6. Daire 2022/7968 E. 2023/2466 K. — Danıştay Kararı
6. Daire 2022/7968 Esas 2023/2466 Karar 08.03.2023
Danıştay 6. Daire Başkanlığı 2022/7968 E., 2023/2466 K.
T.C. D A N I Ş T A Y ALTINCI DAİRE Esas No : 2022/7968 Karar No : 2023/2466
DAVACILAR: 1- … Belediye Başkanlığı - … 2- … Birliği VEKİLLERİ: Av. …
DAVALI: … Bakanlığı - ANKARA VEKİLİ: Hukuk Müşaviri …
DAVANIN KONUSU: 04/04/2014 günlü, 28962 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Sulak Alanların Korunması Yönetmeliği'nin "Kapsam" başlıklı 2. maddesinin, "Su alımı" başlıklı 8. maddesinin, "Mutlak koruma bölgesinde uygulama esasları" başlıklı 20. maddesinin, "Hassas koruma bölgelerinde uygulama esasları" başlıklı 21. maddesinin, "Sürdürülebilir kullanım bölgesi uygulama esasları" başlıklı 22. maddesinin, "Kontrollü kullanım bölgesi uygulama esasları" başlıklı 23. maddesinin, "Tampon bölgede uygulama esasları" başlıklı 24. maddesinin ve "Diğer izin uygulamaları" başlıklı Geçici 1. maddesinin iptali istenilmiştir.
DAVACILARIN İDDİALARI: Yönetmeliğin "Sürdürülebilir kullanım bölgesi uygulama esasları" başlıklı 22. maddesinde yer verilen ve bu bölgelerde yapılabileceği düzenlenen faaliyetlerin korunma esaslarıyla bağdaşmadığı, bu bölgelerin tahrip edilmesine yol açacağı ve yapılaşmaya açılması sonucunu doğuracağı, ayrıca, anılan maddede bu faaliyetlere izin verilmesi hususunda idareye çok geniş takdir yetkisi tanındığı, ulusal öneme haiz sulak alan ve mahalli öneme haiz sulak alan ayrımı yapılarak, sulak alanların statülerinin düşürüldüğü ve tüm sulak alanların uluslararası korumadan eşit şekilde yararlanmasının engellendiği, sonuç olarak, dava konusu düzenlemenin, dayanağı olan 2872 sayılı Çevre Kanunu ve Ramsar Sözleşmesine ve diğer üst hukuk normları ile belirlenen koruma ilke ve esaslarına aykırı olduğu ileri sürülerek iptali istenilmiştir.
DAVALININ SAVUNMASI : Yönetmeliğin "Sürdürülebilir kullanım bölgesi uygulama esasları" başlıklı 22. maddesindeki düzenlemelerin insan faaliyetlerinin yoğun olarak devam ettiği ve belli oranda tahrip olmuş sulak alanların, kazanılmış haklar da dikkate alınarak, daha fazla tahrip edilmesini engellemek amacıyla getirildiği, bölgedeki geleneksel faaliyetlere devam edilmesinin, aynı nitelikte yeni faaliyet taleplerinin yönetim planlarında yer verilmesi şartıyla izin verilmesinin korumayı zayıflatmayacağı, sadece maddede sayılan yapılara izin verileceğinden, alanın her türlü yapılaşmaya açılmasının söz konusu olmadığı belirtilerek, dava konusu düzenlemede, dayanağı Kanunlar ile Ramsar Sözleşmesine ve kamu yararına aykırılık bulunmadığından davanın reddi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ …'IN DÜŞÜNCESİ: Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun bozma kararına uyularak, anılan Yönetmeliğin 22. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendinde yer alan, "Madensel tuzların çıkarılması, malzeme çıkarımı, kültür balıkçılığı ve bunlara ait zorunlu tesisler izin belgesi almak kaydıyla ulusal öneme haiz sulak alanlar ve Ramsar Alanlarında Genel Müdürlüğün izni ile yapılır." cümlesinin iptaline karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.
DANIŞTAY SAVCISI …'IN DÜŞÜNCESİ: Dava, 04.04.2014 günlü, 28962 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Sulak Alanların Korunması Yönetmeliği'nin 2,8,20,21,22,23,24 ve Geçici 1. maddelerinin iptali istemiyle açılan davada Danıştay 6. ve 10. Daireleri müşterek heyetince verilen 16/11/2020 günlü,E:2020/1235, K:2020/10913 sayılı kararın temyiz incelemesi sonucunda Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nun 22/06/2022 günlü ,E:2021/1958, K:2022/2272 sayılı kararıyla Yönetmeliğin 22. maddesinin 1.fıkrasının (d) bendinde yer alan "madensel tuzların çıkarılması ,malzeme çıkarımı ,kültür balıkçılığı ve bunlara ait zorunlu tesisler izin belgesi almak kaydıyla ulusal öneme haiz sulak alanlar ve Ramsar Alanlarında Genel Müdürlüğün izni ile yapılır." cümlesi yönünden davanın reddine ilişkin hüküm fıkrası bozulmuştur. 2575 sayılı Danıştay Kanunu’nun 38. maddesinde, İdari Dava Daireleri Kurulunun, idari dava dairelerinden ilk derece mahkemesi olarak verilen kararları temyizen inceleyeceği, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 46. maddesinin 1. fıkrasında, Danıştay Dava Dairelerinin nihai kararlarının Danıştay’da temyiz edilebileceği, 49. maddesinin 4. fıkrasında ise Danıştayın ilk derece mahkemesi olarak baktığı davaların temyizen incelenmesinde bu madde ile ısrar hariç 50’nci madde hükümlerinin kıyasen uygulanacağı öngörülmüştür. 2577 sayılı Yasanın 49. maddesinin 4. fıkrasında yer alan düzenleme ile Danıştay Dava Dairelerine, ilk derecede bakılan davalarla ilgili bozma kararlarına karşı eski kararlarında ısrar edebilme yetkisi tanınmamıştır. Açıklanan nedenlerle, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nun 22/06/2022 günlü, E:2021/1958, K:2022/2272 sayılı bozma kararı uyarınca Yönetmeliğin 22. maddesinin 1.fıkrasının (d) bendinde yer alan "madensel tuzların çıkarılması, malzeme çıkarımı, kültür balıkçılığı ve bunlara ait zorunlu tesisler izin belgesi almak kaydıyla ulusal öneme haiz sulak alanlar ve Ramsar Alanlarında Genel Müdürlüğün izni ile yapılır." cümlesinin iptali gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren ve 2575 sayılı Danıştay Kanununun Ek-1. maddesi uyarınca oluşturulan Danıştay Altıncı ve Onuncu Daireleri Müşterek heyetince; dava konusu Yönetmeliğin Geçici 1. maddesinin iptali, diğer maddeler yönünden ise davanın reddi yolunda verilen Danıştay Ondördüncü ve Onuncu Daireleri Müşterek heyetinin 23/11/2016 tarih ve E:2014/8860, K:2016/6684 sayılı kararının, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 04/04/2019 tarih ve E:2017/498, K:2019/1548 sayılı kararıyla; Yönetmeliğin Geçici 1. maddesinin iptaline ilişkin kısmının onanması; iptali istenilen diğer maddeler yönünden davanın reddine ilişkin kısmının ise bozulması üzerine, bozma kararına uyularak bozulan kısım yönünden davanın reddi yolunda verilen Danıştay Altıncı ve Onuncu Daireleri Müşterek heyetinin 16/11/2020 tarih ve E:2020/1235, K:2020/10913 sayılı kararının, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 22/06/2022 tarih ve E:2021/1958, K:2022/2272 sayılı kararıyla; dava konusu Yönetmeliğin 22. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendinde yer alan, "Madensel tuzların çıkarılması, malzeme çıkarımı, kültür balıkçılığı ve bunlara ait zorunlu tesisler izin belgesi almak kaydıyla ulusal öneme haiz sulak alanlar ve Ramsar Alanlarında Genel Müdürlüğün izni ile yapılır." cümlesi yönünden davanın reddine ilişkin kısmının bozulmasına, diğer kısımlarının onanmasına karar verildiği görüldüğünden, bozma kararına uyularak, bozulan kısım yönünden Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY: 2872 sayılı Çevre Kanununun 9. maddesinin 1. fıkrasının (e) bendi, 645 sayılı Orman ve Su İşleri Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 2., 8. ve 26. maddeleri, 4915 sayılı Kara Avcılığı Kanununun 4. maddesi ve 3958 sayılı Kanunla uygun bulunan 17/05/1994 tarih ve 21937 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Özellikle Su Kuşları Yaşama Ortamı Olarak Uluslararası Öneme Sahip Sulak Alanlar Hakkında Sözleşme (Ramsar Sözleşmesi) hükümlerine dayanılarak, Türkiye’nin karasal sınırları ve kıta sahanlığı dâhilinde yer alan sulak alanların korunması, yönetimi ve geliştirilmesi ile bu konuda görevli kurum ve kuruluşlar arasında işbirliği ve koordinasyon esaslarını belirlemek amacıyla çıkarılan Sulak Alanların Korunması Yönetmeliği 04/04/2014 tarih ve 28962 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiş ve anılan Yönetmelik ile 17/05/2005 tarih ve 25818 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Sulak Alanların Korunması Yönetmeliği yürürlükten kaldırılmıştır. Bunun üzerine, 04/04/2014 tarih ve 28962 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Sulak Alanların Korunması Yönetmeliği'nin dava konusu istem kısmında yer verilen hükümlerinin iptali istemiyle bakılmakta olan dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT: 2872 sayılı Çevre Kanununun 9. maddesinin 1. fıkrasının (e) bendinde; sulak alanların doğal yapılarının ve ekolojik dengelerinin korunmasının esas olduğu, sulak alanların doldurulması ve kurutulması yolu ile arazi kazanılamayacağı, bu hükme aykırı olarak arazi kazanılması halinde söz konusu alanın faaliyet sahibince eski haline getirileceği, sulak alanların korunması ve yönetimine ilişkin usul ve esasların ilgili kurum ve kuruluşların görüşleri alınarak Bakanlıkça çıkarılacak yönetmelikle belirleneceği, düzenlemesine yer verilmiştir. 4915 sayılı Kara Avcılığı Kanununun 4. maddesinin 4. fıkrasında; sulak alanların kirletilemeyeceği, kurutulamayacağı ve bunların doğal yapılarının değiştirilemeyeceği, kurala bağlanmıştır. Davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan, 645 sayılı Orman ve Su İşleri Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 2. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde; sulak alanların korunması, geliştirilmesi ile ilgili işlemleri yapmak, 8. maddesinin 1. fıkrasının (e) bendinde; uluslararası koruma sözleşmeleri ile belirlenen yörelerdeki korunma ve kullanma esaslarını çevre mevzuatı dikkate alınarak tespit etmek ve yeni düzenlemeler yapmak Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğünün görevleri arasında sayılmıştır. 28/12/1993 tarih ve 3958 sayılı Kanunla onaylanması uygun bulunan ve 15/03/1994 tarih ve 94/5434 sayılı Bakanlar Kurulu kararıyla onaylanarak 17/05/1994 tarih ve 21937 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Özellikle Su Kuşları Yaşama Ortamı Olarak Uluslararası Öneme Sahip Sulak Alanlar Hakkındaki Sözleşmenin (Ramsar Sözleşmesi) 1. maddesinde; bu sözleşmenin amacı bakımından, doğal veya yapay, devamlı veya geçici, suları durgun veya akıntılı, tatlı, acı veya tuzlu, denizlerin gel-git hareketinin çekilme devresinde altı metreyi geçmeyen derinlikleri kapsayan, bütün suların, bataklık, sazlık ve türbiyerlerin sulak alanlar olduğu, bu Sözleşmenin amacı bakımından, ekolojik olarak sulak alanlara bağımlı olan kuşların, su kuşları olduğu, 2. maddesinde; her akit tarafın, ülkesi toprakları içindeki elverişli sulak alanları, bundan böyle "Liste" adıyla tanımlanacak ve 8. madde uyarınca kurulacak Büro tarafından tutulacak olan "Uluslararası Öneme Sahip Sulak Alanlar Listesi"ne dahil edilmek üzere tayin edeceği, sulak alan hudutlarının kesinlikle belirtileceği ve aynı zamanda haritaya çizileceği, özellikle su kuşları yaşama ortamı olarak önem taşıyan yerlerde, sulak alanlara mücavir olan akarsu ve deniz kıyı alanlarıyla, ada veya gel-git hareketinin çekilme devresinde derinliği altı metreyi geçen ve sulak alanlar dahilinde yer alan deniz sularıyla birleştirilebileceği, liste için sulak alanların seçiminin, bu sulak alanların ekoloji, botanik, zooloji, limnoloji ve hidroloji yönlerinden uluslararası önemlerine göre yapılacağı, hangi mevsimde olursa olsun, su kuşları için uluslararası öneme sahip sulak alanların öncelikle dahil edileceği, 3. maddesinde; akit tarafların, listeye dahil ettirdikleri sulak alanların korumasını geliştireceği ve ülkelerindeki diğer sulak alanları mümkün olduğu kadar akıllıca kullanılmasını sağlayacak şekilde formüle edeceği ve uygulayacakları, 4. maddesinde; her akit tarafın, listeye dahil olsun veya olmasın, sulak alanlarında tabiatı koruma alanları ayırarak sulak alanlarının ve su kuşlarının korunmasını geliştireceği ve yeterli inzibati tedbirleri alacağı, sulak alanlar ve bu sulak alanların bitki ve hayvan toplulukları hakkında araştırma yapılmasını, bilgi ve yayınların değişimini teşvik edeceği, uygun sulak alanların yönetimi yoluyla su kuşları populasyonlarının artırılması için çaba gösterecekleri, sulak alanların araştırma, yönetim ve muhafazasında yetenekli personelin eğitimini geliştirecekleri, öngörülmüştür.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Dava konusu Yönetmeliğin 22. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendinde yer alan "Madensel tuzların çıkarılması, malzeme çıkarımı, kültür balıkçılığı ve bunlara ait zorunlu tesisler için izin belgesi olmak kaydıyla ulusal önemi haiz sulak alanlar ve Ramsar Alanlarında Genel Müdürlüğün izni ile yapılır" cümlesi ile ilgili olarak; Yönetmeliğin "Sürdürebilir kullanım bölgesi uygulama esasları" başlıklı 22. maddesinde; "(1) Sürdürülebilir kullanım bölgesi uygulama esasları şunlardır; a) Bu alanlardaki doğal kaynak kullanımlarında mevcut geleneksel kullanıma devam edilir. b) Yeni bir faaliyet talep edilmesi durumunda sulak alan ekosistemine zarar vermemesi şartı ile kullanıma yönetim planında yer verilebilir. c) Çeltik tarımı ve su ürünleri istihsali yapılabilir. ç) Kuş gözlem yapıları, gözlemevleri, seyir maksatlı yaya yolları, ziyaretçilerin ihtiyacını karşılamak amacıyla imar planı gerektirmeyen uygulamalar yapılabilir. Bu madde kapsamında planlanan projelere, alanların ekolojik yapılarına göre ulusal öneme haiz sulak alanlar ve Ramsar Alanlarında Genel Müdürlük, Mahalli öneme haiz sulak alanlarda Bölge Müdürlüğünce izin verilir. d) İçme, kullanma ve sulama suyu projelerine ait baraj, gölet, kanal, kanalet, pompa istasyonu gibi zorunlu altyapı projeleri, ulusal öneme haiz sulak alanlar ve Ramsar Alanlarında Genel Müdürlüğün izni ile yapılır. Madensel tuzların çıkarılması, malzeme çıkarımı, kültür balıkçılığı ve bunlara ait zorunlu tesisler izin belgesi almak kaydıyla ulusal öneme haiz sulak alanlar ve Ramsar Alanlarında Genel Müdürlüğün izni ile yapılır. e) 10 uncu ve 11 inci maddelerde yer alan usul ve esaslar çerçevesinde ticari turba çıkarımı ve saz kesimi yapılabilir. f) Hayvan otlatılabilir. g) Bu Yönetmelikte izin verilenler dışında hiçbir faaliyete ve yapılaşmaya izin verilemez. ğ) Yapılaşmaya ilişkin uygulamalarda 3194 sayılı İmar Kanunu ve ilgili yönetmelik hükümleri geçerlidir." düzenlemesi yer almıştır. Davacılar tarafından; iptali istenilen maddede, sürdürebilir kullanım bölgelerinde yapılabileceği düzenlenen faaliyetlerin, bu alanların korunması esaslarıyla bağdaşmadığı, bu bölgelerin tahrip edilmesine yol açacağı ve yapılaşma açılmasına neden olacağı, ayrıca, bu faaliyetlere izin verilmesi hususunda idareye çok geniş takdir yetkisi tanındığı, ulusal önemi haiz sulak alan ve mahalli önemi haiz sulak alan ayrımı yapılarak, sulak alanların statülerinin düşürüldüğü ve tüm sulak alanların uluslararası korumadan eşit şekilde yararlanmasının engellendiği belirtilerek, düzenlemenin Ramsar Sözleşmesinin amacına aykırılık taşıdığı ileri sürülmüştür. Davalı tarafından; dava konusu düzenlemelerin, insan faaliyetlerinin yoğun olarak devam ettiği ve belli oranda tahrip olmuş sulak alanların, kazanılmış haklar da dikkate alınarak, daha fazla tahrip edilmesini engellemek amacıyla getirildiği, bölgedeki geleneksel faaliyetlere devam edilmesinin, aynı nitelikte yeni faaliyet taleplerinin yönetim planlarında yer verilmesi şartıyla izin verilmesinin korumayı zayıflatmayacağı, sadece maddede sayılan yapılara izin verileceğinden, alanın her türlü yapılaşmaya açılmasının söz konusu olmadığı, ayrıca, ülkemizde yapılan çalışmalarda tespit edilen sulak alan sayısının 1500'ü aştığı, ancak sulak alanların korunmasına ilişkin 30/01/2002 tarih ve 24656 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren ilk Yönetmelikten bu yana sadece 41 adet sulak alanın koruma bölgeleri tespit edilerek tescil edilebildiği, tüm sulak alanların aynı yöntemle ve tek merkezden yönetilmesinin başarılı sonuçlar vermediği, sınıflandırmanın sulak alanların daha etkin korunması ve hızlı karar alınmasını sağlamak amacıyla yapıldığı, mahalli önemi haiz sulak alanların yönetiminin mahalli sulak alan komisyonlarına ve izin verme yetkisinin Bölge Müdürlüklerine bırakılarak yerinden yönetim ilkesinin benimsendiği, biyoçeşitlilik açısından zengin olan ve uluslararası öneme sahip olan sulak alanlarında ise ulusal sulak alan komisyonlarının görevlendirildiği belirtilerek iptali istenilen düzenlemelerde Ramsar Sözleşmesine ve dayanağı Kanunlara aykırılık bulunmadığı savunulmuştur. Yönetmelik'in Tanımlar başlıklı 4. maddesinde sürdürülebilir kullanım bölgesinin açık su yüzeyleri, lagünler, nehir ağızları tuzlalar, geçici ve sürekli tatlı ve tuzlu su bataklıkları, sulak çayırlar, sazlıklar ve turbalıklar ile bu ekosistemleri ekolojik olarak destekleyen kumul, kumsal, çalılık, ağaçlık subasar orman gibi habitatlarda insanların balıkçılık, sazcılık, turba çıkarımı, ormancılık, toplayıcılık, tarım ve hayvancılık gibi ekonomik faaliyetlerinin geleneksel olarak sürdürülmesine izin verilen doğal veya yarı doğal bölgeyi ifade ettiği kural altına alınmıştır. Ancak Yönetmeliğin dava konusu 22. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendinde; "İçme, kullanma ve sulama suyu projelerine ait baraj, gölet, kanal, kanalet, pompa istasyonu gibi zorunlu altyapı projeleri, ulusal öneme haiz sulak alanlar ve Ramsar Alanlarında Genel Müdürlüğün izni ile yapılır. Madensel tuzların çıkarılması, malzeme çıkarımı, kültür balıkçılığı ve bunlara ait zorunlu tesisler izin belgesi almak kaydıyla ulusal öneme haiz sulak alanlar ve Ramsar Alanlarında Genel Müdürlüğün izni ile yapılır." kuralına yer verilerek, herhangi bir nicel ya da niteliksel sınırlama getirilmeden bu alanlarda; madensel tuzların çıkarılması, malzeme çıkarımı, kültür balıkçılığı ve bunlara ait zorunlu tesislerin yapılabileceği düzenlenmiştir. 1380 sayılı Su Ürünleri Kanunu'nun "Tarifler" başlıklı 2. maddesinde, " Su ürünleri: Denizlerde ve içsularda bulunan bitkiler ile hayvanlar ve bunların yumurtalarıdır." tanımına; 29/06/2004 tarih ve 25507 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Su Ürünleri Yetiştiriciliği Yönetmeliği'nin "Tanımlar" başlıklı 4. maddesinde ise, Su Ürünlerinin: Denizlerde ve iç sularda bulunan bitkiler ile hayvanlar ve bunların yumurtalarını ifade ettiği, (4915 Sayılı Kara Avcılığı Kanununun kapsamına giren hayvanlar hariç), Su Ürünleri Yetiştiriciliğinin: Yetiştiricilik tesislerinde, entansif, yarı entansif veya ekstansif şartlarda yapılan, su ürünlerini üretme ve/veya büyütme (besicilik) faaliyetini ifade ettiği, Yetiştiricilik Tesisinin: Su ürünleri yetiştiriciliğinin yapıldığı yerleri, İç Sular: Göller, suni göller, lagünler, baraj gölleri, bentler, regülatörler, kanallar, arklar, akarsular, mansaplar, üretme ve yetiştirme yerlerini, ifade ettiği, Kuluçkahanenin: Su ürünleri damızlık materyallerinden yumurta ve yavru materyaller elde etmek için kurulan tesisleri ifade ettiği, Üretme Havuzlarının: Su ürünleri yetiştiriciliği yapmak amacıyla, toprak, beton ve ağ havuzlar ile plastik veya benzeri malzemeden yapılan tank ve benzer üniteleri ifade ettiği, Ağ Havuz (Ağ Kafes): Denizlerde ve iç sularda su ürünleri yetiştiriciliği yapmak amacıyla ahşap, demir veya plastik malzemeler ile ağ kullanılarak yapılan üniteleri ifade ettiği, Entansif Yetiştiricilik: Tamamen dıştan yemlemeye dayalı yoğun yetiştiriciliği, Yarı Entansif Yetiştiricilik: Gübreleme ve tamamlayıcı yemlemeye dayalı yetiştiriciliği, Ekstansif Yetiştiricilik: Suyun doğal verimliliğine dayanan, stok kontrolü yapılan düşük üretimli yetiştiriciliği," ifade ettiği düzenleme altına alınmıştır. Bir tür su ürünü yetiştiriciliği olan kültür balıkçılığı, deniz içerisinde, göl, akarsu veya tatlı su kıyılarında tecrit edilmiş alanlar oluşturularak, balık çeşitleri, kabukluları, su canlıları ve su bitkilerinin doğal ortamlarının dışında yetiştirilerek, çeşitli ihtiyaçların karşılanmasıdır. Söz konusu faaliyet nedeniyle kullanılan besi maddeleri, hayvan dışkıları vb. unsurlardan oluşan atıkların çevreye zarar verdiği ve sular bakımından kirletici etkisi olduğu bilinen bir olgudur. Bu durumda, yukarıda yer verilen tanımı göz önüne alındığında, koruma kullanma dengesi gözetilirken koruma ilkelerinin ağır basacağı doğal veya yarı doğal alanlar olan ve kullanım bakımından geleneksel kullanıma izin verilen, aşırı derecede ve uygunsuz insan kullanımı mevcudiyetinden uzak alanlar olması gereken sürdürülebilir kullanım bölgelerinin nitelikleri dikkate alındığında, kültür balıkçılığı faaliyetinin bazı durumlarda doğrudan doğruya, bazı durumlarda ise belli bir kapasite ve büyüklüğe ulaşması durumunda, bu bölgelerin doğal yapısının bozulmasına yol açacağı, bu sebeple hiçbir sınırlama, faaliyetin niteliksel veya nicel sınırını çizen herhangi bir düzenleme bulunmadan doğrudan tüm sulak alan türlerinde kültür balıkçılığı faaliyetine izin verilmesine yol açacak nitelikte olan ve Yönetmeliğin 22. maddesinde yer alan, "kültür balıkçılığı" ifadesinin, Ramsar Sözleşmesi'ne, genel koruma ilkelerine ve Yönetmelik'in 4. maddesinde yer alan " sürdürülebilir kullanım bölgesi" tanımı ile yine dava konusu 22. maddenin (a) bendinde yer verilen "Bu alanlardaki doğal kaynak kullanımlarında mevcut geleneksel kullanıma devam edilir." şeklindeki genel ilkeye uygun olmadığı sonucuna varılmıştır. Öte yandan, aynı bentte yer verilen "madensel tuzların çıkarılması" ve "malzeme çıkarımı" ifadeleri yönünden de söz konusu ifadeler ile neyin kastedildiğinin Yönetmelikte açık olarak tanımlanmadığı, çıkarılacak malzemenin ne olduğunun ve ne şekilde çıkarılacağının belirsiz olduğu, hiçbir sınırlama, faaliyetin niteliksel veya nicel sınırını çizen herhangi bir kural bulunmadan doğrudan tüm sulak alan türlerinde içeriği belirsiz şekilde bu faaliyetlerde bulunulmasına izin verilmesi anlamına gelecek olan düzenlemenin Ramsar Sözleşmesi'ne, genel koruma ilkelerine ve Yönetmelik'in 4. maddesinde yer alan " sürdürülebilir kullanım bölgesi" tanımı ile yine dava konusu 22. maddenin (a) bendinde yer verilen "Bu alanlardaki doğal kaynak kullanımlarında mevcut geleneksel kullanıma devam edilir." şeklindeki genel ilkeye uygun olmadığı sonucuna varılmıştır. Ayrıca, anılan bentte "madensel tuzların çıkarılması", "malzeme çıkarımı" ve "kültür balıkçılığı" ifadeleri ile bütünleşik şekilde bu kullanımlara ait zorunlu tesislerin yapımına da imkan tanınmaktadır. Söz konusu her üç kullanım bakımından yapılan düzenlemeler yukarıda açıklandığı şekilde hukuka uygun olmadığından ve ayrıca söz konusu zorunlu tesis ifadesi de muğlak olup yoruma açık bulunduğundan bu ifadede de hukuka uygunluk görülmemiştir. Bu itibarla, dava konusu Yönetmeliğin 22. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendinde yer alan, "Madensel tuzların çıkarılması, malzeme çıkarımı, kültür balıkçılığı ve bunlara ait zorunlu tesisler izin belgesi almak kaydıyla ulusal öneme haiz sulak alanlar ve Ramsar Alanlarında Genel Müdürlüğün izni ile yapılır." cümlesinde hukuka uyarlık görülmemiştir.
KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; Dava konusu Yönetmeliğin 22. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendinde yer alan, "Madensel tuzların çıkarılması, malzeme çıkarımı, kültür balıkçılığı ve bunlara ait zorunlu tesisler izin belgesi almak kaydıyla ulusal öneme haiz sulak alanlar ve Ramsar Alanlarında Genel Müdürlüğün izni ile yapılır." cümlesinin İPTALİNE, 2. Davada nihai olarak kısmen ret, kısmen iptal kararı verildiğinden, haklılık oranının yeniden değerlendirilmesi suretiyle, ayrıntısı aşağıda gösterilen ve davacılar tarafından yapılan toplam …-TL yargılama giderinin …-TL'sinin üzerlerinde bırakılmasına, …-TL'sinin davalı idareden alınarak davacılara verilmesine, davalı tarafından yapılan toplam …-TL yargılama giderinin …-TL'sinin üzerinde bırakılmasına, …-TL'sinin davacılardan alınarak davalıya verilmesine, 3. Davacılar lehine kısmen onama kararından önce verilen ilk kararda vekâlet ücretine hükmedildiğinden, yeniden vekâlet ücretine hükmedilmemesine, 4. Varsa posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra taraflara iadesine, 5. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 08/03/2023 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Bu kararı dosyanızda kullanın
Hukuk Asistan ile Danıştay, Danıştay ve emsal kararlarında gelişmiş arama yapın; kararları dosyalarınıza ekleyin, UYAP ve UETS entegrasyonuyla işlerinizi tek yerden yönetin.
İnternet sitemizde gizliliğinizi koruyabilmek ve size daha iyi bir deneyim sunmak için sınırlı sayıda çerezler yer alır. Kullandığımız çerezler hakkında daha fazla bilgi edinmek için Çerez Politikamıza bakın.