6. Daire 2020/8256 E. 2023/6465 K. — Danıştay Kararı
6. Daire 2020/8256 Esas 2023/6465 Karar 05.07.2023
Danıştay 6. Daire Başkanlığı 2020/8256 E., 2023/6465 K.
T.C. D A N I Ş T A Y ALTINCI DAİRE Esas No : 2020/8256 Karar No : 2023/6465
DAVACI : … Derneği VEKİLİ : Av. …
DAVALI : … Bakanlığı/… VEKİLİ : …
DAVANIN KONUSU: 27/10/2017 tarihli, 30223 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan ve 01/06/2018 tarihinde yürürlüğe giren Binalarda Su Yalıtımı Yönetmeliğinin 4. maddesinin 1. fıkrasının (h), (j), (k) bentlerinin , 6. maddesinin 4. ve 5. fıkralarının, 7. maddesinin 2. fıkrasının, 10. maddesinin 3. fıkrasının, 11. maddesinin 6. fıkrasının (a), (c) bentlerinin, 11. maddesinin 7. fıkrasının (c) bendinin, 12. maddesinin 6. fıkrasının, 17. maddesinin 2. fıkrasının ve 26. maddesinin 2. ve 4. fıkralarının iptali istenilmektedir.
DAVACININ İDDİALARI: Yönetmeliğin, haksız rekabet yaratacağı, performans odaklı bir yaklaşım sağlanarak teknolojinin öne çıkarılması yerine malzeme ve cins odaklı düzenlemeler getirildiği, sektör temsilcilerinin tamamına yönelik ve kapsayıcı nitelikte olmadığı, ARGE çalışmalarının engellendiği bu nedenlerle Binalarda Su Yalıtımı Yönetmeliğinin 4. maddesinin 1. fıkrasının (h), (j), (k) bentlerinin , 6. maddesinin 4. ve 5. fıkralarının, 7. maddesinin 2. fıkrasının, 10. maddesinin 3. fıkrasının, 11. maddesinin 6. fıkrasının (a), (c) bentlerinin, 11. maddesinin 7. fıkrasının (c) bendinin, 12. maddesinin 6. fıkrasının, 17. maddesinin 2. fıkrasının ve 26. maddesinin 2. ve 4. fıkralarının iptali gerektiği ileri sürülmüştür.
DAVALI İDARENİN SAVUNMASI : Öncelikle, usule ilişkin olarak, davanın ehliyet ve süre aşımı yönünden reddine karar verilmesi gerektiği , esasa yönelik olarak, dava konusu Yönetmelik hükümlerinin ilgili mevzuata ve dayanağı kanuna uygun olduğu, binalarda yapı elemanlarının muhtelif yollarla suya veya neme maruz kalması sonucu oluşan korozyonun can ve mal güvenliği açısından risk oluşturduğu, yapıların tasarım ve yapım aşamasında alınacak önlemlerin ilgili Yönetmelikte düzenlendiği, Yönetmelik hazırlık aşamasında yapı malzeme üreticileri ile toplantılar düzenlendiği, görüşleri doğrultusunda düzenleme yapıldığı, ülkemizde yapı malzemelerinin Avrupa Standardizasyon Kurumu tarafından hazırlanan ve TSE tarafından uyumlaştırılan ve TS EN olarak yayımlanmış standartlara göre, standart yoksa yine Avrupa Birliğince tanınan "European Organisation for Technical Assessment" tarafından yayımlanmış Avrupa Teknik Değerlendirmesi belgelendirme yapılarak CE işaretlemesi ile piyasaya arz edilebildiği, Avrupa Birliği mevzuatında düzenlenmemiş bir alanda ki ürünlerin ülkemizde piyasaya arzı için ise milli bir standart varsa bu standarta göre yoksa standart yerine kullanılabilecek bir rehber dökümana göre belgeledirme yapılarak "Ulusal Teknik Onay " adı altında G işaretlemesi yapıldığı, yenilikçi bir ürünün piyasa arz edilebilmesi için gerekli hukuki ve altyapı güvencelerinin mevcut olduğu, haksız rekabet durumu oluşmadığı, Yönetmeliğin piyasaya arz ile ilgili düzenleme içermediği, su yalıtımında kullanılacak malzemelerin sağlaması gereken kriterlerin belirlendiği, güvenli yapı temini için standartların belirlenmesinin kamu yararına uygun olduğu davanın reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ …'IN DÜŞÜNCESİ : 2577 sayılı Kanunun "İdari Davaların Açılması" başlığını taşıyan 3. maddesinde; dava dilekçelerinde tarafların veya temsilcilerinin ad ve soyadlarının gösterileceği, belgelerin asılları veya örneklerinin dava dilekçesine ekleneceği, 14. maddesinin 3/g bendinde; otuz gün içinde 3. ve 5. maddelere uygun şekilde yeniden düzenlenmek veya noksanlıkları tamamlanmak üzere dilekçelerin reddine karar verileceği belirtilmiştir. Aynı Yasanın 15. maddesinin 5. fıkrasında; 1. fıkranın (d) bendine göre dilekçenin reddedilmesi üzerine, yeniden verilen dilekçelerde aynı yanlışlıklar yapıldığı takdirde davanın reddedileceği kuralı yer almıştır. Dosyanın incelenmesinden, davacı tarafından daha önce açılan davada, terditli (seçenekli) istemle dava açıldığı gerekçesiyle Dairemizin 27/03/2019 tarihli ve E:2019/265, K:2019/1755 ve 28/02/2020 tarihli ve E:2019/20356, K:2020/2803 sayılı kararlarıyla dava dilekçelerinin reddine karar verilmesine rağmen, dilekçe ret kararı üzerine yeniden verilen dilekçede de anılan Yönetmeliğin tamamının iptali, talebinin kabul edilmemesi halinde ise anılan maddelerin iptaline karar verilmesi şeklinde yine terditli istemde bulunulduğu ve aynı yanlışlığın tekrar edildiği anlaşılmıştır. Bu durumda, anılan Yasa hükmü uyarınca, yenileme dilekçesinde de aynı yanlışlığın yapılması nedeniyle davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.
DANIŞTAY SAVCISI …'IN DÜŞÜNCESİ : Dava ,27/10/2017 tarihli, 30223 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan ve 01/06/2018 tarihinde yürürlüğe giren Binalarda Su Yalıtımı Yönetmeliğinin 4. maddesinin 1. fıkrasının (h), (j), (k) bentlerinin , 6. maddesinin 4. ve 5. fıkralarının, 7. maddesinin 2. fıkrasının, 10. maddesinin 3. fıkrasının, 11. maddesinin 6. fıkrasının (a), (c) bentlerinin, 11. maddesinin 7. fıkrasının (c) bendinin, 12. maddesinin 6. fıkrasının, 17. maddesinin 2. fıkrasının ve 26. maddesinin 2. ve 4. fıkralarının iptali istemiyle açılmıştır. Davalı idarenin usule yönelik iddialarına itibar edilmemiştir. Binalarda Su Yalıtımı Yönetmeliği'nin 1.maddesinde," Bu Yönetmeliğin amacı; binalarda yapı elemanlarının muhtelif yollarla suya veya neme maruz kalması sonucu oluşan korozyon, dayanıklılık ve dayanım kayıpları gibi etkenlerle sürdürülebilirlik, sağlık ve kullanım yönünden risk oluşturan durumlara karşı, tasarım ve yapım bakımından alınacak önlemler ve uyulacak kurallara ilişkin usul ve esasların düzenlenmesidir." hükmü ile 2.maddesinde " (1) Bu Yönetmelik, yeni yapılacak binaların toprakla temas eden temel, döşeme ve bodrum duvarlarında, çatılarında, balkon ve ıslak hacimlerinde yapılacak su yalıtımının esaslarını kapsar.(2) Mevcut binalarda su yalıtımı gerektiren tadilat yapılması veya su etkisine karşı yalıtım ve/veya drenaj önlemi alınması hâlinde bu Yönetmelikteki esaslara uyulur.(3) Özel olarak su tutucu nitelikte yapılan ve bu Yönetmelikteki koşullardan daha başka teknik gereklere göre tasarlanması gereken su deposu, yakıt deposu, su sarnıcı, müstakil olarak yapılan açık veya kapalı havuz gibi yapılar ile tamamen su içerisinde kalacak şekilde inşa edilen yapılar ve arazi drenajı kapsam dışındadır. Ancak, konut binalarının içerisinde veya ona bitişik olarak sadece konutun ihtiyacı için inşa edilecek su deposu ve havuz gibi yapılar bu Yönetmeliğin kapsamındadır."hükmü yer almaktadır. Dosyanın incelenmesinden davacı tarafından Yönetmeliğinin 4. maddesinin 1. fıkrasının (h) bendinde su yalıtım örtülerinin bitüm ,plastik ve kauçuk ile sınırlandığı ,böyle bir sınırlama getirilmesinin sektörde haksız rekabet yaratacağı ,dava konusu Yönetmeliğin sektör temsilcilerinin tamamına yönelik ve kapsayıcı olmadığı ,Yönetmeliğin 4.maddesinin 1.fıkrasının (j) bendinde sürme esaslı su yalıtım malzemeleri tanımlanırken muğlak bir ifade kullanıldığı ,Yönetmeliğin 1.fıkrasının (k) bendinde tamir harçları tanımı yapılırken çimento veya epoksi esaslı harçlar ile birlikte bu harçlarda aranılan performans kriterleri sağlaması şartıyla başka malzemelerin de kullanımının önünün açılması gerektiği,Yönetmeliğin 6.maddesinin 4.fıkrasında tanımlanan malzeme türlerinin tüm yalıtım malzemelerini kapsamadığı ,Yönetmeliğin 6.maddesinin 5.fıkrasında ek 1 'de verilen gerek ürün ,gerekse uygulama standartlarının yönetmelikteki yöntem ve ürünlerin tamamını kapsamadığı ,Yönetmeliğin 7.maddesinin 2.fıkrasında getirilen düzenlemenin yüzeysel yalıtım uygulamaları için gerekli olduğu, Yönetmeliğin 10.maddesinin 3.fıkrasındaki tanımlamanın hatalı olduğu ,Yönetmeliğin 11.maddesinin 6.fıkrasının a bendinde yapısal yalıtımda beton geçirimsizliği dışında bir çok detayın söz konusu olduğu bu detayların hazır beton üretici eli ile çözülmesinin mümkün olmadığı , Yönetmeliğin 11.maddesinin 6.fıkrasının c bendinin uygulanması ile su yalıtım sektöründe bir çok ihtilafın yaşanmasına sebebiyet verileceği ,Yönetmeliğin 11.maddesinin 7.fıkrasının c bendindeki tabirin sadece yüzeysel yalıtım uygulamaları için gerekli olduğu ,bu durumun maddede açıkça ifade edilmesi gerektiği ,Yönetmeliğin 12.maddesinin 6.fıkrasındaki tabirin sadece yüzeysel yalıtım uygulamaları için gerekli olduğu ,Yönetmeliğin 17.maddesinin 2.fıkrasında malzeme türü yönünden tanım yapıldığı oysa malzemeden beklenen performansın ifade edilmesi gerektiği ,Yönetmeliğin 26.maddesinin 2.fıkrasında yalıtım uygulanacak 2 tarafta da yalıtım malzemelerini ürün hammaddesine göre sınırladığı ,bunun da diğer maddelerdekine benzer şekilde inovatif ürünlerin önünü kestiği ,Yönetmeliğin 26.maddesinin 4.fıkrasında dayanıklılığın kriter ve sınır değerlerinin belirtilmesi gerektiği iddialarıyla bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır. Uyuşmazlığın çözümünün teknik bilgi ve uzmanlık gerektirmesi nedeniyle konusunda uzman bilirkişiye dosya üzerinden bilirkişi incelemesi yaptırılması gerektiği sonucuna varılmıştır. Bu itibarla 27/10/2017 tarihli, 30223 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan ve 01/06/2018 tarihinde yürürlüğe giren Binalarda Su Yalıtımı Yönetmeliğinin 4. maddesinin 1. fıkrasının (h), (j), (k) bentlerinin , 6. maddesinin 4. ve 5. fıkralarının, 7. maddesinin 2. fıkrasının, 10. maddesinin 3. fıkrasının, 11. maddesinin 6. fıkrasının (a), (c) bentlerinin, 11. maddesinin 7. fıkrasının (c) bendinin, 12. maddesinin 6. fıkrasının, 17. maddesinin 2. fıkrasının ve 26. maddesinin 2. ve 4. fıkralarının iptali isteminin bilirkişi incelemesi yaptırıldıktan sonra incelenmesi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY: 03.07.2017 tarihinde yürürlüğe giren Planlı Alanlar İmar Yönetmeliğinin "Yapı projeleri" başlıklı 57.maddesinin 2. fıkrasında mimari projeye su yalıtım projesinin eklenmesi gerektiği düzenlemesi ile yapılarda su yalıtımı zorunlu hale getirilmiş, uygulamanın esaslarını (yeni yapılacak binaların toprakla temas eden temel, döşeme ve bodrum duvarlarında, çatılarında, balkon ve ıslak hacimlerinde yapılacak su yalıtımının esaslarını) belirlemek amacıyla 01/06/2018 tarihinde Binalarda Su Yalıtımı Yönetmeliği yürürlüğe girmiştir. Davacı dernek tarafından, 29/12/2017 tarihinde Danıştay Genel Yazı İşleri Müdürlüğü kayıtlarına giren dilekçe ile Binalarda Su Yalıtımı Yönetmeliğinin kapsam ve amaç yönünden sakat olduğu, performans odaklı değil, malzeme ve cins odaklı düzenlemeler içerdiği, su yalıtımı sektörünü belli malzeme türüne sıkıştırdığı, bu durumun uluslararası standartlardaki yenilikçi malzeme ve yöntemlerin önünü kestiğine yönelik genel iddialar ileri sürülmek suretiyle "27/10/2017 tarihli, 30223 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak 01.06.2018 tarihinde yürürlüğe giren Binalarda Su Yalıtımı Yönetmeliğinin" iptaline karar verilmesi talep edilmiş Dairemizin 27/03/2019 tarihli E:2019/265 K:2019/1755 sayılı kararıyla iptali istenilen Yönetmelik maddelerinin (fıkra ve bentlerine de yer verilerek) net bir biçimde yazılmak suretiyle istemin ortaya konulması ve iptali istenilen her bir maddenin hangi yönlerden hukuka aykırı olduğunun ve davacının menfaatini ne şekilde ihlal ettiğinin ayrı ayrı ve somut şekilde belirtilmesi suretiyle dava dilekçesinin yeniden düzenlenmesi gerektiği gerekçesiyle dava dilekçesinin reddine karar verilmiş, Davacı dernek tarafından dilekçe ret kararı üzerine Danıştay Yazı İşleri Müdürlüğü kayıtlarına giren 15/10/2019 tarihli dilekçe ile dilekçenin "açıklamalar" başlıklı kısmında; Binalarda Su Yalıtımı Yönetmeliğinin 4. maddesinin 1. fıkrasının (h), (j), (k) bentleri, 6. maddesinin 4. ve 5. fıkraları, 7. maddesinin 2. fıkrası, 10. maddesinin 3. fıkrası, 11. maddesinin 6. fıkrasının (a) ve (c) bentleri, 11. maddesinin 7. fıkrasının (c) bendi, 12. maddesinin 6. fıkrası, 17. maddesinin 2. fıkrası, 26. maddesinin 2. ve 4. fıkraları tek tek sayılmak suretiyle hangi yönlerden hukuka aykırı olduklarına yönelik iddialara yer verildiği, devamında ise, bu haliyle Yönetmeliğin sektör temsilcilerinin tamamını kapsayıcı nitelikte olmadığı, su yalıtımına ilişkin performans odaklı düzenlemelerin amaca daha uygun olduğu şeklinde, ilk dava dilekçesinde de yer verilen genel iddiaların tekrarlandığı, buna karşılık, yenileme dilekçesinin "konu" başlıklı kısmı ile "netice-i talep" başlıklı kısmında; "27/10/2017 tarihli, 30223 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan ve 01.06.2018 tarihinde yürürlüğe giren Binalarda Su Yalıtımı Yönetmeliğinin öncelikle yürütmesinin durdurulmasına ve iptaline karar verilmesinin talep edilmesi üzerine yine Dairemizin 28/02/2020 tarihli E:2019/20356 K:2020/2803 sayılı kararıyla hangi maddelerinin/fıkralarının/bentlerinin iptalinin istenildiğinin açık ve tereddüde yer vermeyecek şekilde belirtilmesi, bu kısımların hangi yönlerden hukuka aykırı olduğunun ve davacının menfaatini ne şekilde ihlal ettiğinin açıklanması suretiyle dava dilekçesinin yeniden düzenlenmesi gerektiği gerekçesiyle dava dilekçesinin reddine karar verilmiş, Bunun üzerine Danıştay Yazı İşleri Müdürlüğü kayıtlarına 04/09/2020 tarihinde giren dilekçe ile Binalarda Su Yalıtım Yönetmeliğinin 4. maddesinin 1. fıkrasının (h), (j), (k) bentlerinin , 6. maddesinin 4. ve 5. fıkralarının, 7. maddesinin 2. fıkrasının, 10. maddesinin 3. fıkrasının, 11. maddesinin 6. fıkrasının (a), (c) bentlerinin, 11. maddesinin 7. fıkrasının (c) bendinin, 12. maddesinin 6. fıkrasının, 17. maddesinin 2. fıkrasının ve 26. maddesinin 2. ve 4. Fıkralarının iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır. Yönetmeliğin iptali istenilen maddeleri şu şekildedir: Binalarda Su Yalıtımı Yönetmeliğinin 4. maddesinin 1. fıkrasının (h) bendinde, " Su yalıtım örtüleri: Binalarda su yalıtımı amacıyla kullanılan, bitüm veya plastik/kauçuk esaslı örtü veya levha biçimindeki malzemeleri" düzenlemesine, (j) bendinde, "Sürme esaslı su yalıtım malzemeleri: Bir veya birden fazla bileşen içeren, mala, rulo, fırça ile sürülerek veya özel makinalar ile püskürtülerek uygulanan, çimento, akrilik dispersiyon, bitüm ve reaksiyon reçine esaslı ve benzeri esaslı su yalıtımı sağlayan malzemeleri" düzenlemesine, (k) bendinde, "Tamir harcı: Yapı elemanlarında oluşan kırılmaların ve/veya çatlakların tamiri için özel olarak imal edilen çimento veya epoksi esaslı harçları," düzenlemesine, 6. maddesinin 4. fıkrasında, "Su yalıtım malzeme türleri belirlenirken; uygulama standartları ve üretici talimatları da dikkate alınarak, birbirlerinin performans özelliklerini olumsuz etkilemeyecek malzemelerin kullanımı esastır." düzenlemesine, 5. fıkrasında, "Su yalıtımı amacıyla kullanılacak malzemeler ve uygulama kuralları için EK-1’de verilen standartlara uyulur. Su yalıtımı uygulamalarına yönelik olarak bu Yönetmelikte esasları verilen kullanımlar için yayımlanacak yeni teknik şartnameler de EK-1 kapsamında değerlendirilir." düzenlemesine, 7. maddesinin 2. fıkrasında, "Malzemenin zemine yeterince tutunmasına engel olacak nitelikteki yüzeyler, mümkünse mekanik yöntemlerle pürüzlendirilecek, değilse seçilen malzemeye uygun yapışma sağlayıcı astar uygulanır." düzenlemesine, 10. maddesinin 3. fıkrasında " Temel çukurları, toprak kayması önlenecek şekilde şevli açılır. Bitişik nizam yapılaşma dolayısıyla şevli temel çukuru açılmasının mümkün olmadığı durumlarda, su yalıtım malzemesinin uygulanacağı betonarme çanak iksa sisteminden ayrı inşa edilerek, su yalıtımı malzemesi tekniğine uygun olarak bu çanağın iç yüzeylerine uygulanır." düzenlemesine, 11. maddesinin 6. fıkrasının (a) bendinde, "Kullanılacak betonun su işleme derinliği TS EN 12390-8 standardına göre en fazla 30 mm olmalı veya beton, yeraltı suyunun yapıda oluşturacağı su etkisi de dikkate alınarak en az C35/45 sınıfında ve su/çimento oranı 0.45’ten az, çimento dozajı 360 kg/m3’ten fazla olmalıdır. Beton imalatında mineral katkı kullanılması durumunda su/çimento oranı ve çimento dozajı için TS EN 206 standardı Madde 5.2.5 ve 5.2.6 göz önüne alınmalıdır. Beton tasarımında uygun çevresel etki sınıfı seçilmelidir. Betonun su işleme derinliği performansının kullanılması hâlinde bu durum, betonun piyasaya arzında G işaretlemesinde belirtilmelidir. Yapısal geçirimsizlik sağlamak üzere üretilen beton TS EN 206 standardına, suyun basınç etkisi ile uyumlu olacak şekilde kullanılacak katkı maddeleri ise TS EN 934-2 standardına uygun olmalıdır." düzenlemesine, (c) bendinde, "Bu maddenin amaçları bakımından betonun su geçirimsizlik özelliklerini değistirmek üzere kullanılacak malzemeler TS 13515 standardı Madde 9.8 esas alınarak, betona, karıştırma işlemi esnasında ilâve edilmelidir." düzenlemesine, 11. maddesinin 7. fıkrasının (c) bendinde, " Binada oluşabilecek oturma, yer değiştirme ve benzeri kaynaklı etkileri karşılayabilecek mekanik özelliklere (çekme mukavemeti ve kopma uzaması) ve/veya çatlak köprüleme kabiliyetine sahip olmalıdır." düzenlemesine, 12. maddesinin 6. fıkrasında, "Su yalıtım malzemeleri uygulandıktan sonra toprak dolgu ile diğer imalatların, istemsiz çarpma, darbe ve benzeri mekanik etkilere ve gerekmesi durumunda iklim koşullarına karşı korunmalıdır. Bunun için kâgir yapı elemanlarından koruma duvarının yapılması veya doğrudan su yalıtım malzemesinin üzerine ısı yalıtım levhası ve/veya drenaj levhası uygulaması gibi gerekli tedbirler alınır. Seçilecek dolgu malzemesi drenaj sisteminin çalışmasına engel olmayacak, su yalıtım malzemesine ve koruyucu önlemlere zarar vermeyecek nitelikte ve boyutlarda olacak ve uygun yöntemlerle uygulanır." düzenlemesine, 17. maddesinin 2. fıkrasında, "Hafif metal çatılar gibi çatı hareketlerinin yoğun olduğu detaylarda taşıyıcılı sentetik örtüler veya elastomerik polimer bitümlü örtüler kullanılır." düzenlemesine, 26. maddesinin 2. fıkrasında, " Su depoları ve havuzların döşeme ve duvarların iç tarafında tek veya çift bileşenli çimento ve polimer katkılı veya reaksiyon reçineli su yalıtım malzemeleri ve plastik/kauçuk esaslı su yalıtım örtüleri, dış tarafında ise bitümlü örtü, plastik/kauçuk esaslı su yalıtım örtüleri veya sürme esaslı su yalıtım örtüleri kullanılabilir."düzenlemesine, 4. fıkrasında,"Üzeri açık yüzme havuzlarında su yalıtım katmanı su ile temas ediyor ise kullanılan su yalıtım malzemeleri güneşin kızılötesi ışınlarına karşı dayanıklı olur." düzenlemesine yer verilmiştir.
İLGİLİ MEVZUAT: Anayasanın "Yönetmelikler" başlıklı 124. maddesinde, "Cumhurbaşkanı, bakanlıklar ve kamu tüzelkişileri, kendi görev alanlarını ilgilendiren kanunların ve Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin uygulanmasını sağlamak üzere ve bunlara aykırı olmamak şartıyla, yönetmelikler çıkarabilirler. Hangi yönetmeliklerin Resmî Gazetede yayımlanacağı kanunda belirtilir." hükmü yer almaktadır. Dava konusu Yönetmeliğin yayımı tarihinde yürürlükte olan 644 Sayılı Çevre ve Şehircilik Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamesinde "Çevre ve Şehircilik Bakanlığının görevleri" başlıklı 2. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde, yerleşmeye, çevreye ve yapılaşmaya dair imar, çevre, yapı ve yapım mevzuatını hazırlamak, uygulamaları izlemek ve denetlemek, Bakanlığın görev alanı ile ilgili mesleki hizmetlerin norm ve standartlarını hazırlamak, geliştirmek, uygulanmasını sağlamak ve ilgililerin kayıtlarını tutmak; "Mesleki Hizmetler Genel Müdürlüğü" başlıklı 12. maddenin (b) bendinde, gerçek kişilere ve özel hukuk tüzel kişilerine ait her türlü yapılar ile ilgili genel ilkeleri, stratejileri ve standartları belirlemek ve uygulanmasının sağlamak; (m) bendinde ise, yapılarda kullanılacak malzemelerin kullanım amacına uygunluğuna dair esasları belirlemek, koordinasyon ve yetkilendirme çalışmalarını yürütmek, yapı malzemelerine ilişkin standartların hazırlanıp yayımlanmasını sağlamak Mesleki Hizmetler Genel Müdürlüğü'nün görevleri arasında sayılmıştır. 15.07.2018 tarihli, 30479 sayılı Resmî Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 4 sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 550. maddesinde, " Her türlü madde ve mamulleri ile usul ve hizmet standardlarını yapmak gayesiyle Türk Standardları Enstitüsü kurulmuştur. Enstitü, tüzel kişiliği haiz, özel hukuk hükümlerine göre yönetilen özel bütçeli bir kamu kurumu olup kısa adı ve markası TSE’dir. Bu marka çeşitli şekillerde gösterilir. Türk Standardları Enstitüsünün müsaadesi olmadan bu marka hiçbir şekil ve şart altında kullanılamaz. Yalnız Türk Standardları Enstitüsü tarafından kabul edilen standardlar Türk Standardı adını alır. Bu standardlar ihtiyari olup; standardın ilgili olduğu Bakanlığın teklifi ve Sanayi ve Teknoloji Bakanının onayı ile mecburi kılınabilir. Bir standardın mecburi kılınabilmesi için Türk Standardı olması şarttır. Mecburi kılınan standartlar Resmî Gazete’de yayımlanır..." hükmü yer almaktadır. 4703 sayılı Ürünlere İlişkin Teknik Mevzuatın Hazırlanması ve Uygulanmasına Dair Kanunun 1. maddesinde bu Kanunun amacının, ürünlerin piyasaya arzı, uygunluk değerlendirmesi, piyasa gözetimi ve denetimi ile bunlarla ilgili olarak yapılacak bildirimlere ilişkin usul ve esasları belirlemek olduğu öngörülmüş, 3. maddesinin 1. fıkrasının (l) bendinde yetkili kuruluşun ürünlere ilişkin mevzuat hazırlamaya ve yürütmeye yasal olarak yetkili bulunan ve bu Kanun hükümlerini kendi görev alanına giren ürünler itibarıyla uygulayacak olan kamu kurum veya kuruluşunu ifade edeceği belirtilmiştir. Aynı Kanunun 5. maddesinde, " Piyasaya arz edilecek yeni ürünlerin ilgili teknik düzenlemeye uygun olması zorunludur. Bu hüküm, kullanılmış olmakla birlikte değişiklik yapılarak piyasaya tekrar arz edilmesi hedeflenen ürünler ile Avrupa Birliği üyesi ülkeler dışındaki ülkelerden ithal edilen eski ve kullanılmış ürünlere de uygulanır. Birinci fıkrada belirtilen hususlarda düzenlemeler yapmaya, sınırlamalar getirmeye ve istisnalar tanımaya Cumhurbaşkanı yetkilidir. Üretici, piyasaya sadece güvenli ürünleri arz etmek zorundadır. Teknik düzenlemelere uygun ürünlerin güvenli olduğu kabul edilir. Teknik düzenlemenin bulunmadığı hallerde, ürünün güvenli olup olmadığı; ulusal veya uluslararası standartlara; bunların olmaması halinde ise söz konusu sektördeki iyi uygulama kodu veya bilim ve teknoloji düzeyi veya tüketicinin güvenliğe ilişkin makul beklentisi dikkate alınarak değerlendirilir." hükmü yer almaktadır. Yapı Malzemeleri Yönetmeliğinin "Amaç" başlıklı 1. maddesinde, "Bu Yönetmeliğin amacı, yapı malzemelerinin temel karakteristikleri ile ilgili performans beyanlarının ve malzemelere CE işaretinin iliştirilmesinin kurallarını oluşturarak yapı malzemelerinin piyasaya arz edilmesi ve piyasada bulundurulması ile ilgili usul ve esasları belirlemektir." kuralına, "Kapsam" "başlıklı 2. maddesinde, " Bu Yönetmelik; yapı işlerine ilişkin olarak Ek-1’de belirtilen temel gerekler açısından yapı malzemelerine uygulanacak kuralları, performans beyanını, CE işaretlemesini, iktisadi işletmelerin yükümlülüklerini, uyumlaştırılmış teknik şartnamelere ilişkin kuralları, onaylanmış kuruluşların ve teknik değerlendirme kuruluşlarının görevlendirilmesini, denetlenmesi ve değerlendirilmesini, bildirim merciini, onaylanmış kuruluşlar ile ilgili düzenlemeleri, piyasa gözetimi ve denetimine dair usul ve esasları kapsar." kuralına yer verilmiştir.
Yapı Malzemelerinin Tabi Olacağı Kriterler Hakkında Yönetmeliğin "Piyasaya arz" başlıklı 5. maddesinde, "Uyumlaştırılmış teknik şartnamesi bulunmayan yapı malzemelerinin piyasaya arz edilebilmeleri için 19 uncu maddede öngörülen yönteme göre uygunluk değerlendirmesi ile teyit edilen performans değerleri Ek-1 (A)’da yer alan "G" işareti ile beyan edilir." Yapılacak beyan, ürünün tabi olduğu bir ulusal standart olması durumunda standardın tüm karakteristiklerine göre ve böyle bir standart, olmaması halinde ise 9 uncu maddede öngörülen bir ulusal teknik onaya göre yapılır. Yapı malzemelerinin içerisinde kullanıldığı yapı işlerinin tabi oldukları temel gerekleri karşılamasına imkân verdiğinin belirlenebilmesi amacıyla beyan edilmesi gereken ürün karakteristiklerinin standartlarca karşılanmaması halinde, 7 nci maddede belirtilen danışma sürecinden sonra eksiklik TSE’ye bildirilir. Standardın ihtiva etmediği belirlenen ürün karakteristiği veya karakteristikleri, standart revize edilinceye kadar Bakanlıkça alt düzenleyici işlem ile belirlenir. Ürün, tabi olduğu uygunluk değerlendirmesinin yanı sıra eksik karakteristik veya karakteristikler çerçevesinde 9 uncu maddenin birinci fıkrasında belirtilen ulusal teknik onaya tabi olur. Malzeme, alınan teknik onay çerçevesinde ayrıca bir işaretleme yapılmadan güvenli ürün kabul edilir. Ancak eksik ürün karakteristiği ürünün daha üst bir uygunluk teyit sistemi ile değerlendirilmesini gerektiriyorsa ürünün uygunluk değerlendirmesi Teknik Onay Kuruluşunca yürütülür ve G işareti buna göre malzemeye iliştirilir. Bakanlıkça alt düzenleyici işlem ile belirlenen eksik ürün karakteristiklerinin bildirimi 3/4/2002 tarihli ve 24715 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Teknik Mevzuatın ve Standartların Türkiye ile Avrupa Birliği Arasında Bildirimine Dair Yönetmelik kapsamında Müsteşarlık aracılığıyla yapılır. Bakanlık, uyumlaştırılmış standartlar ve Avrupa Teknik Onaylarının ya da bunların oluşturulması için AB Komisyonu tarafından verilen talimatların, temel gerek hükümlerini karşılamakta yetersiz olduğu kanısındaysa; bu görüşünü AB Komisyonuna iletir. Bunu müteakip belirlenen eksikliğe ilişkin gerekli görülen eklemeler ikinci fıkra hükümlerine göre Bakanlıkça duyurulur. Ancak kullanım amacına göre söz konusu ek hükümlere tabii malzemelerin 9 uncu maddenin ikinci fıkrasındaki şartları yerine getirmesi halinde yapıda kullanımına izin verilir. Bu Yönetmeliğin hükümlerine uygun olarak “G” işareti iliştirilen malzemeler güvenli ürün olarak değerlendirilir ve piyasaya arzına izin verilir. “G” işaretinin bulunmaması güvensizlik şüphesi olarak değerlendirilir ve 20 nci maddedeki hükümler uygulanır. Yapı malzemesi olarak nitelendirilebilecek bir ürün, yapı işlerinde kalıcı olarak kullanılmak amacıyla piyasaya arz edilmemişse, bu duruma ilişkin bilgi ürün piyasaya arz edilirken görünür bir biçimde ürünün üzerine iliştirilmelidir..." düzenlemesine yer verilmiştir. Binalarda Su Yalıtım Yönetmeliğinin "kapsam" başlıklı 2. maddesinin 1. fıkrasında; bu yönetmeliğin, yeni yapılacak binaların toprakla temas eden temel, döşeme ve bodrum duvarlarında, çatılarında, balkon ve ıslak hacimlerinde yapılacak su yalıtımının esaslarını kapsadığı, 2.fıkrasında; mevcut binalarda su yalıtımı gerektiren tadilat yapılması veya su etkisine karşı yalıtım ve/veya drenaj önlemi alınması hâlinde bu Yönetmelikteki esaslara uyulacağı, 3.fıkrasında; özel olarak su tutucu nitelikte yapılan ve bu Yönetmelikteki koşullardan daha başka teknik gereklere göre tasarlanması gereken su deposu, yakıt deposu, su sarnıcı, müstakil olarak yapılan açık veya kapalı havuz gibi yapılar ile tamamen su içerisinde kalacak şekilde inşa edilen yapılar ve arazi drenajı kapsam dışında olduğu, ancak, konut binalarının içerisinde veya ona bitişik olarak sadece konutun ihtiyacı için inşa edilecek su deposu ve havuz gibi yapıların bu yönetmeliğin kapsamında olduğu kuralına yer verilmiştir. Aynı Yönetmeliğin 4. maddesinin 1. fıkrasının (l) bendinde, "Teknik şartname: Türk Standardları Enstitüsünce yapı malzemelerine ilişkin olarak yayımlanan standartları, Ulusal ve Avrupa Teknik Değerlendirmelerini " tanımına, (m) bendinde Uygulama kuralları standardı: Kullanım amacına göre su yalıtım malzemelerinin özelliklerinin ve uygulama kurallarının belirlendiği Türk Standardları Enstitüsünce hazırlanmış ulusal standartları " tanımına yer verilmiş ve 6. maddesinin 5. fıkrasında, "Su yalıtımı amacıyla kullanılacak malzemeler ve uygulama kuralları için EK-1’de verilen standartlara uyulur. Su yalıtımı uygulamalarına yönelik olarak bu Yönetmelikte esasları verilen kullanımlar için yayımlanacak yeni teknik şartnameler de EK-1 kapsamında değerlendirilir." düzenlemesine yer verilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Davalı idarenin usule yönelik iddialarına itibar edilmemiştir. Öncelikle 08/09/2020 tarihli yenileme dilekçesiyle her ne kadar davanın konusu başlığı kısmında Yönetmeliğin tamamının iptali, mümkün olmaması halinde 4. maddesinin 1. fıkrasının (h), (j), (k) bentlerinin , 6. maddesinin 4. ve 5. fıkralarının, 7. maddesinin 2. fıkrasının, 10. maddesinin 3. fıkrasının, 11. maddesinin 6. fıkrasının (a), (c) bentlerinin, 11. maddesinin 7. fıkrasının (c) bendinin, 12. maddesinin 6. fıkrasının, 17. maddesinin 2. fıkrasının ve 26. maddesinin 2. ve 4. fıkralarının iptali istenilmiş olsa da dilekçe içeriğinde ilgili maddeler tek tek sayılmak suretiyle hangi yönlerden hukuka aykırı olduklarına yönelik iddialara yer verildiğinden anılan maddelerin iptalinin istenildiği sonucuna varılmıştır. Yalıtım, yapıların iç ve dış etkenlerden doğru biçimde korunmasıdır. Bu nedenle, yalıtımın ilk yararı bina üzerinedir. Yalıtım, dış etkenlerin bina üzerindeki zararlı etkilerini önleyerek, binanın sağlam ve güvenli kalmasını sağlar, binanın ömrünü uzatır ve bu binaları kullanan insanların can güvenliği açısından büyük önem taşımaktadır.Su yalıtımı da temel olarak, yapıları suyun ve nemin zararlı etkilerinden korumak için yapılan çalışmalar olarak tanımlanmaktadır. Yapı ömrü ve dayanıklılığı açısından en büyük tehditlerden biri “su”dur. Yapıya sızan su; yapıların taşıyıcı kısımlarındaki donatıların korozyona uğratarak, yük taşıma kapasitesinin ciddi miktarlarda düşmesine neden olur. Ayrıca yapı bileşeni içerisinde su, soğuk mevsimlerde donarak, sıcak mevsimlerde ise buharlaşarak beton bütünlüğünün bozulmasına ve çatlakların oluşmasına yol açar. Deprem kuşağında yer alan ülkemizde binaların her yönden gelecek neme ve suya karşı korunmalarının tasarlanması dayanım özelliklerinin korunması açısından önemlidir. Yaşanan depremler sonrası hasar görmüş yapılarda gerçekleşen incelemelerde korozyona bağlı kayıpların en yaygın sorunlardan biri olduğu görülmüş ve su yalıtımının yapı güvenliği açısından önemi ortaya çıkmıştır. (Kartal,Semiha/Üstündağ, Sedef Işık- Yapılarda Su Yalıtımının Önemi ve Maliyeti, Mühendislik Dergisi, Eylül 2016, syf. 400). İptali istenilen Yönetmelikte genel olarak binalarda suyun yapı elamanlarına nüfuz etmeden yapısal ve yüzeysel su yalıtım tedbirleri ile drenaj veya tahliye sistemleri vasıtasıyla yapıdan uzaklaştırılmasına ilişkin düzenlemelere yer verilmiştir. Yönetmelik dört ana bölümden oluşmuş, bu bölümler sırasıyla "Temel Perde ve Drenaj Yalıtımı", "Çatı- Balkon Yalıtımı", "Islak Hacimlerde Yalıtım" ve "Su Depoları ile Yüzme Havuzları Yalıtımı"dır. Her bir bölümün kendi içerisinde yalıtım öncesi yüzey hazırlığı, yalıtım yöntemleri ve malzeme seçimlerine ilişkin düzenlemelere yer verilmiştir. Anayasanın 124. maddesi çerçevesinde, idarenin normlar hiyerarşisine uygun bir şekilde düzenleyici işlem yapma yetkisinin bulunduğu, Kanunların uygulanmasını göstermek üzere Yönetmelik, Yönetmeliklerin uygulanmasını göstermek üzere de Tebliğ ve diğer alt düzenleyici işlemler çıkarabilecekleri açıktır. Kanun koyucu tarafından idareye tanınan düzenleme yetkisinin başta kamu yararı olmak üzere hizmet gereklerine, hukuk devleti, hukuk güvenliği ve kazanılmış haklara riayet ilkelerine uygun olarak kullanılması gerekmektedir. Uyuşmazlık konusu düzenlemeler ile binalarda yapı elemanlarının muhtelif yollarla suya veya neme maruz kalması sonucu oluşan korozyona dayanıklılık, dayanım kayıplarını önlemek, sağlık ve kullanım yönünden risk oluşturan durumlara karşı tasarım ve yapım bakımından alınacak önlemler ve uyulacak kurallara ilişkin esaslar düzenlenerek sağlıklı uzun ömürlü yapıların inşaa edilmesinin hedeflendiği anlaşılmakta, ayrıca bu kuralların oluşması sırasında dosyada mevcut bulunan belgelerden anlaşıldığı üzere sektör temsilcileri ile de toplantılar yapılarak yüksek katılımcı bir anlayış benimsendiği anlaşılmaktadır. İncelenen dosyada, davacı tarafından iptali istenilen Yönetmelik ile yalıtım malzemelerine sınırlama getirildiği, belli cins ve özellikte malzemelerinin öngörülmesinin yenilikçi ürünlerin ve arge çalışmalarının engellenmesine neden olduğu, malzemelerin standardının bu şekilde belirlenmemesi gerektiği iddialarıyla dava konusu düzenlemenin iptalinin istenildiği görülmüş olup, hangi malzemelerin kullanımının engellendiğine ilişkin somut bir tespite de yer verilmediği anlaşılmaktadır. Yukarıda yer verilen mevzuatın değerlendirilmesinden ülkemizde yapı malzemeleri standartlarının saptanması veya yeni standartların belirlenmesi ile bunların denetimi Türk Standartlar Enstitüsü'nce yürütülmektedir. Avrupa Birliği ile uyum çalışmaları çerçevesinde Bayındırlık ve İskan Bakanlığı tarafından hazırlanan Yapı Malzemeleri Yönetmeliği, 2002 yılında yayımlanmıştır. Söz konusu yönetmelik 2004 yılında yürürlüğe girmiş ve 2007 yılında geçiş sürecini tamamlayarak zorunlu uygulama başlatılmıştır. Yapı Malzemeleri Yönetmeliği, yapı malzemesi, bina ve diğer inşaat mühendisliği işlerini kapsayan ve bütün yapı işlerinde kullanılan her türlü malzemeleri ve bunlarla ilgili gerekleri tanımlamaktadır. Teknik şartnamelere tabi ürünler söz konusu Yönetmeliğinin kapsamını oluşturmaktadır. Bir ürünün teknik şartnameye tabi olması demek, bu ürün ile ilgili uyumlaştırılmış bir standart veya Avrupa teknik onayının bulunması demektir. Kısaca hakkında uyumlaştırılmış bir standart olan veya Avrupa teknik onayı bulunan yapı malzemeleri söz konusu yönetmelik kapsamına girmekte ve CE işareti taşıması gerekmektedir. Bu arada CE işaretleme siteminin kapsamına girmeyen farklı yapı malzemeleri de üretilmektedir. Bu yapı malzemelerinin piyasaya sunulması sırasında, ürünlere G işaretinin konulması zorunlu hale getirilmiştir. Yukarıda sözü edilen Yapı Malzemeleri Yönetmeliği, teknik şartnamelere tabi olmayan yapı malzemelerinin iç piyasada güvenliğinin belli kurallara bağlanması ve denetiminin sağlanması için G işareti uygulamasını zorunlu tutmaktadır. G işaretleme sisteminin altyapısını oluşturmak üzere de Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından, Yapı Malzemelerinin Tabi Olacağı Kriterler Hakkında Yönetmelik yayınlanmıştır. Dava konusu iptali istenilen Yönetmelik ekinde standartı olan ürünlere yer verildiği bu yönüyle güvenli yapı inşaasının hedeflendiği, fakat Yönetmeliğin 6. maddesinin 5. fıkrasında diğer hükümlerine uymak şartı ile binalarda su yalıtımı amacıyla kullanımına uygun oldukları Avrupa Teknik Değerlendirme veya Ulusal Teknik Değerlendirme esaslarına göre belgelendirilmiş ürünlerin de kullanılmasına imkan verildiği, yenilikçi bir ürünün ülkemizde piyasaya arz edilebilmesi için gerekli hukuki alt yapının güvence altına alındığı görülmektedir. Bütün bu açıklamalar ve davacının iddiaları kapsamında uyuşmazlık değerlendirildiğinde, kanun koyucu tarafından idareye tanınan yetki uyarınca dava konusu Yönetmelik hükümlerinin düzenlendiği ve yapılan düzenlemenin normlar hiyerarşisine, dayanağı Kanun maddelerine ve sağlıklı bir çevrede yaşama hakkı ilkesine uygun olarak, kamu yararı ve hizmet gerekleri doğrultusunda yapıldığı sonucuna ulaşıldığından, yukarıda belirtilen iptale konu Yönetmelik kurallarında hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. DAVANIN REDDİNE, 2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam …-TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, 3. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca …-TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine, 4. Posta gideri avansından varsa artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine, 5. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 05/07/2023 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Bu kararı dosyanızda kullanın
Hukuk Asistan ile Danıştay, Danıştay ve emsal kararlarında gelişmiş arama yapın; kararları dosyalarınıza ekleyin, UYAP ve UETS entegrasyonuyla işlerinizi tek yerden yönetin.
İnternet sitemizde gizliliğinizi koruyabilmek ve size daha iyi bir deneyim sunmak için sınırlı sayıda çerezler yer alır. Kullandığımız çerezler hakkında daha fazla bilgi edinmek için Çerez Politikamıza bakın.