6. Daire 2022/9086 E. 2023/4708 K. — Danıştay Kararı
6. Daire 2022/9086 Esas 2023/4708 Karar 17.05.2023
Danıştay 6. Daire Başkanlığı 2022/9086 E., 2023/4708 K.
T.C. D A N I Ş T A Y ALTINCI DAİRE Esas No : 2022/9086 Karar No : 2023/4708
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : … Valiliği VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVALI) : … Belediye Başkanlğı/…
İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Adana İli, Seyhan İlçesi, …(…) Mahallesi, … ada, … parsel, … ada, … parsel, …ada, … parsel, … ada, … parsel, … ada, … parsel ve … ada, … parsel sayılı taşınmazları kapsayan alanda yapılan parselasyonun kabulüne dair … tarih ve … sayılı belediye encümeni kararının iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; Mahkemenin … tarih ve E:… K:… sayılı kararı ile, dava konusu parselasyon işleminin aralarında maddî veya hukuki yönden bağlılık ya da sebep-sonuç ilişkisi bulunmayan her bir parsele ilişkin kısmına karşı ayrı ayrı dava açılması gerektiği gerekçesiyle 2577 sayılı Kanunun 5.maddesine uygun bulunmayan dava dilekçesinin 2577 sayılı Kanunun 5. maddesine uygun biçimde uyuşmazlık konusu herbir işleme karşı ayrı ayrı dava açılmakta serbest olmak üzere reddine karar verildiği, kararda yeniden düzenlenecek dilekçede de aynı yanlışlıklar yapıldığı takdirde davanın reddedileceğinin belirtildiği; ancak davacı vekili tarafından 14/10/2021 tarihinde dava dilekçesinin yenilenmesi amacıyla verilen dava dilekçesinde de aynı yanlışlıkların bire bir tekrar edildiği, taşınmazlar arasında maddi ve hukuki illiyet bağları ile sebep sonuç ilişkisi bulunduğu belirtilerek yine tüm taşınmazlar için tek bir dilekçe ile dava açıldığı görüldüğünden 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 15. maddesinin 5. fıkrası gereğince davanın reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararının özeti: İdari Dava Dairesince verilen kararda; idari yargıda re'sen inceleme yetkisi gereği davacı/davalının iddia etmediği bir husus göz önüne alınarak dava konusu işlemlerin iptali/davanın reddi yönünde kararlar verileceği söz konusu olduğu göz önüne alındığında, geniş bir arazi kapsamında en azından ada bazında inceleme yapılması gerektiği, aksi halin tek bir belediye encümeni kararına dayalı geniş kapsamlı, birbirinden farklı değerlendirmelerin olabileceği adalar ile ilgili farklı hükümleri içeren bir kararın verilmesine yol açacağı, tek bir davada bütün hususların çözüme kavuşturulmasının uygun olmaması nedenleri ile ayrı ayrı adalar bazında davaların açılması gerektiğinden sonucu itibariyle Mahkeme kararında yasal isabetsizlik bulunmadığı sonucuna varılarak istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve istinaf dilekçelerinde ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun gerekçeli olarak reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Danıştay Altıncı Dairesinin yerleşik içtihatları doğrultusunda kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ…'NIN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararının aşağıda yer verilen gerekçe ile bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY : Adana İli, Seyhan İlçesi, … (…) Mahallesi, … ada, … parsel, … ada, … parsel, … ada, … parsel, … ada, … parsel, … ada, … parsel ve … ada, … parsel sayılı taşınmazları kapsayan alanda yapılan parselasyon … tarih ve … sayılı belediye encümeni kararı ile kabul edilmiştir. Davacı tarafından, dava konusu edilen parselasyonun kabul edildiği tarihte 04/07/2019 tarihinde kabul edilerek 10.07.2019 tarihinde yayımlanan 7181 sayılı Tapu Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 15.maddesi ile 3194 sayılı İmar Kanununa geçici 19.madde eklendiği, ancak, bu maddenin dava konusu işleme uygulanmayarak mülga hükümler doğrultusunda parselasyonun hazırlandığı, yeni düzenlemelere göre kamu ortaklık payı kesintilerinin yapılmaması gerekirken davalı idarenin bu hususu dikkate almadığından bahisle görülmekte olan dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının "Anayasanın bağlayıcılığı ve üstünlüğü" başlıklı 11. maddesinde; Anayasa hükümlerinin, yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını ve diğer kuruluş ve kişileri bağlayan temel hukuk kuralları olduğu ifade edilmiş, "Hak arama hürriyeti" başlıklı 36. maddesinde de: "Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı ve davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir." üst hukuk normlarına yer verilmiştir. Öte yandan; Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6/1. maddesinde: "Herkes davasının, medeni hak ve yükümlülükleriyle ilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamaların esası konusunda karar verecek olan, yasayla kurulmuş, bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından, kamuya açık olarak ve makul bir süre içinde görülmesini isteme hakkına sahiptir." kuralı yer almıştır. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin 36533/04 başvuru numaralı ve 14.10.2008 tarihli Mesutoğlu-Türkiye kararında özetle; mahkemeye erişim hakkının mutlak olmadığını, bazı sınırlamalara tabi olabildiğini, bununla birlikte getirilen kısıtlamaların, hakkın özünü ortadan kaldıracak ölçüde, kişinin mahkemeye erişimini engellememesi gerektiğini, mahkemeye erişim hakkına getirilen bu tür sınırlamaların ancak meşru bir amaç güdüldüğü takdirde ve hedeflenen amaç ile başvurulan araçlar arasında makul bir orantı olması halinde Sözleşmenin 6/1. maddesi ile bağdaşabileceğini, bu ilkelerden, dava açma hakkının doğal olarak yasayla belirlenen şartları mevcut olmakla birlikte, mahkemelerin yargılama usullerini uygularken bir yandan davanın hakkaniyetine halel getirecek kadar abartılı şekilcilikten, öte yandan, kanunla öngörülmüş olan usul şartlarının ortadan kalkmasına neden olacak kadar aşırı bir gevşeklikten kaçınmaları gerektiği belirtilmiştir. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 5. maddesinin 1. fıkrasında, her idari işlem aleyhine ayrı ayrı dava açılacağı, ancak aralarında maddi veya hukuki yönden bağlılık ya da sebep-sonuç ilişkisi bulunan birden fazla işleme karşı bir dilekçe ile dava açılabileceği hükme bağlanmıştır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME: 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 15. maddesinin 5. fıkrasında yer alan "1 nci fıkranın (d) bendine göre dilekçenin reddedilmesi üzerine, yeniden verilen dilekçelerde aynı yanlışlıklar yapıldığı takdirde dava reddedilir." hükmü gereğince davanın reddi yolunda verilen kararın, temyizen incelenmesi sırasında; 2577 sayılı Kanunun 15. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendi uyarınca verilen dilekçe red kararının da, temyiz edilen dava ret kararının dayanağını oluşturduğundan usul hükümleri yönünden incelemesi gerekmektedir. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 15. maddesinin 4. fıkrası, aynı maddenin 1. fıkrasının (e) bendi uyarınca verilen dilekçe ret kararlarına karşı temyiz yoluna gidilmesine imkan vermemekte ise de; bu husus, dilekçe ret kararlarının, bu kararlar üzerine yeniden verilen dilekçelerde aynı yanlışlıkların yapılması nedeniyle verilen davanın reddi yolundaki kararların temyiz edilmesi üzerine, bu kararlarla birlikte incelemeye tabi tutulmasına engel teşkil edici bir nitelik taşımamaktadır. Her ne kadar, İdari Dava Dairesince verilen kararda, geniş bir arazi kapsamında en azından ada bazında inceleme yapılması gerektiği, aksi halin tek bir belediye encümeni kararına dayalı geniş kapsamlı, birbirinden farklı değerlendirmelerin olabileceği adalar ile ilgili farklı hükümleri içeren bir kararın verilmesine yol açacağı, tek bir davada bütün hususların çözüme kavuşturulmasının uygun olmaması nedenleri ile ayrı ayrı adalar bazında davaların açılması gerektiğinden sonucu itibariyle Mahkeme kararında yasal isabetsizlik bulunmadığı sonucuna varılarak istinaf başvurusunun gerekçeli olarak reddine karar verilmişse de; uyuşmazlığa konu taşınmazların aynı belediye encümeni kararıyla düzenlemeye alındıkları, bu bağlamda dava konusu edilen parselasyonun kabul edildiği tarihte 04/07/2019 tarihinde kabul edilerek 10/07/2019 tarihinde yayımlanan 7181 sayılı Tapu Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 15.maddesi ile 3194 sayılı İmar Kanununa geçici 19.madde eklendiği ancak, bu maddenin dava konusu işleme uygulanmayarak mülga hükümler doğrultusunda parselasyonun hazırlandığı, yeni düzenlemelere göre kamu ortaklık payı kesintilerinin yapılmaması gerekirken davalı idarenin bu hususu dikkate almadığına dair iddiaları birlikte değerlendirildiğinde mülkiyeti davacı hazineye ait taşınmazların aynı dava dosyasında incelenmesinin usul hükümlerine aykırılık teşkil etmediği ve 2577 sayılı Yasanın 5. maddesine aykırılık bulunmadığı görüldüğünden temyize konu kararda usul hükümlerine uyarlık görülmemiştir.
KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. 2577 sayılı Kanunun 49. maddesine uygun bulunan davacının temyiz isteminin kabulüne, 2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA, 3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 17/05/2023 tarihinde, kesin olarak, oybirliğiyle karar verildi.
Bu kararı dosyanızda kullanın
Hukuk Asistan ile Danıştay, Danıştay ve emsal kararlarında gelişmiş arama yapın; kararları dosyalarınıza ekleyin, UYAP ve UETS entegrasyonuyla işlerinizi tek yerden yönetin.
İnternet sitemizde gizliliğinizi koruyabilmek ve size daha iyi bir deneyim sunmak için sınırlı sayıda çerezler yer alır. Kullandığımız çerezler hakkında daha fazla bilgi edinmek için Çerez Politikamıza bakın.