8. Daire 2022/1821 E. 2024/1939 K. — Danıştay Kararı
8. Daire 2022/1821 Esas 2024/1939 Karar 28.03.2024
Danıştay 8. Daire Başkanlığı 2022/1821 E., 2024/1939 K.
T.C. D A N I Ş T A Y SEKİZİNCİ DAİRE Esas No : 2022/1821 Karar No : 2024/1939
TEMYİZ EDEN (DAVACILAR): Kendi adlarına asaleten ..., ... ve ...'ye velayeten ... ve ... VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Kaymakamlığı VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU :... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacılar tarafından; davacılar yakını Süleyman Solhan Anadolu İmam Hatip Lisesi öğrencisi müteveffa ...'nin 11.11.2015 tarihinde okul çıkışında şehir içi otobüse binmek amacıyla karşıdan karşıya geçmek istediği esnada bir aracın çarpması sonucu hayatını kaybetmesinde davalı idarenin hizmet kusurunun bulunduğundan bahisle şimdilik baba ... için 75.000 TL maddi, 75.000 TL manevi, anne ... için 75.000 TL maddi, 75.000 TL manevi, kardeş ... için 50.000 TL manevi, kardeş ... için 50.000 TL manevi ve kardeş ... için 50.000 TL manevi olmak üzere toplam 150.000 TL maddi, 300.000 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; idarenin sorumluluğundan söz edilebilmesi için idare edilenlerin uğramış olduğu zarar ile idarenin eylemi veya işlemi arasında illiyet bağının bulunması gerektiği, diğer bir anlatımla, olayın oluş koşulları içerisinde, zarar, idarenin işleminin veya eyleminin 'doğal' ve 'doğrudan' sonucu olması gerektiği, uyuşmazlık konusu olayda, davacılar yakını müteveffanın karşıdan karşıya geçerken bir aracın çarpması sonucu vefat etmesi olayında, ölüm olayının davalı idarenin taşıma hizmeti vermemesi eyleminin doğal ve doğrudan bir sonucu olmadığı, bu itibarla eylemle zarar arasında uygun illiyet bulunmadığı sonucuna varılarak davanın reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu kararın hukuka ve usule uygun olduğu ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı vekili tarafından, istinaf kararının gerekçesiz verildiği, yaşanan olayın davalı idarece verilmesi gereken taşımalı eğitimin verilmemesinden kaynaklandığı, yaklaşık olarak 8 ay devam eden eğitim öğretim döneminin ilk iki ayında taşımalı eğitim hizmetinin verilmediği, taşımalı eğitimin verilmemesi sebebiyle müvekkillerinin yakını olan müteveffanın okul çıkışında evine gidebilmek için şehir içi araçlara binmek amacıyla karşıdan karşıya geçerken aracın çarpması sonucu vefat ettiği, taşımalı eğitim hizmetinin sunulmaması sebebiyle mecburen yoğun trafiğin olduğu şehir içi arabaya binmek için müteveffanın yolun karşı tarafına geçmek zorunda kaldığı, her ne kadar üçüncü kişiye ait aracın çarpması sonucu olay meydana gelmişse de, bu kazaya zemin hazırlayan ve kazadan önceki meydana getiren hususun idarenin vermek zorunda olduğu ama vermediği taşımalı eğitimden kaynaklandığı, sonuç olarak birden fazla tarafın ihmal ve kusurlarıyla zararın doğduğu açık olup Mahkemece gerekirse yerinde keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılarak zararın meydana gelmesinde kusur oranları belirlenmek suretiyle uyuşmazlık hakkında yeniden bir karar verilmesi gerektiği belirtilerek istinaf kararının bozulması istenilmiştir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NUN DÜŞÜNCESİ : Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE MADDİ OLAY : Davacılar yakını Süleyman Solhan Anadolu İmam Hatip Lisesi öğrencisi müteveffa ..., 11.11.2015 tarihinde okul çıkışında şehir içi otobüse binmek amacıyla karşıdan karşıya geçmek istediği esnada bir aracın çarpması sonucu hayatını kaybetmiştir. Yaşanan olayda, davalı idarenin sunması gerektiği taşımalı eğitim hizmetindeki aksaklık nedeniyle hizmet kusurunun bulunduğu ileri sürülerek baba ... için 75.000 TL maddi, 75.000 TL manevi, anne ... için 75.000 TL maddi, 75.000 TL manevi, kardeş ... için 50.000 TL manevi, kardeş ... için 50.000 TL manevi ve kardeş ... için 50.000 TL manevi olmak üzere toplam 150.000 TL maddi, 300.000 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle ödenmesine karar verilmesi istemiyle bakılmakta olan dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT: Anayasanın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmıştır. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2/1-b maddesinde ise, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları, idari dava türleri arasında sayılmıştır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME: İdareler, yasalarla kendisine verilen kamu hizmetlerinin gereği gibi işlemesini sağlayacak örgütü kurmak, araç, gereç ve personeli o hizmetin gereklerine uygun biçimde hazırlamakla yükümlü olup, hizmetin işleyişi ve yerine getirilişi sırasında gerekli önlemlerin alınmaması, hizmetin iyi işlememesi, kusurlu işlemesi nedeniyle kişilere verilen zararların idarece giderilmesi zorunludur. İdarenin üstlendiği kamu hizmetlerini gereği gibi yerine getirmekle zorunlu olduğu, hizmetin işleyiş ve ifası sırasında çeşitli sebeplerle gerçek veya tüzel kişilere verilen zararların hukuken geçerli biçimde ispatlanması şartıyla idarece tazmininin gerekeceği idare ve sorumluluk hukukunun bilinen ilkelerindendir. Prensip olarak, idarenin bir eylem ya da işleminden dolayı tazminatla yükümlü kılınabilmesi için o olayda hizmet kusurunun ya da kusursuz sorumluluğunun bulunması zorunludur. İdarenin hukuki sorumluluğundan söz edebilmek içinse, bir zararın mevcut olması ve bu zararın idari bir işlem veya eylemden kaynaklanması, diğer bir ifadeyle, oluşan zararla idari işlem ve eylem arasında illiyet bağının kurulabilmesi gerekmektedir. İdarenin hukuki sorumluluğunun varlığı ve kapsamı yukarıda aktarılan unsurlar dahilinde oluşmakla birlikte; zararın varlığı ve niceliğinin ortaya konulmasında; maddi olayın tüm unsurlarıyla incelenmesi ve tazmin sorumluluğu açısından bir tespitin yapılması da yargının görevidir. İdare üstlendiği kamu hizmetini gereği gibi yerine getirmekle yükümlü olup, hizmetin işleyişi ve yerine getirilişi sırasında gerekli önlemlerin alınmaması, hizmetin iyi işlememesi nedeniyle verilen zararların hizmet kusuru ilkesi gereği tazmini gerekmektedir. Hizmet kusuru, idari hizmetin kuruluş ve işleyişinden kaynaklanır. Kamu hizmeti eksik veya kötü yürütülmekteyse veya bu faaliyet beklenen hizmet gerekleriyle bağdaştırılamayacak nitelikteyse, idarenin hizmeti kusurlu yürüttüğünün kabulü zorunludur. Kişilerin can ve mal güvenliğini korumakla görevli olan idare, üstlendiği kamu hizmetini gereği gibi yerine getirmek, hizmetin işleyişi ve yerine getirilişi sırasında gerekli teşkilatı kurmak, her türlü araç ve olanağı hazır bulundurmak ve yine doğması muhtemel bazı olayların önlenmesi ve anında bertaraf edilmesi için gerekli önlemleri almak zorundadır. Dosyada bulunan bilgi ve belgelerin incelenmesinden, davacıların yakını olan müteveffanın taşımalı eğitim hizmeti sunan Süleyman Solhan Anadolu İmam Hatip Lisesi öğrencisi olduğu, eğitim gördüğü okulun, taşımalı eğitim verecek firmanın belirlenmesi için ihaleye çıktığı ancak ihale sürecinden kaynaklanan çeşitli gecikmeler sebebiyle firmanın belirlenemediği, dolayısıyla eğitim öğretimin başlamasından sonra yaklaşık iki ay boyunca verilmesi gereken taşımalı eğitim hizmetinin verilmediği, müteveffanın da taşımalı eğitim hizmeti verilmemesi sebebiyle evine gitmek için okula yaklaşık 500 metre mesafede olan yola yürüyerek şehir içi otobüse binmek için karşıdan karşıya geçmeye çalışırken araç çarpması sonucu hayatını kaybettiği anlaşılmaktadır. Davalı idare bünyesinde eğitim ve öğretim hizmeti sunan Süleyman Solhan Anadolu İmam Hatip Lisesi'nin taşımalı eğitim kapsamında bulunan bir okul olduğu konusunda herhangi bir tartışma bulunmamaktadır. Taşımalı eğitim hizmeti sunacak okulların eğitim başlamadan her türlü gecikmeler de hesap edilerek taşımalı eğitimi gerçekleştirecek firmanın belirlenmesi gerekmektedir. Öngörülemeyen bir gecikmenin yaşanması durumunda da işin önemine binaen başka bir yol ile bu hizmetin verilmesi gerekmektedir. Kaldı ki davalı idarece de yaşanan olay sonrası doğrudan temin usulü ile hizmeti verecek firmanın belirlendiği görülmektedir. Dolayısıyla yaşanan olayda davalı idarece verilmesi gereken hizmetin verilmediği, başka bir ifadeyle hizmetin tamamen idareden kaynaklı sebeplerle hiç işlemediği görülmektedir. Trafik kazası sonucu polis tarafından tutulan tutanakta, olayın saat 16.00'da yaşandığı, Mardin Kızıltepe istikametinde seyir halinde iken Kızıltepe Sanayi Kavşağı'na gelindiğinde, orta refüjde bekleyen kız öğrencilerin olduğu, kız öğrencilerden birinin yola çıkması üzerine kazanın meydana geldiğinin belirtildiği görülmektedir. Taşımalı eğitim hizmeti sunan okullar, öğrencilerin evlerinden alınmasından okula bırakılması ile okuldan alınıp evlerine bırakılması sürecinde yaşanacak her türlü olay sebebiyle sorumlu oldukları, başka bir anlatımla bu sürecin de güvenli bir şekilde yürütülmesinden idarelerin sorumluluğu bulunduğu, taşımalı eğitim hizmeti sunan okulların bu hizmeti tamamen kendi kusurları ile sunmaması durumlarında da bu sorumluluktan ari tutulması düşünülemez. Özetle taşımalı eğitim ile eğitim hizmeti sunan okulların taşımalı eğitimi kendi kusurları sebebiyle sunmamaları durumunda öğrencilerin taşımalı eğitim sunulmaması sebebiyle yaşayabilecekleri aksaklıklardan da sorumludurlar. Bu durumda; yaşanan trafik kazasının taşımalı eğitim hizmetinin eğitim öğretim dönemi başlar başlamaz verilmesi gerekirken verilmemesi ve okul çıkışı müteveffanın evine gitmek isterken trafik kazası sonucu hayatını kaybettiği hususu birlikte değerlendirildiğinde, oluşan zararla idari işlem ve eylem arasında illiyet bağının bulunduğu ve davalı idarenin sunması gerekli hizmetin hiç sunulmaması sebebiyle sorumlu olduğu sonucuna varılmıştır. Bu itibarla, davanın reddine dair İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf isteminin reddine ilişkin Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle, 1. 2577 sayılı Kanun'un 49. maddesine uygun bulunan temyiz isteminin kabulüne, 2. ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının BOZULMASINA, 3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın yukarıda belirtilen Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 4. Kesin olarak 28/03/2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Bu kararı dosyanızda kullanın
Hukuk Asistan ile Danıştay, Danıştay ve emsal kararlarında gelişmiş arama yapın; kararları dosyalarınıza ekleyin, UYAP ve UETS entegrasyonuyla işlerinizi tek yerden yönetin.
İnternet sitemizde gizliliğinizi koruyabilmek ve size daha iyi bir deneyim sunmak için sınırlı sayıda çerezler yer alır. Kullandığımız çerezler hakkında daha fazla bilgi edinmek için Çerez Politikamıza bakın.