8. Daire 2021/1676 E. 2023/405 K. — Danıştay Kararı :: Hukuk Asistan
Danıştay Kararı

8. Daire 2021/1676 E. 2023/405 K. — Danıştay Kararı

8. Daire 2021/1676 Esas 2023/405 Karar 07.02.2023
Danıştay 8. Daire Başkanlığı 2021/1676 E.,  2023/405 K.

T.C.
D A N I Ş T A Y
SEKİZİNCİ DAİRE
Esas No : 2021/1676
Karar No : 2023/405

DAVACILAR : 1- …
oğlu …
2- …
VEKİLİ : Av…

DAVALI : … Bakanlığı
VEKİLİ : Av. …

DAVANIN KONUSU :
Milli Eğitim Bakanlığı Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürlüğü ile Türkiye Gençlik Vakfı (TÜGVA) arasında imzalanan 06/06/2017 tarihli ''Eğitim ve Sosyal Etkinlikler Yapılmasına Dair İşbirliği Protokolü''nün iptali istenilmektedir.

DAVACININ İDDİALARI :
Dava konusu Protokol ile Türkiye Gençlik Vakfı’na Milli Eğitim Bakanlığı yaygın eğitim kurumlarında kulüp çalışmaları, öğrencilere sosyal, sanatsal, kültürel, sportif, bilimsel, teknolojik etkinlikler, proje çalışmaları, yarışmalar ile mesleki teknik kurslar gerçekleştirme imkanı verildiği, böylelikle siyasi iktidara yakın ve dini ağırlıklı Türkiye Gençlik Vakfı’nın, Milli Eğitim sistemimizin içine sokulmasının sakıncalı olduğu; anılan Protokol ile Milli Eğitim Bakanlığı’nın görev ve yetkilerinin Türkiye Gençlik Vakfı’na devredilmesi sonucunun ortaya çıktığı; Protokol’ün, eğitim öğretimde amaçlanan temel ilke ve değerleri belirleyen Anayasaya ve Milli Eğitim Temel Kanunu’na aykırı olduğu; protokol ile Türkiye Gençlik Vakfı’na verilen görev ve yetki kapsamında kendi müfredatlarını oluşturmalarına da imkan verildiği belirtilmektedir.
Protokol’de il/ ilçe milli eğitim müdürlüklerine ve okullara, Türkiye Gençlik Vakfı tarafından hazırlanan tanıtım, afiş, broşür, pankart vs. gibi materyallerin dağıtılması, ilanı ve duyurulması, mekanların hazırlanması, yapılacak faaliyetlerle ilgili Vakıf ile ortaklaşa belirlenen kulüplerin kurulmasına imkan tanınması, etkinliklere katkı sağlanması, görev alacakların birlikte tespiti ve yürütülmesi, protokol kapsamında seminer, söyleşi, konferans düzenlenmesi konularında koordineli çalışılması, e-yaygın sistemindeki öğretim programlarının kullandırılması vb. görevler verildiği, bu etkinliklerde kullanılacak kitap, ders notu, materyallerin Türkiye Gençlik Vakfı tarafından hazırlanacağı, bu haliyle; düzenlemelerin amacından sapmaya ve kötüye kullanılmaya açık olduğu; Protokol’ün “Dayanak” başlıklı 3. maddesinde belirtilen yazılı mevzuatın Protokol’e dayanak teşkil etmediği ve izin vermediği; protokol ile denetim imkanının zayıflatılarak kontrol imkanının azaltıldığı ve öğrencilerin propagandaya açık hale getirildiği; anılan Protokol’de yer alan faaliyet alanlarının sınırlarının belirsiz olduğu; Protokol’ün yapılmasında kamu yararının bulunmadığı; benzer şekilde yapılan protokollerin yargı kararıyla yürütmelerinin durdurulduğu ileri sürülmektedir.
Anayasa’nın ilgili hükmü gereği, ulusu çağdaş uygarlık seviyesine ulaştıracak teknik, ekonomik, kültürel ve sosyal gelişme alanlarında iyi bireyler yetiştirilmesi ve bunun için ülke çapında önlemler alınmasının Devletin devredemeyeceği görevleri arasında olduğu; protokol’ün, bir kamu hizmeti olan eğitim öğretim hizmetinin, devletin hizmet alanı içerisinde ancak genel idare esaslarına göre memurlar ve diğer kamu görevlileri eliyle yürütülmesine ilişkin Anayasal hükümlere ve Türk Milli Eğitim sisteminin temel ilke ve esaslarına aykırı olduğu iddia edilmektedir.

DAVALININ SAVUNMASI :
Anayasa’nın 42. maddesi ile düzenlenen eğitim öğretim hakkı yanında 1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu’nda, milli eğitim sisteminin genel ve özel amaçları ile temel ilkelerinin belirlendiği ve genel yapısının bu ilke ve amaçlar çerçevesinde oluşturulduğu; örgün eğitimin; okul öncesi eğitimi, ilk öğretim, ortaöğretim ve yükseköğretim kurumlarını; yaygın eğitimin örgün eğitim yanında veya dışında düzenlenen eğitim faaliyetlerinin tümünü kapsadığı 1739 sayılı Kanun’da belirtildiği, yine aynı Kanun’un 41. maddesinde yaygın eğitimin özel amacının, milli eğitimin genel amaçlarına ve temel ilkelerine uygun olarak örgün eğitim sistemine hiç girmemiş ya da herhangi bir kademesinde bulunan veya bu kademeden çıkmış olan vatandaşlara, örgün eğitim yanında ya da dışında çağımızın bilimsel, teknolojik, iktisadi, sosyal ve kültürel gelişimine uyum ve istihdam politikasına uygun olarak meslek edinmelerini sağlayıcı imkanlar hazırlamak olduğunun düzenlendiği; sivil toplum kuruluşlarıyla yapılan protokoller vasıtasıyla düzenlenen kurs/etkinlik/ projelerle öğrenci ve vatandaşların kişisel, sosyal, kültürel, sanatsal, mesleki bilgi, beceri ve yeterliliklerinin gelişmesine katkı sağlanırken iş birliği yapılan kuruluşun maddi kaynaklarından yararlanılarak kurs ve etkinliklerin daha fazla öğrenciye ve vatandaşa ulaşmasının sağlandığı ve verimliliğin artırıldığı; kurslara katılımın zorunlu olmadığı ifade edilmiştir.
Protokollerin, karar verme gücüne esas teşkil eden yetkinin devri amacıyla düzenlenemeyeceği, zira; Milli Eğitim Bakanlığı, eğitim öğretim faaliyetleri kapsamında öğrencilerin/vatandaşların faaliyetlere erişim kolaylığını sağlamak, etkileşim ve yaratıcılığını geliştirmek, kişisel ve mesleki yeterliliğini pekiştirmek amacıyla fiziki ve teknik kaynakları bütünleştirmek amacıyla iş birliği yaptığını; protokol kapsamında yaygın eğitim kurumlarında bireylerin ihtiyaçları doğrultusunda kulüp/proje çalışmaları, yarışmalar, sosyal, sanatsal, kültürel,sportif, bilimsel teknolojik faaliyetler, genel, mesleki ve teknik kurslar düzenlendiği; Türkiye Gençlik Vakfı’nın Vakıf Senedi’nde yer alan; “milli ve manevi değerlere bağlı gençlik yetiştirmek” gayesinin 1739 sayılı Mili Eğitim Temel Kanunu ile çelişir bir yanının bulunmadığı, aksine anılan Kanun’da düzenlenen genel amaçlar ile Vakfın amacının uyumlu olduğu; TÜGVA ile iş birliği halinde “medeniyet ve değerlerimize uygun olarak” düzenlemesi vurgusuyla kursun içeriği ve mahiyetinin belirlenmiş olduğu; açılacak kursları planlama, uygulama ve organize etme görev ve yükümlülüğünün Halk Eğitim Merkezlerinde olduğu, planlama aşamasında netlik kazanan kurs içeriklerinin Halk Eğitim Merkezleri tarafından belirlenebileceği; yürütülen kurs ve faaliyetlerin il/ ilçe milli eğitim müdürlükleri tarafından takip ve gözetiminin Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürlüğü’nün denetimi altında olduğu; yine kurs ve etkinliklerde kullanılacak materyallerin Milli Eğitim Bakanlığı tarafından uygun bulunması gerekliliğinin açık olduğu; protokol’ün fırsat ve imkan eşitliğinin sağlanması ve Bakanlığın eğitim hizmetlerindeki etkinliğinin artırılmasına imkan verdiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın ''Genel ilkeler'' başlığını taşıyan 128. maddesinde; Devletin, kamu iktisadî teşebbüsleri ve diğer kamu tüzelkişilerinin genel idare esaslarına göre yürütmekle yükümlü oldukları kamu hizmetlerinin gerektirdiği aslî ve sürekli görevlerin, memurlar ve diğer kamu görevlileri eliyle görüleceği, memurların ve diğer kamu görevlilerinin nitelikleri, atanmaları, görev ve yetkileri, hakları ve yükümlülükleri, aylık ve ödenekleri ve diğer özlük işlerinin kanunla düzenleneceği kurala bağlanmıştır.
Bir kamu hizmeti olan eğitim öğretim hizmetinin yürütülmesinden, gözetim ve denetiminden, eğitim ve öğretim programlarının hazırlanması, uygulanması ve güncellenmesinden asıl olarak Milli Eğitim Bakanlığı sorumludur. Diğer bir anlatımla; Milli Eğitim Bakanlığı'nın örgün eğitimdeki öğrencilerin eğitim ve öğretimine yönelik politikaları belirleyerek, gereği gibi uygulaması kanuni idare ilkesinin sonucudur.
Anayasamız ve kanunlarımız gereği, ulusumuzu çağdaş uygarlık düzeyine ulaştıracak teknik, ekonomik, kültürel ve sosyal gelişme alanlarında iyi bireyler yetiştirilmesi ve bunun için ülke çapında etkin önlemler alınması Devletin devredemeyeceği görevleri arasındadır. Bununla birlikte; 1739 sayılı Kanun ve 652 sayılı Kanun Hükmünde Kararname uyarınca örgün eğitimdeki öğrencilerin eğitim ve öğretimine yönelik politikalar belirlemek ve uygulamak noktasında asıl yetkili ve görevli olan Milli Eğitim Bakanlığı'nın, eğitim öğretim sürecine diğer kurum, kuruluş ve bireylerin katılımını sağlaması mümkündür.
Davaya konu Protokol çerçevesinde; tarafların yükümlülükleri bir bütün olarak incelendiğinde, idarenin yükümlülüğünün daha çok Vakfın faaliyetlerine imkan tanınması, taşra teşkilatı ile gerekli olan koordinasyonun sağlanması ve katılımın sağlanmasına yönelik olduğu, Vakfın ise faaliyet ve etkinliklerin yürütülmesinden sorumlu olduğu görülmüştür.
Bu bağlamda; davaya konu protokolle; Devletin asli görevleri arasında olan eğitim öğretim hizmetinin; yaygın ve örgün bütün eğitim kurumlarında, bizzat vakıf yetkilileri eliyle yürütülmesinin, eğitim ve öğretim sürecine diğer kurum, kuruluş ve bireylerin katılımını aşar nitelikte olduğu, dava konusu Protokol'ün, bir kamu hizmeti olan eğitim öğretim hizmetinin, Devletin hizmet alanı içerisinde ancak memurlar ve diğer kamu görevlileri eliyle yürütüleceğini kurala bağlayan Anayasanın amir hükmüne aykırı olduğu ve iptali gerektiği düşünülmektedir.

DANIŞTAY SAVCISI : …
DÜŞÜNCESİ : Dava; Milli Eğitim Bakanlığı Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürlüğü ile Türkiye Gençlik Vakfı (TÜGVA) arasında imzalanan 06/06/2017 tarihli ''Eğitim ve Sosyal Etkinlikler Yapılmasına Dair İşbirliği Protokolü''nün iptali istemiyle açılmıştır. Davalı idarenin usule ilişkin itirazları yerinde görülmeyerek işin esasına geçildi:
Milli Eğitim Temel Kanunu'nun ''Genel amaçlar'' başlılklı 2. maddesinde, Türk Milli Eğitiminin genel amacının, Türk Milletinin bütün fertlerini, Atatürk inkılap ve ilkelerine ve Anayasada ifadesini bulan Atatürk milliyetçiliğine bağlı; Türk Milletinin milli, ahlaki, insani, manevi ve kültürel değerlerini benimseyen, koruyan ve geliştiren; ailesini, vatanını, milletini seven ve daima yüceltmeye çalışan, insan haklarına ve Anayasanın başlangıcındaki temel ilkelere dayanan demokratik, laik ve sosyal bir hukuk Devleti olan Türkiye Cumhuriyeti'ne karşı görev ve sorumluluklarını bilen ve bunları davranış haline getirmiş yurttaşlar olarak yetiştirmek olduğu; ''Özel amaçlar'' başlıklı 3. maddesinde, Türk eğitim ve öğretim sisteminin, bu genel amaçları gerçekleştirecek şekilde düzenleneceği ve çeşitli derece ve türdeki eğitim kurumlarının özel amaçlarının, genel amaçlara ve temel ilkelere uygun olarak tespit edileceği; ''Her yerde eğitim'' başlıklı 17. maddesinde, resmi, özel ve gönüllü her kuruluşun eğitimle ilgili faaliyetlerinin, Milli Eğitim amaçlarına uygunluğu bakımından Milli Eğitim Bakanlığının denetimine tabi olduğu; ''Örgün ve yaygın eğitim'' başlığını taşıyan 18. maddesinde, Türk Milli Eğitim Sistemi'nin, örgün eğitim ve yaygın eğitim olmak üzere, iki anabölümden kurulduğu, örgün eğitimin, okul öncesi eğitimi, ilköğretim, ortaöğretim ve yükseköğretim kurumlarını kapsadığı, yaygın eğitimin, örgün eğitim yanında veya dışında düzenlenen eğitim faaliyetlerinin tümünü kapsadığı; ''Koordinasyon'' başlığını taşıyan 42. maddesinde, genel, mesleki ve teknik yaygın eğitim alanında görev alan resmi, özel ve gönüllü kuruluşların çalışmaları arasındaki koordinasyonun Milli Eğitim Bakanlığı'nca sağlanacağı, genel yaygın eğitim programlarının düzenleniş şeklinin yönetmelikle tespit edileceği, mesleki ve teknik yaygın eğitim faaliyetlerini yürüten Bakanlıklar ile özerk eğitim kurumları ve resmi ve özel işletmeler arasında Milli Eğitim Bakanlığınca sağlanacak koordinasyon ve işbirliğinin esaslarının kanunla düzenleneceği; ''Görev'' başlığını taşıyan 53. maddesinde, Milli Eğitim Bakanlığının, kendisine bağlı eğitim kurumlarının eğitim araç ve gereçlerini, gelişen eğitim teknolojisine ve program ve metotlara uygun olarak sağlamak, geliştirmek, yenileştirmek, standartlaştırmak, kullanılma süresini ve telif haklarını ve ders kitabı fiyatlarını tespit etmek, paralı veya parasız olarak ilgililerin yararlanmasına sunmakla görevli olduğu; ''Yürütme, gözetim ve denetim'' başlığını taşıyan 56. maddesinde ise, eğitim ve öğretim hizmetinin, bu kanun hükümlerine göre Devlet adına yürütülmesinden, gözetim ve denetiminden Milli Eğitim Bakanlığının sorumlu olduğu kuralları yer almıştır.
Öte yandan; dava konusu Protokolün tesis edildiği tarihteki haliyle 652 sayılı Milli Eğitim Bakanlığı Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamede: Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürlüğünün görev ve yetkileri;
"a) Zorunlu eğitim dışında, eğitim ve öğretimi hayat boyu devam edecek şekilde yaygınlaştırmak amacıyla politikalar oluşturmak, bunları uygulamak, izlemek ve değerlendirmek,
b) Yaygın eğitim ve öğretim ile açık öğretim hizmetlerini yürütmek,
c) Örgün eğitim sistemine girmemiş, herhangi bir eğitim kademesinden ayrılmış veya bitirmiş vatandaşlara yaygın eğitim yoluyla genel veya meslekî ve teknik öğretim alanlarında eğitim ve öğretim vermek,
ç) Yaygın eğitim ve öğretim okul ve kurumlarının eğitim ve öğretim programlarını, ders kitaplarını, eğitim araç-gereçlerini hazırlamak veya hazırlatmak ve Talim ve Terbiye Kuruluna sunmak,
d) Yaygın özel öğretim kurumlarıyla ilgili hizmetleri yürütmek, e) 5/6/1986 tarihli ve 3308 sayılı Mesleki Eğitim Kanununa göre aday çırak, çırak, kalfa ve ustaların genel ve meslekî eğitimlerini sağlamak, f) Bakan tarafından verilen benzeri görevleri yapmak." olarak sayılmış, ''Ortak Görevler'' başlığını taşıyan 27. maddesinde ise, Milli Eğitim Bakanlığı'nın hizmet birimleri olan Genel Müdürlüklerin, sorumluluk alanlarıyla ilgili konularda, eğitim ve öğretim sürecine diğer kurum, kuruluş ve bireylerin katılımını sağlama görevinin bulunduğu kurallarına yer verilmiştir.
Bu çerçevede; Milli Eğitim Bakanlığına bağlı Genel Müdürlükler ile diğer kurum ve kuruluşlar (davada olduğu gibi Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürlüğü ile Türkiye Gençlik Vakfı (TÜGVA) ) arasında imzalanan "Protokol" kapsamında yer alan Kurs/Seminer/Etkinlik Programı'nın yukarıda yer verilen Milli Eğitim Temel Kanununda belirtilen amaç ve ilkeler ışığında yapılmasında ve yürütülmesinde hukuka aykırı bir durum bulunmamaktadır.
Ancak; işlem tesis edildiği tarihte yürürlükte olan ve dava konusu protokolünde dayanağında yer alan ve fakat dava konusu protokolden sonra yürürlüğe giren Milli Eğitim Bakanlığı Hayat Boyu Öğrenme Kurumları Yönetmeliği ile yürürlükten kaldırılan 21/05/2010 tarihli Millî Eğitim Bakanlığı Yaygın Eğitim Kurumları Yönetmeliği'nin "Amaç ve kapsam" başlıklı 1. maddesinde "Bu Yönetmeliğin amacı ve kapsamı; Millî Eğitim Bakanlığı Çıraklık ve Yaygın Eğitim Genel Müdürlüğüne bağlı yaygın eğitim kurumlarının kuruluş, görev, yönetim, eğitim, öğretim ve işleyişi hakkındaki yöntem ve ilkeler ile halk eğitimi merkezlerinin iş birliğinde diğer resmî ve özel kurum ve kuruluşlar, belediyeler, meslek kuruluşları, dernekler, vakıflar ve gönüllü kuruluşlarca özel öğretim kurumları mevzuatı dışında açılacak kurslarda yönetim, eğitim, öğretim, üretim, rehberlik, gözetim ve denetime ilişkin usul ve esasları düzenlemektir." denildikten sonra "Tanımlar" başlıklı 3. maddesinde yine Genel Müdürlük olarak Çıraklık ve Yaygın Eğitim Genel Müdürlüğü, Kurs: Halk eğitim merkezleri tarafından doğrudan veya diğer kurum ve kuruluşlarla işbirliği halinde halka açık ve ücretsiz olarak düzenlenen genel, mesleki ve teknik kurslar, olarak, Kursiyer: bu Yönetmelik kapsamında açılan kurslara katılan kişi olarak, Kurs bitirme belgesi: Kursları başarı ile tamamlayanlara verilen belge olarak ve Yaygın eğitim: Örgün eğitim sistemine hiç girmemiş ya da örgün eğitim sisteminin herhangi bir kademesinde bulunan veya bu kademeden ayrılmış ya da bitirmiş bireylere; ilgi, istek ve yetenekleri doğrultusunda ekonomik, toplumsal ve kültürel gelişmelerini sağlayıcı nitelikte çeşitli süre ve düzeylerde hayat boyu yapılan eğitim, öğretim, üretim, rehberlik ve uygulama etkinliklerinin tümü olarak, tanımlanmıştır. 11/04/2018 tarihli ve 30388 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren Milli Eğitim Bakanlığı Hayat Boyu Öğrenme Kurumları Yönetmeliğinde; yaygın eğitim kurumlarının, halk eğitimi merkezleri, olgunlaşma enstitüleri ve açık öğretim okullarından oluştuğu ve yine bu kurumlarda;
a) Kurs ve kurs dışı faaliyetler,
b) Belge, denklik ve önceki öğrenmelerin tanınması işlemleri,
c) İşletmelerde mesleki eğitim faaliyetleri,
ç) Araştırma, geliştirme ve arşivleme işlemleri,
d) Ulusal ve uluslararası tanıtım faaliyetleri,
e) Tasarım, üretim ve pazarlama faaliyetleri,
f) Nitelikli iş gücü yetiştirilmesinde mesleki ve teknik içerikli eğitim faaliyetleri,
g) Her türlü yarışma, fuar, sergi, sempozyum, panel, proje, iş birliği belgesi, sanatsal, sosyal, kültürel ve benzeri etkinlikler düzenleme, katılım sağlama, temsil etme ile yayın hazırlama faaliyetleri,
ğ) Açık öğretim okulları eğitim hizmetleri,
h) Uzaktan öğrenme faaliyetleri, gerçekleştirileceği belirtilmiş, "Tanımlar" başlıklı 3. maddesinde ise; Kursiyer: Kurslara katılan kişi, Kurs bitirme belgesi: Kursları başarı ile

tamamlayanlara verilen belge, Katılım belgesi: Başarı değerlendirmesi yapılmayan, kurumlar tarafından düzenlenen eğitim faaliyetine katılanlara verilen belge olarak tanımlanmıştır.
Her iki Yönetmelikten de anlaşılacağı üzere; Kursiyer; ilgililere belirli konularda bir takım bilgi, beceri ve davranışlar kazandırmak amacıyle düzenlenen kısa süreli eğitim programlarına katılanları tanımlamak için, kullanılmakta iken, Öğrenci; süresi ve zorunlu olup-olmadığı yasalarla belli olan bir eğitim programına katılan kişileri tanımlamak için kullanılan sözcük olup, yine kursa katılanlara eğitim sonrasında adlarına "kurs bitirme belgesi" düzenlenirken, öğrencilere eğitim sonunda "diploma" verilmektedir. Yetki kurallarının dar ve özel anlamda kamu düzenine ilişkin olduğu, bu nedenle idarenin yetki kurallarına sıkı bir şekilde uymak zorunda bulunduğu idare hukukunun bilinen ilkelerindendir. Dar anlamda yetki unsuru denilen karar alma yeteneği, konu, yer ve zaman itibarıyla, Anayasa ve yasalarla belli organ, makam ve kamu görevlilerine tanınmış bir güçtür. Yetki konusunda açık düzenleme yapılmayan hallerde, yetkinin hangi amaçla ve ne şekilde kullanılacağından haraketle bu yetkiyi kullanacak makam belirlenebilecektir. Hakkında karar verilecek kişi, olay ve karara etki eden bütün unsurlar, yetkinin kullanımını da belirleyecektir. Bu şekilde belirlenen ve yetkiyi kullanımı öngörülen makamın, bu yetkiyi devri ve paylaşımının mümkün olup olmadığının ise açıkça düzenlenmesi gerekir.

Yukarıda değinilen mevzatın bir bütün olarak değerlendirilmesinden, Milli Eğitim Bakanlığı'nın hizmet birimleri olan Genel Müdürlüklerin yetki alanlarının dışında, eğitim ve öğretim sürecine diğer kurum, kuruluş ve bireylerin katılımını sağlamalarının mümkün olmadığı anlaşılmakla, davaya konu Protokolün tesis edildiği tarihteki haliyle 652 sayılı Milli Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 12. maddesi uyarınca Milli Eğitim Bakanlığı Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürlüğünün görev ve yetkisi ile yukarıda değinilen Yönetmelik hükümleri dikkate alındığında, yaygın eğitim kurumları yanında resmi ve özel bütün ortaöğretim okulları/kurumları, ortaokullar ve imam hatip ortaokullarının da Kurs/Seminer/Etkinlik başlığı altında Protokol kapsamına alınmasında yetki unsuru yönünden hukuka uyarlık bulunmamaktadır
Açıklanan nedenlerle, dava konusu işlemin iptaline karar verilmesi gerektiği, düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ SÜREÇ :
MADDİ OLAY :
Milli Eğitim Bakanlığı Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürlüğü ile Türkiye Gençlik Vakfı arasında 06/06/2017 tarihinde, beş yıl geçerli olmak üzere "Eğitim ve Sosyal Etkinlikler Yapılmasına Dair İşbirliği Protokolü" imzalanmıştır.
1. maddesine göre bu Protokolün amacı; Milli Eğitim Bakanlığı Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürlüğü ile Türkiye Gençlik Vakfı işbirliğinde yaygın eğitim kurumlarında kulüp çalışmaları, öğrencilere sosyal, sanatsal, kültürel, sportif, bilimsel, teknolojik etkinlikler, proje çalışmaları, yarışmalar ile mesleki ve teknik kurslar düzenlemektir.
Protokolün ''Kapsam'' başlığını taşıyan 2. maddesinde, bu Protokolün, Milli Eğitim Bakanlığı Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürlüğü ile Türkiye Gençlik Vakfı işbirliğinde öğrencilere yönelik sosyal, sanatsal, kültürel, sportif, teknolojik etkinlikler, proje çalışmaları, yarışmalar ile mesleki ve teknik kurslar düzenlenmesine yönelik esas ve usulleri kapsadığı belirtilmiştir.
Davacı tarafından, anılan Protokolün iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır.

İNCELEME VE GEREKÇE:
USUL YÖNÜNDEN:
Üye …'ın dava konusu Protokol'ün davacıların çocukları için katılım zorunluluğu öngörmemesi nedeniyle davacıların menfaatini etkilemediği, bu nedenle somut uyuşmazlık yönünden davacıların ehliyetinin bulunmadığı yolundaki oyuna karşılık, davacıların dava açma ehliyetinin bulunduğuna oyçokluğu ile karar verilerek işin esasına geçildi.

ESAS YÖNÜNDEN:
İlgili Mevzuat:
1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu'nun "Türk Milli Eğitiminin Amaçları" başlıklı Birinci Bölümünün "I-Genel Amaçlar" başlıklı 2. maddesinin 1. fıkrasında, Türk Milli Eğitiminin genel amacının, "...Türk Milletinin bütün fertlerini, Atatürk inkılap ve ilkelerine ve Anayasa'da ifadesini bulan Atatürk milliyetçiliğine bağlı; Türk Milletinin milli, ahlaki, insani, manevi ve kültürel değerlerini benimseyen, koruyan ve geliştiren; ailesini, vatanını, milletini seven ve daima yüceltmeye çalışan, insan haklarına ve Anayasanın başlangıcındaki temel ilkelere dayanan demokratik, laik ve sosyal bir hukuk Devleti olan Türkiye Cumhuriyetine karşı görev ve sorumluluklarını bilen ve bunları davranış haline getirmiş yurttaşlar olarak yetiştirmek..." olduğu hükmüne yer verilmiştir.
Anılan Kanun'un 18. maddesiyle, Türk milli eğitim sistemi, örgün eğitim ve yaygın eğitim olmak üzere, iki ana bölüme ayrılmıştır. Buna göre örgün eğitim, okul öncesi eğitimi, ilköğretim, ortaöğretim ve yükseköğretim kurumlarını; yaygın eğitim ise örgün eğitim yanında veya dışında düzenlenen eğitim faaliyetlerinin tümünü kapsamakta olup; ''Koordinasyon'' başlığını taşıyan 42. maddesinde, genel, mesleki ve teknik yaygın eğitim alanında görev alan resmi, özel ve gönüllü kuruluşların çalışmaları arasındaki koordinasyonun Milli Eğitim Bakanlığı'nca sağlanacağı, genel yaygın eğitim programlarının düzenleniş şeklinin yönetmelikle tespit edileceği, mesleki ve teknik yaygın eğitim faaliyetlerini yürüten Bakanlıklar ile özerk eğitim kurumları ve resmi ve özel işletmeler arasında Milli Eğitim Bakanlığınca sağlanacak koordinasyon ve işbirliğinin esaslarının kanunla düzenleneceği; ''Görev'' başlığını taşıyan 53. maddesinde, Milli Eğitim Bakanlığının, kendisine bağlı eğitim kurumlarının eğitim araç ve gereçlerini, gelişen eğitim teknolojisine ve program ve metotlara uygun olarak sağlamak, geliştirmek, yenileştirmek, standartlaştırmak, kullanılma süresini ve telif haklarını ve ders kitabı fiyatlarını tespit etmek, paralı veya parasız olarak ilgililerin yararlanmasına sunmakla görevli olduğu; "Yürütme, gözetim ve denetim" başlıklı 56. maddesinde, eğitim ve öğretim hizmetinin, bu Kanun hükümlerine göre Devlet adına yürütülmesinden, gözetim ve denetiminden Milli Eğitim Bakanlığı'nın sorumlu olduğu yer almaktadır.

Dava konusu Protokol'ün imzalandığı tarih itibarıyla 652 sayılı Milli Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin yürürlükte olan haliyle 27. maddesinde, Milli Eğitim Bakanlığının hizmet birimleri olan Genel Müdürlüklerin, sorumluluk alanlarıyla ilgili konularda, eğitim ve öğretim sürecine diğer kurum, kuruluş ve bireylerin katılımını sağlama görevi bulunmaktadır.
09/07/2018 tarih ve 30473 (Mükerrer) sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 703 sayılı Anayasada Yapılan Değişikliklere Uyum Sağlanması Amacıyla Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin 22/(g) maddesi ile, 652 sayılı Milli Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin 24 ila 30. maddeleri yürürlükten kaldırılmış; 10/07/2018 tarih ve 30474 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin "Ortak görevler" başlıklı 326. maddesinin 1. fıkrasında, "Bakanlık birimleri, sorumluluk alanlarıyla ilgili konularda aşağıdaki görevleri de yerine getirirler: Eğitim ve öğretim sürecine diğer kurum, kuruluş ve bireylerin katılımını sağlamak," hükmü ile 652 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 27. maddesindeki irade devam ettirilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 125. maddesinin 4. fıkrasında, "Yargı yetkisi, idarî eylem ve işlemlerin hukuka uygunluğunun denetimi ile sınırlı olup, hiçbir surette yerindelik denetimi şeklinde kullanılamaz. Yürütme görevinin kanunlarda gösterilen şekil ve esaslara uygun olarak yerine getirilmesini kısıtlayacak, idari eylem ve işlem niteliğinde veya takdir yetkisini kaldıracak biçimde yargı kararı verilemez." kuralı ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinin 2. fıkrasında, "İdari yargı yetkisi, idari eylem ve işlemlerin hukuka uygunluğunun denetimi ile sınırlıdır. İdari mahkemeler; yerindelik denetimi yapamazlar, yürütme görevinin kanunlarda gösterilen şekil ve esaslara uygun olarak yerine getirilmesini kısıtlayacak, idari eylem ve işlem niteliğinde veya idarenin takdir yetkisini kaldıracak biçimde yargı kararı veremezler." kuralı yer almıştır.
İdari işlemler üzerindeki yargısal denetim, bu işlemlerin hukuka uygunluğunun saptanmasıyla sınırlıdır. İdarenin takdir yetkisinin denetimine yargı organları yönünden getirilen ve idari işlemlerin yalnızca hukuka uygunluk açısından denetlenebilecekleri biçiminde ifade edilen kural aynı zamanda idarenin takdir yetkisinin kullanılmasında uyması gereken sınırları da koymuş olmaktadır. Başka bir anlatımla, idarelerin belirli bir kamu hizmetinin etkili ve verimli bir biçimde yürütülmesi, kamu yararının daha somut bir biçimde ortaya konulması için birden çok seçenekten birisini tercihte takdir yetkisiyle donatıldıkları durumda idari yargı organlarının bu yetkisini hukuka uygun olarak kullandığının saptanması koşuluyla idareyi bu seçeneklerden birisini tercihe zorlayacak ya da belli bir yönde işlem veya eylem tesisine zorunlu kılacak biçimde yargı kararı vermeleri Anayasa ve Kanun'un yukarıda belirtilen ilkeleriyle bağdaştırılamaz.
Öğretide türevsel bir yetki olarak kabul edilen idarelerin düzenleme yetkisinin, yasalarla getirilen hükümleri aşacak bir şekilde kullanılamayacağı İdare Hukukunun en temel ilkelerindendir. Ayrıca, mevzuat belirleme tekniği açısından da, idarenin Kanunla kendisine verilmiş olan görevleri idari metinlerle düzenlerken, bu görevlerin gerektirdiği hususlarda, takdir yetkisine sahip olduğu, ancak bu takdir yetkisinin kamu yararı ve düzenine uygun olarak kullanılması gerektiği tartışmasızdır.
Kamu yararı kavramı, tüm devlet organlarının işlem ve eylemlerinin genel nitelikteki amacını ve aynı zamanda nedenini oluşturmakta, çeşitli hak ve özgürlükler açısından bir sınırlama nedeni niteliği de taşımakta olup bu kavram genel bir ifadeyle bireysel, özel çıkarlardan ayrı ve bunlara üstün olan toplumsal yararı ifade etmektedir.
1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu'nda, Türk Milletinin bütün fertlerini, Atatürk inkılap ve ilkelerine ve Anayasa'da ifadesini bulan Atatürk milliyetçiliğine bağlı; Türk Milletinin milli, ahlaki, insani, manevi ve kültürel değerlerini benimseyen, koruyan ve geliştiren; ailesini, vatanını, milletini seven ve daima yüceltmeye çalışan, insan haklarına ve Anayasanın başlangıcındaki temel ilkelere dayanan demokratik, laik ve sosyal bir hukuk Devleti olan Türkiye Cumhuriyetine karşı görev ve sorumluluklarını bilen ve bunları davranış haline getirmiş yurttaşlar olarak yetiştirmek, Türk Milli Eğitiminin genel amacı olarak düzenlenmiş, her türlü eğitim ve öğretim faaliyetinin söz konusu amaç ve ilkeler çerçevesinde yapılması ve öğrencilere benimsetilmesi hususunda Milli Eğitim Bakanlığına görev verilmiştir.
Ancak, bu amaç ve ilkelerin öğrencilere kazandırılması sırasında kullanılacak eğitim ve öğretim yöntemleri ve araçları yönünden anılan Kanun'da bir belirleme yapılmamış olup, eğitim ve öğretim programlarını tasarlamak, uygulamak, güncellemek, öğretmen ve öğrencilerin eğitim ve öğretim hizmetlerini yürütmek ve denetlemek, eğitim sistemini yeniliklere açık, dinamik, ekonomik ve toplumsal gelişimin gerekleriyle uyumlu biçimde güncel teknik ve modeller ışığında tasarlamak ve geliştirmek görev ve yetkisi bulunan davalı idareye takdir yetkisi tanınmıştır.
Nitekim; İdari Dava Daireleri Kurulu'nun 04/02/2021 tarih ve E:2018/3535, K:2021/194 sayılı kararında; Türk Milli Eğitiminin amaç ve ilkelerinin öğrencilere kazandırılması sırasında kullanılacak eğitim ve öğretim yöntemlerini ve materyallerini belirleme hususunda Milli Eğitim Bakanlığı'nın takdir yetkisine sahip olduğu belirtilmiştir.
Türk Milli Eğitim mevzuatının bir bütün olarak incelenmesi neticesinde, Milli Eğitim Bakanlığı'nın denetim ve gözetimi altında olmak kaydıyla, her tür ve seviyedeki resmi ve özel örgün ve hayat boyu öğrenme kurumlarında; öğretim programlarının yanında öğrenci ve kursiyerlerde özgüven ve sorumluluk duygusu geliştirmeye, yeni ilgi alanları oluşturmaya, milli, manevi, ahlaki, insani ve kültürel değerleri kazandırmaya yönelik bilimsel, sosyal, kültürel, sanatsal ve sportif alanlardaki sosyal etkinliklerin, kamu kurum ve kuruluşları, uluslararası kuruluşlar ve sivil toplum kuruluşları tarafından yapılmasına imkan sağlayan işbirliği protokollerinin imzalanması hususunda yetkili olduğu görülmektedir.
Dolayısıyla, davalı idarenin tanzim salahiyetini haiz olduğu dava konusu işbirliği protokolünün hukuka uygunluk denetiminin, idarenin sahip olduğu takdir hakkının hukuka uygun kullanılıp kullanmadığının incelenmesi suretiyle yapılması gerekmekte olup; bu bağlamda, dava konusu Protokol'de taraflara yüklenen görev ve sorumluluklar ile Protokolün amaç ve kapsamı dikkate alındığında; Milli Eğitim Bakanlığı Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürlüğü ile Türkiye Gençlik Vakfı arasında imzalanan 06/06/2017 tarihli ''Eğitim ve Sosyal Etkinlikler Yapılmasına Dair İşbirliği Protokolü''nün, 1739 Milli Eğitim Temel Kanunu'nda düzenlenen Tük Milli Eğitim Sisteminin genel ve özel amaçlarına aykırılık teşkil etmediği kanaatine ulaşılmıştır.
Nitekim; Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nun 04/02/2021 tarih ve YD İtiraz No: 2020/551 sayılı kararı da bu yöndedir.

Bu itibarla; yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri uyarınca davalı idareye tanınan takdir yetkisi çerçevesinde protokol imzalanmasında ve protokol hükümlerinde hukuka aykırılık bulunmadığından davanın reddi gerekmektedir.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. DAVANIN REDDİNE,
2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam …-TL yargılama giderinin davacılar üzerinde bırakılmasına,
3. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca … TL vekâlet ücretinin davacılardan alınarak davalı idareye verilmesine,
4. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra istemi halinde davacıya iadesine,
5. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere,
07/02/2023 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Bu kararı dosyanızda kullanın

Hukuk Asistan ile Danıştay, Danıştay ve emsal kararlarında gelişmiş arama yapın; kararları dosyalarınıza ekleyin, UYAP ve UETS entegrasyonuyla işlerinizi tek yerden yönetin.

Bize yazın