5. Daire 2019/1582 E. 2023/6290 K. — Danıştay Kararı
5. Daire 2019/1582 Esas 2023/6290 Karar 16.05.2023
Danıştay 5. Daire Başkanlığı 2019/1582 E., 2023/6290 K.
T.C. D A N I Ş T A Y BEŞİNCİ DAİRE Esas No : 2019/1582 Karar No : 2023/6290
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Vakıf Üniversitesi Rektörlüğü / … VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVACI) : … VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Tıpta uzmanlık öğrencisi olan davacı tarafından, 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 4. maddesinin 1. fıkrasının (g) bendi uyarınca kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin 10/08/2016 tarih ve 12750 sayılı işlemin iptaline karar verilmesi istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin … tarih ve E:.., K:… sayılı kararında; 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin amacı ile anılan KHK'nın 3. ve 4. maddelerinde düzenlenen tedbirlerin kapsamı ve mahiyeti birlikte dikkate alındığında, anılan tedbirler vasıtasıyla başta FETÖ/PDY olmak üzere terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca milli güvenliğe karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen kişilerin kamu kurum ve kuruluşlarından çıkarılması suretiyle Anayasa ile kurulan demokrasi düzeninin korunmasının amaçlandığı, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakının bulunduğu değerlendirilerek iş akdi feshedilmek suretiyle Anayasa ile kurulan demokrasi düzeninin korunması amacıyla iş akdinin sonlandırılmasına ilişkin şartların oluştuğu anlaşıldığından dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Davacı tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine … Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararında; davacı hakkında FETÖ/PDY terör örgütünce gizli iletişim amaçlı kullanılan ByLock isimli programı kullandığı gerekçesiyle açılan soruşturmada kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği, bunun dışında davacının terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğuna yönelik herhangi bir bilgi ve belgenin dosyada yer almadığı hususları bir bütün olarak değerlendirildiğinde, dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Açıklanan nedenlerle, istinaf başvurusunun kabulüne, İdare Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından; idarelerine sunulan bilgi ve belgeler ile istihbari bilgiler doğrultusunda davacının iş akdinin feshine karar verildiği, davacı hakkında yürütülen adli soruşturma dosyasında takipsizlik kararı verilmiş olmasının davaya konu idari işlemin hatalı olduğu şeklinde yorumlanamayacağı, iş akdinin feshi için makul şüphenin varlığının yeterli olduğu, dava konusu işlemin hukuka uygun olduğu belirtilerek Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği iddia edilmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından; Bölge İdare Mahkemesi kararında usul ve esas bakımından hukuka aykırılık bulunmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'İN DÜŞÜNCESİ: Olağanüstü hal kapsamında yayımlanan kanun hükmünde kararnamelerin amacı ve alınan tedbirlerin kapsamı birlikte dikkate alındığında, söz konusu kanun hükmünde kararnameler ile başta FETÖ/PDY olmak üzere terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen kişilerin tamamının tüm kamu kurum ve kuruluşlarından çıkarılması sonucuna ulaşılmak istendiği anlaşılmaktadır. İlgililer hakkında kamu görevinden çıkarma tedbirinin uygulanabilmesi için mutlaka terör örgütü üyeliği ve mensubiyeti şeklinde bir bağ kurulması aranmamaktadır. Terör örgütü veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplarla iltisak yahut bunlarla irtibat şeklinde bir bağ kurulması yeterli görülmektedir. Bununla birlikte, kişilerin terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğunun, görevden çıkarılmayı haklı kılacak yeterlilikte ve nitelikte sebeplere dayanması gerekmektedir. Somut olayda, davalı idarece, davacının TTNET üzerinden ByLock kullanıcısı olduğunun idarelerine bildirilmesi üzerine 667 sayılı KHK hükümleri uyarınca davacının iş sözleşmesinin feshine karar verildiği belirtilmiş ise de, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosunun … tarih ve Soruşturma No:…, Karar No:… sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair kararında, "...... isimli şahıs adına kayıtlı olan 543...60@ttnet numaralı hat ile bylock isimli programın yüklendiği ve ... ID kullanıcısı olarak kullanıldığı anlaşılmış, ancak bahse konu ID kullanıcısının Ş.G. isimli şahıs olduğu ve hakkında KOCAELİ CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞININ … sayısına kayden işlem yapıldığı,..." tespitlerine yer verildiği görülmüştür. Bu durumda, aboneliği davacı adına olmakla birlikte 543...60@ttnet üzerinden ByLock programına bağlantı sağlayan kişinin ... ID numarasıyla Ş.G. isimli şahıs olduğu, davacının anılan programı kullandığı yolundaki tespitin bu aşamada geçerliliğini yitirdiği anlaşılmaktadır. Bununla birlikte, davacı hakkında yürütülen ceza soruşturması sonucunda İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosunun … tarih ve Soruşturma No:…, Karar No:… sayılı kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin kararında ise "...şüpheli hakkında yapılan araştırma neticesinde İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü tarafından tanzim edilen tutanakta şu aşamada, tüm ülke çapında devam eden bu tür soruşturmalara kaynak oluşturması maksadıyla hazırlanan bilgi havuzunda adı geçen kişinin şahsi olarak karıştığı ve atılı suça delil kabul edilebilecek bir veriye rastlanılmadığı, şüphelinin sahip olduğu adsl hattı üzerinde bylock uygulaması tespit edildiği ancak dosya kapsamında mevcut araştırma tutanağına göre bu uygulamayı Ş.G. isimli başka birinin kullandığının tespit edildiği, Şüpheliden elde edilen dijital eşyalar üzerinde yaptırılan bilirkişi incelemesi neticesinde tanzim edilen raporda soruşturma konusu olaya dair suç unsuru içeren bir veri tespit edilmediğinin görüldüğü, Şüphelinin Bank Asya hesabını bulunmadığı, Soruşturma dosyası kapsamında mevcut kolluk araştırma tutanağına göre şüphelinin yazışma konusu edildiği … ID numaralı Bylock kullanıcısının halen tespit edilemediği, her ne kadar yazışma içeriği ve şüpheli hakkında bilgisi olup olmadığı bakımından yazışma sahibinin tespiti ile ifadesinin alınmasına çalışılmış ise de ID'nin kullanıcısı belli olmadığından ifade alma işlemi gerçekleştirilemediği,..." tespitlerine yer verildiği görülmüştür. Bu kapsamda, dosyada bulunan bilgi ve belgeler ile yukarıda yer verilen tespitler bir bütün olarak değerlendirildiğinde, davalı idarece, bakılmakta olan dosyada davacının terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplarla iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğuna ilişkin yeterli delil sunulmadığı, sunulan delillerin ise davacının iltisakı veya irtibatını ortaya koyacak yeterlilikte ve nitelikte olmadığı, ayrıca Bölge İdare Mahkemesi ara kararı üzerine ilgili kamu kurumlarınca verilen cevaplarda da davacının iltisak veya irtibatını ortaya koyan herhangi bir bilgi ve belgenin dosyaya sunulmadığı anlaşıldığından, davalı idarenin temyiz isteminin reddi ile dava konusu işlemin iptali yolundaki Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden davalı idarenin yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeyerek gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY ve İLGİLİ MEVZUAT: Türkiye'de 15 Temmuz 2016 gecesi, kendilerini “Yurtta Sulh Konseyi” olarak isimlendiren bir grup Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) mensubu tarafından, demokratik biçimde halk tarafından göreve getirilen Türkiye Büyük Millet Meclisini (TBMM), Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ve Cumhurbaşkanı'nı devirmek ve anayasal düzeni ortadan kaldırmak amacıyla darbe teşebbüsünde bulunulmuş, bu teşebbüs Türk Milleti tarafından akamete uğratılmıştır. Anayasa'nın olay tarihinde yürürlükte bulunan 118. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca Milli Güvenlik Kurulu (MGK) tarafından 20/07/2016 tarihli toplantıda yapılan değerlendirmede, darbe teşebbüsünün TSK içindeki Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) mensupları tarafından başlatıldığı, bu örgütün kuruluş aşamasından itibaren etkisi altına aldığı eğitim kuruluşları, sivil toplum kuruluşları, medya kuruluşları, ticari kuruluşlar ve kamu görevlileri aracılığıyla Milleti ve Devleti kontrol altında tutmayı amaçladığı belirtilmiştir. MGK'nın anılan toplantısında "demokrasinin, hukuk devleti ilkesinin, vatandaşların hak ve özgürlüklerinin korunmasına yönelik tedbirlerin etkin bir şekilde uygulanabilmesi amacıyla" Hükûmete olağanüstü hâl ilan edilmesi tavsiyesinde bulunulması hususu kararlaştırılmıştır. Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu 20/07/2016 tarihinde, ülke genelinde 21/07/2016 Perşembe günü saat 01.00'den itibaren geçerli olmak üzere doksan gün süreyle olağanüstü hâl ilan edilmesine karar vermiştir. Anılan karar 21/07/2016 tarih ve 29777 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiş ve aynı gün TBMM tarafından onaylanmıştır. Anayasa'nın olay tarihinde yürürlükte bulunan 121. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca Cumhurbaşkanı’nın başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu tarafından, 23/07/2016 tarihli ve 29779 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3. maddesinde yargı mensupları ile bu meslekten sayılanlardan; 4. maddesinde ise bunlar dışındaki tüm kamu personelinden (işçiler dâhil) “terör örgütlerine veya MGK’ca devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara” üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilenlerin meslekten veya kamu görevinden çıkarılmalarına karar verileceği düzenlenmiştir. Bezmi Alem Vakıf Üniversitesi bünyesinde tıpta uzmanlık öğrencisi olan davacı, 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 4. maddesinin 1. fıkrasının (g) bendi uyarınca … tarih ve … sayılı işlem ile kamu görevinden çıkarılmıştır. Bunun üzerine, anılan işlemin iptaline karar verilmesi istemiyle temyizen incelenen davayı açmıştır. Diğer yandan, davacı hakkında silahlı terör örgütüne üyelik suçundan yürütülen adli soruşturmalar sonucunda, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosunun … tarihli, Soruşturma No:.., Karar No:… sayılı ve … tarihli, Soruşturma No:…, Karar No:… sayılı kararları ile Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 172. maddesinin 1. fıkrası uyarınca kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği ve UYAP sistemi üzerinde yapılan incelemede anılan kararların kesinleştiği görülmüştür.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME: 667 sayılı KHK'nın 4. maddesi uyarınca terör örgütlerine veya MGK'ca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen kamu görevlilerinin, “meslekten veya kamu görevinden çıkarılmasına" ilişkin kararlar, adli suç veya disiplin suçu işlenmesi karşılığında uygulanan yaptırımlardan farklı olarak terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapıların kamu kurum ve kuruluşlarındaki varlığını ortadan kaldırmayı amaçlayan “olağanüstü tedbir" niteliğindedir. AİHM "demokratik bir devletin, memurlarından anayasal prensiplere sadakat göstermesini isteme hakkı bulunduğunu" belirtmektedir (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/07/2004, § 52; Volkmer/Almanya (k.k.), B. No: 39799/98, 22/11/2001; Petersen/Almanya, B. No: 39793/98, 22/11/2001). AİHM'e göre "kamu çalışanlarının devlete sadık kalmaları genel yararı korumakla ve güvence altına almakla yükümlü devlet otoriteleri ile çalışmalarının doğasında bulunan bir şarttır." (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/07/2004, § 57; Žičkus/Litvanya, B. No: 26652/02, 07/04/2009, § 28). Terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara üyelik, mensubiyet, iltisak veya bunlarla irtibat, kamu görevlilerinin devlete sadakat yükümlülüğünü yitirildiğini ortaya koyan ve bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanmasını gerektiren hâllerdir. Yukarıda yer verilen yapılara üyelik ve mensubiyet olmasa da bu yapılara iltisaklı veya bunlarla irtibatlı bulunulması hâli de anılan tedbirin uygulanabilmesi için yeterlidir. Anayasa Mahkemesi 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını ''kavuşan, bitişen, birleşen'', irtibatlı kavramını ise ''bağlantılı'' olarak tanımlamıştır. Bu kavramlar ile kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hal ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterli olacaktır. Bununla birlikte iptal davaları idarî işlemlerin yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlâl edilenler tarafından açılan davalardır. İdari işlem ise idarenin kamu gücü kullanarak tek taraflı olarak tesis ettiği hukuki sonuç doğuran işlemdir. İdareyi işlem yapmaya sevk eden maddi ve hukuki etkenler ise idari işlemin sebep unsurunu oluşturmaktadır. 667 sayılı KHK'nın 4. maddesinin öngördüğü üzere terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen kamu görevlileri hakkında “meslekten veya kamu görevinden çıkarılmasına karar verilir" hükmü gereğince davacı hakkında dava konusu işlem tesis edilmiştir. Bu kapsamda davacı hakkındaki terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu yönünde davalı idarece yapılan değerlendirmenin de kuşkusuz keyfilikten uzak olması gerekir. Dava konusu işlemin sebep unsuru yönünden hukuki denetiminin yapılabilmesi; bu değerlendirmeyi haklı kılan maddi sebeplerin yargılama esnasında davalı idarece ortaya konulmasına ve izah edilmesine bağlıdır. Bu konudaki yükümlülük şüphesiz öncelikle dava konusu işlemi tesis eden davalı idareye aittir. Bununla birlikte idari yargı mercilerince 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20. maddesinde öngörülen resen araştırma ilkesi uyarınca uyuşmazlığın çözümü için her türlü inceleme ve araştırmanın yapılması da mümkün, hatta olayın niteliğine göre gereklidir. Dava dosyasının incelenmesinden; davalı idarece, davacının 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 4. maddesi uyarınca kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin işlemin gerekçesi olarak davacının terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu yönündeki değerlendirmenin gösterildiği, Bölge İdare Mahkemesinin 05/06/2018 tarihli ara kararında; dosyada mevcut cevap dilekçesinde "Yapılan hassas araştırmalar ve toplanan deliller neticesinde ... Üniversite bünyesinde FETÖ ile doğrudan ya da dolaylı olarak bağlantısı bulunan tüm personelin iş akdine son verilmiştir. Bu sebeple davacı hakkında yapılan inceleme ve alınan istihbaratlar, ... Üniversitenin davacı ile çalışmaya devam etmemesi için yeterli dayanağı oluşturmaktadır." şeklinde açıklamaya yer verildiği, bunun yanında istinaf dilekçesine verilen cevapta ise davacının TTNET üzerinden ByLock programı kullanıcısı olduğunun belirtildiği ortaya konulduktan sonra davalı idareden; söz konusu açıklamalara istinaden davacının FETÖ ile irtibatı, iltisakı yahut aidiyeti olduğuna dair tüm bilgi ve belgelerin gönderilmesinin istenildiği; bu ara kararına davalı idarece verilen cevapta; davacının iş akdinin feshine sebebiyet veren FETÖ ile irtibatı, iltisakı yahut aidiyeti olduğuna dair bilgi ve belgelerin idarelerince düzenlenmediğinin, bu bilgi ve belgelerin Devletin ilgili ve yetkili kurumlarından temin edildiğinin, idarelerine sunulan bilgi ve belgeler doğrultusunda davacının iş akdinin feshedildiğinin belirtildiği; daha sonra Bölge İdare Mahkemesinin 18/09/2018 tarihli ara kararı ile Milli İstihbarat Teşkilatı Başkanlığından ve İstanbul Emniyet Müdürlüğü İstihbarat Şube Müdürlüğünden davacının FETÖ/PDY ile irtibatı, iltisakı veya aidiyeti olduğuna ilişkin varsa bilgi ve belgelerin istenildiği, ayrıca İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığından da davacı hakkında FETÖ/PDY terör örgütüne üye olma suçundan yürütülen soruşturma bulunup bulunmadığının sorulduğu, söz konusu ara kararına Milli İstihbarat Teşkilatı Başkanlığınca verilen 11/10/2018 tarihli cevabi yazıda, MİT'in görev ve faaliyetleri ile bu görevler kapsamında elde edilen istihbaratın paylaşılacağı kurumların 2937 sayılı Kanunda belirlendiği, bu doğrultuda elde edilen istihbari bilgilerin ilgili makamlarla paylaşıldığı, bu bağlamda ilgili ara kararda belirtilen hususlara ilişkin olarak icracı makamların kayıtlarının esas alınmasının uygun olacağı yönünde bilgi verildiği, İstanbul İl Emniyet Müdürlüğünce verilen 30/01/2019 tarihli cevabi yazıda ise davacı hakkında herhangi bir bilgi paylaşılmadan İstihbarat Dairesi Başkanlığı ve bağlı birimleri tarafından yapılan çalışmalarda elde edilen bilgilerin PVSK Ek-7 maddesi kapsamında istihbari mahiyette olduğu, hukuki delil niteliği taşımadığı ve haricen delillendirilmedikçe yapılacak adli ve idari işlemlere bizzat gerekçe teşkil etmeyeceği şeklinde ifadelerin yer aldığı görülmüştür. Olayda, Bölge İdare Mahkemesince yapılan ara kararlara istinaden Milli İstihbarat Teşkilatı Başkanlığı ve İstanbul Emniyet Müdürlüğü İstihbarat Şube Müdürlüğünden temin edilen ve davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibatı veya iltisakına ilişkin herhangi bir değerlendirme ya da delil bilgisini içermeyen cevabi yazılar doğrultusunda İdare Mahkemesi kararının kaldırıldığı ve dava konusu işlemin iptaline karar verildiği anlaşılmıştır. Bu nedenlerle, Mahkemece; davalı idareye, davacı hakkında terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara iltisakı yahut irtibatı olduğu yönünde değerlendirme yapılmasına dayanak teşkil eden tespitlerin sorulması, öte yandan 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20. maddesi uyarınca uyuşmazlığın çözümü için; "Emniyet Genel Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı ile Emniyet Genel Müdürlüğü Terörle Mücadele Daire Başkanlığından; davacının FETÖ/PDY terör örgütüne ait örgüt içi iletişim programı (ByLock) kullandığına ya da ankesörlü telefon görüşme kaydı bulunduğuna ilişkin tespit olup olmadığının sorulmasına, var ise tespitlere ilişkin belge ve raporların, (mahiyetleri ve kullanım bilgileri yer alacak şekilde) FETÖ/PDY soruşturmaları kapsamında var ise davacının adının geçtiği ifade tutanaklarının, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonundan; davacının, müflis Asya Katılım Bankası AŞ’de katılım ya da cari hesabının bulunup bulunmadığının sorularak var ise ilgili belge ve raporların, (şahıs, hesap no, hesap açılma tarihi, işlem tarihleri, işlemlerin mahiyeti, tutarı yer alacak şekilde) Milli Eğitim Bakanlığı Özel Öğretim Kurumları Genel Müdürlüğünden; davacının FETÖ/PDY terör örgütüne ait özel öğretim kurum ve kuruluşlarına ilişkin eğitim kaydı ile özel öğrenci yurtları vb. ilişkin kayıt bilgileri (istihbari olanlar dâhil) olup olmadığı sorularak var ise tespitine ilişkin belge ve raporların, Hazine ve Maliye Bakanlığı Mali Suçları Araştırma Kurulundan (MASAK); davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile ilişkili gerçek (sivil imamlar vb) veya tüzel (Kimse Yok Mu Derneği vb) kişilere bağış ya da para transferinin olup olmadığının sorularak var ise ilgili belge ve raporların, (şahıs, dernek/vakıf, miktar ve tarih yer alacak şekilde) İçişleri Bakanlığı Sivil Toplumla İlişkiler Genel Müdürlüğünden; davacının FETÖ/PDY terör örgütüne ait olduğu gerekçesiyle kapatılan dernek ya da sendika/federasyon/konfederasyonlarda yönetim/denetim/genel kurul üyelik/aidat bilgisi olup olmadığı sorularak var ise ilgili belge ve raporların, (şahıs, tarih aralığı ve ilgili kuruluş yer alacak şekilde) Vakıflar Genel Müdürlüğünden; davacının FETÖ/PDY terör örgütüne ait olduğu gerekçesiyle kapatılan vakıflarda üyeliği ya da mütevelli heyeti üyeliği olup olmadığı sorularak var ise ilgili belge ve raporların, (şahıs, tarih aralığı ve ilgili kuruluş yer alacak şekilde) ... İçerik Hizmetleri ve Prodüksiyon Anonim Şirketinden; davacının Digitürk aboneliğinin bulunup bulunmadığı, aboneliği bulunuyorsa bu aboneliği iptal ettirip ettirmediği, iptal ettirmiş ise hangi tarihte iptal ettirdiği, var ise müşteri hizmetleri ile yapılan görüşmenin çözümü ve diğer bilgi ve belgelerin birer örneğinin istenilmesine" yönelik yapılacak ara kararı neticesinde davalı idare ile yukarıda anılan kurum ve kuruluşlarca gönderilecek bilgi ve belgeler davacıya tebliğ edilerek karşı beyanlarının da alınmasından sonra davacının terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara iltisakı yahut irtibatının bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi gerekmektedir. Diğer yandan, UYAP kayıtlarının ve dava dosyasının incelenmesinden, davacı hakkında yürütülen ceza soruşturması sonucunda İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının … tarih ve Soruşturma No:…, K:… sayılı kararında; '...Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının … sayılı BYLOCK Çatı Soruşturması kapsamında 81 İl Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderilen ve FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütü mensuplarınca bir dönem kripto grafik haberleşme yöntemi için kullanılan BYLOCK isimli programın, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na … sayı ile teslim edilen mesajlaşma içerikleri üzerinde yapılan çalışmalar neticesinde aşağıdaki şekilde bir yazışma kaydı tespit edildiği, … ID … ID "...... Bezmi Alem Deri ve Zührevi Hast. Bezmi alem grubunda irtibatlı,.."...Soruşturma dosyası kapsamında mevcut kolluk araştırma tutanağına göre şüphelinin yazışma konusu edildiği … ID numaralı Bylock kullanıcısının halen tespit edilemediği, her nekadar yazışma içeriği ve şüpheli hakkında bilgisi olup olmadığı bakımından yazışma sahibinin tespiti ile ifadesinin alınmasına çalışılmış ise de ID'nin kullanıcısı belli olmadığından ifade alma işlemi gerçekleştirilemediği,...' yolunda tespitlere yer verildiği görülmüştür. Bununla birlikte, UYAP Örgütlü Suçlar Bilgi Bankası ekranında yapılan sorgulamada, Edirne Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen 2019/7862 sayılı soruşturma kapsamında şüpheli G.G.K. hakkında düzenlenen 18/04/2020 tarihli iddianamede, G.G.K.'nin davacı hakkında, "......: Bu şahıs Fatih te gitmiş olduğum ilk evde gördüğüm şahıstır. Soyadını hatırlamıyorum. Aslen Kilisli olduğunu hatırlıyorum. Cerrahpaşa TIP Fakültesi mezunu olduğunu biliyorum. 2013-2014 mezunu olabilir. Bu şahıs yaşça benden 1-2 yaş küçüktü. Yani 1989-1991 yılları arasında doğumlu olabilir. İstanbul Bezmi Alem Vakıf Gureba Hastanesi Cildiye Bölümünde doktor olarak çalışıyordu. Bu şahısla çok bir muhabbetim olmadığı için örgütle ilgili irtibatı ve iltisakı hakkında çok bir bilgim yoktur. Kendisini sadece 2013 yılında yapılan sohbetlerde gördüm. Sonrasını bilmiyorum. Zira biz dört kişi sadece Cerrahpaşa Tıp Fakültesinde çalışanlar olarak görüşüyorduk, kendisi farklı hastanede olduğu için yoktu..." şeklinde beyanda bulunduğu ve davacıyı teşhis ettiği görülmüştür. Bu durumda, Mahkemece, anılan ceza soruşturmalarında yer alan yukarıdaki tespitlerin de davacıya tebliğ edilerek karşı beyanlarının alınmasından sonra değerlendirilmek suretiyle uyuşmazlığın esası hakkında bir karar verilmesi gerekmektedir. Bu itibarla, belirtilen hususlarda araştırma yapılmaksızın, eksik incelemeyle davanın reddi yönünde verilen İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun kabulü, Mahkeme kararının kaldırılması, dava konusu işlemin iptali yolundaki Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. 2577 sayılı Kanun’un 49. maddesine uygun bulunan davalı idarenin temyiz isteminin kabulüne; 2. Davanın reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun kabulü, Mahkeme kararının kaldırılması, dava konusu işlemin iptali yolundaki temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA, 3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın … Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesine gönderilmesine, 16/05/2023 tarihinde, oybirliğiyle, kesin olarak karar verildi.
Bu kararı dosyanızda kullanın
Hukuk Asistan ile Danıştay, Danıştay ve emsal kararlarında gelişmiş arama yapın; kararları dosyalarınıza ekleyin, UYAP ve UETS entegrasyonuyla işlerinizi tek yerden yönetin.
İnternet sitemizde gizliliğinizi koruyabilmek ve size daha iyi bir deneyim sunmak için sınırlı sayıda çerezler yer alır. Kullandığımız çerezler hakkında daha fazla bilgi edinmek için Çerez Politikamıza bakın.