5. Daire 2022/388 E. 2023/7235 K. — Danıştay Kararı :: Hukuk Asistan
Danıştay Kararı

5. Daire 2022/388 E. 2023/7235 K. — Danıştay Kararı

5. Daire 2022/388 Esas 2023/7235 Karar 30.05.2023
Danıştay 5. Daire Başkanlığı 2022/388 E.,  2023/7235 K.

T.C.
D A N I Ş T A Y
BEŞİNCİ DAİRE
Esas No : 2022/388
Karar No : 2023/7235

Temyiz İsteminde Bulunan (Davacı): …
Vekili : Av. …

Karşı Taraf (Davalı) : … Üniversitesi Rektörlüğü
Vekili : Av. …

İstemin Özeti : 672 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin eki listede ismine yer verilmek suretiyle kamu görevinden çıkarılan davacı tarafından, göreve iade talebiyle OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonuna yaptığı başvurunun reddine ilişkin … tarih ve … sayılı işlemin iptaline karar verilmesi istemiyle açılan davanın reddi yolunda verilen ... İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin … Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

Temyiz İsteminde Bulunan Davacının İddialarının Özeti: FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibatı veya iltisakının bulunmadığı, savunma hakkı tanınmadan kamu görevinden çıkarıldığı, dava konusu işlemde somut hiçbir delil ve gerekçenin gösterilmediği, OHAL döneminde sadece OHAL'in gerektirdiği ölçüde ve OHAL'e neden olan konularla ve OHAL süresiyle sınırlı geçici tedbirlerin alınabileceği, kamu görevinden çıkarma işleminin ölçülü bir tedbir olmadığı, idareye tanınan takdir yetkisinin kötüye kullanıldığı, OHAL uygulamasına son verildiğinden hakkında uygulanan kamu görevinden çıkarma işleminin Anayasal dayanağının kalmadığı, FETÖ/PDY'nin ilk olarak 26 Mayıs 2016 tarihli MGK kararında terör örgütü olarak kabul edildiği, bu tarihten önceki faaliyetlerden sorumlu tutulamayacağı, dava konusu işleme dayanak olarak gösterilen delillerin kamu görevinden çıkarıldığı tarihte mevcut olmadığı, Bank Asya'nın yasal olarak kurulan ve faaliyet gösteren bir kurum olduğu, gerçekleştirildiği tarihte yasal olan bankacılık faaliyetlerinin suç teşkil etmediği, Bank Asya'ya dair kişisel verilerinin hiçbir mahkeme kararı olmadan elde edilip kullanıldığı için yasa dışı delil niteliğinde olduğu ve hiçbir yargılamada kullanılamayacağı, dernek üyeliğinin anayasal hak olduğu, üyesi olduğu derneğin terör örgütü ile bağının bulunduğuna dair verilmiş bir yargı kararının olmadığı, yasal olarak kurulup faaliyet gösteren bir derneğe bağışta bulunmasının, şirkete ödemede yapmasının, okula çocuğunu göndermesinin, kurumda çalışmış olmasının suç delili olarak değerlendirilmesinin hukuka aykırı olduğu, Devlete karşı olan sadakat yükümlüğünü ihlal etmediği, İdare ve Bölge İdare Mahkemesince yeterli inceleme ve araştırma yapılmadan karar verildiği, istinaf başvurusunun gerekçesiz bir şekilde reddedildiği, savunma, adil yargılanma, mülkiyet haklarının, masumiyet karinesinin ihlal edildiği belirtilerek Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği iddia edilmektedir.

Davalı İdarenin Savunmasının Özeti: Bölge İdare Mahkemesi kararında usul ve esas bakımından hukuka aykırılık bulunmadığı, davacının temyiz iddialarının 2577 sayılı Kanun'un 49. maddesinde sayılan sebeplerden hiçbirisine uymadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.

Danıştay Tetkik Hakimi : …
Düşüncesi : İdare Dava Dairesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 334. maddesi uyarınca adli yardım talebi daha önce kabul edilmiş olan davacının, aynı Kanun'un 335. maddesinin 3. fıkrasında yer alan "adli yardım, hükmün kesinleşmesine kadar devam eder." düzenlemesi gereğince temyiz aşamasındaki adli yardım talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilerek gereği görüşüldü:
Bölge idare mahkemesi idare dava daireleri tarafından verilen kararların temyiz yolu ile incelenerek bozulabilmeleri, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinde belirtilen nedenlerden birinin bulunması halinde mümkün olup, davacı tarafından ileri sürülen hususlar bunlardan hiçbirisine uymamaktadır.
Her ne kadar İdare Mahkemesi kararının gerekçesinde davacının terör örgütüne bilerek ve isteyerek yardım etme suçundan hapis cezası ile cezalandırıldığı belirtilerek hüküm kurulmuş ise de, davacının anılan suçtan mahkumiyet kararı kesinleşmemiş olduğundan, yargılama süreci devam eden ceza davasının davacı aleyhine bir durum olarak değerlendirilmesi masumiyet karinesi gereğince mümkün değildir.
Bununla birlikte, davacı hakkında yürütülen ceza yargılaması neticesinde verilen Antalya Bölge Adliye Mahkemesi ... Ceza Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararında yer alan; "...Tanık Y.E.'nin sanığın yapı içerisinde yer aldığını belirttiği, Tanık H.B.'nin, sanığın daha önce Fatih Üniversitesinde çalıştığını, yapı içerisinde yer aldığını belirttiği, Tanık B.Ç.'nin, 2010 yılından sonra yapılan sohbetlerde sohbet hocalığının ... tarafından yapıldığını, sohbetler nedeniyle Koru sitesinde toplandıklarını belirttiği, Tanık M.M.'nin, sanığın daha önceden Fatih Üniversitesinde çalıştığını, kendisi ile aynı bölümde çalıştıkları için sanığı tanıdığını, birlikte sohbetlere katıldığını, yaklaşık bu sohbetlerin 8 yıl devam ettiğini, E.M. isimli şahsın kendilerinden para topladığını belirttiği, Tanık S.M.F.'nin, üniversitedeki örgütün elemanları arasında sanık ...'ın da yer aldığını, örgüt adına hareket ettiğini belirttiği, Tanık A.A.'nın, hastanede çalıştığı süre içerisinde FETÖ mensubu olarak bildiği, bu yapıya mensup ve hastane imamı olduğunu duyduğu pediatri anabilim dalı başkanı olarak görev yapan kişinin sanık ... olduğunu belirttiği, Tanık B.B.'nin, sanığın üniversitedeki ve kendi bölümü olan çocuk bölümündeki kadrolaşmayı FETÖ adına sanığın sağladığını belirtmesi..." şeklindeki tespitler bakılmakta olan dava dosyasında yer alan diğer tespitler ile birlikte değerlendirildiğinde, davacının FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisak ve irtibatının bulunduğu sonucuna varılmıştır.
Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararı ve dayandığı gerekçe hukuk ve usule uygun olup, bozulmasını gerektirecek bir sebep bulunmadığından, temyiz isteminin reddi ile anılan kararın yukarıda belirtilen gerekçenin eklenmesi suretiyle ONANMASINA, temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, adli yardım talebinin daha önce kabul edilmiş olması nedeniyle temyiz aşamasında tahsil edilmeyen yargılama giderinin tahsili için Mahkemesince müzekkere yazılmasına, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de belirtilen İdare Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın kararı veren ilk derece Mahkemesine gönderilmesine, 30/05/2023 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.

Bu kararı dosyanızda kullanın

Hukuk Asistan ile Danıştay, Danıştay ve emsal kararlarında gelişmiş arama yapın; kararları dosyalarınıza ekleyin, UYAP ve UETS entegrasyonuyla işlerinizi tek yerden yönetin.

Bize yazın