5. Daire 2019/3716 E. 2023/12541 K. — Danıştay Kararı
5. Daire 2019/3716 Esas 2023/12541 Karar 28.09.2023
Danıştay 5. Daire Başkanlığı 2019/3716 E., 2023/12541 K.
T.C. D A N I Ş T A Y BEŞİNCİ DAİRE Esas No: 2019/3716 Karar No: 2023/12541
TEMYİZ İSTEMİNDE BULUNANLAR: 1- (Davacı) : ...
2- (Davalı) : … / … Vekilleri : Av. .., Av. …
İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin .. tarih ve E:.., K:… sayılı kararının dava konusu işlemin iptali ile bu işlem nedeniyle davacının yoksun kaldığı özlük haklarının dava açma tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine ilişkin kısmının davalı idare, manevi tazminat isteminin reddine ilişkin kısmının ise davacı tarafından temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Uzman yardımcısı olarak görev yapan davacı tarafından, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 4. maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi uyarınca 28/07/2016 tarihli Bakan Olur'u ile kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin işlemin iptaline, bu işlem nedeniyle yoksun kaldığı özlük haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine ve uğramış olduğu manevi zarara karşılık 100.000,00-TL manevi tazminatın ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin .. tarih ve E:., K:… sayılı kararında; 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 4. fıkrasında "değerlendirilen" ifadesinin özellikle tercih edildiği, anılan maddede kesin bir tespit ya da kanıta dayalı bir yaptırım öngörülmediği, idarenin gözlem ve değerlendirmesine dayalı kendine özgü bir mekanizma öngörüldüğü, bu kapsamda davacının, 667 sayılı KHK'nın 4. maddesine uygun olarak oluşturulan kurul tarafından, terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilerek yapılan teklif üzerine Bakan onayı ile kamu görevinden çıkarılmasına yönelik dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Davacının istinaf başvurusunda bulunması üzerine … Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesince verilen . tarih ve E:., K:… sayılı kararda; Dairelerince yapılan .. tarih ve E:… sayılı ara kararı ile davalı idareden, Emniyet Genel Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarda Mücadele Dairesi Başkanlığından, Mali Suçları Araştırma Kurulu Başkanlığından, Tasarruf Mevduatı ve Sigorta Fonundan (kapatılan ve tasfiye edilen Asya Bank A.Ş. Genel Müdürlüğü); 14/02/2019 tarih ve E:2018/859 sayılı ara kararı ile Ankara İl Emniyet Müdürlüğü İstihbarat Şube Müdürlüğü ile Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünden ve İzmir İl Emniyet Müdürlüğünden; davacının 667 sayılı KHK ile kamu görevinden çıkarılmasına dair işlemin dayanaklarının neler olduğunun sorulduğu ve davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile üyeliği, mensubiyeti, iltisakı veya irtibatına ilişkin bilgi ve belgelerin gönderilmesi istenildiği, gelen ara kararı cevaplarında davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat veya iltisakının bulunduğuna dair bir kaydın mevcut olmadığının bildirildiği, FETÖ/PDY terör örgütüne mensubiyet, üyelik, irtibat veya iltisakı bulunduğu hususu şüpheye yer bırakmayacak şekilde somut olarak açıkça ortaya konulamayan davacının 667 sayılı KHK'nın 4/1-g maddesi uyarınca kamu görevinden çıkarılmasına yönelik dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı anlaşıldığından, davanın reddi yolunda verilen Mahkeme kararında hukuki isabet bulunmadığı; öte yandan, hukuka aykırı görülen işlem nedeniyle davacının yoksun kaldığı özlük haklarının dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesinin Anayasa'nın 125. maddesi hükmünün gereği olduğu; davacının 100.000,00-TL manevi tazminatın ödenmesine karar verilmesi istemi yönünden ise; Devlet ve millet bekasının gerçek ve yakın bir tehlike altına girdiği 15 Temmuz 2016 gecesinde yaşanan darbe girişimi üzerine, Anayasa ve uluslararası hukukun çizdiği sınırlar çerçevesinde gerekli tedbirlerin alınması kapsamında ilan edilen olağanüstü halden sonra yürürlüğe giren 667 sayılı KHK'nın amacı ile 4. maddesinde düzenlenen tedbirlerin kapsamı ve mahiyeti birlikte dikkate alındığında, anılan tedbirler vasıtasıyla başta FETÖ/PDY olmak üzere terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen kişilerin, kamu kurum ve kuruluşlarından çıkarılarak, Anayasa ile kurulan demokrasi düzeninin korunmak istendiği, bu koşullar altında dava konusu işlemin tesis edildiği, idarece tesis edilen işlemlerin yargı kararıyla iptal edilse dahi her halükarda manevi tazminat ödenmesini gerektirmeyeceği, tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde, dava konusu olayda manevi tazminat ödenmesini gerektirecek koşulların gerçekleşmediği anlaşıldığından, davacının manevi tazminat isteminin reddi gerektiği sonucuna varılmıştır. Açıklanan gerekçelerle, davacının istinaf isteminin kısmen kabulü ile İdare Mahkemesi kararının davanın reddine ilişkin kısmının kaldırılmasına, dava konusu işlemin iptaline, işlem nedeniyle davacının yoksun kaldığı özlük haklarının dava açma tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine, İdare Mahkemesi kararının manevi tazminat isteminin reddine yönelik kısmı yönünden ise istinaf isteminin reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : Davacı tarafından; savunma hakkı tanınmadan, geçerli bir sebebe ve somut delillere dayanılmadan tesis edilen kamu görevine son verilmesine ilişkin işlemin Anayasa'ya ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne aykırı olduğu, adil yargılanma hakkının, savunma hakkının ve masumiyet karinesinin ihlal edildiği, FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisaklı ya da irtibatlı olduğuna ilişkin somut bir delil bulunamadığı, kanun hükmünde kararnameler ile yalnızca olağanüstü halin gerekli kıldığı konularda düzenleme yapılabileceği ve bu düzenlemelerin yalnızca OHAL döneminde geçerli olabileceği, dava konusu işlem nedeniyle itibar kaybına ve manevi zarara uğradığı, Bölge İdare Mahkemesi kararının manevi tazminat isteminin reddine ilişkin kısmının bozulması gerektiği iddia edilmektedir. Davalı idare tarafından; davacının, 667 sayılı KHK'nın 4. maddesine uygun olarak oluşturulan kurul tarafından, terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilerek Bakan onayı ile kamu görevinden çıkarılmasına yönelik dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı iddia edilmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI : Davacı tarafından; davalı idarenin temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. Davalı idare tarafından; davacının temyiz talebine karşı savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ …'İN DÜŞÜNCESİ : Temyize konu kararın kısmen onanması, kısmen bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden davalı idarenin yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeyerek gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
TEMYİZE KONU KARARIN, DAVA KONUSU İŞLEMİN İPTALİNE VE İŞLEM NEDENİYLE DAVACININ YOKSUN KALDIĞI ÖZLÜK HAKLARININ DAVA AÇMA TARİHİNDEN İTİBAREN HESAPLANACAK YASAL FAİZİYLE BİRLİKTE ÖDENMESİNE HÜKMEDİLMESİNE İLİŞKİN KISMI YÖNÜNDEN DAVALI İDARENİN TEMYİZ İSTEMİNİN İNCELENMESİ: Hukuki Değerlendirme: Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür. Temyizen incelenen kararın dava konusu işlemin iptali ile işlem nedeniyle davacının yoksun kaldığı özlük haklarının dava açma tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faiziyle birlikte ödenmesine hükmedilmesine ilişkin kısmı usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın anılan kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
TEMYİZE KONU KARARIN, MANEVİ TAZMİNATA İLİŞKİN KISMI YÖNÜNDEN DAVACININ TEMYİZ İSTEMİNİN İNCELENMESİ: Maddi Olay: Uzman yardımcısı olarak görev yapan davacı, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 4. maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi uyarınca 28/07/2016 tarihli Bakan Olur'u ile kamu görevinden çıkarılmıştır. Bunun üzerine, anılan işlemin iptali ile davacının bu işlem nedeniyle yoksun kaldığı özlük haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine ve uğramış olduğu manevi zarara karşılık 100.000,00-TL manevi tazminatın ödenmesine karar verilmesi istemiyle temyizen incelenen dava açılmıştır. … Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesininin .. tarih ve E:., K:… sayılı kararıyla; … ... İdare Mahkemesinin .. tarih ve E:., K:… sayılı kararına yönelik davacının istinaf isteminin kısmen kabulü ile anılan kararın davanın reddine ilişkin kısmının kaldırılmasına, dava konusu işlemin iptaline, işlem nedeniyle davacının yoksun kaldığı özlük haklarının dava açma tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine, kararın manevi tazminat isteminin reddine yönelik kısmı yönünden istinaf isteminin ise reddine karar verilmiştir. Davacı tarafından, anılan kararın manevi tazminat isteminin reddine ilişkin kısmı yönünden temyizen incelenerek bozulması istenilmiştir.
İlgili Mevzuat: Anayasa'nın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmış; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde de idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları, idari dava türleri arasında sayılmıştır. 2577 sayılı Kanun'un 12. maddesinde ise, "İlgililer haklarını ihlal eden bir idari işlem dolayısıyla Danıştaya ve idare ve vergi mahkemelerine doğrudan doğruya tam yargı davası veya iptal ve tam yargı davalarını birlikte açabilecekleri gibi, ilk önce iptal davası açarak bu davanın karara bağlanması üzerine, bu husustaki kararın veya kanun yollarına başvurulması halinde verilecek kararın tebliği veya bir işlemin icrası sebebiyle doğan zararlardan dolayı icra tarihinden itibaren dava süresi içinde tam yargı davası açabilirler. Bu halde de ilgililerin 11 inci madde uyarınca idareye başvurma hakları saklıdır." düzenlemesine yer verilmiştir.
Hukuki Değerlendirme: Manevi zarar; kişinin fizik yapısının ve iç huzurunun bozulmasını, yaşama gücünün ve sevincinin azalmasını, kişilik haklarının zedelenmesini, şeref ve haysiyetinin rencide edilmesini, ölüm veya uğranılan diğer cismani zarar nedeniyle duyulan acı ve ızdırabı, kişinin günlük yaşamını zorlaştıran belli ağırlıktaki her türlü üzüntü ve sıkıntıyı ifade etmektedir. İlgililerin uğradıkları manevi zararların telafisi amacıyla hükmedilen manevi tazminat ise, kişinin malvarlığında meydana gelen eksilmeyi karşılamaya yönelik bir tazmin aracı değil, tatmin aracıdır. Olay nedeniyle duyulan elem ve ıstırabı kısmen de olsa hafifletmeyi amaçlar. Manevi tazminatın belirtilen niteliği gereği, takdir edilecek manevi tazminat miktarının duyulan elem ve ıstırabı giderecek bir oranda olması ve idarenin sorumluluk sebebi gözetilerek hakkaniyetli bir tutarı aşmaması gerekmektedir. Somut olayda; davacının Mahkeme kararı ile iptal edilen işlem nedeniyle manevi yönden zarara uğradığı dikkate alındığında, bu işlem nedeniyle duyduğu elem ve ıstırabı kısmen de olsa giderecek düzeyde ve zenginleşmeye yol açmayacak şekilde manevi tazminata hükmedilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Bu itibarla, İdare Mahkemesi kararının manevi tazminat istemi yönünden davanın reddi yolundaki kısmına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin temyize konu Bölge Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Davalı idarenin temyiz isteminin reddine, temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin . tarih ve E:., K:… sayılı kararının dava konusu işlemin iptali ile işlem nedeniyle davacının yoksun kaldığı özlük haklarının dava açma tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faiziyle birlikte ödenmesine hükmedilmesine ilişkin kısmının ONANMASINA, 2. Davacının temyiz isteminin kabulüne, temyize konu kararın manevi tazminat yönünden istinaf başvurusunun reddine ilişkin kısmının BOZULMASINA, 3. Kullanılmayan …-TL yürütmenin durdurulması harcının istemi haline davalı idareye iadesine, 4. Bozulan kısım yönünden yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın … Bölge İdare Mahkemesi 2. İdare Dava Dairesine gönderilmesine, 28/09/2023 tarihinde onamaya ilişkin kısım yönünden oybirliği, bozmaya ilişkin kısım yönünden oyçokluğu ile kesin olarak karar verildi.
(X) KARŞI OY : Tarafların temyiz dilekçelerinde öne sürülen hususlar, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde belirtilen nedenlerin hiçbirine uymadığından, tarafların temyiz istemlerinin reddi ile temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin .. tarih ve E:., K:… sayılı kararının onanmasına karar verilmesi gerektiği oyuyla, çoğunluk kararının bozmaya ilişkin kısmına katılmıyoruz.
Bu kararı dosyanızda kullanın
Hukuk Asistan ile Danıştay, Danıştay ve emsal kararlarında gelişmiş arama yapın; kararları dosyalarınıza ekleyin, UYAP ve UETS entegrasyonuyla işlerinizi tek yerden yönetin.
İnternet sitemizde gizliliğinizi koruyabilmek ve size daha iyi bir deneyim sunmak için sınırlı sayıda çerezler yer alır. Kullandığımız çerezler hakkında daha fazla bilgi edinmek için Çerez Politikamıza bakın.