7. Daire 2019/124 E. 2023/2763 K. — Danıştay Kararı :: Hukuk Asistan
Danıştay Kararı

7. Daire 2019/124 E. 2023/2763 K. — Danıştay Kararı

7. Daire 2019/124 Esas 2023/2763 Karar 06.06.2023
Danıştay 7. Daire Başkanlığı 2019/124 E.,  2023/2763 K.

T.C.
D A N I Ş T A Y
YEDİNCİ DAİRE
Esas No : 2019/124
Karar No : 2023/2763

DAVACI : … Industry S.A.
(Eski Unvanı: …)
VEKİLİ : Av. …

DAVALI : … Bakanlığı (… Bakanlığı) …
VEKİLİ : Av. …

DAVANIN KONUSU : Yunanistan Cumhuriyeti menşeli 7411.10.10.00.00 ve 7411.10.90.00.00 gümrük tarife istatistik pozisyonlu ''rafine edilmiş bakırdan ince ve kalın borular'' ın ithalatına yönelik olarak başlatılan ve T.C. Ekonomi Bakanlığı İthalat Genel Müdürlüğü tarafından yürütülen damping soruşturmasının tamamlanması neticesinde, soruşturma konusu ülkede yerleşik ihracatçı firma konumundaki davacı şirkete %5 ve diğerlerine %9 oranında dampinge karşı kesin önlem uygulanması yolunda alınan kararın yürürlüğe konulmasına ilişkin 17/10/2017 tarih ve 30213 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 2017/25 sayılı İthalatta Haksız Rekabetin Önlenmesine İlişkin Tebliğin iptali istenilmektedir.

DAVACININ İDDİALARI : Dampinge karşı kesin önlem uygulanmasındaki amacın ülkenin ekonomik yararı olduğu, önlemin alınabilmesi için yerli üretim dalında meydana gelen zararın somut dellillerle ortaya konulması gerektiği, Soruşturma Raporunda şikayet sahibi ve yerli üretim dalını temsil eden … Elektrolitik Bakır Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketinin %2-3 olarak beyan edilen "makul kâr" oranının Nihai Bildirim Raporunda %10 olarak belirlendiği, daha sonra Kamu Dinleme Toplantısında yapılan görüşmeler neticesinde bu oranın %8 olarak tespit edildiği, söz konusu farka ilişkin somut bir gerekçe ileri sürülmediği, üçüncü ülkelerden yapılan ithalatın ve Londra Metal Borsasındaki bakır fiyatlarının etkilerinin gözardı edildiği ileri sürülmektedir.

DAVALININ SAVUNMASI: Dava konusu önleme ilişkin yapılan soruşturmada; zarara ilişkin değerlendirme, soruşturma konusu ürünün genel ithalatı, soruşturma konusu ülkeden ithalatı, Türkiye piyasasında oluşan fiyatların etkisi ve nihayetinde yerli üretim dalının ekonomik göstergelerinde izlenen eğilimlerin bütüncül biçimde ele alındığı, soruşturma konusu ürünün ithalatının 2013-2015 döneminde mutlak olarak %40 oranında artış gösterdiği ve fiyatının %22 oranında düştüğü, Türkiye içindeki pazar payının 2013 yılındaki 100 endeks değerinin 2014 yılında 123, 2015 yılında 135 seviyesine ulaştığı, diğer taraftan yerli üretim dalının pazar payının 2013 yılındaki 100 seviyesinden, 2014 yılında 94'e, 2015 yılında 76'ya gerilediği bu kapsamda "miktar" etkisinin açıkça tespit edildiği, zarar inceleme döneminde oluşan üretici fiyat endeksinin %6,67'nin üzerinde olduğu, diğer taraftan bir yıla kadar vadeli mevduatlara uygulanan faiz oranının zarar inceleme dönemi olan 2013-2015 yıllarında sırasıyla; %8,19, %9,82, %10,15 olduğu dikkate alındığında, yerli üretim dalının "makul kâr" oranını tayin ederken en az o yıla isabet eden mevduat faizi oranı kadar olması gerektiğine ilişkin değerlendirmeler neticesinde, fiyat baskısı hesaplamasında söz konusu oranın %8 olarak tespit edildiği, buna ilişkin somut deliller soruşturma raporunda yer aldığından iptali istenen Tebliğ'de hukuka aykırılık bulunmadığı savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'IN DÜŞÜNCESİ : Dosyanın incelenmesinden, soruşturma sonucunda, dampingli ithalatın yerli üretim dalı üzerinde “zarar” doğurduğu ve zararın devam etmesinin veya yeniden meydana gelmesinin muhtemel olduğu sonucuna varılmış olup, dampingli ithalatın etkisinin değerlendirildiği, yerli üretim dalında meydana gelen zararla arasında illiyet bağı bulunan dampinge konu ithalatın neden olduğu haksız rekabetin önlenmesi ve bu çerçevede yerli üretim dalının korunması amacıyla kabul edilen 2017/25 sayılı İthalatta Haksız Rekabetin Önlenmesine İlişkin Tebliğ ile getirilen dampinge karşı kesin önlem uygulanmasında hukuka aykırılık görülmemiştir.

DANIŞTAY SAVCISI …'IN DÜŞÜNCESİ : Dava; 17/10/2017 tarih ve 30213 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 2017/25 sayılı İthalatta Haksız Rekabetin Önlenmesine İlişkin Tebliğin iptali istemine ilişkindir.
3577 sayılı İthalatta Haksız Rekabetin Önlenmesi Hakkında Kanunun 1. maddesinde; bu Kanun'un ithalatta haksız rekabet hallerinde, dampinge veya sübvansiyona konu olan ithalatın sebep olduğu zarara karşı bir üretim dalının korunması amacıyla yapılacak işlemlere, alınacak önlemlere, gerekli ilke ve uygulama kararlarını verecek bir Kurul oluşturulmasına ve bunun görevlerine ilişkin usul ve esasları kapsadığı belirtilmiş, "Tanımlar" başlıklı 2. maddesinin (a) bendinde; "Damping: Bir malın Türkiye'ye ihraç fiyatının, benzer malın normal değerinin altında olmasını", (c) bendinde "İhraç fiyatı: İhraç amacıyla satılan mal için fiilen ödenmiş olan veya ödenmesi gereken fiyatı,"(d) bendinde, Benzer Malın: " Dampinge veya subvansiyona konu mal ile aynı özellikleri taşıyan bir malı, böyle bir malın bulunmaması halinde ise benzer özellikleri yaşıyan başka bir malı," (e) bendinde, Normal Değer:" 1. İhracatçı veya menşe ülkede tüketime konu olan benzer mal için normal ticari işlemler sonucunda fiilen ödenmiş olan veya ödenmesi gereken karşılaştırılabilir fiyatı, 2- İhracatçı ülke veya menşe ülkenin iç piyasasında normal ticari işlemler çerçevesinde benzer malın satışlarının olmaması ya da bu satışların uygun bir karşılaştırma yapılmasına elverişli bulunmaması durumunda, benzer malın üçüncü bir ülkeye ihracatında temsil niteliğini haiz karşılaştırılabilir fiyatı veya menşe ülkedeki maliyetine makul bir kar marjının eklenmesiyle tespit edilen fiyatı", (g) bendinde, Damping marjı: "Normal değerin ihraç fiyatını aştığı miktarı."(i) bendinde, Zarar;" Bir üretim dalında maddi zararı, maddi zarar tehdidini veya bir üretim dalının kurulmasının fiziki olarak gecikmesini, "ifade ettiği düzenlemesine yer verilmiş, aynı Kanunun 3. maddesinde; önlem alınmasını gerektiren hallerin; dampinge veya sübvansiyona konu olan ithalatın Türkiye'de bir üretim dalında maddi zarara yol açması veya maddi zarar tehdidi oluşturması veya bir üretim dalının kurulmasını fiziki olarak geciktirmesi olduğuna değinilmiş, 4. maddesinde,İthalat Genel Müdürlüğünün şikayet üzerine veya gerektiğinde re'sen damping incelemesi yapabileceği,şikayet ve incelemeye ilişkin usul ve esasların Bakanlıkça çıkarılacak Yönetmelikle tespit edileceği, 5. maddesinde, İthalat Genel Müdürlüğünün görevleri belirlenmiş, 13. maddesinde ise; soruşturma sonucunda, dampingli veya sübvansiyonlu ithalatın varlığı ve bu ithalatın zarara neden olduğu belirlendiğinde, bu zararın önlenmesi amacıyla, Kurulca belirlenen ve Bakanlıkça onaylanarak kesinleşen damping marjı veya sübvansiyon miktarı kadar veya zararı ortadan kaldıracak daha az bir oran veya miktarda dampinge karşı vergi veya telafi edici vergi alınacağı kurala bağlanmıştır.
Öte yandan, 30/10/1999 tarihli ve 23861 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan İthalatta Haksız Rekabetin Önlenmesi Hakkında Yönetmeliğin 5. maddesinde, normal değerin belirlenmesine ilişkin esaslara, 9. maddesinde, ihraç fiyatının belirlenmesine, 16. maddesinde, bir üretim dalında maddi zararın, maddi zarar tehdidi veya bir üretim dalının kurulmasının fiziki olarak gecikmesinin zarar olarak kabul edileceği, 17. maddesinde, zararın tespitine, 18. maddesinde, yerli üretim dalının benzer malın Türkiye'deki üreticilerini veya bu malın Türkiye üretiminin önemli bir bölümünü gerçekleştiren üreticileri ifade ettiği belirtilmiş, 19. maddesinde, şikayet ve incelemeye, 20. maddesinde de, soruşturma açılmasına 21. maddesinde; bilgilerin toplanması ve doğrulanmasına, 25. maddesinde de, ilgili tarafların bilgilendirilmesine ilişkin esaslara yer verilmiştir.
Dava konusu olayda; yerli üretici … Elektrolitik Bakır Sanayi ve Ticaret A.Ş. (…) tarafından Yunanistan Cumhuriyeti (Yunanistan) menşeli 7411.10.10.00.00 ve 7411.10.90.00.00 gümrük tarife ve istatistik pozisyonlu (GTİP) "rafine edilmiş bakırdan ince ve kalın boruların" Türkiye'ye dampingli fiyatlarla ithal edildiği ve bu durumun yerli üretime zarar verdiği iddiasıyla, söz konusu ürünün ithalatına karşı önlem alınmasının istenilmesi üzerine 14/07/2016 tarih ve 29770 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan İthalatta Haksız Rekabetin Önlenmesine ilişkin … sayılı Tebliğ ile damping soruşturması başlatılmış, anılan Tebliğ ile başlatılan damping soruşturması Ekonomi Bakanlığı ve İthalat Genel Müdürlüğü tarafından yürütülerek tamamlanmış ve davaya konu Tebliğ yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
Dosyanın incelenmesinden; soruşturma açılması üzerine söz konusu ürünün Bakanlıkça tespit edilen ithalatçılarına, soruşturma konusu ülkelerde yerleşik bilinen üretici/ihracatçılarına ve soruşturmaya konu ülkenin Ankara'daki Büyükelçiliğine bildirimde bulunulduğu, tarafların katılımıyla 29/5/2017 tarihinde kamu dinleme, 30/05/2017 tarihinde ise Halcor firmasının temsilcileri ile özel dinleme toplantısının gerçekleştirildiği, Yönetmeliğin 21 maddesi uyarınca 29-30 Eylül 2016 tarihinde Kocaeli'de ... firması nezdinde; 21-23 Şubat 2017 tarihlerinde Yunanistan'ta ... firması nezdinde yerinde doğrulama soruşturmalarının gerçekleştirildiği, 01/01/2015-31/12/2015 tarihleri arasındaki dönemin soruşturma, 10/01/2013-31/12/2015 tarihleri arasındaki dönemin ise zarar inceleme dönemi olarak belirlendiği, yerli üreticinin (YÜD) soruşturma konusu ürünün temel tiplerini ürettiği, bunların dışındaki ürün tiplerinde de üretim yapabilme yeteneğine sahip olduğu, soruşturma konusu ürünün ihracatçı ve yerli üreticileri nezdinde yapılan doğrulama çalışmaları sırasında, söz konusu ürünün; üretim süreçleri, teknik ve fiziksel özellikleri, temel kullanım alanları v.b gibi konular açısından yapılan inceleme sonucu benzer ürün olarak kabul edildiği, adil bir karşılaştırmanın yapılabilmesini sağlamak için normal değer ile ihraç fiyatının mümkün olduğu ölçüde fabrika çıkış aşamasına getirilerek aynı ticari aşamada karşılaştırıldığı, normal değer ile ihraç fiyatının ağırlıklı ortalamalarının karşılaştırılması suretiyle damping marjının ... firması için CIF bedelin % 9.02 si oranında belirlendiği, genel ithalatın miktar bazında incelenmesinden; 2013 yılında 16.302 ton olan ithalatın 2014 yılında 15.849 tona düştüğü, 2015 yılında ise 19.380 tona yükseldiği, ortalama birim fiyatlarının da 2013-2015 yıllarında sırasıyla 8.77/ABD Doları/kg'dan 8.12 ve 6.64 ABD Doları/Kg'a düşerek gerilediği, 2013 yılında 5.985 ton olan Yunanistan menşeli ithalatın 2014 yılında 6.869 tona, 2015 yılında ise 8.395 ton seviyesine ulaştığı, Yunanistan menşeli ithalatın toplam ithalat içindeki payı 2013 yılında % 37 oranındayken, 2014-2015 yıllarında % 43 oranına çıktığı, ortalama birim fiyatlarının da; 2013-2015 döneminde sırasıyla 8.62, 8.13 ve 6.69 ABD Doları/kg olarak kaydedildiği, 2013-2015 döneminde Yunanistan menşeli ithalat mutlak olarak % 40 oranında artarken, söz konusu ithal fiyatlarının % 22 oranında gerilediği, üçüncü ülkelerden 2013 yılında yapılan ithalat miktarının 10.317 ton, 2014 ve 2015 yıllarında sırasıyla 8.980 ve 10.984 ton olarak gerçekleştiği, anılan ithalatın genel ithalat içindeki payının ise 2013 yılında % 63 iken, 2014-2015 yıllarında % 57 oranına düştüğü, üçüncü ülkelerden gerçekleşen ithalatın ortalama birim fiyatlarının 2013 yılında 8.86, 2014 yılında 8.12, 2015 yılında ise 6.61 ABD Doları/Kg'a gerilediği, Yunanistan menşeli ithalatın 2013 yılında % 23 olan pazar payının, 2014 yılında % 28'e, 2015 yılında ise % 31 oranına yükseldiği, YÜD'ün pazar payı 2013 yılında % 37 iken, 2014-2015 yıllarında sırasıyla % 35'e ve % 29'a düştüğü, YÜD'ün pazar payının incelenen dönemde % 24 oranında gerilediği, Yunanistan menşeli ithalatın YÜD'ün fiyatlarını 2013-2015 döneminde kırmadığı, ancak bunda yerli üreticinin ithalat ile rekabet edebilmek için fiyatı artırmamasının etkisi olduğu, nihai bildirim raporuna gelen görüşlerde fiyat baskısı hesabında kullanılan % 10 kar oranının söz konusu sektör için yüksek olduğunun ihracatçı ve ithalatçı firmalar tarafından ifade edilmesi üzerine, YÜD'ün ve ihracatçı firmanın soruşturma konusu ürüne ilişkin karlılık oranları ve yurt içindeki enflastyonist oran gözönüne alınarak fiyat baskısının YÜD'ün ticari maliyetine % 8 oranında kar eklenerek belirlendiği ,Yunanistan menşeli ithalatın YÜD'ün yurt içi satış fiyatlarını 2013 yılında % 0,1, 2014 ve 2015 yıllarında ise % 2 oranında baskı altında tuttuğunun görüldüğü, yerli üretim dalının ekonomik göstergelerinde; TUİK'ten temin edilen Üretici Fiyatları Endeksi kullanılıp, enflasyondan arındırılarak reel değerlere ulaşıldığı, YÜD'ün üretim miktar endeksi 2013 yılı 100 kabul edildiğinde, 2014 yılında 88'e, 2015 yılında ise 77 ye düştüğü, anılan dönemdeki üretimin % 23 oranında gerilediği, zarar inceleme döneminde, YÜD'ün iç piyasa satışlarının %26, yurtiçi satış hasılatının ise %29 oranında düşüş kaydettiği, YÜD'ün ihracat miktar endeksinin, 2013 yılı 100 kabul edildiğinde sonraki yıllarda sırasıyla 147 ve 108 seviyelerinde gerçekleştiği, yurt içi satış birim fiyat endeksinin 2013 yılı 100 olarak alındığında, 2014 ve 2015 yıllarında sırasıyla 98 ve 96 olarak gerçekleştiği, mutlak olarak artan birim fiyatlarının reel olarak %4 oranında düştüğü, YÜD'ün pazar payı endeksinin 2013 yılı 100 kabul edildiğinde 2014-2015 yıllarında sırasıyla 94'e ve 76'ya gerilediği, üretim miktarının %1'i civarında stok tutulduğu, stok miktar endeksinin 2013-2015 yıllarında sırasıyla 100, 63 ve 41 olarak gerçekleştiği, zarar inceleme döneminde yerli üretim dalının üretim, kapasite kullanım oranı ve yurt içi satışlarında önemli oranda düşüş görüldüğü, YÜD'ün satış fiyatlarının reel olarak bir miktar düştüğü, yurt içi, yurt dışı ve toplam karlılık oranlarında azalma olduğu, Yunanistan menşeli ithalat 2013-2015 döneminde %40 oranında artarken, ithal fiyatlarının %22 oranında gerilediği, Yunanistan menşeli ithalatın Türkiye toplam tüketiminden aldığı payın %35 oranında artış gösterdiği, YÜD'ün Türkiye pazarından aldığı payın ise anılan dönemde %23 oranında gerilediği, diğer ülkelerin pazar payında önemli bir artış görülmediği, Yunanistan menşeli ithalatın, YÜD'ün iç piyasa satış fiyatlarını kırmamakla birlikte baskı altında tuttuğu, üretim, kapasite kullanım oranı, yurt içi satışlar, karlılık, nakit akışı ve verimlilik gibi unsurlarda bozulmaların görüldüğü, tüm verilerin soruşturma konusu ürünün YÜD'ün üzerinde maddi zarar oluşturduğunu gösterdiği, üçüncü ülkelerden yapılan ithalatın dalgalı seyir izlediği ve dönem sonunda dönem başındaki seviyesine geri döndüğü, zarara ilişkin değerlendirmenin firmanın genel finansal durumu dikkate alınarak soruşturma konusu ürüne ilişkin göstergeler üzerinden yapıldığı, bakır madeninin borsa fiyatlarında meydana gelen düşüşün; ... firmasının hem iç piyasa, hem de Türkiye'ye ihraç ettiği ürün fiyatı üzerinde aynı etkiyi göstermesi nedeniyle, bu durumun zarara ilişkin değerlendirmeleri değiştirmediği,ABD/ Dolarının Euro karşısında değer kazanmasının, bakır madeni borsa fiyatının, hem ihracatçı hem de YÜD için aynı kur üzerinden belirlendiği hususu gözönüne alındığında zarara ilişkin değerlendirmelere etkisinin bulunmadığı, YÜD'ün; stok seviyesi ve ihracat miktarının, üretim ve yurt içi satışlarıyla kıyaslandığında oldukça düşük seviyelerde olduğu, bu durumun YÜD'ün zararının firmanın yanlış politikalarından kaynaklanmadığını gösterdiği, soruşturma konusu ürünün bir çok sektör için ara girdi niteliğinde olması, dampingli ithalatın YÜD üzerinde yarattığı fiyat baskısının düşük seviyede olması ve kamu yararı görülmesi sebebiyle, 3577 sayılı Kanunun 7 nci maddesi hükmü uyarınca zararı ortadan kaldıracak daha az oranlı bir önlem uygulanmasının yerinde olacağı, işbirliğine gelmeyen firmalar için ise dampinge karşı önlem oranının Yönetmeliğin 26 ncı maddesi hükmü uyarınca tespit edildiği belirtilen soruşturma raporunu değerlendiren İthalatta Haksız Rekabeti Değerlendirme Kurul Kararı ve Ekonomi Bakanının onayı ile 7411.10.10.00.00 ve 7411.10.90.00.00 gümrük tarife ve istatistik pozisyonlarında tanımı yapılan "Rafine edilmiş bakırdan ince ve kalın borular'ın Yunanistan Cumhuriyeti menşeli ... Metal Works S.A firmasından ithalinde % 5, diğer firmalardan ithalinde ise % 9 oranında dampinge karşı önlemin yürürlüğe konulduğu anlaşılmaktadır.
Olayda, ilgili yerli üretici firma tarafından makul olarak elde edilebilecek ve soruşturma başlatılmasına yetebilecek asgari bilgileri içeren şikayet başvurusu üzerine açılan ve 3577 sayılı Kanuna ve ilgili Yönetmeliğe uygun olarak yürütüldüğü anlaşılan soruşturma sonucunda elde edilen veriler ışığında yapılan hesaplamalar ve değerlendirmeler uyarınca, dampingli ithalatın yerli üretim dalı üzerinde “zarar” doğurduğu ve Anlaşma hükümlerine uygun olarak açıldığı ve yürütüldüğü anlaşılan soruşturma sonucunda da, zararın devam etmesinin veya yeniden meydana gelmesinin muhtemel olduğu sonucuna varılmakla, dampingli ithalatın etkisinin değerlendirildiği 27. maddede ve yerli üretim dalında meydana gelen zararla arasında illiyet bağı bulunan dampinge konu ithalatın neden olduğu haksız rekabetin önlenmesi ve bu çerçevede yerli üretim dalının korunması amacıyla kabul edilen 2017/25 sayılı İthalatta Haksız Rekabetin Önlenmesine İlişkin Tebliğ ile getirilen dampinge karşı kesin önlem uygulanmasında anılan üst hukuk normlarına aykırılık görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle, davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Yedinci Dairesince, duruşma için belirlenen günde, davacıyı temsilen Av. …'ın, davalı idareyi temsilen Av. …'İn geldiği görülerek Danıştay Savcısı …'ın emekli olmasından dolayı duruşmaya katılamayacak olması nedeniyle Danıştay Başsavcılığı tarafından görevlendirilen Danıştay Savcısı …'ün katılımıyla yapılan duruşmada taraflara usulüne uygun olarak söz verilip, Danıştay Savcısının düşüncesi alındıktan, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ :
Yunanistan Cumhuriyeti menşeli 7411.10.10.00.00 ve 7411.10.90.00.00 gümrük tarife istatistik pozisyonlu ''rafine edilmiş bakırdan ince ve kalın borular'' ın ithalatına yönelik olarak başlatılan ve T.C. Ekonomi Bakanlığı İthalat Genel Müdürlüğü tarafından yürütülen damping soruşturmasının tamamlanması neticesinde, soruşturma konusu ülkede yerleşik ihracatçı firma konumundaki davacı şirkete %5 ve diğerlerine %9 oranında dampinge karşı kesin önlem uygulanması yolunda alınan kararın yürürlüğe konulmasına ilişkin 17/10/2017 tarih ve 30213 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 2017/25 sayılı İthalatta Haksız Rekabetin Önlenmesine İlişkin Tebliğin iptali istenilmektedir.
Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulunun 03/10/2018 tarih ve E:2018/742, K:2018/574 sayılı kararı ile davanın süre yönünden reddi yolunda verilen kararın bozulması üzerine dava dosyası Dairemize gönderilmiştir.

İNCELEME VE GEREKÇE :
İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasa'nın 167. maddesinde, Devletin, para, kredi, sermaye, mal ve hizmet piyasalarının sağlıklı ve düzenli işlemelerini sağlayıcı ve geliştirici tedbirleri alacağı, piyasalarda fiilî veya anlaşma sonucu doğacak tekelleşme ve kartelleşmeyi önleyeceği; dış ticaretin ülke ekonomisinin yararına olmak üzere düzenlenmesi amacıyla ithalat, ihracat ve diğer dış ticaret işlemleri üzerine vergi ve benzeri yükümlülükler dışında ek mali yükümlülükler koymaya ve bunları kaldırmaya kanunla Bakanlar Kuruluna yetki verilebileceği hükmü yer almaktadır.
2976 sayılı Dış Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanun'un "Amaç ve kapsam" başlıklı 1. maddesinde; dış ticaretin, ülke ekonomisinin yararına düzenlenmesini sağlamak amacıyla ithalat, ihracat ve diğer dış ticaret işlemleri üzerine vergi ve benzeri yükümlülükler dışında ek mali yükümlülükler konulması ve kaldırılmasının, bu yükümlülüklere ilişkin esasların tespit edilmesi ve oluşan fonların kullanılmasının bu Kanun hükümlerine göre yürütüleceği; 2. maddesinin işlem tarihinde yürürlükte bulunan halinde, bu Kanun kapsamındaki konularda düzenleme yapmaya Bakanlar Kurulu'nun yetkili olduğu hükme bağlanmıştır.
Anti Damping Anlaşması'nın “Damping Tespiti” başlıklı 2. maddesinin 2.1 paragrafında, bu Anlaşma uyarınca, bir ülkeden başka bir ülkeye ihraç edilen ürünün ihraç fiyatının, normal ticari işlemler içinde, ihracatçı ülkede tüketime konu benzer ürünün karşılaştırılabilir fiyatından daha düşük olduğunda, söz konusu ürünün dampingli olduğu, yani bir başka ülkenin pazarına daha düşük bir fiyatla sokulduğunun kabul edileceği kurala bağlanmıştır.
3577 sayılı İthalatta Haksız Rekabetin Önlenmesi Hakkında Kanun'un "amaç ve kapsam" başlıklı 1. maddesinde, bu Kanun'un, ithalatta haksız rekabet hallerinde dampinge veya sübvansiyona konu olan ithalatın sebep olduğu zarara karşı bir üretim dalının korunması amacıyla yapılacak işlemlere, alınacak önlemlere, gerekli ilke ve uygulama kararlarını verecek bir kurul oluşturulmasına ve bunun görevlerine ilişkin usul ve esasları kapsayacağı hükme bağlanmış; "Tanımlar" başlıklı 2. maddesinde, ''damping'', bir malın Türkiye'ye ihraç fiyatının, benzer malın normal değerinin altında olması; ''ihraç fiyatı'', ihraç amacıyla satılan mal için fiilen ödenmiş olan veya ödenmesi gereken fiyat; ''benzer mal'', dampinge veya sübvansiyona konu mal ile aynı özellikleri taşıyan bir mal, böyle bir malın bulunmaması halinde ise benzer özellikleri taşıyan başka bir mal; ''normal değer'', ihracatçı veya menşe ülkede tüketime konu benzer mal için normal ticari işlemler sonucunda fiilen ödenmiş olan veya ödenmesi gereken karşılaştırılabilir fiyat yahut ihracatçı ülke veya menşe ülkenin iç piyasasında normal ticari işlemler çerçevesinde benzer malın satışlarının olmaması ya da bu satışların uygun bir karşılaştırma yapılmasına elverişli bulunmaması durumunda, benzer malın üçüncü bir ülkeye ihracatında temsil niteliğini haiz karşılaştırılabilir fiyat veya menşe ülkedeki maliyetine makul bir kar marjının eklenmesiyle tespit edilen fiyat; ''damping marjı'', normal değerin ihraç fiyatını aştığı miktar; ''zarar'', bir üretim dalında maddi zararı, maddi zarar tehdidini veya bir üretim dalının kurulmasının fiziki olarak gecikmesi şeklinde tanımlanmış; aynı Kanun'un 3. maddesinde, önlem alınmasını gerektiren haller, dampinge konu olan ithalatın Türkiye'de bir üretim dalında maddi zarar tehdidi oluşturması veya bir üretim dalının kurulmasını fiziki olarak geciktirmesi olarak belirlenmiş; 4. maddesinde, İthalat Genel Müdürlüğünün şikayet üzerine veya gerektiğinde re'sen damping incelemesi yapabileceği, şikayet ve incelemeye ilişkin usul ve esasların çıkarılacak Yönetmelikle tespit edileceği; 5. maddesinde, İthalat Genel Müdürlüğünün, şikayet üzerine veya gerektiğinde re'sen verilen bilgi ve belgeler veya mevcut diğer bilgilerin ışığı altında ön incelemeyi yapmak, soruşturma açılıp açılmayacağı hususunda kurula teklif sunmak, soruşturma açılması halinde, soruşturmayı yürütmek ve önlemlerle ilgili kurula teklif sunmakla görevli olduğu; 6. maddesinde, İthalatta Haksız Rekabeti Değerlendirme Kurulunun, soruşturma sonuçlarını değerlendirmek, bunun gerektireceği tedbirleri almak ve kesin önlem kararını Bakanlığın onayına sunmakla görevli olduğu belirtilmiş; 7. maddesinde yapılan soruşturma sonucunda Kurul tarafından belirlenen ve Bakanlıkça onaylanan damping marjı kadar dampinge konu malın ithalatında dampinge karşı vergi alınacağı; 10. maddesinde, re'sen veya şikayet üzerine yapılan inceleme sonucunda dampinge konu olan ithalatın ve bu ithalattan kaynaklanan zararın varlığı konusunda yeterli delillerin bulunması durumunda soruşturma açılacağı, soruşturmanın usul ve esaslarının Bakanlıkça çıkarılacak Yönetmelik ile tespit edileceği; 13. maddesinde, soruşturma sonucunda dampingli ithalatın varlığı ve bu ithalatın zarara neden olduğu belirlendiğinde, bu zararın önlenmesi amacıyla, Kurulca belirlenen ve Bakanlıkça onaylanarak kesinleşen damping marjı kadar veya zararı ortadan kaldıracak daha az bir oran veya miktarda dampinge karşı vergi alınacağı hükümlerine yer verilmiştir.

3577 sayılı Kanun'un verdiği yetkiye dayanılarak çıkarılan İthalatta Haksız Rekabetin Önlenmesi Hakkında Yönetmeliğin "Tanımlar" başlıklı 4.maddesinin (d) bendinde, ''benzer mal'', dampinge veya sübvansiyona konu mal ile aynı özellikleri taşıyan bir malı, böyle bir malın bulunmaması halinde ise benzer özellikleri taşıyan başka bir malı ifade ettiği; 5. maddesinin 3. fıkrasında, aralarında bir ortaklık ilişkisi veya telafi edici düzenleme bulunan taraflar arasındaki satışlarda uygulanan fiyatların, fiyatların bu ilişkiden etkilenmediği kanıtlanmadıkça, normal ticari işlem kabul edilmeyebileceği ve normal değerin hesaplanmasında göz önüne alınmayabileceği, aynı maddenin 6.fıkrasında, normal değerin belirlenmesi için benzer malın ihracatçı ülkenin iç piyasasında veya üçüncü bir ülkeye ihracatında birim imalat maliyetine genel, idari ve satış giderlerinin eklenmesinden oluşan tutardan daha düşük bir fiyatla satıldığı hallerde; bu satışların, fiyatları nedeniyle normal ticari işlemler içinde gerçekleşmiş olarak kabul edilmeyebileceği; 6. maddesinde, maliyetlerin normal olarak soruşturmaya konu olan ihracatçı veya üretici tarafından tutulan kayıtlar esas alınarak hesaplanacağı; 7. maddesinde, piyasa ekonomisi uygulamayan ülkelerden yapılan ithalatta normal değerin, Türkiye'de benzer mal için fiilen ödenmiş veya ödenmesi gereken fiyat veya Türkiye'de benzer malın birim imalat maliyetine genel, idari ve satış giderleri ile makul bir kârın eklenmesiyle oluşturulan değer göz önüne alınarak hesaplanabileceği; 9. maddesinde, ihracatçı ile ithalatçı ya da üçüncü bir taraf arasında ortaklık veya telafi edici bir düzenleme bulunması nedeniyle ihraç fiyatının güvenilir olmadığı durumlarda, ihraç fiyatının, bağımsız ilk alıcıya yeniden satış fiyatı esas alınarak oluşturulabileceği, bu durumda ithalat ile yeniden satış arasında gerçekleşen tüm gider ve karların hesaba katılacağı; 10. maddesinde, ihraç fiyatı ile normal değer arasında adil bir karşılaştırma yapılmasını teminen bu karşılaştırmanın, aynı ticari aşamada, tercihen fabrika çıkış aşamasında yapılacağı; fiyat karşılaştırmasında, satış şartları, vergilendirme, ticari aşamalar, miktarlar ve fiziksel özelliklerdeki farklılıklar ile karşılaştırmayı etkileyen diğer farklılıkların göz önüne alınacağı; 11. maddesinde, damping marjının, normal değer ve ihraç fiyatının, ağırlıklı ortalama veya işlem bazında karşılaştırılması suretiyle hesaplanacağı; 17. maddesinde, maddi zarar tespitinin somut delillere dayanması ve dampingli ithalatın hacmi ve bu ithalatın iç piyasadaki benzer mal fiyatları ile yerli üretim dalı üzerindeki etkilerinin nesnel incelemesini içermesi gerektiği, bir ürünün birden fazla ülkeden ithalatının eş zamanlı olarak soruşturmaya konu olması halinde, bu ithalatın etkilerinin toplu olarak değerlendirilebileceği, böyle bir değerlendirmenin her bir ülkeden yapılan ithalat için damping marjı ve ithalat miktarının ihmal edilebilir oranlardan fazla olması ve ithal malların kendi aralarındaki ve ithal mallarla yerli benzer mal arasındaki rekabet şartları bakımından, ithalatın etkisinin toplu olarak değerlendirilmesinin uygun olduğunun belirlenmesi halinde yapılabileceği, dampingli ithalatın fiyatlarının Türkiye'deki benzer malın fiyatının önemli ölçüde altında kalıp kalmadığı veya bu ithalatın önemli ölçüde fiyatları düşürücü ya da fiyat artışlarını engelleyici etki yaratıp yaratmadığının inceleneceği, dampingli ithalatın üretim dalı üzerindeki etkisinin incelenmesi sırasında satışlar, kârlar, üretim, piyasa payı, verimlilik, yatırım hasılatı ve kapasite kullanımındaki fiili ve potansiyel azalma, büyüme veya yatırımları artırma yeteneği üzerindeki olumsuz etkiler dahil olmak üzere, üretim dalının durumu ile ilgili tüm etkenleri ve göstergeleri kapsayacağı ve dampingli ithalatın yerli üretim dalına zarar verdiği hususunun bu faktörler çerçevesinde ortaya konması, dampingli ithalat ile yerli üretim dalının maruz kaldığı zarar arasındaki nedensellik bağının mevcut delillere dayandırılması ve dampinge konu olan ithalat dışındaki nedenlerden kaynaklanan zararın bu ithalata atfedilmemesi gerektiği, dampingli ithalatın etkisinin en dar mal grubu ya da yelpazesinin incelenmesi suretiyle yapılacağı; 19. maddesinde, dampinge konu ithalattan zarar gördüğünü iddia eden üreticilerin İthalat Genel Müdürlüğüne yazılı olarak başvurabileceği, şikayetin, damping, zarar ve dampinge konu ithalat ile iddia edilen zarar arasındaki nedensel ilişkiyi gösteren delilleri içermesi gerektiği; başvuruda, başvuru sahibinin makûl olarak temin edebileceği, şikayette bulunanın kimliği ve ürettiği benzer ürün miktarı ve değeri ile ilgili açıklamaları, dampinge konu olduğu iddia edilen ürünün eksiksiz bir tanımını, menşe veya ihracatçı ülkenin veya ülkelerin adları, bilinen ihracatçı, üretici ve ithalatçılarının adları, menşe ülke iç piyasa fiyatları, ihraç fiyatlarının, iddia edilen zararın dampinge konu ithalattan kaynaklandığına ilişkin delillere ilişkin bilgilerin yer alması gerektiği; 18. maddesinde, yerli üretim dalının, benzer malın Türkiye'deki tüm üreticilerini veya bu malın Türkiye üretiminin önemli bir bölümünü gerçekleştiren üreticileri ifade edeceği; ancak, üreticilerin ihracatçılar veya ithalatçılarla ilişkili bulunmaları veya kendilerinin dampinge veya sübvansiyona konu olduğu iddia edilen malın ithalatçısı olmaları halinde, yerli üretim dalı, üreticilerin geri kalan bölümünü ifade edeceği, üreticilerin ihracatçılar veya ithalatçılarla ilişkili olduğu sayılani hallerde kabul edileceği, bu hallerin a) biri doğrudan veya dolaylı olarak diğerini kontrol ediyorsa, veya b) her ikisi doğrudan veya dolaylı olarak üçüncü bir şahıs tarafından kontrol ediliyorsa, veya c) bu ilişkinin ilgili üreticinin ilişkili olmayan üreticilerden farklı davranmasına neden olduğuna dair inandırıcı veya şüphe uyandıran geçerli gerekçeler bulunması şartıyla, ikisi birlikte doğrudan veya dolaylı olarak üçüncü bir şahsı kontrol ediyorlarsa, bu maddede belirtilen taraflardan biri, hukuken veya işlevsel olarak, diğer taraf üzerinde kısıtlama uygulayacak veya diğerini idare edecek bir konumda bulunuyor ise, bu tarafın diğerini kontrol ettiğinin kabul edileceği; 26. maddesinde, ilgili taraflardan birinin işbirliğine gelmemesi halinde geçici veya nihai belirlemelerin mevcut verilere göre yapılabileceği ve söz konusu taraf açısından soruşturmanın sonucunun işbirliğine gelinmesi haline nazaran daha az avantajlı olabileceği hükümlerine yer verilmiştir.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Dosyanın ve soruşturma raporunun birlikte incelenmesinden; 2013 yılında 16.302 ton olan ithalatın 2014 yılında 15.849 tona düştüğü, 2015 yılında ise 19.380 tona yükseldiği, ortalama birim fiyatlarının da 2013-2015 yıllarında sırasıyla 8.77/ABD Doları/kg'dan 8.12 ve 6.64 ABD Doları/Kg'a düşerek gerilediği, 2013 yılında 5.985 ton olan Yunanistan menşeli ithalatın 2014 yılında 6.869 tona, 2015 yılında ise 8.395 ton seviyesine ulaştığı, Yunanistan menşeli ithalatın toplam ithalat içindeki payı 2013 yılında % 37 oranındayken, 2014-2015 yıllarında % 43 oranına çıktığı, ortalama birim fiyatlarının da; 2013-2015 döneminde sırasıyla 8.62, 8.13 ve 6.69 ABD Doları/kg olarak kaydedildiği, 2013-2015 döneminde Yunanistan menşeli ithalat mutlak olarak % 40 oranında artarken, söz konusu ithal fiyatlarının % 22 oranında gerilediği, üçüncü ülkelerden 2013 yılında yapılan ithalat miktarının 10.317 ton, 2014 ve 2015 yıllarında sırasıyla 8.980 ve 10.984 ton olarak gerçekleştiği, anılan ithalatın genel ithalat içindeki payının ise 2013 yılında % 63 iken, 2014-2015 yıllarında % 57 oranına düştüğü, üçüncü ülkelerden gerçekleşen ithalatın ortalama birim fiyatlarının 2013 yılında 8.86, 2014 yılında 8.12, 2015 yılında ise 6.61 ABD Doları/Kg'a gerilediği, Yunanistan menşeli ithalatın 2013 yılında % 23 olan pazar payının, 2014 yılında % 28'e, 2015 yılında ise % 31 oranına yükseldiği, Yerli Üretim Dalının (YÜD) pazar payı 2013 yılında % 37 iken, 2014-2015 yıllarında sırasıyla % 35'e ve % 29'a düştüğü, YÜD'ün pazar payının incelenen dönemde % 24 oranında gerilediği, Yunanistan menşeli ithalatın YÜD'ün fiyatlarını 2013-2015 döneminde kırmadığı, ancak bunda yerli üreticinin ithalat ile rekabet edebilmek için fiyatı artırmamasının etkisi olduğu, nihai bildirim raporuna gelen görüşlerde fiyat baskısı hesabında kullanılan % 10 kar oranının söz konusu sektör için yüksek olduğunun ihracatçı ve ithalatçı firmalar tarafından ifade edilmesi üzerine, YÜD'ün ve ihracatçı firmanın soruşturma konusu ürüne ilişkin karlılık oranları ve yurt içindeki enflastyonist oran gözönüne alınarak fiyat baskısının YÜD'ün ticari maliyetine % 8 oranında kar eklenerek belirlendiği ,Yunanistan menşeli ithalatın YÜD'ün yurt içi satış fiyatlarını 2013 yılında % 0,1, 2014 ve 2015 yıllarında ise % 2 oranında baskı altında tuttuğunun görüldüğü, yerli üretim dalının ekonomik göstergelerinde; TÜİK'ten temin edilen Üretici Fiyatları Endeksi kullanılıp, enflasyondan arındırılarak reel değerlere ulaşıldığı, YÜD'ün üretim miktar endeksi 2013 yılı 100 kabul edildiğinde, 2014 yılında 88'e, 2015 yılında ise 77'ye düştüğü, anılan dönemdeki üretimin % 23 oranında gerilediği, zarar inceleme döneminde, YÜD'ün iç piyasa satışlarının %26, yurtiçi satış hasılatının ise %29 oranında düşüş kaydettiği, YÜD'ün ihracat miktar endeksinin, 2013 yılı 100 kabul edildiğinde sonraki yıllarda sırasıyla 147 ve 108 seviyelerinde gerçekleştiği, yurt içi satış birim fiyat endeksinin 2013 yılı 100 olarak alındığında, 2014 ve 2015 yıllarında sırasıyla 98 ve 96 olarak gerçekleştiği, mutlak olarak artan birim fiyatlarının reel olarak %4 oranında düştüğü, YÜD'ün pazar payı endeksinin 2013 yılı 100 kabul edildiğinde 2014-2015 yıllarında sırasıyla 94'e ve 76'ya gerilediği, üretim miktarının %1'i civarında stok tutulduğu, stok miktar endeksinin 2013-2015 yıllarında sırasıyla 100, 63 ve 41 olarak gerçekleştiği, zarar inceleme döneminde yerli üretim dalının üretim, kapasite kullanım oranı ve yurt içi satışlarında önemli oranda düşüş görüldüğü, YÜD'ün satış fiyatlarının reel olarak bir miktar düştüğü, yurt içi, yurt dışı ve toplam karlılık oranlarında azalma olduğu, Yunanistan menşeli ithalat 2013-2015 döneminde %40 oranında artarken, ithal fiyatlarının %22 oranında gerilediği, Yunanistan menşeli ithalatın Türkiye toplam tüketiminden aldığı payın %35 oranında artış gösterdiği, YÜD'ün Türkiye pazarından aldığı payın ise anılan dönemde %23 oranında gerilediği, diğer ülkelerin pazar payında önemli bir artış görülmediği, Yunanistan menşeli ithalatın, YÜD'ün iç piyasa satış fiyatlarını kırmamakla birlikte baskı altında tuttuğu, üretim, kapasite kullanım oranı, yurt içi satışlar, karlılık, nakit akışı ve verimlilik gibi unsurlarda bozulmaların görüldüğü tespit edilmiştir.
Dosyanın ve soruşturma raporundaki tespitlerin incelenmesinden, dampingli ithalatın yerli üretim dalı üzerinde zarar doğurduğu ve zararın devam etmesinin veya yeniden meydana gelmesinin muhtemel olduğu sonucuna varılmış olup, dampingli ithalatın etkisinin değerlendirildiği, bu değerlendirme neticesinde, raporda yer alan ekonomik göstergelerden yerli üretim dalında meydana gelen zararla arasında illiyet bağı bulunduğu anlaşılmış olup, dampinge konu ithalatın neden olduğu haksız rekabetin önlenmesi ve bu çerçevede yerli üretim dalının korunması amacıyla kabul edilen 2017/25 sayılı İthalatta Haksız Rekabetin Önlenmesine İlişkin Tebliğ ile getirilen dampinge karşı önlem uygulanmasında hukuka aykırılık görülmemiştir.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. DAVANIN REDDİNE,
2. Aşağıda dökümü yapılan … Türk Lirası yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
3. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi ve 659 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 14. maddesinin 1. fıkrası uyarınca … TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
4. Posta giderleri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra istemi halinde davacıya iadesine,
5. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen otuz (30) gün içerisinde Danıştay Vergi Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 06/06/2023 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Bu kararı dosyanızda kullanın

Hukuk Asistan ile Danıştay, Danıştay ve emsal kararlarında gelişmiş arama yapın; kararları dosyalarınıza ekleyin, UYAP ve UETS entegrasyonuyla işlerinizi tek yerden yönetin.

Bize yazın