5. Daire 2020/6375 E. 2023/14306 K. — Danıştay Kararı
5. Daire 2020/6375 Esas 2023/14306 Karar 19.10.2023
Danıştay 5. Daire Başkanlığı 2020/6375 E., 2023/14306 K.
T.C. D A N I Ş T A Y BEŞİNCİ DAİRE Esas No : 2020/6375 Karar No : 2023/14306
Temyiz İsteminde Bulunan (Davacı): ... Vekili : Av. ...
Karşı Taraf (Davalı) : ... Bakanlığı / ANKARA Vekili : Av. ...
İstemin Özeti : Davalı idare bünyesinde subay olarak görev yapan davacının, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin Geçici 35/B madddesi uyarınca kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin Milli Savunma Bakanlığının... tarih ve ...sayılı işleminin iptaline karar verilmesi istemiyle açılan davanın reddi yolunda verilen ... İdare Mahkemesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
Temyiz İsteminde Bulunan Davacının İddialarının Özeti: Ceza mahkemesince hakkında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının memuriyete engel teşkil etmediği, FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibat noktasında dikkate alınan kriterlerin kendisinde bulunmadığı, dava konusu işlemin usul ve esas bakımından hukuka aykırılık teşkil ettiği, Bölge İdare Mahkemesi kararının usul ve yasaya aykırı olduğu iddia edilmektedir.
Danıştay Tetkik Hakimi : ... Düşüncesi : İdare Dava Dairesi kararının gerekçeli olarak onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 334. maddesi uyarınca adli yardım talebi daha önce kabul edilmiş olan davacının, aynı Kanun'un 335. maddesinin 3. fıkrasında yer alan "adli yardım, hükmün kesinleşmesine kadar devam eder." düzenlemesi gereğince temyiz aşamasındaki adli yardım talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilerek gereği görüşüldü:
Bölge idare mahkemesi idare dava daireleri tarafından verilen kararların temyiz yolu ile incelenerek bozulabilmeleri, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde belirtilen nedenlerden birinin varlığı halinde mümkündür. Bununla birlikte, kamu görevinden çıkarılma gerekçelerinden olan "üyelik" unsuru, ceza kanunları ile tanımlanmış bir suç olduğundan idari yargı mercilerinin bu yönde bir inceleme yapmaları ve tespitte bulunmaları mümkün değildir. Nitekim, Anayasa Mahkemesinin 24/06/2021 tarih ve E:2018/81, K:2021/45 sayılı kararıyla, 7086 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Tedbirler Alınması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair Kanun'un 1. maddesinin 1. fıkrasının birinci cümlesinde yer alan "...üyeliği, mensubiyeti veya..." ibaresinin iptaline karar verilmiştir. Bu nedenle, idari yargı yerlerince terör örgütleri ile iltisak ve irtibat noktasında değerlendirme yapılması gerekmektedir. Bu bağlamda; ilgili hakkında silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan verilen takipsizlik ya da beraat kararı ilgilinin FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibatının bulunup bulunmadığı yönünden farklı bir değerlendirme yapılmasına hukuki engel oluşturmayacağı gibi, ilgili hakkında örgüt üyeliğinden hükmün açıklanmasının geri bırakılması ya da kesinleşmiş mahkumiyet kararı bulunması da anılan mahkumiyetin gerekçesi olan maddi tespitlere yönelik olarak ilgili hakkında irtibat ve iltisak kavramları yönünden idari yargı yerlerince ayrıca bir irdeleme yapılması gerekliliğini ortadan kaldırmayacaktır. Şüphesiz terör örgütüne üyelik suçundan kesinleşmiş mahkumiyet kararının bulunması irtibat ve iltisak değerlendirmesi yönünden önemli bir veri olmakla birlikte, dava konusu işlemin irtibat ve iltisak sebebine dayanması nedeniyle, idari yargı yerlerince işlemin sebep unsuru yönünden ayrıca değerlendirme yapılması ve kararda bu değerlendirmeye ilişkin gerekçeye yer verilmesi zorunludur. Mahkemelerce gerekçeli karar verilmesi ile dosyadaki mevcut delillerin, yargılamada yapılan değerlendirmedeki hukuki gerekçelerin taraflarca öğrenilmesi sağlanmaktadır. Kararın gerekçeli olması ilgililerin karara karşı kanun yoluna başvurması ve bu başvurulardaki iddialarını oluşturması açısından da önem arz etmektedir. Bu sebeple, mahkeme kararının gerekçesiz olmasının bir bozma sebebi olacağı açıktır. Ancak dava konusu işlemin sebep unsurunu oluşturan eylemlerin aynı zamanda suç teşkil ettiği durumlarda, davacı hakkında yapılan ceza yargılaması sırasında davacının etkin pişmanlıktan faydalanarak samimi ikrarda bulunması işlemin tesisinde belirleyici olan olgularla ilgili çekişmeli durumu ortadan kaldırmaktadır. Sonuç itibarıyla; kanun hükmünde kararnamenin verdiği yetkiye dayanılarak kamu görevinden çıkarılan kişiler tarafından anılan çıkarma işlemlerinin iptali istemiyle açılan davalarda, idari yargı mercilerince; kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisakının bulunup bulunmadığı hususunun, davalı idarelerce dosyaya sunulan tespitler ile davacı hakkında yürütülen ceza soruşturması ve/veya yargılamasında elde edilen maddi delillerin birlikte dikkate alınması suretiyle irdelenmesi ve kararlarda bu değerlendirmeye ilişkin gerekçeye yer verilmesi gerekmektedir. Dosyanın incelenmesinden; temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararıyla hukuka uygun bulunan İdare Mahkemesi kararında, davacının FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçundan hakkında açılan kamu davasında eyleminin sabit olduğunun hüküm altına alındığı gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği görülmüştür. Anılan İdare ve Bölge İdare Mahkemesi kararları, yukarıda yer verilen tespitler ışığında değerlendirildiğinde; İdare ve Bölge İdare Mahkemesince, resen araştırma ilkesi uyarınca herhangi bir araştırma yapılmadığı gibi davalı idare tarafından bakılan bu dosyaya sunulan bilgi, belge ve tespitler ile davacı hakkında yürütülen ceza soruşturması ve yargılamasında elde edilen maddi deliller değerlendirilmeksizin karar verildiği anlaşılmıştır. Öte yandan, davacının silahlı terör örgütüne üye olma suçundan yargılandığı ve etkin pişmanlıktan yararlandığı ceza yargılaması sonucunda ... Ağır Ceza Mahkemesince verilen ...tarih ve E:..., K:... sayılı kararda, "... Sanık ... isimli şahsın Ş.O. isimli şahıs adına kayıtlı bulunan... numaralı kontörlü telefondan arandığı tarihte kendisi dışında S.C. isimli TSK'da Yüzbaşı olan şahsın kullandığı numara ile aynı gün ve aynı telefondan ardışık olarak mahrem yapı sorumlusu olan kişi yada kişiler tarafından 07/10/2012 günü 18.36.47 ile 18.37.10 arasında arandığı, ... isimli şahsın ... İletişim Hizmetleri A.Ş. isimli şahıs adına kayıtlı bulunan ... numaralı kontörlü telefondan arandığı tarihte kendisi dışında M.I. isimli TSK'da Üsteğmen olan şahsın kullandığı numara ile aynı gün ve aynı telefondan ardışık olarak mahrem yapı sorumlusu olan kişi yada kişiler tarafından 22/11/2012 günü 18.10.04 ile 18.10.54 arasında arandığı, ... isimli şahsın Z.D. isimli şahıs adına kayıtlı bulunan ... numaralı sabit hattan, H.D. isimli şahıs adına kayıtlı bulunan ... numaralı sabit hattan, M.A. adına kayıtlı bulunan... numaralı sabit hattan, Ş.O. adına kayıtlı bulunan ... numaralı sabit hattan, M.V.E. adına kayıtlı bulunan ... numaralı sabit hattan, ... İLETİŞİM HİZMETLERİ A.Ş. adına kayıtlı bulunan... numaralı sabit hattan, A.Ç. adına kayıtlı bulunan ... numaralı sabit hattan, D.A. adına kayıtlı bulunan ... numaralı sabit hattan, F.T. adına kayıtlı bulunan ... numaralı sabit hattan 27/02/2012 günü saat 19:08:00 ile 22.05.2014 günü saat:19.27.14 saatleri arasında toplamda (23) defa arandığı tespit edilmiştir. Sanığın savunmalarında etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanmak istediğini belirterek örgüte katılışına, örgüt içerisinde bulunduğu süreç içindeki faaliyetlerine, askeri okulda iken kendileriyle ilgilenen mahrem imamın hangi kod adı kullandığına, bu imamın okulda iken kendileriyle ilgilenen mahrem imamın hangi kod adını kullandığına, bu imamın belirlediği örgüt evinde belirli aralıklarla buluşup ne yaptıklarına, hangi devre arkadaşları ile birlikte bu toplantılara katıldıklarına, başka ile tayini çıktıktan sonra takibinin nasıl yapıldığına, kendisi ile ankesörlü telefonlar ile iletişim kurduklarına dair beyanlarda bulunduğu ve yine beyanlarında ismi geçenleri fotoğraflarından teşhis ettiği tespit edilmiştir. Sanığın vermiş olduğu bilgiler ışığında teşhis etmiş olduğu şahısların FETÖ/PDY silahlı terör örgütü içerisinde yer aldığının tespit edildiği, üniversite okuduğu dönemde örgütün evinde kaldığı, örgütsel olarak toplantılara katıldığı, askerlik mesleğine başladıktan sonra da bağlantısını devam ettirdiği, hakkındaki soruşturmaya binaen etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanarak örgüt içerisinde bulunduğu süreçle ilgili bildiklerini anlattığı, fotoğraf teşhisi işlemlerini yaptığı anlaşılmıştır. Sanığın, örgüte ait evlere giderek sohbet adı altında örgütsel toplantılara katılması, üniverssite döneminden itibaren başlayarak irtibatını devam ettirmesi, örgüt mensuplarının yönlendirme ve talimatlarıyla hareket etmesi, örgütün oluşturduğu mahrem yapılanma içinde örgütle irtibatını mahrem imamlar vasıtasıyla sürdürmesi ..." yönünde tespitlerin bulunduğu görülmüştür. Bu durumda, her ne kadar İdare ve Bölge İdare Mahkemesince, davacı hakkında bakılan bu dosya kapsamındaki bilgi, belge ve tespitler ile ceza soruşturması/yargılaması kapsamındaki maddi deliller değerlendirilmeksizin, salt davacının FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçundan hakkında açılan kamu davasında eyleminin sabit olduğunun hüküm altına alındığı hususuna dayalı olarak davanın reddi yönünde kurulan hükmün gerekçesi hukuka aykırı ise de, ceza yargılamasında etkin pişmanlıktan faydalanan davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibat düzeyindeki ilişkisi kendi samimi ikrarı ile ortaya konulduğundan ve buna bağlı olarak dava konusu işlemin sebep unsurunu oluşturan maddi olgulara ilişkin çekişmeli durum ortadan kalktığından, söz konusu hukuka aykırılık kararın bozulmasını gerektirir nitelikte görülmemiş ve ceza yargılamasında elde edilen deliller ile bakılmakta olan dava dosyasında yer alan tespitler birlikte değerlendirildiğinde, davacının anılan örgüt ile irtibat ve iltisakının bulunduğu sonucuna varılmıştır. Bu itibarla, davanın reddi yönündeki İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında sonucu itibarıyla hukuki isabetsizlik bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle, temyiz isteminin reddi ile temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının yukarıda belirtilen gerekçeyle ONANMASINA, temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, adli yardım talebinin daha önce kabul edilmiş olması nedeniyle temyiz aşamasında tahsil edilmeyen yargılama giderinin davacıdan tahsili için Mahkemesince müzekkere yazılmasına, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de belirtilen İdare Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın kararı veren ilk derece Mahkemesine gönderilmesine, 19/10/2023 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.
Bu kararı dosyanızda kullanın
Hukuk Asistan ile Danıştay, Danıştay ve emsal kararlarında gelişmiş arama yapın; kararları dosyalarınıza ekleyin, UYAP ve UETS entegrasyonuyla işlerinizi tek yerden yönetin.
İnternet sitemizde gizliliğinizi koruyabilmek ve size daha iyi bir deneyim sunmak için sınırlı sayıda çerezler yer alır. Kullandığımız çerezler hakkında daha fazla bilgi edinmek için Çerez Politikamıza bakın.