7. Daire 2023/1875 E. 2023/3891 K. — Danıştay Kararı
7. Daire 2023/1875 Esas 2023/3891 Karar 16.10.2023
Danıştay 7. Daire Başkanlığı 2023/1875 E., 2023/3891 K.
T.C. D A N I Ş T A Y YEDİNCİ DAİRE Esas No : 2023/1875 Karar No : 2023/3891
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Vergi Dairesi Başkanlığı (... Vergi Dairesi Müdürlüğü) VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU : ... Vergi Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Motorlu araç alım satımıyla uğraşan ... Kimya Temizlik Otomotiv Gıda Ürünleri İthalat İhracat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi hakkında düzenlenen vergi inceleme raporu uyarınca, şirket ortağı ve müteselsil sorumlu sıfatıyla 2011 yılı Mayıs, Eylül ve Ekim dönemi için re'sen tarh edilen vergi ziyaı cezalı özel tüketim vergilerinin tahsili amacıyla davacı adına tesis edilen ihtiyati haczin iptali istemiyle dava açılmıştır. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Bozma kararı üzerine yeniden yapılan inceleme sonucunda, olayda, davalı idarece kamu alacağının güvence altına alınabilmesi için 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un 13. maddesinin 3. bendi uyarınca davacı adına ihtiyati haciz işlemi tesis edilmiş ise de, ihtiyati haciz kararı alınabilmesi için, borçlunun kaçmış olması veya kaçma ihtimalinin bulunması, mallarını kaçırması ve hileli yollara sapması ihtimallerinin bulunması gerektiği, borçlunun kaçması, bulunmasını güç ya da olanaksız kılacak şekilde adresini değiştirmesi, adresinde yapılan yoklamalardan veya çıkarılan tebligatlardan adresini terk ettiğinin anlaşılması ve yeni adres bildirilmemesi, muvaazalı olarak satış, bağış, temlik gibi işlemlerle mallarını elinden çıkarması veya bu gibi girişimlerde bulunması hallerinin ihtiyati haciz kararı alınmasına sebep teşkil edeceği ve bu hallerin bulunduğunun alacaklı kamu idaresi tarafından tespit edilmesinin gerektiği, Mahkemelerinin 17/12/2021 tarihli ara kararı üzerine gönderilen belgelerin incelenmesinden, belirtilen hususlar yönünden herhangi bir tespit yapılmadığı, bilgi ve belge sunulmadığı, beyanda da bulunulmadığı anlaşıldığından sadece kamu alacağının var olmasının, işleme dayanak madde uyarınca ihtiyati haciz uygulaması için yeterli sayılamayacağından tesis edilen işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu ihtiyati haczin iptaline karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : İhtiyati haciz sebeplerine itiraz edilebileceği, tesis edilen işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'ÜN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan kararın onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Yedinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME: İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. Temyiz isteminin reddine, 2. ... Vergi Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının ONANMASINA, 3. Dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine, 4. 2577 sayılı Kanun'un (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren onbeş gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 16/10/2023 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
(X) KARŞI OY: 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 3/B maddesinde vergilendirmede vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin muamelelerin gerçek mahiyetinin esas olduğu, vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin muamelelerin gerçek mahiyetinin yemin hariç her türlü delille ispatlanabileceği, iktisadi, ticari ve teknik icaplara uymayan bir durum iddia olunması halinde ispat külfetinin bunu iddia eden tarafa ait olacağı, 9. maddesinin 1. fıkrasında ise “Mükellefiyet ve vergi sorumluluğu için kanuni ehliyetin şart olmadığı”, 10. maddesinde de; tüzel kişilerle küçüklerin ve kısıtlıların, vakıflar ve cemaatler gibi tüzel kişiliği olmayan teşekküllerin mükellef veya vergi sorumlusu olmaları halinde bunlara düşen ödevlerin kanuni temsilcileri, tüzel kişiliği olmayan teşekkülleri idare edenler ve varsa bunların temsilcileri tarafından yerine getirileceği, yukarıda yazılı olanların bu ödevleri yerine getirmemeleri yüzünden mükelleflerin veya vergi sorumlularının varlığından tamamen veya kısmen alınmayan vergi ve buna bağlı alacakların, kanuni ödevleri yerine getirmeyenlerin varlıklarından alınacağı hüküm altına alınmıştır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 162. maddesinde, birden çok borçludan her birinin, alacaklıya karşı borcun tamamından sorumlu olmayı kabul ettiğini bildirirse, müteselsil borçluluğun doğacağı, böyle bir bildirim yoksa, müteselsil borçluluğun ancak kanunda öngörülen hallerde doğacağı, 163. maddesinde, alacaklının, borcun tamamının veya bir kısmının ifasını, dilerse borçluların hepsinden, dilerse yalnız birinden isteyebileceği, borçluların sorumluluğunun, borcun tamamı ödeninceye kadar devam edeceği belirtilmiş, vekalet ilişkisini düzenleyen 504. maddesinde ise; vekaletin kapsamı sözleşmede açıkça gösterilmemişse, görülecek işin niteliğinde göre belirleneceği, vekaletin, özellikle vekilin üstlendiği işin görülmesi için gerekli hukuki işlemlerin yapılması yetkisini de kapsadığı hükmüne yer verilmiştir. Müteselsil sorumluluk; birden çok borçlunun alacaklıya karşı borcun tamamından sorumlu olduğu, alacaklının borcun tamamını borçlulardan herbirinden ayrı ayrı talep edebileceği, ancak borçlulardan birinin ifasıyla sona eren, esas itibarıyla Türk Borçlar Kanunu'nda düzenlenen ve İdare Hukukunda da uygulama alanı bulan bir sorumluluk ilişkisidir. Dosyanın incelenmesinden, davaya konu ihtiyati haciz işleminin tesis edilmesinden önce düzenlendiği anlaşılan vergi tekniği raporunda; ... Kimya Temizlik Otomotiv Gıda Ürünleri İthalat İhracat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketinin %1 paylı ortağı olan davacıya şirketin kanuni temsilcisi tarafından İstanbul Bakırköy 34. Noterliğince düzenlenen ... arih ve ... sayılı vekaletnameye istinaden geniş yetkiler verildiği ve bu yetkilerle şirket adına gerçekleştirilen tüm işlemlerin davacı tarafından yapıldığı, bu hususun şirketin ortakları ve işlemlere taraf olanların ifadeleri ile tespit edildiği anlaşılmıştır. Vergi kanunlarının dolanılması ve kanuna karşı hilenin önüne geçilmesi amacıyla kabul edildiği meclis tutanaklarında yer alan açıklamalardan anlaşıldığı üzere; Vergi Usul Kanunu'nun 3. maddesinin (B) bendindeki kural ile, özel hukuk bakımından geçerli olan bir hukuki müessesenin, gösterildiği şekliyle değil, işlemin gerçek niteliğinin saptanması ve tespit edilen bu hukuki yapıya itibar edilerek vergilendirme işlemine konu teşkil etmesi öngörülmüştür. Olayda, dosyada mevcut belgeler ile vergi tekniği raporu ekinde yer alan ifade tutanaklarının incelenmesinden, davacının resmi olarak %1 paya sahip ortağı olduğu şirketin paravan olarak kurulduğu, şirketin resmi olarak kanuni temsilcisi olan dava dışı şahsın davacıya verdiği geniş yetkiler içeren vekâletname ile tüm işlemlerin davacı tarafından gerçekleştirildiği anlaşılmıştır. Her ne kadar; Mahkemece, ihtiyati haciz kararı alınmasına dayanak belgelerin ara kararına rağmen, davalı idarece sunulmadığı gerekçesiyle işlemin iptaline karar verilmiş ise de, paravan olarak kurulan şirket tarafından, muvaazalı işlemlerle vergi kaybına neden olunduğu ve bu işlemleri gerçekleştiren davacının hileli yollara sapma ihtimalinin bulunduğu hususu davaya konu edilen işlemin tesis edilmesinden önce düzenlenen vergi tekniği raporuyla ortaya konulduğundan, mahkeme kararına katılma olanağı bulunmamaktadır. Bu itibarla, davacının, temsil yetkisini kanundan almaması sebebiyle kanuni temsilci olarak takip edilmediği, ancak; şirketin kanuni temsilcinin verdiği yetkiye istinaden vekâletin ifası sebebiyle oluşan kamu alacağının ödenmesinden müteselsil olarak sorumlu tutulduğu dikkate alındığında, davaya konu ihtiyati haciz işleminde hukuka aykırılık bulunmadığından, davanın reddi gerektiği oyu ile aksi yönde oluşan Dairemiz kararına katılmıyorum.
Bu kararı dosyanızda kullanın
Hukuk Asistan ile Danıştay, Danıştay ve emsal kararlarında gelişmiş arama yapın; kararları dosyalarınıza ekleyin, UYAP ve UETS entegrasyonuyla işlerinizi tek yerden yönetin.
İnternet sitemizde gizliliğinizi koruyabilmek ve size daha iyi bir deneyim sunmak için sınırlı sayıda çerezler yer alır. Kullandığımız çerezler hakkında daha fazla bilgi edinmek için Çerez Politikamıza bakın.