7. Daire 2021/515 E. 2024/1635 K. — Danıştay Kararı :: Hukuk Asistan
Danıştay Kararı

7. Daire 2021/515 E. 2024/1635 K. — Danıştay Kararı

7. Daire 2021/515 Esas 2024/1635 Karar 21.03.2024
Danıştay 7. Daire Başkanlığı 2021/515 E.,  2024/1635 K.

T.C.
D A N I Ş T A Y
YEDİNCİ DAİRE
Esas No : 2021/515
Karar No : 2024/1635

TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Vergi Dairesi Müdürlüğü

KARŞI TARAF (DAVACI) : ...

İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava Konusu İstem: ... Boya Vernik Kimya İmalat Taşımacılık İthalat İhracat Sanayi ve Limited Şirketinden tahsil edilemeyen 2009, 2010 ile 2011 yıllarına ait muhtelif amme alacağının tahsili amacıyla davacı adına şirket ortağı sıfatıyla düzenlenen ödeme emrinin iptali istemiyle dava açılmıştır.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... Vergi Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla;asıl borçlu şirketin 11/05/2011 tarihli Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nde ilan edilen, 29/04/2011 tarihli ortaklar kurulu kararı ile mevcut hisselerini devrederek ortaklıktan ayrılan davacının hisse devir tarihine kadar tahakkuk etmiş ve ödenmemiş vergi borçlarından sorumlu olduğu, tahakkuk ve vade tarihleri bu tarihten sonraya rastlayan vergiler nedeniyle herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığı; olayda, dava konusu ödeme emri içeriği alacakların vadesinin 2013 yılı olarak belirlendiği, alacakların vade tarihlerinin, dolayısıyla amme alacağının doğduğu zamanın, davacının şirket ortaklığı sıfatının sona erdiği 29/04/2011 tarihinden sonraya rastladığının anlaşılması karşısında, davacı adına düzenlenen ödeme emrinde hukuka uygunluk görülmediği gerekçesiyle dava konusu ödeme emrinin iptaline karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu kararın hukuka ve usule uygun olduğu ve davalı idare tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Asıl borçlu şirketin malvarlığının bulunmadığı, kanuni temsilciler ve ortaklar için ayrı ayrı takibe başlanarak bunlar hakkında ödeme emirlerinin düzenlendiği, bu kişilerin sorumlu oldukları dönemler ile ilgili olarak farklı tarihlerde yapılandırma talep ettikleri, ancak borçları ödemedikleri, bu nedenle yapılandırma işlemlerinin iptal edildiği, davacının şirket ortağı olması nedeniyle ödenmeyen vergilerden sorumlu tutulacağı, tesis edilen işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'İN DÜŞÜNCESİ : 6183 sayılı Kanun'un 35. maddesinin 3. fıkrasında, amme alacağının ödenmesi gerektiği zamanın yanında, alacağın doğduğu zamanda da pay sahiplerinin sorumluluğuna gidilebileceğinin öngörülmüş olması, alacağın doğumunun ise vergiyi doğuran olayın meydana geldiği dönemi kapsaması karşısında, amme alacağının doğduğu zamanda davacının şirket ortağı olup olmadığı; şirket adına düzenlenen ödeme emrinin usulüne uygun şekilde tebliğ edilip edilmediği; borcun şirketten tahsil edilemeyeceğinin tespit edilip edilmediği, ödeme emrinin davacının hissesi oranında düzenlenip düzenlenmediği hususlarının incelenmesi suretiyle ulaşılacak sonuca göre yeniden karar verilmesi gerektiğinden, temyize konu kararın bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Yedinci ve Dokuzuncu Dairelerince 2575 sayılı Danıştay Kanunu'na, 3619 sayılı Kanunla eklenen Ek 1. madde hükmü uyarınca birlikte yapılan toplantıda, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra işin gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
... Boya Vernik Kimya İmalat Taşımacılık İthalat İhracat Sanayi ve Limited Şirketinden tahsil edilemeyen 2009, 2010 ile 2011 yıllarına ait muhtelif amme alacağının tahsili amacıyla davacı adına şirket ortağı sıfatıyla düzenlenen ödeme emrinin iptali istemiyle dava açılmıştır.

İLGİLİ MEVZUAT:
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un 35. maddesinin 1. fıkrasında, limited şirket ortaklarının, şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağından sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumlu olacakları ve bu Kanun hükümleri gereğince takibe tabi tutulacakları, 2. fıkrasında, ortağın şirketteki sermaye payını devretmesi halinde, payı devreden ve devralan şahısların devir öncesine ait amme alacaklarının ödenmesinden birinci fıkra hükmüne göre müteselsilen sorumlu tutulacağı; 3. fıkrasında, amme alacağının "doğduğu" ve "ödenmesi" gerektiği zamanlarda pay sahiplerinin farklı şahıslar olmaları halinde bu şahısların, amme alacağının ödenmesinden birinci fıkra hükmüne göre müteselsilen sorumlu olacakları düzenlenmiş; aynı Kanun'un 55. maddesinde ise, amme alacağını vadesinde ödemeyenlere, yedi gün içinde borçlarını ödemeleri veya mal bildiriminde bulunmaları lüzumunun bir ödeme emri ile tebliğ olunacağı hükme bağlanmıştır.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Vergi kanunlarının vergiyi bağladığı olayın meydana gelmesi veya hukuki durumun tekemmülü ile doğan ve vergi yükümlüsünün borcunu teşkil eden vergi alacağı, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 19. maddesinde düzenlenmiş, aynı Kanun'un 20. ve 21. maddelerinde tanımlanan tarh ve tebliğden sonra tahakkuk ettiği belirtilmiş, izleyen 22. maddede ise tahakkuk, tarh ve tebliğ edilen bir verginin ödenmesi gereken safhaya gelmesi şeklinde tanımlanmıştır.
6183 sayılı Kanun'un 35. maddesinde, limited şirket ortaklarını, şirketten tahsiline olanak bulunmayan kamu alacaklarının ödenmesinden doğrudan doğruya payları oranında sorumlu tutan kural karşısında, tahsili gereken kamu alacağını doğuran vergilendirmenin ait olduğu dönemde, başka bir ifadeyle vergiyi doğuran olayın gerçekleştiği vergilendirme döneminde şirketin paylarına sahip ortakların, bu dönemden sonra paylarını devretmiş olsalar da ortaklık sıfatının sürdüğü dönemlere ilişkin şirketin kamu borçlarından sorumluluklarının kalkması söz konusu edilemez. Bununla birlikte, öngörülen sorumluluk ortağın payının bulunduğu döneme ilişkin olduğu gibi, şirket adına tahakkuk ederek ödenmesi gereken safhaya gelen, yani kamu alacağı niteliği kazanan vergi ve cezanın doğduğu gün ile 6183 sayılı Kanun'un 37. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca ödeme müddetinin son günü olan, vadesinde de ödenmeyen alacağın ödenmesi gereken zamanlarda pay sahiplerinin farklı şahıslar olmaları halinde bu şahısların amme alacağının ödenmesinden müteselsilen sorumlu olacakları kabul edilmiştir.
Dosyanın incelenmesinden, temyize konu kararla, davaya konu edilen ödeme emri içeriği amme alacaklarının vadelerinin 27/08/2013 tarihine rastlayan 2009, 2010 ile 2011 yıllarının muhtelif dönemlerine ilişkin borçları kapsadığının ve davacının 11/05/2011 tarihli Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nde ilan ve tescil edilen, 29/04/2011 tarihli ortaklar kurulu kararıyla hisselerini devrettiğinin anlaşılması nedeniyle sorumluluğuna gidilemeyeceğinin kabulü yönünde karar verilmiş ise de; yukarıda yer verilen maddede ödenmesi gerektiği zamanın yanında, alacağın doğduğu zamanda da pay sahiplerinin sorumluluğuna gidilebileceğinin öngörülmüş olması, alacağın doğumunun ise vergiyi doğuran olayın meydana geldiği dönemi kapsaması karşısında, amme alacağının doğduğu zamanda davacının şirket ortağı olup olmadığı, şirket adına düzenlenen ödeme emrinin usulüne uygun tebliğ edilip edilmediği, borcun şirketten tahsil edilemeyeceğinin tespit edilip edilmediği, ödeme emrinin davacının hissesi oranında düzenlenip düzenlenmediği hususlarının incelenmesi suretiyle ulaşılacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, yukarıda yazılı gerekçeyle dava konusu ödeme emrini iptal eden mahkeme kararına yönelik istinaf isteminin reddine dair kararda hukuka uyarlık görülmemiştir.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1.Temyiz isteminin kabulüne,
2. ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Daireye gönderilmesine,
4. 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 13. maddesinin (j) bendi parantez içi hükmü uyarınca alınması gereken harç dahil olmak üzere, yargılama giderlerinin yeniden verilecek kararda karşılanması gerektiğine, 21/03/2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.

Bu kararı dosyanızda kullanın

Hukuk Asistan ile Danıştay, Danıştay ve emsal kararlarında gelişmiş arama yapın; kararları dosyalarınıza ekleyin, UYAP ve UETS entegrasyonuyla işlerinizi tek yerden yönetin.

Bize yazın