5. Daire 2018/3572 E. 2021/4756 K. — Danıştay Kararı
5. Daire 2018/3572 Esas 2021/4756 Karar 27.12.2021
Danıştay 5. Daire Başkanlığı 2018/3572 E., 2021/4756 K.
T.C. D A N I Ş T A Y BEŞİNCİ DAİRE Esas No : 2018/3572 Karar No : 2021/4756
DAVACI : ... adına vasi ...
DAVALI : … Kurulu / … VEKİLİ : Av. ...
DAVANIN KONUSU: Yargı mensubu olarak görev yapmakta iken, Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararıyla 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin (6749 sayılı Kanun) 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilen davacının görev yaptığı dönemde gerçekleştirdiği eylemleri nedeniyle hakkında başlatılan disiplin soruşturması neticesinde, 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu İkinci Dairesinin ... tarih ve ... sayılı kararına yapılan yeniden inceleme talebinin Hakimler ve Savcılar Kurulu İkinci Dairesinin ... tarih ve ... sayılı kararıyla reddedilmesi üzerine bu karara karşı yapılan itirazın reddine ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu'nun ... tarih ve ... sayılı kararının iptali istenilmektedir.
DAVACININ İDDİALARI : Dava konusu işlemle isnat edilen eylemin yargısal bir faaliyetten kaynaklanmadığı, Adalet Komisyonu Başkanlığı görevinden kaynaklandığı, hakkındaki soruşturmanın adalet müfettişlerince yapılması gerekirken HSK müfettişlerince yapıldığı, savunma hakkının usulüne uygun kullandırılmadığı, Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararıyla meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verildiğinden aynı fiil nedeniyle iki kez cezalandırılamayacağı, dava konusu işleme dayanak fiil ile anılan fiile karşılık gelen kanun hükmünün yanlış değerlendirildiği ileri sürülmektedir.
DAVALININ SAVUNMASI : Davacının disiplin cezasına konu fiilinin Adalet Komisyonu Başkanı sıfatıyla nöbet listesi hazırlamak olmadığı, Hakim H.K. tarafından tahliye kararı verilmesine yönelik organizasyonun bir parçası olarak hukuka aykırılıkların yaşandığı sürece iştirak etmesi nedeniyle dava konusu işlemin tesis edildiği, davacının Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararıyla meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilmesinin disiplin cezası olmayıp göreve son verme işlemi olduğu, söz konusu göreve son verme işlemi ile dava konusu disiplin cezasının farklı hukuki nedenlerden kaynaklandığı, davacının aynı fiil nedeniyle ikinci kez cezalandırıldığı iddiasının hukuki dayanaktan yoksun olduğu, davacının örgütlü suçlar başta olmak üzere haklarında son derece ciddi suçlamalar bulunan bazı tutuklu şüphelilerin tahliyesini sağlamak amacıyla eylem ve fikir birliği içinde hareket eden organizasyonun bir parçası olarak anılan kişilerin hukuka aykırı surette tahliyesinin teminine yönelik işlem ve eylemlere iştirak ettiğinden davacının fiillerinin 2802 sayılı Yasa'nın 69. maddesinin son fıkrası ile örtüştüğü, davacının görevde iken gerçekleştirdiği eylemlerinin mesleğin şeref ve onurunu, memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte görüldüğünden dava konusu disiplin cezasının uygulandığı belirtilerek davanın reddi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ …'NİN DÜŞÜNCESİ : Davacının örgütlü suçlar başta olmak üzere haklarında ciddi suçlamalar bulunan tutuklu şüphelilerin tahliyesini sağlamak amacıyla eylem ve fikir birliği içinde hareket eden organizasyonun bir parçası olarak anılan kişilerin hukuka aykırı surette tahliyesinin teminine yönelik işlem ve eylemlere iştirak etmesinin mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte olduğu sonucuna varılarak subuta eren eylemleri nedeniyle 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca verilen meslekten çıkarma cezasında ve ceza nedeniyle yapılan yeniden inceleme ve itiraz başvurularının reddine ilişkin işlemlerde hukuka aykırılık bulunmadığından davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.
DANIŞTAY SAVCISI …'İN DÜŞÜNCESİ : Dava, 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına karşı yeniden inceleme talebibinin reddine dair Hakimler ve Savcılar Genel Kurulu'nun ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının iptali istemiyle açılmıştır. Anayasa'nın 139. maddesinde; "Hakimler ve savcılar azlolunamaz ... Meslekten çıkarılmayı gerektiren bir suçtan dolayı hüküm giymiş olanlar, görevini sağlık bakımından yerine getiremeyeceği kesin olarak anlaşılanlar veya meslekte kalmalarının uygun olmadığına karar verilenler hakkında kanundaki istisnalar saklıdır.", 140. maddesinin üçüncü fıkrasında, "Hakim ve savcıların nitelikleri, atanmaları, hakları ve ödevleri, aylık ve ödenekleri, meslekte ilerlemeleri, görevlerinin ve görev yerlerinin geçici veya sürekli olarak değiştirilmesi, haklarında disiplin kovuşturması açılması ve disiplin cezası verilmesi, görevleriyle ilgili veya görevleri sırasında işledikleri suçlarından dolayı soruşturma yapılması ve yargılanmalarına karar verilmesi, meslekten çıkarmayı gerektiren suçluluk veya yetersizlik halleri ve meslek içi eğitimleri ile diğer özlük işleri mahkemelerin bağımsızlığı ve hakimlik teminatı esaslarına göre kanunla düzenlenir.", Hakimler ve Savcılar Kurulu başlıklı 159. maddesinin 8. fıkrasında, "Kurul, ... meslekte kalmaları uygun görülmeyenler hakkında karar verme, disiplin cezası verme, görevden uzaklaştırma işlemlerini yapar; Adalet Bakanlığının, bir mahkemenin kaldırılması veya yargı çevresinin değiştirilmesi konusundaki tekliflerini karara bağlar; ayrıca, Anayasa ve kanunlarla verilen diğer görevleri yerine getirir.", bu maddenin 10. fıkrasında ise, "Kurulun meslekten çıkarma cezasına ilişkin olanlar dışındaki kararlarına karşı yargı mercilerine başvurulamaz." hükümlerine yer verilmiştir. 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun, "Hakimlik ve savcılık görevlerinin sona ermesi" başlıklı 53. maddesinde, " Hakim ve savcıların: a) Bu Kanun hükümlerine göre meslekten çıkarılmaları veya meslekte kalmalarının uygun olmadığına karar verilmesi, b) Haklarında soruşturma ve kovuşturma bulunması halleri hariç olmak üzere, mesleğe alınma koşullarından herhangi birini taşımadıklarının sonradan anlaşılması, c) Görevdeyken, 8 inci maddenin (a), (d) ve (g) bentlerinde yazılı niteliklerden herhangi birini kaybetmeleri, d) Meslekten çekilmeleri veya çekilmiş sayılmaları, e) İstek, yaş haddi veya malullük nedenlerinden biriyle emekliye ayrılmaları, f) Ölümleri, hallerinde görevleri sona erer." hükmüne, Aynı Yasa'nın "Meslekten çıkarma cezası" başlıklı 69. maddesinde ise; "Meslekten çıkarma: Bir daha mesleğe alınmamak üzere göreve son verilmesidir. 68 inci maddenin (e) bendinde yazılı hallerden dolayı hangi sınıf ve derecede olursa olsun iki defa, diğer hallerden dolayı bir derecede iki veya derece ve sınıf kaydı aranmaksızın üç defa yer değiştirme veya derece yükselmesinin durdurulması cezası almış olmak veya taksirli suçlar hariç olmak üzere, altı aydan fazla hapis veya affa uğramış olsa bile 8 inci maddenin (h) bendinde yazılı suçlardan biri ile kesin hüküm giymek meslekten çıkarılmayı gerektirir. Ancak, verilen cezanın 8 inci maddenin (h) bendinde yazılı suçlardan dolayı verilmemiş olması ve cezanın ertelenmiş, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 50 nci maddesindeki tedbirlerden birine çevrilmiş veya yüzseksen günden fazla adlî para cezası olması halinde meslekten çıkarma cezası yerine, yer değiştirme cezası verilir. Birinci fıkra dışında kalan ceza mahkûmiyetlerinin ertelenmiş veya 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 50 nci maddesindeki ceza veya tedbirlere çevrilmiş olup olmadığına bakılmaksızın suçun niteliğine göre 64, 65, 66, 67 veya 68'inci maddelerde sayılan disiplin cezalarından biri verilir. Hükümlülüğü gerektiren suç, mesleğin şeref ve onurunu bozan veya mesleğe olan genel saygı ve güveni gideren nitelikte görülürse, Kanunda daha alt derecede bir disiplin cezası öngörülmemiş olmak kaydıyla, cezanın miktarına ve ertelenmiş veya 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 50'nci maddesindeki ceza veya tedbirlerden birine çevrilmiş olup olmadığına bakılmaksızın, meslekten çıkarma cezası verilir." hükmüne yer verilmiştir. 6087 sayılı Hakimler ve Savcılar Kurulu Kanunu'nun "Kurulun görevleri" başlıklı 4. maddesinin; hakim ve savcılarla ilgili olarak (b) fıkrasının 6. bendinde, meslekte kalmaları uygun görülmeyenler hakkında karar verme, 7. bendinde, disiplin cezası verme, 8. bendinde de görevden uzaklaştırma işlemlerini yapmak Kurulun görevleri arasında sayılmış, "Genel Kurulun Oluşumu ve Görevleri" başlıklı 7. maddesinin 2. fıkrasının (ı) bendinde de, 4. maddenin anılan bentlerindeki düzenlemelere Genel Kurulun görevleri arasında yer verilmiş, 33. maddesinde ise, Genel Kurulun veya dairelerin, meslekten çıkarma cezasına ilişkin kesinleşmiş kararlarına karşı yargı mercilerine başvurulabileceği, diğer kararlarının yargı denetimi dışında olduğu, meslekten çıkarma kararlarına karşı açılan iptal davalarının ilk derece mahkemesi olarak Danıştay'da görüleceği hükme bağlanmıştır. Dosyanın incelenmesinden, Hakimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararında; "Şanlıurfa Cumhuriyet Başsavcılığının ... soruşturma numaralı dosyası üzerinden "Suç işleme amacıyla örgüt kurmak, yönetmek ve örgüte üye olmak, kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği, suç uydurma, iftira, özel hayatın gizliliğini ihlal, kişisel verilerin hukuka aykırı olarak kaydedilmesi, elde edilen veri ve delilleri silme ile bu suçlarda kamu araçlarının usulsüz olarak kullanılması" suçlarından şüpheli bulunan 14 kişi hakkında Şanlıurfa Cumhuriyet savcısı Orhan KORKMAZ tarafından yürütülen soruşturmada, 05/01/2015 tarihinde Şanlıurfa Cumhuriyet Başsavcılığının talimatıyla soruşturma kapsamında gözaltına alınan şüphelilerin 07/01/2015 tarihli talep yazısı ile, tutuklanmaları istemiyle mahkemeye sevkedildikleri, ... Sulh Ceza Hâkimliğinin de ... tarih ve ...sorgu no.lu kararla, suç tarihi itibariyle Şanlıurfa İl Emniyet Müdürlüğü İstihbarat Şube Müdürlüğü nezdinde görevli şüpheliler ..., ... ve ... hakkında; "...üzerlerine atılı kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği suçunun vasıf ve mahiyeti, şüpheli beyanları, müşteki ve tanık ifadeleri, tevdi raporu, istihbari dinleme raporu, imha tutanakları, dinleme süresi, mahkeme dinleme kararı ve diğer deliller birlikte değerlendirildiğinde şüpheliler atılı suçu işlediği yolunda kuvvetli suç şüphesi altında olduğuna dair kuvvetli somut delillerin bulunduğu ve şüpheliler hakkında adli kontrol hükümlerinin uygulanmasının yetersiz kalıp tutuklama tedbirinin ölçülü bulunduğu ayrıca şüphelilere isnat edilen eylemin CMK'nun 100. maddesinde yer alan katalog suçlardan oluşu dikkate alınarak CMK'nun 100 ve devamı maddeleri gereğince ayrı ayrı tutuklanmalarına..." şeklindeki gerekçeyle tutuklama kararı verdiği, diğer şüpheliler ile şüpheliler ..., ... ve ...'a isnat olunan diğer suçlar nedeniyle yapılan tutuklama istemlerinin reddine karar verdiği, şüpheliler müdafii olan Avukat ...'in 13.01.2015 tarihli dilekçeyle tutuklama kararına itiraz ettiği, … Sulh Ceza Hâkimliğinin ... tarih ve ... D. İş sayılı kararla şüpheliler müdafinin tutukluluğa vaki itirazlarının reddine ve şüphelilerin tutukluluk hallerinin devamına, itirazın incelenmek ve değerlendirilmek üzere CMK'nın 268/2. maddesi gereğince Şanlıurfa 1. Sulh Ceza Hâkimliğine gönderilmesine karar verdiği, dosyanın aynı gün 2015/163 değişik iş sayılı müzekkereyle Şanlıurfa 1. Sulh Ceza Hâkimliğine gönderildiği, Şanlıurfa 1. Sulh Ceza Hâkimliğinin de, 16.01.2015 tarih ve 2015/109 D. İş sayılı kararla; şüpheliler müdafinin tutuklama kararına vaki itirazların reddine ve şüphelilerin tutukluluk hallerinin devamına, CMK'nın 271/4. maddesi gereğince kesin olmak üzere karar verdiği, İlgili hâkim ...'ın, nöbetçi hâkim olarak görevli olduğu 17/01/2015 Cumartesi günü şüpheliler müdafiinin tahliye istemli talebi üzerine, oluşturduğu ve fiziki bir dosya niteliğinde olup şüpheli müdafii tarafından verildiği anlaşılan soruşturma aşamasındaki şüpheli ifadeleri ile tahliye dilekçeleri ve ... Sulh Ceza Hâkimliğinin tutuklamaya itiraz talebinin reddine ilişkin 16/01/2015 tarihli karar suretini nazara alarak, sayılan belgeler dışında dosyanın esaslı unsurları olan müşteki ifadeleri, Teftiş Kurulu Başkanlığı Raporu, aleyhe şüpheli ifadeleri, tanık anlatımları, istihbaharat raporları ve diğer yasal belge ile delillere dosyada gizlilik kararı bulunması nedeni ile taranmaması ve bu belgelere UYAP üzerinden ulaşma imkanı bulunmaması da nazara alındığında, üç klasörden ibaret soruşturma dosyasını görmeden suçlayıcı belge ve delilleri tetkik etmeden, şüpheliler müdafii tarafından sunulan son derece sınırlı belgelere istinaden nöbet çizelgesine göre nöbetinin son gününde acil olarak karar verme iradesi ile mesai gününde sağlıklı olarak dosyayı inceleme imkanını kullanmadan şüpheli ifadelerine dayanarak ... Sulh Ceza Hâkimliğinin ... tarih ve ... değişik iş sayısına kayden "şüphelilerin tutuklandığı suçun CMK'nun 100. maddesinde yer alan katalog suçlardan olmaması, sabit ikamet sahibi olmaları, kaçma ve delilleri karartma şüphesinin olmaması, tutuklulukta geçen süre ile suçun vasıf ve mahiyeti" şeklinde genel gerekçelere dayanarak şüphelilerin tahliyeleri yönünde karar verdiği, ...... ...'ün; Şanlıurfa Adli Yargı İlk Derece Mahkemesi Adalet Komisyonu Başkanı olarak görev yaparken, nöbet çizelgesinin son sırasında bulunan Hâkim ...'in raporlu olması nedeniyle mevcut nöbet çizelgesinin birinci sırasında bulunan Hâkim ...'ün görevlendirilmesi gerekirken, görev gereklerine aykırı olarak; nöbet çizelgesinde onuncu sırada bulunan Hâkim ...'ı nöbetçi hâkim olarak görevlendirerek tutuklu şüphelilerin tahliyesine yönelik eylemlerde diğer ilgililer ile birlikte hareket ettiği,"gerekçesiyle davacının, 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun 69'uncu maddesinin son fıkrası gereğince "meslekten çıkarma" cezası ile cezalandırılmalarına karar verildiği anlaşılmaktadır. Davacı, 14/06/2018 tarihli savunmasında; "Hakkımda yukarıda bahsedilen dosya ile alakalı olarak savunmam istenmektedir. Öncelikle şunu belirtmek istiyorum ki hakkımda hangi delillerle ulaşıldığı belli olmayan örgüt içerisinde olma iddiasını kabul etmiyorum. Her ne kadar hakkımda örgütün içerisinde yer alarak onlarla fikir ve eylem birliği içerisinde bulunduğum anlaşılmıştır denilmiş ise de bu kanaate nasıl ulaşıldığı tarafımca anlaşılamamıştır. Meslek hayatım boyunca yasadışı hiçbir örgüte üye olmadım ve kararlarımda kimsenin tesirinde kalmadım. 2007 yılından itibaren Ağır Ceza Mahkemesi Başkanlığı ve 1 yıl hariç Adalet komisyon başkanlığı yaptım. Görevim sırasında gerek meslektaşlarım gerekse personelle devamlı bir şekilde iletişim halinde olarak adaletli olmaya çalıştım. Şanlıurfa dahil hiçbir yerde ciddi bir sorun yaşamadık. Yapılan görevlendirmelerde birçok sebep etken olmaktadır. Şanlıurfa gibi personel yetersizliği olan ve iş yükü çok olan bir yerde de yapılan görevlendirmelerde sorun çıkmamıştır. Normalde asliye hukuk mahkemelerinde refik mahkeme uygulaması olmasına rağmen zaman zaman arkadaşların talebi ile değişiklik yapılmıştır. Veya bir arkadaşa bir görevlendirme yapıldığında onun özel durumunu iletmesi halinde değişiklik yapılmıştır. Bu konuda çok örnek verilebilir. Anlatmak istediğim görevlendirmeler matematik formülü gibi değildir. Kişilerin durumuna göre bunlar değişebilir. Hakkımdaki suçlama ilgili ise şu hususları belirtmek istiyorum. Her şeyden önce ne tutuklanan polisleri bilirim tanırım ne de müdafilerini. Belki görevim gereği emniyet mensupları ile görüştüğüm olmuştur ama tutuklu polislerle tanıştığımı hatırlamıyorum. Onlarla herhangi bir telefon trafiğim ve ya bir arkadaşlığım olmamıştır. Aynı şekilde müdafilerini de bilmem. Yani bu kişiler tanımadığım kişilerdir. Bana isnat edilen eylem nöbetçi hakim olan ...'in raporlu olması nedeniyle onun yerine mevcut nöbet çizelgesinin 1. sırasında bulunan Hakim ...'ün görevlendirilmesi gerekirken onun görevlendirilmeyip Hakim ...'ın görevlendirilmesidir. Hemen belirtmem gerekir ki bu hususta bir yanlış anlaşılma olduğu kanaatindeyim. Çünkü nöbet listesi Hakim ...'le sona eriyordu ve ondan sonra hakim ... gelmiyordu. Bu liste 01/09/2014'de yapılan bir liste idi. Ve 21 hakimi kapsıyordu. Ama bu listenin yürürlükte olduğu süre boyunca gerek tayinle gerekse de kura ile yaklaşık 10'a yakın hakim Şanlıurfa'ya tayin olmuştu. Bunlarında listeye dahil edilmesi gerekiyordu. Ve uygulama da tüm Türkiye'de olduğu gibi mevcut nöbet listesi biter ve o mahale yeni tayin olmuş olanlar listenin başından itibaren listeye dahil olurlar. Bir de yeni tayin olan hakimlerin yetkisi belli olmadığından son ana kadar liste yapılmamıştı. Yani mevcut nöbet listesi bitene kadar liste yapılmamıştı. Hakim ... beyin nöbeti 12/01/2015 de başlayıp 18/01/20015'de bitiyordu. 19/01/20015 den itibaren ise yeni nöbet listesi yapılacaktı. Az önce de belirttiğim gibi Hakim ... beyden sonra Hakim ... gelmiyordu. Yeni nöbet listesi oluşacaktı ve önce yeni gelen Hakim arkadaşlar bu listeye dahil olacaktı. Ayrıca yeni nöbet listesi oluşturulurken de hakimlerin önceki nöbetlerinde rapor ya da izin kullanıp kullanmadığı veya muhtemel nöbet tarihinde izin kullanacaklarını belirtmeleri durumunda bu hususlarda dikkate alınmaktadır. Özetlemek gerekirse; 01/09/2014 tarihli nöbet listesi 18/01/2015 tarihinde de bitiyordu. Ve yeni listede kesinlikle Hakim ... yoktu. Zaten 19/01/2015 tarihli yeni nöbet listesinden de anlaşılacağı şekilde adı geçen hakim 13. sıradadır. Yine tayinimin çıkması nedeniyle benden sonra adalet komisyonu Başkanı Mehmet Yüksek tarafından yetkiler nazara alınarak 23/02/2015 tarihli yeni bir nöbet listesi yapılmıştır. Ve orada da Hakim Mustafa Şentürk 13. sıradadır. Nöbet listeleri savunmam ekinde vardır. Benim Hakim ...'in rapor aldığından ve ya alacağından haberim yoktu. 11 ocak gecesi Hakim ... bey hasta oluyor ve kendisini Başsavcı vekili olan Veliahtin bey hastaneye kaldırıyor. 12 ocak günü odamda aynı zamanda mahkeme üyesi olan hakimler Firdevs ÜNLÜ ve ... ile oturuyordum. Ve dosya konuşuyorduk. Bu arada adalet komisyon müdürü Sedat bey gelerek Hakim ... beyin 3 günlük rapor aldığını söyledi. Raporun 3 günlük olması yeni nöbet listesinin daha hazırlanmamış olması ayrıca tutulan nöbetin mesai dışı sulh ceza nöbeti olması nedeniyle geçici olarak bir hakim arkadaşı görevlendirmeyi düşündüm. Malum olduğu üzere sayısı 4'den az olan sulh ceza hakimlikleri mahallerinde diğer ceza hakimleri mesai sonrası ve esas hafta sonu sulh ceza nöbeti tutarlar. Raporun 3 günlük olması ve nöbet listesi hazırlanmaması nedeniyle geçici bir hakim arkadaşın görevlendirmeyi düşündüm. Zaten Hakim ... bey de Perşembe günü gelip göreve başlayacaktı. Yani 15 ocakta raporu bitiyordu. Böyle ekstra görevlendirmelerde genelde işi az olan hakim arkadaşları görevlendiririz. Zaten asliye ceza mahkemeleri hakimleri yoğun çalışıyorlardı. Bu durumda ağır ceza mahkemesi üyelerinden birisini görevlendirmek istedim. 3 tane ağır ceza mahkemesi vardı. Ben aynı zamanda 3. ağır ceza mahkemesi başkanı idim. Diğer ağır ceza mahkemelerinden birisinde 2 üye diğerinde 3 üye vardı. Ancak 3 üyeden bir arkadaş doğum sonrası olduğundan ona nöbet yazılmıyordu. Bu durumda sadece bizim mahkemede 3 üye vardı. Benim odada Hakimler Firdevs Ünlü, ... ve komisyon müdürü Sedat ASLAN olduğu halde hakim arkadaşlara kim bu 3 günlük nöbeti tutmak ister dedim. Hakim Firdevs Ünlü belki de işi olduğu nedeniyle gönülsüz olduğu için ondan daha kıdemsiz olan ...'a 3 günlük nöbeti verdik. 15 Ocak Perşembe günü komisyon müdürü tekrar gelerek bana Hakim ... beyin 1 hafta daha rapor aldığını söyledi. Ben de bunun üzerine Hakim ... bey 3 gün nöbet tuttu artı o devam etsin dedim. Ve Sedat müdüre ... beyin nöbeti geldiğinde ... beyle bir ayarlama yaparız dedim. Bu konuşmalara odada bulunanlar şahittir. Bu konuda beyanları alınırsa onlar da beni doğrulayacaktır. Biz normalde üye hakim arkadaşlarla devamlı görüşürüz. Hakim ... beyin karar verdiği gün kendisi ile hiç konuşmadık. Olayı duyduktan sonra pazartesi günü arama kayıtlarına baktım. Bir kere 5 saniye kadar beni aramış gözüküyor. O aramayı dahi hatırlamıyorum. Onun dışında hiç konuşmadık. Zaten ben o gün misafirlerim olduğundan dolayı Birecik ve Halfeti'ye gitmiştim. Tahliye konusunda kimse ne beni aradı ne de ben kimseyi aradım. Aramam da mümkün değildir. Yargılama konusunda talimat verilmeyeceğini ve yönlendirme yapılmayacağını iyi bilirim. Ucundan kıyısından hiç ama hiç alakam ve ilgim olmayan bir konuda örgüt üyeliği gibi ağır bir ithamla suçlanıyorum. Bütün kayıtlar getirtilip incelenebilir. Anlattığım şeylerin hilafına bir şey varsa her türlü sonuca katlanmaya hazırım. Ayrıca şunu da eklemek istiyorum. Eğer bu konuda kötü niyetli birisi olsaydım şöyle davranırdım. Sulh ceza hakimlerimizden Yavuz Parlak'ın eşi ve çocukları Karabükte ikamet ediyor. Yavuz bey ortalama ayda bir kere ya rapor yada mazeret izni alıp ailesinin yanına gidiyor. Kötü niyetli ve iddia edildiği gibi örgüt üyesi olsaydım Hakim Yavuz beyin gitmesini bekler ve o gittikten sonra onun yerine görevlendirme yapardım. Zaten tahliye kararından bir hafta sonrada Yavuz bey yine 3 günlük izne ayrılmıştı. Belki çok ayrıntıya girdim. Kendimi çok garip hissettim. Ve de açmazda. Sanki ben suçsuzluğumu ispat etme durumundayım. Ben hata yapmadım ben hatasızım demek ve bunu ispat etmek durumunda kaldım. Benim yaptığım görevlendirme o ana kadar yaptığım yüzlerce belki de binlerce görevlendirmeden birisi idi. Ve yaptığım görevlendirme asla ama asla mevzuata aykırı değildi. Bu konudaki mevzuatı bilirim ve takdir hakkımın sınırlarını da iyi bilirim. Komisyon başkanlarının her yaptığı görevlendirmeden dolayı hakimlerin yapacağı hatalar komisyon başkanlarına yüklenebilir mi. Benim tutuklu polislerle ne de müdafileri ile bir irtibatım yoktur. Tanımam bilmem. Hakim ... beyin vermiş olduğu tahliye kararından sonra itiraz edilmesine her iki sulh ceza hakimi de itirazı reddetmiştir. Yine bildiğim kadarı ile şimdi sanık pozisyonunda olan bu polisler tutuksuz yargılanmaktadır. Bir şekilde ...'ın tahliye kararından sonra iki sulh ceza hakimliği ve ağır ceza mahkemesi sanık polisleri tutuklamayarak tahliye kararını onaylamış durumdadır. Acaba bu hakimler hakkında da soruşturma açılacak mıdır. Tabi ki böyle bir şeyi arzu etmemekle beraber sadece ortadaki paradoksa dikkat çekmek istedim. Son diyeceklerim şunlardır. Beyanımda anlattığım olaylarla ilgili kişilerin beyanlarının alınmasını talep ediyorum. Ayrıca daha geniş savunma yapmak için aleyhime olan deliller varsa onlarında tarafıma gönderilmesini talep ediyorum. Ne örgüt üyesiyim ne de herhangi bir örgütle fikir ve eylem birliği içerisinde hareket ettim. Vermiş olduğum kararlarda hak ve adalet duygusu içerisinde ve mevzuatın bana verdiği takdir yetkisini kullandım." şeklinde beyanda bulunmuştur. 28/10/2015 tarihli son savunmasında ise; "Öncelikle şunu belirtmek istiyorum ki hakkımdaki örgüt içerisinde olma iddiasını kabul etmiyorum. Meslek hayatım boyunca yasa dışı hiçbir örgüte üye olmadım ve kararlarımda kimsenin tesirinde kalmadım. 2007 yılından itibaren Ağır Ceza Mahkemesi Başkanlığı ve 1 yıl hariç Adalet komisyon başkanlığı yaptım. Görevim sırasında gerek meslektaşlarım gerekse personelle devamlı bir şekilde iletişim halinde olarak adaletli olmaya çalıştım. Usul ve yasalara uyarak görev yaptım ve Şanlıurfa dahil hiçbir yerde ciddi bir sorun yaşamadık. Yapılan görevlendirmelerde birçok sebep etken olmaktadır. Şanlıurfa gibi personel yetersizliği olan ve iş yükü çok olan bir yerde de yapılan görevlendirmelerde sorun çıkmamıştır. Normalde Asliye Hukuk Mahkemelerinde Refik Mahkeme uygulaması olmasına rağmen, zaman zaman arkadaşların talebi ile değişiklik yapılmıştır veya bir arkadaşa bir görevlendirme yapıldığında onun özel durumunu iletmesi halinde değişiklik yapılmıştır. Bu konuda çok örnek verilebilir. Anlatmak istediğim görevlendirmeler matematik formülü gibi değildir. Kişilerin durumuna göre bunlar değişebilir. Bu genel girişten sonra olaya ilişkin savunmalarım şundan ibarettir. Hakkımdaki suçlama ilgili ise şu hususları belirtmek istiyorum. Her şeyden önce ne tutuklanan polisleri bilirim tanırım ne de müdafilerini. Belki görevim gereği emniyet mensupları ile görüştüğüm olmuştur ama tutuklu polislerle tanıştığımı hatırlamıyorum. Onlarla herhangi bir telefon trafiğim veya bir arkadaşlığım olmamıştır. Aynı şekilde müdafilerini de bilmem. Yani bu kişiler tanımadığım kişilerdir. Bana isnat edilen eylem nöbetçi hâkim olan ...'in raporlu olması nedeniyle onun yerine mevcut nöbet çizelgesinde 1. sırada bulunan Hâkim ...'ün görevlendirilmesi gereken onun görevlendirilmeyip Hâkim ...'ın görevlendirilmesidir. Bu husus doğru değildir. Şöyle ki; nöbet listesi Hâkim ...'le sona eriyordu ve ondan sonra hâkim ... gelmiyordu. Görevlendirme yapılan nöbet listesi 01/09/2014'de yapılan bir liste idi ve 21 hâkimi kapsıyordu. Ama bu listenin yürürlükte olduğu süre boyunca gerek tayinle, gerekse de kura ile yaklaşık 10'a yakın hâkim Şanlıurfa’ya tayin olmuştu. Bunların da listeye dahil edilmesi gerekiyordu. Uygulamada tüm Türkiye’de olduğu gibi mevcut nöbet listesi biter ve o mahale yeni tayin olmuş olanlar listenin başından itibaren listeye dahil olurlar. Bir de yeni tayin olan hâkimlerin yetkisi belli olmadığından son ana kadar liste yapılmamıştı. Çünkü bilindiği üzere 1. Bölgelerde Sulh Ceza nöbetlerini sadece Ceza Hâkimleri tutmaktadır. Sonuç itibariyle mevcut nöbet listesi bitene kadar liste yapılmamıştı. Hâkim ... beyin nöbeti 12/01/2015 de başlayıp 18/01/2015 de bitiyordu. 19/01/2015'den itibaren ise yeni nöbet listesi yapılacaktı. Az önce de belirttiğim gibi Hâkim ... Beyden sonra Hâkim ... gelmiyordu. Yeni nöbet listesi oluşacaktı ve önce yeni gelen Hâkim arkadaşlar bu listeye dahil olacaktı. Ayrıca yeni nöbet listesi oluşturulurken de hâkimlerin önceki nöbetlerinde rapor ya da izin kullanıp kullanmadığı veya muhtemel nöbet tarihinde izin kulanacaklarını belirtmeleri durumunda bu hususlar da dikkate alınmaktadır. Özetlemek gerekirse 01/09/2014 tarihli nöbet listesi 18/01/2015 tarihinde bitiyordu ve yeni listede kesinlikle Hâkim ... yoktu. Zaten 19/01/2015 tarihli yeni nöbet listesinden de anlaşılacağı şekilde adı geçen hâkim 13. sıradadır. Yine tayinimin çıkması nedeniyle benden sonra adalet komisyonu Başkanı Mehmet YÜKSEK tarafından yetkiler nazara alınarak 23/02/2015 tarihli yeni bir nöbet listesi yapılmıştır ve onlarda da hâkim Mustafa ŞENTÜRK 13. Sıradadır. Nöbet listeleri savunmam ekinde vardır. Benim Hâkim ...'in rapor aldığından ve ya alacağından haberim yoktu. 11 Ocak gecesi Hâkim ... bey hasta oluyor ve kendisini Başsavcı vekili olan Velihattin ELDEMİR bey hastaneye kaldırıyor. 12 Ocak günü odamda aynı zamanda mahkeme üyesi olan hâkimler Firdevs ÜNLÜ ve ... ile oturuyordum ve dosyaları konuşuyorduk. Bu arada adalet komisyon müdürü Sedat bey gelerek Hâkim ... beyin 3 günlük rapor aldığını söyledi. Raporun 3 günlük olması yeni nöbet listesinin daha hazırlanmamış olması ayrıca tutulan nöbetin mesai dışı sulh ceza nöbeti olması nedeniyle geçici olarak bir hâkim arkadaşı görevlendirmeyi düşündüm. Malum olduğu üzere sayısı 4'den az olan sulh ceza hâkimlikleri mahallerinde diğer ceza hâkimleri mesai sonrası ve esas hafta sonu sulh ceza nöbeti tutarlar. Zaten Hâkim ... bey de Perşembe günü gelip göreve başlayacaktı. Yani 15 Ocakta raporu bitecekti. Böyle ekstra görevlendirmelerde genelde işi az olan hâkim arkadaşları görevlendiririz. Asliye Ceza Mahkemeleri Hâkimleri yoğun çalışıyorlardı. Bu durumda ağır ceza mahkemesi üyelerinden birisini görevlendirmek istedim. 3 Tane ağır ceza mahkemesi vardı. Ben aynı zamanda 3. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı idim. Diğer ağır ceza mahkemelerinden birisinde 2 üye diğerinde 3 üye vardı. Ancak 3 üyeden bir arkadaş doğum soması olduğundan ona nöbet yazılmıyordu. Bu durumda sadece bizim mahkemede 3 üye kalıyordu. Benim odada Hâkimler Firdevs ÜNLÜ, ... ve komisyon müdürü Sedat ASLAN olduğu halde hâkim arkadaşlara "kim bu 3 günlük nöbeti tutmak ister" dedim. Hâkim Firdevs ÜNLÜ belki de işi olduğu nedeniyle gönülsüz olduğu için ondan daha kıdemsiz olan ...'a 3 günlük nöbeti verdik. Bu konuşmalara odada bulunanlar şahittir. 15 Ocak Perşembe günü komisyon müdürü tekrar gelerek bana Hâkim ... beyin 1 hafta daha rapor aldığını söyledi. Ben de bunun üzerine "Hâkim ... bey 3 gün nöbet tuttu artık o devam etsin" dedim ve Sedat müdüre "... Bey'in nöbeti geldiğinde ... beyle bir ayarlama yaparız" dedim. Bu konuda beyanları alınırsa onlar da beni doğrulayacaktır. Biz normalde üye hâkim arkadaşlarla devamlı görüşürüz. Hâkim ... Bey'in karar verdiği gün kendisi ile konuştuğumu hatırlamıyorum. Olayı duyduktan sonra pazartesi günü arama kayıtlarına baktım. Bir kere 5 saniye kadar beni aramış gözüküyor. O aramayı dahi hatırlamıyorum. Onun dışında konuştuğumu zannetmiyorum ve konuşmadık diye biliyorum. HTS kayıtları getirilip incelendiğinde de bu durum açığa çıkacaktır. Zaten ben o gün misafirlerim olduğundan dolayı Birecik ve Halfeti'ye gitmiştim. Tahliye konusunda kimse ne beni aradı ne de ben kimseyi aradım. Aramam da mümkün değildir. Yargılama konusunda talimat verilmeyeceğini ve yönlendirme yapılmayacağını iyi bilirim. Ucundan kıyısından hiç ama hiç alakam ve ilgim olmayan bir konuda örgüt üyeliği gibi ağır bir ithamla suçlanıyorum. Bütün kayıtlar getirtilip incelenebilir. Anlattığım şeylerin hilafına bir şey varsa her türlü sonuca katlanmaya hazırım. Benim yaptığım görevlendirme asla ama asla mevzuata aykırı değildi. Bu konudaki mevzuatı bilirim ve takdir hakkımın sınırlarını da iyi bilirim. Komisyon başkanlarını her yaptığı görevlendirmeden dolayı hâkimlerin yapacağı hatalar komisyon başkanlarma yüklenebilir mi. Benim tutuklu polislerle ne de müdafileri ile bir irtibatım yoktur. Tanımam bilmem. Hâkim ... beyin vermiş olduğu tahliye kararından sonra itiraz edilmesine rağmen her iki sulh ceza hâkimi de itirazı reddetmiştir. Yine bildiğim kadarı ile şimdi sanık pozisyonunda bu polisler tutuksuz yargılanmaktadır. Son diyeceklerim şunlardır. Ne örgüt üyesiyim ne de herhangi bir örgütle fikir ve eylem birliği içerisinde hareket ettim. Vermiş olduğum kararlarda hak ve adalet duygusu içerisinde ve mevzuatın bana verdiği takdir yetkisini kullandım. Kesinlikle mevzuata aykırı bir işlem yapmadım. Herhangi bir suç işlemedim. Bir hukukçunun yasa dışı oluşumlarla işbirliği yapması mümkün değildir. Ben de bunu yapmadım. Yapmış olduğum savunmam doğrultusunda hakkımda herhangi bir ceza tayinine yer olmadığı konusunda karar verilmesini yüksek takdirlerinize saygıyla arz ederim." şeklinde beyanda bulunmuş, Davacı ...'ün, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu 2. Dairesi'ne hitaben yazdığı 02/11/2015 tarihli ek savunmasında da; "28/10/2015 tarihli başkanlığınıza yapmış olduğum savunmamı aynen tekrar etmekle, eksik kaldığını düşündüğüm bir konuda yüksek müsadenizle açıklama yapmak istiyorum. Şanlıurfa Adliyesi zabıt kâtibi ... beyanında hâkim ...'ı telefonla birisiyle konuştuğunu ve ona başkanım diye hitap ettiğini, bilahare de “Komisyon Başkanı beni arıyor onunla yemeğe gidiyorum” şeklinde ifade de bulunmuştur. Ayrıca beyanında ... beyin adliyeye saat 11:00 gibi geldiğini ve bir takım işlemler yapıldığını, telefon görüşmelerini ve yemek meselesinin de bu arada yapıldığını söylemiştir. Yemekten geldikten soma da işlemlerin devam ettiğini, son olarak da şüphelilerin tahliye edildiğini ifadesine eklemiştir. Önceki beyanımda belirttiğim şekilde bu olayların olduğu gün yani 18/01/2015 tarihinde misafirim olduğu için Birecik ve Halfetiye ilçelerine gitmiştim. Orada misafirlerimi gezdirmiş ve yemek yemiştim. Bahsettiğim ilçeler Urfa merkeze yaklaşık 2 saat uzaklıktadır ve ben akşam tahminen saat 19:00 gibi Urfa'ya giriş yaptım. Bu süre zarfında benim iki saat uzaklıktan Urfa'ya gelip ... bey ile yemek yemem ve geri dönmem ya da ... beyin benim bulunduğum Harfetiye gelip benimle yemek yeyip geriye dönmesi fiziken mümkün değildir. Zabıt kâtibi ...'in niçin bu şekilde beyanda bulunduğunu bilemiyorum. Zaten HTS kayıtlarından da benim o saatlerde nerede olduğum bellidir ve hâkim ... bey ile yemek ya da onunla yüz yüze konuşmam fiziken mümkün değildir. Yine telefonla da görüşmediğim kayıtlardan da anlaşılabilir. Yukarıda yapmış olduğum savunmayı 28/10/2015 tarihli savunmama ek savunma olarak kabul edilmesini yüksek müsadelerinizle arz ederim." şeklinde beyanda bulunmuştur. Dosya içeriğindeki bilgi, belge, tanık ifadeleri ve davacının savunmaları birlikte değerlendirildiğinde; ihtilaf konusu dönemde, davacının Adli Yargı İlk Derece Adalet Komisyonu Başkanı olarak görev yaptığı, Adalet Komisyonu Başkanlığı tarafından, hakimlerin birer hafta süreyle nöbet tutmasına ilişkin "Hâkim Nöbet Listesi"nin düzenlendiği, nöbet talimatında; "Nöbetçi Hâkimin nöbetinin bulunduğu hafta raporlu, izinli yada yasal bir nedenle görevde bulunmaması halinde bir sonraki nöbetçilerin nöbet tutacakları" şeklinde düzenleme yapıldığı, 05/01/2015 ilâ 11/01/2015 tarihlerini kapsayan haftada nöbetçi hâkimin ... olduğu, o tarihte, Şanlıurfa Adli Yargı İlk Derece Adalet Komisyonu Başkanı sıfatıyla görev yapan davacının, gözaltıların yapıldığı gün sabah saatlerinde nöbetçi hâkim ...'ı telefonla arayarak odasında ziyaret ettiği ve nöbetçi hâkim tarafından herhangi bir talep olmadığı ve nöbet görevinin icrasına ilişkin olarak bir mazeret ileri sürülmediği halde, nöbetçi hâkime hitaben "istersen nöbet tutma, sana izin verebilirim." dediği, nöbetçi hâkim ...'ın nöbet görevini yerine getireceğini belirttiği, bu hususun hâkim ...'ın, soruşturmayı yürüten Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Başmüfettişi'ne verdiği 13/05/2015 tarihli beyanı ile sabit olduğu hususları, bu konuda konu ile ilgili diğer şahitlerden alınan ifadeler, ilgililerin HTS kayıtları na ilişkin tespitler, konu ile ilgili davacı hakkında yapılan adli soruşturma sonucu açılan davada, Yargıtay ... Ceza Dairesi'nin ... tarih ve E:...., K:...sayılı kararı ile davacının Silahlı terör örgütü üyesi olmak suçundan 7 yıl 6 ay hapis cezası ile, görevi kötüye kullanmak suçundan ise 1 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiş olması hususları da dikkate alındığında, davacının 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun 69'uncu maddesinin son fıkrası gereğince "meslekten çıkarma" cezası ile cezalandırılmasına yönelik Hakimler ve Savcılar Kurulu 2. Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına karşı yeniden inceleme talebibinin reddine dair Hakimler ve Savcılar Genel Kurulu'nun ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararında isabetsizlik görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki bilgi ve belgeler incelendikten sonra davalı idarenin usule ilişkin itirazları yerinde görülmeyerek işin gereği görüşüldü: Davacı tarafından bakılmakta olan bu dava dosyası ile Dairemizin E:2017/638 sayılı esasında kayıtlı bulunan dava dosyasının tarafları ve konusu aynı olduğundan bahisle birleştirilmesi talebinde bulunulmuş ise de 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nda davaların birleştirilmesine ilişkin bir düzenleme bulunmadığı gibi anılan Kanun'da hüküm bulunmayan hallerde uygulanmak üzere sayma yoluyla 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'na atıfta bulunulan 31. maddesinde de davaların birleştirilmesi usulüne yer verilmediği görüldüğünden bu istem yerinde görülmemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY: Davacının örgütlü suçlar başta olmak üzere haklarında ciddi suçlamalar bulunan tutuklu şüphelilerin tahliyesini sağlamak amacıyla eylem ve fikir birliği içinde hareket eden organizasyonun bir parçası olarak anılan kişilerin hukuka aykırı surette tahliyesinin teminine yönelik işlem ve eylemlere iştirak etmesi nedeniyle hakkında başlatılan disiplin soruşturması neticesinde, 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca Hâkimler ve Savcılar Kurulu İkinci Dairesinin ... tarih ve ... sayılı kararı ile meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmıştır. Anılan karara yapılan yeniden inceleme talebinin Hâkimler ve Savcılar Kurulu İkinci Dairesinin ... tarih ve ... sayılı kararıyla reddedilmesi üzerine bu karara karşı yapılan itiraz Hâkimler ve Savcılar Genel Kurulu'nun ... tarih ve ... sayılı kararı ile reddedilmiştir. Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu'nun ... tarih ve ... sayılı kararının iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır. Öte yandan, ... tarih ve ... sayılı Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu kararıyla, yargı mensubu olarak görev yapmakta olan davacının 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararnamenin 3/1. maddesi uyarınca meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilmiştir. Bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebi anılan Kurul tarafından ... tarih ve ... sayılı kararla reddedilmiştir. Davacı tarafından meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin karar ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin kararın iptali ve bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine, özlük haklarının iadesine karar verilmesi talebiyle açılan davada Dairemizin 27/12/2021 tarih ve E:2017/638, K:2021/4753 sayılı kararı ile davanın reddine karar verilmiştir. Diğer yandan, davacının, ceza yargılaması sonucunda Yargıtay ... Ceza Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üyelik suçundan 7 yıl 6 ay hapis cezası, görevi kötüye kullanma suçundan 1 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiş, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 11/03/2021 tarih ve E:2019/16.MD-235, K:2021/95 sayılı kararı ile de söz konusu karar onanarak mahkumiyet kararının kesinleştiği görülmüştür. Öte yandan, ... Sulh Hukuk Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla ... TC kimlik numaralı ...'ün davacıya vasi olarak atandığı görülerek, Dairemizin 13/09/2021 tarihli ara kararı ile davaya vasi yoluyla devam edilmesine karar verilmiştir.
İLGİLİ MEVZUAT: 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun 68. maddesinde "Yer Değiştirme Cezası", bulunulan bölgenin en az bir derece altındaki bir bölgeye o bölgedeki asgari hizmet süresi kadar kalmak üzere atanmak suretiyle görev yerinin değiştirilmesi olarak tanımlanmış olup, maddenin ikinci fıkrasının (a) bendinde, kusurlu ve uygunsuz hareket ve ilişkileri ile mesleğin şeref ve nüfuzu ile şahsi onur ve saygınlığını yitirmek; (b) bendinde, yaptıkları işler veya davranışlarıyla görevini doğru ve tarafsız yapamayacağı kanısını uyandırmak, (c) bendinde, hatır ve gönüle bakarak veya kişisel duygulara kapılarak görev yaptığı kanısını uyandırmak, (d) bendinde, göreve dokunacak surette ve kendi kusurlarından dolayı meslektaşlarıyla geçimsiz ve dirliksiz olmak, (e) bendinde, madde tayin ve deliller elde edilmemiş olsa bile, rüşvet aldığı veya irtikapta bulunduğu kanısını uyandırmak, (f) bendinde, doğrudan doğruya veya aracı eliyle hediye istemek ve görev sırasında olmasa dahi çıkar sağlamak amacı ile verilen hediyeyi kabul veya iş sahiplerinden borç istemek veya almak, yer değiştirme cezasını gerektiren fiiller arasında sayılmıştır. Anılan Yasa'nın "Meslekten Çıkarma Cezası" başlıklı 69. maddesinin birinci fıkrasında; "Meslekten çıkarma: Bir daha mesleğe alınmamak üzere göreve son verilmesidir.", son fıkrasında; "Disiplin cezasının uygulanmasını gerektiren fiil suç teşkil etmezse ve hükümlülüğü gerektirmese bile mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte görüldüğü takdirde de meslekten çıkarma cezası verilir." hükmüne yer verilmiştir. Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'nun ... tarih ve ... sayılı kararıyla kabul edilip benimsenen ve tüm hakim ve savcılara duyurulan Bangalor Yargı Etiği İlkeleri'nin 2.1. maddesinde, "Hakim, yargısal görevlerini tarafsız, önyargısız ve iltimassız olarak yerine getirmelidir."; 2.2. maddesinde, "Hâkim, mahkemede ve mahkeme dışında, yargı ve yargıç tarafsızlığı açısından kamuoyu, hukuk mesleği ve dava taraflarının güvenini sağlayacak ve artıracak davranışlar içerisinde olmalıdır."; 3.2. maddesinde, "Hakimin hal ve davranış tarzı, yargının doğruluğuna ilişkin inancı kuvvetlendirici nitelikte olmalıdır. Adaletin gerçek anlamda sağlanması kadar gerçekleştirildiğinin görüntü olarak sağlanması da önemlidir.", 4.2. maddesinde, "Kamunun sürekli denetim sujesi olarak hâkim, normal bir vatandaş tarafından sıkıntı verici olarak görülebilecek kişisel sınırlamaları kabullenmeli ve bunlara isteyerek ve özgürce uymalıdır. Hâkim, özellikle yargı mesleğinin onuruyla uyumlu bir tarzda davranmalıdır." şeklinde ilkelere yer verilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME: 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun meslekten çıkarma cezası yaptırımını düzenleyen 69. maddesinin son fıkrasında yer alan “hakimlik ve savcılık mesleğinin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte fiiller" ibaresi ile kasdedilen eylem ve davranışların ne olduğu hususu, yoruma açık ve soyut olarak düzenlenmiştir. Yasa'nın 68. ve 69. maddesinde düzenlenen fiiller arasında önemli ölçüde benzerlikler, öngörülen cezalar arasında hukuki etki ve sonuçları bakımından önemli farklar bulunmaktadır. Her iki madde birlikte değerlendirildiğinde; 68. maddenin, yargı mensubunun kendi kişisel saygınlığını yitirmesi sonucunu doğuracak eylemleri cezalandırmayı, 69. maddenin ise, yargı mensubunun kendi kişisel - özel mesleki saygınlığını yitirmesi durumundan daha ağır bir şekilde kamuoyu nezdinde hakimlik-savcılık mesleğinin saygınlığını bozacak nitelikte eylem ve davranışları cezalandırmayı amaçladığı sonucuna varılmıştır. Hâkimlik ve savcılık mesleği, kariyer bir meslek olup, bu görevi ifa eden yargı mensuplarının, toplum nezdinde güvenilir ve saygın kişiler olması gerekir. Toplumun yargı kurumlarına, yargı kararlarına ve yargı mensuplarına saygı duymalarının sebebi, yargının tarafsızlığı ve bağımsızlığı yanında yargı mensuplarının kişiliklerine olan güvenden de kaynaklanmaktadır. Yargı kurumlarının itibarı ve güvenilirliği, hâkimlik ve savcılık mesleğini icra eden yargı mensuplarının kamuoyu nezdindeki itibarı ve saygınlığı ile eş orantılıdır. Hakimlik ve savcılık mesleğinin şeref ve onurunu, nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte fiilleri işleyen hâkim ve savcıların meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmaları ile korunan hukuki değer, yargı kurumlarının ve yargı mensuplarının toplum nazarındaki saygınlıkları ve itibarlarıdır. Bu mesleğin onur ve şerefi; hem yargı mensuplarının öncelikle kendi kişiliklerine yönelik saygınlığı ve hem de toplumun yargı kurumlarına ve yargı mensuplarına duyduğu genel güven ve saygınlığı ifade eder. Hukuk Devleti, yargı kurumlarının ve yargı mensuplarının kamuoyundaki güven ve itibarını (saygınlığını) korumak ve buna aykırı her türlü tutum ve davranışları suç sayarak cezalandırmakla görevli ve sorumludur. Bu nedenle, kanun koyucu, yargı mesleğinin onur ve şerefini bozucu eylem ve davranışlarda bulunan yargı mensuplarını disiplin hukuku açısından meslekten çıkarma cezası yaptırımına bağlamıştır. Olayda, davacının örgütlü suçlar başta olmak üzere haklarında ciddi suçlamalar bulunan tutuklu şüphelilerin tahliyesini sağlamak amacıyla eylem ve fikir birliği içinde hareket eden organizasyonun bir parçası olarak anılan kişilerin hukuka aykırı surette tahliyesinin teminine yönelik işlem ve eylemlere iştirak ettiğinden bahisle 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun 69'uncu maddesinin son fıkrası uyarınca dava konusu karar ile meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, davacının Şanlıurfa Adli Yargı İlk Derece Mahkemesi Adalet Komisyonu Başkanı olarak görev yaptığı dönemde, nöbet çizelgesinin son sırasında bulunan Hakim T.Ö.'in raporlu olması nedeniyle mevcut nöbet çizelgesinin 1. sırasında bulunan Hakim M.D.Ş.'ün görevlendirilmesi gerekirken, yerleşik uygulamaya ve görev gereklerine aykırı olarak nöbet çizelgesinde 10. sırada bulunan ve yargı mensubu olarak görev yapmakta iken 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararnamenin 3/1. maddesi uyarınca meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilen H.K.'ı nöbetçi hakim olarak görevlendirerek FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensubu olmaktan haklarında soruşturma yürütülen tutuklu şüphelilerin tahliyesine yönelik eylemlerde diğer ilgililer ile birlikte hareket ettiği görülmüştür. Dava dosyasında yer alan bilgi ve belgeler ile davacı hakkında yürütülmüş olan soruşturma kapsamında ortaya konulan deliller bir bütün olarak değerlendirildiğinde, davacıya isnat edilen eylemlerin, kendi kişisel saygınlığını yitirmesi durumundan daha ağır bir şekilde kamuoyu nezdinde hakimlik-savcılık mesleğinin saygınlığını yitirmesi sonucunu doğuracak nitelik ve ağırlıkta olduğu, dolayısıyla 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrasında belirtilen meslekten çıkarma cezasını gerektiren disiplin suçuna uyduğu anlaşılmaktadır. Nitekim davacının, söz konusu eylemleriyle ilgili olarak yapılan ceza yargılaması sonucunda silahlı terör örgütüne üyelik suçundan 7 yıl 6 ay hapis cezası, görevi kötüye kullanma suçundan 1 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Yargıtay ... Ceza Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının onanmasına dair Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 11/03/2021 tarih ve E:2019/16.MD-235, K:2021/95 sayılı kararında; "... Görevi kötüye kullanma suçu bakımından ise; Sanıklar ... ve H.K.’ın inceleme konusu davada FETÖ/PDY silahlı terör örgütünce organize edilen tahliye planını hayata geçirmek amacıyla, verilecek kararlarla ilgili tam bir örgütsel organizasyon, gizlilik ve adanmışlık hâli içerisinde, iştirak hâlinde söz konusu soruşturma evrakını incelemeden verdikleri hukuka aykırı kararlarla şüphelilerin tahliye edilmesine karar vererek, aynı örgütün mensubu olmaktan haklarında soruşturma yürütülen üç şüpheliye menfaat sağladıkları ve bu şekilde sanıkların, görevlerinin gereklerine aykırı hareket etmek suretiyle FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün faaliyeti kapsamında TCK’nın 257. maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen görevi kötüye kullanma suçunu ayrı ayrı işledikleri kabul edilmelidir. ..." gerekçesine yer verilmiştir. Bu durumda; davacının örgütlü suçlar başta olmak üzere haklarında ciddi suçlamalar bulunan tutuklu şüphelilerin tahliyesini sağlamak amacıyla eylem ve fikir birliği içinde hareket eden organizasyonun bir parçası olarak anılan kişilerin hukuka aykırı surette tahliyesinin teminine yönelik işlem ve eylemlere iştirak etmesi "mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte" olduğundan, 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrası hükmü uyarınca verilen meslekten çıkarma kararının kaldırılması istemiyle yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu İkinci Dairesi kararına yapılan itirazın reddine ilişkin dava konusu Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu'nun ... tarih ve ... sayılı kararında hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
D) KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu'nun ... tarih ve ... sayılı kararının iptali istemi yönünden DAVANIN REDDİNE, 2. Davacının adli yardım isteminin kabul edilmiş olması nedeniyle davanın açılışı sırasında tahsil edilemeyen ve ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam … TL yargılama giderinin davacıdan tahsili için müzekkere yazılmasına, 3. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen … TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine, 4. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 27/12/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Bu kararı dosyanızda kullanın
Hukuk Asistan ile Danıştay, Danıştay ve emsal kararlarında gelişmiş arama yapın; kararları dosyalarınıza ekleyin, UYAP ve UETS entegrasyonuyla işlerinizi tek yerden yönetin.
İnternet sitemizde gizliliğinizi koruyabilmek ve size daha iyi bir deneyim sunmak için sınırlı sayıda çerezler yer alır. Kullandığımız çerezler hakkında daha fazla bilgi edinmek için Çerez Politikamıza bakın.