5. Daire 2017/8033 E. 2021/3773 K. — Danıştay Kararı
5. Daire 2017/8033 Esas 2021/3773 Karar 16.11.2021
Danıştay 5. Daire Başkanlığı 2017/8033 E., 2021/3773 K.
T.C. D A N I Ş T A Y BEŞİNCİ DAİRE Esas No : 2017/8033 Karar No : 2021/3773
DAVACI : ...
DAVALI : … Kurulu / … VEKİLİ : Av. …
DAVANIN KONUSU : Davacının, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile irtibat ve iltisakı bulunduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararının iptaline karar verilmesi istenilmektedir.
DAVACININ İDDİALARI : Hakkında hiçbir suç isnadı olmadan 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nda yer alan hakimlik teminatı görmezden gelinerek karar verildiği, savunmasının alınmadığı, bu durumun hukuk devleti ilkesine aykırı olduğu, şahsının darbe teşebbüsü ile ilgisinin bulunmadığı, FETÖ/PDY terör örgütü ile hiçbir bağlantısının bulunmadığı, FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisaklı ya da irtibatlı olduğu değerlendirilebilecek kriterlerden hiçbirinin şahsında gerçekleşmediği ileri sürülerek dava konusu kararın hukuka aykırı olduğu iddia edilmiştir.
DAVALININ SAVUNMASI :Dava dilekçesinin usule aykırılıklar yönünden incelenerek tespit edilmesi halinde davanın öncelikle usul yönünden reddi gerektiği, öte yandan dava konusu kararın amacının Türk yargı sistemini tamamen ele geçirmeyi hedefleyen ve bu amaç doğrultusunda hareket eden illegal bir yapının bu amaca ulaşmasının önlenmesi ile Türk yargısının bağımsızlığının ve tarafsızlığının korunması olduğu ve yargı mensuplarına olağan dönemde uygulanan 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu ve 6087 sayılı Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Kanununun ilgili hükümlerine değil Anayasa'nın 120. ve 121. maddeleri ile 2935 sayılı Olağanüstü Hal Kanunu çerçevesinde yürürlüğe konulan 667 sayılı Olağanüstü Hal Kanun Hükmünde Kararnamesine dayanılarak tesis edildiği, disiplin cezası niteliğinde olmayıp "göreve son" müessesesinin bir örneği olduğu, bu şekilde göreve son verme halinde zorunlu olmamasına rağmen ilgililere savunma haklarını kullanabilmeleri için 6087 sayılı Kanun'un 33. maddesi uyarınca yeniden inceleme başvurusunda bulunma imkanı tanındığı, davacı hakkında tesis edilen karar ile ilgili olarak kişiselleştirmenin yapıldığı, dava konusu kararın hukuka ve mevzuata uygun olduğu ileri sürülerek davanın reddi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'IN DÜŞÜNCESİ: Davanın reddi yönünde karar verilmesinin uygun olacağı düşünülmektedir.
DANIŞTAY SAVCISI …'IN DÜŞÜNCESİ: Dava, yargı mensubu olan davacının 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin (6749 sayılı Kanun ile kanunlaşmıştır) 3. maddesinin birinci fıkrası uyarınca meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin olarak Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu'nca verilen ... tarih ve ... sayılı kararın iptali istemiyle açılmıştır.
Davacının Anayasa'ya aykırılık iddiası ile tarafların usule ilişkin iddiaları yerinde görülmemiştir. Üstün bir kamu gücü yetkisi niteliğindeki yargı yetkisini kullanan hâkim ve savcıların, tarafsız ve bağımsız olarak görev yapmaları, T.C. Anayasası'na, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdani kanaatlerine göre hüküm vermeleri ve anayasal düzene sadakat göstermeleri, hukuk devletinde demokratik toplum düzeninin korunması açısından büyük önem arz etmektedir. Nitekim, T.C. Anayasası'nda, yargı yetkisinin Türk Milleti adına bağımsız ve tarafsız mahkemelerce kullanılacağı (9.madde); herkesin meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahip olduğu (36.madde); hâkimlerin görevlerinde bağımsız oldukları ve Anayasa'ya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdanî kanaatlerine göre hüküm verecekleri (138.madde); meslekten çıkarılmayı gerektiren bir suçtan dolayı hüküm giymiş olmaları veya meslekte kalmalarının uygun olmadığına karar verilmesi hakkında kanundaki istisnalar saklı olmak üzere azlolunamayacakları (139.madde) kurala bağlanmıştır. Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Komisyonu'nun 23 ... 2003 tarihli oturumunda kabul edilen ve Hâkimler ve Savcılar Kurulu'nun 27/06/2006 tarih ve 315 sayılı kararı ile benimsenmiş bulunan Bangalor Yargı Etiği İlkelerinde de, bağımsızlık, tarafsızlık, doğruluk, dürüstlük, eşitlik, ehliyet ve liyakat korunan değerler olarak sayılmış olup, hâkimlerin herhangi bir yerden herhangi bir sebeple doğrudan ya da dolaylı olarak gelebilecek her türlü dış etki, rüşvet, baskı, tehdit ve müdahaleden uzak şekilde, olaylara ilişkin kendi değerlendirmelerine dayanarak ve hukuka dair kendi vicdani anlayışları ile uygun biçimde yargı işlevini bağımsız olarak yerine getirmeleri gerektiği; yargı görevlerini tarafsız, önyargısız ve iltimassız olarak yerine getirmek zorunda oldukları; mahkeme içerisinde ve dışında, halkın, hukukçuların ve dava taraflarının yargı ve hâkim tarafsızlığına duyduğu güveni koruyacak ve artıracak davranışlar içerisinde olmaları gerektiği; davranışlarının makul bir kişinin gözünde tasvip edilir nitelikte olmasını sağlamaları ve hâl ve davranış tarzlarının, insanların yargının doğruluğuna ilişkin inancını kuvvetlendirici nitelikte olması gerektiği; yalnızca adaleti sağlamakla kalmamaları, bu görüntüyü yansıtılmak zorunda da oldukları; sıradan bir vatandaşın ağır olarak nitelendirebileceği kişisel sınırlamaları kabul etmek durumunda oldukları ve bunu özgürce ve kendi iradeleriyle yapmaları gerektiği; ailelerinin, sosyal ilişkilerinin veya diğer ilişkilerinin, hâkim olarak meslekî davranışlarını veya kararlarını uygunsuz bir şekilde etkilemesine izin vermemeleri gerektiği; yargı görevinin yerine getirilmesinde herhangi bir kimsenin kendilerini uygunsuz bir şekilde etkileyebileceği izlenimine yol açmamaları ve başkalarının böyle bir izlenime yol açmasına müsaade etmemeleri gerektiği; özetle, hâkimlerin yargı vazifesinin onuruyla uyumlu bir tarzda davranmak zorunda oldukları belirtilmiştir. Yukarıda belirtilen meslek ve davranış kurallarının benimsenmesi ve sürdürülebilmesi bakımından hâkim ve savcıların denetimi ve gerektiğinde bu konuda meşru tedbir ve yaptırımların uygulanması zorunlu olup, bu amaçla T.C. Anayasası'nın 159. maddesi ile kurulan Hâkimler ve Savcılar Kurulu'na, hâkim ve savcılardan meslekte kalmaları uygun görülmeyenler hakkında karar verme, disiplin cezası verme ve görevden uzaklaştırma işlemlerini yapma yetkisi tanınmıştır. 22.7.2016 tarih ve 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararnamenin değiştirilerek kabul edilmesine dair 6749 sayılı Kanun’un 3. maddesinin birinci fıkrasında ise, terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen hâkim ve savcılar hakkında Hâkimler Ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunca meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına karar verileceği belirtilmiş olup; 2.1.2017 tarih ve 685 sayılı Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu Kurulması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin değiştirilerek kabul edilmesine dair 7075 sayılı Kanun’un 11. maddesinin ikinci fıkrasında da, bu kapsamda verilmiş meslekten çıkartma kararlarına karşı, kesinleşmesinden itibaren altmış gün içinde ilk derece mahkemesi olarak Danıştay'a dava açılabileceği kuralına yer verilmiştir. Başta FETÖ/PDY olmak üzere terör örgütleriyle veya milli güvenliğe karşı faaliyette bulunan yapı, oluşum ya da gruplarla herhangi bir bağı olduğu değerlendirilen yargı mensuplarının meslekten çıkarılması, demokratik toplumun temel değerlerinden biri olan yargının güvenilirliği ve saygınlığının sağlanması bakımından ayrı bir önem taşımaktadır. Nitekim 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3. maddesinin gerekçesinde; 15 Temmuz 2016 tarihinde gerçekleştirilen darbe teşebbüsü ve kalkışmanın sorumlusu olan FETÖ/PDY ile bağlantılı yargı mensuplarının görevde tutulmaları en başta yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığı ilkeleriyle bağdaşmadığı; Anayasa'ya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdani kanaatine göre hüküm verme ödevi altındaki yargı mensuplarının bağımsızlık ve tarafsızlık ilkesiyle hiçbir biçimde bağdaşmayacak yapılanmaların içine girmesi, örgüt hiyerarşisi içinde ve ideolojik bağlılık duygularıyla hareket etmesinin en başta yargının saygınlığı ve güvenilirliğine zarar vermekte olduğu; Devlet organizasyonu dışındaki başka bir hiyerarşik yapının talimatlarına boyun eğen yargı mensuplarının varlığının, vatandaşların yine Anayasa'nın teminatı altındaki adil yargılanma hakkı önünde büyük bir engel teşkil ettiği; bu nedenlerle, belirtilen türde irtibatları değerlendirilen yargı mensuplarının meslekte kalmalarının doğuracağı sakıncaları gidermek amacıyla, Anayasa'nın 139 uncu maddesinin ikinci fıkrasında tanınan takdir hakkı da gözetilerek bu düzenlemenin yapıldığı ifade edilmiştir. 667 sayılı KHK’nın yukarıda anılan 3. maddesinde genel olarak terör örgütlerine veya MGK’ca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplardan söz edilmiş ise de madde gerekçesi dikkate alındığında FETÖ/PDY’nin bunların başında geldiği anlaşılmaktadır. Tedbirin uygulanması için mutlaka terör örgütüyle, terör faaliyetleriyle ve bu arada darbe teşebbüsüyle yargı mensupları arasında bağ kurulması aranmamış; MGK’ca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen “yapı”, “oluşum” veya “gruplar” ile bağ kurulması yeterli görülmüştür. Diğer taraftan maddeye göre meslekten çıkarma tedbirinin uygulanabilmesi için söz konusu bağın yapıya, oluşuma veya gruba “üyelik” veya “mensubiyet” şeklinde olması zorunlu olmayıp “iltisak” ya da “irtibat” şeklinde olması da yeterlidir. Öte yandan, terör örgütleri veya MGK’ca devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplar ile üyeler arasındaki bağın “sübut” derecesinde ortaya konulması aranmamıştır. Böyle bir bağın Hâkimler Ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunca “değerlendirilmesi” yeterli görülmüştür. Buradaki değerlendirme Genel Kurulun salt çoğunluğunda oluşacak bir “kanaati” ifade etmektedir. Kuşkusuz bu kanaat cezai sorumluluğun bulunup bulunmadığından bağımsız olarak sadece meslekte kalmanın uygun olup olmadığı yönünde bir değerlendirmeden ibarettir ve bu değerlendirme yapılırken, yetkili kurulları belli bir kanaate ulaştıracak nedenler her somut olayın özelliğine göre değişebilecektir. Nitekim, bazı Anayasa Mahkemesi üyelerinin 667 sayılı KHK uyarınca meslekten çıkartılmasına ilişkin olarak Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu'nca verilen 4/8/2016 gün ve E:2016/6; K:2016/12 sayılı kararda da yukarıda belirtilen uygulama koşulları aynen benimsenmiş bulunmaktadır. Dava dosyasının incelenmesinden, davaya konu Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu'nun ... tarih ve ... sayılı kararıyla; ilgililerin mesleğe kabulleri ile başlayan, eğitim merkezi ve Türkiye Adalet Akademisi'ndeki faaliyetleri, hizmet içi eğitim ve yabancı dil eğitimlerine katılımlarına, yurtdışına gönderilmelerine, özel yetkili savcılıklara veya mahkemelere yahut idari görevlere atanmalarına ilişkin bilgiler ile bu görevlendirmelerde ve yine bir silah olarak kullanılan özel yetkili mahkemelere hâkim veya unvanlı olarak, Teftiş Kurulu Başkanlığına, başkan, başkan yardımcısı veya müfettiş sıfatıyla, idari kurumlara tetkik hâkimi, daire başkanı veya yardımcısı, genel müdür veya yardımcısı sıfatıyla v.s. şeklinde yapılan atamalarda dikkate alınan kriterler, özlük dosyalarındaki bilgi ve belgeler, sosyal medya hesaplarındaki paylaşımları, ilgililer hakkında Hâkimler ve Savcılar Kuruluna intikal eden şikâyet, ihbar, inceleme ve soruşturma dosyaları ile bu dosyalar hakkında verilen kararlar, mahallinde yapılan araştırmalar, FETÖ/PDY terör örgütü ile ilintili dosyalarda görev alan hâkim ve Cumhuriyet savcılarının bu dosyalarda yapmış oldukları işlemler ve verdikleri kararlar, örgüt mensuplarının haberleşme için kullandıkları şifreli programlarda yer alan kayıtlar, Hâkimler ve Savcılar Kurulu'nun FETÖ/PDY mensubu oldukları Emniyet Genel Müdürlüğü terörle mücadele birimlerince düzenlenen raporlarla sabit olan örgüt üyeleri hakkında tayin ettiği disiplin cezaları ve muhalefet şerhleri, sosyal çevre bilgileri ve Ankara Cumhuriyet Başsavcılığından temin edilen bilgi ile belgeler, ilgililer hakkında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca başlatılan soruşturmanın niteliği ve isnat edilen suçlamalar ile gözaltı ve tutuklama kararları, soruşturma kapsamında ifadelerine başvurulan hâkim ve Cumhuriyet savcılarının ifade ve sorgu tutanakları, itirafçıların beyanları birlikte dikkate alınarak, ekli listede yer alan hâkim ve Cumhuriyet savcılarının 667 sayılı KHK’nın 3. maddesinin birinci fıkrası kapsamında FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibatlarının olduğu sabit görüldüğünden, adı geçenlerin anılan Kanun Hükmünde Kararname hükmü uyarınca meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve ayrı ayrı olmak üzere meslekten çıkarılmalarına karar verildiği anlaşılmıştır. Davacı tarafından, dava konusu işlemin savunması alınmadan tesis edildiği ileri sürülmekte ise de, bu eksikliğin yargılama süreci içinde giderilmesinin mümkün olması, 667 sayılı KHK'de öngörülen meslekten veya kamu görevinden çıkarmanın, adli suç veya disiplin suçu işlenmesi karşılığında uygulanan yaptırımlardan farklı olarak “olağanüstü tedbir” niteliğini taşıması ve davaya konu Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu kararının, disiplin hukukuna ilişkin hükümlerin uygulanmasını gerektiren meslekten çıkarma cezası niteliğinde bulunmaması karşısında bu iddiaya itibar edilmemiştir. Taraflarca dosyaya sunulan bilgi ve belgeler yukarıda belirtilen mevzuat ve mesleki ilkeler ile birlikte değerlendirildiğinde, davacının silahlı terör örgütü olduğu yargı kararıyla sabit görülen (Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 26/09/2017 tarih ve E:2017/16-956, K:2017/370 sayılı kararı) FETÖ/PDY’nin amaç ve eylemleri doğrultusunda faaliyet yürüttüğü hususunda Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu'nda oluşan kanaatin hukuken haklı ve geçerli nedenlere dayalı olduğu sonucuna varıldığından, bu husus gözetilerek ve davacının meslekte kalmasının doğuracağı sakıncaları gidermek amacıyla, T.C. Anayasası'nın 139. maddesi ile verilen takdir hakkı çerçevesinde meslekten çıkartılmasına ilişkin dava konusu Genel Kurul kararında hukuka aykırılık bulunmamıştır. Nitekim, davacı hakkında ...Ağır Ceza Mahkemesinin E:.., K:...sayılı dosyasında FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçu nedeniyle yapılan yargılama sonucunda davacının etkin pişmanlık hükümlerinden yararlandığı ve verilen ceza hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verildiği , … Bölge Adliye Mahkemesi ... Ceza Dairesinin ... tarih ve E:.., K:...sayılı kararıyla esastan ret yönünde hüküm verildiği de tespit edilmiştir. Açıklanan nedenlerle davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki bilgi ve belgeler incelendikten sonra davalı idarenin usule ilişkin itirazları yerinde görülmeyerek işin esasına geçildi ve gereği görüşüldü:
A) MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ 1) Genel Olarak Türkiye’de 15 Temmuz 2016 gecesi, kendilerini “Yurtta Sulh Konseyi” olarak isimlendiren bir grup Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) mensubu tarafından, demokratik biçimde halk tarafından göreve getirilen Türkiye Büyük Millet Meclisini (TBMM), Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ve Cumhurbaşkanı'nı devirmek ve anayasal düzeni ortadan kaldırmak amacıyla darbe teşebbüsünde bulunulmuş, bu teşebbüs Türk Milleti tarafından akamete uğratılmıştır. Anayasa'nın olay tarihinde yürürlükte bulunan 118. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca Milli Güvenlik Kurulu (MGK) tarafından 20/07/2016 tarihli toplantıda yapılan değerlendirmede, darbe teşebbüsünün TSK içindeki Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) mensupları tarafından başlatıldığı, bu örgütün kuruluş aşamasından itibaren etkisi altına aldığı eğitim kuruluşları, sivil toplum kuruluşları, medya kuruluşları, ticari kuruluşlar ve kamu görevlileri aracılığıyla Milleti ve Devleti kontrol altında tutmayı amaçladığı belirtilmiştir. MGK'nın anılan toplantısında "demokrasinin, hukuk devleti ilkesinin, vatandaşların hak ve özgürlüklerinin korunmasına yönelik tedbirlerin etkin bir şekilde uygulanabilmesi amacıyla" Hükûmete olağanüstü hâl ilan edilmesi tavsiyesinde bulunulması hususu kararlaştırılmıştır. Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu 20/07/2016 tarihinde, ülke genelinde 21/07/2016 Perşembe günü saat 01.00'den itibaren geçerli olmak üzere doksan gün süreyle olağanüstü hâl ilan edilmesine karar vermiştir. Anılan karar 21/07/2016 tarih ve 29777 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiş ve aynı gün TBMM tarafından onaylanmıştır. Olağanüstü hâl, daha sonrasında üçer aylık dönemler hâlinde Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu tarafından uzatılmış ve 18/07/2018 tarihinde kaldırılmıştır. 23/07/2016 tarihinde Türkiye Cumhuriyeti tarafından Avrupa Konseyi Genel Sekreterliği ve Birleşmiş Milletler Genel Sekreterliğine, Türkiye’de 21/07/2016 tarihinde olağanüstü hâlin yürürlüğe girmesiyle birlikte başlayan süreçte, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS)’nin 15. maddesinde görüldüğü şekliyle Sözleşme’den doğan yükümlülükler bağlamında daha az güvence sağlanabileceği belirtilerek derogasyon bildiriminde bulunulmuştur. 23/07/2016 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin (667 sayılı KHK) 3/1. maddesi ile yargı mensupları ve bu meslekten sayılanlardan terör örgütlerine veya Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna MGK tarafından karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilenlerin meslekten veya kamu görevinden çıkarılmalarına karar verileceği düzenlenmiştir. Anılan KHK, 18/10/2016 tarihli ve 6749 sayılı Kanun'la değiştirilerek kabul edilmiş, bu Kanun ise 29/10/2016 tarih ve 29872 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. 23/01/2017 tarih ve 29957 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 685 sayılı Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu Kurulması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname (685 sayılı KHK) ile 667 sayılı KHK'nın ilgili maddesi uyarınca meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına karar verilen hâkim ve savcıların, kararın kesinleşmesinden itibaren altmış gün içinde ilk derece mahkemesi olarak Danıştayda dava açabilecekleri düzenlenmiştir. 685 sayılı KHK, 01/02/2018 tarihli ve 7075 sayılı Kanun'la değiştirilerek kabul edilmiş, anılan Kanun 08/03/2018 tarih ve 30354 sayılı (mükerrer) Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Nitekim, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Kadriye Çatal/Türkiye (B. No: 2873/17, 07/03/2017) kararında, haklarında meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilen yargı mensupları için doğrudan Danıştayda iptal davası açma imkânının tanındığını belirterek Kadriye Çatal tarafından yapılan başvuruyu iç hukuk yollarının tüketilmemiş olduğu gerekçesiyle kabul edilemez bulmuştur.
2) Davacıya İlişkin Süreç ... tarih ve ... sayılı Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu kararıyla, yargı mensubu olarak görev yapmakta olan davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilmiştir. Bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebi anılan Kurul tarafından ... tarih ve ... sayılı kararla reddedilmiştir. Davacı tarafından, meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin kararın iptaline karar verilmesi talebiyle bakılmakta olan dava açılmıştır. Öte yandan, davacının, ceza yargılaması sonucunda ... Ağır Ceza Mahkemesinin … tarih E:..., K:... sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üyelik suçundan 1 yıl 6 ay 22 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun (CMK) 231. maddesinin 5. fıkrası uyarınca davacı hakkında kurulan hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiştir. UYAP ortamında yapılan inceleme sonucu davacı hakkında verilmiş olan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının 09/07/2018 tarihinde kesinleştiği görülmüştür.
B) İLGİLİ MEVZUAT 1) Anayasa Anayasa’nın Başlangıç kısmında, Millet iradesinin mutlak üstünlüğü, egemenliğin kayıtsız şartsız Türk Milletine ait olduğu ve bunu Millet adına kullanmaya yetkili kılınan hiçbir kişi ve kuruluşun, bu Anayasa'da gösterilen hürriyetçi demokrasi ve bunun icaplarıyla belirlenmiş hukuk düzeni dışına çıkamayacağı belirtilmiş ve 176. maddesinde de Anayasa'nın dayandığı temel görüş ve ilkeleri belirten başlangıç kısmının, Anayasa metnine dâhil olduğu kuralı getirilmiştir. Anayasa'nın 5. maddesi: "Devletin temel amaç ve görevleri, Türk Milletinin bağımsızlığını ve bütünlüğünü, ülkenin bölünmezliğini, Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddî ve manevî varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır." Anayasa’nın 6. maddesi: “Egemenlik, kayıtsız şartsız Milletindir. Türk Milleti, egemenliğini, Anayasanın koyduğu esaslara göre, yetkili organları eliyle kullanır. Egemenliğin kullanılması, hiçbir surette hiçbir kişiye, zümreye veya sınıfa bırakılamaz. Hiçbir kimse veya organ kaynağını Anayasadan almayan bir Devlet yetkisi kullanamaz.” Anayasa’nın 9. maddesi: "Yargı yetkisi, Türk Milleti adına bağımsız ve tarafsız mahkemelerce kullanılır." Anayasa’nın 13. maddesi: “Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.” Anayasa’nın 14. maddesi: “Anayasada yer alan hak ve hürriyetlerden hiçbiri, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmayı ve insan haklarına dayanan demokratik ve lâik Cumhuriyeti ortadan kaldırmayı amaçlayan faaliyetler biçiminde kullanılamaz. Anayasa hükümlerinden hiçbiri, Devlete veya kişilere, Anayasayla tanınan temel hak ve hürriyetlerin yok edilmesini veya Anayasada belirtilenden daha geniş şekilde sınırlandırılmasını amaçlayan bir faaliyette bulunmayı mümkün kılacak şekilde yorumlanamaz...” Anayasa’nın dava konusu kararların tesis edildiği tarihte yürürlükte olan hâliyle 15. maddesi: "Savaş, seferberlik, sıkıyönetim veya olağanüstü hallerde, milletlerarası hukuktan doğan yükümlülükler ihlâl edilmemek kaydıyla, durumun gerektirdiği ölçüde temel hak ve hürriyetlerin kullanılması kısmen veya tamamen durdurulabilir veya bunlar için Anayasada öngörülen güvencelere aykırı tedbirler alınabilir. Birinci fıkrada belirlenen durumlarda da, savaş hukukuna uygun fiiller sonucu meydana gelen ölümler dışında, kişinin yaşama hakkına, maddî ve manevî varlığının bütünlüğüne dokunulamaz; kimse din, vicdan, düşünce ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz ve bunlardan dolayı suçlanamaz; suç ve cezalar geçmişe yürütülemez; suçluluğu mahkeme kararı ile saptanıncaya kadar kimse suçlu sayılamaz." Anayasa’nın 20. maddesinin birinci fıkrası: “Herkes, özel hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Özel hayatın ve aile hayatının gizliliğine dokunulamaz.” Anayasa’nın 36. maddesi: "Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir. Hiçbir mahkeme, görev ve yetkisi içindeki davaya bakmaktan kaçınamaz." Anayasa’nın 138. maddesinin birinci fıkrası: “Hâkimler, görevlerinde bağımsızdırlar; Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdanî kanaatlerine göre hüküm verirler.” Anayasa’nın 139. maddesi: “Hâkimler ve savcılar azlolunamaz, kendileri istemedikçe Anayasada gösterilen yaştan önce emekliye ayrılamaz; bir mahkemenin veya kadronun kaldırılması sebebiyle de olsa, aylık, ödenek ve diğer özlük haklarından yoksun kılınamaz. Meslekten çıkarılmayı gerektiren bir suçtan dolayı hüküm giymiş olanlar, görevini sağlık bakımından yerine getiremeyeceği kesin olarak anlaşılanlar veya meslekte kalmalarının uygun olmadığına karar verilenler hakkında kanundaki istisnalar saklıdır.” Anayasa’nın 140. maddesinin ikinci fıkrası: “Hâkimler, mahkemelerin bağımsızlığı ve hâkimlik teminatı esaslarına göre görev ifa ederler.” Anayasa’nın 159. maddesinin birinci fıkrası: “Hâkimler ve Savcılar Kurulu, mahkemelerin bağımsızlığı ve hâkimlik teminatı esaslarına göre kurulur ve görev yapar.” Aynı maddenin sekizinci fıkrası: “Kurul, adlî ve idarî yargı hâkim ve savcılarını mesleğe kabul etme, atama ve nakletme, geçici yetki verme, yükselme ve birinci sınıfa ayırma, kadro dağıtma, meslekte kalmaları uygun görülmeyenler hakkında karar verme, disiplin cezası verme, görevden uzaklaştırma işlemlerini yapar...”
2) AİHS AİHS'in 6. maddesinin birinci fıkrası: "Herkes davasının, medeni hak ve yükümlülükleriyle ilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamaların esası konusunda karar verecek olan, yasayla kurulmuş, bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından, kamuya açık olarak ve makul bir süre içinde görülmesini isteme hakkına sahiptir. Karar alenî olarak verilir. Ancak, demokratik bir toplum içinde ahlak, kamu düzeni veya ulusal güvenlik yararına, küçüklerin çıkarları veya bir davaya taraf olanların özel hayatlarının gizliliği gerektirdiğinde veyahut, aleniyetin adil yargılamaya zarar verebileceği kimi özel durumlarda ve mahkemece bunun kaçınılmaz olarak değerlendirildiği ölçüde, duruşma salonu tüm dava süresince veya kısmen basına ve dinleyicilere kapatılabilir." AİHS'in 8. maddesi: “Herkes özel ve aile hayatına, konutuna ve yazışmasına saygı gösterilmesi hakkına sahiptir. Bu hakkın kullanılmasına bir kamu makamının müdahalesi, ancak müdahalenin yasayla öngörülmüş ve demokratik bir toplumda ulusal güvenlik, kamu güvenliği, ülkenin ekonomik refahı, düzenin korunması, suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın veya ahlakın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması için gerekli bir tedbir olması durumunda söz konusu olabilir.” AİHS'in 15. maddesi: "Savaş veya ulusun varlığını tehdit eden başka bir genel tehlike halinde her Yüksek Sözleşmeci Taraf, durumun kesinlikle gerektirdiği ölçüde ve uluslararası hukuktan doğan başka yükümlülüklere ters düşmemek koşuluyla, bu Sözleşme’de öngörülen yükümlülüklere aykırı tedbirler alabilir. Yukarıdaki hüküm, meşru savaş fiilleri sonucunda meydana gelen ölüm hali dışında 2. maddeye, 3. ve 4. maddeler (fıkra 1) ile 7. maddeye aykırı tedbirlere cevaz vermez. Aykırı tedbirler alma hakkını kullanan her Yüksek Sözleşmeci Taraf, alınan tedbirler ve bunları gerektiren nedenler hakkında Avrupa Konseyi Genel Sekreteri’ne tam bilgi verir. Bu Yüksek Sözleşmeci Taraf, sözü geçen tedbirlerin yürürlükten kalktığı ve Sözleşme hükümlerinin tekrar tamamen geçerli olduğu tarihi de Avrupa Konseyi Genel Sekreteri’ne bildirir."
3) Kanun 667 sayılı KHK'nın değiştirilerek kabul edilmesine dair 6749 sayılı Kanun’un 3. maddesinin birinci fıkrası: “Terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen …hâkim ve savcılar hakkında hâkimler ve savcılar yüksek kurulu genel kurulunca meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına karar verilir. Bu kararlar, Resmî Gazete’de yayımlanır ve yayımı tarihinde ilgililere tebliğ edilmiş sayılır. Meslekten çıkarma kararlarına karşı ilgili kanunlarda yer alan hükümler uyarınca itiraz edilmesi veya yeniden inceleme talebinde bulunulması üzerine verilen kararlar da Resmî Gazete’de yayımlanır ve yayımı tarihinde ilgililere tebliğ edilmiş sayılır. Görevden uzaklaştırılanlar veya görevlerine son verilenlerin silah ruhsatları ve pasaportları iptal edilir ve bu kişiler oturdukları kamu konutlarından veya vakıf lojmanlarından on beş gün içinde tahliye edilir.” Üçüncü fıkrası: “Birinci fıkra uyarınca görevine son verilenler hakkında da 4 üncü maddenin ikinci fıkrası hükümleri uygulanır.” Aynı Kanun’un 4. maddesinin ikinci fıkrası: “Birinci fıkra uyarınca görevine son verilenler bir daha kamu hizmetinde istihdam edilemez, doğrudan veya dolaylı olarak görevlendirilemezler; görevinden çıkarılanların uhdelerinde bulunan her türlü mütevelli heyet, kurul, komisyon, yönetim kurulu, denetim kurulu, tasfiye kurulu üyeliği ve sair görevleri de sona ermiş sayılır. Bu fıkrada sayılan görevleri yürütmekle birlikte kamu görevlisi sıfatını taşımayanlar hakkında da bu fıkra hükümleri uygulanır...”
4) Etik İlkeler Hâkimler ve savcılar Anayasa ve kanunlarla kendilerine verilen görev ve yetkileri, yazılı olsun ya da olmasın evrensel anlamda hâkim ve savcıları bağladığı hususunda kuşku bulunmayan etik kurallara tabi olarak yerine getirmelidirler. Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun 27/06/2006 tarih ve 315 sayılı kararı ile benimsenmesine karar verilmiş ve Adalet Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğünce tüm hâkim ve savcılara genelge olarak duyurulmuş olan "Bangalor Yargı Etiği İlkeleri"nde bağımsızlık, tarafsızlık, doğruluk, dürüstlük, eşitlik, ehliyet ve liyakat korunan değerler olarak sayılmıştır. Yine Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun 10/10/2006 tarih ve 424 sayılı kararı ile benimsenmesine karar verilerek Adalet Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğü tarafından tüm hâkim ve savcılara duyurulan Savcılar İçin Etik ve Davranış Biçimlerine İlişkin Avrupa Esasları “Budapeşte İlkeleri” de Bangalor İlkeleri ile benzer ilkeleri içermektedir. Bangalor Yargı Etiği İlkelerinde hâkimin; herhangi bir yerden herhangi bir sebeple doğrudan ya da dolaylı olarak gelebilecek her türlü dış etki, rüşvet, baskı, tehdit ve müdahaleden uzak şekilde, olaylara ilişkin kendi değerlendirmesine dayanarak ve hukuka dair kendi vicdani anlayışı ile uygun biçimde yargı işlevini bağımsız olarak yerine getirmesi; mahkeme içerisinde ve dışında, halkın, hukukçuların ve dava taraflarının yargı ve hâkim tarafsızlığına duyduğu güveni koruyacak ve artıracak davranışlar içerisinde olması; sürekli kamu gözetiminin öznesi durumunda olan hâkimin, sıradan bir vatandaşın ağır olarak nitelendirebileceği kişisel sınırlamaları kabul etmek durumunda olduğu ve bunu özgürce ve kendi iradesiyle yapması, özellikle yargı vazifesinin onuruyla uyumlu bir tarzda davranması; diğer vatandaşlar gibi ifade, inanç, dernek kurma ve toplanma özgürlüğüne sahip olduğu ancak bu hakların kullanılmasında, yargı mesleğinin onurunu, yargının bağımsızlığını ve tarafsızlığını koruyacak şekilde davranması gerektiği hususları belirtilmiştir.
C) İNCELEME VE GEREKÇE 1) Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç AİHS'in 15. maddesinde; savaş veya ulusun varlığını tehdit eden bir genel tehlike hâlinde devletlerin, durumun gerektirdiği ölçüde ve uluslararası hukuktan doğan başka yükümlülüklere ters düşmemek koşuluyla AİHS'te öngörülen yükümlülüklere aykırı tedbirler alabileceği belirtilmiştir. Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu tarafından yargı mensuplarının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin kararlar tesis edilirken ilgililere haklarındaki tespitler bildirilmek suretiyle karşı beyanda bulunma imkânı tanınmamış ise de AİHS'in 15. maddesi hükmü uyarınca ulusun varlığını tehdit eden genel bir tehlikeye karşı ivedi şekilde tedbir almak zorunluluğu çerçevesinde durumun gerektirdiği ölçüde kabul edilebilecek nitelikte olan bu hususun, yargılama aşamasında, hakkındaki tespitler bildirilerek ilgililerin bu tespitlere karşı beyanlarının alınması suretiyle giderilmesinin mümkün olduğu değerlendirilmiştir. Nitekim AİHM'e göre karar alma veya yargılama sürecinde daha alt aşamalarda yaşanan bazı usule ilişkin eksikliklerin sonraki aşamalarda telafi edilebilmesi mümkündür (Helle/Finlandiya, B. No: 20772/92, 19/12/1997, § 45; Monnell ve Morris/Birleşik Krallık, B. No: 9562/81, 9818/82, 2/3/1987, §§ 55-70). Bu kapsamda, davalı idare tarafından dava konusu kararların gerekçesi olarak yargılama safahatında dava dosyasına sunulan tüm bilgi ve belgeler davacıya tebliğ edilmiş ve bu bilgi ve belgelere karşı etkin bir şekilde beyanda bulunma imkânı tanınmıştır. Öte yandan hakkaniyete uygun yargılama hakkına ilişkin güvencelerin (silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinin) sağlanması amacıyla Dairemizce görülmekte olan bu davalarda usul kuralları oldukça geniş yorumlanmıştır. Dava konusu kararlara karşı dava açma süresi, yargı yolunun açıldığı 23/01/2017 tarih ve 29957 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 685 sayılı KHK'nın yayımı tarihinden itibaren değil anılan KHK’nın TBMM tarafından değiştirilerek kabul edilmesine dair 7075 sayılı Kanun’un yürürlüğe girdiği 08/03/2018 tarihinden itibaren başlatılmıştır. Davacıların adli yardım talepleri, "yargılama veya takip giderlerini kısmen veya tamamen ödeme gücünden yoksun olan kimselerin taleplerinin açıkça dayanaktan yoksun olmaması" şartının herhangi bir bilgi veya belgeyle (örneğin fakirlik ilmuhaberi) desteklenmesi beklenmeksizin kabul edilmiştir. Duruşmalı dosyalarda, tedavi kurumlarında veya ceza infaz kurumlarında bulunan ve mazeretleri nedeniyle duruşmalara katılamayacak olan davacıların duruşmalara kolaylıkla katılabilmeleri, yargılamanın en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılması için Ses ve Görüntü Bilişim Sisteminden (SEGBİS) yararlanma imkânı sağlanmıştır. 06/01/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Tebligat ve cevap verme" kenar başlıklı 16. maddesinde; dava dilekçelerinin ve eklerinin birer örneği davalıya, davalının vereceği savunmanın davacıya, davacının ikinci dilekçesinin davalıya, davalının vereceği ikinci savunmanın da davacıya tebliğ edileceği düzenlenmiştir. Davalının ikinci savunmasında davacının cevaplandırmasını gerektiren hususların bulunması hâli dışında, davalının ikinci savunmasına karşı davacının cevap veremeyeceği, tarafların otuz günlük cevap verme süresinin geçmesinden sonra verecekleri savunmalara veya ikinci dilekçelere dayanarak hak iddia edemeyecekleri kurala bağlanmıştır. Bununla birlikte davalı idarenin ek beyan dilekçelerinde veyahut Danıştay savcı düşüncesine cevap dilekçelerinde dosyaya sunulan bilgi ve belgeler, davacıya tebliğ edilmiş ve dava dosyasına sunulan yeni bilgi ve belgelere karşı beyanlarını sunma imkânı sağlanmıştır. Aynı maddede, haklı sebeplerin bulunması hâlinde, taraflardan birinin isteği üzerine otuz günü geçmemek ve bir defaya mahsus olmak üzere otuz günlük cevap verme süresinin uzatılabileceği belirtilmiştir. Dairemizce talep edilmesi hâlinde taraflara otuz günü geçmemek üzere ek süre verilmiştir. Bununla birlikte, AİHS’in "Adil Yargılanma Hakkı’’ başlıklı 6. maddesinin 1. fıkrasında herkesin medeni hak ve yükümlülükleri ile ilgili davasını makul bir süre içinde görülmesini isteme hakkına sahip olduğu düzenlemesi yer almıştır. Bu kapsamda Anayasa Mahkemesi de makul sürede yargılanma hakkını Anayasanın 36. maddesinde yer verilen adil yargılanma hakkının bir parçası olarak görmüştür (Gülseren Gürdal ve Diğerleri, B. No: 2013/1115, 05/12/2013, § 43). Anayasanın 141. maddesinin son fıkrasında da davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılması yargının görevleri arasında sayılmıştır. AİHM kararları incelendiğinde; mahkemenin bir yargılamanın süresinin makul olup olmadığını incelerken her davanın kendi somut durumunu gözettiği ve davanın karmaşıklığı, başvuranların ve yetkili makamların yargılama sürecindeki davranışları ile ilgililer için davanın konusunun arz ettiği önem gibi kriterleri dikkate aldığı görülmüştür (Frydlender / Fransa, B. No: 30979/96, 27/6/2000, § 43, Yılmaz / Türkiye, B. No: 36607/06, 04/06/2019, §§ 32). Aynı şekilde Anayasa Mahkemesi de makul süre yönünden yaptığı incelemelerde, davanın karmaşıklığı, yargılamanın kaç dereceli olduğu, tarafların ve ilgili makamların yargılama sürecindeki tutumu ve başvurucunun davanın hızla sonuçlandırılmasındaki menfaatinin niteliği gibi hususları, bir davanın süresinin makul olup olmadığının tespitinde göz önünde bulundurulması gereken kriterler olarak belirlemiştir (Güher Ergun ve Diğerleri, B. No: 2012/13, 02/07/2013, § 41-45, Gülseren Gürdal ve Diğerleri, B. No: 2013/1115, 05/12/2013, § 46). Bu kapsamda; yargı mensuplarının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılması kararlarına karşı ilgililer tarafından genellikle işlem tesisinden sonra bu işlemlere karşı yargı yolu açık olmadığı halde altmış günlük dava açma süresi içinde Ankara İdare Mahkemelerinde ya da doğrudan Danıştay'da davalar açılmış ise de anılan işlemlere karşı ancak 23/01/2017 tarih ve 29957 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 685 sayılı KHK'nın yayımı tarihinden itibaren Danıştay'da yargı yolunun açılmış olduğu anılan KHK ile kabul edildiğinden, bu davaların esastan incelenmesine Dairemiz tarafından bu tarihten itibaren başlanmıştır. Bununla birlikte yukarıda aktarıldığı üzere gerek ulusun varlığını tehdit eden genel bir tehlikeye karşı ivedi şekilde tedbir almak zorunluluğu çerçevesinde olağanüstü şartlar altında tesis olunan işlemler nedeniyle açılan bu davaların karmaşık yapısına, gerekse hakkaniyete uygun yargılanma hakkına ilişkin güvencelerin (silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinin) sağlanması amacıyla davalı idare tarafından dava konusu kararın gerekçesi olarak yargılamanın her safahatında dava dosyasına sunulan tüm bilgi ve belgelerin davacıya tebliğ edilmesi ya da davalı idarenin ikinci cevap dilekçesine karşı davacı tarafa ek süre verilerek cevap hakkı tanınması gibi geniş usuli uygulamalara rağmen bakılmakta olan bu dava mümkün olan en kısa süre içinde Dairemiz tarafından sonuçlandırılmıştır.
2) FETÖ'ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26/09/2017 tarih ve E:2017/16.MD-956, K:2017/370 sayılı kararında; FETÖ’nün, paravan olarak kullandığı dini, din dışı dünyevi emellerine ulaşma hâline getiren; siyasi, ekonomik ve toplumsal yeni bir düzen kurma tasavvuruna sahip örgüt liderinden aldığı talimatlar doğrultusunda hareket eden; bu amaçla öncelikle güç kaynaklarına sahip olmayı hedefleyip güçlü olmak ve yeni bir düzen kurmak için şeffaflık ve açıklık yerine büyük bir gizlilik içerisinde olmayı şiar edinen; bir istihbarat örgütü gibi kod isimler, özel haberleşme kanalları, kaynağı bilinmeyen paralar kullanıp böyle bir örgütlenmenin olmadığına herkesi inandırmaya çalışarak ve bunda başarılı olduğu ölçüde büyüyüp güçlenen, bir yandan da kendi mensubu olmayanları düşman olarak görüp mensuplarını motive eden; “Altın Nesil” adını verdiği kadrolarla sistemle çatışmak yerine sisteme sahip olma ilkesiyle Devlete tabandan tavana sızan; bu kadroların sağladığı avantajlarla Devlet içerisinde belli bir güce ulaştıktan sonra hasımlarını çeşitli hukuki görünümlü hukuk dışı yöntemlerle tasfiye eden; böylece devlet aygıtının bütün alt bileşenlerini ünite ünite kontrol altına almayı ve sisteme sahip olmayı planlayıp ele geçirdiği kamu gücünü de kullanarak toplumsal dönüşümü sağlamayı amaçlayan; casusluk faaliyetlerini de bünyesinde barındıran atipik/suigeneris bir terör örgütü olduğu belirtilmiştir. 1970’li yıllardan itibaren özellikle, mülkiye, adliye, emniyet, millî eğitim ve TSK içerisinde kadrolaşmaya giden FETÖ liderinin vaaz, röportaj ve kitaplarında bulunan ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunun anılan kararında da yer alan “Esnek olun, sivrilmeden can damarları içinde dolanın!”, "Bütün güç merkezlerine ulaşıncaya kadar hiç kimse varlığınızı fark etmeden sistemin ana damarlarında ilerleyin!", “Türkiye’deki devlet yapısı ölçüsüne göre bütün anayasal müesseselerdeki güç ve kuvveti cephemize çekeceğimiz ana kadar her adım erken sayılır. …bunca kalabalık içinde ben bu dünyayı ve düşüncemi sözde mahremiyet içinde anlattım. …sırrınız sizin sırrınızdır. Söylerseniz siz esir olursunuz.”, “Bir gün bana Ankara’da bin evimiz olduğunu söyleyin, devletin paçasından şöyle bir tutacağım, devlet uyandığında yapacağı hiçbir şey kalmayacak” şeklindeki sözleri bu suigeneris örgütün, Devleti ele geçirme gayretlerinin somut talimatları olarak ortaya çıkmıştır. Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 08/06/2018 tarih ve E:2016/238, K:2018/128 sayılı kararında ise FETÖ'nün yargı yapılanmasına ilişkin şu tespitlere yer verilmiştir: "Örgütün hakim, savcı yapılanması bölgelere ayrılmış olup ...bölgelerden sorumlu kişilere bölge abisi veya bölge ablası denilmektedir. Her bölgenin 8-10 evi kapsadığı, örgüt mensupları arasında farklı sohbet grupları ve bu gruplardan sorumlu örgüt imamı bulunmaktadır. ...Örgüt üyesi hakim, savcıların sicil numaralarına veya mesleğe başlama aşamasında, adalet akademisindeki dönemlerine göre ayrı ayrı devre ve sicil numarası içerisinde gruplandırmaların yapıldığı, T1, T2, T3, T4, T5 şeklinde belirli sicil aralıklarını kapsayan hakim, savcıların gruplandırılarak taşra ve devre yapılanması oluşturulmuştur. Her grupta kendi içerisinde hakim, savcı sayılarına göre 3-5 kişilik sohbet gruplarına ayrılmıştır. ...Örgüt tarafından örgüt üyesi ile yapılan görüşme sonrasında hakim, savcı olması kararlaştırılan örgüt üyeleri sınavlara hazırlanmak üzere örgüte ait Ankara’daki örgüt evlerinde sınava çalıştırılır. Bu örgüt evinin masraflarının örgüt tarafından karşılandığı ve sınava çalıştırılacak kişiler dışında başka kimsenin bu evlere giremediği anlaşılmıştır. Bu örgüt evlerinde hakimlik, savcılık sınavına girecek örgüt üyeleri sınavlara hazırlanmakta olup deneme sınavlarının yapıldığı ayrıca sınav sorularının örgüt tarafından yasal olmayan yollardan ele geçirilip bu evlerde sınavdan bir kaç gün önce örgüt mensubu abi veya ablalar tarafından örgüt üyelerine verilmiştir. Örgüt üyelerine cevapları işaretlenmiş soru kitapçıkları verilerek bunları ezberlemelerinin sağlandığı, bu şekilde örgüt üyelerinin sınavları kazanmalarının sağlandığı anlaşılmıştır. Yazılı sınavı kazanan örgüt üyeleri murakıplarca tekrar eve çağrılarak mülakat için hazırlanmakta mülakatta nasıl davranacaklarının öğretilmektedir. Ayrıca örgüt tarafından kendilerine referans bulunacağı veya kendilerinin referans bulmaları söylenmektedir. Mülakat sınavını kazanan ve hakim, savcı adayı olan örgüt üyeleri mülakattan sonra tekrar murakıplar tarafından örgüt evlerine çağrılarak staj aşamasında hangi evde kalacakları, ev sorumlularının kim olacağı anlatılarak, bu şekilde staja başlayan örgüt üyesinin staj döneminde de örgüt tarafından takibi yapılmaktadır. Staj aşamasında örgüt üyelerinin deşifre olmamaları için beşer kişilik gruplar halinde, masrafı örgüt tarafından karşılanan ev tutmaları sağlanmaktadır. Her ev için bir sorumlu tayin edilmektedir. Adaylık sürecini tamamlayıp ataması yapılan örgüt üyesi hakim, savcıların örgüt tarafından takibine devam edildiği, sürekli irtibat kurularak bunların örgüte bağlılıkları sağlanmaktadır. Ataması yapılan örgüt mensubu hakim, savcının ilk maaşlarının tamamı örgüt tarafından alınmaktadır. Daha sonraki aylarda ise bekarlardan %15, evlilerden %10, en az 3 çocuğu olanlardan ise %5 oranında himmet toplanmaktadır. Bekar olan örgüt mensubu hakim, savcıların örgüt için önemli stratejik kurumlarda görevli örgüt üyeleri ile veya aynı meslekteki örgüt üyeleri ile evlenmelerinin teşvik edildiği ve katalog evlilikler yaptırıldığı anlaşılmıştır... Örgüt tarafından hakim, savcılara yönelik adaylık dahil tüm süreçlerde yabancı dil, yüksek lisans, doktora eğitimi, yurt dışı gezileri, mesleki ve kişisel programlar düzenlenmek suretiyle örgüt üyesi hakim, savcılar emsallerine göre daha donanımlı hale getirilmektedir. Örgüt mensupları hak etmedikleri halde yurt içi ve yurt dışı yüksek lisans ve doktora programlarına yerleştirilmişlerdir... HSYK ve Ad[a]let Bakanlığı Teftiş Kurulunda görev yapan örgüt mensubu müfettişlerce yapılan teftişlerde örgüt üyesi olan hakim, savcılarla örgüt üyesi olmayan hakim, savcılar farklı muameleye tabi tutulmakta, örgüt üyesi hakim, savcılara hak etmedikleri halde yüksek notlar ve olumlu siciller verilmekte, örgüt üyesi olmayan hakim, savcılara ise vasat veya düşük notlar verilmekte, sicilleri bozulmaktadır. Örgüt üyesi hakim ve savcılar görev yaptıkları yerlerde görevleri nedeniyle öğrendikleri önemli bilgiler ile soruşturma ve dava dosyalarında gördükleri örgüt için önem taşayabilecek konuları gerek adliye gerekse il veya ilçede önemli görevlerde bulunan kişiler ile ilgili topladıkları bilgileri toplantılarda örgüt sorumlusu abiye iletmektedirler. Menfi takip heyeti denilen bir grup tarafından örgüt üyelerinden toplanan bu bilgiler değerlendirilmekte, neticesine göre yapılacak işlemler kararlaştırılmaktadır... Örgüt mensubu hakim, savcıların deşifre olmasının önüne geçmek amacıyla örgüt üyesi hakim, savcıların çocuklarını örgüte ait olan okullara göndermemelerine karar verilmesi halinde örgüt üyesi hakim, savcı çocuklarının eğitimleri ile ilgilenilmesi, ayrıca ideolojik eğitim verilmesi için eğitim birim adıyla ayrıca bir birim kurulmuştur. Bu birim sorumlusu Yargıtay Üyesi olarak görev yapan örgüt üyelerinden seçilmektedir... Örgüt faaliyetlerinin bir çoğunda gizlilik esas alınmasına karşın örgüt tarafından HSYK seçimlerine verilen önemden dolayı bu dönemde örgüt mensuplarının deşifre olmayı göze alarak seçimlerde tüm il ve ilçeleri kapsayan adliye ziyaretleri, ev ziyaretleri ve yemek organizasyonları düzenlemişlerdir. Sözde bağımsız örgüt üyesi adaylarının seçim gezilerine birlikte katılmışlardır. Örgütün 2014 yılı HSYK üye seçimlerinde gerek YARSAV listesi, gerekse bağımsız aday adı altında aday göstererek yargı içerisinde alternatif bir yargı gücü kuracak şekilde örgütlü olduğu anlaşılmıştır..." Öte yandan Dairemizde derdest olan dava dosyalarında yukarıda belirtilen tespitleri destekler mahiyette, FETÖ'nün niteliğine ilişkin aşağıdaki beyanların yer aldığı görülmüştür: Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan M.Ü.ye ait Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 21/10/2016 tarihli ek sorgulama tutanağı: “…Şunu söylemem gerekiyor ki cemaat farklı sınav evlerinde kalan şahısları birbiriyle tanıştırmaz. …Bu yapı sizi asla boşta bırakmaz, yani üniversiteden mezun olduğunuzda sınav çalışma eviniz hazırdır, sınavı kazanınca mülakat referans listeniz hazırdır, bunların her aşamasından sorumlu olan kişiler vardır. …Kural olarak bu yapı gizlilik üzerine kurulu olduğundan bir evde kalan diğer evde kalan kişileri tanımazdı. Ama biz bazen tanıştığımızda kimin bizden olduğunu hissediyor ve anlıyorduk. Biz staja başladıktan sonra bize yavaş yavaş tedbire riayet etmemiz hususu anlatılmaya başlandı. …bu yapıda ciddi bir hiyerarşi söz konusuydu. Ben maaşımın bekarken %15’ini, evlendikten sonra ise %10’unu cemaate himmet olarak verdim. …Evde kalan kişi sadece ev abisini tanır. Kıdemsiz birinin üst abileri tanıma şansı yoktur. Staj esnasında bize namazınızı gizli kılın gerekirse zorunlu hallerde namazlarınızı cem edin diyorlardı. Ramazan orucunuzu tutun ancak gerekirse oruç tutmuyormuş gibi davranın diyorlardı. Bunun haricinde önemli bir husus da bize evliliğin faziletleri anlatılıyordu. …Evlilikten sorumlu abi, evlendirmeyi düşündüğü erkeğe gelerek erkekten bir vesikalık fotoğraf ve bir CV ister, devamında bu CV’yi ve fotoğrafı bir havuza atardı. Aynı işlemi bayanlar için de yapıyorlardı. Devamında evlilikten sorumlu abi kendince uygun gördüğü eş adaylarını birbirleriyle tanıştırıyordu.” Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan A.A.ya ait Kilis Terörle Mücadele Şube Müdürlüğünce düzenlenen 23/06/2017 tarihli şüpheli ifade tutanağı: “17-25 Aralık süreci sonrası örgütün sivil imamı … kod adlı şahsın katıldığı …bir toplantıda sivil imam adlicilere hitaben ‘elinizde ...siyasal iktidara ilişkin yolsuzluk ihale usulsüzlüğü vs. gibi ses getirecek dosya varsa, bu tarz ses getirecek dosyaları bekletmeyin, hemen davasını açın.’ dedi. …Örgüt mensuplarının deşifre olmasını önlemek için tedbir ya da ruhsat diye tabir edilen yöntemler uygulanmaktaydı. Bu kapsamda örneğin; cuma namazına gitmememiz, adliyede namazları ima ile (göz ile) kılmamız, eğer mümkünse namaz vakti yetişiyorsa namazları cem ederek (birleştirerek) evde kılmamız, ramazan ayında eğer belli olacaksa oruç tutmamamız ve gerektiğinde alkol almamız talimatlandırılmıştı. …Bizim mezuniyet balomuzda, o dönemki yargı bürokrasisinin hassasiyeti de gözetilerek protokol masalarından görülecek açıdaki ön sıra masalara hep örgüt üyeleri oturtulmuş ve bunlara alkol almaları talimatlandırılmıştı diye biliyorum. …Seçim [2014 HSYK seçimi] süreciyle ilgili son olarak belirtmek istediğim, örgütün ByLock üzerinden birbirleriyle haberleşerek Facebook’taki hâkim-savcı gruplarında ya da adalet.org’da organize bir şekilde hareket ederek bağımsız aday tanıtımlarının altına adayı övücü, parlatıcı, adayı ön plana çıkartıcı yorumlar yapılmasının sağlanmasıydı. Buna örnek olarak bir olay anlatayım; R.Ş. mahkemede yanıma gelip bana tefonundaki ByLock mesajını okuttu. Yazının içeriğinde; --Tüm arkadaşların dikkatine, şu gün şu saatte Facebook’taki hâkim savcı gruplarında ve adalet.org’da ‘[İ.Ç.] Gerçeği’ isimli bir paylaşım yapılacaktır. Paylaşımın altına bağımsız aday [İ.Ç.]yi övücü yorumlar yapıp destekleyelim.-- …Görüldüğü üzere örgüt sosyal medyada organize bir şekilde hareket ederek seçimde başarılı olmayı amaçlamıştır. ...FETÖ yargı mensuplarını T1, T2, T3, T4, T5 üst başlığı/ tasnifi adı altında grup grup, hücre tipi yapılandırılmıştır. T3’teki bir kişinin ekstra bir tanışıklık yoksa diğerlerini bilmesi mümkün olmadığı gibi, yine T3 altında yer alan grupların da birbirini tanımaması genel kuraldır. Tedbir denilen gizlilik kurallarına riayet edilerek bu gizliliğin sağlanması amaçlanmıştır. Ama özellikle Ankara’da staj döneminde bu gizliliği sağlayamadılar. Bir çok farklı gruba mensup kişi birbirlerini bir şekilde tanıdı veya başkasından duymak suretiyle öğrendi. Ancak tedbire son derece riayet edenler kendilerini gizleyebilmiştir.” Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan M.Ö.ye ait Osmaniye Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 18/10/2016 tarihli sorgulama tutanağı: “Taşra yapılanmasında o dönemki adı ile cemaatin bu yapılanması profesyonel olarak yürütülüyordu. 2002 yılından itibaren taşra yapılanması kendi içerisinde T1, T2, T3, T4, T5 şeklinde bölümlere ayrılmıştı. ("T" taşra anlamına gelen yapılanmayı simgelerdi). T1 grubu 39 bin sicilden daha önce gelenlerdi. T2 grubu 39 bin, 42 bin sicillileri, T3 grubu 92 bin 109 bin arası sicillileri, T4 grubu daha sonraki sicillileri,T5 grubu 125 bin ve sonraki sicillileri ifade ederdi.” Sonuç olarak FETÖ'nün, yıllar itibarıyla takiye (olduğundan farklı görünme) esasına dayanan uzun vadeli bir projenin aşamalarını izleyerek kurduğu strateji doğrultusunda, kamu kurumlarında ve yargı organlarında demokratik devlet düzeninden ayrıksı ve ona paralel şekilde teşkilatlanmak suretiyle ülkenin bağımsızlığını, bütünlüğünü ve demokratik hukuk devletini tehdit edici, anayasal düzene sadakat yükümlülüğüne aykırı davranışlar gösteren bir yapılanma hâline geldiği anlaşılmaktadır. Nitekim bu yapılanma tarafından 15 Temmuz 2016 gecesi anayasal düzene, demokratik kurumlara ve bizatihi Türk Milletine karşı darbe teşebbüsünde bulunulmuştur. Darbe teşebbüsünün bertaraf edilmesini takip eden günlerde, söz konusu kalkışmaya dâhil olan kişilerin telefon konuşmaları ve mesajları ortaya çıkmıştır. Anayasa Mahkemesinin Aydın Yavuz ve diğerleri (B. No: 2016/22169, 20/06/2017) kararında da yer alan, darbe teşebbüsünün şüphelilerinden olan Komiser Yardımcısı E.G.nin telefonunda bulunan mesajlar bunlara örnek teşkil etmektedir. E.G.nin telefonunda, "önemli, durum kötü, çok acil duyuru. tüm il ve ilçe imamlarını, abilere, ablalara, kurum imamlarına iletin, tüm hizmet mensupları darbeyi şiddetle kınayan açıklama yapsın, meydanlara inip kendisini kamufle etsin, resim çekilip sosyal medyada yayınlasın, demokrasi, seçilmiş irade falan desinler, ama fazla da asla muhterem hoca efendinin adı geçmesin açıklamalarda, hepimizi alabilirler, herkes -darbeden haberim yok TV'de gördüm ilk kez- desin, asla hükümete ve Tayyibe karşı olumsuz bir paylaşım yapmayın, bu gurubu kapatıyorum şimdi" şeklinde mesajların bulunduğu tespit edilmiştir.
3) Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü AİHM "demokratik bir devletin, memurlarından anayasal prensiplere sadakat göstermesini isteme hakkı bulunduğunu" belirtmektedir (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/07/2004, § 52; Volkmer/Almanya (k.k.), B. No: 39799/98, 22/11/2001; Petersen/Almanya, B. No: 39793/98, 22/11/2001). AİHM'e göre "kamu çalışanlarının devlete sadık kalmaları genel yararı korumakla ve güvence altına almakla yükümlü devlet otoriteleri ile çalışmalarının doğasında bulunan bir şarttır." (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/07/2004, § 57; Žičkus/Litvanya, B. No: 26652/02, 07/04/2009, § 28). AİHM kararlarında yer alan sadakat yükümlülüğüne ilişkin yukarıda belirtilen ilkelerin hâkimlik ve savcılık mesleği açısından yorumlanması gerekmektedir. Anayasa'nın "Hâkimlik ve savcılık mesleği" kenar başlıklı 140. maddesine Danışma Meclisi tarafından yazılan gerekçede "... Adalet tevzii herşeyden önce güvenilir nitelikte olmalıdır. Bu hizmeti görenlerin tarafsızlıklarından şüphe edilmesi, hizmetin tam olarak yerine getirilmiş olduğunun kabulüne engeldir. Bu itibarla görevlerinde özel hayatlarında tarafsızlıklarına dair bir davranışta bulundukları sanısını verecek hareketlerden sakınmak zorundadırlar." denilmektedir. Bu bağlamda, yargı mensuplarının sadakat yükümlülüğü memurlardan farklı olarak "bağımsızlık" ve "tarafsızlık" ilkeleri çerçevesinde hukuk devletine ve demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğü olarak ortaya çıkar. Üstün bir kamu gücü yetkisi niteliğindeki yargı yetkisini kullanan hâkim ve savcıların, Anayasa gereği tarafsız ve bağımsız olarak görev yapmaları, Anayasa'ya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdani kanaatlerine göre hüküm vermeleri ve anayasal düzene sadakat göstermeleri, hukuk devletinde demokratik toplum düzeninin korunması açısından büyük önem arz etmektedir.
4) Dava Konusu Edilen Kararın Hukuki Niteliği Anayasa’nın 139. maddesinde hâkim ve savcıların görevlerinin sona ermesi sonucunu doğuran işlemler, disiplin cezaları ve meslekte kalmalarının uygun olmadığı yönünde verilen kararlar olarak ikiye ayrılmıştır. 24/02/1983 tarihli ve 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun "Hâkimlik ve savcılık görevlerinin sona ermesi" kenar başlıklı 53. maddesinde de disiplin cezası niteliğindeki meslekten çıkarma işlemi ile hâkimlik ve savcılık görevinin sona ermesi sonucunu doğuran diğer işlemler ayrı ayrı belirtilmiştir. Dolayısıyla 667 sayılı KHK'nın 3. maddesi uyarınca hâkim ve savcıların meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin kararların, bu kişilere disiplin cezası verilmesine ilişkin kararlardan ayrı nitelikte olduğu konusunda duraksama bulunmamaktadır. Dairemizin, Danıştay Başkanlığının internet sitesinde güncel kararlar başlığı altında yayımlanmış olan, 04/10/2016 tarih ve E:2016/8196, K:2016/4066 sayılı kararında da belirtilmiş olduğu üzere 667 sayılı KHK'nın 3. maddesi uyarınca terör örgütlerine veya MGK'ca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen yargı mensuplarının, “meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına" ilişkin kararlar, adli suç veya disiplin suçu işlenmesi karşılığında uygulanan yaptırımlardan farklı olarak terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapıların kamu kurum ve kuruluşlarındaki varlığını ortadan kaldırmayı amaçlayan “olağanüstü tedbir" niteliğindedir. Bu kapsamda, ülkenin içinde bulunduğu tehdidin ortadan kaldırılması ve bozulan kamu düzeninin ivedi şekilde yeniden tesis edilmesi amacıyla 667 sayılı KHK'nın 3. maddesi ile “terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen” üstün kamu gücü yetkisi kullanma ayrıcalığına sahip bu kişiler hakkında uygulanmak üzere olağan dönemdeki yaptırımlardan farklı olarak olağanüstü nitelikte yeni bir tedbir getirilmiştir. Terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara üyelik, mensubiyet, iltisak veya bunlarla irtibat, anayasal düzene sadakat yükümlülüğünün yitirildiğini ortaya koyan ve hâkim ve savcılar hakkında bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanmasını gerektiren hâllerdir. Yukarıda yer verilen yapılara üyelik ve mensubiyet olmasa da bu yapılara iltisaklı veya bunlarla irtibatlı bulunulması hâli de anılan tedbirin uygulanabilmesi için yeterlidir. Nitekim davalı idare, yargı mensupları hakkında aldığı meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin kararları, anılan yargı mensuplarının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisaklarının sabit olduğu gerekçesiyle tesis etmiştir. Anayasa Mahkemesi 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını ''kavuşan, bitişen, birleşen'', irtibatlı kavramını ise ''bağlantılı'' olarak tanımlamıştır. Bu kavramlar ile kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hal ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterli olacaktır. Bu bağlamda, üstün bir kamu gücü yetkisi niteliğindeki yargı yetkisini kullanan yargı mensupları yönünden örgüt ile irtibat ve iltisak hususu değerlendirildiğinde, yetki ve nüfuzlarını kullanarak örgütün amaçlarını gerçekleştirmesi için ya da örgütün talimatları doğrultusunda kendilerine veya başkalarına yarar sağlamak için bir takım hal ve hareketlerde bulunmak suretiyle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüklerini ihlal ettikleri yönünde bir kanaat oluşması halinde örgüt ile irtibat ve iltisaklarının bulunduğunu söylemek mümkün olacaktır.
5) Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi Yargı mensubu olarak görev yapanlar hakkında meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanması için ilgililerin terör örgütleri ve millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara üyelik, mensubiyet veya iltisakını ya da bunlarla irtibatını ortaya koyan delil, bulgu ve bu yönde değerlendirme yapılmasına neden olan hususların idare tarafından ortaya konulması gerekmektedir. Dava konusu kararın dayanağı olan delillerin, davalı idare tarafından dava konusu işlemin tesisinden sonra tespit edilerek dosyaya sunulduğu anlaşılmakta ise de bu delillerin terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara üyelik, mensubiyet, iltisak veya bunlarla irtibatı ve anayasal düzene sadakat yükümlülüğünün yitirildiğini ortaya koyan geçmişe ilişkin olay ve olgular olduğu görüldüğünden dava konusu işlemin hukuka uygunluğunun değerlendirilmesinde dikkate alınabileceği tabiidir.
a) ByLock Delili i. ByLock Uygulamasına İlişkin Genel Değerlendirme Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26/09/2017 tarih ve E:2017/16.MD-956, K:2017/370 sayılı kararında belirtildiği üzere ByLock uygulaması, kullanılması için indirilmesi yeterli olmayan ve özel kurulum gerektiren, kullanıcıların haberleşebilmesi için her iki tarafın önceden temin ettikleri kullanıcı adlarını ve kodlarını eklemeden taraflar arasında mesajlaşmanın başlayamadığı, bu bakımından sadece oluşturulan hücre tipine uygun şekilde bir haberleşme gerçekleştirilmesine imkân veren, kriptolu anlık mesajlaşma, e-posta gönderimi, ekleme yoluyla kişi listesi oluşturma, grup içi mesajlaşma, kriptolu sesli görüşme, görüntü veya belge gönderebilme özellikleri bulunan, böylece kullanıcılarının, örgütsel mahiyetteki haberleşmelerini başka herhangi bir haberleşme aracına ihtiyaç duymadan gerçekleştirmesine olanak sağlayan bir iletişim sistemidir. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun anılan kararında; ByLock uygulamasının 2014 yılı başlarında uygulama mağazalarında yer alıp bir süre herkesin ulaşımına açık olduğu, bu mağazalardan kaldırılmasından sonra örgüt mensuplarınca harici bellek, hafıza kartları ve bluetooth yoluyla yüklenildiği hususunun yürütülen soruşturma ve kovuşturma dosyalarındaki ifadeler, mesaj ve e-postalardan anlaşıldığı, ByLock üzerinden yapılan iletişimin çözümlenen içeriğinin tamamına yakınının FETÖ mensuplarına ait örgütsel temasa ve faaliyetlere ilişkin olduğu; kullanıcılar tarafından buluşma adreslerinin değiştirilmesi, yapılacak operasyonların önceden bildirilmesi, örgüt mensuplarının yurt içinde saklanması için yer temini, yurt dışına kaçış için yapılan organizasyonlar, himmet toplantıları, açığa alınan veya meslekten çıkarılan örgüt mensuplarına para temini, örgüt liderinin talimat ve görüşlerinin paylaşılması, Türkiye'yi terörü destekleyen ülke gibi göstermek amacına yönelik faaliyette bulunan birtakım internet adreslerinin paylaşılması ve bu sitelerdeki anketlerin desteklenmesi, FETÖ'ye yönelik yürütülen soruşturma ve kovuşturmalarda şüpheli veya sanıkların hâkim ve Cumhuriyet savcılarınca serbest bırakılmasının sağlanması, örgüt mensuplarına müdafi temin edilmesi, örgüt üyelerinden kimlere operasyon yapıldığına ve kimlerin deşifre olduğuna ilişkin bilgilerin paylaşılması, operasyon yapılması ihtimali olan yerlerde bulunulmaması ve bu yerlerdeki örgüt için önemli dijital verilerin arama-tarama mesulü olarak adlandırılan kişilerce önceden temizlenmesi, kamu kurumlarında FETÖ aleyhine görüş bildiren veya yapılanmayla mücadele edenlerin fişlenmesi, sistemin deşifre olduğunun düşünülmesi halinde ByLock iletişim sisteminin kullanımına son verilerek Eagle, Dingdong ve Tango gibi alternatif programlara geçiş yapılacağının haber verilmesi, yapılanmaya mensup kişilerin savunmalarında kullanabilmeleri amacıyla hukuki metinler hazırlanması gibi örgütsel nitelikte ve amaçta mesajlar gönderildiği ifade edilmiştir. Bylock delilinin hukuki niteliği ile ilgili olarak ise Yargıtay Ceza Genel Kurulunun yukarıda anılan kararında; Avrupa Konseyi Siber Suç Sözleşmesinin 32. maddesi ve 2937 sayılı Devlet İstihbarat Hizmetleri ve Milli İstihbarat Teşkilatı Kanununun 4.maddesinin 1.fıkrasının (i) bendi ile 6.maddesinin 1.fıkrasının (d) ve (g) bentlerine uygun şekilde Milli İstihbarat Teşkilatı tarafından elde edilen Bylock'a ilişkin dijital materyaller hakkında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının talebi üzerine Ceza Muhakemesi Kanununun 134.maddesi gereğince Ankara Sulh Ceza Hakimliğince verilen ''inceleme, kopyalama ve çözümleme'' kararına istinaden bilgisayar ve bilgisayar kütüklerindeki iletilerin tespiti işleminde herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varıldığı görülmüştür. Bylock delilinin hukuki niteliği ile ilgili olarak ise Yargıtay Ceza Genel Kurulunun yukarıda anılan kararında; Avrupa Konseyi Siber Suç Sözleşmesinin 32. maddesi ve 2937 sayılı Devlet İstihbarat Hizmetleri ve Milli İstihbarat Teşkilatı Kanununun 4.maddesinin 1.fıkrasının (i) bendi ile 6.maddesinin 1.fıkrasının (d) ve (g) bentlerine uygun şekilde Milli İstihbarat Teşkilatı tarafından elde edilen Bylock'a ilişkin dijital materyaller hakkında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının talebi üzerine Ceza Muhakemesi Kanununun 134.maddesi gereğince Ankara Sulh Ceza Hakimliğince verilen ''inceleme, kopyalama ve çözümleme'' kararına istinaden bilgisayar ve bilgisayar kütüklerindeki iletilerin tespiti işleminde herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varıldığı görülmüştür. Nitekim Anayasa Mahkemesi de Bylock verilerinin kanuni bir temele dayanmadan ve hukuka aykırı şekilde elde edildiğine yönelik iddialar yönünden yapılan başvuruda; 4/6/2020 tarih ve Başvuru No: 2018/15231 sayılı kararı ile Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edilmediğine karar vermiştir. Anayasa Mahkemesi aynı kararında, yapısı, kullanım şekli ve teknik özellikleri itibarıyla sadece FETÖ/PDY mensuplarınca -örgütsel iletişimde gizliliği sağlama amacıyla- kullanılan kriptolu iletişim ağının başvurucu tarafından kullanılmasının terör örgütüne üye olma suçu açısından mahkumiyete dayanak olarak alınmasının, adil yargılanma hakkı kapsamındaki usul güvencelerini etkisiz hale getiren keyfi bir uygulama olarak değerlendirilemeyeceği tespitinde de bulunmuştur. Öte yandan Dairemizde derdest olan dava dosyalarında, yargı mensubu olarak görev yapmakta iken haklarında meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına karar verilmiş olan bazı kişilerin ByLock uygulamasına ilişkin birtakım ifadelerde bulunduğu görülmüştür: Yargı mensubu olarak görev yapmış olan Y.G. isimli şahıs tarafından ... Ağır Ceza Mahkemesine sunulmuş beyan: “Bana ByLock adlı programı indirmemi 2014 Temmuz’da … adlı kişi söyledi. Önce VPN programını daha sonra da ByLock’u kurmamı, VPN’yi açmadan ByLock’u kullanmamam gerektiğini açıkladı. Daha sonra beni kendisi ekledi ve onaylamamı söyledi. Böylece buradan daha güvenli mesajlaşabilecektik onlara göre. Çünkü 2014 HSYK seçimleri yaklaşmaktaydı ve hızlı bir haberleşme ağı lazımdı.” Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan M.Ö. isimli şahsa ait Malatya Cumhuriyet Başsavcılığında düzenlenen 16/10/2016 tarihli sorgulama tutanağı: “2014 HSYK seçimlerinden yaklaşık 3-4 ay önce E.E.’nin evinde toplanmıştık. …… abi denilen kişi bir programdan bahsetti. Bu program üzerinden haberleşeceğimizi söyleyerek telefonlarımızı istedi. Kendisi telefonlarımıza ByLock denilen programı söz konusu sohbet sırasında yükledi. …ByLock programını kullanan cemaatteki herkesin paylaşımlarını görmek mümkün değildi. Sadece arkadaş listesi (grup) şeklinde oluşturulan arkadaşlarla konuşabilmekte ve yazılar paylaşabilmekteydik. …HSYK seçimlerinin sonuna kadar ByLock programı üzerinden haberleşme sağlanıyordu. Cemaat mensuplarının istemleri doğrultusunda seçimlerden sonra ByLock programını sildim.” Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan A.B. isimli şahsa ait Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığında düzenlenen 22/03/2017 tarihli sorgulama tutanağı: “... isimli şahıs telefonuma ByLock yüklemek istedi. Ancak akıllı telefonum olmadığı için yükleyemedi. Ben de eşimin telefonunu kendisinden habersiz aldım. Bir şeyler yaptı. Bundan sonra buradan haberleşeceğiz dedi. …..., hâkim ve savcıların kişisel bilgilerini (dünya görüşü, siyasi görüş vs.) özellikle ByLock’tan ona atmamı istiyordu. …... bana tablet almamı, başka bir akrabamın adına hat almamı söyledi. Ancak ben bunu da yapmadım. Daha sonra ..., bana içinde hat olan bir tablet getirdi. Tablette ByLock programı yüklüydü. Gelen yazıları okuyordum. Ayrıca bana tablette silme programını gösterdi. Herhangi bir durumda onu kullanmamı söyledi.” Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan S.Ö. isimli şahsa ait Çankırı Cumhuriyet Başsavcılığında düzenlenen 02/03/2017 tarihli şüpheli ifade tutanağı: “2014 yılının Ağustos ayında E.Ö. çalıştığı yer olan Silivri’ye gelmemi söyledi. Silivri’ye gittikten sonra beni oradan alıp Silivri İlçesinde oturan D.S.’nin evine götürdü. Burada … kod adlı şahıs da vardı. Kendisi telefonumu istedi. Kendisi bana ByLock isimli programı yükledi. Artık buradan haberleşeceğimizi bana söyledi. Çünkü benim tek kaldığımı, bir şekilde haberleşmemiz gerektiğini söyledi. 2015’in Şubat ayına kadar bu program üzerinden haberleştik.” Bu durumda, FETÖ tarafından gizliliği sağlamak için örgütsel haberleşme amacıyla oluşturulduğu ve münhasıran FETÖ tarafından kullanıldığı anlaşılan ByLock uygulamasının yüklendiğinin, bu ağa dâhil olunduğunun tespit edilmesi hâlinde, bu kişilerin örgüte üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut örgütle irtibatı ortaya konulmuş olabilecektir.
ii. ByLock Delilinin Davacı Yönünden Değerlendirilmesi Dava dosyasında, Emniyet Genel Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı tarafından davacı hakkında düzenlenmiş "ByLock Tespit Tutanağı" yer almaktadır. Anılan tutanakta, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca ... tarih ve ... sayılı soruşturma kapsamında gönderilen ByLock abone listeleri üzerinde yapılan çalışmalarda davacının 129.862 satırlık ByLock abone listesinin 84448. satırında kaydının olduğu, tespit edilen GSM aboneliğinin ..., tespit edilen cihaza ait IMEI numaralarının ... ile ..., tespit edilen ilk tarihin 13/09/2014 olduğu belirtilmiştir. Öte yandan, davalı idare tarafından dava dosyasına sunulan davacının yargılandığı ... Ağır Ceza Mahkemesinin … tarih E:.., K:...sayılı gerekçeli kararında; "...ByLock Tespit Tutanağı kapsamına göre ..., ... numaralı ... adına kayıtlı GSM hattı üzerinde ilk tespit tarihi 13/09/2014 olan ByLock abonelik bilgilerinin mevcut olduğu anlaşılmıştır. Bylock Uygulaması Teknik Raporuna göre; ByLock uygulamasının ..., ..., ..., ..., ..., ..., …, …, … IP adreslerine sahip sunucu üzerinde hizmet sunduğunun tespiti üzerine, sanığa ait GSM hattının internet trafik bilgilerinin incelenerek belirtilen IP numaralarından herhangi birini veya birkaçının bulunup bulunmadığının tespiti için BTK’ya yazılan müzekkere cevabı incelendiğinde, sanıkların [davacı ve eşinin] internet trafiğinde 31/08/2014-08/02/2015 tarihleri arasında birden çok kez belirtilen IP’lerle bağlantı kurdukları anlaşılmıştır. ... Sanık ... savunmalarında, etkin pişmanlık hükümlerinden istifade etmek istediğini, ... numaralı GSM hattının kendisine ait olduğunu, telefonuna ya da hattına bylock yüklemediğini ve kullandığını, hiçbir zaman terör örgütü üyesi olmadığını, suçsuz olduğunu ifade etmiştir..." tespitlerine yer verilmiştir. Davacı tarafından; söz konusu ByLock deliline karşı herhangi bir beyanda bulunulmamıştır. Netice itibarıyla davacı hakkında düzenlenen "ByLock Tespit Tutanağı"nın incelenmesinden; davacı tarafından ... GSM numarasından, ... ile ... IMEI numaralı cihazla ByLock uygulamasının yüklendiği anlaşılmaktadır.
b) Davacı Hakkındaki Tanık Beyanları ve Davacının Kendi Beyanları Davacı hakkındaki tanık beyanları şu şekildedir: Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan Y.K.'ya ait, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 07/12/2016 tarihli şüpheli ek sorgulama tutanağı; "...Staj döneminde sınava hazırlanırken nasıl bizi ziyarete gelen murakıplar olduysa staja başlayanlara da aynı teklifi yaptılar. murakıplar genellikle halden anlayan sabırlı olan insanlardan seçilirdi.stajdakilerin bir kısmı üniversitelere gidip mezun olacak öğrencilerle görüşür ve ankaraya gelecek olanları tespit ederdi. Bir kısmı da sınava hazırlananlann kullandığı çeşitli soru kitapçıklarını hazırlardı,soru üretirlerdi.ben de staj süresince murakıplık yaptım. sermurakıbım A.t.ydi. ben ders çalışma biriminde A. ile irtibatlıydım. O da bir üstüyle. Sanırım onun üstünde s. veya z. diye biri vardı ama bilemiyorum.murakıplık yaptığım kişilerden kazananlardan fazla hatırlamıyorum. N.K., ..., ... hatırladığım kişilerdi..." Aynı şahsa ait, Tokat Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 28-30/11/2017 tarihli şüpheli sorgulama tutanağı; "...Ben murakıplık yapmaya başladığımda ben yanlış hatırlamıyorsam ilk önce E.E.'nin murakıp olarak sorumlu olduğu şu an gösterebileceğim Etlik Ayvalıda bulunan bir eve gittik. İlk başta E.E. ile birlikte gitmemin sebebi murakıplık görevinin ne olduğunu öğrenmektir. Bu eve gitmeden önce yakında bir sınav tarihi vardı. Yanlış hatırlamıyorsam 2011 yılında ... ayında yapılan adli yargı sınavından hemen önceydi. Yani bu eve gittiğimizde sınav tarihi çok yakın bir tarihteydi, bunu hatırlıyorum. Ayrıca bu dönemde bizim buraya gönderilmemizin sebebi son bir hafta onların vakit kaybı yaşamaması ve bizim evde yemek hazırlamamızda Ben murakıplık yaptığım dönemde tamamen dörtlük olan kişilerin kalmış olduğu çalışma evlerinden sorumlu oldum ve buralara gittim. Bu gittiğimiz ev de dörtlüklerin kalmış olduğu evlerdendi. Bu eve gittiğimde evde 2011 yılı ... ayı sınavına girecek olan E.Ö., S.E. ve E.T. olduğunu hatırlıyorum. Ancak ancak evde yanlış hatırlamıyorsam 4-5 kişi vardı. Bu kişilerin isimlerini hatırlamıyorum. Ama görsem teşhis edebilirim. Ayrıca bu dönemde sermurakıp var mıydı yok muydu tam olarak emin değilim. Bu eve 2011 yılı ... ayında yapılan adli yargı sınavından yaklaşık 1 hafta önce gittiğimizi, evdeki kişilere ihtiyaçları olup olmadığını sorduğumuzu, kendi evimde yemek yaparak onlara götürdüğümüzü hatırlıyorum. Benim gittiğim ilk evde hatırladığım bundan ibarettir. Ben yukarıda bahsetmiş olduğum eve E.E. ile gittikten sonra ben 2011 yılı sonbahar dönemindeki adli ve idari yargı sınavlarına hazırlanacak olan dörtlük kişilerin kalmış olduğu Aşağı Eğlencede şu an gösterebileceğim bir eve yine geçici olarak murakıplık görevi için gittim. Bu eve gittiğimde yanlış hatırlamıyorsam ... kod adlı A.T. bu evin sermurakıbıydı. Ben bu eve bir iki kez gittim. Yanlış hatırlamıyorsam bu gittiğim iki tarih haziran-temmuz aylarıydı. Bu eve gittiğimde evde ...'ın olduğunu hatırlıyorum. Yine bu evde ... dışında birileri vardı ancak bunları hatırlamıyorum çünkü bu eve bir iki kez geçici olarak gittim. Bu eve gittiğimde ... ve diğerleri 2011 yılı sonbahar döneminde yapılan idari ve adli yargı sınavlarına hazırlandıklarını biliyorum. ... Ben ayrıca yukarıda saymış olduğum geçici evler dışında murakıp olarak sürekli sorumlu olduğum evleri de anlatmak istiyorum. Bu evlerden ilki şu anda adresini gösterebileceğim Yenimahallede bulunan evdir. Bu ev 2011 yılı sonlıabar döneminde yapılacak olan adli ve idari yargı sınavlarına hazırlanmak üzere ders çalışma evine gelen kişilerden sorumlu olduğum evdir. 2011 yılının yaz aylarında bu eve murakıp olarak gitmeye başladım. Ben murakıplık görevine başladığım zaman evde kalacak olanlar belirlenmiş ve evlerine yerleşmiş, faturalar, sabit telefonlar hazır vaziyetteydi. Bu ev daha önceden de çalışma evi olarak kullanılan evlerden bir tanesiydi. Bu kişiler N.A., ..., ... ve Kırıkkale Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu ve Giresunlu olarak bildiğim, şu anda soy ismini hatırlamadığım S. isimli şahıs vardı. Bu kişilerden murakıp olarak sınavlar bitene kadar sorumlu oldum. ... Şüpheliye daha önce Cumhuriyet Başsavcılığımızda ifade veren E.P. ve ...'in kendilerine soru dağıttıklarına ilişkin beyanları sözlü olarak şüpheliye anlatıldı ve bu hususta bildikleri sorulduğunda; ben durumu anladım. Bu soruya cevap vereceğim dedi. DEVAMLA: Sınavin yapılacağı hafta sennurakıbımla yaptığımız toplantıda sorumlu olduğum ders çalışma evine akşamdan gideceğimi söylemiştim. Niyetim sınav akşamında onların heyecanını yatıştırmaktı. Ancak ... kod adlı A.T. bana sabah gidip onlara kahvaltı hazırlamamı söyledi. Ben de bu şekilde sınav sabahı erkenden bu eve giderek kahvaltı hazırlayıp onları uğurladım. Onlar gelene kadar da onlar için dua edip yemeklerini hazırladım. Onlar sınavdan döndükten sonra da beraber biraz vakit geçirip oradan ayrıldım. Sınavdan sonra yapılacak olan bir haftalık okuma kampını Bursa'da yapmalarına karar verilmişti. Onlar okuma kamplarını Bursa'da yaptılar. Ben de hafta sonu bir gün onların yanma Bursaya giderek hatırlarını sordum. Şunu da belirtmek isterim. Ben sınav akşamı murakıplık yaptığım eve gitmek isterken beni engelleyen ... kod adlı A.T. gibi staj döneminde murakıplık yaptığını bildiğim kişilerin de benim gibi sınav sabahı kahvaltı hazırlamaya gittiklerini ve bu konunun arkadaş ortamında konuşulduğunu biliyorum ve arkadaş ortamında sermurakıpların soru vermek için bizi sabah eve göndermiş olabilecekleri aklımıza geliyordu ancak ben murakıplık döneminde soru verilme olayına şahit olmadım. Bana soru verilmesi olayını da yukarıda anlatmıştım. Ben N.A., ..., ... ve Kırıkkale Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu ve Giresunlu olarak bildiğim, şu anda soy ismini hatırlamadığım S. isimli şahsın kalmış olduğu bu eve temmuz-ağustos gibi murakıp olarak gitmeye başladım. Daha sonra kitap okuma kapını olduktan sonra ocak ayı gibi bu evden sorumlu olmayı bıraktım. Ayrıca bu eve murakıp olarak geldiğimde bu evde kalan kişilerin telefonlarını ben mi topladım tam olarak hatırlamıyorum. Ancak bir sonraki murakıp olarak sorumlu olduğum evdeki telefonları ben topladım. Topladığımız bu telefonları staj evine bırakıyorduk. ... 117-...; Amasyalıdır. Hangi okuldan mezun olduğunu bilmiyorum. Esmer tenli, kısa boyludur. Adli hakimdir. Ders çalışma evinde bulunduğu esnada murakıbıydım. Görsem teşhis edebilirim..." Bununla birlikte, dava dosyasında yer alan 02/12/2017 tarihli teşhis tutanağında, ifade sahibi, ifadesinde "..." olarak bahsettiği şahsın davacı ... olduğunu net ve kesin olarak teşhis etmiştir. Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan A.Y.Ş.'ye ait, Tokat İl Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünce düzenlenen 20/01/2018 tarihli şüpheli ifade tutanağı; "...2.HAKİMSAVCI ÇALIŞMA EVİ: Ben 2.Hakim Savcı Çalışma evinde 15-20 gün kadar kaldım. Bu evin sorumlusu yani Murakıbı A.N.D. isimli şahıstı. Bu şahsın üzerinde başkaca bir şahıs olup olmadığını bilmiyorum. Bu ev öncesinde kullanılan Hakim Savcı Çalışma evi olarak kullamlıyordu.2010 Adli yargı smavına az bir süre kaldığı için bi evde söylediğim üzere 15-20 gün kadar kaldım. Kalmış olduğum bu süre zarfında beraber kaldığım şahıslar E.G., N. İSİMLİ ŞAHIS, ..., E.P. ve İSMİNİ HATIRLAMADIĞIM 1 KİŞİ vardı. Bu şahıslar yeni mezun hukuk öğrencileriydi ve bu çalışma evinde smava hazırlanıyorlardı. Bu evde yine sabit bir hat vardı. Kalmış olduğum 1.Hakim Savcı çalışma evindeki tüm kurallar bu evde de geçerliydi. Yine çalışma evinin murakıbı olan A.N.D. isimli şahısta aynı şekilde eve kalmış olduğum süre zarfında 1 kere deneme kitapçığı getirdi ve gerçek sınav ortamında gibi çözdük ve sonrasında kaç puan aldığımızı hesapladık. Ben 2010 yılı Adli yargı sınavına bu evde girdim ve girmiş olduğum smavdan 85 civarında puan alarak 2010 yılında yapılan İdari ve Adli yargı sınavlarım kazanmış oldum. Girmiş olduğum her iki sınavda da çalışma evinde çözdüğümüz deneme kitapçıklarından ya da soru bankasından birebir, benzer sorular çıkmadı. Ben bu smavdan sonra memleketim Erzurum‘a gittim. 15-20 gün kadar memleketimde kaldım. Memleketimde iken İSMİNİ VE KOD ADINI bilmediğim öncesinde tanımadığım bir bayan şahıs cep telefonumdan beni arayarak Ankara ilinde yapının Mülakat evTölduğunu söyleyerek adresini telefonda yazdırdı ve beni davet etti. Bende Ankara’ ya belirtilen adresteki mülakat evine gittim. Bu ev Etlik semti aşağı eylence mahallesinde açık adresini bilmediğim bir evdi. Bu vesile ile Mülakat evinde kalmaya başladım. ... 24-...; Bu şahsın nereli olduğunu bilmiyorum. Ankara hukuk mezunudur.2. Çalışma evinde beraber kaldım. Görsem teşhis ederim..." Bununla birlikte, dava dosyasında yer alan 23/01/2018 tarihli teşhis tutanağında, ifade sahibi, ifadesinde "..." olarak bahsettiği şahsın davacı ... olduğunu net ve kesin olarak teşhis etmiştir. Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan A.N.D.'ye ait, Tokat Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 19/01/2017 tarihli şüpheli sorgulama tutanağı; "...Ayrıca ben yapı içerisinde staj yaparken kimin aracılık ettiğini hatırlamıyorum ancak SEDA kod adlı bir şahıs ile görüşme yaptım. Bu şahıs bana bizden sonra adli yargı hakimlik-savcılık sınavına girecek dört kişi ile bir evde ilgilenmemi istedi. Sonradan öğrendiğim kadarıyla bu dört kişi ile ilgilenen kişiye MURAKIP deniyordu. Bana arada sırada bunların hallerini hatırlarını sorarsın ve ilgilenirsin şeklinde söylemişti. Ben de bu durumu kabul ettim. Bu şahıslar ile ilgilendiğim dönemde 15 günde bir gidip hal ve hatırlarını soruyordum. Bu şahıslara bu evde deneme çözdürdüğümü hatırlıyorum, bu denemeleri SEDA Kod adlı şahıstan alıyordum. Ben bu evle ilgilenmeye başladığım dönemde bu evde ..., ... isimli şahıslar vardı...” Bununla birlikte aynı şahıs, dava dosyasında yer alan 20/01/2017 tarihli teşhis tutanağında davacıyı kesin ve net olarak teşhis etmiştir. Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan D.T.'ye ait, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Anayasal Düzene Karşı İşlenen Suçlar Soruşturma Bürosunca düzenlenen 02/05/2017 tarihli şüpheli sorgulama tutanağı; "...ŞÜPHELİYE ÜNİVERSİTEDE OKUDUĞU DÖNEM, HAZIRLIK EVLERİ VE HAKİM ADAYLIĞI DÖNEMİNDEN TANIDIĞI VE YAPIYA MENSUP OLDUĞUNU BİLDİĞİ KİŞİLER SORULDU: 1 sınıfın ilk döneminde Koza Kız Öğrenci Yurdunda çok kısa bir süre kaldığımdan dolayı o döneme ilişkin bildiğim ve size söyleyeceğim her hangi bir isim bulunmamaktadır. Üniversite döneminde yapıya ait 4 ayrı evde kaldığımı yukarıda söylemiştim ancak kaldığım bu evlerde benim dışımda hiç bir hukuk fakültesi öğrencisi bulunmamaktaydı. Ancak aynı okulda okuduğum birlikte Hakimlik sınavına hazırlık evlerinde kaldığım ve staj yaptığım ve bu yapıya mensup olduğunu bildiğim isimleri söyleyebilirim. ŞÜPHELİYE 15. DÖNEM ADLİ YARGI ALBÜMÜ DİJİTAL ORTAMDA VERİLMEK SURETİYLE GÖSTERİLDİ: 1. S.T.D., 153..., ..., 14...., ... ... Bana göstermiş olduğunuz 15. Dönem Adli Yargı Hakim adaylarının albüm fotoğraflarından baktığım kadarıyla yukarıda isimlerini ve sicil numaralarını tek tek söylediğim kişiler benim bu yapıdan ayrıldığım 2013 yılının Eylül ayına kadarki süreçte bu yapıya mensup olduğunu bildiğim okul arkadaşlarım, hazırlık evlerinde ve aday döneminde birlikte kaldığım kişiler ve dönem arkadaşlarımda Hatırladığım kadarıyla bu isimlerin tamamına yakını bu süreçte meslekten ihraç edilen ve hakkında adli soruşturma açılan kişilerdir. Hali hazırda şu an görevde olan ve bu yapıya mensup olduğunu bildiğim başkaca bir isim yoktur..." Aynı şahsa ait, Yozgat Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 05/05/2017 tarihli şüpheli sorgulama tutanağı; "...... (Sicil No: ...): 15. Dönem Bakırköy stajyeridir. Çağlayan Adliyesinde o dönem yapıya mensup olan staj arkadaşlarımın arkadaşıdır, Akademi yurdunda kaldığımız esnada kendisi ile tanışmıştık. Aynen ilk görev yeri Erzurum merkez olup, Erzurum’da bulunan ve Erzurum, iline bağlı illerde budanan havan Hakimlerden sorumlu olan ... ve ... kod adlı kişilerin Erzurum £da bulunan evine gittiğimde bu kişiyle orada karşılaşmıştım..." Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan E.P.'ye ait, Tokat Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 30/12/2016 tarihli şüpheli ifade tutanağı; "...Tokat 'a döndükten sonra evimde çalışmaya karar verdim ancak Ş.'nin ısrarları neticesinde Ankara'ya gitmeye karar verdim. Bu defa da Ankara'ya gittiğimde beni yine Ş. karşıladı. Ş. beni AŞTİ'den alarak yine yukarıda bahsettiğim ilk evim olarak söylediğim eve götürdü. Bu eve gittiğimde evde benim dışımda S.T., N.K., ..., E.Ö. isimli şahıslar vardı. ... ... isimli şahsı net olarak biliyorum. Bu şahıs Merzifon'ludur. Ankara Hukuk Fakültesi mezunudur. 15. Dönem Hakim - Savcı adayı idi ve benim dönem arkadaşımdı. Bu şahıs 13 yada 14. Dönemden Y.Y. isimli şahıs ile evlendi. Eşi ve kendisi meslekten ihraç edildi. Ayrıca şahıs Bakırköy adliyesinden staj arkadaşımdır. Bu şahsın yapı evliliği yaptığını biliyorum. ... Bu evde de yine yukarıda bahsettiğim diğer evlerden bahsettiğim gibi ödemeler yaptık. Kurallar yine aynı idi. Kira dışında masrafları biz karşılıyorduk. Bu evde sohbet tarzında bir toplanma olmuyordu. Evde ders kitaplarının yanında Kuran ı Kerim, Pırlanta Yayınları ve diğer dini yayınlardan kitaplar vardı. Biz istediğimiz kitabı kendimiz okuyorduk. Ben bu evde 2011 yılının Ekim-Kasım-Aralık döneminde yapılan Adli ve İdari Yargı sınavlarına hazırlandım. Ben o dönemde yapılan idari yargı sınavını kazanamadım. Daha öncede ifademde samimi bir şekilde belirttiğim üzere sınav sorularını almak ile ilgili hususları anlatmak istiyorum. 25 Aralık 2011 tarihinde yapılan adli yargı sınavından bir gece önce kaldığım evden sorumlu olan şu anda ismini hatırlayamadığım adli yargı hakim adayı olan üçüncü evin Murakıbı yabana bir not verdi ya da ... ile beni bir eve götürdü, bunu tam olarak hatırlamıyorum, ancak biz ... ile birlikte yukarıda bahsettiğim Ser Murakıp A.'nın bulunduğu eve gittik. Bu eve gitme şeklimizi tam olarak hatırlamıyorum, ancak bana okumuş olduğunuz ...'in beyanı doğru olabilir, hatırlamıyorum. Ancak eve gittiğimizi ve A. ile görüştüğümüzü net olarak hatırlıyorum. Biz eve gittiğimizde A. kod adlı Ser Murakıp bizi boş bir odaya aldı orada bize hitaben "adli yargı hakimlik sınavının sorularını vereceğini, bir saat içerisinde soruları ezberlememizi' söylediğini hatırlıyorum. Soruları vermeden önce bu konuyu kimseyle paylaşmamızı ve hocaefendi sorsa bile söylememiz konusunda yemin ettirdi. Kuran a el bastık. Bana ne kadar net yapmam gerektiği konusunda birşey söyleyip söylemediğini hatırlamıyorum, Bu evin Yenimahallede olduğunu hatırlıyorum. Öğrenci evi gibiydi. Akşam üzeri gitmiştik. Biz girdiğimizde evin diğer odalarının kapıları kapalıydı. Bizden başka kimse vannıydı bilmiyorum. Bize bilgisayar çıktısı halinde düzenlenecek olan sınavda çıkacak sınav sorularının tamamı kağıt olarak verildi. Bu kağıt üzerinde soruların cevapları işaretlenmiş şekildeydi. Ertesi gün sınav vardı. Evden çıkarak yürüyerek kendi kaldığımız eve gittik. Onbeş dakika kadar yürüdüğümüzü hatırlıyorum. Sınavdan 73,600 puan aldığımı hatırlıyorum. Bizim dışımızda soruların başkalanna verilip verilmediğini bilmiyorum. Somları benle ... birlikte aldık, ...in kaç aldığını hatırlamıyorum. Bu evde sınava hazırlanan kişilerden S.T. hariç herkes 25 Aralık 2011 tarihinde yapılan Adli Yargı sınavını kazanarak 15. Dönem Hakim - Savcı adayı olarak göreve başladılar. Sınava girdikten sonra tekrardan memleketime gittim. Daha sonra yazılı sınavı geçtiğimi öğrendikten sonra bu son kaldığım evde murakıplık yapan bizimle ilgilenen kişi sınavı kazanan E., ..., ben ve N.'yi Ankara'ya çağırdı. Daha önce alman ifadelerimde bizi Ankara ya çağıran kişinin Ş. olduğunu söylemiştim ancak ifadelerimi ve dilekçelerimi okuduğumda Ş. ismini yanlış verdiğimi hatırladım. Bizi Ankara ya çağıran kişi 3. evde murakıp olan ismini hatırlamadığını şahıstır. Ankara ya bizi mülakat aşaması için çağırmıştı. Bizim mülakat döneminde kaldığım ev 3. evimle aynı evdir. Dördümüzde yine aynı eve gittik. Bu eve gittiğimizde referans için görüşmesi olanlar görüşmelerini yapıyordu. Beni kimse herhangi bir referansa yönlendirmedi ancak ben mesleğe geçtikten sonra mülakat döneminde bürokraside ağırlığı olan hemşeri olan kişilere yönlendirilmeler olduğunu duydum. Ben o dönemde memleketlim olan 3-5 kişiye referans amacıyla gittim görüştüm. Onların bana referans olduğunu düşünüyorum. Ayrıca mülakat için bu eve gittiğimizde bir keresinde 3. Evde ismini hatırlamadığım murakıp yanında bulunan üç kişiyle eve geldi ve bizlere mülakat provası yapılacak şeklinde söylendi. Ayrıca bize o dönemde klasik lacivert yada siyah etek - elbise takımı almamız söylenmişti. Bizde takım elbiseleri almıştık. Bu evin büyük bir salonu vardı. Bu salonda mülakat ortamı gibi bir ortam oluşturuldu. Gelen üç kişi kanepeye oturdu. Bu gelen üç kişiyi hatırlamıyorum. Bu şahıslan teşhis edemem. Bizleri de tek tek odaya alarak sandalyeye oturtarak, mülakat yapar gibi soru sormaya başladılar. Ancak ben ne sorduklarını hatırlamıyorum. Mülakat provası tamamlandıktan sonra gelen üç kişiden birisi bizce herhangi bir sıkıntı yok, gayet başarılı bir prova oldu şeklinde söyledi. Yine mülakat için gittiğimizde ben cep telefonlarının toplanmadığını hatırlıyorum. Cep telefonlarının o dönemde açık olduğunu hatırlıyorum ama bu dönemde de sabit hattan ailelerimizle görüşmeler yapıyorduk. Ailelerimiz bizi bu telefondan aramaya devam ettiler. Daha sonra dördümüzde mülakata girdik ve başarılı olarak 15. Dönem hakim - savcı adayı olarak göreve başladık. Göreve başlamadan önce mümkünse telefon numaranızı değiştirin şeklinde telkinde bulunduklarını hatırlıyorum ancak ben telefon numaramı değiştirmedim. Ayrıca bana, N.'ye, ...'a ve E.'ye İstanbul Bakırköy Adliyesini tercih etmemiz söylendi. Biz de önce Cağlayan'ı tercih ettik daha sonra da değiştirmek için dilekçe vererek Bakırköy Adliyesinde göreve başladık. Ayrıca bize İstanbul'da staja başladığımızda genel olarak olarak konuşulan şey, Ankara nın sisteminin oturduğu ancak İstanbul'da sistemin oluşturulmadığıdır. Buradaki kastedilen Ankarada staj evlerinin olduğu ancak İstanbulda bu sistemin olmadığıdır. Bu telkinleri yanlış hatırlamıyorsam 3. Evde murakıp olan ismini hatırlamadığım kişi söylemişti. Biz Bakırköy Adliyesinde göreve başlamadan önce üniversite 2. Ve 3. Sınıfta yapıya ait kaldığım evin ev ablalığını yapan Ö.Ö. isimli şahıs beni aradı ve İstanbul’a gelmem gerektiğini söyledi, ben de İstanbul ’a gittim. Esenler otogarında beni Ö.Ö. karşıladı. Daha sonra bana hitaben yapıya ait kahvaltı yemeği var oraya gideceğiz şeklinde söyledi. Ö.Ö. ile birlikte şu an adresini bilmediğim ve gösteremeyeceğim fakat Başakşehir 'de olduğunu bildiğim bir eve gittik. Bu evde, evin sahibi olan 40 - 45 yaşlarında bir bayan ve erkek şahıs vardı. İsimlerini veya kod adlarını hatırlamıyorum. Bu şahısları bir kere gördüm. Şu an görsem bu şahısları tanıyamam, simalarını da hatırlamıyorum. Bu kahvaltı, yapının tertiplediği tanışma kahvaltısı gibi bir kahvaltıydı. Bu kahvaltıda sadece bayan adaylar vardı erkekler yoktu. Bu kahvaltı da 15. Dönem olup Bakırköy Adliyesinde staja başlayacak olan yapıya mensup bayan hakim - savcı adayları vardı. Bu kahvaltıya ..., Ö.Ö., ..., T.S. geldi. Bu kahvaltıya gelen kişiler yapının evlerinde kalmış ve hakim - savcı sınavını kazanmış yapıya mensup kişilerdir. Ayrıca bu kahvaltıya gelmeyipte Bakırköy adliyesinde staj yapan yapıya mensup H.D. de vardır. ... Ben, M.Y., E.Ö.Y. ve S.U. ile birlikte staj evinde kaldık. Bu evin yanlış hatırlamıyorsam, elektrik, su, doğalgaz aboneleri benim adımaydı. Bu ev Bakırköy Adliyesine yakın Osmaniye Mahallesi diye hatırladığım bir yerde, 4 katlı olduğunu hatırladığım bir apartmanda idi. Bu evin ev ablalığını da M.Y. yapıyordu. Ayrıca bu dönemde yukarıda isimlerini saymış olduğum, Ö.Ö., F.A., T.S., ... ve H.D. ayrı bir ev tuttular. Bu evin ablası ... idi. ... Yine staj yaptığımız dönemde evlenen arkadaşlar oldu, staj döneminde evlenen arkadaşların hepsi de yapı evliliği yaptı. Benim şu an kesin olarak hatırladığım kişiler şunlardır; H.D. ile H.A.T., T.S. ile M.A.Ç., E.Ö.Y. ile ismini hatırlamadığım görsem teşhis edebileceğim eşi, ... ile A.Y., S.U. ile S.Ç., G.Y. ile ismini hatırlayamadığım görsem teşhis edebileceğim eşi, F.M.A. ile M.K.’dır. Bunların yapı evliliği yaptığını gerek kendilerinden gerekse sohbet ortamından duymuştum, bunları net olarak biliyorum. Bunlar dışındaki kişilerin yapı evliliği yapıp yapmadığını bilmiyorum, ancak S.A. isimli şahsın yapının karşı çıkmasına rağmen yapı içerisinden Y.Y. ile evlendiğini, ancak Y.'nin yapı içerisinden olduğunu sohbet esnasında duymuştum ama bu bilgim duyuma dayalıdır. Yine biz staj yaptığımız dönemde stajın sonuna doğru Bakırköy Adliyesinde staj yapan yapıya mensup kişilerin gruplara ayrıldığını biliyorum. Biz 3 gruba ayrılmıştık ve her bir grubun bir tane sorumlusu vardı, grup sorumlularının üstünde de M.Y. bulunduğunu biliyorum, grup sorumluları; ... ..., Ö.Ö. ve Ş.A.’ydı. Ben Ö.Ö.’nün grubunda idim. Ö.Ö.'nün grubunda benim dışımda T.S., F.M., S.A. vardı. Ş.A.'nın grubunda ise; G.C. ve E.Ö.'nün olduğunu hatırlıyorum, diğer kişilerin hangi grupta olduğunu ve ...’in grubunda kimler olduğunu hatırlamıyorum. Benim staj dönemine ilişkin hatırladıklarım bu aşamada bundan ibarettir, aklıma birşey geldiğinde ek beyan vermek isterim. Ben stajımı tamamladıktan sonra Bayburt Merkez’e kura çektim. HSYK tarafından ilk sene Sulh Ceza Mahkemesine görevlendirildim. 1 yıl sonra Sulh Ceza Mahkemeleri kapatılınca Asliye Ceza Mahkemesine görevlendirildim. Ben Bayburt ilinde Adli hakimlik yaparken arkadaşım olan ... ise Erzurum Adliyesinde Adli Hakimlik yapmaktaydı. 2013 yılı ekim ya da kasım ayları içerisinde ... beni arayarak Erzurum iline gelmemi söyledi. Hatırlamadığım bir tarihte benimle aynı dönem olan Erzurumda görev yapan ... isimli arkadaşım beni aradı kendi evine davet etti. Erzurum a gittiğimde birlikte öğretmen olduklarını bildiğim ve daha önceden ifademde söyleyip teşhis ettiğim, kod adları ... ve ... olarak bildiğim, teşhis sonrasında asıl isimlerinin C. ve Ş. olduğunu öğrendiğim kişilerin evlerine gittik. ... bana bizimle ilgilenecek kişilerin bu kişiler olduğunu söyledi. Gittiğimiz evin adresini tam olarak bilmiyorum. Bu eve yaklaşık bir buçuk yıl boyunca iki yada üç haftada bir gittim. 2014 Aralık ayından sonra evlilik hazırlıkları için memleketim olan Tokat a sık sık geldiğimden toplantılara gidemedim. 2014 Aralıktan sonra görüşmedim. Burada maaşımın yüzde on beşini vermem ... ve ... tarafından söylemişti. Ancak ben ailemin maddi sıkıntıları olması nedeni ile onlara yardım ettiğimden veremedim. İsmini ... olarak bildiğim sonrasında tarafıma teşhis yaptırıldığında ismini C.K. olarak öğrendiğim şahsın evine gittik. Bu eve gitmeden önce İstanbul ilinde staj yaptığım dönemde beraber staj yaptığım M.Y. bana 'atandıktan sonra sizinle" bilileri irtibata geçecek" hatırlıyorum. Bu eve gittiğimizde ismini ... olarak bize tanıtan fakat sonrasında tarafıma yaptırılan teşhiste gerçek ismini Ş.K. olarak öğrendiğim şahıs ile tanıştım. Bu evde ilk gittiğimizde ben, ... ve eşi olan A.Y.Y. vardı. Ben bu eve gittiğimde Tl, T2, T3, T4 ve T5'in ne anlama geldiğini burada öğrendim. Daha sonraları bu eve gittiğimde bu toplantılara Erzurum merkezden ... ve eşi A.Y., eşinden boşanan A.D.K., Erzurum ili Pasinler ilçesinden R.Y. ve eşi M.Y., Erzurum ili Karayazı ilçesinden S. isimli şahıs, Erzurum ili Şenkaya ilçesinden N.O., Tunceli ili Pülümür ilçesinden S.B., Bayburt ilinden O.Ö.C., Artvin ilinden D.Y. katılıyordu. ... Yine bu T5 toplantılarında hatırladığım kadarı ile ekim 2014 yılında yapılacak olan HSYK seçimleri için bizlerden tanıdığımız hakim ve savcılar ile bağımsız adayları desteklemeleri yönünde irtibat kurmamız söylenmişti. Bunun haricinde telefon kullanırken dikkatli davranmamız söyleniyordu. Ben bu şahıslar ile iletişimimi ... aracılığı ile yapmaktaydım. Ben C. yada Ş. ile irtibat kurmuyordum. Bu irtibatı ... sağlıyordu. ... bana bilgi veriyordu. Bunun haricinde HSYK seçimleri öncesinde bu eve gittiğimizde benim telefonuma Google Player’ den By Lock isimli programı indirmemi ... kod adını kullandığını öğrendiğim C.K. söyledi. Ben de bu programı telefonuma indirdim. Sonrasında ...’i telefona kaydettim. Eşi olan ... ekli değildi. Sadece bende ... ekliydi. Bir müddet bu program üzerinden mesajlaşmamız oldu. Sonrasında 2015 ... ayı içerisinde benim kullandığım telefon bozuldu. Ben de Tokat’ta yeni telefon aldım aynı programı indirdim fakat kullanamadım. Bu sebeple bu şahıslar ile bu program üzerinden iletişim kuramadım..." Aynı şahsa ait, Tokat Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 01/11/2016 tarihli sorgulama tutanağı; "...Şu an itibarı ile bu eve ilişkin olarak hatırladığım bunlardan ibarettir, aklıma geldiğinde ek beyanda bulunacağım, Ben bu evde sınava hazırlandığım dönem sonrasında 2010 yılı Adli ve İdari yargı sınavlarına girdim. Bu sınavların yazılılarım kazanamadım. Sınava girdikten sonra 10-15 gün sonra cep telefonumu Ş.'den alarak Tokat'ta bulunan babamın ikametine döndüm. Ben 2010 yılında yapılan Adli ve İdari yargı sınavlarını kazanamayınca o dönemde 9 ... 2011 yılında Adli Yargı sınavı yapılacağı Adalet Bakanlığı tarafından açıklandı. Bunun üzerine Ş. beni aradı ve tekrardan evlerde sınava çalışmak isteyip istemediğimi sordu, Bende çalışmak istediğimi söyledim ve 09 ... 2011 sınavına 45-50 gün kala tekrardan Ankara 'ya gittim, Ankara 'da beni yine ... isimli şahıs karşıladı. Beni ilk gittiğim evden farklı bir eve götürdü. Bu eve gittiğimde evde benim dışımda E. ve B.B. vardı. B.B. daha sonra evlenerek Z. soyismini aldı. ... Bu evde de ilk evdeki gibi dışarıya araması kapalı ancak dışarıdan aranabilen numarasını hatırlamadığım bir sabit hat vatdı. Bu sabit hat ile yukarıda belirtmiş olduğum aile bireylerimle görüştüm. Bu evde de sistem aynıydı. Bu evde de deneme çözdük. Evin mutfak giderlerini ve faturalarını biz karşıladık. Bu dönemde ... dışında bu evle ilgilenen bir kişi vatdı fakat ben bu kişinin adını, soyadını ve başka özelliklerini hatırlamıyorum, bu evde kısa süreliğine kalmam nedeniyle bu şahsı teşhis edebileceğimi de düşünmüyorum. Bu evin adresini tam olarak bilmiyorum ancak Keçiören Ayvalı fda olduğunu hatırlıyorum. Bu evde de zaman zaman deneme çözdük. Bu evde sınava hazırlandıktan sonra da hakim - savcılık sınavına girdim ve sınavı kazanamadım. Daha sonra tekrardan memleketim olan Tokat 'a döndüm. Tokat 'a döndükten sonra evimde çalışmaya karar verdim ancak Ş.'nin ısrarları neticesinde Ankara ’ya gitmeye karar verdim. Bu defa da Ankara 'ya gittiğimde beni ... karşıladı. ... beni AŞTİ 'den atarak ilk olarak hazırlandığım eve götürdü. Bu eve gittiğimde evde benim dışımda S. olarak bildiğim şahıs, N.K., ..., E.Ö. isimli şahıslar vardı. Bu şahıslan ilk defa burada gördüm ve tanıştım. ... ... isimli şahsı net olarak biliyorum. Bu şahıs Merzifon'udur. Ankara Hukuk Fakültesi mezunudur. 15. Dönem Hakim - Savcı adayı idi ve benim dönem arkadaşımdı. Bu şahıs 13 yada 14. Dönemden Y.Y. isimli şahıs ile evlendi. Eşi ve kendisi meslekten ihraç edildi. Bu evde de sistem aynı şekildeydi. Telefonları eve gittiğimizde toplamışlardı. Evdeki telefon içeriden dışarıyı araması olmayan ancak dışarıdan aranabilen kimin üzerine olduğunu bilmediğim sabit hat vardı. Bu evde de deneme adı altında sorular çözüyorduk. Bu evin telefonu, elektrik, doğalgaz, su abonelerinin kimin adına olduğunu bilmiyorum. Bu işlerle yine Ş. ilgileniyordu. Benimle kalan diğer kişilerin bu konuda bilgi sahibi olup olmadığım bilmiyorum. Bu evde sınava hazırlanan kişilerden S. hariç herkes 25 Aralık 2011 tarihinde yapılan Adli Yargı sınavını kazanarak Hakim - Savcı adayı olarak göreve başladılar. Biz sınava girdikten sonra tekrardan memleketime gittim, Daha sonra yazılı sınavı geçtiğimi öğrendikten sonra Ş. isimli şahıs sınavı kazanan E., ..., ben ve N.'yi Ankara’ya çağırdı. Dördümüzde yine aynı eve gittik. Bu eye gittiğimizde referans için görüşmesi olan görüşmelerini yapıyordu. Beni kimse herhangi bir referansa yönlendirmedi ancak ben mesleğe geçtikten sonra mülakat döneminde bürokraside ağırlığı olan hemşeri olan kişilere yönlendirilmeler olduğunu duydum. Ben o dönemde memleketlim olan 3 - 5 kişiye referans amacıyla gittim görüştüm. Onların bana referans olduğunu düşünüyorum. Ayrıca mülakat için bu eve gittiğimizde, bir keresinde Ş. isimli kişi yanında bulunan üç kişiyle eve geldi ve bizlere mülakat provası yapılacak şeklinde söylendi. Ayrıca bize o dönemde klasik lacivert yada siyah etek elbise takımı almamız söylenmişti. Bizde takım elbiseleri almıştık. Bu evin büyük bir salonu vardı. Bu salonda mülakat ortamı gibi bir ortam oluşturuldu, Gelen üç kişi kanepeye oturdu, Bizleri de tek tek odaya alarak sandalyeye oturtarak, mülakat yapar gibi soru sormaya başladılar. Ancak ben ne sorduklarını hatırlamıyorum. Mülakat provası tamamlandıktan sonra gelen üç kişiden birisi bizce herhangi bir sıkıntı yok, gayet başarılı bir prova oldu şeklinde söyledi. Yine, mülakat için gittiğimizde ben cep telefonlarının toplanmadığını hatırlıyorum. Cep telefonlarının o dönemde açık olduğunu hatırlıyorum ama bu dönemde de sabit hattan ailelerimizle görüşmeler yapıyorduk. Daha sonra dördümüzde mülakata girdik ve başarılı olarak 15. Dönem hakim - savcı adayı olarak göreve başladık. Göreve başlamadan önce mümkünse telefon numaranızı değiştirin şeklinde telkinde bulunduklarım hatırlıyorum ancak ben telefon numaramı değiştirmedim. Ayrıca bana, N.'ye, ...’a ve E.'ye Istanbul Bakırköy Adliyesim tercih etmemiz söylendi. Biz de önce Çağlayan 'ı tercih ettik daha sonra da değiştirmek için dilekçe vererek Bakırköy Adliyecinde göreve başladık. Ayrıca bize İstanbul'da staja banladığımızda genel olarak konuşulan şey, Ankara'nın sisteminin oturduğu ancak İstanbul 'da sistemin oluşturulmadığıdır. Biz Bakırköy Adliyecinde göreve başlamadan önce üniversite 2. ve 3. Sınıfta yapıya ait kaldığım evin ev ablalığını yapan Ö.Ö. isimli şahıs beni aradı ve İstanbul'a gelmem gerektiğini söyledi ben de İstanbul 'a gittim, Esenler otogarında beni Ö.Ö. karşıladı. Daha sonra bana hitaben yapıya ait kahvaltı yemeği var oraya gideceğiz şeklinde söyledi, Ö.Ö. ile birlikte şu an adresini bilmediğim ve gösteremeyeceğim fakat başakşehir 'de olduğunu bildiğim bir eve gittik. Bu evde evin sahibi olan 40 - 45 yaşlarında bir bayan ve erkek şahıs vardı. Bu şahıslan bir kere gördüm. Şu an görsem bu şahısları tanıyamam, simalarını da hatırlamıyorum. Bu kahvaltı, yapının tertiplediği tanışma kahvaltısı gibi bir kahvaltıydı. Bu kahvaltıda sadece bayan adaylar vardı erkekler yoktu. Bu kahvaltı da 15. Dönem olup Bakırköy Adliyecinde staja başlayacak olan yapıya mensup bayan hakim - savcı adayları vardı, Bu kahvaltıya ..., Ö.Ö., ..., T.S. geldi. Bu kahvaltıya gelen kişiler yapının evlerinde kalmış ve hakim - savcı sınavını kazanmış yapıya mensup kişilerdir. Ayrıca bu kahvaltıya gelmeyipte Bakırköy adliyesinde staj yapan yapıya mensup H.D.'de vardır. Ayrıca bu dönemde Mehtiye Bakırköy Adliyesinde staj yapan bayan hakim -savcılardan sorumlu abla idi. M.nin talimatları sonrasında yukarıda isimlerini saydığım isimler için dört ayrı ev tutuldu. Aramızda konuşarak her evde kalacak kişileri belirledik. Her evde kalacak kişiler kendi evini kiraladı. Faturasını, doğalgazı ve diğer aboneleri evde kalacak bir kişi üzerine aldı. Ancak bu işlemleri kimin yaptığım ben şu anda hatırlayamıyorum. Ben, M.Y., E.Ö.Y. ve S.U. ile birlikte staj evinde kaldık. Bu evin yanlış hatırlamıyorsam, elektrik, su, doğalgaz aboneleri benim adımaydı. Ayrıca bu dönemde yukarıda isimlerini saymış olduğum Ö.Ö., F.A., T.S., ... ve H.D. ayrı bir ev tuttular. Yine yukarıda isimlerini saymış olduğum, G.Y., E.Ö., Ş.A. ve F.M.'de ayrı bir ev tuttular. Son olarak yukarıda isimlerini saymış olduğum, G.C., ... bir ev tuttular. Bu evler staj bitene kadar yapılanmaya ait staj evleri olarak Bakırköy Adliyesinde çalışan ve yapıya mensup olduğunu bildiğim kişiler tarafından kullanıldı. İstenildiği takdirde yapıya ait olan bu evleri gösterebilirim. Ayrıca bu evlerde sınava hazırlık evleri gibi katı bir rejim yoktu. Klasik bir bekar eviydi. Sabit telefon yoktu. Bizle ilgilenen M. idi ancak M.nin üstündeki kişiyi bilmiyorum. Genelde bizi yönlendiren kişi M.'dir. Bunun dışında staj evine ilişkin bir bilgim yoktur, ben ilk staj maaşımın tamamım yardım amaçlı olarak M.'ye verdim. Ayrıca benden maaşımın % 10'nu yapıya yardım olarak vermemi istediler ancak ben o dönemde ailemin durumunun kötü olması nedeniyle maaşımın %10'luk kısmını vermedim. Bu %10'luk kısım benim staj yaptığım dönemde sürekli benden istendi. Fakat ben bu istenen parayı vermedim. Mesleğe başladıktan sonra kimse benden maaşımdan %10'unu vermem için talepte bulunmadı. Bildiklerim bunlardan İbarettir..." Aynı şahsa ait Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünce düzenlenen 13/12/2018 tarihli bilgi alma tutanağı; "...Ben Tokat Cumhuriyet Başsavcılığınca 16. ve 3. Hakim Savcı çalışma evi olarak numaralandırılan ikamette kaldım. Bu evde ben iki dönemde kaldım. Ben 2010 Aralık sınavından önce bu ikamette F.B., ... OLARAK BİLDİĞİM A.Y., E.Ö., S.Ç. isimli şahıslar ile, 2011 Aralık sınavından önce yani mülakatını kazandığım sınav öncesinde N.K., ..., E.Ö. isimli şahıslar ile kaldım. Bu şahıslar haricindeki diğer şahısları hatırlamıyorum. Benden önce ya da benden sonra bu eve gelmiş olabilirler. Bu evin sorumlusu ... KOD ADLI E.E. idi. Bu eve ilişkin olarak başkaca söyleyebileceğim bir husus yoktur. ... ...; Bu şahıs Merzifon’ludur. Hakim Savcı çalışma evinde beraber kaldım. Hakimlik sınavını kazanmıştı sonradan ihraç oldu. Ankara hukuk mezunudur. Görsem teşhis ederim..." Bununla birlikte, dava dosyasında yer alan 13/12/2018 tarihli teşhis tutanağında, ifade sahibi, ifadesinde "..." olarak bahsettiği şahsın davacı ... olduğunu net ve kesin olarak teşhis etmiştir. Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan E.G.K.'ya ait Tokat KOM Şube Müdürlüğünce düzenlenen 10/02/2018 tarihli şüpheli ifade tutanağı; "...HAKİM SAVCI ÇALIŞMA EVİ 2010 YILI EYLÜL ARALIK AYI: ... Bu evde ben 2010 yılı eylül ayı başlarından aralık ayında yapılan adli yargı sınav sonuna kadar kaldım. Benimle birlikte hakim savcı çalışma evinde birlikte kalan ve yukarıda bahsetmiş olduğum kurallara tabi olan şahıslar ise N.Ç., E.P., ..., Ş. (SOYADINI Z. OLARAK HATIRLIYORUM) isimli şahıslarla kaldım. Ben bu şahıslan daha önceden tanımıyordum hakim savcı çalışma evinde ilk defa karşılaştım. Bu eve daha sonradan A. isimli şahısta daha önceki kalmış olduğu hakim savcı çalışma evinde problem yaşadığı için bizim eve dahil olmuştu. Bizimle birlikte kısa süreliğine kaldı. Birlikte kaldığımız şahıslardan sadece A. isimli şahıs kod adı kullanıyordu. Bu şahıs hatırladığım kadarıyla ... kod adım kullanıyordu. Ben ve diğer şahıslar ise kod adı kullanmıyorduk. A. isimli şahsa neden kod adı kullandığını bir keresinde sormuştum o da bana ... adını çok sevdiğini söylemişti. ... 32-...: Bu şahsın nereli olduğunu hatırlamıyorum. Ankara hukuk mezunudur. Bu şahısla makim savcı çalışma evinde birlikte kaldım. Sonrasında hakim adayı olduğunu duymuştum. Görsem teşhis ederim..." Bununla birlikte, dava dosyasında yer alan 13/02/2018 tarihli teşhis tutanağında, ifade sahibi, ifadesinde "..." olarak bahsettiği şahsın davacı ... olduğunu net ve kesin olarak teşhis etmiştir. Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan E.Ö.Y.'ye ait, Tokat Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 04/11/2016 tarihli şüpheli ifade tutanağı; "...Bekarken ve Bakırköy 'de staj yaparken maaşımızdan bekardan %15 , evli olanlardan % 10 para isteniyordu ancak ben aileme para gönderdiğimden ve maaşımın kendi ihtiyaçlarımı ancak karşıladığından bu istene yüzdelik payları vermedim. Ancak zaman zaman para verdim. Bu paralar bizden öğrencilere yardım adı altında para isteniyordu. Gazete adı altında kimseye para vermedim. Ayrıca ben Bakırköy 'de bulunduğum dönemde bize sohbete gelen kod adı ... olan, Başakşehirdc oturduğunu bildiğim başkaca bir bilgisini bilmediğim şahıs vardı. Bu şahsı cn fazla üç defa görmüşümdür. Görsemde teşhis edebileceğimi düşünmüyorum, Bu şahsm Başak şehirdeki evine iftar yemeği için gittik. Burada bulunanların hepsi Bakırköy stajyeriydi ancak yukarıda saydığım isimlerden yahut saydıklarımın dışında başka Bakırköy stajyerlerinden kimlerin olduğunu hatırlayamıyorum. Meslek hayatım boyunca bu kişiyi bir daha görmedim, Tam olarak no zaman tanıştığımı hatırlamıyorum ancak ... beyanıyla soyismini hatırladığını hakim E.Ö. vardı. Ş. isimli bir bayanı hatırlamıyorum. Tanıdığım hiçbir kimsenin cemaat aracılığıyla evlindigine dair bir bilgim olmadı ancak cemaatin böyle işlere aracı öldüğünü duyuyordum, Ben staj döneminde evlenmedim. Evlenmeme dc kimse aracılık etmedi, eşim ile mesleğe atandıktan yaklaşık altı uy kadar sonra bir düğün merasiminde tanıştım. Daha sonrasında arkadaşlık, ettik ve evlendik. Şu kişi cemaat aracılığı ile evlenmiştir diyebileceğim bir kişi yoktur. Yine erkeklerden yapıya mensup bir kişiyi tanımadım. Yapıda zimmetlenme olayım duydum. Bana da o dönemde yapı ile alakası olmayan L.U. ilgilenmem için bana zimmetlenmişti. Ayrıca ben kimin kime zimmetlcndiğim de bilmiyorum. L.U.'yu bana zimmetleyen kişi M.Y.'dir. Ben ayrıca yapı aracılığı ile evlenmediğim için bu işlere kimin aracılık yaptığını bilmiyorum. Benim staj döneminden hatırladıklarım bundan ibarettir. Ben 17 Temmuz 2013 tarihinde kura çekerek Çorum Osmancık ilçesine atandım. Ben mesleğe geçtikten sonra hiçbir siville tanışmadım. Ancak üç ayda bir devre toplantılarına katılıyordum. Devreden kastım Bakırköy'de staj yapanların bir kısmıdır. Telefonumu kapatarak gittiğim bir toplantı yoktur. Gizli saklı ve suç olan iş yapmadığım için bunu yapmıyordum ancak kapatılması yönünde tavsiye de veriliyordu. Bizim devre toplantılarda bu toplantıları organize eden kişi M. idi. Bu toplantılara E.A., ..., M., S.A., Ö.Ö. geliyordu, Ben bunlar dışında devre toplantılarına katılan var mıydı hatırlamıyorum. Bunları son katıldığın toplantıdan hatırladığım için aklıma geldi. Benim son katılmış olduğum devre toplantısı 2014 yılı HSYK. seçimlerinden sonra Kasım ayında yapıldığım hatırlıyorum. O tarihten sonra ise bir kere daha Methiye tarafından evine davet edildim. Ancak bu davetin devre toplantısı rm yoksa sıradan bîr misafirlik mi olduğunu bilmiyorum. Bu davete eşim izin vermediği için gitmedim. Bundan sonra da bu toplantılara katılmadım. 2014 yılında yapılan HSYK seçimlerinde on tane bağımsız aday ile şu an HSYK üyesi olan İ.Ç.'ye oy verdim. Bağımsızlara oy vermemiz devre toplantılarında tavsiye edilmişti. Ayrıca ben 2014 yılında HSYK seçimlerinin öncesinde devre toplantısında By lock isimli yazışma programını HSYK bağımsız adaylarının İsimleri ve öz geçmişleri geleceği için google play 'den indirdiğimi hatırlıyorum, Ancak nasıl indirdim, nasıl kullandım şu an tam olarak hatırlamıyorum. Bu programı en fazla iki ay kullandım. Eşim bu dönemde aday olduğu için oy kullanmadı..." Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan F.P.'ye ait, Tokat Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 04/11/2016 tarihli şüpheli ifade tutanağı; "...Daha sonra ben nasıl irtibata geçtik hatırlamıyorum ancak 15. Dönemde Bakırköy Adliyesindeki evlerden sorumlu ve devre sorumlusu olarak adlandırılan M.Y. ile irtibata geçtim ve Bakırköy adliyesınde staja başladım. Ben Bakırköy Adliyesindeki yapılanmayı ve yapıya mensup olduğunu bildiğim kişileri anlatmak istiyorum. Öncelikle Bakırköy Adliyesinde 4 ev bulunmaktadır. Bu evlerin en üstünde devre sorumlusu olarak dediğim M.Y. isimli şahıs bulunmaktadır. Aynca bu evlerden benim kaldığım evde G.C., ... ve ben vardı. Bu evin sorumlusu G.C.ydi. Sorumlu derken evin elektrik, su, doğalgaz ve kira işleriyle sorumluydu, yapıya mensupluğu açısından bizden hiçbir farkı yoktu. Aynca G.nin üstünde iki evden sorumlu olan ... vardı. Aynca ... kendi kaldığı evlerdende sorumluydu. ... in kaldığı evde kendi dışında F.M.A., ... vardı. ... ...: Merzifonluydu. 15. Dönem hakim savcı adayıydı. Yapıya mensup bir şahıstı. Bu şahsın cemaat evliliği yaptığını duydum ancak eşinin tanımam. ... i görsem teşhis edebilirim..." Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan N.Ç.G.'ye ait, Tokat KOM Şube Müdürlüğünce düzenlenen 25/03/2018 tarihli şüpheli ifade tutanağı; "...1 .HAKİM SAVCI ÇALIŞMA EVİ ve KURALLARI (2010 EYLÜL-ARALIK AYI); Bu eve beni ... KOD ADLI şahıs götürdü. Bu eve gittiğimde ... KOD ADLI şahsı ailem ile nasıl iletişime geçeceğimi sordum. Bana şimdilik ankesörlü telefondan iletişime geçebileceğimi ancak sonrasında bu eve sabit bir hat alınacağını ve ailemin bu sabit hattı araması üzerine iletişimimi devam ettireceğimi söyledi. Ben bu eve ilk gittiğimde evde benimle beraber E.G. isimli şahıs vardı. Daha sonradan bi eve gelen ve ifademin devamında anlatacağım kurallara tabi olan şahıslarda E.P., ..., Ş.A. ve çok sonrasında da ... isimli şahıslar geldi. Bu evin sorumlusu yani Murakıbı ... KOD ADLI şahıs idi. Bu şahsın üzerinde kimin olduğunu bilmiyorum. Bu eve ... KOD ADLI şahıs haftada bir gelirdi ve bizim çalışmalarımızın nasıl gittiğini, herhangi bir ihtiyacımızın olup olmadığını sorardı. ... Ben bu evde Ş.A. sınav öncesinde mide rahatsızlığı geçirdiği için evden ayrıldı. ... isimli şahısta yine bu süre zarfında bir dönem evde kalarak sınav öncesinde ayrıldı. E.G., E.P. ve ... isimli şahıslar ile birlikte ben 2010 yılı Aralık ayında yapılan İdari ve Adli Yargı sınavlarına girdim. İdari yargı sınavını ve Adli yargı sınavını kazanamadım. Girmiş olduğum bu sınavlardan önce herhangi bir soru verilme olayı olmadı. Evde bulunan soru bankasından ya da deneme kitapçıklarından birebir aynısının çıkıp çıkmadığını hatırlamıyorum. ... 2010 yılı adli ve idari sınav sonrasında ... KOD ADLI şahıs sınavdan sonra kamp olacak dedi. Yani kitap okuyacaksınız sınava girip çıktınız dua edin dedi. Ancak bu süreçte ben ve ... ve E.P. genelde bu evde kore dizilerini izledik. Sonrasında 1 hafta kadar kaldıktan sonra herkes memleketine döndü. ... SINAV SONRASI KONYA İLİ KAMPI; Sınav sonrasında ben, H., S., E. isimli şahıslar ile birlikte Konya iline bir evin üst katına gittik. Buraya gitme amacımız sınav stresinden kurtulmak içindi. Burada 5 gün kadar kaldık ve Konya ilini gezdik. Bu süreçte yine ... ve E.P. isimli şahısları da bu kampta gördüm. Bu şahısları da görünce çalışma evinde kalanların sınav sonrasında kamp için Konya iline getirildiğini anladım. Yine bu kampta F. isimli şahısla da tanıştım. Bu kampta Konya ilinden bir bayan gelerek kalmış olduğumuz yerde bize sohbet yaptı. Bu sohbette dini bilgiler anlatarak ayrıldı. Sonrasında da buradan memleketlerimize ayrıldık. Ben memleketimde iken sınavı kazandığımı öğrendim ve tekrardan Ankara iline gittim..." Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan S.T.'ye ait, Tokat İl Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünce düzenlenen 02/07/2018 tarihli şüpheli ifade tutanağı; "...STAJ DÖNEMİ; (2012 ... ayından 2013 yılı Ağustos ayına kadar olduğunu beyan eder.) Ben mülakatı geçtiğimi öğrendikten sonra C.Ç. ile birlikte Ankara’ya adresini bilmediğim bir eve Adana’dan birlikte geldik. Hatırladığım kadarıyla Ankara’ ya gelmemiz için C.Ç. ile bağlantıya geçilmişti. Bu nerenle bizi arayarak Ankara’ya çağıran kişinin kim olduğunu bilmiyorum. Gittiğimiz bu evde mülakatı geçen belli sayıda hakim savcı adayı toplanmıştı. Tahminince 10 kişiden fazla aday vardı. Bu evde hatırladığım kadarıyla sonradan Bakırköy adliyesinde staj yapan ..., M.Y., ... ve İSMİNİ HATIRLAMADIĞIM genellikle sonradan Bakırköy adliyesinde stajım başlatan görsem tanıyabileceğim şahıslar vardı. Ben bu evde kaç gün kaldığımı hatırlamıyorum. Evde kaldığımız bir günde eve DAHA ÖNCE GÖRMEDİĞİM BİR ŞAHIS geldi. Bu şahıs evde bulunan kişilerin Bakırköy adliyesinde staj başlatmalarım istedi. Sorumlumuz olarak yani 15. Dönem hakim savcı adaylarından sorumlumuz olarak M.Y.’nin olduğunu söyledi. İstanbul’da staj evleri ayarlanacağım ve bu evlerde kalınacağını anlattı. Sonrasında ben ve C.Ç. birlikte DAHA ÖNCE GÖRMEDİĞİM BU ŞAHIS ile ayrıca görüştük. C.Ç. babasımn rahatsız olduğunu bu nedenle İstanbul yerine Adana ilinde staj yapmak istediğini, bende Adana ilinde ailemin yanında olmak istediğimi İstanbul’a gitmek istemediğimi söyledim. Bunun üzerine de bu şahıs bizim İstanbul da staj yapmamız gerektiğini söyleyerek isteğimizi kabul etmedi. ... AKADEMİ STAJ DÖNEMİ: Ben akademi stajı boyunca Akademinin yurdunda kaldım. Hafta sonları Ankara ilindeki staj evinde sohbetler oluyordu. Bu sohbetlere C.Ç. ve beni de çağırıyorlardı. C.Ç. ile birlikte bu sohbetlere gidiyordum. Bu sohbetlerde yine risale, Kuran ve Fetullah GÜLEN’in kitapları okunuyordu. Bu sohbetleri M.Y. yapıyordu. Bu sohbetlere hatırladığım kadarıyla ... ..., Ö.Ö, ... VE İSMİNİ HATIRLAMADIĞIM BAKIRKÖYDE STAJ YAPAN adaylar geliyordu. Akademi boyunca bu sohbetler yapıldı. ... BEN İFADEMDE BELİRTTİĞİM ŞAHISLARIN TEŞHİS AŞAMASINDA KULLANILMAK ÜZERE NERELİ OLDUKLARINI, HANGİ ÜNİVERSİTE MEZUNU OLDUKLARINI VE YAPIDAKİ POZİSYONLARINI ANLATMAM GEREKİRSE; ... 30- ... ...; Bu şahısın nereli olduğunu bilmiyorum. 15. Dönem hakimi idi. İhraç oldu. Staj döneminde bizi topladıkları evde ve sohbetlerde gördüğüm şahıstır. Görsem teşhis ederim..." Bununla birlikte aynı şahıs, dava dosyasında yer alan 04/07/2018 tarihli teşhis tutanağında davacıyı kesin ve net olarak teşhis etmiştir. Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan Ş.A.'ya ait, HSK Müfettişlerince düzenlenen 16/03/2017 tarihli tanık ifade tutanağı; "...... (...) : Yukarıda anlattığım gibi eşimin zoru ile yaklaşık 20 gün hâkimlik sınavına hazırlanmak amacı ile kaldığım Fetö evinde vardı ve böbrek sorunlarım nedeni ile beni acil hastaneye götüren kişidir. Fetö ile irtibatlıdır..." Öğretmen olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan Ş.K. isimli şahsa ait Tokat İl Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünde düzenlenen 06/12/2016 tarihli şüpheli ifade tutanağı: "...Ben daha önce vermiş olduğum ifademde Kars ilinden gelen karı koca hakim-savcı T5 diye nitelenilen grup içerisinde olduğunu söylediğim ve isimlerinin aklıma gelmediği şahıslan hatırladım. Bu şahıslardan bayan olanın ismi S.'dir. ... Bu iki şahsın haricinde yine daha önceki ifademde ... olarak geçtiğim şahıs vardı. Bu şahsın eşi olan A. da toplantılara eşi [davacı] ile birlikte katılmaktaydı. Hatta ... diğer toplantılara katılacak bayan hakim ve savcılar ile irtibatı sağlamaktaydı diye biliyorum. Bu karı koca da Erzurum İlinde hakim ve savcılık yapmaktalardı. Ben bu ismini verdiğim şahısları bana yaptırmış olduğunuz teşhis işlemi sonrasında ... ve Y.A.Y. [davacının eşi] olarak öğrendim..." İfadesine başvurulan Y.Ö.A.'ya ait, KOM Şube Müdürlüğü biriminde düzenlenen 10/11/2016 tarihli bilgi alma tutanağı; "...ben 1989 yılında amasya ili Merzifon ilçesinde doğdum. İlk ve orta öğrenimimi bu ilçede tamamladıktan sonra 2003 yılında lise eğitimine başladım bu liseyi 2007 yılında bitirdikten sonra Merzifon ilçesinde faaliyet gösteren AHİ isimli o dönem Fetullahçılar olarak bilinen cemaate ait olan dershaneye giderek üniversiteye hazırlanmaya başladım. İlk iki sene üniversiteyi kazanamadım. 2009 yılında Gazi üniversitesi Bilgisayar ve Öğretim Teknolojileri bölümünü kazandım. Ben okulu kazandığım dönemde, ablam olan ... Ankara Hukuk fakültesinde okuyordu. Ben de ablamın [davacı] yanına giderek kaldığı evde kalmaya başladım. Ablamın [davacı] ve benim kaldığım ev cemaate ait bir evdi. Bu evde benim ve ablamın [davacı] haricinde ev ablalığı yapan ismini bizlere ... olarak veren fakat sonrasında ismini M. olarak öğrendiğim Ankara Hukuk öğrencisi olan şahıs yapmaktaydı. M. ben birinci sınıfta okurken ikinci sınıfta okuyordu. Evde tertiplenen sohbet programlarında bizlere bazen dini sohbet yapıyordu. Bu sohbet programları ise günlük olarak bir saat civarında oluyordu. Bu bir saat içinde ilk veya son yarım saat kitap okuma kalan yarım saatte ise ya Fetullah GÜLEN’in kasetleri dinletiliyordu ya da dini sohbet yaptırılıyordu. Bunların haricinde ayda bir sefer üç ya da dört evde bulunan öğrenciler yapıya ait bir öğrenci evinde bir araya getirilip sohbet yaptırılıyordu. Bu sohbetleri ismini A. olarak bildiğim ve yanlış hatırlamıyorsam İngilizce öğretmenliğinde okuduğu söylenen bir abla yaptırıyordu. Bu şahsın açık kimlik bilgisini bilmiyorum. Bu ilk dönem kalmış olduğum evin adresi Ankara Dikimevi taraflarmdaydı. Bu ev Cumhuriyet Pastanesi alt sokağında keskin sokak olabilir 4 katlı pembe bir binanın 3. Katındaydı. Yine bu evde saldıklarımdan başka Ankara hukukta okuyan yanlış hatırlamıyorsam Hataylı olan hukuk birinci sınıf öğrencisi S. isimli kız vardı. Bunun haricinde yine hukuk öğrencisi olan ve o dönem birinci sınıfta olan T. ve K. isimli kızlar vardı. Bu kızlardan T. yanlış hatırlamıyorsam Sivaslıydı. Bu evde bir dönem kaldıktan sonra Ankara Kolej semtinde bulunan yine hukuk öğrencilerinin kaldığı başka bir eve ablam [davacı] ile birlikte geçtik. Bunun sebebi ise yapının her dönem öğrencileri başka evlere göndermesiydi. Kolej semtindeki evde ise ablamla benim haricimde H.A. ev ablalığı yapmaktaydı. H. ablamın [davacı] sınıf arkadaşıydı. Evde tertiplenen sohbet programlarım H. organize etmekteydi. Bu yapılan sohbet programları yukarıda izah ettiğim şekliyle oluyordu..." Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan F.M.'ye ait, Trabzon Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 21/10/2016 tarihli şüpheli sorgulama tutanağı; "...Bakırköy adaylarından M.Y., ..., ..., E.A. (Ben dahil 18 kişiydik) Keçiörendeki evde buluştuk. Bu buluşmada kapalı, sivil olduğunu düşündüğüm Z. isimli abla bize ev tutma, kılık kıyafet, ibadet tarzı gibi konularda önümüzdeki süreçlerde ne yapacağımızı anlattı. Örneğin etek boyumuz, ceket boyumuz, staj yapacağımız yere bir yerde ev tutmamız, Adliyede nasıl namaz kılacağımızı ekrana yansıtarak anlattı, abdesti teyemmünle almamızı öğretti. Lavobada abdest almamız yasaktı. Yine staj yaptığımız adliyelerde mescit, camilere gitmemiz yasaktı. Ev adliyeye yakın olursa öğlen gidip öğlen namazını, ikindiyi ise cem ederek önceden nasıl kılacağımızı, yine akşam namazını kılamayacaksak onu nasıl cem edeceğimizi Z. bize öğretti. ... isimli abla M.P.'yi grubumuz sorumlusu olarak belirledi.Bunların esas amacı çevreye abdest alıyor, namaz kılıyor gibi muhafazakar bir görüntü çizmemizdi. Erkekler bizim dönemde de cuma namazına gitmezdi. ... Biz devre ve taşra olarak iki ayrı gruba ayrılırdık. Devre grubumuz yukarıda saydığım 18 kişilik staj arkadaş grubu idi. Atandıktan sonra devre ortadan kalkardı. Taşra grubu olarak devam etti. Ancak bu 18 kişi aynı kaldı ve 3 ayrı taşra grubuna bölündü. Benim taşra grubumda Ö.Ö., .... ve ben vardık. Mesela bizim taşra grubumuzun temsilcisi Ö.Ö.'ydü. Diğerinin ki Ş.A. ve ...'dı. 6 + 6 + 5 kişi yani 17 kişi grubu oluştururdu. 18. Kişi olan M.B. ise bu 3 grubun da üstü idi. Yani M. Ankara'da tetkik hakimi olduğundan üstünden aldığı talimatları altındaki 3 taşra grubu sorumlusuna ya cemaatin Ankara'da ki bir evinde ya da kendi evinde iletirdi. Her sorumlu da kendi grubuna bildirmek üzere toplanırdık. Bu organizasyon 18 kişilik Bakırköy stajyerleri olup, atanmış kişiler için geçerlidir. Muhakkak benzer şekilde başka yerde staj yapanlar arasında bu tür taşra grupları vardır. Ancak biz sadece kendi grubumuzu biliriz. ... Ayrıca cemaat vasıtası ile çeşitli şekillerde tanıdığım, üst dönem olup bizim dönemden yine cemaat evliliği yaparak evlenen isimlerden; H.A. (N.A.'nın eşi), ..., Y.A.Y. (Eşi ...'dır), ..." Davacı tarafından bu ifadelere karşı herhangi bir beyanda bulunulmamıştır. Bununla birlikte, davacının, hakkında Tokat Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 01/11/2016 tarihli şüpheli sorgulama tutanağında; "...Etkin pişmanlıkta bulunmak istiyorum. Ben 2010 yılında Ankara Hukuk Fakültesinden Ağustos ayında mezun oldum. Ben üniversitenin 2. Sınıfının 1. Döneminin bir kısmı haricinde üniversite hayatım boyunca yapıya ait yurt ve evlerde kaldım. Ben öncelikle mezun olduktan sonra olayla ilgili bildiklerimi anlatmak istiyorum. Öncesini daha sonra anlatmak istiyorum. Ben 2010 yılında 4. Sınıfta olduğum dönemde ilk dönem ve ikinci dönemde yapıya ait iki farklı evde kaldım. 4. Sınıfın birinci döneminde benim ev ablalığımı benimle aynı dönemde hakim savcı olan (15. Dönem) H.A. yapıyordu. Ancak şu an kim olduğunu tam olarak hatırlamıyorum. Bunu düşündüğümde hatırlayacağımı düşünüyorum. Ayrıca ben, 4. Sınıf 2. Döneminde başka bir eve taşındım. Bu evin ev ablalığını 16. Dönemde hakim - savcı olan M.A. isimli şahıs yapıyordu. Bu şahsın kod adı ... 'dır. Bu şahsın gerçek adının ... olmadığını, bir keresinde rahatsızlanıp hastaneye gittiğimde öğrenmiştim. Bu evde ... dışında, ben, kardeşim Y.Ö. (A.), 16. Dönemde ismini hatırlamadığım ancak görsem teşhis edebileceğim bir kişi ile yine Hataylı olduğunu bildiğim ismini ve soyismini bilmediğim görsem teşhis edebileceğim ve ne iş yaptığını bilmediğim bir kişi vardı. H.A. isimli şahıs Tokat Zile'li dir. Benim dostum diye tabir ettiğim bir kişidir. 15. Dönem Hakim savcı adayıydı ve benimle dönem arkadaşıydı. Bu şahıs yapının evlerinde ev ablalığı yaptı ve dört sene evde kaldı. Yapıya mensup bir şahıstır. ... M.A.’yı net olarak biliyorum. Bu şahıs Ankara Hukuk mezunudur. Ben mezun olduğumda 3. Sınıfa geçmişti. Kendisi daha sonradan 16. Dönemde sınavı kazanarak hakim savcı oldu. Yapıya mensup bir şahıstır. Kendisi Ankara’da Emek'te yapıya ait hakim savcı staj evinde kalıyordu. Bu şahsı bir kere Ankara'ya gittiğimde evinde ziyaret etmiştim. Bu şahıs yapıya mensup bir şahıstır. Şahıs hattında bilgim bu kadardır. Görsem teşhis edebilirim. Bu şahsın nereli olduğunu hatırlamıyorum, bu bu şahsı görsem teşhis edebilirim. Ben dördüncü sınıfın ikinci döneminden sonra mezun olana kadar bu evde kaldım. Bu evde kardeşim Y.Ö.'de kaldı. Ancak, kardeşimin erkek arkadaşı olması nedeniyle evden çıkardılar. Kardeşim bu yapıya uyum sağlayan biri değildi. Kardeşim bu konularda tanık olarak dinlenirse hatırlayacağını düşünüyorum. Ben, 2010 yılında mezun olmama yakın bir dönemde M.'nin üstünde bir kısım evlerden sorumlu ... isimli şahıs vardı. ...ismi kod adı mıdır yoksa gerçek ismi midir bilmiyorum. Bu şahıs resim öğretmenliği yada İngilizce Öğretmenliğinde okuyordu. Bu şahısla ilgili bildiklerim bundan ibarettir ancak bu şahsı görsem teşhis edebilirim. ...isimli şahıs zaman zaman bizim eve sohbet vermek için geliyordu. Bu şahıs bir keresinde bana, "seninle kariyer planlaması için birisi gelecek" diyerek söyledi. Daha sonra beni Bahçelievler 'de bir adrese yönlendirdi. Bu adrese yukarıda ismini bahsetmiş olduğum H.A. ve P.Y. ile birlikte gittik. P.Y. Ankara Hukuk Mezunudur. 13. Dönemde hakim savcılık sınavını kazanarak göreve başladı. Ü.Y. ile P. Üniversiteden arkadaştılar. Daha sonra evlendiler. Bildiğim kadarıyla P. bu çalışma evlerinde kalmadı. Eşi Ü.'nün sohbetlere gittiğini arkadaşlardan duydum. Bu bilgimi duyuma dayalıdır. ... Gittiğimiz evde bu evde ilk defa gördüğüm ... isimli (Kod Adı olabilir) bir şahıs ile görüştük. ... isimli şahsın hiçbir bilgisini hatırlamıyorum. Buna ilişkin tek bildiğim ismidir. Bu şahsı görsem teşhis edebilirim. Bu kişi muhtemelen bizim bir üst dönemimizden, hukukçu ve hakim savcı stajeri olan bir kişidir. Ben bunu Bakırköy Adliyesinde staj yaparken (Açıklamasını daha alt kısımlarda yapacağım) yapıya ait staj evlerinde kaldığım Ö.Ö. isimli kişiden biliyorum. Bu şahısta stajyerken bu tip görüşmeleri yapmak için öğrencilerle görüşmelerle gidiyordu. Ö.Ö. ile ilgili bildiklerimi ifademin ilerleyen kısımlarında anlatacağım. Kariyer evine gittiğimde ... isimli şahıs bize öncelikle sohbet yaptı. Daha sonra P.Y., H.A.ve beni tek tek odaya alarak görüşme yaptı. Ben diğer arkadaşlara ne konuştu bilmiyorum ancak bana hitaben "hangi mesleği yapmak istiyorsun" şeklinde söyledi. Ben de kendisine hakimlik savcılık yapmak istediğimi söyledim. Bunun üzerine bana "hakimlik savcılığı parası için mi istiyorsun" şeklinde söyledi. Ben de kariyer yapmak için istediğimi ona söyledim. Bunun üzerine bana hitaben "Avukatlık, araştırma görevlisi gibi meslekleri neden düşünmüyorsun" şeklinde sordu. Ben de meslek olarak hakimliği kendime daha uygun olarak bulduğumu söyledim. Sonrasında bana hitaben "hakimlik zor bir meslek, öz veri isteyen bir meslek, çok çalışılması gerekir" ve benzeri şekilde söylemleri oldu. Bu görüşmede genelde bu tip konuşmalar oldu. Daha sonra biz buradan ayrılarak evimize gittik. Yaklaşık bir ay kadar sonra yeniden görüştük. Yine yanımda P. ve H. vardı. Aynı şekilde bir sohbetin ardından bire bir görüşme sırasında hakim savcılık sınavına ne şekilde hazırlanacağımı sordu. Bu sınava hazırlanmak için evler olduğunu buralarda çalışmak isteyip istemeyeceğimi sordu. Bunun üzerine ben de olabilir dedim. Ancak, buralarda çalışırsam uzun kollu kıyafet giymem gerektiği konusunda, bu evlerden kimseye bahsetmemem hatta çıktığımda birlikte geldiğim arkadaşlarıma bile söylememem gerektiği konusunda uyarılarda bulundu. Ben de bu evlerde sınava hazırlanmayı kabul ettim. Hatta, F. isimli bayan benimle odada birebir görüştüğü esnada kuranı kerimi elinde tutarak bana kurana el bastırıp bana hitaben "çalışma evlerinden kimseye bahsetmeyeceğime, kuran üzerine yemin ederim" şeklinde yemin ettirdi. Bende bu söylediği şeyleri tekrarlayarak, kuranı kerime el basarak yemin ettim ve daha sonra geldiğim arkadaşlarla geldiğimiz evlere gittik. Mezun olduktan sonra tahminimce yukarıda bahsettiğim A. isimli kızında üstünde görevli olan Ş. isimli (kod adı olabilir), açık kimlik bilgilerini bilmediğim görsem tanıtabileceğimi düşündüğüm başka bir sohbet ablası beni memleketimde bulunduğum sırada arayarak çalışma evlerine gelmem gerektiğini söyledi ve ne zaman gelebileceğimi sordu. Ben de ramazan bayramından sonra geleceğimi söyledim. Ş. üniversitede okuduğum dönemde sohbetlere geliyordu. Ş.’ye ilişkin hatırladıklarım bunlardan ibarettir. Ankara'ya gittiğimde beni AŞTİ şehirler arası otobüs terminalinde F. isimli kişi karşıladı ve Keçiören Cevizlidere 'deki ilk hakim savcı sınavına hazırlık çalışma evine götürdü. F. isimli şahıs yukarıda beyan etmiş olduğum kariyer görüşmesine bizi götüren şahıstır. F. isimli şahsa ilişkin yukarıda ayrıntılı olarak bildiklerimi söylemiştim. Bu eve gittiğimde E.P., soyismini hatırlamadığım 13. Dönem hakim savcı stajeri olduğunu bildiğim E. isimli şahıs, Ş. isimli 15. Dönem hakim savcı adayı olan şahıs, ismini N. soyismini S. olarak hatırladığım görsem teşhis edebileceğim şahıslar vardı. Bu eve gittiğimizde cep telefonlarımızı topladılar. Bana dışarıdan içeriyi aramaya açık olan ancak içeriden dışarıya aramaya kapalı sabit hat almam yönünde talepte bulundular. Ben de şu an numarasını hatırlamadığım bir sabit hattı kendi üzerime aldım. Bu numaradan dışarı araması yapılamıyordu. Sadece dışarıdan bizi arayabiliyorlardı. Çekirdek ailemiz dışında kimseye bu numarayı vermememiz bize tembihlenmişti. Bu numaradan sadece ailemiz bizi aradığında görüşebiliyorduk. Biz ailemizi aramak istediğimizde evin karşısında bulunan telekoma ait kontörlü telefondan arıyorduk. Bu evde 10 saat ders çalışma kriteri vardı. Bu evde çalışacak kaynak kitaplar vardı ayrıca bu eve ihtiyaç olmadığı sürece çok dışarı çıkmak iyi görülmüyordu. Dışarıdan anne , baba olsa dahi bu eve girmek yasaktı. Evin olduğundan kimseye bahsedilmemesi esastı. Telefon olarak ankesörlü telefonu kullanmamız söyleniyordu. Ayrıca bu evde ayda bir deneme adı altında sınav yapılıyordu. Sınav bitiminde cevaplar kontrol edildikten sonra kitapçıklar bizden toplanıyordu. Şu an bu denemelerdeki soruların benzeri somların sınavda çıkıp çıkmadığını hatırlamıyorum. Bu dönemde bana doğrudan som verilmedi. Başkasına verildiğine dair bir görgüm de olmadı. Bu dönemde girdiğimiz adli ve idari yargı sınavlarından içimizden sadece E. adli yargı sınavım kazandı. Çalışma evlerinde idari yargıya ayrı bir önem verilirdi. Bu evde kaldığım dönemde mutfak giderlerinin ve faturaların ödemelerini biz yapıyorduk. Kira ödemelerini ise kimin yaptığını bilmiyorum. Ancak bizden sorumlu murakıpların bu kira ödemelerini yaptıklarını düşünüyorum. Zira murakıplar ev sahipleri ile muhatap oluyorlardı. Evi kimin kiraladığını, kimin evi döşediğini bilmiyorum. Biz gittiğimizde ev dayalı döşeliydi. Bizden sorumlu murakıplar evde bulunan sabit hattı arayarak bir eksiğimiz olup olmadığını sorardı. Genelde de ankesörlü telefondan arardı. Evde bulunan sabit numara ile sadece çekirdek ailemizle görüşürdük. Cep telefonlarımız murakıplar tarafından bizden alındıktan sonra evde kurulu bulunan sabit hattın numarasını ailemize veriyorduk. Ben de bu dönemde sabit numaralı hattı ailemden anneme, babama, kız kardeşime ve Almanya'da ikamet eden halama vermiştim. Bunlar dışında herhangi bir kimseye telefon numarasını verip vermediğimi hatırlamıyorum. Yukarıda evde kaldığını söylediğim E.P., isimli şahsı net olarak biliyorum. Ankara Üniversitesinden sınıf arkadaşımdır. Üçüncü sınıfta aym evde kaldık. Kahramanmaraş Elbistanlıdır. Yakın arkadaşımdır. Kendisi yapıya mensuptur. 14. Dönem hakim savcı adayı olarak göreve başladı. Son olarak ta meslekten ihraç edildiğini biliyorum. Şahısla ilgili başka bir bilgiye ihtiyaç duyulduğunda bildiğim kadarıyla anlatabilirim. Bu şahıs cemaat evliliği yaptı. Ancak ne şekilde, nasıl ve kim aracılığı ile yaptığını bilmiyorum. Eşinin adının E.Z. olduğunu biliyorum. E.Z. 12. Dönem hakim savcıydı. Şu an tutuklu olduğunu öğrendim. Yine bu evde 13. Dönem hakim savcı stajeri olduğunu bildiğim E. isimli şahıs vardı. Bu şahıs 2010 yılı İstanbul Üniversitesi Hukuk fakültesi mezunudur. Bu şahısla evde kaldığım dönemde hatırladığım bir olay vardır. Sınava yakın bir dönemde iki tane başörtülü pardesülü olan, açık kimlik ve adres bilgilerini bilmediğim, görsem tanıyamayacağım ve E.'nın fakülteden arkadaşları olduklarını söyleyen bayanlar eve geldi. Bu bayanlar gelmeden kısa bir süre önce evde kalan kişilerle aramızda bir günlük kitap okuma kampı yaptık. Bu kampta en çok kitap okuması yapan kışı E. idi. Bu şahışlar odaya geçerek E. ile görüştüler ve daha sonra ayrıldılar. E. daha sonra bize hitaben "en çok kitap okuyan olduğum için bana kabenin örtüsünden bir parça getirdiler" şeklinde söyledi. Vermiş oldukları bez parçasını da bizlere gösterdi... Yine bu dönemde bizim evden sorumlu ve kod adı NİSA olan ancak gerçek isminin A.N. olduğunu öğrendiğim 12. Dönemde hakim savcı olan bir şahıs vardı. Bu şahıs bizimle ilgilendiği dönemde bizden üst dönemdi ve stajyerdi. Benim tahminim evin kira ödemesini ve evin kurulmasını, ev sahibi ve emlakçı ile görüşmeleri bu kişi sağlıyordu. Ben bu kişiyi görsem rahatlıkla teşhis edebilirim. Bu şahıs haftada bir defa eve gelerek sohbet yapardı. Ayda bir yapılan denemeleri eve bu şahıs getirirdi. Haftalık ders çalışma saatimizin 10 saat olup olmadığını, haftalık ne kadar kitap okuduğumuzu takip ediyordu. Evde kim kiminle, hangi odada kalacak bunları ayarlıyordu, herhangi bir sorun yaşandığında sorunun giderilmesinden bu şahıs sorumlu idi. Aynca bu evde sohbetler esnasmda bir şeye şahit olmuştum, evdeki bulunan arkadaş ve A.N. ile sohbet ettiğimiz esnada, A.N. bize hitaben "size cemaat meslekten istifa edin çıkın şeklinde söylese istifa eder misiniz?" şeklinde söylemişti. Bunun üzerine ben A.N.'ye "niye istifa edeyim ki" şeklinde söyledim. Evde bulunan E. ve N. ile Ş. benim tepkim benzerinde tepki gösterdiler. İçimizden sadece E. "ben istifa edebilirim" şeklinde söylemişti. Bu şahıs ile ilgili hatırladıklarım şu an da bu kadardır. Ayrıca bu evlerde murakıbın üstü olan Ser Murakıp adı altında bir kişi daha vardı, bu Ser Murakıbın ismi M.'di, bu şahıs bulunduğumuz eve nadiren gelirdi. Sohbet yapıyordu, bu şahıs Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu idi. Hatta sınav sonrasında bize kitap okuma kampı yapıldı, bu kampa bizi Ser Murakıp M. götürmüştü. Bu şahsı görsem rahatlıkla teşhis edebilirim. Ben Ser Murakıbın görevini belirli Murakıplardan sorumlu kişi olduğunu biliyorum, ancak buna ilişkin bir bilgim yoktur. Bu evde hazırlandığımı sınavı kazanamadım. Sınav sonrasında yaklaşık bir hafta kadar kitap okuma kampı yaptık. Kamplarda genelde şehir dışında bir yere gidilirdi. Kamp için nereye gittiğimizi hatırlamıyorum. Aklıma geldiğinde tekrardan ek beyan vereceğim, kamp bittikten sonra memleketime döndüm. Daha sonra Adli Yargı Hakimli-Savcılık ... 2011 tarihinde bir sınav açıldı. Akabinde şuan da tam olarak hatırlayamamakla birlikte cep telefonumu Nisa kod adlı A.N. ankesörlü telefondan arayarak ikinci sınava hazırlanmak için ne zaman geleceğim konusunda bilgi aldı. Tam olarak hatırlayamadığım bir tarihte ikinci sınava hazırlanmak üzere tekrar Ankara'ya gittim, Nisa kod adlı şahıs beni ikinci sınava hazırlandığım eve götürdü, şu anda bu evin hangi semtte olduğunu tam olarak hatırlayamadım. Bu evde sabit bir hat vardı, ancak bu hat benim üzerime değildi, şu an itibari ile numarasını da hatırlayamıyorum, hurdaki sistem de yukarıda anlatmış olduğum evdeki sistemle aynı idi. Birebir aynı kurallar uygulanıyordu. Tek fark ikinci hazırlanacak olmamız nedeniyle dışarıya çıkıp hava alma fırsatımız oluyordu, onun dışında bütün kurallar geçerli idi. ... Bu dönemde bu sınava bu dört kişi ile birlikte yaklaşık 2,5 ay çalıştık. Bu evde çalışan kimse ... 2011 sınavım kazanamadı. Yine bu evde deneme adı altında sorular çözdük, bu evde kimseye soru verildiğini bilmiyorum. Bu evdeki sistem ile birinci evdeki sistem birebir aynıdır. Bu evdeki sabit hat numarasının kimin üzerine kayıtlı olduğunu hatırlamıyorum. Yine bu evde bizden sorumlu bir tane Murakıp olarak adlandırılan kişi vardı. Bu şahsın adı bildiğim kadarıyla I.'ydı. I. bu kişinin kod adı mı, gerçek adı mı bilmiyorum. Bu şahıs yine bizim üst dönemden hakim savcı adayıydı. Bu şahıs İzmir de 9 Eylül Üniversitesi mezunudur, hatta yukarıda isminden bahsettiğim N.S. isimli şahsın üniversiteden üst dönemidir. Ancak bir üsttü mü, iki üstümü onu bilmiyorum, bu şahsı görsem kesin olarak teşhis ederim. Bu şahıs ile ilgili hatırladıklarım bundan ibarettir. Bu evde de Murakıbın görevleri ilk evdeki görevlerdir. Bu evdeki Ser Murakıbımız M. isimli şahıstı. Bu iki şahsı da görsem ayrı ayrı teşhis ederim. Ben ... 2011 sınavında kazanamadım. Daha sonra yine Konya'ya bir gezi düzenlendi, bu geziye bizi kimin götürdüğünü şu an hatırlayamıyorum, ancak düşününce hatırlayacağımı düşünüyorum. Bu geziye hatırladığım kadarıyla yapıya ait hakim savcılık hazırlık evinde sınava hazırlanan iki evde bulunan kişiler ile gitmiştik, bu evlerden bir tanesi benim kalmış olduğum evdi. Diğeri de başka bir evdi, bizim evden yukarıda açıkladığım ben ve S. vardı. Diğer evden de yanlış hatırlamıyorsam 4 kişi vardı, bunlardan biri E.P.'ydi, diğer bir şahıs ise fakülteden sınıf arkadaşım olan ismini S. olarak hatırladığım kişi vardı. S.'yi görsem teşhis edebilirim. S. benim sınıf arkadaşımdır. İsmini yanlış hatırlıyor olabilirim ama fotoğrafını gördüğümde kesin olarak teşhis edebilirim. Bu geziye gittiğimizde S. isimli kişinin de E.P. ile aynı evde sınava hazırlanmış olduğunu öğrendim. Yanımızda Murakıp olarak gidenin kim olduğunu tam olarak hatırlamıyorum. Ben bu kamptan sonra memlekete gittim, memlekette bu kez uzun süreli olarak kaldığımı hatırlıyorum. Yine memlekette bulunduğum esnada yukarıda açıklamalarını yaptığım I. isimli Murakıp beni arayarak hakim savcı hazırlık evine gelip gelemeyeceğimi sordu, ben de kabul ettim, tekrar Ankara'ya gittim, Ankara'ya gittiğimde beni bir eve yerleştirdiler, dedi. Dosya içerisindeki ... numaralı hattın çalışma evi olup olmadığı soruldu: Ben yukarıda birinci evde kaldığım dönemde numaranın kendi üzerime olduğunu beyan etmiştim, ancak şu an düşündüğümde benim üzerime olan 3.evde bulunan ... numaralı hattır. ... Dosya içerisinde Türk Telekomdan gelen 06/10/2016 tarihli yazı ekinde bulunan Yunus Emre Mahallesi Kaynak Sokak No.40-42 Yeni Mahalle Ankara adresi ile ... başlıklı ... numaralı hattın bilgilerine ilişkin evrak gösterildi. Doğrudur, bu numara bizim 3. Evde kullandığımız bana ait olan ... numaralı hatta aittir. Bu evraktaki irtibat GSM noda yazılı olan ... numaralı hatta benim o dönem kullandığım hattır, dedi. ... DEVAMLA; Ben bu eve çalışmak için geldiğimde evde ... isimli şahıslar vardı. Yaklaşık bir hafta 10 gün sonra F.B. ve T.T. başka bir eve gitti, bunun üzerice E. ile S. bu eve geldiler. Ancak bu kişiler birbirlerini gördüler mi, aynı anda birlikte kaldılar mı onu şu an da hatırlamıyorum. ... Bu saydığım kişiler yapıya mensupturlar, yapının hakim savcı çalışma evlerinde sınava hazırlanmış ve bir kısmı sınavı kazanmıştır. Bu evde hatırladığım bir husus daha vardır. İlk gittiğimizde bu eve ait elektrik, su ve doğalgaz faturaları E.E. üzerine kayıtlı idi. Ben elektrik, su, doğalgaz faturalarını da kendi üzerime aldım. Bu nedenle faturaların daha önce kimin adına olduğunu hatırlıyorum. E.E. hatırladığım kadarıyla 13. Dönemde hakim savcı olmuştur. Yanlış hatırlamıyorsam Marmara Hukuk mezunudur, görsem kesin olarak teşhis edebilirim. Kod adı ...’dır, zaman zaman bizim eve gelip gittiğinden bu şahsı tanıyorum, ancak bu şahsın murakıp mı, ser murakıp mı, yoksa üstü mü olduğunu bilmiyorum. Bu şahıs zaman zaman bu eve gelerek bize sohbet verdi. Yine bu dönemde bu evden sorumlu Murakıp olarak ... kod adlı ... ya da ... kod adlı ... olarak birini biliyorum. Bu şahıs bizim üst dönemden hakim savcı adayıdır. Bu şahsa ilişkin şu an hatırladıklarım bunlardan ibarettir. Görsem kesin olarak teşhis edebilirim. Bu murakıbın görevi de l.ve 2.evde bahsettiğim murakıbın görevi ile aynıdır. Yine bu dönemde Ser Murakıp olarak A. isimli bir şahıs bizim evdeki murakıbın üstü idi. ... isminin kod adı mı gerçek adı mı bilmiyorum. Bu şahıs 13 ya da 14. Dönemde hakim savcı olmuştur diye düşünüyorum. Bu şahsı görsem kesin olarak teşhis ederim. Birinci ve ikinci evdeki Ser Murakıp M. isimli şahıstan sonra üçüncü evde de A. isimli şahıs vardı. Bu şahıs zaman zaman gelip bize sohbet ederdi. Ben samimi şekilde şu hususu da anlatmak istiyorum. A. isimli Ser Murakıp sınava gireceğimiz günden iki gün önce akşam eve bizle klasik görüşmelerini yapmak için geldi. Tek tek evdeki herkesle görüştü, benimle de görüştü. Bu şahıs E.A. ile görüştüğü esnada E.A.'nın eline bir adres yazarak vermiş ve benim ile E.A.'nın o adrese gelmesini istemiş. Bana bunu A. isimli Ser Murakıp odaya görüşmeye girdiğimde söyledi. Bu görüşmede elinizde herhangi bir elektronik cihaz veya telefon getirmeyin şeklinde söyledi. Daha sonra ben ve E.A., A. isimli Ser Murakıbın söylemiş olduğu adrese gittik. Adrese gittiğimizde kapıyı çaldık, kapıyı A. isimli Ser Murakıp açtı. Bizi salona aldı, bize ilk olarak hakimlik savcılık mesleğinin kutsallığından, bu mesleği dürüst kişilerin yapması gerektiğini, bu meslekte tam olarak adaletli bir şekilde görev yapacak dürüst insanların bulunması gerektiğini söyledi Daha sonra bize hitaben "sizce ben sizi neden buraya çağırdım" diye sordu. Ben bu soruya E.'nin ne cevap verdiğini hatırlamıyorum ancak ben A. isimli ser murakıba "ya sınavı kazanmamız için dua edeceğiz ya da artık bizden hakim savcı olmamamızı isteyeceksiniz başka mesleğe yönlendireceksiniz" ve benzeri şeklinde cevap verdim. Bunun üzerine A. gülümsedi ve bize hitaben "size Adli Yargı Hakim Savcılık sınavının cevapları işaretlenmiş şekilde sorularını vereceğim, kabul eder misiniz?" şeklinde sordu. Akabinde bunu farklı farklı kesimlerin yıllardır yaptığını, muhafazakar kesimlerin geride kaldığını, sizin gibi insanların mesleğe geçerek gerekli adaletin sağlanması gibi sözler söyledi. Ben de bu sözleri duyunca kabul ettim. Ayrıca benimle gelen E.A. da bunu kabul etti Daha sonra Kuran ile elinde sorularla geldi Tek tek bize Kuran ’a el bastırdı, Kuran 'a elimiz basılı halde bize hitaben "Hoca efendi bile gelse bu soruları aldınız mı dese almadık şeklinde söyleyeceksiniz ve bu hususta Kuran üzerine yemin edeceksiniz" şeklinde söyledi, biz de Kuran üzerine yemin ederiz diyerek yemin ettik ve bize fotokopi halinde kitapçık şeklinde tüm soruları verdiler. Kitapçıkta soruların doğru şıkları kurşun kalemle yuvarlak içerisine alınmış vaziyette idi Soru kitapçığı bir tane idi, daha sonra kendisi odadan çıkarak bize "bir saatiniz var soruların cevaplarını ezberleyin, bur dan çıktığınızda sorularla ilgili olarak en ufak bir şeyden bile birbirinize dahi bahsetmeyin " şeklinde söyledi. Biz de bu soruları E.yle birlikle bir saat çalıştık ve soruların cevaplarını ezberledik. Daha sonra tekrardan ... gelerek bizden kitapçığı elden aldı ve bana 75-80 arası bir puan alacak şekilde doğru cevapları işaretlememi, E.ye de 70-75 arası bir puan alacak şekilde doğru cevapları işaretlemesini söyledi Ayrıca bize "sınav kağıdını boş bırakmayın, karalama yaparak soru çözmüş gibi yapın " demişti. Ayrıca biz sınava girdiğimizde yanlış hatırlamıyorsam E. 72, ben 77 almıştım, dediklerini sınavda uygulamıştım. Soruların hepsinin cevaplarını bilerek sınava girerek bu puanı aldım. Ben E.A. dışında başka birine soru verildiğini görmedim, ayrıca ben şu hususu da belirtmek istiyorum. Soru almak için A.'nın dediği eve gittiğimizde A. sorulan almak için dışanya çıktığı sırada kapı aralığından benim kalmış olduğum ve sınavı kazanamadığım ikinci hakim savcı evinde murakıplık yapan I.'yı soru aldığım evde gördüm. Bu şahsın herhangi bir kimseye soru verdiğine şahit olmadım. Bu evde sınava hazırlananlardan sadece S.T. isimli şahıs sınavı kazanamadı. Ben, N., E.Ö. ve E.A. hepimiz de Adli Yargı yazılı sınavını kazanarak mülakata hak kazandık. Bu sınavın akabinde Bursa'ya kamp amaçlı bir gezi düzenlendi. Bursa Ulu Caminin yakınında olan yapıya ait olduğunu bildiğim bir yurtta kamp yaptık ve gezdik. Bu kampa gitmemiz için ... isimli Ser Murakıp bize harcamamız için para verdi. E.Ö.'nün de Bursalı olması nedeniyle kamp için gittik. Daha sonradan da hatırladığım kadarıyla ... kod adlı ... veya ... kod adlı ... isimli şahıs ta gelerek katıldı. Yaklaşık bir hafta kamp yaparak memleketlerimize gittik. Memleketimize gelirken bize sınav sonuçlan açıklandıktan bir hafta kadar sonra sınavı kazananların eve geri dönmesini ... kod adlı ... (yada ... kod adlı ...) veya A. söyledi. Sınav sonuçları açıklandıktan sonra yazılıyı kazandığım için hakim savcı çalışma evine mülakat süreci için geri döndüm. Eve geldiğimde evde sınavı kazanan E.A., E.Ö., N.K. vardı, bunların dışında eve mülakat süreci için gelmiş olan H.T. ve E.'nin fakülteden arkadaşı olduğunu bildiğim E.'yi de gördüm. Onlarda bizimle aynı eve mülakata hazırlık için gelmişlerdi. ... Bu evde mülakat sınavında çıkabilecek sorulara yakın olduğunu söyledikleri somların bulunduğu bir kitapçık vardı. Yanlış hatırlamıyorsam bu kitap 50-60 sayfalık küçük puntolu fasükül halinde idi. Refarans olarak bize gidebileceğimiz herkese gitmemizi söylediler. Biz de mülakat dönemine kadar gidebildiğimiz kişilere gittik, ben HSYK'ya refaranslarımı ayrıntılı bir şekilde dilekçemde belirttim. Mülakat zamanında mülakata girerken ne şekilde giyinmemiz gerektiğini takım elbiselerden lacivert ya da siyah renkli olması gerektiğini, etek boyunun oturulduğunda dizin gerektiğini, etek boyunun oturulduğunda dizin altında kalacak şekilde olması gerektiğini, ayakkabıların çok yüksek topuklu olmaması gerektiğini, siyah ya da ten rengi çorap giyilmesi gerektiğini, saçların düğüne gider gibi abartılı ve dağınık olmaması gerektiğini ve benzer şekilde giyimle ilgili tavsiyeler verildi. Daha sonra A. İsimli şahıs bize mülakatla ilgili prova yaptı. Mülakatta giyeceğimiz elbiseleri giyerek prova yaptık. Prova yaptığımız gün hepimiz sınava girecek gibi kıyafetlerimizi giydik, salona toplandık, prova yaptık, ancak provaya kimin katıldığını hatırlamıyorum. ... Biz daha sonra mülakata girdik, mülakat sonrası memlekete gitmedik diye hatırlıyorum, o dönemde Risale'yi bitirme gibi bir amacımız vardı, sürekli kitap okuyorduk. Mülakat açıklanıp başarılı olduktan sonra yanlış hatırlamıyorsam yukarıda bahsetmiş olduğum A. isimli murakıp beni arayarak bir toplantı yapılacağını, belli bir dönemimiz olacağını söyledi ve beni çağırdı, belirttiği adrese gittiğimde 15.dönem hakim savcı olarak göreve başlayacak olan mülakat sınavını kazanmış bayanlar vardı. Bu toplantıya pardüsülü, başı kapalı, uzun boylu, zayıf açık kimlik ve adres bilgilerini bilemediğim görsem teşhis edemeyeceğim bir bayan geldi. Ayrıca bu toplantıya benimle beraber mülakatı geçen ve 15.dönem olan hakim savcı bayan adaylardan ben, M.Y., ..., S.S. isimli şahıslar vardı. Toplantıya gelen açık kimlik bilgilerini bilmediğim, görsem teşhis edemeyeceğim şahıs önce klasik sohbetlerini yaptı, sonra bize hitaben "siz bir dönem olacaksınız, dönem hukuku ölene kadardır, düğünde birlik olursunuz, ölümde birlik olursunuz, birbirinizin her türlü maddi manevi sıkıntısına yardımcı olursunuz, ömrünüzün sonuna kadar birlikte devam edersiniz, Bakırköy'de gidip ev tutacaksınız, M.Y. sizin sorumlunuz, aranızda ev tutmaya gitmek için gönüllü olan var mı?" şeklinde söyledi. Başka şeylerde söylendi ama benim ana hatları ile hatırladığım bundan ibarettir. Ayrıca ben bu toplantıya gelmeden ... kod adlı ... (ya da ... kod adlı ...) bana "sen staj yeri olarak Bakırköy Adliyesini seçeceksin" demişti. Aynca yine bu toplantıda görsem teşhis edemeyeceğim bayan ile S.A., C.Ş. ve S.S. ayrı bir görüşme yaptılar. Daha sonra C. ve S. Adana'da staja başladılar, S. de bir müddet Bakırköy'de staja başladı ve tutmuş olduğumuz staj evlerinde kaldı, daha sonra da Adana'ya staj yapmak üzere gittiğini hatırlıyorum. Bu toplantıda Bakırköy Adliyesinde staj yapacakların toplantısı idi. Bu toplantıda ev tutmaya ben, Ş.A., E.A. gönüllü olduk. Şu an hatırlamadığım başka arkadaşların da gönüllü olduğunu hatırlıyorum ancak kimlerin gönüllü olduğunu hatırlamıyorum. Bu toplantı sonrasında biz mesleğe başlamadan önce giderek Bakırköy'de 4 ev tuttuk. Dördü de Osmaniye mahallesinde adliyeye yakın bir yerde idi, bu evlerin hepsini de gösterebilirim. Benim bu dönemde hatırladığım kadarıyla Bakırköy adliyesinde staj yapan 22 bayan vardı. Bu 22 bayandan 18'i yapının staj evlerinde kalan yapıya mensup üye kişilerdi. Bu kişilerden S.A. daha sonra Adana iline staj yapmak üzere gitti ve 17 kişi kaldık. Bu 17 kişi M.Y., ..., Ö.Ö. isimli stajerlerdi. Bakırköy’de Osmaniye mahallesinde tutmuş olduğumuz evlerin bir tanesinde; M.Y., ... kalıyordu. Bu evin sorumlusu E.A.'dı, E.A. evdekilerin çetelesini (haftada kitap okuma) takip ederdi, evin giderlerini harcamalarını takip ederdi. İkinci evde, Ş.A., ... kalıyordu. Bu evin sorumlusu Ş.A. idi. Şerife'de evdekilerin çetelesini tutar, evin giderlerini harcamalarını takip ederdi. Üçüncü evde, E.T., ... kalıyordu. Bu evin sorumlusu G.C. idi. G.'nin görevi de bu evdekilerin çetelesini tutar, evin giderlerini harcamalarını takip ederdi. Dördüncü evde, ben, H.T., ... kalıyorduk. Bu evin sorumlusu önce Ö. idi, ancak daha sonra sorumluluğu ben devraldım. Bu evde benim görevimde evdekilerin çetelesini tutardım, yani kitap okumaları, evdekilerin sorunları ile ilgilenme, evin giderlerini harcamalarım takip ederdim. H.T. icra müdürlüğünden geçmesi nedeniyle benim sorumlu olduğum eve geç katıldı. Ayrıca hatırladığım kadarıyla E.Ö. ilk başka M.Y.'nin kaldığı evde kalırken daha sonra G.C.'nin sorumlu olduğu eve geçti. Yukarıda belirttiğim gibi S.A.'da Methiyelerin evinde kalırken Adana'ya geçiş yaptı. Bu evlerin hepsinden M.Y. sorumlu idi. M.'nin sivil birine bağlı olduğunu biliyorum. Ben Bakırköy adliyesinde staja başladıktan sonra yapılanmanın şemasını anlatmak istiyorum. Stajerler 4-5 kişilik evlerde kalırlardı, her iki ev birbirinin kardeşi olurdu. Her evin bir sorumlusu vardı ve bu kardeş olan iki evinde sorumlusu vardı. Ev sorumlularının ve staj erlerin bağlı olduğu stajerlerden biri vardı. Bu şahısta sivil karı-koca olan ne iş yaptıklarını bilmediğim şahıslara bağlı idi. Bunlardan hariç bir de meslekten devre sorumlusu olarak adlandırılan bir sorumlu vardı. Yani staj dönemindeki yapılanmanın bir sivil ayağı, bir de meslek ayağı vardı. Bu meslek ayağını da atanmaya yakın öğrendim. Staj ayağındaki yapılanma bu şekilde idi. Ben Bakırköy'de yukarıda ismini saydığım kişilerle staja başladıktan sonra yukarıda bahsettiğim şekilde 4 ev tuttuk, bu evlerde her ikisi birbirine kardeşti, benim sorumlu olduğum ev ile G.C.'nin sorumlu olduğu ev birbirine kardeş evdi, bu kardeş evlerin de ev sorumlularının üstünde iki evden sorumlu bir kişi daha bulunurdu. G.C. ile benim sorumlu olduğum evden de üst olarak ben sorumlu idim. Yine Ş.A.Z ile E.A.'nın sorumlu olduğu iki evden de üst olarak Ş.A. sorumlu idi. Ş.A. ile benim üstümde de Bakırköy stajerlerinden sorumlu M.Y. vardı. Bu şahıs ta hem sivil birine bağlı idi, hem de meslekten bir kişiye bağlı idi. Bizim Bakırköy Adliyesinde staja başladıktan kura çekip atanıncaya kadar karı-koca olarak şu an ismini, açık kimlik bilgilerini hatırlamadığım, görsem tanımakta zorlanacağım hatta tanıyamayacağım iki kişi vardı. Bu kişiler hem Bakırköy Adliyesinde staj yapan bayanlardan hem de Çağlayan Adliyesinde staj yapan bayanlardan sorumlu idiler. Bu karı-koca şahıslardan erkek şahsı görsem hatırlayabileceğimi düşünüyorum. Ayrıca bizim staj döneminde meslekten olan devre sorumlusu olarak adlandırıldığımız şahsın adı hatırladığım kadarıyla E.. idi, bu şahsı görsem net olarak teşhis edebilirim. E.Ö. isimli şahıs HSYK Tetkik Hakimliğinden Bakırköy İş Mahkemesi Hakimliği'ne atandığını biliyorum, daha sonra nerede görev aldığını, ihraç olup olmadığını bilmiyorum..." yönünde beyanda bulunduğu görülmüştür. Yine, davacının, hakkında Tokat Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 03/11/2016 tarihli şüpheli sorgulama tutanağında; "...Ben ifademe FETÖ/PDY yapılanmasının HSYK seçimlerine ilişkin olarak bağımsız adayları ile seçime gitmesi ile ilgili olarak bildiklerimi anlatmak istiyorum. O dönemde hamilelik ve doğum sürecinde olduğum için bizzat aktif olarak içinde olmadım ancak zaman zaman da şahit olduğum olaylar olmuştur, Öncelikle seçimden çok uzun bir süre önce hatta kendi kanaatime göre akademi staj dönemindeki zimmetler bile bu seçim için yönlendirilme ile yapılıyordu. Çünkü çoğu hakim savcı arkadaş bu zimmetlerinden oy istedi. Daha önce Erzurum'da bizden sorumlu olan sivil şahıslar (... ve ... kod adlı kişiler) evlerinde ilk olarak "HSYK seçimlerine sizce kimler aday olmalı" şeklinde anket yaptılar, Bu anketten kastım bize el yazımızla meslektaşlardan kimin ne sebeple aday olması gerektiğini düşündüğümüzü belirtmemizdir. Yazmamızı istedikleri kişilerin yapıya dahil olması gibi bir şart yoktu. Hatta, ben kendi el yazımla M.K.'nın hukukçuluk yönü itibarı ile kuvvetli bir aday olabileceğini, yargı tayda Kadastro davalarına bakan dairede çalışan Ö.A.'nın sosyal bir kişi olarak aday olabileceğini (bu kişiyi Sarıkamış ilçesinde yapılan bir HSYK seminerinde tanımıştım) yazdığımı hatırlıyorum. Adayların henüz belli olmadığı bir dönemde zimmetlerimizle uzaktan yakından herhangi bir şekilde ilgili olduğumuz meslektaşlarımızla irtibatı artırmamızı, memleketlerine, iş yerlerine ziyarete giderek oy isteyebilecek hale gelmemizi, bu faaliyetlerin parasının doğrudan yapı tarafından karşılanacağını söylediler. Ö.A. ve M.K.‘nın yapı üyesi olduklarını düşünüyorum ancak kesin bir bilgim yoktur. Ben bu bağlamda devlet yurdunda kaldığım dönemde tanıdığı m fakülteden alt dönemim olan yapıyla ilgisi olmadığını bildiğim Y.B. isimli 15 , Dönem hakim adayına ziyarete gittim. Seçim öncesi dc bu şahıstan aşağıda belirteceğim bir kasım adaylar içitı oy istedim. Y.'nin yapı ile bir alakası yoktur. Bu şahıs bana Erzurum’da görev yaptığım için Erzurum 'da baş savcı olarak görev yapan o dönem HSYK üyeliğine aday olan A.Ç.’yi sordu. Ben de meslektaşlarla ilgisi olmadığım, iadeyi ziyaretlere bile gitmediğini, kaldı kî HSYK üyeliği yapacak kapasitesi olmadığını söyleyerek onu karaladım. Bunu kişisel fikrimle söyledim. HSYK üyeliğini yapacak bir meslektaş olduğunu o dönemde düşünmüyordum. Bundan başka daha önceki beyanlarımda bahsettiğim fakülteden dönem arkadaşım olan P.Y. isimli hakime hanımı arayarak senden oy isteyeceğim dedim. Bana, ben oylarımı kimseye parsellemiyorum şeklinde cevap verdi. Haklısın ben yanlış bir tabir kullandım, oy vermeni tavsiye edeceğim bir kaç isim olacak şeklinde söyledim. Bu şahsa da bir kaç isim verdim. Bu şahsın kime oy verdiğini de bilmiyorum. Bundan başka daha önceki beyanianında bahsettiğim C.Ş. isimli 15. Dönemden hakim olan hakime hanımı da arayarak yapının bana verdiği listenin tamamına oy vermesi için listeyi ona söyledim. O da "ben değerlendirme yaparım, hepsine oy vermek üzere kesin bir şey söyleyemem" şeklinde söyledi. Ayrıca bu hakime hanımdan ben sorumluydum. Kendisini görev yaptığı Doğubayazıt ilçesinde ziyaret ettim. Zaman zaman arayarak bir ihtiyacı olup olmadığını takip ettim. Bir keresinde kendisinden kurban bağışı istedim. Vereceğini söyledi ancak vermedi. Bu şahsın himmet verip vermediğini bilmiyorum, Başka bir şekilde bağlantısı yoksa ondan sorumlu ben olduğum için yapıya çok ta bağlı olmadığını düşünüyorum ancak eınîn değilim. Hatta bir keresinde bu şahısla yapmış olduğum telefon görüşmesinde bana hitaben "yargıda birlikten biri geldi, bizim için oy istermisin şeklinde söyledi. Ben buna ne cevap vermeliyim 11 diye sordu. Ben de bunun üzerine kendisine hitaben "ben tarafsız durmak istiyorum kendim değerlendireceğim benim oy isteyebilecek, çalışabilecek bir kapasitem de yok, böyle işleri beceremem ve benzeri şekilde cevap ver" dedim. Bunun üzerine telefon görüşmesini sonlandırdık. Bu şahıs ile ilgili olarak ayrıca, M. ile konuştuğumuz esnada M. bana hitaben bu şahsın yapıdan evlenmediğini, eşinin okuyuculardan bir kişi ile evlendiğini, eşinin bir müddet yapıda kaldığını ancak daha sonra ayrıldığını ve okuyucular grubuna geçtiğini söyledi diye hatırlıyorum. Yine seçimler döneminde yukarıda bahsettiğim ... isimli sivil kimlerden ve kimlere oy isteyebileceğimize ilişkin bir toplantı yaptı ve kestn olmayanı listeyi bize verdi. Bu listeden kimlere oy isteyebilirsiniz, oy isterken hemşehricilik, birlikte görev yapmış olma veya başka bir şekilde irtibatlı olduğumuz kişiler için oy isteyebileceğimizi söyledi. Yine bu toplantı sırasında bana Erzurum Adliyesinde görev yapan A.T. hakime hanımdan oy isteyip isteyerneyeceğimi, onun oyunun önemli olduğunu söyledi. Bu yorumu nedeniyle bu şahsın yada eşinin yapı ile alakası olmadığım, düşünüyorum. Ben yeterli samimiyetim olmadığı için A.T.'den oy istemedim. Yine bu dönemde ... ve ... ile yaptığımız toplantılarda yargıda birlik demeğinin yaptığı seçim toplantılarına hepimizin gitmemesi gerektiğini, kalabalık görünmemeleri gerekliğini söyledi. Emmim 'da “yapılan bir toplantıya ben katıldım. Ayrıca bu toplantıya yapıya mensup olduğunu söylediğim ve daha önceki ifademde belirttiğim M.B.Ö., eşi Hakim H.Ö., N.O.’nun katıldığım hatırlıyorum. Ayrıca dönem olduğumuz halde hiçbir yapı ortamında görmediğim, adının yapıdan olduğunu duymadığım N.O. ile Erzurum Şenkaya ilçesinde hakimlik yapan eşi 16. Dönemden savcı olan (hatta eşi bir kaç defa mülakatta elendiğini öğrendiğim) G.D.'nin da bu toplantıya katıldığını hatırlıyorum. G.D.'nin ihraç listesinde olduğunu gördüm ve buna çok şaşırdım. Bu şahsın HSYK seçimlerinde bağımsız adaylara oy verme dışında bir bağlantısının olmadığını düşünüyorum. HSYK seçimlerinde bağımsız adaylara oy verdiğini seçim günü oy verdikten sonra bana eve ziyarete geldiğinde bana hitaben o dönem Erzurum Başsavcı Vekili olan H.K.’ydi bağımsızların listesi için kendisinden uy istediğini kendisinin de ona hitaben listelerimiz aynıymış diye cevap verdiğini söylemişti. Ben bu sebeple H.K.'nin yapıya mensup olduğunu düşünüyorum. Ancak G.D.'nin HSYK seçimlerinde yapıya mensup bağımsız adaylara oy verine dışında yapıyla herhangi bir bağlantısı bulunmadığı kanısındayım. Yine kimin söylediğini hatırlamıyorum ama yapıdan birisinin "I5. Dönem bizim silahımız, sizin sayınızı kestiremiyorlar siz önemlisiniz "dediğini hatırlıyorum. Ayrıca FETÖ/PDY'nin bağımsız adaylarının listesinin kesinleşmesinden sonra seçime yakın dönemde eşim bana kime oy vereceğimi? yönündeki listeyi getirdi ve bunlara oy vereceğimizi söyledi. Yukarıda oy istediğimi söylediğim şahıslardan kesin olmayan listeden bildiğim daha önce bahsettiğim ziyareti, Bakırköy stajı sırasında adliyede yapılan yemekte tanışmış ve konuşmuş olmamız nedeniyle bildiğim N.Ö. için oy isteyebileceğimi, yine Bakırköy stajı zamanında Bakırköy Adalet Komisyonu Başkanı olması nedeniyle tanıdığım O.G. için oy isteyebileceğimi belirttim ve onlar için yukarıda bahsettiğim arkadaşlardan oy istedim. Bu kişilerin onlara oy verip vermediğini bilmiyorum. O.G. ve N.Ö.'de yapı üyesidir. Ayrıca yine akademi stajında bana zimmeti enen R.D.'den oy istemedim. Bunun sebebi vardır, Ben R.'nin zaten yapıya mensup olmadığını biliyordum ve R.'nin yargıda birlik için oy istediğini yukarıda bahsettiğim ... isimli şahıstan duydum. Hatta ... isimli şahıs R. senin zimmetinde ancak onlara çalışıyor diyerek eleştiri mahiyetinde bir cümle kurmuştu. Buradan da R.'nin net bir şekilde yapı üyesi olmadığım, yargıda birlik lehine çalıştığını biliyorum, Ancak dafıa önceki ifademde de belirttiğim üzere bu şahsın eşinin yapıya mensup bir kişi olduğunu duymuştum. Ancak bu bilgim duyuma dayalıdır ve net bir bilgim yoktur. Yine ben bu zamana kadar bildiklerimi olduğu gibi anlattım. Artık parça parça bazı şeylerden bahsetmek istiyorum. Öncelikle ben ve eşim FETÖ / PDY ’nin kullanmış olduğu by lock programını kullandık. Bu programı tarihin tam hatırlamadığım bir günde Erzurum 'da bulunduğumuz esnada eşim benden telefonumu istedi ve ... Bey'in bir program kuracağım söyledi. Telefonumu geri getirdiğinde by lock isimli programın kumlu olduğunu gördüm, tik kuruluşunda bu program neden olduğunu bilmiyorum ancak sağlıkiı çalışmadı. Eşim tekrardan telefonları götürdü. Daha sonrasında program karşılıklı bir şifre girilerek aktif hale geldi. Ben bu programda yanlış hatırlamıyorsam ... adıyla kayıtlıydım. Eşim ise yanlış hatırlamıyorsam Salih yada Fatih adıyla kayıtlıydı. Bu programı açacağımız zaman öncelikle VPN adında başka bir programı açıp serverin yurt dışında bir yere atılmasını sağlıyorduk, Daha sonra by lock programını açıyorduk. Ben bu programdan ... bey ile yazıştım, Kaç defa yazıştığımı hatırlamıyorum. Bu programdan bize seçimlerle ilgili bazı yazılar, Fethullah Gülen 'in yazılarından bazılarım gönderdiği olmuştu. Ben bu programdan ... Bey 'e herhangi bir dosya ile ilgili bilgi gönderip göndermediğimi hatırlamıyorum, göndermiş olabilirim, Yine bu program aracılığı ile medyada kripto Fetöcü olarak tabir edilen yapıda ne adla anıldıklarını bilmediğim gizli yapı mensuplarından ikisinin ... Bey'le irtibatını sağladım. Şöyleki; ... bey bana kelimeleri tam olarak hatırlamamakla beraber hakim M.A. ve eşi H.Y.T. ile bire bir görüşmesi gerektiğini yazdı. Eşimin bu şahıslardan haberi yoktu. ... Bey yanlışlıkla mesajı eşime göndermişti. Daha sonra ben eşime yanlış yazmış dedim. ... bey de yanlışlıkla yazdığını söyledi. Yanlış hatırlamıyorsam ya adresi kroki çizerek tarif etmek suretiyle ve buluşacakları gün vc saati de söyleyerek irtibatlarım sağladım. Bundan sonra ne şekilde irtibata geçtikleri konusunda bir bilgim yoktur. Ancak, ... Bey daha sonra yaptığımız rutin toplantılardan birinde bu şahısların yargıda birlik için çalıştığını çok muhatap olmamamız gerektiğini söyledi. Ancak ben hala bu şahısların bu durumunu biliyordum. Bu şahıslar kripto olarak tabir edilen, yapıya mensup şahıslardır. Ayrıca yine samimi olarak bir şey itiraf etmek isliyorum. Hamile olduğumu ve bebeğin cinsiyetini öğrenince yapının Fethullah Gülen 'den yeni doğan çocuklara isim istenmesi usulü olduğunu bildiğim için ... Bey'e eşim ile birlikte giderek çocuğumuza da isim islenmesini rica ettik ve bebeğimizin adı bu şekilde gönderildi ve biz kızımızın adını bize gönderilen "..." olarak belirledik..." yönünde beyanda bulunduğu görülmüştür. Bu durumda, davacının örgütün içinde yer aldığına, üniversite döneminde örgüte ait evde kaldığına, sohbet adı verilen toplantılara katıldığına, sınavlara örgütün hakimlik-savcılık sınavı çalışma evlerinde hazırlandığına, kendisine 25 Aralık 2011 Adli Yargı Hakimlik Sınav sorularının verildiğine, hakimlik-savcılık sınavından sonra örgüt tarafından Konya ilinde düzenlenen kampa katıldığına, mülakat aşamasında mülakat provasına katıldığına, hakim adayı iken örgüte ait staj evinde kaldığına, örgütün yönlendirmesiyle katalog evlilik yaptığına, örgüt içerisinde ev ablası ve grup sorumlusu olarak görev aldığına ve diğer hususlara yönelik yukarıda yer verilen tanık ifadeleri ile üniversite döneminde örgüte ait evde ve yurtta kaldığına, sohbet adı verilen toplantılara katıldığına, sınavlara örgütün hakimlik-savcılık sınavı çalışma evlerinde hazırlandığına, kendisine hakimlik-savcılık sınavı sorularının cevapları işaretlenmiş şekilde verildiğine, hakimlik-savcılık sınavından sonra örgüt tarafından Konya ilinde düzenlenen kampa katıldığına, mülakat provası yaptırıldığına, hakim adayı iken örgüte ait staj evinde kaldığına ve bu evlerden birinin sorumlusu olduğuna, hakim olarak atandıktan sonra taşra grubunda olup sohbet adı verilen toplantılara katıldığına, 2014 yılı HSK üye seçimlerinde örgütün sözde bağımsız adayları için oy istediğine, örgüt liderinden çocuğuna isim koymasını istediğine, ByLock yüklediğine ve kullandığına, ByLock aracılığıyla gizli örgüt mensuplarına mesaj ilettiğine ve diğer hususlara yönelik kendi beyanlarının birlikte değerlendirilmesi sonucunda, davacının FETÖ ile süregelen bir ilişki içerisinde olduğu sonucuna varılmıştır.
c) Hakimlik-Savcılık Sınavlarına Örgüte Ait Çalışma Evinde Hazırlanma i. Çalışma Evinde Sınava Hazırlanma Hususunda Genel Değerlendirme Tokat Cumhuriyet Başsavcılığınca ... sayılı soruşturma kapsamında düzenlenen 25/02/2019 tarihli dosya inceleme ve değerlendirme tutanağında, "...F.G. isimli şahsın şüpheli olarak alınan savunmalarında ve Tokat Sulh Ceza Mahkemesinde yapılan sorgusunda özetle '2010 yılında Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesinden mezun olduğunu ve Kırıkkale İlinde avukatlık stajını yapmaya başladığını, daha önce ismini zikrettiği Ş. isimli şahsın kendisine ulaştığını, kendisini hakim savcı hazırlama evlerine davet ettiğini, Ş.' nin ve ailesinin ısrarı üzerine staj süresinde Ankara Etlik' te bulunan açık adresini hatırlamadığı bir eve yerleştirildiğini, bu evde Amasya'lı, Ankara Hukuk Mezunu olan S.K. (İdari hakim, abisi de hakim), Adana'lı Ankara Hukuk Mezunu esmer, dudağının üzerinde ben bulunan C., Afyonlu H., Afyon'un bir köyünden Ankara hukuk mezunu ailesi çiftçilik yapan uzun boylu zayıf ismini A. olarak hatırladığı kişiler olduğunu, bu hazırlık evinde yaklaşık dört ay kaldıklarını, kendisi dışında hepsinin sınavı kazandıklarını ve mülakatı geçtiklerini, zaten kendisini eve davet ederken sen yazılıyı geç biz mülakatı hallederiz şeklinde söylediklerini, Hakim Savcı hazırlık evlerine haftada bir gün hakim bir bayanın geldiğini, kitap ihtiyacını karşıladığını, bu bayanın zayıf, uzun boylu, Hatay yada Mersinli isminin E. olduğunu, E. isimli şalısın [şahsın] piyasadan fotokopi şeklinde soru ve konu anlatını [anlatımı] getirdiğini, bu fotokopilerdeıı[n] girmiş olduğu sınavda çıktığını hatırladığını ancak miktarını hatırlamadığını, bu evlerde cep telefonun yasak olduğunu, bu çalışma evinde sabit bir hat olduğunu, bu hatların dışarıya aramasının kapalı olduğunu, ancak bu sabit hattın dışarıdan arandığını, bu hat sayesinde sınava çalıştıkları dönemde aileleri ile görüştüklerini' beyan etmesi üzerine FETÖ/PYD Silahlı Terör Örgütünün Hakim/Savcılık sınavlarına hazırlık evi olarak kullanılan hücre evlerine yönelik Cumhuriyet Başsavcılığımız tarafından soruşturma başlatılmıştır. ... -Bu evlere, üniversite döneminde yapının evlerinde veya yurtlarında kalan, yapıya güvenini ispat etmiş kişiler ile KARİYER GÖRÜŞMESİ adı altında görüşme yapılarak Hakim/Savcılık mesleğini yapmak isteyenler yönlendirilmektedir. KARİYER GÖRÜŞMESİ yapıldığı esnada kariyer görüşmesi yapan kişi KOD adı kullanmaktadır ve KOD adı kullandığını görüşme yaptığı kişiler bilmektedir. -KARİYER GÖRÜŞMESİ sonucunda hakim savcı olmak isteyen kişiler genelde Ankara İlinde (...) bulunan evlere sınavdan yaklaşık üç-dört-beş ay önce çağrılmaktadır. Bu evleri bahse konu sınav döneminde Ankara Adliyesinde adli veya idari yargı hakim/savcı adayı olarak staj yapan ve yapının Ankara ilinde kiralamış olduğu adaylık (Staj evlerinde) evlerinde kalan yapı üyesi kişiler kiralamakta ve evin kira ve bazı masraflarını bu kişiler karşılamaktadır. Bu evlerin bir tanesinden sorumlu kişilere yapı içerisinde MURAKIP denilmektedir. Bu murakıp olarak adlandırılan kişilerin üstlerinde yer alan ve yapı içerisinde en az iki evden sorumlu kişilere SER MURAKKIP denilmektedir. MURAKIP ve SER MURAKIP'lık yapan kişiler gizlilik ve kendilerinin deşifre olmaması amacıyla KOD adı kullanmaktadır. KOD adı kullandıklarını evde kalan kişiler bilmektedir. Yapı içerinde MURAKIP ve SER MURAKIP olarak adlandırılan bu kişiler, bu görevi yaptıkları dönemde Ankara İlinde Hakim/Savcı adayı olarak görev yapmaktadırlar. -Bu evlerde kalan kişilere, ev sorumluları olan MURAKIP veya SER MURAKIP olarak görev yapan kişiler mümkün olduğunca dışarı çıkmamaları, bu evin varlığından kimseye bahsetmemeleri, evin bulunduğu apartmandakiler ile muhatap olmamaları, muhatap olduklarında kendilerini avukat adayı yada hukuk öğrencisi olarak tanıtmalarını istemektedir. Bu evlerde kalmaya başlayacak kişilere bu evde şahit olacağı hususlardan kimseye bahsetmemeleri konusunda abdest aldırıp Kuran'ı Kerime el basarak yemin ettirilmektedir. Bu evlerde kalmaya başlayan kişilerin bir tanesinden adına bahse konu örgüt hücre evine kullanılmak üzere dışarıdan içeriyi aramaya açık, içeriden dışarıyı aramaya kapalı olan, yani tek taraflı aranmaya açık olan bir sabit hat alması istenilmektedir. Ancak son dönemde yapılan tespitlerde bazı hatların içeriden dışarıyı aramaya açık olduğu ve içeriden dışarıya nadirende olsa aramalar yapıldığı tespit edilmiştir. Kaldı ki bazı evlerin HTS dökümlerinin incelenmesinde içeriden dışarının arandığına ilişkin tespitler yapılmıştır. Ayrıca alınan son beyanlarda hat içeriden dışarıya veya dışarı içeriye aramaya açık olsa da ilgili sorumlular içeriden dışarıyı aramayı yasaklamaktadırlar. Yine eve gelen kişilerin cep telefonları toplanmakta ve bu evde telefon kullanımı yasaklanmaktadır ancak alınan savunmaların bazılarında evde gizli bir şekilde telefon kullandıklarını, bazı savunmalarda ise hattı memlekette açık bir şekilde bıraktıklarını, o dönemde telefonların memlekette açık olduğunu beyan etmişlerdir. Yine bu evde kalan kişilere bu sabit hattı sadece çekirdek ailelerine vermeleri gerektiği, evde kalan kişilere birilerini arayacakları zaman ANKESÖRULÜ telefon kullanmaları yönünde talimat verilmektedir. Bu sayede bu evlerin deşifre olmasının önüne geçilmektedir. Hatta alınan son beyanlarda sorumlu kişilerin evde kalacak kişilere hitaben "Ankara çalışma evleri cemaatin yatak odasıdır, buradan kimseye bahsetmemek gerekir" söyledikleri tespit edilmiştir. -Bu evde kalan kişilere hakimlik savcılık sınavlarının soruların doğrudan veya deneme adı altında soru çözdürülmek suretiyle verildiğine ilişkin birden fazla itirafçı beyanı mevcuttur. Ayrıca bu hakim/savcılık sınavlarına hazırlık hücre evinde mülakat provaları yapılmaktır. Bu soru verilme ve mülakat provaları ile örgüt kendi elemanlarını Türkiye Cumhuriyetinin üç kuvvetinden biri olan yargı erkindeki hakimlik veya savcılık mesleğine yerleştirmektedir. ... -Hakim/Savcılık stajına başlayan yapı içerinde yer alan hakim/savcı adaylarından ilk maaşının tamamı ve sonraki maaşlarının da bekarlardan yüzde 15' i, evlilerden ise yüzde 10'u talep edilmektedir. Bu şekilde FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütünün Hakim/Savcılık çalışma evlerinin finansmanı sağlanmaktadır. ..." şeklinde tespitlerde bulunulmuştur. Öte yandan Dairemizde derdest olan dava dosyalarında, yargı mensubu olarak görev yapmakta iken haklarında meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına karar verilmiş olan bazı kişilerin ve bu kişiler hakkında tanık beyanında bulunan kişilerin hakim-savcılık sınavı çalışma evlerine ilişkin birtakım ifadelerde bulunduğu görülmüştür: Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan Z.T.S. isimli şahsa ait Tokat Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 12/09/2017 tarihli sorgulama tutanağı: "...Yine bu evlerde şahit olduğum bir husus daha vardır. Bu husus; dıamond isimli ve bandrolsüz test kitabı vardı ve bu kitabı en az bir kez bitirmemiz söyleniyordu ayrıca bu kitabı evin dışına hatta balkona bile çıkarmamamız isteniliyordu. Sebebini sorduğumuzda ise kitapların bandrolsüz olduğu söyleniyordu. Piyasada yokmu falan diye sormuştum, bana bu kitabın piyasada olmadığını, bizlerin üst dönemlerinde olan kişilerin bütün kitaplardan derleme yaparak oluşturdukları söylenmişti. yine eve ilk geldiğimde bu evin varlığından bu evden bahsetmememiz tembihlenmişti. hatta evin sabit telefonunu irtibat numarası olarak biryere vermemiz söyleniyordu. Bu evlerde 10 saat ders çalışmak zorunluydu. Evde deneme adı altında sınav yapıyorlardı. bu denemeyi murakıplar dışarıdan getiriyorlardı. daha sonra süre tutuyordu. süresi tamamlandıktan sonra cevap anahtarını söylüyor ve netlerimizi not ediyordu. Gelen denemeler bizde bırakılmayıp tekrar toplatılıyordu. Bu denemeleri evde bırakmıyorlardı. ...SORU VERİLME OLAYI 2011 yılı ... ayında yapılan sınavın gecesinde eve sermurakıp olan ... kod adlı G. isimli şahıs geldi. evde bulunan 6 kişiyi salona topladı. bizlere hitaben bir konuşma yaptı. bu konuşmada 'elinde şuan yarınki sınava ilişkin soruların bulunduğunu ve yemin etmemiz karşılığında bu soruları bizimle paylaşacağını' söyledi. bunun üzerine evde bulunan kişiler hak yiyeceklerini düşünerek çok rıza göstermediler. Bunun üzerine ... kod adlı G. konuşmasının devamında 'görevdeki kişilerin hakkıyla gelmediğini, solcuların ve diğer kişilerin kendi adamlarını kayırarak getirdiklerini, muhtemelen kazanacağımızı ama bunun yinede bizimle paylaşmak istediğini' söylemesi zerine evdeki kişiler de bunu kabul etti. Bunun üzerine herkese abdest aldırdı. kendisi de Kuranı-kerimi eline aldı. elinde bulunan metni bize verdi ve kuranı-kerime el bastırdı. bu metini kelimesi kelimesine hatırlamıyorum ancak bütün değerlerimiz üzerine yeminle alakalı bir metindi. daha sonra her bir soru için ayrı ayrı küçük kağıtlar halindeki fotokopi parçalarını bizlere kısım kısım dağıttı. yanlış hatırlamıyorsam 100 sorudan 60 70 civarından sorunun cevapları işaretlenmiş şekilde vardı. Biz bunları alarak okuyup ezberledik, daha sonra soruları toplayarak götürdü. daha sonra ben sabah sınava girdim ve sınavdan 82 veya 83 puan aldım, zaten gösterdikleri sorular sınavda çıkmıştı." İfadesine başvurulan E.Y. isimli şahsa ait Tokat İl Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünce düzenlenen 26/02/2018 tarihli şüpheli ifade tutanağı:
“... 1.HAKİM SAVCI ÇALIŞMA EVİ 2013 YILI AĞUSTOS-ARALIK AYLARI: ... Murakıblar hakim savcı çalışma evine daha sık gelir, sermurakıblar ise eve daha nadir gelen şahıslardı. Murakıbım olan ... KOD ADLI Ş. isimli şahıs yanımda getirmiş olduğum cep telefonumu eve gittikten kısa süre sonra benden aldı. ...Kira ve fatura evde kalanlar olarak ödenmiyordu. Sadece yiyecek ihtiyacı karşılanıyordu. Ben bu eve gittiğimde evde sabit hat kurulu vaziyetteydi. O yüzden sabit hattın kimin adına olduğunu bilmiyorum. Benim adıma değildir. Faturaların ve kira sözleşmesinin kimin adına olduğunu bilmiyorum. Evde bulunan sabit hat Ankara iç dış aramalara açık ancak il dışına aramalara kapalıydı. Dışardan aramalara ise açıktı. Bu sabit hat ile annemle defaten farklı zamanlarda görüştüğümü hatırlıyorum. ... Ben kalmış olduğum birinci hakim savcı çalışma evinde 2013 yılı idari ve adli yargı sınavından önce genel kültür sorularının verildiğini anlatmak istiyorum. Ben birinci kaldığım hakim savcı çalışma evinde 2013 yılı Kasım ayında yapılan idari yargı sınavından bir gün önce evin SERMURAKIBI OLAN ... KOD ADLI M.Y. isimli şahıs kalmış olduğumuz hakim savcı çalışma evine geldi. Geldiğinde evde birlikte kaldığım Ü.D., M., Y.A., B.K. ve beni evin salonuna topladı. İlk olarak evde bulunan sabit hattın fişini çektirdi. Öncelikle salonu toplamamızı istedi. Herkes ile kendi kaldıkları odada birebir görüştü. Benimle kendi kaldığım odada SERMURAKIB ... KOD ADLI M.Y. ile yaptığım görüşmede sen buraya hizmet hareketi için geldin. Sen bir hizmet insanısın dedi. ...SERMURAKIB ... KOD ADLI M.Y. hepimize tek tek Kurana el basmak suretiyle sözlü olarak yemin ettirdi. ...Yeminden sonra SERMURAKIB ... KOD ADLI M.Y. isimli şahıs yanında getirmiş olduğu fotokopi halinde A4 kağıtlarında bulunan genel kültür sorularını çıkarttı. Bu sorular 20-25 civarında beş altı sayfadan ibaretti. Cevapları yoktu, Evde kalanlar olarak Ü.D., M., Y.A., B.K. isimli şahıslarla birlikte topluca bu sorulara baktık ve defterimizden kopardığımız kağıtlara soruların cevapları birlikte çözdük. ...Ben ertesi gün girmiş olduğum 2013 yılı idari yargı sınavında bir gün öncesinden tarafımıza verilen Genel kültür sorularının birebir aynısının çıktığını gördüm. Ancak tamamı değil yarısının çıktığını hatırlıyorum...
2013 YILI ADLİ YARGI SINAVINDAN ÖNCE SINAV SORULARININ VERİLMESİ OLAYI: Ben aynı şekilde birinci hakim savcı çalışma evinde 2013 yılında kalmaya devam ederken aralık ayında yapılan adli yargı sınavından bir gün önce evin SERMURAKIBI ... KOD ADLI M.Y. isimli şahıs tekrar evimize geldi. ...SERMURAKIB ... KOD ADLI M.Y. isimli şahıs yanında getirdiği leptopu açtı ve boynunda muskanın içerisine gizlenmiş flash belleği çıkardı ve leptopa taktı. Bize hitaben yarın ki gireceğimiz adli yargı sınavında çıkma ihtimali bulunan soruların olduğunu söyleyip. Bu sorulara bakmamızı istedi. Bu sorulara Ü.D., M., Y.A., B.K. ve ben hep beraber baktık. Bu sorular hatırladığım kadarıyla toplamda 25-30 sorunun olduğu genel kültür kısmındaki sorulardı. Ancak bu sınav sorularının bir kısmının cevapları işaretli, bir kısmının cevapları işaretli değildi. ...Ben ertesi gün girmiş olduğum 2013 yılı adli yargı sınavında tarafıma bir gün önce gösterilen genel kültür sorularının hatırladığım kadarıyla tamamı olmamakla birlikte tamamına yakını çıktı. Yanlış hatırlamıyorsam soruların yerleri değişikti, ancak doğru cevapları aynıydı...
2.HAKİM SAVCI ÇALIŞMA EVİ 2014 YILI OCAK-2015 YILI OCAK AYI: ...Bu evde DİAMOND isimli hazırlık kitabı da vardı. Bu kitap piyasada bulunmayan evden dışarıya çıkartılması yasak olan bir kitaptı. Bu kitap yapı tarafından derlenen bir çalışma kitabıydı. Girmiş olduğum gerçek sınavlarda DİAMOND isimli kitaptan benzer soruların çıktığını hatırlıyorum. Çünkü çok fazla soru vardı..." Yukarıda yer verilen bilgilerden de anlaşılacağı üzere FETÖ'ye ait hakim-savcılık sınavına hazırlık evlerinde kalan kişiler kapalı devre bir sistem içerisine alınmaktadır. Bahse konu sınava hazırlık evlerinde gizliliğin sağlanması ve deşifre olunmaması amacıyla cep telefonlarının toplanması, dışarıdan içeriyi aramaya açık, içeriden dışarıyı aramaya kapalı yani tek yönlü aramaya açık olan sabit telefon kullanılması gibi kurallar bulunmaktadır. Kişiler farklı illerden hakim-savcılık sınavını kazanabilmeleri amacıyla başta Ankara olmak üzere belli illere getirilmekte ve örgüt içinde yer alan kişilerce bu evlere yerleştirilmektedir. Sınava hazırlık evlerinde gizliliğin en üst seviyede tutulduğu, gerek doğrudan gerek deneme adı altında hakim-savcılık sınavı sorularının verildiği görülmektedir. Sonuç olarak hakim-savcılık sınavına hazırlanma evi olarak nitelendirilen bu evlerde anılan yöntemler uygulanarak FETÖ tarafından örgüte iltisak ve irtibatı bulunan kişilerin sınava giren diğer adayların önüne geçmesinin amaçlandığı, FETÖ için yargı organlarının ve yargı erkiyle bağlantılı kurumların ele geçirilmesi bakımından hakim-savcılık mesleğine giriş sınavlarına hazırlık evlerinin özel önem arz ettiği anlaşılmaktadır.
ii. Çalışma Evinde Sınava Hazırlanma Hususunun Davacı Yönünden Değerlendirilmesi Hâkimler ve Savcılar Kurulunun 06/02/2020 tarihli dilekçesi ekinde yer alan CD ile dava dosyasına sunulan ve Tokat Cumhuriyet Başsavcılığınca ... sayılı soruşturma dosyası kapsamında düzenlenen; 31/10/2018 tarihli Dosya İnceleme ve Değerlendirme Tutanağında 3 numaralı hakimlik-savcılık sınavına çalışma evinde kullanılmakta olan ... numaralı sabit telefon hattı ile davacının babası C.Ö. adına kayıtlı hat arasında 80 adet, davacının kardeşi Y.Ö. adına kayıtlı hat arasında toplam 3 adet telefon görüşmesi kaydının bulunduğu ve davacının bu çalışma evinde kaldığı; 24/02/2019 tarihli dDosya İnceleme ve Değerlendirme Tutanağında 19 numaralı hakimlik-savcılık sınavına çalışma evinde kullanılmakta olan ... numaralı sabit telefon hattı ile davacının babası C.Ö. adına kayıtlı hat arasında 16 adet, davacının kardeşi Y.Ö.A. adına kayıtlı hat arasında 16 adet telefon görüşmesi kaydının bulunduğu ve davacının bu çalışma evinde kaldığı; 10/05/2019 tarihli Dosya İnceleme ve Değerlendirme Tutanağında 16 numaralı hakimlik-savcılık sınavına çalışma evinde kullanılmakta olan ... numaralı sabit telefon hattı ile davacının babası C.Ö. adına kayıtlı hatlar arasında 55 adet, davacının kardeşi Y.(Ö.)A. adına kayıtlı hat arasında 18 adet telefon görüşmesi kaydının bulunduğu ve davacının bu çalışma evinde kaldığı ve kaldığı dönemde örgüt sorumluları tarafından yargı sınav sorularının verildiği; 10/05/2019 tarihli Dosya İnceleme ve Değerlendirme Tutanağında 20 numaralı hakimlik-savcılık sınavına çalışma evinde kullanılmakta olan ... numaralı sabit telefon hattı ile davacının babası C.Ö. adına kayıtlı hatlar arasında 48 adet, davacının kardeşi Y.Ö.A. adına kayıtlı hat arasında 45 adet, davacının amcası E.A.Ö. adına kayıtlı hatlar arasında 4 adet, telefon görüşmesi kaydının bulunduğu ve davacının bu çalışma evinde kaldığı hususlarının tespit edildiği görülmüştür. Tokat Cumhuriyet Başsavcılığınca ... sayılı soruşturma dosyası kapsamında düzenlenen 31/10/2018, 24/02/2019 ve 10/05/2019 tarihli Dosya İnceleme ve Değerlendirme Tutanakları ile davacının ve tanıkların beyanlarının değerlendirilmesinden, davacının hakimlik-savcılık sınavına hazırlık evlerinde kaldığı görülmüştür. Davacı tarafından hakim-savcılık sınavına hazırlık evlerinde kaldığına yönelik tespite ilişkin herhangi bir beyanda bulunulmamıştır. Netice itibarıyla, davacının örgütün yargı erkine kendisine iltisak ve irtibatlı kişileri yerleştirebilmek amacıyla oluşturduğu hakimlik-savcılık sınavına hazırlık evlerinde anılan sınavlara hazırlanmış olmasının FETÖ ile iltisak ve irtibatını ortaya koyan bir unsur olduğu sonucuna varılmıştır.
6) Dava Konusu Kararın Temel Hak ve Özgürlükler Bağlamında Değerlendirilmesi Davacı, dava konusu karar ile bazı temel hak ve özgürlüklerinin ihlal edildiğini ileri sürmekle birlikte bu ihlal iddialarının özü davacının meslekten çıkarılmasına dayanmaktadır. Bu kapsamda, davacı hakkında tesis edilen meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin kararın, AİHS'in 8. ve Anayasa’nın 20. maddesinde yer alan "özel hayata saygı hakkı" çerçevesinde değerlendirilmesi gerekmektedir. Zira, AİHM tarafından dinamik bir şekilde yorumlanan ve sosyal hayattaki yansımaları kapsamında genişletilebilen "özel hayat" kavramı, eksiksiz bir tanım getirmenin mümkün olmadığı bir kavram olarak görülmekte, bu bağlamda bireylerin kişiliklerini geliştirmelerine ve mesleki yaşamlarına etki eden her durum özel hayata saygı hakkına dâhil edilmektedir. Nitekim AİHM, bireylerin genellikle iş ya da mesleki faaliyetleri sırasında dış dünya ile ilişkiler kurduklarını ve geliştirdiklerini belirterek ve bireyin iş hayatı ile özel hayatını birbirinden ayırmanın güçlüğünün altını çizerek, mesleki faaliyetlerin de özel hayata saygı hakkı kapsamında olduğunu belirtmiştir (Niemietz/Almanya, B. No: 13710/88, 16/12/1992, § 29). AİHM’e göre özel hayat, bir bireyin başka bireylerle, mesleki ve iş ilişkileri de dâhil olmak üzere, ilişki kurma ve geliştirme hakkını kapsamaktadır (C./Belçika, B. No: 21794/93, 07/08/1996, § 25). Dava konusu edilen karar, davacının meslek yaşamının sona ermesi sonucunu doğurmaktadır. Bu nedenle söz konusu kararlar özel hayata saygı hakkı üzerindeki sonuçları itibarıyla AİHS'in 8. ve Anayasa’nın 20. maddeleri ile güvence altına alınan özel hayata saygı hakkına yönelik bir müdahale oluşturmaktadır. AİHS'in 8. maddesinin ikinci fıkrasına göre özel hayata saygı hakkının kullanılmasına bir kamu makamının müdahalesi ancak "kanunla öngörülmüş olma", aynı maddede sayılan "meşru amaçlardan birini gerçekleştirmeye yönelik olma" ve "demokratik bir toplumda gerekli olma" ölçütlerini karşılama şartıyla mümkündür. Anayasa'nın 20. maddesinin 13. maddesi ile birlikte değerlendirilmesi sonucunda ise özel hayata saygı hakkına müdahale edilebilmesi için müdahalenin "şekli anlamda belirli ve öngörülebilir bir kanuni dayanağının bulunması", "anayasal meşru bir amaca ulaşmaya yönelik olması" ve "demokratik toplum düzeninin gerekleri ile ölçülülük ilkesine uygun olması" gerekmektedir. Dolayısıyla dava konusu kararla ortaya çıkan özel hayata saygı hakkına yönelik müdahalenin ihlal oluşturup oluşturmadığı hususunun, AİHS ve Anayasa bağlamında, kanunilik, meşru amaç ve demokratik bir toplumda gerekli olma ile ölçülülük ilkeleri doğrultusunda irdelenmesi gerekmektedir. Ayrıca, demokratik toplum düzenini tehdit eden olağanüstü hâlin varlığı hâlinde AİHS'in 8/2 ve Anayasa'nın 13. maddesinde bir temel hak ve özgürlüğe kamusal makamlar tarafından müdahale edilebilme şartlarını ortaya koyan güvencelere aykırı tedbirlerin alınması ya da bu güvencelerin daha düşük standartta sağlanabilmesi söz konusu olabilmektedir. Böyle bir durum gerçekleştiği takdirde AİHS'in 15. ve Anayasa'nın 15. maddeleri uygulanabilir hâle gelmektedir. AİHS'in 15. maddesinin birinci fıkrasında, savaş veya ulusun varlığını tehdit eden bir genel tehlike hâlinde sözleşmeci devletlerin durumun gerektirdiği ölçüde ve uluslararası hukuktan doğan başka yükümlülüklere ters düşmemek koşuluyla bu sözleşmede öngörülen yükümlülüklere aykırı tedbirler alabileceği belirtilmiş; ikinci fıkrasında ise bu hâllerde dahi AİHS'te öngörülen yükümlülüklere aykırı tedbirlerin alınamayacağı hak ve özgürlükler sayılmıştır. Bu doğrultuda Anayasa'nın 15. maddesinde de olağanüstü hâllerde, milletlerarası hukuktan doğan yükümlülükler ihlal edilmemek kaydıyla durumun gerektirdiği ölçüde temel hak ve hürriyetlerin kullanılmasının kısmen veya tamamen durdurulabileceği veya bunlar için Anayasa'da öngörülen güvencelere aykırı tedbirler alınabileceği belirtilmiştir. Anılan maddenin ikinci fıkrasında ise Anayasa'da öngörülen güvencelere aykırı tedbirlerin alınamayacağı hak ve özgürlükler sayılmıştır. Dava konusu karar, davalı idare tarafından, 667 sayılı KHK’nın 3. maddesi uyarınca tesis edilmiştir. Anılan KHK, 6749 sayılı Kanun'la TBMM tarafından değiştirilerek kabul edilmiş ve 29/10/2016 tarih ve 29872 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Sonuç olarak davacı hakkında dava konusu kararın tesis edildiği tarih itibarıyla bu kararlara dayanak KHK'nın yürürlükte olduğu ve öngörülen anayasal usul dâhilinde daha sonra kanunlaştığı görülmektedir. Bu nedenle özel hayata saygı hakkına müdahale niteliği taşıyan dava konusu karar, öngörülebilir ve belirli bir kanun hükmü uyarınca tesis edilmiş olup müdahale kanunilik şartını taşımaktadır. Zira dava konusu karara gerekçe olarak gösterilen irtibat ve iltisak kavramları yönünden Anayasa Mahkemesi tarafından 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında yapılan değerlendirmede, terör örgütleriyle irtibatlı ve iltisaklı olma durumu farklı şekillerde ortaya çıkabileceğinden bunların kanun koyucu tarafından önceden belirlenmesi ve kanunda tek tek sayılması zorunluluğundan söz edilemeyeceği ifade edilmiştir. Anayasa Mahkemesine göre irtibat ve iltisak kavramları genel kavram niteliğinde olmakla birlikte, bu kavramların belirsiz ve öngörülemez nitelikte olduğunu söylemek mümkün olmadığından, hukuki nitelikleri ve objektif anlamları yargı içtihatlarıyla belirlenebilecektir. AİHS'in 8. maddesinin ikinci fıkrasında özel hayata saygı hakkının kullanılmasına ulusal güvenlik ve kamu güvenliğinin sağlanması amacıyla müdahale edilebileceği öngörülmüştür. Anayasa'nın 20. maddesinin birinci fıkrasında ise özel bir sınırlama nedeni öngörülmemiştir. Bununla birlikte Anayasa Mahkemesinin kararlarına göre özel sınırlama nedeni öngörülmemiş olan hakların dahi hakkın doğasından kaynaklanan bazı sınırları bulunmaktadır. Ayrıca Anayasa'nın diğer maddelerinde yer alan kurallara dayanılarak da bu hakların sınırlanması mümkün olabilmektedir. Anayasa'nın 5. maddesinde Türk Milletinin bağımsızlığını ve bütünlüğünü, ülkenin bölünmezliğini, Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak Devletin temel amaç ve görevleri arasında sayılmıştır (AYM, E.2014/87, K.2015/112, 08/12/2015, § 7; Sevim Akat Eşki, B. No: 2013/2187, 19/12/2013, § 33). Dava konusu karar, FETÖ ile üyelik, mensubiyet, iltisak veya irtibatı bulunan ilgililer hakkında ülkenin içinde bulunduğu tehdit ve kamu düzeninin bozulması ihtimali doğduğundan ivedi şekilde karar alma zorunluluğu nedeniyle ve millî güvenliğin, kamu düzeninin ve başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması amacıyla tesis edilmiştir. Bu nedenle FETÖ ile iltisak ve irtibatı olan ve dava konusu kararın tesis edildiği tarih itibarıyla kamu gücünün güçlü bir tezahürü niteliğinde yargı yetkisi kullanan davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilmesi suretiyle özel hayata saygı hakkına yapılan müdahale meşru bir amaca dayanmaktadır. Dava konusu karar ile davacının özel hayata saygı hakkına yapılan müdahale, zorlayıcı bir toplumsal gereksinim olarak ortaya çıkmıştır. Nitekim 15 Temmuz 2016 gecesi yaşanan darbe teşebbüsü nedeniyle “ulusun varlığını tehdit eden genel bir tehlike”nin bulunduğu açıktır (Alparslan Altan/Türkiye, B. No: 12778/17, 16/04/2019, §§ 71-75). Bu tehlike, ulusun ve Devlet teşkilatının varlığı için tehdit teşkil eden, kamu düzenini etkileyen, olağandışı bir kriz niteliğindedir. Bununla birlikte darbe teşebbüsünün faili olan FETÖ'nün, yukarıda belirtildiği üzere atipik ve kendine özgü niteliği göz önüne alındığında, bu tehlikeye karşı alınan ve davacının yargı yetkisini kullanmasına son veren dava konusu tedbirin de yaşanan özellikli durumun ortaya çıkardığı zorunluluktan ve bu durumun faili olan örgütün Devleti ele geçirmeyi amaç edinen niteliğinden kaynaklandığı anlaşılmaktadır. Bu nedenle anılan olağanüstü koşullar altında ve olağan demokratik düzene geri dönebilmek amacıyla söz konusu terör örgütü ile iltisak ve irtibatı bulunan davacının yargı yetkisini kullanmasına son veren tedbirin demokratik bir toplumda gereklilik arz ettiği açıktır. Türkiye Cumhuriyeti tarafından 23/07/2016 tarihinde Avrupa Konseyi Genel Sekreterliği ve Birleşmiş Milletler Genel Sekreterliğine, Türkiye’de 21/07/2016 tarihinde olağanüstü hâlin yürürlüğe girmesiyle birlikte AİHS’in 15. maddesinde öngörüldüğü şekliyle Sözleşme’den doğan yükümlülükler bağlamında daha az güvence sağlanabileceği kaydıyla derogasyon bildiriminde bulunularak milletlerarası hukuktan doğan yükümlülük yerine getirilmiştir. AİHS'in 15. maddesi ile uygulama alanı bulan, "ulusun varlığını tehdit eden genel bir tehlikenin varlığı" hâlinde söz konusu tehlikeyi bertaraf etmek için ne yapmak gerektiğini takdir ve tayin etmek ulusun yaşamından sorumlu devlete aittir. İçinde bulunulan durumun kendine mahsus özellikleri nedeniyle bu özellikli durumu değerlendirmek hususunda, söz konusu tehlikeyi bertaraf edecek devletin, uygulayacağı tedbirler bakımından, olağan dönemdekinden çok daha geniş bir takdir marjına sahip olduğunu kabul etmek gerekmektedir (İrlanda/İngiltere [GK] B. No: 5310/71, 18/1/1978, § 207). Dava konusu kararın müdahalede bulunduğu özel hayata saygı hakkının AİHS'in 15. maddesinin ikinci fıkrası ile Anayasa'nın 15. maddesinin ikinci fıkrasında yer verilen ve olağanüstü hâllerde dahi AİHS ve Anayasa'da öngörülen güvencelere aykırı tedbirler alınamayacağı belirtilen haklardan olmadığı açıktır. Bu durumda, demokratik kurumlara ve demokratik toplum düzeninin bizatihi kendisine karşı yapılan darbe teşebbüsü sonrasında, bahse konu teşebbüsün faili olan FETÖ ile iltisak ve irtibatı olduğu gerekçesiyle hakkında tesis edilen dava konusu karar ile yargı mensubu olarak görev yapması nedeniyle üstün kamu gücü ayrıcalığına sahip olan davacının, meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilmesi suretiyle özel hayatına saygı hakkına yapılan müdahalenin, AİHS ve Anayasa anlamında durumun gerektirdiği ölçüde bir tedbir olduğu anlaşılmıştır.
7) Sonuç olarak Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile yukarıda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği anlaşıldığından dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmemiştir.
D) KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararının iptali istemi yönünden DAVANIN REDDİNE, 2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam … TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, 3. Posta gideri avansından varsa artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra istemi halinde davacıya iadesine, 4. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen … TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine, 5. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 16/11/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Bu kararı dosyanızda kullanın
Hukuk Asistan ile Danıştay, Danıştay ve emsal kararlarında gelişmiş arama yapın; kararları dosyalarınıza ekleyin, UYAP ve UETS entegrasyonuyla işlerinizi tek yerden yönetin.
İnternet sitemizde gizliliğinizi koruyabilmek ve size daha iyi bir deneyim sunmak için sınırlı sayıda çerezler yer alır. Kullandığımız çerezler hakkında daha fazla bilgi edinmek için Çerez Politikamıza bakın.