7. Daire 2022/1438 E. 2024/4370 K. — Danıştay Kararı :: Hukuk Asistan
Danıştay Kararı

7. Daire 2022/1438 E. 2024/4370 K. — Danıştay Kararı

7. Daire 2022/1438 Esas 2024/4370 Karar 25.10.2024
Danıştay 7. Daire Başkanlığı 2022/1438 E.,  2024/4370 K.

T.C.
D A N I Ş T A Y
YEDİNCİ DAİRE
Esas No : 2022/1438
Karar No : 2024/4370

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ...
VEKİLİ : Av. ...

KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Defterdarlığı (... Vergi Dairesi Müdürlüğü)

İSTEMİN KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi .... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: Davacı adına, kanuni temsilcisi olduğu ... Petrol Ürünleri Gıda Tarım Hayvancılık İnşaat Otomotiv Nakliyat ve Ticaret Limited Şirketinin 2016, 2017 ve 2018 yıllarına ait özel tüketim vergileri ve vergi ziyaı cezalarından oluşan borçları nedeniyle, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un 17. maddesi uyarınca ihtiyati tahakkuk kararı alınarak aynı Kanun'un 13. maddesinin 1 ve 3. bendi uyarınca uygulanan ihtiyati haciz işleminin iptali istemiyle dava açılmıştır.

İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... Vergi Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; olayda, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un "Amme Alacaklarının Korunması" başlıklı ikinci bölümünde düzenlenen teminat, ihtiyati haciz ve ihtiyati tahakkuk hükümlerinin, kamu alacağının korunmasına ilişkin tedbirlerden olduğu ve cebren takip tahsil ve yöntemleriyle ilgili olmaması nedeniyle, henüz tahakkuk etmemiş alacaklara uygulanabileceği, aynı Kanunun 3. maddesi uyarınca amme borçlusu sıfatını kazanan ve 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 10. maddesine göre şirket borçlarından sorumlu olabilecek kanuni temsilcilere de uygulanmasının olanaklı olduğu, kanuni temsilci adına ihtiyati haciz kararı alınabilmesi ve teminat istenilebilmesi için Vergi Usul Kanunu'nun 344 ve 359. maddelerinde sayılan hususlara ilişkin bir kamu alacağının salınması yolunda gereken işlemlere başlanmış olmasının yeterli olduğu, ihtiyati haczin uygulanmasında süreye bağlı kalınmayacağı, haklarında ihtiyati haciz işlemi uygulananların, ancak haczin nedenine ve miktarına itiraz edebileceklerinin öngörüldüğü, her ne kadar davalı idarece borçlunun kaçtığına, kaçabileceğine, mallarını kaçırma ve hileli yollara başvurabileceğine dair herhangi bir bilgi ve belgenin dosyaya sunulmadığı görülmekteyse de; asıl borçlu şirket hakkında, 6183 sayılı Kanun'un 9. maddesinin 1. fıkrasına göre ihtiyati haciz uygulanmasını gerektiren; 213 sayılı Kanun'un 344. maddesi uyarınca vergi ziyaı cezası kesilmesine sebep olan ve 213 sayılı Kanun'un 359. maddesine temas eden hallere ilişkin vergi incelemesinin başlanmış olması şartlarının mevcut olduğu görüldüğünden, ihtiyati haciz işleminde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu kararın hukuka ve usule uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Kanuni temsilci adına ihtiyati haciz kararı alınamayacağının Danıştay kararlarıyla sabit olduğu, henüz tahakkuk etmemiş borçlar yönünden kanuni temsilcinin amme borçlusu sıfatını kazanmadığı, mahkeme kararının kendisi ile çeliştiği, borçlunun kaçtığı, kaçabileceği, mallarını kaçırabileceği, hileli yollara başvurabileceğine dair bilgi ve belgenin dosyada mevcut olmadığının temyiz edilen mahkeme kararı ile de ortaya konulduğu, "motorin tutarlarının belgesiz olarak alınmış olma ihtimali" bulunduğundan bahsedilerek, varsayıma dayalı yapılan incelemeye istinaden ihtiyati haciz uygulanamayacağı, vergi incelemesinin henüz tamamlanmadığı, şirket adına re'sen vergi tarhiyatı için somut verinin ve nedenin bulunmadığı, belgesiz motorin alımının söz konusu dahi olmadığı, mal bildiriminde bulunulmasının istenilmediği gibi teminat dahi istenilmediği, davacı temsilci ve şirket açısından ihtiyati haciz şartlarının oluşmadığı ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NİN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan kararın onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Yedinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz isteminin reddine,
2. ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının ONANMASINA,
3. ... TL maktu harç tutarının temyiz eden davacıdan alınmasına,
4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, bu kararın taraflara tebliği ve bir örneğinin de Bölge İdare Mahkemesine gönderilmesini teminen dosyanın ilk derece Mahkemesine gönderilmesine, 25/10/2024 tarihinde kesin olarak oyçokluğuyla karar verildi.

(X) KARŞI OY :
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un 9. maddesinde; 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 344. maddesi uyarınca vergi ziyaı cezası kesilmesini gerektiren haller ile 359. maddesinde sayılan hallere temas eden bir amme alacağının salınması için gerekli muamelelere başlanmış olduğu takdirde vergi incelemesine yetkili memurlarca yapılan ilk hesaplamalara göre belirtilen miktar üzerinden tahsil dairelerince teminat isteneceği, aynı Kanunun 13. maddesinde, ihtiyati haciz sebeplerinin yedi bent halinde sayıldığı, bu hallerden herhangi birisinin mevcudiyeti halinde de hiçbir müddetle mukayyet olmaksızın alacaklı amme idaresinin mahalli en büyük memurun kararıyla, haczin ne suretle yapılacağına dair olan hükümlere göre derhal ihtiyati haciz tatbik olunacağı hüküm altına alınmıştır.
Yukarıda bahsedilen teminat isteme, ihtiyati haciz kamu alacağının cebren tahsil ve takip işlemleri olmayıp, icrai muamelelere başlamadan önce tahsile konu amme alacağını korumaya yönelik işlemler olduğundan, bunların asıl muhatabı amme borçlusu, diğer bir deyişle verginin mükellefi veya sorumlusudur. Dolayısıyla, şirketin kanuni temsilcileri, yönetim, icra kurulu üyeleri ve ortakları hakkında bu işlemlerin uygulanması söz konusu olmayacaktır.
213 sayılı Kanun'un 10. maddesi uyarınca kanuni temsilciler, ancak kesinleşen ve şirketin mal varlığından tamamen veya kısmen alınamamış olan borçlarından dolayı sorumlu tutulabileceklerinden ve haklarında teminat isteme, ihtiyati haciz ve ihtiyati tahakkuk gibi amme alacağının korunmasına ilişkin işlemlerin uygulanabileceğine dair bir açıklık bulunmadığından, temyize konu kararın bu gerekçeyle bozulması gerektiği oyuyla Daire kararına katılmıyoruz.

Bu kararı dosyanızda kullanın

Hukuk Asistan ile Danıştay, Danıştay ve emsal kararlarında gelişmiş arama yapın; kararları dosyalarınıza ekleyin, UYAP ve UETS entegrasyonuyla işlerinizi tek yerden yönetin.

Bize yazın