6. Daire 2021/136 E. 2023/6287 K. — Danıştay Kararı :: Hukuk Asistan
Danıştay Kararı

6. Daire 2021/136 E. 2023/6287 K. — Danıştay Kararı

6. Daire 2021/136 Esas 2023/6287 Karar 20.06.2023
Danıştay 6. Daire Başkanlığı 2021/136 E.,  2023/6287 K.

T.C.
D A N I Ş T A Y
ALTINCI DAİRE
Esas No : 2021/136
Karar No : 2023/6287

TEMYİZ EDEN (DAVACILAR) : … mirasçıları;
1- …
2- …

8- …
9- …
VEKİLLERİ : Av. …

KARŞI TARAF (DAVALILAR) : 1- … Büyükşehir Belediye Başkanlığı
VEKİLİ : Av. …
2- … Belediye Başkanlığı/…
VEKİLİ : Av. …

DAVALI YANINDA MÜDAHİL : … Turizm İnşaat Gayrimenkul Yatırım Ticaret A.Ş.
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: İstanbul İli, Zeytinburnu İlçesi, … Mahallesi, … Sitesi, … ada, … parsel sayılı taşınmazı kapsayan alanda Zeytinburnu Belediye Meclisinin … tarih ve … sayılı kararı ile kabul edilen ve İstanbul Büyükşehir Belediye Meclisinin … tarih ve … sayılı kararı ile onaylanan 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliğinin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesince verilen … tarih ve E:… , K:… sayılı kararda; öncelikle davacıların dava açma ehliyetinin bulunup bulunmadığının irdelenmesinin gerektiği, bu bağlamda dosya incelendiğinde, dava açma tarihi itibariyle davacıların davaya konu yerde malik konumunda bulunduklarının görüldüğü ve bu alanın halen fiili kullanım şekliyle devam etmesi yönündeki (nakliyeciler sitesi) istemlerine münhasır olmak üzere dava açtıklarının anlaşıldığı, davanın açıldığı tarih itibariyle dava açma ehliyetinin bulunduğu, ancak daha sonra burada yatırım
yapan firma olan ve aynı zamanda bu dosyada davalı idare yanında müdahil konumunda bulunan Akzirve firmasıyla anlaşılarak kat karşılığı inşaat sözleşmesi imzaladığının anlaşıldığı, buna göre, taşınmazla ilgili olarak dava konusu edilen 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliğinin iptalini istemekte menfaatlerinin ve dolayısıyla dava ehliyetlerinin kalmadığının görüldüğü, bu durumda, dava konusu işlemin mülkiyet hakkını ilgilendirmesi nedeniyle tapuda kayıtlı malikler veya diğer hak sahipleri tarafından dava açılabileceği, davacıların, uyuşmazlık konusu alanla ilgili olarak imar planı doğrultusunda alanda uygulama yapılarak ticaret+konut bölgesinden kendilerine bağımsız bölüm verilmesi konusunda müteahhit firma ile anlaşmaya vardığı, dolayısıyla dava açarken olan menfaat bağının bu aşamada tersine dönmek suretiyle ortadan kalktığı, davanın açılması sırasında sahip olunması ve davanın görümü sürecinde de devam etmesi gereken menfaat bağının artık bulunmaması nedeniyle davacıların dava ehliyetine sahip olmadığı gerekçesiyle, davanın ehliyet nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve istinaf dilekçelerinde ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Mülkiyet hakkının sona ermediği, halen taşınmazın maliki konumunda oldukları, kaldı ki; 6306 sayılı Kanun ve 6306 sayılı Kanunun Uygulama Yönetmeliği uyarınca taşınmazlarının ihale yoluyla satışına engel olmak ve hak kaybına uğramamak için imzaladıkları kat karşılığı inşaat sözleşmesinin kendiliğinden mülkiyet hakkını sonlandırmayacağı gibi, imar planına karşı dava açma hakkını da ortadan kaldırmayacağı, nitekim arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin imzalanmasından 90 gün sonra, kendisiyle sözleşme imzalanan yüklenici şirkete sözleşme ile verilen vekâletnamelere ilişkin azilname düzenlendiği, kamu yararını ilgilendiren durumlarda vatandaş veya belde sakini olarak dava açmanın dahi mümkün olduğu dikkate alındığında davacıların dava açma ehliyetinin mevcut olduğunun kabulü gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Temyize konu kararın hukuka uygun olduğu belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ … 'İN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
İstanbul İli, Zeytinburnu İlçesi, … Mahallesi sınırları içerisinde bulunan ve 10/02/2017 tarih ve 29975 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Bakanlar Kurulu kararına ekli kroki ile listede sınır ve koordinatları gösterilen alan, 06/02/2017 tarih ve 2017/9867 sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanunun 2. maddesi uyarınca riskli alan ilan edilmiştir.
Sonrasında; İstanbul İli, Zeytinburnu İlçesi, … Mahallesi, … Sitesi, … ada, … parsel sayılı taşınmazı da kapsayan alanda Zeytinburnu Belediye Meclisinin … tarih ve … sayılı kararı ile kabul edilen ve İstanbul Büyükşehir Belediye Meclisinin … tarih ve … sayılı kararı ile onaylanan 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliği 02/03/2017-31/03/2017 tarihleri arasında askıya çıkarılmıştır.
Davaya konu taşınmazın malikleri tarafından, anılan 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliğinin iptali istemiyle temyizen incelenen dava açılmıştır.

İLGİLİ MEVZUAT:
T.C. Anayasası'nın İkinci Kısmında temel hak ve ödevler düzenlenmiş, Birinci Bölümünde genel hükümler belirlenmiş, bu bölümde yer alan "Temel Hak ve Hürriyetlerin Sınırlanması" başlıklı 4709 sayılı Kanun ile değişik 13. maddesinde; "Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasa'nın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz." hükmüne yer verilmiş, İkinci Bölümde Kişinin Hakları ve Ödevleri arasında yer verilen "mülkiyet hakkı" ise 35. maddesinde sayılmış ve bu hak; "Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir. Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir. Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz." şeklinde düzenlemeye konu edilmiştir.
20/03/1952 tarihinde kabul edilen İnsan Haklarının ve Temel Özgürlüklerinin Korunmasına İlişkin Sözleşmeye Ek 1 Nolu Protokol Türkiye tarafından 19/03/1954 tarihinde onaylanmıştır. Anılan Protokol'ün "Mülkiyetin Korunması" başlıklı 1. maddesinde; "Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır. Herhangi bir kimse, ancak kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir. Yukarıdaki hükümler, devletlerin, mülkiyetin kamu yararına uygun olarak kullanılmasını düzenlemek veya vergilerin ya da başka katkıların veya para cezalarının ödenmesini sağlamak için gerekli gördükleri yasaları uygulama konusunda sahip oldukları hakka halel getirmez." kuralı yer almıştır.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde; iptal davaları; idari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılan davalar olarak tanımlanmıştır.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
2577 sayılı Kanunun 2. maddesinde yer alan ve iptal davasının subjektif ehliyet koşulu olan "menfaat ihlali" kavramı doktrin ve içtihatlarda dava konusu işlemle davacı arasında kurulan kişisel, meşru, güncel bir menfaat ilişkisi olarak tanımlanmaktadır. Sözü edilen menfaat ilişkisinin varlığı ve sınırları her olayda yargı yerince uyuşmazlığın niteliğine göre belirlenmektedir.
Yargısal denetim amacıyla her idari işleme karşı herkes tarafından iptal davası açılmasının idari işlemlerde istikrarsızlığa neden olmaması ve idarenin işleyişinin bu yüzden olumsuz etkilenmemesi için, dava konusu edilecek işlem ile dava açacak kişi arasında belli ölçüler içinde menfaat ilişkisi bulunması koşuluna ihtiyaç vardır.
İptal davası açılabilmesi için gerekli olan menfaat ilişkisi kişisel, meşru, güncel bir menfaatin bulunması halinde gerçekleşecektir. Başka bir anlatımla, iptal davasına konu olan işlemin davacının menfaatini ihlal ettiğinden söz edilebilmesi için, davacıyı etkilemesi, yani davacının kişisel menfaatini ihlal etmesi, işlem ile davacı arasında ciddi ve makul bir ilişkinin bulunması gerekmektedir.
İptal davalarında, dava konusu işlemin davacının menfaatini ihlal ettiğinin saptanması davacının bu davada ehliyetinin (subjektif ehliyetinin) bulunduğu, dolayısıyla davanın esasının incelenmesine geçilebileceği sonucunu doğurmaktadır.
Yerleşik İdare Hukuku ilkelerine göre; iptal davası açılabilmesi ve davanın görülebilmesi için davacının iptali istenilen işlem nedeniyle davanın açıldığı sırada menfaatinin ihlal edilmesi yeterli olup, idari işlemlerin tesis edildikleri tarih itibarıyla yargısal denetiminin yapılması gerekmektedir.
Yukarıda yer verilen açıklamalar çerçevesinde dosyada bulunan bilgi ve belgelerin incelenmesinden, 06/02/2017 tarih ve 2017/9867 sayılı Bakanlar Kurulu kararıyla riskli alan ilan edilen alanda, 2/3 çoğunluğa sahip olan müdahil şirketin bu çoğunluk hakkına dayanarak, alandaki diğer taşınmazların, 6306 sayılı Kanun ve Uygulama Yönetmeliği gereği ihale yoluyla satışının sağlanması için gerekli girişimlerde bulunduğu, davacıların ise, taşınmazlarının ihale yoluyla satışına engel olmak ve olası bir hak kaybına uğramamak adına müdahil şirket ile arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi düzenlediklerini, mevcut durumun gerçek iradelerini yansıtmadığını, nitekim, sözleşmenin düzenlenmesinden 90 gün sonra sözleşme ile verilen vekâletnamelere ilişkin azilname düzenledikleri beyanında bulundukları anlaşılmaktadır. Ayrıca her ne kadar, davacılar ile müdahil şirket arasında düzenlenen arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin 7. maddesinde; "İş bu sözleşmenin taraflarca imzalanmasının ardından arsanın mülkiyetinin tamamı yükleniciye devredilecektir." şeklinde düzenleme var ise de, UYAP sistemi üzerinde TAKBİS kayıtlarının incelenmesinden, sözleşmeye konu taşınmazların mülkiyetinin, davacılar tarafından yüklenici (müdahil) şirkete devredilmediği belirlenmiştir.
Davacıların kendi iradeleri ile sözleşmeleri imzaladıkları görülse de, davacıların dava açmaktaki amacı ile dava açmakla ulaşmak istediği sonuç göz önünde bulundurulduğunda beyanlarından, dava dosyasındaki bilgi ve belgelerden ve yapılan incelemelerden, davacıların, taşınmazlarının ihale yoluyla satışına engel olmak ve hak kaybına uğramamak için sözleşme imzalamayı kabul ettikleri, sözleşme sonrasında da taşınmazların devrine engel olmak için sözleşme ile verilen vekâletnamelere ilişkin azilname düzenledikleri, söz konusu davacıların subjektif dava açma ehliyetinin varlığının devam ettiğinin kabulü gerekmektedir.
Öte yandan, mezkur taşınmazları da kapsayan alanda Bakanlar Kurulunun 06/02/2017 tarih ve 2017/9867 sayılı kararıyla ilan edilen riskli alan kararının Danıştay Ondördüncü Dairesinin 15/01/2019 tarih ve E:2017/826, K:2019/81 sayılı kararı ile iptaline karar verildiği, anılan kararın temyizi üzerine de Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 03/10/2019 tarih ve E:2019/83, K:2019/4047 sayılı kararıyla onanması üzerine iptal kararının kesinleştiği görülmektedir.
Bu durumda, 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliğinin iptali istemiyle açılan davada, davacıların dava açma ehliyetlerinin bulunduğu sonucuna ulaşıldığından, işin esasına girilerek bir karar verilmesi gerekirken davanın ehliyet yönünden reddi yolunda verilen Bölge İdare Mahkemesi kararında isabet görülmemiştir.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. 2577 sayılı Kanunun 49. maddesine uygun bulunan davacıların temyiz isteminin kabulüne,
2. Yukarıda özetlenen gerekçeyle davanın ehliyet yönünden reddine ilişkin Mahkeme kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 20/06/2023 tarihinde, kesin olarak, oybirliğiyle karar verildi.

Bu kararı dosyanızda kullanın

Hukuk Asistan ile Danıştay, Danıştay ve emsal kararlarında gelişmiş arama yapın; kararları dosyalarınıza ekleyin, UYAP ve UETS entegrasyonuyla işlerinizi tek yerden yönetin.

Bize yazın