7. Daire 2019/797 E. 2023/1690 K. — Danıştay Kararı
7. Daire 2019/797 Esas 2023/1690 Karar 22.03.2023
Danıştay 7. Daire Başkanlığı 2019/797 E., 2023/1690 K.
T.C. D A N I Ş T A Y YEDİNCİ DAİRE Esas No : 2019/797 Karar No : 2023/1690
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Vergi Dairesi Başkanlığı (… Vergi Dairesi Müdürlüğü) VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVACI) : … VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi …. Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: ... Kimya Nakliyat Makine Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'nin 2009 ilâ 2012 yıllarının muhtelif dönemlerine ilişkin, kurumlar, damga özel tüketim ve katma değer vergileri, kesilen vergi ziyaı ve özel usulsüzlük cezaları, gecikme faizleri ve yargı harçlarından oluşan amme alacağının tahsili amacıyla davacı adına kanuni temsilci sıfatıyla düzenlenen … tarihli ve …,…,…,…,… sayılı ödeme emirlerinin iptali istemiyle dava açılmıştır. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; dava konusu 6 no'lu ödeme emri içeriği damga vergilerinin ödeme emrinin davacıya tebliğinden önce 6736 sayılı Kanun kapsamında kaydi tahsilatla terkin edildiği anlaşıldığından anılan kısım hakkında karar verilmesine yer olmadığı; … sayılı ödeme emrinin ... ilâ ..., ... ilâ ... ve ... ilâ ... ; … no'lu ödeme emrinin ... ilâ ..., ... ilâ ..., …. ilâ ..., ... ve ..., ... ilâ ... ; … no'lu ödeme emrinin ... ilâ ..., ... ilâ ..., ... ilâ ... sıralarında bulunan amme alacaklarının tahsili amacıyla asıl borçlu şirket adına düzenlenen ödeme emirleri tebliğ edilemediğinden, asıl borçlu şirket yönünden kesinleştirilemeyen söz konusu amme alacaklarının tahsili amacıyla kanuni temsilci adına düzenlenen ödeme emirlerinin anılan kısımlarında hukuka uyarlık görülmediği; … ve … no'lu ödeme emirleri ile … sayılı ödeme emrinin ..., .., ..., ve ..., … no'lu ödeme emrinin ... ilâ ... ve ... sıralarında yer alan amme alacaklarının 6552 sayılı Kanun kapsamında yapılandırılmasına rağmen taksitlerinin ödenmemesi üzerine kanuni temsilciden tahsili talep edilmişse de, yapılandırma sonucunda alacağın nitelik değiştirip yeni bir alacak haline geldiğinden, yapılandırma tarihinde kanuni temsilci olmayan dolayısıyla borcun ödenmemesinde kusuru bulunmayan davacıdan anılan borçların tahsilinin mümkün olmaması nedeniyle söz konusu ödeme emirlerinin ilgili kısımlarında hukuka uyarlık görülmediği; … no'lu ödeme emrinin ... ilâ ..., ..., ... ve ... sıralarında bulunan amme alacaklarının ise, usulüne uygun olarak davacı şirkete tebliğ edilmesinden sonra, yapılan mal varlığı araştırması sonucunda şirketin borcu karşılayacak malvarlığının bulunmadığının anlaşılması karşısında söz konusu ödeme emrinin belirtilen kısımlarında hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın kısmen reddine, kısmen dava konusu işlemin iptaline, kısmen de karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Kararın istinaf başvurusuna konu hüküm fıkrasının hukuka ve usule uygun olduğu ve davalı idare tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu hüküm fıkrasının kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Amme alacağının özel yasalar uyarınca ödenmek üzere ödeme planına bağlanmasının zamanaşımına etkisi dışında kanuni temsilcilerin sorumluluğunu etkilemeyeceği, yapılan tebligatlarda hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'ÜN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan kararın onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Dördüncü ve Yedinci Dairelerince 2575 sayılı Danıştay Kanunu'na, 3619 sayılı Kanunla eklenen Ek 1. madde hükmü uyarınca birlikte yapılan toplantıda, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra işin gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1.Temyiz isteminin reddine, 2. … Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının ONANMASINA, 3. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, bu kararın taraflara tebliği ve bir örneğinin de Bölge İdare Mahkemesine gönderilmesini teminen dosyanın ilk derece Mahkemesine gönderilmesine, 22/03/2023 tarihinde kesin olarak oyçokluğuyla karar verildi.
(X) KARŞI OY : 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 10. maddesine göre, kanuni temsilcilerin tüzelkişinin borçlarından dolayı sorumlu tutulabilmesi için, usulüne uygun olarak takip edilmesine rağmen amme alacağının tüzelkişiden tahsil edilememiş olması ve adına kanuni temsilci sıfatıyla ödeme emri düzenlenen kişilerin, amme alacağının ilişkin bulunduğu vergilendirme dönemi, beyan ve vade tarihlerinde kanuni temsilci olarak görev yapmış olmaları, asıl borçlu şirketten amme alacağının tahsil edilemediğinin veya tahsil edilemeyeceğinin ortaya konulmuş olması ve kanuni temsilci olduğu dönemde vergi ödevi ile ilgili kusur sorumluluğunun ortaya konulması gereklidir. Yeniden yapılandırma yasaları olarak da nitelendirilen kimi özel yasalar kapsamında yükümlülere, vergi borcunun vadesi değiştirilip yeni bir ödeme planına bağlanarak, ödenmesi konusunda, yasal gecikme faizi ve gecikme zammı oranları daha düşük uygulanmak suretiyle, kimi koşullarla kolaylıklar sağlanmaktadır. Yeniden yapılandırılan borcun ödenmemesi halinde, diğer bir deyişle yapılandırmaya ilişkin yükümlülüklerin yerine getirilmemesi nedeniyle hakkın kaybedilmesi ve bunun sonucunda yapılandırmanın iptali durumunda tahsil işlemlerine kalındığı yerden devam edilmesi sorumluluk, takip/tahsilata ilişkin yasa kuralları gereğidir. Yapılandırmaya başvurulmuş olması ve buna bağlı olarak amme alacağının yeni ödeme planına bağlanmış olması tek başına borcun niteliğini değiştiren hukuki bir durum değildir. Diğer bir anlatımla, amme alacağının özel yasalara göre ödenmek üzere başvuruda bulunulması ve/veya ödeme planına bağlanması, zamanaşımına olan etkisi dışında, asıl borçluya ait amme borcunun ödenmemesi halinde kanuni temsilcinin sorumluluğunu düzenleyen kurallar gereğince, borcun takibinde gelinen aşamayı değiştirmez. Yapılandırma başvuruları nedeniyle takip sürecinin yeniden/tekrar baştan başlatılması gibi bir görüş, belirli aralıklarla çıkarılan, yeniden yapılandırma yasalarının, amme alacağının mükelleflere kimi kolaylıklar sağlanarak bir an önce tahsilinin sağlanması amacına da uygun düşmez. Bu bakımdan, davacının kanuni temsilcisi olduğu asıl borçlunun 6552 sayılı Kanun kapsamında borcun ödenmesi amacıyla başvuruda bulunmuş olmasının, başvuru tarihinden önce amme alacağının tahsili için ilgili yasalara göre başlatılan/yapılan takip işlemlerini geçersiz hale getirmesine ve sorumluluğun ortadan kalkmasına hukuken olanak yoktur. Açıklanan nedenlerle, davacının kanuni temsilci olarak sorumluluğu incelenerek bir karar verilmek üzere davalı idarenin temyiz isteminin kısmen kabulü ile Vergi Dava Dairesi kararının … ve … no'lu ödeme emirleri ile … sayılı ödeme emrinin ..., ..., ..., ve ..., … no'lu ödeme emrinin ... ilâ ... ve ... sıralarında yer alan amme alacaklarının iptaline ilişkin hüküm fıkrasının bozulması gerektiği görüşüyle çoğunluk kararına katılmıyoruz.
Bu kararı dosyanızda kullanın
Hukuk Asistan ile Danıştay, Danıştay ve emsal kararlarında gelişmiş arama yapın; kararları dosyalarınıza ekleyin, UYAP ve UETS entegrasyonuyla işlerinizi tek yerden yönetin.
İnternet sitemizde gizliliğinizi koruyabilmek ve size daha iyi bir deneyim sunmak için sınırlı sayıda çerezler yer alır. Kullandığımız çerezler hakkında daha fazla bilgi edinmek için Çerez Politikamıza bakın.