6. Daire 2020/3788 E. 2023/6319 K. — Danıştay Kararı
6. Daire 2020/3788 Esas 2023/6319 Karar 20.06.2023
Danıştay 6. Daire Başkanlığı 2020/3788 E., 2023/6319 K.
T.C. D A N I Ş T A Y ALTINCI DAİRE Esas No : 2020/3788 Karar No : 2023/6319
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …Belediyesi Başkanlığı VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVALI) : …Bakanlığı VEKİLİ : Av. …
DAVALI YANINDA MÜDAHİL : …Bakanlığı/ANKARA VEKİLİ : Hukuk Müşaviri …
İSTEMİN KONUSU : …Bölge İdare Mahkemesi …İdari Dava Dairesinin …tarih ve E:…, K:…sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: İstanbul İli, Adalar İlçesi, …Mahallesi, …ada, …parsel sayılı taşınmazdaki (Yassıada) "askeri alan" kullanımının "turizm+kültürel tesis alanı", "kayalık alan" ve "iskele alanı" kullanımına dönüştürülmesine ilişkin 29.05.2013 tarih ve 5446 sayılı olur ile onaylanan 1/5000 ölçekli koruma amaçlı revizyon nazım imar planı ve 1/1000 ölçekli koruma amaçlı uygulama imar planına askı süresi içinde yapılan itirazlar üzerine tesis edilen ve 08.10.2013 tarih, 10001 sayılı olur ile onaylanan 1/5000 ölçekli koruma amaçlı nazım imar planı değişikliği ve 1/1000 ölçekli koruma amaçlı uygulama imar planı değişikliğinin iptali istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: …İdare Mahkemesince verilen …tarih ve E:…, K:…sayılı kararda; ülkemizin demokrasi tarihi açısından özel bir önemi bulunan ve üzerinde yerleşme bulunmayan dava konusu taşınmazın (Yassıada'nın) yasama ve yürütme organının ortak iradesiyle Demokrasi ve Özgürlükler Adası olarak planlandığı, bunun için özel yasa çıkarıldığı, bu suretle Yassıada'ya yönelik olarak yapılacak olan planlama, imar ve inşaat uygulamaları ile diğer düzenlemelerin Kıyı Kanunu hükümlerinden ve diğer mevzuatta yer alan kısıtlama ve prosedürlerden muaf tutulduğu, bunun istisnai nitelikteki bir prestij projesi olarak öngörüldüğü, dava konusu plan değişikliğiyle yapı yoğunluğunun eskiye oranla bir miktar düşürüldüğü, atıl durumdaki adanın kamusal tesis niteliğinde kongre merkezi ve müze olarak kullanılacağı, kamu yararları arasında bir çatışma olması halinde kamuya daha fazla yarar getirecek seçeneğin tercihi gerektiği hususları bir bütün olarak değerlendirildiğinde dava konusu imar planı değişikliğinde mevzuata ve kamu yararına aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle, dava konusu işlem hukuka uygun bulunarak davanın reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve istinaf dilekçelerinde ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Dava konusu işlemin hukuka aykırı olduğu iddiasıyla temyize konu kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMALARININ ÖZETİ: Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından; savunma verilmemiştir. Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından, dava konusu işlemin hukuka uygun olduğu belirtilerek temyiz isteminin reddi ile temyize konu kararın onanması gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ …'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY : İstanbul İli, Adalar İlçesi, …Mahallesi, …ada, …parsel sayılı taşınmazdaki (Yassıada) "askeri alan" kullanımının "turizm+kültürel tesis alanı", "kayalık alan" ve "iskele alanı" kullanımına dönüştürülmesine ilişkin 29.05.2013 tarih ve 5446 sayılı olur ile onaylanan 1/5000 ölçekli koruma amaçlı revizyon nazım imar planı ve 1/1000 ölçekli koruma amaçlı uygulama imar planına askı süresi içinde vaki itirazlar üzerine tesis edilen ve 08.10.2013 tarih, 10001 sayılı olur ile onaylanan 1/5000 ölçekli koruma amaçlı nazım imar planı değişikliği ve 1/1000 ölçekli koruma amaçlı uygulama imar planı değişikliğine yapılan itirazın reddi üzerine anılan imar planının iptali istemi ile işlemin dayanağı olan 3996 sayılı Bazı Yatırım ve Hizmetlerin Yap-İşlet-Devret Modeli Çerçevesinde Yaptırılması Hakkında Kanuna 03.04.2013 tarihli, 6456 sayılı Kanunun 27. maddesi ile eklenen Ek 2. maddenin 3. fıkrasının Anayasaya aykırı olduğu iddiasıyla bakılan dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT: Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 153. maddesinde; "Anayasa Mahkemesinin kararları kesindir. İptal kararları gerekçesi yazılmadan açıklanamaz.Anayasa Mahkemesi bir kanun veya kanun hükmünde kararnamenin tamamını veya bir hükmünü iptal ederken, kanun koyucu gibi hareketle, yeni bir uygulamaya yol açacak biçimde hüküm tesis edemez.Kanun, kanun hükmünde kararname veya Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü ya da bunların hükümleri, iptal kararlarının Resmî Gazetede yayımlandığı tarihte yürürlükten kalkar. Gereken hallerde Anayasa Mahkemesi iptal hükmünün yürürlüğe gireceği tarihi ayrıca kararlaştırabilir. Bu tarih, kararın Resmî Gazetede yayımlandığı günden başlayarak bir yılı geçemez. İptal kararının yürürlüğe girişinin ertelendiği durumlarda, Türkiye Büyük Millet Meclisi, iptal kararının ortaya çıkardığı hukuki boşluğu dolduracak kanun tasarı veya teklifini öncelikle görüşüp karara bağlar. İptal kararları geriye yürümez. Anayasa Mahkemesi kararları Resmî Gazetede hemen yayımlanır ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzelkişileri bağlar." hükmü yer almaktadır. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'nın Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin 648 sayılı KHK ile değişik 13/1-c maddesinde; "Milli parklar, tabiat parkları, tabiat anıtları, tabiatı koruma alanları, doğal sit alanları, sulak alanlar, özel çevre koruma bölgeleri ve benzeri koruma statüsü bulunan diğer alanların kullanma ve yapılaşmaya yönelik ilke kararlarını belirlemek ve her tür ve ölçekte çevre düzeni, nazım ve uygulama imar planlarını yapmak, yaptırmak, değiştirmek, uygulamak veya uygulanmasını sağlamak" anılan bakanlığın görevleri arasında sayılmıştır. Korunan Alanlarda Yapılacak Planlara Dair Yönetmeliğin 7.maddesinin 5.fıkrasında ise; " 1/5000 ölçekli koruma amaçlı nazım imar planı ve 1/1000 ölçekli koruma amaçlı uygulama imar planlarının eş zamanlı olarak hazırlanması esastır. 1/5000 ölçekli koruma amaçlı nazım imar planının yürürlüğe girmesiyle geçiş dönemi koruma esasları ve kullanma şartları ayrıca karar almaya gerek kalmadan ortadan kalkar." kuralına yer verilmiştir. 3194 sayılı İmar Kanununun 5. maddesinde ise; "Nazım imar planları; varsa bölge ve çevre düzeni planlarına uygun olarak hali hazır haritalar üzerine yine varsa kadastral durumu işlenmiş olarak çizilen ve arazi parçalarının genel kullanış biçimlerini, başlıca bölge tiplerini, bölgelerin gelecekteki nüfus yoğunluklarını, gerektiğinde yapı yoğunluğunu, çeşitli yerleşme alanlarının gelişme, yön ve büyüklükleri ile ilkelerini, ulaşım sistemlerini ve problemlerinin çözümü gibi hususları gösteren ve uygulama imar planının hazırlanmasına esas olmak üzere düzenlenen detaylı bir raporla açıklanan ve raporu ile beraber bir bütün olan plan; uygulama imar planı ise, tasdikli hali hazır haritalar üzerine varsa kadastral durumu işlenmiş olarak nazım plan esaslarına göre çizilen ve çeşitli bölgelerin yapı adalarını, bunların yoğunluk ve düzenini, yolları ve uygulama için gerekli uygulama etapları ve diğer ayrıntıları ile gösteren planlar" olarak tanımlanmıştır. 3996 sayılı Bazı Yatırım ve Hizmetlerin Yap-İşlet-Devlet Modeli Çerçevesinde Yaptırılması Hakkında Kanunun Ek-2. maddesinin 3. fıkrasında: "Yassıada'da yapılacak olan planlama, imar ve inşaat uygulamaları ile diğer düzenlemeler 4/4/1990 tarihli ve 3621 sayılı Kıyı Kanunu hükümlerine ve diğer mevzuatta yer alan kısıtlama ve prosedürlere tabi değildir." hükmü yer almıştır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Davacının 3996 sayılı Bazı Yatırım ve Hizmetlerin Yap-İşlet-Devret Modeli Çerçevesinde Yaptırılması Hakkında Kanuna 03.04.2013 tarihli, 6456 sayılı Kanunun 27. maddesi ile eklenen Ek 2. maddenin 3. fıkrası ile ilgili Anayasaya aykırılık iddiası, Dairemizce ciddi görülmüş, anılan hükmün iptali için Dairemizin E:2020/3788 sayılı dosyasında itiraz yoluyla Anayasa Mahkemesine başvurulması üzerine, 23.03.2023 tarihli, 32141 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 16.02.2023 tarihli, E:2023/1, K:2023/33 sayılı kararıyla, iptaline karar verildiği anlaşılmıştır. Dosyanın incelenmesinden, İdare Mahkemesince, yerinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucu hazırlanan bilirkişi raporunda yer alan, "Sürdürülebilir Koruma ve Kontrollü Kullanım Alanı olarak belirlenen dava konusu parselin bulunduğu alana ait plan değişikliklerinin süreç olarak irdelenmesi (önceki-sonraki fonksiyon) : • İstanbul-…-…Mahallesi'nde kâin ve tamamı Maliye Hazinesi adına kayıtlı ve 183.875,00 m2 yüzölçümlü …ada-…parsel sayılı taşınmazın (Yassıada) 21.09.2011 onanlı mer'i 1/5000 ölçekli Adalar Koruma Amaçlı Nazım İmar planındaki "Askerî Alan" kullanımının "Turizm+Kültürel Tesis Alanı", "Kayalık Alan", "İskele Alanı’na dönüştürülmesine ilişkin olarak hazırlanan (Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğü'nün …tarihli ve …sayılı yazısı üzerine, İstanbul Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü'nün …tarihli ve …sayılı yazısı ile görevlendirilen planlama ekibi tarafından hazırlanan) 1/1.000 ölçekli Koruma Amaçlı Uygulama İmar Plânı ve 1/5.000 ölçekli Koruma Amaçlı Nâzım İmar Plânı Değişikliği, İstanbul Valiliği'nin (Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü) 07.05.2013 tarihli ve 21770 sayılı yazısı ekinde Bakanlığa (Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğü'ne) gönderilmiştir. • 3996 sayılı Kanun'un Ek 2 nci maddesi hükmü çerçevesinde değerlendirilen teklif Planlar, Bakanlığın Teşkilat ve Görevlerinin tanzim edildiği 644 sayılı KHK'nin 13/A. maddesi uyarınca, Bakanlık Makamının 29.05.2013 tarihli ve 5446 sayılı Olur'u ile onaylanmıştır. • İtirazlara yapılan değerlendirme neticesinde, 644 sayılı KHK'nin 13/A maddesi uyarınca, 08.10.2013 tarihli ve 10001 sayılı Bakanlık Olur'u ile plan üzerinde ve plan notlarında gerekli değişiklikler yapılması suretiyle 1/1.000 ölçekli Koruma Amaçlı Uygulama İmar Plânı Değişikliği ve 1/5.000 ölçekli Koruma Amaçlı Nâzım İmar Plânı Değişikliği onaylanmış olup, İstanbul Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü'nce 05.11.2013 - 04.12.2013 tarihleri arasında otuz gün süre ile askıya çıkarılmış, 28.01.2014 tarihli ve 688 sayılı Oluru ile planlar kesinlik kazanmıştır. 2. Dava konusu 1/5000 ölçekli planın uyuşmazlık konusu taşınmaza ilişkin kısmının üst ölçekli plan hükümlerine uygun olup olmadığı, Söz konusu parsel 15.06.2009 tt.li 1/100.000 ölçekli İstanbul Çevre Düzeni Planı kapsamı dışında bulunmaktadır. Parselin bir önceki plan olan ve İBB tarafından 2011'de onaylanan Adalar 1/5000 ölçekli Koruma Amaçlı Nazım İmar Planında Askeri Yasak Bölgeler kullanımında kaldığı tespit edilmiştir. Dava konusu plan alanı, İstanbul Çevre Düzeni Planında öngörülen alt bölgelerden Kartal, Pendik, Tuzla ilçeleri ile Adalar ilçelerini kapsayan 3 Nolu Alt Bölge'de yer almaktadır (ÇDP, 2009). Ayrıca dava konusu alan (Yassıada) ve üzerinde yapılan planlar her ne kadar sınır içine alınmamış olsa dahi, konum itibariyle ÇDP Raporu’nda Prens Adaları olarak ifade edilen adalar bütününde yer aldığından ÇDP kapsamında değerlendirme yapılması aykırı olmayacaktır. ÇDP'de yerleşik olan Prens Adaları (Burgazada, Kınalıada, Heybeliada, Büyükada, Sedef Adası ve yerleşik olmayan Kaşık Adası ve Tavşan Adası için temel arazi kullanın kararlarının geliştirildiği görülmektedir. Adalar bütününün hâkim arazi kullanım türünün "Meskûn Alan" ve "'Orman Alanı" olduğu, bunun yanında Kınalıada, Burgazada ve Sedefadası'nda "Günübirlik Rekreasyon Alanı (TG)"; Heybeliada ve Büyükada'da ise "Doğa Odaklı Turizm Alanı (TD)" kullanımlarının önerildiği ancak davaya konu Yassıada'nın ve yakınında yer alan Sivriada'nın olasılıkla konumu nedeniyle söz konusu ÇDP'de fiziki (mekânsal) olarak gösterilmediği bir anlamda unutulduğu anlaşılmaktadır. 1/100.000 Ölçekli İstanbul ÇDP Raporunda Prens Adaları’yla ilgili saptamalar şu şekilde geçmektedir: • “Türkiye’nin “Önemli Kuş Alanlarından” olan Terkos Havzası, Büyükçekmece Gölü, Küçükçekmece Havzası, Boğaziçi, Şile Kıyıları ve Prens Adaları İstanbul İli sınırları içinde yer almaktadır.” • Turizm faaliyetlerini geliştiren ve destekleyen değerler turizm potansiyellerini oluşturmaktadır. İç ve dış turizm açısından belirgin bir özelliği bulunan değerleri, doğal, tarihsel ve arkeolojik, kültürel ve ekonomik olmak üzere dört grup içinde incelemek mümkündür; “1. Doğal Değerler: İstanbul Boğazı, Haliç, Adalar, kıyılar, kumsallar, göller, Belgrad Ormanı, Tuzla İçmeleri, Çamlıca Tepesi, Aydos Dağı vb.” • Ortalama TAKS değerlerinin en düşük olduğu ilçeler ise Tuzla, Şile ve Adalar ilçeleridir ve bu ilçelerde ortalama TAKS değerleri 0,30’un altında kalmaktadır. • Birbirinden farklı sit alanlarının bir arada bulunduğu durumlarda ilan edilen karma sit alanları İstanbul’da toplam 13.581 ha’dır. Bu sit alanlarının en büyük kısmını (% 79) 11 adet ‘doğal ve tarihi sit alanı’ olarak tescil edilen alanlar teşkil etmektedir. ‘Doğal ve tarihi sit alanı’ olarak tescil edilmiş ve geniş bir alana yayılan Boğaziçi Öngörünüm ve Geri Görünüm Alanlarının dışında, ‘tarihi - kentsel sit alanı’ olan Tarihi Yarımada ve ‘doğal-kentsel sit alanı’ olarak tescil edilmiş Adalar, İstanbul’un önemli karma sit alanlarındandır. • Davaya konu planlarda Yassıada'nın Sürdürülebilir Koruma ve Kontrollü Kullanım Alanı ve III. Derece Arkeolojik Sit Alanı niteliği de belirtilmiştir. Getirilen plan kararlarına ilişkin dava konusu plan notlarında "Turizm + Kültürel Tesis Alanı" fonksiyonu içinde otel, bungalov, kafe, restoran, heliport alanı, park, açık hava müzesi, meydan, kütüphane, idari bina, müze, konferans salonu, sergi salonu, seyir terası yapılabilir" denilmektedir. 1/100.000 ölçekli ÇDP'de davaya konu planlardaki hâkim kullanım alanına ilişkin kent genelinde ihtiyaca yönelik Doğa Odaklı Turizm Alanı ve işlevleri belirtilmiştir. ÇDP'de Yassıada özelinde bir kanaat geliştirilmemiş olsa da genel olarak Prens Adaları’nda geliştirilmesi önerilen fonksiyonun özellikle “Doğa Odaklı Turizm Alanı” olduğu ifade edilmiş ve vurgulanmıştır (Şekil 8). Dolayısıyla Mer'i 15.06.2009 onanlı İstanbul ÇDP'de dava konusu alanı da içeren Adalar bütününde "Doğa Odaklı Turizm Alanları" ve "Günübirlik Rekreasyon Alanları" fonksiyon kararlarının getirildiği, bu yönüyle dava konusu plan kararlarının üst ölçekli plan kararlarıyla uyumlu olmadığı değerlendirilmektedir. Diğer taraftan üst plan kararı olarak değerlendirilebilecek olan bir karar da dava konusu alanın I. Derece Doğal Sit Alanı statüsü, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'na bağlı olan, Istanbul I No'lu Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Komisyonu'nun 10.10.2012 tarih ve 01-157 sayılı kararı ile "Sürdürülebilir koruma ve kontrollü kullanım alanı" olarak değiştirilmiş olmasıdır. Söz konusu değişikliği gerektiren ve 19.07.2012 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanan "Korunan Alanların Tespit, Tescil ve Onayına İlişkin Usul ve Esaslara Dair Yönetmeliksin konuya ilişkin getirdiği tanım ve hükümler; incelendiğinde, 5. Maddesinde de Sürdürülebilir Koruma ve Kontrollü Kullanım Alanlarının ayırt edici özellikleri olarak, "(1) Kesin korunacak hassas alanlar veya nitelikli doğal koruma alanlarını etkileyen, bu koruma bölgeleri ile bütünlük gösteren, korumaya katkı sağlayacak, doğal ve kültürel bakımdan uyumlu düşük yoğunlukta faaliyetler turizm ve yerleşimlere izin veren alanlardır. (2) Bu alanlar aşağıdaki özelliklerden bir veya birkaçını bünyesinde bulundurur. a)Peyzajı ile uyumlu insan yerleşimlerini içinde bulundurur. b)Doğal kaynak yönetim sistemleri ve ilgili kültürel değerleri, ekosistemleri ve habitatları içerir veya korunmasına katkı sağlar. c)insanlar ve doğa arasında dengeli ilişkilerin geliştirilmesine ve muhafaza edilmesine katkıda bulunur. ç)Uygulanabilir durumlarda yerel halkın sosyal ve ekonomik kazançlarına katkı sağlar. d)Ulusal, bölgesel ve yerel seviyelerde doğal kaynakların sürdürülebilir kullanımına ve kalkınmaya destek olur. e)Ekolojik, ekonomik ve sosyal boyutları dikkate alarak doğal kaynakların sürdürülebilir koruma ve kontrollü kullanımına elverişli alanlardır." (Madde 9) maddelerinin getirildiği görülmüştür. 1/100.000 ölçekli İstanbul ÇDP'nda dava konusu parselin (Yassıada'nın) de içinde bulunduğu Prens Adalarının Türkiye'nin önemli Kuş Alanları arasında yer aldığı tespiti yapılmaktadır (TRAKUS-Türkiye’nin Anonim Kuşları tarafından yapılan ölçümlerde arasında Yassıada’nın da bulunduğu Prens Adaları’nda tespit edilen sadece kışın gelen kuş türlerinin sayısı 13, sadece yazın gelen kuş türlerinin sayısı 12, tüm mevsimlerde bulunan kuş türleri sayısı 28 ve sadece geçerken uğrayan kuş türlerinin ise 26 olduğu tespit edilmiştir). Oysa dava konusu planlara bağlı olarak yerinde devam eden inşaat çalışmaları ve önerilen yerleşim dokusuyla gelecek işlev ve yoğunluklar, bölge için uygunluğu tartışmalı hale gelmektedir. Adanın doğal yapısının projenin inşaat sürecinde oldukça değiştiği görülmüştür. Keşfin yapıldığı tarihte (15-01-2019 tarihi) Yassıada’nın doğal flora ve faunası daha önce proje inşaatları başlamadan önceki halinden oldukça farklı bir yapıda olduğu anlaşılmaktadır. Oldukça küçük bir ada olan Yassıada’da kalan doğal ortam yok denecek kadar azdır ve yaban hayatını destekleyici bir çevreden ve ekolojik ortamdan uzaktır. Adanın üzerinde inşaatı süren ve mevcut binaların arasında kalan birkaç ağaç ve flora formasyonu dışında doğal bitki örtüsü bulunmamaktadır. Bu yönüyle bakıldığında ada üzerinde görülen martı, karga, serçe ve diğer kuşlar dışında bir faunal yapıya da rastlanmamıştır. Bu durumun keşif tarihinin kış olması dolayısıyla da etkilenmiş olabilmesi mümkündür ancak zayıf bir ihtimalle diğer doğal faunal yapının mevcut olması böylesine yoğun yapılaşma ve doğal ortam alanlarının azlığından dolayı beklenmemektedir. Bu durumda faunal yapının yaşantısını sürdürebilmesi için gerekli ekolojik ortam koşullarının varlığından bahsedilemeyeceğinden tür çeşitliliği oldukça fakir kaldığı, faunanın doğal yaşam döngüsü için gerekli beslenme, yuva, saklanma, çoğalma için gerekli ortamın mevcut olmadığı veya yeterince doğal ortam bulunmadığından söz edilebilir. Mevcut durumda karasal faunada görülen kuşlar yanında besin zincirini oluşturacak diğer fauna ya tamamen ortamdan uzaklaşmış veya kalmamış veya yakın ada ve kara parçalarına uzaklaşmıştır. Yassıada ada olması dolayısıyla denizle çevrili kıyılarında mevcut inşaat çalışmalarından ve iskele yapımı ve kıyı düzenlemeleri dolayısıyla denizel ortamda toprak ve katı partikül karışımı nedeniyle yoğun bir bulanıklık oluşmuş durumdadır. Bu olumsuz durum geçici durum olarak algılanabilir ve inşaat, iskele ve çevre düzeni çalışmalarının tamamlanmasıyla denizel ortamında normal doğal ortamına ve su kalitesine döneceği söylenebilir. Bulanıklık denizel ortamda özellikle “birincil üreticiler” (fotosentezle organik madde üreten birincil organizmalar) olan algleri ve fitoplanktonların yaşantısını ışık geçirgenliğini azalttığı için olumsuz yönde etkilediği bilinmekte olup bu durum keşif sırasında görülmüş ve tespit edilmiştir (Bkz. EK-1 2019 resmi). Özellikle bu birincil üreticilerin korunması besin zincirinin halkalarının temelini oluşturması bakımından dikkatle izlenmeli ve faaliyetlerin mümkün olduğunca kısa sürede tamamlanmasına özen gösterilmelidir. Bu yönüyle denize karışan toprak ve katı maddelerin bir an önce önlenmesi ve tamamlanması deniz ortamında yaşayan deniz yosunlarını, mikroalgleri, fitoplanktonları ve bunlara bağlı yaşayan diğer faunanın (balıklar, midyeler, denizyıldızları, yengeçler ve diğer bentik denizel canlıların) etkilenmesine ve uzaklaşmasına yol açacağından bu yöndeki çalışmaların bir an önce tamamlanmasında doğal sistem canlılarının korunması ve normal yaşam döngülerine dönmeleri bakımından fayda bulunmaktadır. Bu değerlendirme ışığında Yassıada’nın sürdürülebilir koruma ve kontrollü kullanım alanlarının özelliklerini taşımadığı söylenebilir. Dava dosyasına sunulmuş olan “Yassıada Balık ve Makro-Zoobentoz Biyoçeşitliliği Üzerine Rapor” (İstanbul Üniversitesince işbu dava için hazırlanmıştır) kuş türleri ile ilgili yukarıda yapılan tespitlerden başka balık ve omurgasız türler konusunda da ada çevresinde sorun yaşandığını ortaya çıkarmaktadır. Raporda; Yassıada kıyılarında 7 oktokoral mercan türü bulunduğu, 2015 yılından itibaren yapılan çalışmalarda Prens Adaları’nda mercanlar üzerinde yüksek miktarda çökelti biriktiğinin görüldüğü, bu çökelti nedeniyle mercanlarda, sünger ve süzülerek beslenen canlılarda ölümlerin görüldüğü, ancak en kötü duruma Yassıada’da rastlandığı, genel durumun kızıl akın isimli doğal olaydan kaynaklandığı anlaşılsa da Yassıada’daki durumun ağırlıkla inşaat çalışmaları sırasında patlatılan kayalar ve sahil doldurma çalışmalarından kaynaklandığının anlaşıldığı, bu çalışmalarla denize doğrudan çökelti girdiği ve belirli bir bölgede devamlı birikimin söz konusu olduğu belirtilmektedir. Raporun sonuç bölümünde, Yassıada çevresinden alınan örneklerdeki silisyum değerlerinin Haliç dahil Marmara Denizi genelinin 10 katına ulaştığı, bölgede daha önce tespiti yapılan mercanlardan sadece 1 türün halen mevcut olduğu, o türde de %40-90 arasında kayıp bulunduğu, bu durumun büyük ölçüde inşaat faaliyetlerinden kaynaklandığı yorumu yapılmaktadır. Keşif sırasında yapılan gözlemler ve çekilen hava fotoğraflarıyla raporda yapılan değerlendirmeler arasında tutarlılık olduğu, kıyı çizgisinin yaklaşık 2/3’lük bir kısmına inşaat çalışmalarıyla bu şekilde müdahale edildiği ve çökelti kaynağı birikimin halen devam ettiği tespit edilmiştir. İlave olarak, dava dosyasına eklenmiş olan adanın bitki örtüsüne ilişkin önceki dönemlere ait fotoğraflarla karşılaştırıldığında inşaat çalışmaları sırasında boylu bitkilerin kısmen korunduğu, ancak girilmeyen kıyı yamaçları hariç alçak bitkiler ve yer örtücülerin tamamının ortadan kaldırıldığı tespit edilmiştir (Şekil 9, ayrıca Bkz. EK 2). Üst ölçekte ifade edilen “Doğa Odaklı Turizm Alanı” kullanımındaki “doğa”, EK 3’te sunulan projedeki peyzaj düzenlemesinden ve adaya getirilmeye başlandığı tespit edilen yetiştirme bitkilerle “yapay” bir hale getirilmiştir. “Korunan Alanların Tespit, Tescil ve Onayına İlişkin Usul ve Esaslara Dair Yönetmelik”in konuya ilişkin getirdiği tanım ve hükümler’de sürdürülebilir koruma ve kontrollü kullanım alanlarının ayırt edici özellikleri olarak sayılan özelliklerin büyük bir kısmının sağlanamamış olduğu görülmektedir. Diğer bir üst planlama kararı, İstanbul V Numaralı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu’nun …tarihli ve …sayı ile Yassıada’nın III. Derece Arkeolojik Sit Alanı ilan edilmesiyle bağlantılıdır. III. Derece Arkeolojik Sit Alanlarıyla ilgili T.C. Kültür Bakanlığı Kültür Ve Tabiat Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulu ve: …No’lu ve 5.11.1999 Tarihli Toplantıda alınan, …No.lu Karar ve 5.11.1999 Tarihli İlke Kararı; “ARKEOLOJİK SİTLER, KORUMA VE KULLANMA KOŞULLARI: 3) III. Derece Arkeolojik Sit: Koruma – kullanma kararları doğrultusunda yeni düzenlemelere izin verilebilecek arkeolojik alanlardır. Bu alanlarda, a) Geçiş dönemi yapılanma koşullarının belirlenmesine, Geçiş dönemi yapılanma koşullarının belirlenmesinde; -Öneri yapı yoğunluğunun, mevcut imar planı ile belirlenmiş yoğunluğu aşmamasına, -Alana gelecek işlevlerin uyumuna, -Gerekli alt yapı uygulamalarına, -Öneri yapı gabarilerine, -Yapı tekniğine ve malzemesine, Mevcut ve olası arkeolojik varlıkların korunması ve değerlendirilmesini sağlayacak bir biçimde çözümler getirilmesine, b) Varsa onaylı çevre düzeni ve nazım plan kararları ile yerleşime açılmış kesimlerinde arkeolojik değerlerin korunmasını gözeterek, koruma amaçlı imar planlarının yapılmasına, c) Bu ilke kararının alınmasından önce Koruma Amaçlı İmar Planı yapılmış yerlerde planın öngördüğü koşulların geçerli olduğuna. Ç) (Değişik 18.01.2017 tarih, 29952 sayılı Resmi Gazete, 29.12.2016 tarih ve 663 sayılı İlke Kararı) Bu alanlarda Belediyesince veya Valilikçe inşaat izni verilmeden önce, ilgili müze müdürlüğü uzmanları tarafından sondaj kazısı gerçekleştirilerek, sondaj sonuçlarına ilişkin raporun, kültür varlığının bulunması halinde varsa kazı başkanının görüşleri ile birlikte müze müdürlüğünce koruma kuruluna iletilip kurul kararı alındıktan sonra uygulamaya geçebileceğine, d) III. Derece arkeolojik sit alanı olarak belirlenen arkeolojik sit alanlarında koruma kurullarının, sondaj kazısı yapılacak alanlara ilişkin genel sondaj kararı alabileceğine, e) Taşınmaz kültür varlıklarının mahiyetine tesir etmeyecek şekilde ilgili koruma kurulundan izin almak koşuluyla birleştirme (tevhit) ve ayırma (ifraz) yapılabileceğine, f) Bu alanlarda, taş, toprak, kum vb. alınmamasına, kireç, taş, tuğla, mermer, kum, maden vb. ocaklarının açılmamasına, toprak, cüruf, çöp, sanayi atığı ve benzeri malzemenin dökülmemesine, g) Ülke enerji üretimine getireceği katkı ve kamu yararı doğrultusunda bu alanlarda koruma kurulunca uygun görülmesi halinde rüzgâr enerji santralları yapılabileceğine, h) Sit alanlarındaki su ürünleri üretim ve yetiştirme tesislerine ilişkin yürürlükteki ilke kararının geçerli olduğuna, 4) (26.03.2015 tarih, 416 sayılı Koruma Yüksek Kurulu kararı) Dalışa Yasak Alanlar ile Çakışan Arkeolojik Sitler: 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun 35. Maddesi kapsamında dalışa yasak alan ilan edilen yerlerin arkeolojik sitler ile çakışması durumunda, anılan kanun maddesi kapsamında, alanın sit derecesine göre, yukarıda sayılan müdahalelerin ilgili koruma bölge kurulunun izni doğrultusunda yapılabileceğine karar verildi.” Şeklindedir. Bu çerçevede keşif sırasında yapılan gözlem ve tespitlere dayanılarak proje ile öngörülen yapılaşmanın, boyut, gabari, üslup, form gibi özellikleriyle (Şekil 10) geçiş dönemi koşulları maddesinde sayılan arkeolojik değerlere uyum koşulunu karşılamadığı, bu yapıların farklı herhangi bir yerde de yapılabileceği, tescilli yapıların mevcut durumu dikkate alındığında koruma veya restorasyon teknikleri yerine önce yıkıp, tahrip edip ardından ihya etmek gibi bir tekniğin uygulandığı, alana dar bir kıyı bandı hariç olmak üzere tümüyle müdahale edildiği, kıyı çizgisinin 2/3’ünün döküm-dolgu yoluyla değiştirildiği, 2 feribot, bir yolcu gemisi için planlanan ve 25-30bin nüfuslu bir ada yerleşmesine yetecek boyutlardaki yaklaşık 1 km uzunluğundaki rıhtım tasarımı (Bkz. Ek 3) (Galataport Projesi’ndeki rıhtımla aynı uzunluk) ile adada doğal yapıdan eser bırakılmadığı değerlendirilmektedir. 3- Dava konusu 1/1000 ölçekli planın uyuşmazlık konusu taşınmaza ilişkin kısmının 1/5000 ölçekli Nazım İmar Planına uygun olup olmadığı, Davaya konu olan Adalar İlçesi, …Mahallesi, …ada, …nolu parsele (Yassıada) ilişkin, 1/5000 ölçekli Koruma Amaçlı Revizyon Nazım İmar Planı (Şekil 11) ile 1/1000 ölçekli Koruma Amaçlı Uygulama İmar Planları (Şekil 12) Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca 08.10.2013 tarih ve 10001 sayılı kararla onaylanmıştır. Dava konusu 1/5000 ölçekli Koruma Amaçlı Revizyon Nazım İmar Planında; Sürdürülebilir Koruma ve Kontrollü Kullanım Alanı Sınırı, III. Derece Arkeolojik Sit Alanı, Turizm + Kültürel Tesis Alanı, İskele Alanı, Kayalık Alan, Tescilli Yapı Kullanımları ve sınırları yer almaktadır. Plan Notları ise 1 (bir) nottan ibarettir: - 1/1000 ölçekli koruma amaçlı uygulama imar planı onanmadan uygulama yapılamaz ve uygulamaya ilişkin hükümler 1/1000 ölçekli koruma amaçlı Uygulama imar planında belirlenecektir. Adalar İlçesi, …Mahallesi, …ada, …nolu parsele (Yassıada) 1/1000 ölçekli Koruma Amaçlı Uygulama İmar Planı Değişikliğinde; Sürdürülebilir Koruma ve Kontrollü Kullanım Alanı, III. Derece Arkeolojik Sit Alanı, Kıyı Çizgisi, Turizm + Kültürel Tesis Alanı, Tescilli Yapı Kullanımları ve sınırları yer almaktadır. Adalar İlçesi, …Mahallesi, …ada, …nolu parsele (Yassıada) 1/1000 ölçekli Koruma Amaçlı Uygulama İmar Planı Değişikliği Plan Notları ise toplam 6 maddeden oluşmaktadır: 1. Turizm + Kültürel Tesis Alanında; otel, bungalov, kafe, restoran, heliport alanı, park, açık hava müzesi meydan, kütüphane, dini tesis, idari bina, müze, konferans salonu, sergi salonu, seyir terası, tekne yanaşma yeri, bilgi edinme – bilet satış yeri ve karşılama yapısı yapılabilir. 2.Turizm + Kültürel Tesis Alanında E=0.30’dur. 3.Turizm + Kültürel Tesis Alanında en fazla iki bodrum kat iskan edilebilir. Maksimum 1 metresi toprak altında kalmak şartıyla eğimden dolayı açığa çıkan 1. Bodrum kat emsal harici olarak iskan edilecektir. 4.Emsal hesabı mevcut tapu alanı üzerinden yapılacaktır. 5.Planlama alanı içerisindeki İstanbul V nolu Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun … tarih ve …Sayılı kararı ile tescilli taşınmaz kültür varlıkları ve diğer tescilli taşınmaz kültür varlıkları korunacaktır. 6.Yukarıdaki plan hükümleri Yassıada plan onama sınırına ait plan hükümleri olup, açıklanmayan hususlarda; 644 ve 648 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameler, 3996 sayılı Bazı Yatırım ve Hizmetlerin Yap-İşlet-Devret Modeli Çerçisinde Yaptırılması Hakkında Kanun’un Ek 2 Maddesi, 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu ve ilgili yönetmelikleri ile İlgili İmar Yönetmeliği hükümleri ve maddeleri geçerlidir. Dava konusu 08.10.2013 tarih ve 10001 sayılı Bakanlık Makam Oluru ile onanan Adalar İlçesi, …Mahallesi, …ada, …nolu parsele (Yassıada) ilişkin, 1/5000 ölçekli Koruma Amaçlı Revizyon Nazım İmar Planı ile 1/1000 ölçekli Koruma Amaçlı Uygulama İmar Planları irdelendiğinde; söz konusu 1/1000 ölçekli planda …ada …parsele getirilen “Turizm+Kültürel Tesis Alanı” işlevi ile üst ölçekli 1/5000 ölçekli plandaki “Turizm+Kültürel Tesis Alanı” işlevinin aynı olduğu dolayısıyla plan kararı yönünden dava konusu 1/1000 ölçekli planının 1/5000 üst ölçekli plan ile uyumlu olduğu görülmüştür. 4. Dava konusu imar planlarının koruma ilke ve esaslarına şehircilik ilkeleri ve planlama tekniklerine uygun olup olmadığının belirlenmesi. • Dava konusu 1/1000 ölçekli Koruma Amaçlı İmar Planı Plan Notlarının 3.maddesinde; “Plan Onama Sınırı İçerisinde Kalan Alanda E:0.30’dır. Bu Alanda Uygulama İstanbul Tabiat Varlıklarım Koruma Bölge Komisyonunca Onaylanacak Avan Projeye göre Yapılacak Olup: TAKS, Yapı Yüksekliği, Kat Yüksekliği, vb. değerler Avan Projede Belirlenecektir, denilmektedir. Kat yüksekliği ve yapı yüksekliğinin uygulama imar planında belirtilmemiş olması, Koruma Amaçlı İmar Planı içeriğine, esaslarına ve tekniğine uygun olmadığından ve ayrıca Adalar bütününe ilişkin koruma amaçlı plan kararları ile ilişkilendirilmediğinden dava konusu 1/1000 ölçekli KAUİP’nın, planlama ve şehircilik ilkelerine uygun olmadığı sonucuna varılmıştır. • Dava konusu planlardan 1/1000 ölçekli KAUİP paftasının yine dava konusu 1/5000 ölçekli KAUİP’nın büyütülmüş hali olduğu ve “Kıyı Kenar Çizgisi” dışında lejantının aynı olduğu ve aynı plan kararlarını getirdiği, alt ölçek planda getirilen arazi kullanım kararlarının ulaşım, yapı adası düzenlemesi ve sairleri bakımından değişmediği görülmüştür. Bu nedenle planlarda getirilen kararlar, aşağıda her iki plan için de ortak bir biçimde değerlendirilmiştir. 1/5000 ile 1/1000 ölçekli KAİP’ları arasında sadece Plan Notlarının farklı olduğu tespit edilmektedir. Diğer yandan, dava konusu planlar, alt ve üst ölçekli planlar arasında olması gereken hiyerarşik uyum bakımından incelendiğinde getirilen işlevlerin aynı olması nedeniyle teknik açıdan içerdikleri plan kararlarının ayrıca ele alınması gerekliliği bir yana, işlevsel açıdan hiyerarşik uyum göstermekte, ancak plan kararları açısından uygulamaya yönelik detaylar 1000 ölçekte geliştirilmediğinden kademeli planlama anlayışının ruhuna aykırı bir durum oluşturmaktadır. Ayrıca Yassıada’da korunması gerekli tescilli yapıların tamamının planlara işlenmemiş olduğu tespit edilmiştir. Şekil 13 ve Şekil 14’ten görüleceği üzere, Adalar İlçesi, …Mahallesi, …ada, …nolu parselde KTVK Genel Müdürlüğü tarafından belirlenmiş olan Tescilli Eserlerin tamamı, Adalar İlçesi, …Mahallesi, …ada, …nolu parsele (Yassıada) ilişkin 1/1000 ölçekli Koruma Amaçlı Uygulama İmar Planı Değişikliği paftasında işaretlenmemiştir. Bu durum planlama teknikleri açısından aykırılık arz etmektedir. • Tabiat Varlıkları ile Doğal Sitlerle ilgili kararlarda Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Komisyonu (TVKBK), tarihi, arkeolojik, kentsel sitler ile tescilli yapılara ilişkin kararlarda Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulları (KVKBK) yetkilidir. Dava konusu parsel (Yassıada) hem doğal sit, hem arkeolojik sit alanıdır, hem de üzerinde korunmak üzere tescil edilmiş taşınmaz kültür varlıkları bulunmaktadır. Bu nedenle gerek TVKBK, gerekse KVKBK yetki alanı içine girmektedir. Korunan Alanlarda Yapılacak Planlara Dair Yönetmeliğin Planların Onaylanmasını düzenleyen 7.maddesinin 2.fıkra b bendinde; “Tabiat varlıkları ve doğal sitler ile tarihi, arkeolojik, kentsel sitler ve diğer koruma statülerinin çakıştığı alanlarda ise ilgili bakanlıkların görüşü alındıktan sonra, Bölge Komisyonu kararı ile birlikte Genel Müdürlüğe sunulur.” denilmektedir. • Bu alana ilişkin İstanbul V No’lu KTVKBK’nun …gün ve …sayılı kararında “… Yassıada üzerindeki olası kalıntıların ve mevcut eserlerin sağlıklı korunabilmesi amacıyla yapılacak her türlü inşai ve fiziki çalışmalarda kurulumuz görüşü ve izninin alınmasına, gerekli fenni temizlik ve bakım hizmetlerinin acilen yapılması için ilgili kurumlara bildirilmesine…” denilmektedir. Bu kurul kararının uygulanması bile, dava konusu planlarda dile getirilen plan yapım gerekçelerini büyük oranda karşılayabilmektedir. Bu bakımdan Anayasanın 63’üncü Maddesi de benzer bir şekilde “Devlet; tarih, kültür ve tabiat varlıklarının ve değerlerinin korunmasını sağlar. Bu amaçla destekleyici ve teşvik edici tedbirleri alır” ifadesi ile ilgili kurul kararına koşutluk sağlamaktadır. • Belirtilen Yönetmelik hükmünün, Koruma Bölge Kurullarının (KVKBK) bu tür planları onama yetkisini ortadan kaldırmadığı düşünülmektedir. Koruma Bölge Komisyonunun Arkeolojik Sit ve Tescilli Taşınmaz Kültür Varlıkları hakkında kendi bilgi, deneyim ve sınırları dışında bir karar üretmesi beklenemez, bu yönde davranması durumunda da koruma amacına ulaşılması mümkün değildir. Nitekim dava konusu planlarda da Arkeolojik Sit Alanı ve tescilli Taşınmaz Kültür Varlıkları hakkında Plan Raporunda yeterince ele alınmadığı görülmektedir. Dolayısıyla bilirkişi heyetinin görüşü, dava konusu planların Koruma Bölge Kurulundan (KVKBK) onaylanmadan yürürlüğe girmesinin uygun olmadığı yönündedir. • Dava konusu planlarla getirilen Turizm+Kültürel Tesis Alanı kararı, Sürdürülebilir Koruma ve Kontrollü Kullanım Alanlarına ilişkin yukarıda belirtilen Korunan Alanların Tespit, Tescil ve Onayına İlişkin usul ve Esaslara Dair Yönetmelik bakımından incelendiğinde öncelikle getirilen fonksiyonun işlev bakımından bir aykırılık teşkil etmediği anlaşılmaktadır. Ancak, getirilen işlevin emsal değerinin düşük yoğunluklu faaliyet ilkesine uymadığı ve yoğunluğu arttırıcı bir yapılaşma getireceği açıktır. Üstelik yapılaşma izni; brüt yoğunluk getirmekte, ayrıca 1. Bodrum katları da hariç tutmaktadır. Yassıada’daki mevcut yapıların azlığı ve doğal ve arkeolojik değerler dikkate alındığında, önerilen emsal değeri ve yapılaşma koşulları üzerinden başlayacak fiziki faaliyetlerin, alandaki ekolojik sürdürülebilirliği tehlikeye sokabileceği ortadadır. • 23.03.2012 tarihli “Korunan Alanlarda Yapılacak Planlara Dair Yönetmelik” Tanımlar Bölümü, Madde3, ğ) Koruma Amaçlı İmar Planı: 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu uyarınca belirlenen doğal sit alanları ve kentsel, arkeolojik, tarihi sit alanları ile çakışan doğal sit alanlarının büyüklüğü ve özelliğine göre, doğal ve çevresel değerlerin etkileşim-geçiş sahası da dikkate alınarak sürdürülebilirliğini, mutlak korunmasını ve gelecek nesillere intikalini sağlamak amacıyla hâlihazır haritalar ve mülkiyet verilerine dayalı olarak, gerekli asgari meslek gruplarının ortak çalışması ile istihdam ve katma değer yaratan stratejileri, koruma esaslarını, sağlıklaştırma, yenilenme projelerini, uygulama etap ve programlarını, açık alan sistemini, yaya dolaşımı ve varsa taşıt ulaşımını, altyapı tesislerinin tasarım esaslarını, yerel sahiplilik, uygulamanın finansmanı ilkeleri uyarınca katılımcı alan yönetimi modellerini de içerecek şekilde hazırlanacak, hazırlatılacak hedefler, araçlar, stratejiler ile planlama kararları, tutumları, plan notları ve açıklama raporu ile bir bütün olan nazım ve uygulama imar planlarını tarif etmektedir. • 2863 sayılı Kültür ve Tabiat varlıklarını Koruma Kanunu ve yukarıdaki yönetmelik bakımından dava konusu planlarda “katılımcı alan yönetimi modellerinin oluşturulmadığı, ‘Plan hazırlama süreci” içerisinde ilgili belediye, meslek odaları, sivil toplum kuruluşları, üniversitelerin ilgili bölümleri ile ilişkilerin oluşturulmadığı anlaşılmaktadır. Adalar Belediye Başkanlığı tarafından Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca …tarih ve …sayılı kararla onaylanan Adalar İlçesi, …Mahallesi, …ada, …nolu parsele (Yassıada) ilişkin, 1/5000 ölçekli Koruma Amaçlı Revizyon Nazım İmar Planı ile 1/1000 ölçekli Koruma Amaçlı Uygulama İmar Planı Değişikliğinin iptali istemiyle Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na karşı açılan davada Bilirkişi Heyeti’nde; Dava konusu …ada, …parsel sayılı taşınmaza yönelik hazırlanmış olan Adalar İlçesi, Heybeliada Mahallesi, …ada, …nolu parsele (Yassıada) ilişkin, 1/5000 ölçekli Koruma Amaçlı Revizyon Nazım İmar Planı ile 1/1000 ölçekli Koruma Amaçlı Uygulama İmar Planı Değişikliğinin yukarıda sayılan nedenlerden dolayı şehircilik ilkeleri ve planlama tekniklerine uygun olmadığı" yönündeki tespitlerin, hükme esas alınmamasına gerekçe olarak gösterilen, 3996 sayılı Kanunun Ek 2. maddesinin 3. fıkrasının, Anayasa Mahkemesinin yukarıda anılan kararıyla iptaline karar verildiği görülmüştür. Bu durumda, temyize konu kararda hükme esas alınan 3996 sayılı Kanunun Ek 2. maddesinin 3. fıkrasının Anayasa Mahkemesinin 16.02.2023 tarihli, E:2023/1, K:2023/33 sayılı kararı ile iptaline karar verildiği göz önüne alınarak, İdare Mahkemesince, yukarıda anılan bilirkişi raporunda yer alan tespitler doğrultusunda dava konusu işlemin iptaline karar verilmesi gerekirken, aksi yönde verilen davanın reddine dair idare mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine dair Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuka uyarlık bulunamamıştır.
KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. 2577 sayılı Kanunun 49. maddesine uygun bulunan davacının temyiz isteminin kabulüne, 2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Mahkeme kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu …Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin …tarih ve E:…, K:…sayılı kararının BOZULMASINA, 3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 20/06/2023 tarihinde, kesin olarak, oybirliğiyle karar verildi.
Bu kararı dosyanızda kullanın
Hukuk Asistan ile Danıştay, Danıştay ve emsal kararlarında gelişmiş arama yapın; kararları dosyalarınıza ekleyin, UYAP ve UETS entegrasyonuyla işlerinizi tek yerden yönetin.
İnternet sitemizde gizliliğinizi koruyabilmek ve size daha iyi bir deneyim sunmak için sınırlı sayıda çerezler yer alır. Kullandığımız çerezler hakkında daha fazla bilgi edinmek için Çerez Politikamıza bakın.