir Arada Yürütülmesi' başlıklı 20. maddesinde; "Aynı olaydan dolayı yönetici, öğretim elemanı, memur veya diğer görevliler hakkında ceza muhakemesinde kovuşturmaya başlanmış olması, disiplin kovuşturmasını geciktirmez. Sanığın Ceza Kanunu’na göre mahkûm olması veya olmaması halleri, ayrıca disiplin cezasının uygulanmasına engel olmaz. Disiplin soruşturması veya sonuçları, ceza soruşturmasını etkilemez." hükmüne yer verilmiştir. 09/12/2016 tarih ve 29913 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6764 sayılı Kanun'un 26. maddesiyle değiştirilen 2547 sayılı Kanun'un 53. maddesinin (b) fıkrasının 'Kamu görevinden çıkarma' başlıklı 6. bendinin (c) alt bendinde, "Kamu hizmeti veya öğretim elemanı sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak" fiili kamu görevinden çıkarmayı gerektiren eylemler arasında sayılmış olup 27. maddesiyle değiştirilen 53/A maddesinin 1. fıkrasının (n) bendinde; "Bir fiilden dolayı ilgili hakkında ceza soruşturması veya kovuşturması yapılıyor olması, aynı fiilden dolayı disiplin soruşturması yapılmasına, ceza verilmesine ve bu cezanın yerine getirilmesine engel değildir. Gerektiğinde ceza kovuşturması bekletici mesele yapılabilir. Bu durumda disiplin soruşturmasına ilişkin zamanaşımı süreleri durur.", (o) bendinde; "Bir fiilin diğer kanunlar uyarınca idari yaptırıma bağlanmış olması, aynı fiile bu Kanun kapsamında disiplin cezası verilmesine engel teşkil etmez." hükümleri yer almıştır. Dava dosyasının incelenmesinden, Ankara Üniversitesi Bilimsel Araştırma Projeleri (BAP) Koordinatörlüğü'nde 31 adet projede usulsüz alım gerçekleştirildiği ihbarı üzerine, anılan Üniversite tarafından yapılan inceleme sonucunda, BAP Koordinatörlüğü'nde, projelerin gerek kesin raporunun kabul edilmesinden önce, gerekse kabul edildikten sonra, resmi belgede sahtecilik, imza taklidi ve görevi kötüye kullanma suretiyle usulsüz alımların yapıldığı, yapılan alımlarda proje yürütücüsü olan öğretim üyelerinin imzalarının taklit edildiği, proje öngörüsünde yer almayan kalemlerin proje yürütücüsünün haberi olmadan öngörülere eklendiği, satın alımların yapıldığı veya yapılmış gibi gösterildiği, satın almaların doğrudan temin sınırları içinde kalan tutarlarla ve büyük çoğunluğunun aynı firmalar üzerinden yapıldığı, anılan birimdeki personelin anılan usulsüz işlemleri dile getirmesine rağmen ilgililerin kayıtsız kaldığı, usulsüz izin onayları ve yetki devirleri ile hukuka aykırılıkların oluşumuna sebebiyet verildiği, bu usulsüzlüklerin ve haksız kazanç elde etmelerin gerçekleşmesine göz yumulduğunun tespit edildiğinin belirtilmesi üzerine konunun Yükseköğretim Denetleme Kurulu Başkanlığına iletildiği, anılan birim tarafından yapılan soruşturma sonucunda hazırlanan … tarih ve … sayılı raporda, davacının Koordinatör olarak görev yaptığı birimde, resmi belgede sahtecilik, imza taklidi ve görevi kötüye kullanma suretiyle usulsüz alımlar yapıldığı ve proje bütçesinden yaklaşık 888.117,13-TL'nin tedarikçi firmaların hesabına aktarılarak kurumun zarara uğratıldığı, bu suretle 34 ayrı sahte ihtiyaç formundan henüz iki yıllık zamanaşımı dolmayan 12 adedi için müteaddit defa aynı fiili aynı amaca yönelik işleyen davacının Yönetmeliğin 11. maddesinin (e) bendinde yer alan disiplin suçunu işlediğinden bahisle kamu görevinden çıkarma cezası ile cezalandırılması teklif edilmesi üzerine, tesis edilen Yükseköğretim Kurulu Yüksek Disiplin Kurulu'nun … tarih ve … sayılı işleminin iptali ve bu işlem nedeniyle yoksun kalınan parasal ve özlük hakların yasal faiziyle birlikte tazmini istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır. Disiplin cezaları, kamu hizmetinin gereği gibi yürütülebilmesi bakımından kişilerin mevzuat uyarınca yerine getirmek zorunda oldukları ödev ve sorumlulukları ifa etmemeleri veya mevzuatta yasaklanan fiillerde bulunmaları durumunda uygulanan yaptırımlar olup, subjektif ve bireysel etkileri bulunduğu gibi kamu hizmetinin gereği gibi sürdürülmesi ve kamu düzeninin sağlanması bakımından objektif ve kamusal öneme sahiptirler. Öte yandan, ceza hukuku ile disiplin hukuku arasında amaç, kapsam, usul ve sonuçları bakımından farklılıklar vardır. Ceza yargılamasında suçun niteliği ve delillerin takdirinde uygulanan ilke ve kurallar ile disiplin hukuku açısından uygulanan ilke ve kurallar birbirinden farklı olduğundan, idarenin ilgili hakkında disiplin cezası vermemesi, ceza mahkemelerince ceza verilmesine hukuki engel oluşturmayacağı gibi, aynı şekilde ceza yargılaması sonucu verilen karar, disiplin cezası verilmesine engel teşkil etmeyecektir. Aksi uygulama, disiplin hukukunun amacı ve kendine özgü kurallarıyla bağdaşmamaktadır. İdari yargı mercilerince, ceza mahkemesi kararından bağımsız olarak dava dosyasındaki disiplin soruşturmasına ilişkin bilgi, belgeler ve tanık ifadeleri çerçevesinde davacının isnat edilen eylemleri işleyip işlemediği ve bu eylemlerin disiplin suçu oluşturup oluşturmadığı hakkında inceleme yapılarak karar verilmesi esas olup, maddi olayın açıklığa kavuşturulması için resen araştırma yetkisi kapsamında ceza yargılaması sırasında alınan sanık ve tanık ifadeleri, bilirkişi raporları gibi maddi delillerin ve yargılama sonucunda verilen ceza mahkemesi kararının ve bu karardaki tespitlerin kullanılması da mümkündür. Uyuşmazlıkta, davacı hakkında resmi evrakla sahtecilik ve kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık suçlarını işlediğine dair her türlü şüpheden uzak, yeterli, kesin ve inandırıcı delil elde edilemediği, şüpheden sanık yararlanır kuralından bahisle men-i muhakeme kararı verilmişse de, yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri ve yargı içtihatları uyarınca, disiplin soruşturması ve ceza yargılaması süreçlerinin birbirinden bağımsız olduğu, hukukumuzda hangi fiillerin yüz kızartıcı ve utanç verici eylem kapsamında yer aldığına ilişkin bir düzenleme olmadığı, kamu hizmeti/öğretim elemanı sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerin tümünün önceden öngörülmesinin ve tespitinin olanaksız olduğu, dolayısıyla ceza kovuşturması neticesinde verilmiş olan kararın disiplin hukuku açısından kişilere yöneltilen suçlamanın yüz kızartıcı ve utanç verici bir suç olup olmadığının tespiti için disiplin makamlarına ve idari yargı mercilerine sadece karine teşkil edeceği, zira ceza hukuku ile disiplin hukukunun ilke ve esasları ile koruduğu menfaatlerin farklılık arzettiği, ceza kanunlarına göre suç teşkil etmeyen bir fiilin disiplin mevzuatına aykırılık teşkil etmesi ve cezalandırılmasının mümkün olduğu, aksi durumun kabulü halinde disiplin hukuku ve idari yargı mercilerinin işlevsiz hale geleceği tartışmasızdır. Her ne kadar, adli yargı mercilerince verilecek olan yargı kararının beklenilmesi gerektiği hususu ileri sürülebilir ise de, davaya konu edilen fiillerin 08/2010 tarihi ila 07/2012 tarihi arasında gerçekleştirildiği, aradan geçen zaman zarfında konuya ilişkin nihai değerlendirmenin yapılamadığı, kaldı ki Dairemizin 12/04/2023 tarih ve E:2022/4558 sayılı Ara kararı üzerine 25/05/2023 tarihinde kayıtlara alınan cevabi yazı ekinde … tarih ve … sayılı Son Soruşturma Yetkili Kurulu Ek Kararının gönderildiği anlaşılmakla birlikte, bu sürecin henüz daha yeni başladığı, sürecin sonucunun beklenmesi halinde işbu davanın sonuçlanmasının oldukça uzayacağı, bu durumun ise adil yargılama hakkının ihlali sonucunu doğuracağı açıktır. Bu kapsamda, dava dosyasında ve UYAP sisteminde yer alan tüm bilgi ve belgelerin değerlendirilmesinden, 26 projede gerek kesin raporun kabul edilmesinden önce gerekse kabul edildikten sonra projelerde kalan paralarla alınmayan araç ve gereçlerin alınmış gibi gösterildiği, proje yürütücüsü öğretim üyelerinin imzalarının taklit edilerek sahte imza kullanıldığı, satın alımların doğrudan temin sınırları içerisinde kalan tutarlarla ve büyük çoğunlukla aynı firmalar üzerinden yapıldığı, konuya ilişkin alınan personel ifadelerinde usulsüz işlemlerin dile getirilmesine rağmen konuya kayıtsız kalınıldığı, soruşturma sürecinde firma yetkililerinin alınan ifadelerinde, bizzat davacının kendilerinden herhangi bir mal alışverişi olmadan fatura verilmesinin istenildiği, memur E.D. aracılığıyla banka hesapları arasında para aktarma işlemlerinin yapıldığı, yaklaşık zararın 888.117,13-TL olduğu, davacının bilimsel araştırma projeleri koordinatörü sıfatıyla görev ve sorumluluğunun bulunduğu projelerde gerçekleştirilen usulsüzlüklerden doğrudan sorumluluğunun bulunduğu, sübuta eren eylemlerinin disiplin soruşturması kapsamında kamu hizmeti veya öğretim elemanı sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici nitelikte olduğu, bu fiillerin kamu görevinden çıkarma cezasını gerektiren eylemler arasında değerlendirilmesi gerektiği anlaşıldığından, tesis edilen dava konusu işlemde hukuka aykırılık, aksi yöndeki Mahkeme kararında ise hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna ulaşılmaktadır. Açıklanan nedenlerle; ... İdare Mahkemesinin temyize konu kararının bozulmasına, dosyanın yeniden bir karar verilmek üzere anılan Mahkemeye gönderilmesine, bu kararın tebliğ tarihini izleyen 15 (onbeş) gün içerisinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere, 08/12/2023 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY : (X-) Dava, davacının Ankara Üniversitesi Bilimsel Araştırma Projeleri Koordinatörü olarak görev yaptığı dönemdeki eylem ve işlemleriyle Yükseköğretim Kurumları Yönetici, Öğretim Elemanı ve Memurları Disiplin Yönetmeliği'nin 11. maddesinin 1. fıkrasının (e) bendi uyarınca kamu görevinden çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Yükseköğretim Kurulu Yüksek Disiplin Kurulu'nun … tarih ve … sayılı işleminin iptali ve bu işlem nedeniyle yoksun kalınan parasal ve özlük hakların yasal faiziyle birlikte tazminine karar verilmesi istemiyle açılmıştır. Dairemizin 28/01/2021 tarih ve E:2019/3176, K:2021/436 sayılı bozma kararında; lüzum-u muhakeme sürecinin de devam ettiği, davacının bilimsel araştırma projeleri koordinatörü olarak görev ve sorumluluğunun bulunduğu bilimsel araştırma projelerinde yapılan usulsüzlüklere ilişkin tesis edilen disiplin cezasına dayanak fiilleri için yeniden değerlendirme yapılmasının istenilmesi üzerine; ... İdare Mahkemesi tarafından, bozma kararına uyulmak suretiyle temyize konu kararında; fezlekede yer alan tekliflerin henüz Son Soruşturma Yetkili Kurulunca karara bağlanmadığı, Mahkemenin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararında yer verilen değerlendirmeden ayrılmayı gerektirir bir durumun bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir. Dairemizin 12/04/2023 tarih ve E:2022/4558 sayılı Ara kararı ile davalı idareden; "Fezlekede yer alan tekliflerin Son Soruşturma Yetkili Kurulunda görüşülüp görüşülmediği, görüşüldüyse verilen kararın onaylı örneği; fezlekede yer alan tekliflere ilişkin olarak Son Soruşturma Yetkili Kurulunda karar verilmediyse, konunun bu kadar zaman almasına neden olan sebeplerin sorulmasına ve konuya ilişkin işlem dosyası ile tüm bilgi ve belgelerin onaylı örneğinin istenilmesine" karar verilmiş olup 25/05/2023 tarihinde kayıtlara alınan cevabi yazı ekinde yer alan … tarih ve … sayılı Son Soruşturma Yetkili Kurulu Ek Kararında; davacı hakkında isnat konusu resmi evrakla sahtecilik, kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık suçunu işlediğine dair her türlü şüpheden uzak, yeterli, kesin ve inandırıcı delil elde edilemediğinden bahisle men-i muhakeme kararının verildiği anlaşılmaktadır. İdari yargı mercilerince, ceza mahkemesi kararından bağımsız olarak dava dosyasındaki disiplin soruşturmasına ilişkin bilgi, belgeler ve tanık ifadeleri çerçevesinde davacının isnat edilen eylemleri işleyip işlemediği ve bu eylemlerin disiplin suçu oluşturup oluşturmadığı hakkında inceleme yapılarak karar verilmesi esas olup, maddi olayın açıklığa kavuşturulması için resen araştırma yetkisi kapsamında ceza yargılaması sırasında alınan sanık ve tanık ifadeleri, bilirkişi raporları gibi maddi delillerin ve yargılama sonucunda verilen ceza mahkemesi kararının ve bu karardaki tespitlerin kullanılması da mümkündür. Ayrıca; ceza kanunundaki bir suç tipinin aynıyla disiplin hukukuna aktarıldığı durumlarda bu suçlar bakımından suçun unsurları her iki ceza sisteminde de aynı olduğundan ceza yargılamasında verilen hükmün disiplin hukukunu da doğrudan etkileyeceği açıktır. Hukukumuzda hangi fiillerin yüz kızartıcı ve utanç verici eylem kapsamında yer aldığına ilişkin bir düzenleme bulunmadığı, kamu hizmeti veya öğretim elemanı sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerin tümünün önceden öngörülmesinin ve tespitinin olanaksız olduğu, söz konusu hareketlerin tek tek ortaya konulmasının mümkün olmadığı hususları dikkate alındığında, ceza kovuşturması neticesinde verilecek kararın disiplin hukuku açısından kişilere yöneltilen suçlamanın yüz kızartıcı ve utanç verici bir suç olup olmadığının tespiti için disiplin makamlarına ve idari yargı mercilerine karine teşkil edeceği açık olup Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı Son Soruşturma Yetkili Kurul kararında davacı hakkında men-i muhakeme kararının verildiği, sürecin devam ettiği anlaşıldığından, süreç tamamlandıktan sonra bir karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle aksi yönde oluşan çoğunluk kararına katılmıyorum.
Bu kararı dosyanızda kullanın
Hukuk Asistan ile Danıştay, Danıştay ve emsal kararlarında gelişmiş arama yapın; kararları dosyalarınıza ekleyin, UYAP ve UETS entegrasyonuyla işlerinizi tek yerden yönetin.
İnternet sitemizde gizliliğinizi koruyabilmek ve size daha iyi bir deneyim sunmak için sınırlı sayıda çerezler yer alır. Kullandığımız çerezler hakkında daha fazla bilgi edinmek için Çerez Politikamıza bakın.