7. Daire 2021/3733 E. 2024/1627 K. — Danıştay Kararı :: Hukuk Asistan
Danıştay Kararı

7. Daire 2021/3733 E. 2024/1627 K. — Danıştay Kararı

7. Daire 2021/3733 Esas 2024/1627 Karar 21.03.2024
Danıştay 7. Daire Başkanlığı 2021/3733 E.,  2024/1627 K.

T.C.
D A N I Ş T A Y
YEDİNCİ DAİRE
Esas No : 2021/3733
Karar No : 2024/1627

TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Vergi Dairesi Başkanlığı
(... Vergi Dairesi Müdürlüğü)
VEKİLİ : Av. ...

KARŞI TARAF (DAVACI) : ...
VEKİLİ : Av. ...

İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ...Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının aleyhlerine olan hüküm fıkrasının bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: ... Motorlu Araçlar Eğitim İletişim Makina Emlak Kuyumculuk İthalat İhracat Ticaret Limited Şirketinden tahsil edilemeyen 2008 ilâ 2012 yıllarının muhtelif dönemlerine ilişkin vergi ziyaı cezalı kurumlar, banka muameleleri vergileri ile gecikme faizlerinin tahsili amacıyla davacı adına kanuni temsilci sıfatıyla düzenlenen ... tarih ve ..., ..., ..., ... sayılı ödeme emirlerinin iptali istemiyle dava açılmıştır.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... Vergi Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; dosyanın incelenmesinden, ... sayılı ödeme emri içeriği 2008 yılının muhtelif dönemlerine ilişkin vergi borçlarının vade tarihlerinin ..., ... sayılı ödeme emri içeriği 2009 yılının muhtelif dönemlerine ilişkin vergi borçlarının vade tarihlerinin ..., ... sayılı ödeme emri içeriği 2010 yılının muhtelif dönemlerine ilişkin vergi borçlarının vade tarihlerinin..., ... sayılı ödeme emri içeriği (45 ilâ 50 numaralı borç kalemleri hariç) 2011 ve 2012 yıllarının muhtelif dönemlerine ilişkin vergi borçlarının vade tarihlerinin 13/01/2018 ve 28/02/2018, davacının ise 28/05/2012 - 17/01/2014 tarihleri arasında asıl borçlu şirketin ortağı ve kanuni temsilcisi olduğu, buna göre gerek vergi borçlarının doğduğu, gerekse ödenmesi gerektiği tarihlerde kanuni temsilcilik sıfatı bulunmayan davacının söz konusu borçlardan sorumlu tutulmasının mümkün olmadığı; 15 sayılı ödeme emri içeriği 45 ilâ 50 numaralı borç kalemleri yönünden, asıl borçlu şirket adına düzenlenen ödeme emrinin 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 102. maddesi uyarınca 04/09/2019 tarihinde usulüne uygun tebliğ edilmesine rağmen amme alacaklarının ödenmemesi ve yapılan malvarlığı araştırmalarında şirketin malvarlığına rastlanılmaması üzerine söz konusu amme alacaklarının tahsili amacıyla vergi borçlarının doğduğu zamanda şirketin kanuni temsilcisi olan davacı adına ödeme emri düzenlenmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı; ayrıca, her ne kadar 2012 yılının muhtelif dönemlerine ilişkin vergi borçlarının vade tarihinde davacının kanuni temsilci sıfatı bulunmuyor ise de söz konusu kamu alacaklarının doğmasına neden olan eylemin kanuni temsilci olduğu döneme rastlamasından dolayı davacının sorumluluğunun bulunduğu gerekçesiyle kısmen dava konusu işlemin iptaline, kısmen de davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurularına konu kararın hukuka ve usule uygun olduğu ve taraflarca ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurularının reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Asıl borçlu şirketten tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacaklarının tahsili amacıyla davacı adına kanuni temsilci sıfatıyla düzenlenen ödeme emirlerinde hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NİN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan kararın temyize konu hüküm fıkrasının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Yedinci ve Dokuzuncu Dairelerince 2575 sayılı Danıştay Kanunu'na, 3619 sayılı Kanun'la eklenen Ek 1. madde hükmü uyarınca birlikte yapılan toplantıda, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra işin gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen kararın temyize konu hüküm fıkrası usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri anılan hüküm fıkrasının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1.Temyiz isteminin reddine,
2.... Bölge İdare Mahkemesi ...Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının davalı idarenin istinaf isteminin reddine ilişkin hüküm fıkrasının ONANMASINA,
3. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, bu kararın taraflara tebliği ve bir örneğinin de Bölge İdare Mahkemesine gönderilmesini teminen dosyanın ilk derece Mahkemesine gönderilmesine, 21/03/2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.

Bu kararı dosyanızda kullanın

Hukuk Asistan ile Danıştay, Danıştay ve emsal kararlarında gelişmiş arama yapın; kararları dosyalarınıza ekleyin, UYAP ve UETS entegrasyonuyla işlerinizi tek yerden yönetin.

Bize yazın