5. Daire 2019/3549 E. 2023/10104 K. — Danıştay Kararı :: Hukuk Asistan
Danıştay Kararı

5. Daire 2019/3549 E. 2023/10104 K. — Danıştay Kararı

5. Daire 2019/3549 Esas 2023/10104 Karar 22.06.2023
Danıştay 5. Daire Başkanlığı 2019/3549 E.,  2023/10104 K.

T.C.
D A N I Ş T A Y
BEŞİNCİ DAİRE
Esas No : 2019/3549
Karar No : 2023/10104

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …

KARŞI TARAF (DAVALI) : … Valiliği / …
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi …. İdare Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:.. sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı tarafından, 27/07/2016 tarih ve 29783 sayılı 2. Mükerrer Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 668 sayılı Kanun Hükmünde Kararname (KHK) kapsamında kapatılan ... A.Ş.'den çalıştığı dönemde hak etmiş olduğu işçilik alacaklarının ödenmesi istemiyle yaptığı 18/09/2018 tarihli başvurunun cevap verilmemek suretiyle zımnen reddine ilişkin işlemin iptaline ve söz konusu işçilik alacaklarının ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: …. İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; 2577 sayılı Kanun'un 7/1., 10., 14/3(e). ve 15/1(b). maddeleri ile 670 sayılı KHK'nın 5. maddesinde yer alan düzenlemeler değerlendirildiğinde, 20/07/2016 tarihli ve 2016/9064 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla ülke genelinde ilan edilen olağanüstü hal kapsamında yürürlüğe konulan Kanun Hükmünde Kararnameler gereğince kapatılan ve Vakıflar Genel Müdürlüğü'ne veya Hazine'ye devredilen kurum, kuruluş, özel radyo ve televizyonlar, gazete, dergi, yayınevi ve dağıtım kanallarından tespite konu edilebilecek borç ve yükümlülüklere ilişkin olarak hak iddiasında bulunanlarca 667 sayılı KHK'nın 5. maddesinde belirtilen hak düşürücü süre içerisinde ilgili idaresine başvuruda bulunulabileceği, yapılacak olan bu başvurunun da 2577 sayılı Kanun'un 10. maddesi kapsamında yapılmış bir başvuru olarak kabul edilebileceği sonucuna varıldığı, 27/07/2016 tarihinde yürürlüğe giren 668 sayılı KHK uyarınca kapatılan ... A.Ş.'de 4857 sayılı İş Kanunu kapsamında çalışan ve 29/07/2016 tarihinde iş akdi feshedilen davacının, 17/08/2016 tarihinde yürürlüğe giren 670 sayılı KHK'nın 5. maddesi gereğince, anılan kurumdan alacağı olduğundan bahisle alacağının ödenmesi talebiyle hak düşürücü süre içerisinde 04/10/2016 tarihinde İzmir Valiliği Olağanüstü Hal Bürosu'na, Defterdarlık/Vakıflar Bölge Müdürlüğü'ne başvuruda bulunduğu, 2577 sayılı Kanun'un 10. maddesi kapsamında değerlendirilen bu başvuruya 60 gün içinde cevap verilmesi halinde cevabın tebliği tarihinden itibaren veya 60 gün içinde cevap verilmemek suretiyle başvurunun zımnen reddedilmesi halinde zımni ret tarihinden itibaren 60 günlük yasal süre içerisinde dava açılması gerekirken, bu süreler geçirildikten çok sonra Mahkeme kayıtlarına 17/12/2018 tarihinde giren dilekçe ile açılan işbu davanın süre aşımı nedeniyle esasının incelenme olanağı bulunmadığı, öte yandan, 670 sayılı KHK'nın 5.maddesinde, madde kapsamında yapılacak başvurularda hak düşürücü süre belirlenmiş olduğundan, anılan 5.madde hükmü uyarınca, davacı açısından 17/08/2016 tarihinde başlayan ve 16/10/2016 tarihinde sona eren altmış günlük hak düşürücü süreden sonra, 18/09/2018 tarihinde davacı tarafından davalı idareye yapılan başvurunun geçmiş olan dava açma süresini ihya etme olanağı da bulunmadığı gerekçesiyle, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 15/1-b maddesi uyarınca davanın süre aşımı yönünden reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Davacının istinaf başvurusunda bulunması üzerine … Bölge İdare Mahkemesi …. İdare Dava Dairesinin … tarih ve E:.., K:… sayılı kararıyla; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını gerektirecek nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacının, ... A.Ş.'nin kapatılması sonucu işten çıkarıldığı, ancak buna ilişkin yazılı bildirimde, Anayasa'nın 40. maddesinin ikinci fıkrası kapsamında işleme karşı başvurulacak kanun yollarının gösterilmediği, temyize konu kararın Anayasa'nın 36. ve 40. maddelerine aykırı olduğu belirtilerek bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davanın konusunun, OHAL kapsamında yürürlüğe konulan KHK'lar uyarınca kapatılan şirket alacağına ilişkin olduğu, bu tür alacakların tahsil şekli KHK'larda açıkça belirtildiğinden, davacının taleplerinin bu aşamada dava yoluyla karşılanamayacağı, bu nedenle İdare Mahkemesince verilen kararın usul ve yasaya uygun olduğu belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'NIN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE:

MADDİ OLAY :
Davacı tarafından, 18/09/2018 tarihli dilekçe ile İzmir Valiliği Defterdarlık KHK İşlemleri İl Bürosu'na başvuruda bulunularak, 27/07/2016 tarih ve 29783 sayılı 2. Mükerrer Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 668 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile kapatılan ve Hazine'ye devri yapılan ... A.Ş.'den çalıştığı dönemde hak etmiş olduğu işçilik alacaklarının ödenmesi istemiyle 04/10/2016 tarihinde yaptığı başvuruya cevap verilmediği belirtilerek söz konusu alacaklarının ödenmesi istenilmiştir.
Söz konusu 18/09/2018 tarihli başvurusuna cevap verilmemesi üzerine, davacı tarafından, 18/09/2018 tarihli başvurunun cevap verilmemek suretiyle zımnen reddine ilişkin işlemin iptali ile anılan işçilik alacaklarının ödenmesine karar verilmesi istemiyle, 17/12/2018 tarihinde kayda alınan dilekçe ile temyizen incelenen dava açılmıştır.

İLGİLİ MEVZUAT:
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın "Hak arama hürriyeti" başlıklı 36. maddesinde, "Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir." hükmüne yer verilmiştir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Dava açma süresi" başlıklı 7. maddesinde, "Dava açma süresi, özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştayda ve idare mahkemelerinde altmış ve vergi mahkemelerinde otuz gündür." hükmüne yer verilmiştir.
Anılan Kanun'un "İdari makamların sükutu" başlıklı 10. maddesinde ise, "1. İlgililer, haklarında idari davaya konu olabilecek bir işlem veya eylemin yapılması için idari makamlara başvurabilirler.
2. Otuz gün içinde bir cevap verilmezse istek reddedilmiş sayılır. İlgililer otuz günün bittiği tarihten itibaren dava açma süresi içinde, konusuna göre Danıştaya, idare ve vergi mahkemelerine dava açabilirler. Otuz günlük süre içinde idarece verilen cevap kesin değilse ilgili bu cevabı, isteminin reddi sayarak dava açabileceği gibi, kesin cevabı da bekleyebilir. Bu takdirde dava açma süresi işlemez. Ancak, bekleme süresi başvuru tarihinden itibaren dört ayı geçemez. Dava açılmaması veya davanın süreden reddi hallerinde, otuz günlük sürenin bitmesinden sonra yetkili idari makamlarca cevap verilirse, cevabın tebliğinden itibaren altmış gün içinde dava açabilirler" hükmüne yer verilmiştir.
17/08/2016 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 670 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınması Gereken Tedbirler Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin "Devir işlemlerine ilişkin tedbirler" başlıklı 5. maddesinde, "(1) 20/7/2016 tarihli ve 2016/9064 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla ülke genelinde ilan edilen olağanüstü hal kapsamında yürürlüğe konulan Kanun Hükmünde Kararnameler gereğince kapatılan ve Vakıflar Genel Müdürlüğüne veya Hazineye devredilen kurum, kuruluş, özel radyo ve televizyonlar, gazete, dergi, yayınevi ve dağıtım kanallarının her türlü taşınır, taşınmaz, malvarlığı, alacak ve hakları ile belge ve evraklarının (devralınan varlık); her türlü tespit işlemini yapmaya, kapsamını belirlemeye, idare etmeye, avans dahil her türlü alacak, senet, çek ve diğer kıymetli evraka ilişkin olarak dava ve icra takibi ile diğer her türlü işlemi yapmaya, devralınan varlıklarla ilgili olup kanaat getirici defter, kayıt ve belgelerle tevsik edilen borç ve yükümlülükleri tespite ve hiçbir şekilde devralınan varlıkların değerini geçmemesi, ek mali külfet getirmemesi, kefaletten doğmaması ve Fethullahçı Terör Örgütü (FETÖ/PDY)’ne aidiyeti, iltisakı veya irtibatı olmayan kişilerle gerçek mal veya hizmet ilişkisine dayanması şartıyla bu varlıkların değerlendirilmesi suretiyle bunları uygun bir takvim dahilinde ödemeye, kapatılan kurum ve kuruluşların taahhüt ve garanti ettiği ancak vermediği mal ve hizmet bedellerinin ödemesini durdurmaya veya ödemeye, tahsili mümkün olmadığı anlaşılan veya tahsilinde ve takibinde yarar bulunmayan hak ve alacaklar ile taahhüt ve garantilerin tahsilinden vazgeçmeye, her türlü sulh işlemini yapmaya, devralınan varlıklarla ilişkili kredi veya gerçek bir mal veya hizmet ilişkisine dayanan borçlar nedeniyle konulmuş ve daha önce kaldırılmış takyidatları kredinin veya borcun ödenebilmesini sağlamak amacıyla kaldırıldığı andaki koşullarla tekrar koydurmaya ve ihyaya, menkul rehinleri dikkate almaya, devralınan varlıklara konulan takyidatların sınırlarını belirlemeye ve kaldırmaya, finansal kiralama dahil sözleşmelerin feshine veya devamına karar vermeye, devralınan varlıkların idaresi, değerlendirilmesi, elden çıkarılması için gerekli her türlü tedbiri almaya, gerektiğinde devralınan varlıkların tasfiyesi veya satışı amacıyla uygun görülen kamu kurum ve kuruluşlarına devretmeye, devir kapsamında olmadığı belirlenen varlıkları iadeye, kapatılanların gerçek kişiye ait olması halinde devralınacak varlıkların kapsamını belirlemeye, tereddütleri gidermeye, uygulamaları yönlendirmeye, bütün bu işlemleri yapmak amacıyla usul ve esasları belirlemeye, vakıflar yönünden Vakıflar Genel Müdürlüğü, diğerleri yönünden Maliye Bakanlığı yetkilidir.
(2) Bu madde kapsamında devralınan varlıklardan nakit ve diğer hazır değerler emanet, diğer varlıklar ise nazım hesaplarda izlenir. Nazım hesaplarda izlenen varlıklardan elden çıkarılanların tutarı emanet hesaplarına alınır. Ödenmesine karar verilen borçlar bu emanetlerden ödenerek kalan tutar bütçeye gelir kaydedilir.
(3) Kapatılan kurum, kuruluş, özel radyo ve televizyonlar, gazete, dergi, yayınevi ve dağıtım kanallarının bağlı oldukları şirketlerin faaliyetleri sonlandırılarak ticari sicil kayıtları resen terkin edilir. Bunların devralınan varlıkları dışındaki varlıkları da Hazineye bedelsiz devredilmiş sayılır. Bu durumda şirketlere daha önce atanmış kayyımlar tasfiye memuru olarak görevlendirilebilir veya bu şirketlere tasfiye memuru atanabilir. Bu fıkranın uygulanmasına ilişkin usul ve esasları belirlemeye ve birinci fıkrada yer alan hususları bu şekilde devralınan varlıklar için de uygulamaya Maliye Bakanlığı yetkilidir.
(4) Birinci fıkra kapsamında tespite konu edilebilecek borç ve yükümlülüklere ilişkin olarak hak iddiasında bulunanlarca bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren altmış günlük hak düşürücü süre içerisinde ilgili idaresine kanaat getirici defter, kayıt ve belgelerle müracaat edilir. Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten sonra yapılacak kapatma işlemlerinde ise altmış günlük süre kapatma tarihinden itibaren başlar..." hükmüne yer verilmiştir.
29/10/2016 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan 675 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Tedbirler Alınması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin, yayımı tarihinde yürürlüğe giren "Dava ve takip usulü" başlıklı 16. maddesinde, "(1) 20/7/2016 tarihli ve 2016/9064 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla ülke genelinde ilan edilen olağanüstü hal kapsamında yürürlüğe konulan kanun hükmünde kararnameler gereğince kapatılan kurum, kuruluş, özel radyo ve televizyonlar, gazete, dergi, yayınevi ve dağıtım kanalları ile bunların sahibi gerçek veya tüzel kişiler aleyhine 17/8/2016 tarihinden önce açılan davalar ile bu kapsamda Hazine ile Vakıflar Genel Müdürlüğüne husumet yöneltilen davalarda mahkemelerce, 15/8/2016 tarihli ve 670 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınması Gereken Tedbirler Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 5 inci maddesi uyarınca dava şartı yokluğu nedeniyle red kararı verilir. Bu kararlar duruşma günü beklenmeksizin dosya üzerinden kesin olarak verilir ve davacılara resen tebliğ edilir. Tarafların yaptığı yargılama giderleri kendi üzerlerinde bırakılır.
(2) 20/7/2016 tarihli ve 2016/9064 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla ülke genelinde ilan edilen olağanüstü hal kapsamında yürürlüğe konulan kanun hükmünde kararnameler gereğince kapatılan kurum, kuruluş, özel radyo ve televizyonlar, gazete, dergi, yayınevi ve dağıtım kanalları ile bunların sahibi gerçek veya tüzel kişiler aleyhine 17/8/2016 tarihinden önce başlatılan icra ve iflas takipleri ile bu kapsamda Hazine ile Vakıflar Genel Müdürlüğüne husumet yöneltilen takipler hakkında icra müdürlüklerince, 670 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 5 inci maddesi uyarınca düşme kararı verilir. Bu kararlar dosya üzerinden kesin olarak verilir ve takip alacaklısına resen tebliğ edilir. Tarafların yaptığı takip giderleri kendi üzerlerinde bırakılır.
(3) 20/7/2016 tarihli ve 2016/9064 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla ülke genelinde ilan edilen olağanüstü hal kapsamında yürürlüğe konulan kanun hükmünde kararnameler gereğince kapatılan kurum, kuruluş, özel radyo ve televizyonlar, gazete, dergi, yayınevi ve dağıtım kanalları ile bunların sahibi gerçek veya tüzel kişiler veya kapatılma ya da resen terkin üzerine Maliye Bakanlığı ile Vakıflar Genel Müdürlüğü aleyhine 17/8/2016 tarihi dahil bu tarihten sonra açılan davalar ile icra ve iflas takipleri hakkında 670 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 5 inci maddesi gereğince dava veya takip şartının bulunmaması nedeniyle davanın reddine veya takibin düşmesine karar verilir.
(4) Birinci ve ikinci fıkralar uyarınca verilen kararlarda davacı veya alacaklının 670 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 5 inci maddesinde belirtilen usule uygun olarak ilgili idari makama, tebliğ tarihinden itibaren otuz günlük hak düşürücü süre içinde başvurabileceği belirtilir. İdari başvuru üzerine idari merci tarafından verilecek karar aleyhine idari yargıda dava açılabilir. İdari yargının verdiği karar kesin olup, uyuşmazlık adli yargıda hiçbir şekilde dava konusu yapılamaz." hükmüne yer verilmiştir.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Yukarıda yer verilen 670 sayılı KHK'nın 5. maddesinin 4. fıkrası ile 675 sayılı KHK'nın 16. maddesinin 4. fıkrasında, olağanüstü hal kapsamında yürürlüğe konulan KHK'lar gereğince kapatılan kurum ve kuruluşların borç ve yükümlülüklerine ilişkin olarak hak iddiasında bulunanlarca dava açılmadan önce idareye başvuruda bulunulması şartı getirilmiştir.
Nitekim dava konusu uyuşmazlıkta, davacı tarafından, 668 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile kapatılan ve Hazineye devri yapılan ... A.Ş.'den olan alacağının ödenmesi talebiyle 18/09/2018 tarihli dilekçe ile İzmir Valiliği Defterdarlık KHK İşlemleri İl Bürosuna başvuruda bulunulduğu, bu başvurunun cevap verilmemek suretiyle zımnen reddedilmesi üzerine, söz konusu zımni ret işleminin iptali ile anılan işçilik alacaklarının ödenmesine karar verilmesi istemiyle, 17/12/2018 tarihinde kayda alınan dilekçe ile temyizen incelenen bu davanın açıldığı görülmüştür.
Mahkemeye erişim hakkı, bir uyuşmazlığı ve uyuşmazlık kapsamında bir talebi mahkeme önüne taşıyabilmek ve bunların etkili bir şekilde karara bağlanmasını isteyebilmek anlamına gelmektedir. Hak arama özgürlüğünün temel unsurlarından biri olan mahkemeye erişim hakkı, kişinin uğradığı bir haksızlığa veya zarara karşı kendisini savunabilmesi ya da maruz kaldığı haksız bir uygulama veya işleme karşı haklılığını ileri sürüp kanıtlayabilmesi için en etkili yol olan yargı mercileri önünde dava hakkını kullanabilmesidir. Uyuşmazlığın esasının incelenmesini engelleyen yasal düzenleme veya uygulama, mahkemeye erişim hakkına müdahale teşkil edebilmektedir.
Anayasa Mahkemesi'nin 25/07/2017 tarih ve Başvuru No: 2014/6673 sayılı kararında; mahkemelerin, dava açma süresi öngören kanun hükümlerini yorumlarken sınırlamanın istisna olduğu ilkesini gözeterek aşırı şekilcilikten kaçınması ve yorum kurallarının imkân verdiği ölçüde davayı ayakta tutma yolunda bir yaklaşım benimsemesi gerektiği, bununla birlikte mahkemelerin sürenin varlık sebebini anlamsız kılma pahasına yorum kurallarının sınırlarını zorlayarak kanunda öngörülen dava açma süresini bertaraf etmesinin hukuki güvenlik ve istikrar ilkesinin zedelenmesine neden olabileceği, bu nedenle süreye ilişkin kanun hükümlerinin yorumunda hukuki güvenlik ve istikrar ilkesi ile mahkemeye erişim hakkı arasındaki hassas dengenin gözetilmesi gerektiği belirtilmiştir.
Öte yandan, Anayasa Mahkemesi'nin 19/11/2020 tarih ve Başvuru No:2017/32445 sayılı kararında; 2577 sayılı Kanun'un 10. maddesinin 675 sayılı KHK'nın 16. maddesinin (4) numaralı fıkrası kapsamında yapılan başvuruları kapsamayacağı yorumunun makul ve öngörülebilir olmayacağı, bu yorumun Anayasa'nın 125. maddesinde yer alan güvence ile açıkça çelişeceği, hukuk kurallarının öngörülebilirlik ilkesiyle çelişen yorumları esas alınarak mahkemeye erişim hakkına yapılan müdahalenin kanunilik kriterini taşımayacağı belirtilmiştir.
Dava konusu uyuşmazlık, yukarıda yer verilen tespit, değerlendirme ve kararlar ışığında değerlendirildiğinde; davacının 18/09/2018 tarihli dilekçesi ile kapatılan kurumdan olan alacaklarının tahsili amacıyla yaptığı ve mülkiyet hakkı kapsamında olan başvurunun 2577 sayılı Kanun'un 10. maddesi uyarınca yapılmış bir başvuru olarak kabulü gerektiğinden, bu başvurunun zımnen reddi üzerine anılan Kanun'un 7. maddesinde öngörülen 60 günlük dava açma süresi içinde açılan davanın süre aşımı nedeniyle reddedilmesinin hukuka aykırı olduğu sonucuna varılmıştır.
Bu itibarla, davanın süre aşımı nedeniyle reddi yolunda verilen İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin temyize konu Bölge İdare Mahkemesi İdare Dava Dairesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. 2577 sayılı Kanun’un 49. maddesine uygun bulunan davacının temyiz isteminin kabulüne;
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle süre aşımı nedeniyle reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın … Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesine gönderilmesine, 22/06/2023 tarihinde, kesin olarak, oybirliğiyle karar verildi.

Bu kararı dosyanızda kullanın

Hukuk Asistan ile Danıştay, Danıştay ve emsal kararlarında gelişmiş arama yapın; kararları dosyalarınıza ekleyin, UYAP ve UETS entegrasyonuyla işlerinizi tek yerden yönetin.

Bize yazın