5. Daire 2022/6806 E. 2023/6297 K. — Danıştay Kararı :: Hukuk Asistan
Danıştay Kararı

5. Daire 2022/6806 E. 2023/6297 K. — Danıştay Kararı

5. Daire 2022/6806 Esas 2023/6297 Karar 16.05.2023
Danıştay 5. Daire Başkanlığı 2022/6806 E.,  2023/6297 K.

T.C.
D A N I Ş T A Y
BEŞİNCİ DAİRE
Esas No : 2022/6806
Karar No : 2023/6297

Temyiz İsteminde Bulunan (Davacı) : …
Vekili : Av. …

Karşı Taraf (Davalı) : … Başkanlığı / ANKARA
Vekili : I. Hukuk Müşaviri …

İstemin Özeti : 672 sayılı Kanun Hükmünde Kararname eki listesinde ismine yer verilmek suretiyle kamu görevinden çıkarılan davacı tarafından, göreve iade talebiyle OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonuna yaptığı başvurunun reddine ilişkin … tarih ve … sayılı işlemin iptali ile bu işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının ödenmesi ve özlük haklarının iadesine karar verilmesi istemiyle açılan davanın reddi yolunda verilen ... İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin … Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

Temyiz İsteminde Bulunan Davacının İddialarının Özeti: Mahkemelerce yeterli ve gerekli inceleme yapılmadan eksik inceleme ile karar verildiği, mahkumiyetine ilişkin ceza mahkemesi kararının henüz kesinleşmediği, hakkında yapılan ihbarın hukuki hiçbir değerinin olmadığı, FETÖ/PDY terör örgütü ile hiçbir bağının olmadığı, anılan örgüte müzahir dernek ve sendikalarda üyelik kaydının bulunmadığı, Bank Asya hesabının olmadığı, ByLock kullanmadığı, FETÖ/PDY'nin terör örgütü olarak ilan edildiği 26/05/2016 tarihinden önceki eylem ya da işlemlerinden dolayı terör örgütü üyeliği ile suçlanamayacağı, masumiyet karinesine aykırı hareket edildiği, Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ile güvence altına alınan temel hak ve özgürlüklerinin ihlal edildiği iddia edilmektedir.

Davalı İdarenin Savunmasının Özeti: Bölge İdare Mahkemesi kararında usul ve esas bakımından hukuka aykırılık bulunmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.

Danıştay Tetkik Hakimi : …
Düşüncesi : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan İdare Dava Dairesi kararının gerekçe eklenmek suretiyle onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra işin gereği görüşüldü:
Bölge idare mahkemesi idare dava daireleri tarafından verilen kararların temyiz yolu ile incelenerek bozulabilmeleri, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde belirtilen nedenlerden birinin varlığı halinde mümkün olup, davacı tarafından ileri sürülen hususlar bunlardan hiçbirine uymamaktadır.
Her ne kadar İdare Mahkemesi kararının gerekçesinde davacının hapis cezası ile cezalandırıldığı belirtilerek hüküm kurulmuş ise de davacının mahkumiyet kararı kesinleşmemiş olduğundan, yargılama süreci devam eden ceza davasının davacı aleyhine bir durum olarak değerlendirilmesi masumiyet karinesi gereğince mümkün değildir. Kaldı ki davacı hakkındaki mahkumiyet kararının temyiz incelemesi sonucunda Yargıtay ... Ceza Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile "Sanık hakkında idari tahkikat aşamasında tanıkların aleyhe beyanda bulundukları, B.K., H.G. ve M.K.'ın da 17-25 Aralık sonrası da sanıkların örgütle irtibatının olduğuna dair idari soruşturmada beyanının bulunduğu ancak duruşmada hazır edilmediği ve tanıklığı konusunda bir karar verilmediği gözetilerek, silahlı terör örgütü FETÖ/PDY'nin kamuoyunca da bilinen operasyonel eylemlerinden sonraki döneme ilişkin olarak, B.K., H.G. ve M.K.'ın duruşmada hazır edilerek, etraflıca beyanları alınması ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek ve sanık hakkında TCK'nın 30. maddesinde düzenlenen hata hükümlerinin uygulama alanı tartışılarak sonucuna göre suç kastının ve hukuki durumun tayin ve takdiri gerekirken delillerin değerlendirilmesinde yanılgıya düşülmesi sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması," gerekçesi ile bozulduğu, bozma üzerine yeniden yapılan yargılama sonucunda … Ağır Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla davacının üzerine atılı FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçu açısından kast veya taksirinin bulunmaması nedeniyle Ceza Muhakemeleri Kanunu'nun 223/2-(c) maddesi uyarınca beraat kararı verildiği görülmüştür. Bununla birlikte, olağanüstü hal kanun hükmünde kararnamesi uyarınca bir kamu görevlisi hakkında terör örgütüne üyelik veya mensubiyeti olmasa da bu terör örgütü ile iltisaklı ve irtibatlı olması nedeniyle kamu görevinden çıkarılmasına yönelik olağanüstü idari tedbirin uygulanabilmesi karşısında, anılan kamu görevlisi hakkında ''silahlı terör örgütüne üye olma'' suçundan açılan ceza davasında beraat kararı verilmiş olmasının, ilgili hakkında anılan olağanüstü tedbirin hukuka uygunluğu yönünden yürütülen yargılama faaliyeti için bağlayıcı olmayacağı açıktır.
Öte yandan, davacı hakkında yürütülen ceza yargılaması neticesinde, ... Ağır Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararında yer alan; '...Sanığın yargılama aşamalarındaki savunmalarında 20/12/2013 tarihinde Bingöl Müftülüğünce hazırlanan "İbadetin Ruhu Dua" isimli hutbenin yerine "Kamu Malını Koruma" başlıklı hutbeyi okuduğunu kabul etmesi, tanık C.K.'ın "17-25 aralıktan önce bir iki defa sohbet toplantılarına katıldım. O toplantıda F.T., A.K., M.H.E., ... vardı. O toplantı değil sohbetti." şeklindeki beyanı ve "Ben 17 aralık 2013 olaylarının konuşulduğu dönemde ... isimli sanığın imam olduğu camide yolsuzluklarla ilgili rüşvet konulu daha doğrusu kamu mallarıyla ilgili hutbe okuduğunu duydum. Bingöl ilinde yankı uyandırdığını duydum." şeklindeki beyanı, tanık E.Ç.'ın "Ben ...'nin sadece yolsuzlukla ilgili bir hutbe okuduğunu duydum. Sanık M.H.E. Terminal Camii İmamıydı." şeklindeki beyanı, tanık M.Ç.'in "...'de söz konusu camide çalışmaktaydı. Ben sanık ... ile 17/25 Aralık'tan önce yaklaşık 6 ay çalıştım. Ben sanığın fetö cemaatine o süreçte gidip geldiğini biliyorum" şeklindeki beyanı, tanık T.D.'ın "Sanık ... ile ilgili söyleyeceklerim ise, bir gün camiye vaaza giderken iki yaşlı kişi kendi aralarında konuşuyorlardı ve ...'nin Adaklı'ya gidip propaganda yaptığını konuşuyorlardı" ve "...'nin o cemaate mensubiyetini biliyorum." şeklindeki beyanı, tanık T.G.'ün "2013 yılı yaz aylarında Dünya Din günü gönülleri derneğini kurmuşlardı. Bir gün dernekte otururken bana böyle bir dernek kurduk. Gidip çay içelim dedi. Kendisi hizmetli olarak çalışıyordu. Dernek başkanı A.B. sizide üye yapalım dedi. Dernek başkanı A.B. ve toplantıda ...'de vardı" şeklindeki beyanları karşısında sanık beyanlarının somut gerçeklikle uyuşmadığı ve suçtan kurtulmaya yönelik olduğu kanaatine varılarak itibar edilmemiş, sanık hakkında ihbarlar yapıldığı ancak İdari soruşturma aşamasında bilgi verenlerin dahi duruşmada bu beyanlarından vazgeçtikleri görülmüş ancak sanığın 17 Aralık 2013 sonrası 20 Aralık 2013 tarihinde Bingöl Müftülüğü talimatına aykırı olarak "Kamu Malını Koruma" başlıklı hutbeyi okumasının hutbe içeriği de ele alınarak sanığın önceki eylemleri ile ilişkilendirildiğinde FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün emir ve talimatı neticesinde gerçekleştirdiği, halkın devlete hükumete karşı hırsızlık yapıldığı algısını doğrudan cami kürsüsünden aleni olarak hutbe dışına çıkarak herşeyi göze alarak tam anlamıyla FETÖ örgütü talimatları doğrultusunda hareket ettiği,...' tespitleri ile davacı hakkında yürütülen idari soruşturma kapsamında alınan ifadelerde davacının örgütün içinde yer aldığına ve örgüt için kurban ve himmet topladığına dair beyanların bulunduğu hususu ve bakılmakta olan dava dosyasında yer alan diğer tespitler birlikte değerlendirildiğinde davacının FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibatının bulunduğu sonucuna varılmıştır.
Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararı ve dayandığı gerekçe hukuk ve usule uygun olup, bozulmasını gerektirecek bir sebep bulunmadığından, temyiz isteminin reddi ile anılan kararın yukarıda belirtilen gerekçenin eklenmesi suretiyle ONANMASINA, temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de belirtilen İdare Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın kararı veren ilk derece Mahkemesine gönderilmesine, 16/05/2023 tarihinde, oybirliğiyle, kesin olarak karar verildi.

Bu kararı dosyanızda kullanın

Hukuk Asistan ile Danıştay, Danıştay ve emsal kararlarında gelişmiş arama yapın; kararları dosyalarınıza ekleyin, UYAP ve UETS entegrasyonuyla işlerinizi tek yerden yönetin.

Bize yazın