İstemin Özeti : 672 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin eki listede ismine yer verilmek suretiyle kamu görevinden çıkarılan davacı tarafından, göreve iade talebiyle OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonuna yaptığı başvurunun reddine ilişkin ... tarih ve ... sayılı işlemin iptali ile anılan işlem nedeniyle yoksun kalınan parasal haklarının en yüksek banka mevduatı faizi ile birlikte ödenmesine ve 250.000,00-TL manevi tazminata hükmedilmesine karar verilmesi istemiyle açılan davanın reddi yolunda verilen ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun kabulü ile dava konusu işlemin iptaline, parasal haklarının ve manevi tazminat ödenmesi yönünden karar verilmesine yer olmadığına ilişkin verilen ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
Temyiz İsteminde Bulunan Davacının İddialarının Özeti: İstinaf Mahkemesince dava konusu işlemin şekil unsuru dışındaki diğer unsurları yönünden değerlendirme yapılmadığı, İstinaf Mahkemesince verilen iptal kararının söz konusu işlemi geriye yürüyecek şekilde ortadan kaldıracağı, dolayısıyla parasal hak ve manevi tazminat ödenmesi yönündeki taleplerinin de kabul edilmesi gerektiği, şekil eksikliğinin giderileceği varsayılmak suretiyle karar verilmesine yer olmadığına hükmedilmesinde hukuka uyarlık bulunmadığı, Kanun Hükmünde Kararnamenin Anayasanın 15., 121. ve TBMM İç Tüzüğü'nün 128. maddelerine aykırı olduğu ve 30 gün içerisinde TBMM Genel Kurulunda görüşülmediği, OHAL döneminde olağanüstü hal süresiyle sınırlı geçici tedbirlerin alınabileceği, kamu görevlisinin uzunca bir süre bazı meslekleri icra etmekten men edilmesinin ceza hukuku anlamında bir yaptırım niteliğinde olduğu, hiçbir organın kaynağını Anayasadan almadığı bir devlet yetkisini kullanamayacağı, hiç kimsenin içeriğini bilmediği MGK kararlarına uymadığı gerekçesiyle suçlanamayacağı, FETÖ/PDY yapılanması hakkındaki terör örgütü suçlamasının ilk olarak 26 Mayıs 2016 tarihli MGK kararıyla alındığı, bunun 30 Mayıs 2016 tarihinde kamuoyuna duyurulduğu, ancak bu tarihten sonraki iradi faaliyet ya da kasti hareketlerinden dolayı sorumlu tutulabileceği, terör örgütü suçlaması açısından dikkate alınması gereken tarihin 15 Temmuz 2016 olduğu, işlendiği zaman yasal olan faaliyetlerin dayanak olarak gösterilemeyeceği, sadakat yükümlülüğünün ne şekilde yerine getirilmediği hususunun delillendirilmediği, ByLock programını kullandığına dair kesin ve somut bir delilin bulunmadığı, sonradan ortaya çıkan delilin dayanak olarak gösterilemeyeceği, terör örgütüne üyelik suçunun ancak kasten işlenebilecek bir suç olduğu, aynı eylemler nedeniyle iki kez yargılanıp iki ayrı cezaya hükmedilemeyeceği, dava konusu işlem ile adil yargılanma hakkı, masumiyet karinesi, gerekçeli karar hakkı, savunma hakkı, hakkın özüne dokunma yasağı, ölçülülük ilkesi, doğal hâkim ilkesi, kanunla önceden kurulmuş mahkeme önünde yargılanma hakkı, kanunsuz suç ve ceza olmaz ilkesi, suç ve cezaların geçmişe yürümezliği ilkesi, suç ve cezaların şahsiliği ilkesi, öngörülebilirlik ilkesi, çelişmeli yargılama ve silahların eşitliği ilkeleri, hukuk devleti ve hukuki güvenlik ilkeleri, özel hayata ve aile hayatına saygı hakkı, ifade özgürlüğü, ayrımcılık yasağı gibi Anayasa ve AİHS ile güvence altına alınan haklarının ihlal edildiği iddia edilmektedir.
Temyiz İsteminde Bulunan Davalı İdarenin İddialarının Özeti: Bölge İdare Mahkemesince, davacı hakkında araştırma görevini yürüten ve araştırma raporunu düzenleyen H. Ş.'nin dava konusu Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu kararının verildiği toplantıya katılarak oy kullanması tarafsızlık ilkesiyle bağdaşmayacağı belirtilerek dava konusu işlemin şekil yönünden hukuka aykırı bulunduğundan bahisle iptaline karar verilmişse de, dava konusu işlemin söz konusu araştırma raporu veya bu rapora dayanılarak tesis edilmediği, dosyada yer alan tespitler bütün olarak değerlendirildiğinde davacının FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile irtibat ve iltisakının olduğu, temyize konu kararın hukuka aykırı olduğu belirtilerek Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği iddia edilmektedir.
Danıştay Tetkik Hakimi :... Düşüncesi : Tarafların karşılıklı temyiz istemlerinin reddiyle, İdare Dava Dairesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, davacının Anayasaya aykırılık iddiası ciddi bulunmayarak işin gereği görüşüldü: Bölge idare mahkemesi idare dava daireleri tarafından verilen kararların temyiz yolu ile incelenerek bozulabilmeleri, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde belirtilen nedenlerden birinin bulunması halinde mümkündür. Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararı ve dayandığı gerekçe hukuk ve usule uygun olup, bozulmasını gerektirecek bir sebep bulunmadığından, tarafların temyiz istemlerinin reddi ile anılan kararın ONANMASINA, temyiz giderlerinin istemde bulunanlar üzerinde bırakılmasına, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de belirtilen İdare Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın kararı veren ilk derece Mahkemesine gönderilmesine, 28/12/2023 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.
Bu kararı dosyanızda kullanın
Hukuk Asistan ile Danıştay, Danıştay ve emsal kararlarında gelişmiş arama yapın; kararları dosyalarınıza ekleyin, UYAP ve UETS entegrasyonuyla işlerinizi tek yerden yönetin.
İnternet sitemizde gizliliğinizi koruyabilmek ve size daha iyi bir deneyim sunmak için sınırlı sayıda çerezler yer alır. Kullandığımız çerezler hakkında daha fazla bilgi edinmek için Çerez Politikamıza bakın.