8. Daire 2020/7832 E. 2023/2778 K. — Danıştay Kararı
8. Daire 2020/7832 Esas 2023/2778 Karar 23.05.2023
Danıştay 8. Daire Başkanlığı 2020/7832 E., 2023/2778 K.
T.C. D A N I Ş T A Y SEKİZİNCİ DAİRE Esas No : 2020/7832 Karar No : 2023/2778
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Üniversitesi VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU :... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... gün ve E:..., K:... sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: ... Üniversitesi Rusça Mütercim Tercümanlık Bölümü'nde Bölüm Başkanı olarak görev yapan davacının, üniversite mütevelli heyet başkanlığınca görevine son verilmesine ilişkin 30/06/2018 tarihli işlemin iptali ile haksız fesih nedeniyle 13.500.00-TL brüt kıdem tazminatı ile 6.500,00-TL ihbar tazminatı alacağının sözleşmenin feshedildiği tarihten itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesi istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K: ... sayılı kararda; davacının iş akdinin feshine ilişkin 30/06/2018 tarihli işlemin iptali ile ihbar ve kıdem tazminatının ödenmesi talebinden ibaret olduğu, davacı tarafından adli yargının görevli olduğu düşünülerek, iş mahkemesinde dava açmadan önce dava şartı olduğundan ihbar ve kıdem tazminatı ödenmesi taleplerine yönelik olarak 09/08/2018 tarihinde arabulucuya başvurulduğu, burada 14/08/2018 tarihinde taraflarca uyuşmazlık tutanağı düzenlendiği ve bunun üzerine ihbar ve kıdem tazminatı alacaklarına yönelik 09/01/2019 tarihinde adli yargıda dava ikame edildiği, idari yargının görev alanına giren iş bu uyuşmazlıkta davacı tarafından görevsiz yargı yerinde açılan davanın idari dava açma süresi içerisinde açılmadığı gibi, adli yargı yerinde açılan davada da sözleşmesinin feshinin yani alacak kalemlerinin dayanağı olan işlemin de dava konusu edilmediği, bu bağlamda 2577 sayılı Kanun'un 9. maddesinde yer alan "Görevsiz yargı merciine başvurma tarihi, Danıştaya, idare ve vergi mahkemelerine başvurma tarihi olarak kabul edilir." hükmü gereğince iş bu davanın süresinde açıldığının kabulü, ancak davacının adli yargı merciinde dava açtığı tarihin 2577 sayılı Kanun'da öngörülen dava açma süresi içinde bulunması halinde mümkün olabileceğinden, açılan davanın idari dava açma süresinde adli yargıda ikame edilmediği görülmekle (dava konusu fesih işleminin davacıya tebliğ edilmediği ihtimalinde dahi işlemlerden arabulucuda düzenlenen uyuşmazlık tutanağının tarihi olan 14/08/2018 tarihinde haberdar olunduğu kabul edildiğinde dahi bu tarihten itibaren 60 günlük dava açma süresi geçirilerek 09/01/2019 tarihinde adli yargıda davanın açıldığı görüldüğünden) süre aşımı bulunan davada işin esasının incelenme olanağı bulunmadığı sonucuna varılarak,davanın 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 15/1-b maddesi uyarınca süreaşımı nedeniyle reddine, karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Davacının belirli süreli iş sözleşmesi ile istihdam edildiği ve anılan sözleşmenin 4.maddesi uyarınca 30/06/2018 tarihi itibariyle sözleşmesinin kendiliğinden sona erdiği, davacının iş sözleşmesinin yenilenmeyerek görevine son verilmesi yönünde tesis edilmiş Mütevelli Heyet kararının bulunmadığı, dolayısıyla idari davaya konu edilebilecek bir idari işlemin varlığından söz edilemeyeceği görüldüğünden, davanın 30/06/2018 tarihli Mütevelli Heyet kararının iptali istemine ilişkin kısmının anılan sebeple esasının incelenmesine olanak bulunmadığı, davanın haksız fesih nedeniyle 13.500,00 TL brüt kıdem tazminatı ile 6.500,00 TL ihbar tazminatı alacağının sözleşmenin feshedildiği tarihten itibaren işleyecek en yüksek mevduat faizi ile birlikte ödenmesi ödenmesi istemine gelince; istinafa konu İdare Mahkemesi kararının, bu kısmına yönelik olarak istinaf dilekçesinde öne sürülen iddialar, kararın dayandığı gerekçeler karşısında yerinde ve kararın kaldırılmasına neden olacak mahiyette görülmediğinden; bu kısım yönünden davacının istinaf isteminin reddinin gerektiği Bu durumda, İdare Mahkemesince davanın 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 15/1-b maddesi uyarınca davanın reddine karar verilmesinde sonuç itibarıyla hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılarak, istinaf başvurusunun yukarıda belirtilen gerekçe ile reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, İş Sözleşmesinin 18/11/2015 tarihinde kendisine boş olarak imzalatılan bir belge olduğu, aralarında belirli süreli iş sözleşmesinin bulunmadığı, feshin haksız olduğu, işçilik haklarını elde etmesine engel olmak için usulü işlemlerin esasın önüne geçirildiği, işçilik haklarının 5 ve 10 yıllık zamanaşımı sürelerine tabi olması nedeniyle, davasının süre aşımından reddinin hukuka ve hakkaniyete uygun olmadığı ileri sürülerek, istinaf Mahkemesi kararının bozulması istenilmiştir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, dava konusu alacakların zamanaşımına uğradığı, Avukat ile temsil edilen davada yargı yolunun bilinmediği iddiasında bulunulamayacağı, kıdem ve ihbar tazminatı hakkının bulunmadığı savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY : ... Üniversitesi Rusça Mütercim Tercümanlık Bölümü'nde 14/09/2015 tarihinden itibaren Öğretim Görevlisi olarak göreve başlayan davacının, iş sözleşmesinin 30/06/2018 tarihinde sona ereceği, bu tarih itibariyle sözleşmenin yenilenmeyeceği ... tarih ve... sayılı Rektörlük yazısı ile davacıya bildirilmiş, davacı tarafından haksız fesih nedeniyle alacak davası şeklinde ... tarihinde ... İş Mahkemesi'nin E:... Esas sayılı dosyasında dava ikame edilmiş, ... İş Mahkemesi'nin ... tarihli ve K:.. sayılı kararıyla; davanın idari yargının görevine girdiğinden bahisle usulden reddedilerek, 17/07/2019 tarihinde kesinleşmiştir. Bunun üzerine 29/07/2019 tarihinde bakılan dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT: 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Dava Açma Süresi" başlıklı 9. maddesinde; "Çözümlenmesi Danıştayın, idare ve vergi mahkemelerinin görevlerine girdiği halde, adli yargı yerlerine açılmış bulunan davaların görev noktasından reddi halinde, bu husustaki kararların kesinleşmesini izleyen günden itibaren otuz gün içinde görevli mahkemede dava açılabilir. Görevsiz yargı merciine başvurma tarihi, Danıştaya, idare ve vergi mahkemelerine başvurma tarihi olarak kabul edilir. Adli yargı yerlerine açılan ve görevsizlik sebebiyle reddedilen davalarda, görevsizlik kararının kesinleşmesinden sonra birinci fıkrada yazılı otuz günlük süre geçirilmiş olsa dahi, idari dava açılması için öngörülen süre henüz dolmamış ise bu süre içinde idari dava açılabilir." hükmüne yer verilmiştir. 2577 sayılı Kanun'un 14. maddesinde, ilk inceleme hususları; görev ve yetki, idarî merci tecavüzü, ehliyet, idarî davaya konu olacak kesin ve yürütülebilir bir işlem olup olmadığı, süre aşımı, husumet, Kanun'un 3. ve 5. maddesinde belirtilen hususların bulunup bulunmadığı şeklinde sayılmış; 15. maddesinde ise ilk inceleme üzerine verilecek kararlar belirtilmiştir. İstinaf başlıklı 45. maddesinin 5. fıkrasında ; ''Bölge idare mahkemesi, ilk inceleme üzerine verilen kararlara karşı yapılan istinaf başvurusunu haklı bulduğu, davaya görevsiz veya yetkisiz mahkeme yahut reddedilmiş veya yasaklanmış hâkim tarafından bakılmış olması hâllerinde, istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar vererek dosyayı ilgili mahkemeye gönderir. Bölge idare mahkemesinin bu fıkra uyarınca verilen kararları kesindir.'' kuralı yer almaktadır. 2547 sayılı Kanun'un ek 5. maddesinin 2. fıkrasında; ''Mütevelli heyet vakıf yükseköğretim kurumunun tüzelkişiliğini temsil eder. Vakıf yükseköğretim kurumlarının yöneticileri Yükseköğretim Kurulunun olumlu görüşü alınarak mütevelli heyet tarafından atanır. Mütevelli heyet; vakıf yüksek öğretim kurumu yöneticilerine uygun gördüğü ölçüde yetkilerini devredebilir. Yükseköğretim kurumunda görevlendirilecek yöneticiler ve öğretim elemanları ile diğer personelin sözleşmelerini yapar, atamalarını ve görevden alınmalarını onaylar, yükseköğretim kurumunun bütçesini onaylar ve uygulamaları izler, ayrıca vakıfca hazırlanan yönetmelik hükümlerine göre diğer görevleri yürütür.'' kuralı yer almıştır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME: ... Üniversitesi Rusça Mütercim Tercümanlık Bölümü'nde 14/09/2015 tarihinden itibaren araştırma görevlisi olarak görev yapan davacının, iş sözleşmesinin düzenli olarak 2018 yılına kadar yenilendiği, davalı idarenin ... tarih ve ... sayılı yazısı ile iş sözleşmesinin süresinin 30/06/2018 tarihinde dolacak olması nedeniyle bu tarih itibariyle sözleşmenin yenilenmeyeceğinin bildirildiği, davacı tarafından işçilik alacakları için 4857 sayılı İş Kanun'nu gereğince 09/08/2018 tarihinde zorunlu arabuluculuğa başvurulduğu, 15/08/2018 tarihli uyuşmazlık tutanağının düzenlenmesinden sonra 09/01/2019 tarihinde ... İş Mahkemesi'nin ... Esasına kayden dava açıldığı, Mahkemenin ... tarih ve K:... sayılı kararı ile uyuşmazlığın görüm ve çözümünde idari yargının görevli olduğu gerekçesiyle davanın görev yönünden reddine karar verildiği, görev ret kararının 17/07/2019 tarihinde kesinleştiği, kesinleşmeden itibaren 2577 sayılı Kanunu'nun 9/1. Maddesinde belirlenen otuz günlük süre içerisinde idari yargıda bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır. Bölge İdare Mahkemesi tarafından, iş sözleşmesinin 30/06/2018 tarihi itibariyle kendiliğinden sona erdiği, davacının iş sözleşmesinin yenilenmeyerek görevine son verilmesi yönünde tesis edilmiş Mütevelli Heyet kararının bulunmadığı, dolayısıyla idari davaya konu edilebilecek bir idari işlemin varlığından söz edilemeyeceği görüldüğünden, davanın 30/06/2018 tarihli Mütevelli Heyet kararının iptali istemine ilişkin kısmının anılan sebeple esasının incelenmesine olanak bulunmadığı gerekçesiyle ilk derece mahkemesi kararının bu kısmına yönelik istinaf isteminin reddine karar verilmiştir. İş sözleşmenin imzalanması, yenilenmesi ve feshi işlemlerinin Mütevelli Heyet kararı ile yapılması gerektiğinden, ... tarih ve ... sayılı davalı idare yazısında, iş sözleşmesinin 30/06/2018 tarihi itibariyle yenilenmeyeceğinin bildirilmesi nedeniyle, bahse konu yazının kesin ve icrai nitelik taşıdığı ve bu nedenle idari davaya konu edilebilecek nitelikte olduğu görüldüğünden, Bölge İdare Mahkemesi kararının bu kısmında hukuka uyarlık görülmemiştir. Diğer taraftan, adli ve idari yargı yerlerinde Vakıf Yükseköğretim görev alan akademik ve idari personeli tarafından ücret alacakları ve tazminatlarının ödenmesi amacıyla adli ve idari yargı yerlerinde açılan davaların her iki yargı yerlerince görev yönünden reddi üzerine, Uyuşmazlık Mahkemesi tarafından, '''Vakıf Yükseköğretim görev alan akademik ve idari personelin çalışma esaslarının 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'nda devlet üniversiteleri için öngörülen hükümlere tabi olduğu, ancak bu personelin aylık ve diğer özlük haklarının 4857 sayılı İş kanunu hükümlerine tabi olduğu, üniversitelerin sürekli ve düzenli nitelikteki kamu hizmetinde çalıştırdığı personelin statüsü, göreve alınması, hak ve yetkileri gözetildiğinde bu personelin kamu personeli olduklarının açık olduğu, iş sözleşmesinin feshinden sonra ücret alacaklarının ve tazminatlarının ödenmemesi yolunda tesis edilen idare işlemlerinin idare hukuku anlamında bir idari işlem oldukları hususunda kuşku bulunmamakla birlikte, bu idari işlemden kaynaklanan tazmin isteminin 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. Maddesinin (b) fıkrasında belirtilen ''İdari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları'' kapsamında idari yargı yerinde görülmesi gerektiği, bu nevi davalarda görüm ve çözümünde idari yargı yerlerinin görevli olduğu'' yönünde verilen karar ile adli ve idari yargı arasında tartışma konusu olan görev hususunun netleştiği bilinmektedir. Anayasa’nın “Hak arama hürriyeti” başlıklı 36. maddesinin 1. fıkrasında, “Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir” hükmüne yer verilmiştir. Hak arama özgürlüğünün temel unsurlarından biri mahkemeye erişim hakkıdır. Mahkemeye erişim hakkı bir uyuşmazlığı mahkeme önüne taşıyabilmek ve uyuşmazlığın etkili bir şekilde karara bağlanmasını isteyebilmek anlamına gelmektedir. Bu hak ilk derece mahkemesinde dava açma hakkının yanı sıra hukuk sisteminin öngördüğü itiraz, istinaf veya temyiz gibi kanun yollarına başvurma hakkını da içerir. Yargılamalarda istinaf veya temyiz gibi kanun yollarına başvurma imkânı tanınmış ise bu kanun yolları yönünden de hak arama özgürlüğü kapsamındaki güvencelerin sağlanması gerekmektedir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin 36533/04 başvuru numaralı Mesutoğlu-Türkiye kararında özetle; mahkemeye erişim hakkının mutlak olmadığı, bazı sınırlamalara tabi olabildiği, bununla birlikte, getirilen kısıtlamaların, hakkın özünü ortadan kaldıracak ölçüde, kişinin mahkemeye erişimini engellememesi gerektiği, mahkemeye erişim hakkına getirilen bu tür sınırlamaların ancak meşru bir amaç güdüldüğü takdirde ve hedeflenen amaç ile başvurulan araçlar arasında makul bir orantı olması halinde Sözleşmenin 6/1. maddesi ile bağdaşabileceği, bu ilkelerden hareketle dava açma hakkının doğal olarak yasayla belirlenen şartları olmakla birlikte, mahkemelerin yargılama usullerini uygularken bir yandan davanın hakkaniyetine halel getirecek kadar abartılı şekilcilikten, kaçınılması gerektiği belirtilmektedir. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun ''Görevli olmayan yerlere başvurma'' başlıklı 9/1 fıkrasında" .. Adli yargı yerlerine açılmış bulunan davaların görev noktasından reddi halinde, bu hususutaki kararların kesinleşmesini izleyen günden itibaren otuz gün içinde görevli mahkemede dava açılabilir.'' hükmüne yer verilmiştir. Olayda, davacının sözleşmenin feshi üzerine 4857 sayılı İş Kanunu hükümlerine göre düzenlenen iş sözleşmesine göre çalıştığı, ilgili Kanun'a göre kıdem ve ihbar tazminatı alacaklarında zamanaşımı süresinin beş yıl olduğu, İş Kanunu hükümlerine göre zorunlu uzlaşma yoluna başvurduktan sonra kıdem ve ihbar tazminatı alacakları için iş mahkemesinde dava açtığı, kendisinden beklenen makul ve öngörülebilir hukuki yolları kullandığı, görev konusunun adli ve idari yargı arasında tartışma konusu olduğu, bu nedenle görev hususunun davacının aleyhine olacak şekilde aşırı şekilci kullanılmasının hak arama ve mahkemeye erişim hakkı ile uyuşmayacağının kabulü gerekmektedir. Bu durumda; davacının ... İş Mahkemesi'nin ... Esasına kayden açtığı davada verilen görev ret kararının 17/07/2019 tarihinde kesinleşmesi ve davacı tarafından kesinleşmeden itibaren 2577 sayılı Kanunu'nun 9/1. maddesinde belirlenen otuz günlük süre içerisinde 29/07/2019 tarihinde idari yargıda açılan davada süre aşımının bulunmadığı sonucuna varılmaktadır. Bu itibarla, 2577 sayılı Kanunun 45/5 maddesi uyarınca, istinaf başvurusunun kabul edilerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılıp, dosyanın esasının incelenmesi için mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekirken istinaf başvurusunun gerekçeli reddine dair kararında hukuki isabet görülmemiştir.
KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. 2577 sayılı Kanun'un 49. maddesine uygun bulunan temyiz isteminin kabulüne, 2. ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... gün ve E:..., K:... sayılı kararının BOZULMASINA, 3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın yukarıda belirtilen Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 5. Kesin olarak 23/05/2023 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Bu kararı dosyanızda kullanın
Hukuk Asistan ile Danıştay, Danıştay ve emsal kararlarında gelişmiş arama yapın; kararları dosyalarınıza ekleyin, UYAP ve UETS entegrasyonuyla işlerinizi tek yerden yönetin.
İnternet sitemizde gizliliğinizi koruyabilmek ve size daha iyi bir deneyim sunmak için sınırlı sayıda çerezler yer alır. Kullandığımız çerezler hakkında daha fazla bilgi edinmek için Çerez Politikamıza bakın.