5. Daire 2017/6451 E. 2021/3981 K. — Danıştay Kararı
5. Daire 2017/6451 Esas 2021/3981 Karar 23.11.2021
Danıştay 5. Daire Başkanlığı 2017/6451 E., 2021/3981 K.
T.C. D A N I Ş T A Y BEŞİNCİ DAİRE Esas No : 2017/6451 Karar No : 2021/3981
DAVACI : … VEKİLİ : Av. …
DAVALI : … Kurulu VEKİLİ : Av. …
DAVANIN KONUSU : Davacının, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararına karşı yaptığı yeniden inceleme talebinin reddine dair aynı Kurulun ... tarih ve ... sayılı kararının iptaline, bu karar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine ve özlük haklarının iadesine karar verilmesi istenilmektedir.
DAVACININ İDDİALARI : Meslekten çıkarma kararının savunma hakkı tanınmadan tesis edildiği, mülkiyet hakkının, adil yargılanma hakkının, özel hayata saygı hakkının, masumiyet karinesinin, ölçülülük ilkesinin, hukuki güvenlik ilkesinin, adil yargılanma hakkının, eşitlik ilkesinin, ayrımcılık yasağının, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6., 7., 8., 10., 13., 14., 17., 18. maddelerinin, Ek 1 No'lu Protokolün 1. maddesi ile 4 No'lu Protokol hükümlerinin, Anayasanın 13., 14., 121. maddelerinin ihlal edildiği, FETÖ ile irtibat ve iltisakına dair kişiselleştirme yapılmadığı ileri sürülerek hukuka aykırı olduğu iddia edilmiştir.
DAVALININ SAVUNMASI : Dava dilekçesinin usule aykırılıklar yönünden incelenerek tespit edilmesi halinde davanın öncelikle usul yönünden reddi gerektiği, öte yandan dava konusu kararın amacının Türk yargı sistemini tamamen ele geçirmeyi hedefleyen ve bu amaç doğrultusunda hareket eden illegal bir yapının bu amaca ulaşmasının önlenmesi ile Türk yargısının bağımsızlığının ve tarafsızlığının korunması olduğu ve yargı mensuplarına olağan dönemde uygulanan 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu ve 6087 sayılı Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Kanununun ilgili hükümlerine değil Anayasa'nın 120. ve 121. maddeleri ile 2935 sayılı Olağanüstü Hal Kanunu çerçevesinde yürürlüğe konulan 667 sayılı Olağanüstü Hal Kanun Hükmünde Kararnamesine dayanılarak tesis edildiği, disiplin cezası niteliğinde olmayıp "göreve son" müessesesinin bir örneği olduğu, bu şekilde göreve son verme halinde zorunlu olmamasına rağmen ilgililere savunma haklarını kullanabilmeleri için 6087 sayılı Kanunun 33.maddesi uyarınca yeniden inceleme başvurusunda bulunma imkanı tanındığı, davacı hakkında tesis edilen karar ile ilgili olarak kişiselleştirmenin yapıldığı, dava konusu kararın hukuka ve mevzuata uygun olduğu ileri sürülerek davanın reddi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'IN DÜŞÜNCESİ: Davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.
DANIŞTAY SAVCISI …'NIN DÜŞÜNCESİ: Davacının 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Genel Kurulu'nun ... tarih ve ... sayılı Kararına karşı yaptığı yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin ... tarih ve ... sayılı Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Genel Kurulu Kararının iptali ve bu işlem nedeniyle mahrum kaldığı özlük ve parasal haklarının yasal faizi ile birlikte tazminine karar verilmesi istenilmektedir. Davalı yanın usule yönelik itirazları yerinde görülmediğinden işin esası incelenmiştir. T.C. Anayasasının 138. maddesinde, "Hakimler, görevlerinde bağımsızdırlar; Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdanı kanaatlerine göre hüküm verirler. Hiçbir organ, makam, merci veya kişi, yargı yetkisinin kullanılmasında mahkemelere ve hakimlere emir ve talimat veremez; genelge gönderemez; tavsiye ve telkinde bulunamaz." hükmüne yer verilmiş, 139. maddesinde, "Hakimler ve savcılar azlolunamaz. Meslekten çıkarılmayı gerektiren bir suçtan dolayı hüküm giymiş olanlar, görevini sağlık bakımından yerine getiremeyeceği kesin olarak anlaşılanlar veya meslekte kalmalarının uygun olmadığına karar verilenler hakkında kanundaki istisnalar saklıdır." kuralı yer almıştır. "Hakimler ve Savcılar Kurulu" başlıklı 159. maddesinin 8. fıkrasında da, "Kurul, meslekte kalmaları uygun görülmeyenler hakkında karar verme, disiplin cezası verme, görevden uzaklaştırma işlemlerini yapar; Adalet Bakanlığının, bir mahkemenin kaldırılması veya yargı çevresinin değiştirilmesi konusundaki tekliflerini karara bağlar; ayrıca, Anayasa ve kanunlarla verilen diğer görevleri yerine getirir." hükmü getirilmiş, bu maddenin 10. fıkrasında ise, "Kurulun meslekten çıkarma cezasına ilişkin olanlar dışındaki kararlarına karşı yargı mercilerine başvurulamaz." hükmüne yer verilmiştir. 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun "Hakimlik ve savcılık görevlerinin sona ermesi" başlıklı 53. maddesinde, "Hakim ve savcıların: a) fıkrasında, bu Kanun hükümlerine göre meslekten çıkarılmaları veya meslekte kalmalarının uygun olmadığına karar verilmesi, b) fıkrasında, Haklarında soruşturma ve kovuşturma bulunması halleri hariç olmak üzere, mesleğe alınma koşullarından herhangi birini taşımadıklarının sonradan anlaşılması hallerinde görevleri sona erer." şeklinde düzenleme yapılmıştır. 6087 sayılı Hakimler ve Savcılar Kurulu Kanunu'nun "Kurulun görevleri" başlıklı 4. maddesinin; hakim ve savcılarla ilgili olarak (b) fıkrasının 6. bendinde meslekte kalmaları uygun görülmeyenler hakkında karar verme, 7. bendinde, disiplin cezası verme, 8. bendinde de görevden uzaklaştırma işlemlerini yapmak Kurulun görevleri arasında sayılmıştır. "Genel Kurulun Oluşumu ve Görevleri" başlıklı 7. maddesinin 2. fıkranın (ı) bendinde de, Adli ve İdari yargı hâkim ve savcıları hakkında meslekte kalmaları uygun görülmeyenler hakkında karar verme, disiplin cezası verme, görevden uzaklaştırma Genel Kurulun görevleri arasında sayılmış, "Yeniden inceleme, itiraz ve yargı yolu" başlıklı 33. maddesinde ise, Genel Kurulun veya dairelerin, meslekten çıkarma cezasına ilişkin kesinleşmiş kararlarına karşı yargı mercilerine başvurulabileceği, diğer kararlarının yargı denetimi dışında olduğu, meslekten çıkarma kararlarına karşı açılan iptal davalarının ilk derece mahkemesi olarak Danıştay'da görüleceği hükme bağlanmıştır. Öte yandan, kamu düzeni ve güvenliği açısından, Anayasa’nın 120. maddesi ve 2935 sayılı Olağanüstü Hal Kanunu çerçevesinde, Milli Güvenlik Kurulunun, Hükûmete olağanüstü hâl ilan edilmesi yönündeki 20.7.2016 tarih ve 498 sayılı tavsiye kararı üzerine toplanan Bakanlar Kurulu'nca 15.7.2016 tarihinde başlatılan darbe girişimi üzerine ülke genelinde olağanüstü hâl ilan edilmesine karar verilmiş, bu karar Türkiye Büyük Millet Meclisinde onaylanarak 21.7.2016 tarihli ve 29777 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
2935 sayılı Olağanüstü Hal Kanununun 4. maddesi uyarınca Bakanlar Kurulunca 22.7.2016 tarihinde kararlaştırılan 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname 23.07.2016 tarihli ve 29779 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe konulmuş, "Yargı mensupları ile bu meslekten sayılanlara ilişkin tedbirler" başlıklı 3. maddesinin 1. fıkrasında, "Terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen hâkim ve savcılar hakkında Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Genel Kurulunca meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına karar verilir." şeklinde düzenleme yapılmış ve bu Kanun Hükmünde Kararname, 29.10.2016 tarih ve 29872 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6749 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair Kanun ile kanunlaşmıştır. 08.03.2018 tarihinde yürürlüğe giren 7075 sayılı Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu Kurulması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair Kanun'un 11. maddesinin 2. fıkrasında, "22.7.2016 tarih ve 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararnamenin 3'üncü maddesinin birinci fıkrası ile 18.10.2016 tarih ve 6749 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair Kanun'un 3 üncü maddesinin birinci fıkrası kapsamında meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına karar verilenler, kararın kesinleşmesinden itibaren altmış gün içinde ilk derece mahkemesi olarak Danıştaya dava açabilir." hükmü getirilmiştir. Olayda, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Genel Kurulu'nun ... tarih ve ... sayılı kararıyla, ilgililer hakkında Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kuruluna intikal eden şikâyet, ihbar, inceleme ve soruşturma dosyaları ile bu dosyalar hakkında verilen kararlar, mahallinde yapılan araştırmalar, FETÖ/PDY terör örgütü ile ilintili dosyalarda görev alan hâkim ve Cumhuriyet savcılarının bu dosyalarda yapmış oldukları işlemler ve verdikleri kararlar, örgüt mensuplarının haberleşme için kullandıkları şifreli programlarda yer alan kayıtlar, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun FETÖ/PDY mensubu oldukları Emniyet Genel Müdürlüğü terörle mücadele birimlerince düzenlenen raporlarla sabit olan örgüt üyeleri hakkında tayin ettiği disiplin cezaları ve muhalefet şerhleri, sosyal çevre bilgileri ve Ankara Cumhuriyet Başsavcılığından temin edilen bilgi ile belgeler, ilgililer hakkında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca başlatılan soruşturmanın niteliği ve isnat edilen suçlamalar ile gözaltı ve tutuklama kararları, soruşturma kapsamında ifadelerine başvurulan hâkim ve Cumhuriyet savcılarının ifade ve sorgu tutanakları, itirafçıların beyanları birlikte dikkate alınarak ekli listede yer alan hâkim ve Cumhuriyet savcılarının 667 sayılı KHK’nın 3'üncü maddesinin (1) numaralı fıkrası kapsamında FETÖ/PDY örgütü ile iltisak ve irtibatlarının olduğu sabit görüldüğünden, adı geçenler hakkında 23/07/2016 tarih ve 29779 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 667 sayılı Olağanüstü Hâl Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararnamenin 3'üncü maddesi uyarınca meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve ayrı ayrı olmak üzere meslekten çıkarılmalarına karar verilmiş ve davacının yeniden inceleme talebi de ... tarih ve ... sayılı Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Genel Kurulu Kararı ile reddedilmiştir. Öte yandan, Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 26.9.2017 tarih ve 2017/16-956 Esas, 2017/370 sayılı kararı ile onanarak kesinleşen Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 24.4.2017 tarih ve 2015/3 esas, 2017/3 sayılı kararında, FETÖ/PDY'nin silahlı bir terör örgütü olduğu belirlenmiştir. Dosyada mevcut belge ve bilgilerden; davacı hakkında FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçuyla açılan kamu davasında Yargıtay ... Ceza Dairesinin (ilk derece) … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile suçu sabit görülerek 11 yıl, üç ay hapis cezası ile cezalandırılmasına hükmedildiği ve meslekten çıkarılmayı gerektiren bir suçtan hüküm giydiği anlaşılmaktadır. Bu nedenle, dosyanın incelendiği tarih itibariyle FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçuyla açılan kamu davasında mahkumiyetine hükmedilmiş ve meslekten çıkarılmayı gerektiren bir suçtan dolayı hüküm giymiş olan davacının, meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Genel Kurulu'nun ... tarih ve ... sayılı Kararına karşı yaptığı yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin ... tarih ve ... sayılı Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Genel Kurulu Kararı hukuka uygun olduğundan, davanın reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki bilgi ve belgeler incelendikten sonra davalı idarenin usule ilişkin itirazları yerinde görülmeyerek işin esasına geçildi, gereği görüşüldü:
A) MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ 1) Genel Olarak Türkiye’de 15 Temmuz 2016 gecesi, kendilerini “Yurtta Sulh Konseyi” olarak isimlendiren bir grup Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) mensubu tarafından, demokratik biçimde halk tarafından göreve getirilen Türkiye Büyük Millet Meclisini (TBMM), Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ve Cumhurbaşkanı'nı devirmek ve anayasal düzeni ortadan kaldırmak amacıyla darbe teşebbüsünde bulunulmuş, bu teşebbüs Türk Milleti tarafından akamete uğratılmıştır. Anayasa'nın olay tarihinde yürürlükte bulunan 118. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca Milli Güvenlik Kurulu (MGK) tarafından 20/07/2016 tarihli toplantıda yapılan değerlendirmede, darbe teşebbüsünün TSK içindeki Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) mensupları tarafından başlatıldığı, bu örgütün kuruluş aşamasından itibaren etkisi altına aldığı eğitim kuruluşları, sivil toplum kuruluşları, medya kuruluşları, ticari kuruluşlar ve kamu görevlileri aracılığıyla Milleti ve Devleti kontrol altında tutmayı amaçladığı belirtilmiştir. MGK'nın anılan toplantısında "demokrasinin, hukuk devleti ilkesinin, vatandaşların hak ve özgürlüklerinin korunmasına yönelik tedbirlerin etkin bir şekilde uygulanabilmesi amacıyla" Hükûmete olağanüstü hâl ilan edilmesi tavsiyesinde bulunulması hususu kararlaştırılmıştır. Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu 20/07/2016 tarihinde, ülke genelinde 21/07/2016 Perşembe günü saat 01.00'den itibaren geçerli olmak üzere doksan gün süreyle olağanüstü hâl ilan edilmesine karar vermiştir. Anılan karar 21/07/2016 tarih ve 29777 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiş ve aynı gün TBMM tarafından onaylanmıştır. Olağanüstü hâl, daha sonrasında üçer aylık dönemler hâlinde Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu tarafından uzatılmış ve 18/07/2018 tarihinde kaldırılmıştır.
23/07/2016 tarihinde Türkiye Cumhuriyeti tarafından Avrupa Konseyi Genel Sekreterliği ve Birleşmiş Milletler Genel Sekreterliğine, Türkiye’de 21/07/2016 tarihinde olağanüstü hâlin yürürlüğe girmesiyle birlikte başlayan süreçte, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS)’nin 15. maddesinde görüldüğü şekliyle Sözleşme’den doğan yükümlülükler bağlamında daha az güvence sağlanabileceği belirtilerek derogasyon bildiriminde bulunulmuştur. 23/07/2016 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin (667 sayılı KHK) 3/1. maddesi ile yargı mensupları ve bu meslekten sayılanlardan terör örgütlerine veya Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna MGK tarafından karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilenlerin meslekten veya kamu görevinden çıkarılmalarına karar verileceği düzenlenmiştir. Anılan KHK, 18/10/2016 tarihli ve 6749 sayılı Kanun'la değiştirilerek kabul edilmiş, bu Kanun ise 29/10/2016 tarih ve 29872 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. 23/01/2017 tarih ve 29957 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 685 sayılı Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu Kurulması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname (685 sayılı KHK) ile 667 sayılı KHK'nın ilgili maddesi uyarınca meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına karar verilen hâkim ve savcıların, kararın kesinleşmesinden itibaren altmış gün içinde ilk derece mahkemesi olarak Danıştayda dava açabilecekleri düzenlenmiştir. 685 sayılı KHK, 01/02/2018 tarihli ve 7075 sayılı Kanun'la değiştirilerek kabul edilmiş, anılan Kanun 08/03/2018 tarih ve 30354 sayılı (mükerrer) Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Nitekim, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Kadriye Çatal/Türkiye (B. No: 2873/17, 07/03/2017) kararında, haklarında meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilen yargı mensupları için doğrudan Danıştayda iptal davası açma imkânının tanındığını belirterek Kadriye Çatal tarafından yapılan başvuruyu iç hukuk yollarının tüketilmemiş olduğu gerekçesiyle kabul edilemez bulmuştur.
2) Davacıya İlişkin Süreç ... tarih ve ... sayılı Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu kararıyla, yargı mensubu olarak görev yapmakta olan davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilmiştir. Bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebi anılan Kurul tarafından ... tarih ve ... sayılı kararla reddedilmiştir. Davacı tarafından, meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine dair kararın iptaline, bu karar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine ve özlük haklarının iadesine karar verilmesi talebiyle bakılmakta olan dava açılmıştır. Diğer yandan, davacının, ceza yargılaması sonucunda Yargıtay ... Ceza Dairesinin (İlk Derece) … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üyelik suçundan, 11 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. Anılan karara karşı yapılan temyiz başvurusu üzerine Yargıtay Ceza Genel Kurulunun … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile davacı hakkındaki mahkumiyet hükmünün onanmasına karar verildiği ve söz konusu kararın 01/10/2020 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır. B) İLGİLİ MEVZUAT 1) Anayasa Anayasa’nın Başlangıç kısmında, Millet iradesinin mutlak üstünlüğü, egemenliğin kayıtsız şartsız Türk Milletine ait olduğu ve bunu Millet adına kullanmaya yetkili kılınan hiçbir kişi ve kuruluşun, bu Anayasa'da gösterilen hürriyetçi demokrasi ve bunun icaplarıyla belirlenmiş hukuk düzeni dışına çıkamayacağı belirtilmiş ve 176. maddesinde de Anayasa'nın dayandığı temel görüş ve ilkeleri belirten başlangıç kısmının, Anayasa metnine dâhil olduğu kuralı getirilmiştir. Anayasa'nın 5. maddesi: "Devletin temel amaç ve görevleri, Türk Milletinin bağımsızlığını ve bütünlüğünü, ülkenin bölünmezliğini, Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddî ve manevî varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır." Anayasa’nın 6. maddesi: “Egemenlik, kayıtsız şartsız Milletindir. Türk Milleti, egemenliğini, Anayasanın koyduğu esaslara göre, yetkili organları eliyle kullanır. Egemenliğin kullanılması, hiçbir surette hiçbir kişiye, zümreye veya sınıfa bırakılamaz. Hiçbir kimse veya organ kaynağını Anayasadan almayan bir Devlet yetkisi kullanamaz.” Anayasa’nın 9. maddesi: "Yargı yetkisi, Türk Milleti adına bağımsız ve tarafsız mahkemelerce kullanılır." Anayasa’nın 13. maddesi: “Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.” Anayasa’nın 14. maddesi: “Anayasada yer alan hak ve hürriyetlerden hiçbiri, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmayı ve insan haklarına dayanan demokratik ve lâik Cumhuriyeti ortadan kaldırmayı amaçlayan faaliyetler biçiminde kullanılamaz. Anayasa hükümlerinden hiçbiri, Devlete veya kişilere, Anayasayla tanınan temel hak ve hürriyetlerin yok edilmesini veya Anayasada belirtilenden daha geniş şekilde sınırlandırılmasını amaçlayan bir faaliyette bulunmayı mümkün kılacak şekilde yorumlanamaz...” Anayasa’nın dava konusu kararların tesis edildiği tarihte yürürlükte olan hâliyle 15. maddesi: "Savaş, seferberlik, sıkıyönetim veya olağanüstü hallerde, milletlerarası hukuktan doğan yükümlülükler ihlâl edilmemek kaydıyla, durumun gerektirdiği ölçüde temel hak ve hürriyetlerin kullanılması kısmen veya tamamen durdurulabilir veya bunlar için Anayasada öngörülen güvencelere aykırı tedbirler alınabilir. Birinci fıkrada belirlenen durumlarda da, savaş hukukuna uygun fiiller sonucu meydana gelen ölümler dışında, kişinin yaşama hakkına, maddî ve manevî varlığının bütünlüğüne dokunulamaz; kimse din, vicdan, düşünce ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz ve bunlardan dolayı suçlanamaz; suç ve cezalar geçmişe yürütülemez; suçluluğu mahkeme kararı ile saptanıncaya kadar kimse suçlu sayılamaz." Anayasa’nın 20. maddesinin birinci fıkrası: “Herkes, özel hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Özel hayatın ve aile hayatının gizliliğine dokunulamaz.” Anayasa’nın 36. maddesi: "Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir. Hiçbir mahkeme, görev ve yetkisi içindeki davaya bakmaktan kaçınamaz." Anayasa’nın 138. maddesinin birinci fıkrası: “Hâkimler, görevlerinde bağımsızdırlar; Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdanî kanaatlerine göre hüküm verirler.” Anayasa’nın 139. maddesi: “Hâkimler ve savcılar azlolunamaz, kendileri istemedikçe Anayasada gösterilen yaştan önce emekliye ayrılamaz; bir mahkemenin veya kadronun kaldırılması sebebiyle de olsa, aylık, ödenek ve diğer özlük haklarından yoksun kılınamaz. Meslekten çıkarılmayı gerektiren bir suçtan dolayı hüküm giymiş olanlar, görevini sağlık bakımından yerine getiremeyeceği kesin olarak anlaşılanlar veya meslekte kalmalarının uygun olmadığına karar verilenler hakkında kanundaki istisnalar saklıdır.” Anayasa’nın 140. maddesinin ikinci fıkrası: “Hâkimler, mahkemelerin bağımsızlığı ve hâkimlik teminatı esaslarına göre görev ifa ederler.” Anayasa’nın 159. maddesinin birinci fıkrası: “Hâkimler ve Savcılar Kurulu, mahkemelerin bağımsızlığı ve hâkimlik teminatı esaslarına göre kurulur ve görev yapar.” Aynı maddenin sekizinci fıkrası: “Kurul, adlî ve idarî yargı hâkim ve savcılarını mesleğe kabul etme, atama ve nakletme, geçici yetki verme, yükselme ve birinci sınıfa ayırma, kadro dağıtma, meslekte kalmaları uygun görülmeyenler hakkında karar verme, disiplin cezası verme, görevden uzaklaştırma işlemlerini yapar...”
2) AİHS AİHS'in 6. maddesinin birinci fıkrası: "Herkes davasının, medeni hak ve yükümlülükleriyle ilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamaların esası konusunda karar verecek olan, yasayla kurulmuş, bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından, kamuya açık olarak ve makul bir süre içinde görülmesini isteme hakkına sahiptir. Karar alenî olarak verilir. Ancak, demokratik bir toplum içinde ahlak, kamu düzeni veya ulusal güvenlik yararına, küçüklerin çıkarları veya bir davaya taraf olanların özel hayatlarının gizliliği gerektirdiğinde veyahut, aleniyetin adil yargılamaya zarar verebileceği kimi özel durumlarda ve mahkemece bunun kaçınılmaz olarak değerlendirildiği ölçüde, duruşma salonu tüm dava süresince veya kısmen basına ve dinleyicilere kapatılabilir." AİHS'in 8. maddesi: “Herkes özel ve aile hayatına, konutuna ve yazışmasına saygı gösterilmesi hakkına sahiptir. Bu hakkın kullanılmasına bir kamu makamının müdahalesi, ancak müdahalenin yasayla öngörülmüş ve demokratik bir toplumda ulusal güvenlik, kamu güvenliği, ülkenin ekonomik refahı, düzenin korunması, suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın veya ahlakın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması için gerekli bir tedbir olması durumunda söz konusu olabilir.” AİHS'in 15. maddesi: "Savaş veya ulusun varlığını tehdit eden başka bir genel tehlike halinde her Yüksek Sözleşmeci Taraf, durumun kesinlikle gerektirdiği ölçüde ve uluslararası hukuktan doğan başka yükümlülüklere ters düşmemek koşuluyla, bu Sözleşme’de öngörülen yükümlülüklere aykırı tedbirler alabilir. Yukarıdaki hüküm, meşru savaş fiilleri sonucunda meydana gelen ölüm hali dışında 2. maddeye, 3. ve 4. maddeler (fıkra 1) ile 7. maddeye aykırı tedbirlere cevaz vermez.
Aykırı tedbirler alma hakkını kullanan her Yüksek Sözleşmeci Taraf, alınan tedbirler ve bunları gerektiren nedenler hakkında Avrupa Konseyi Genel Sekreteri’ne tam bilgi verir. Bu Yüksek Sözleşmeci Taraf, sözü geçen tedbirlerin yürürlükten kalktığı ve Sözleşme hükümlerinin tekrar tamamen geçerli olduğu tarihi de Avrupa Konseyi Genel Sekreteri’ne bildirir."
3) Kanun 667 sayılı KHK'nın değiştirilerek kabul edilmesine dair 6749 sayılı Kanun’un 3. maddesinin birinci fıkrası: “Terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen …hâkim ve savcılar hakkında hâkimler ve savcılar yüksek kurulu genel kurulunca meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına karar verilir. Bu kararlar, Resmî Gazete’de yayımlanır ve yayımı tarihinde ilgililere tebliğ edilmiş sayılır. Meslekten çıkarma kararlarına karşı ilgili kanunlarda yer alan hükümler uyarınca itiraz edilmesi veya yeniden inceleme talebinde bulunulması üzerine verilen kararlar da Resmî Gazete’de yayımlanır ve yayımı tarihinde ilgililere tebliğ edilmiş sayılır. Görevden uzaklaştırılanlar veya görevlerine son verilenlerin silah ruhsatları ve pasaportları iptal edilir ve bu kişiler oturdukları kamu konutlarından veya vakıf lojmanlarından on beş gün içinde tahliye edilir.” Üçüncü fıkrası: “Birinci fıkra uyarınca görevine son verilenler hakkında da 4 üncü maddenin ikinci fıkrası hükümleri uygulanır.” Aynı Kanun’un 4. maddesinin ikinci fıkrası: “Birinci fıkra uyarınca görevine son verilenler bir daha kamu hizmetinde istihdam edilemez, doğrudan veya dolaylı olarak görevlendirilemezler; görevinden çıkarılanların uhdelerinde bulunan her türlü mütevelli heyet, kurul, komisyon, yönetim kurulu, denetim kurulu, tasfiye kurulu üyeliği ve sair görevleri de sona ermiş sayılır. Bu fıkrada sayılan görevleri yürütmekle birlikte kamu görevlisi sıfatını taşımayanlar hakkında da bu fıkra hükümleri uygulanır...”
4) Etik İlkeler Hâkimler ve savcılar Anayasa ve kanunlarla kendilerine verilen görev ve yetkileri, yazılı olsun ya da olmasın evrensel anlamda hâkim ve savcıları bağladığı hususunda kuşku bulunmayan etik kurallara tabi olarak yerine getirmelidirler. Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun 27/06/2006 tarih ve 315 sayılı kararı ile benimsenmesine karar verilmiş ve Adalet Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğünce tüm hâkim ve savcılara genelge olarak duyurulmuş olan "Bangalor Yargı Etiği İlkeleri"nde bağımsızlık, tarafsızlık, doğruluk, dürüstlük, eşitlik, ehliyet ve liyakat korunan değerler olarak sayılmıştır. Yine Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun 10/10/2006 tarih ve 424 sayılı kararı ile benimsenmesine karar verilerek Adalet Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğü tarafından tüm hâkim ve savcılara duyurulan Savcılar İçin Etik ve Davranış Biçimlerine İlişkin Avrupa Esasları “Budapeşte İlkeleri” de Bangalor İlkeleri ile benzer ilkeleri içermektedir. Bangalor Yargı Etiği İlkelerinde hâkimin; herhangi bir yerden herhangi bir sebeple doğrudan ya da dolaylı olarak gelebilecek her türlü dış etki, rüşvet, baskı, tehdit ve müdahaleden uzak şekilde, olaylara ilişkin kendi değerlendirmesine dayanarak ve hukuka dair kendi vicdani anlayışı ile uygun biçimde yargı işlevini bağımsız olarak yerine getirmesi; mahkeme içerisinde ve dışında, halkın, hukukçuların ve dava taraflarının yargı ve hâkim tarafsızlığına duyduğu güveni koruyacak ve artıracak davranışlar içerisinde olması; sürekli kamu gözetiminin öznesi durumunda olan hâkimin, sıradan bir vatandaşın ağır olarak nitelendirebileceği kişisel sınırlamaları kabul etmek durumunda olduğu ve bunu özgürce ve kendi iradesiyle yapması, özellikle yargı vazifesinin onuruyla uyumlu bir tarzda davranması; diğer vatandaşlar gibi ifade, inanç, dernek kurma ve toplanma özgürlüğüne sahip olduğu ancak bu hakların kullanılmasında, yargı mesleğinin onurunu, yargının bağımsızlığını ve tarafsızlığını koruyacak şekilde davranması gerektiği hususları belirtilmiştir.
C) İNCELEME VE GEREKÇE 1) Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç AİHS'in 15. maddesinde; savaş veya ulusun varlığını tehdit eden bir genel tehlike hâlinde devletlerin, durumun gerektirdiği ölçüde ve uluslararası hukuktan doğan başka yükümlülüklere ters düşmemek koşuluyla AİHS'te öngörülen yükümlülüklere aykırı tedbirler alabileceği belirtilmiştir. Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu tarafından yargı mensuplarının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin kararlar tesis edilirken ilgililere haklarındaki tespitler bildirilmek suretiyle karşı beyanda bulunma imkânı tanınmamış ise de AİHS'in 15. maddesi hükmü uyarınca ulusun varlığını tehdit eden genel bir tehlikeye karşı ivedi şekilde tedbir almak zorunluluğu çerçevesinde durumun gerektirdiği ölçüde kabul edilebilecek nitelikte olan bu hususun, yargılama aşamasında, hakkındaki tespitler bildirilerek ilgililerin bu tespitlere karşı beyanlarının alınması suretiyle giderilmesinin mümkün olduğu değerlendirilmiştir. Nitekim AİHM'e göre karar alma veya yargılama sürecinde daha alt aşamalarda yaşanan bazı usule ilişkin eksikliklerin sonraki aşamalarda telafi edilebilmesi mümkündür (Helle/Finlandiya, B. No: 20772/92, 19/12/1997, § 45; Monnell ve Morris/Birleşik Krallık, B. No: 9562/81, 9818/82, 2/3/1987, §§ 55-70). Bu kapsamda, davalı idare tarafından dava konusu kararların gerekçesi olarak yargılama safahatında dava dosyasına sunulan tüm bilgi ve belgeler davacıya tebliğ edilmiş ve bu bilgi ve belgelere karşı etkin bir şekilde beyanda bulunma imkânı tanınmıştır. Öte yandan hakkaniyete uygun yargılama hakkına ilişkin güvencelerin (silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinin) sağlanması amacıyla Dairemizce görülmekte olan bu davalarda usul kuralları oldukça geniş yorumlanmıştır. Dava konusu kararlara karşı dava açma süresi, yargı yolunun açıldığı 23/01/2017 tarih ve 29957 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 685 sayılı KHK'nın yayımı tarihinden itibaren değil anılan KHK’nın TBMM tarafından değiştirilerek kabul edilmesine dair 7075 sayılı Kanun’un yürürlüğe girdiği 08/03/2018 tarihinden itibaren başlatılmıştır. Davacıların adli yardım talepleri, "yargılama veya takip giderlerini kısmen veya tamamen ödeme gücünden yoksun olan kimselerin taleplerinin açıkça dayanaktan yoksun olmaması" şartının herhangi bir bilgi veya belgeyle (örneğin fakirlik ilmuhaberi) desteklenmesi beklenmeksizin kabul edilmiştir. Duruşmalı dosyalarda, tedavi kurumlarında veya ceza infaz kurumlarında bulunan ve mazeretleri nedeniyle duruşmalara katılamayacak olan davacıların duruşmalara kolaylıkla katılabilmeleri, yargılamanın en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılması için Ses ve Görüntü Bilişim Sisteminden (SEGBİS) yararlanma imkânı sağlanmıştır. 06/01/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Tebligat ve cevap verme" kenar başlıklı 16. maddesinde; dava dilekçelerinin ve eklerinin birer örneği davalıya, davalının vereceği savunmanın davacıya, davacının ikinci dilekçesinin davalıya, davalının vereceği ikinci savunmanın da davacıya tebliğ edileceği düzenlenmiştir. Davalının ikinci savunmasında davacının cevaplandırmasını gerektiren hususların bulunması hâli dışında, davalının ikinci savunmasına karşı davacının cevap veremeyeceği, tarafların otuz günlük cevap verme süresinin geçmesinden sonra verecekleri savunmalara veya ikinci dilekçelere dayanarak hak iddia edemeyecekleri kurala bağlanmıştır. Bununla birlikte davalı idarenin ek beyan dilekçelerinde veyahut Danıştay savcı düşüncesine cevap dilekçelerinde dosyaya sunulan bilgi ve belgeler, davacıya tebliğ edilmiş ve dava dosyasına sunulan yeni bilgi ve belgelere karşı beyanlarını sunma imkânı sağlanmıştır. Bu kapsamda, davalı idare tarafından dosyaya sunulan ve davacı hakkında yeni bilgi ve belgeler içeren 14/05/2019 tarihli ek beyan dilekçesi ve ekleri 17/02/2020 tarihli ara kararımızla davacıya tebliğ edilmiş ve aynı ara kararımızla davacıya davalı idarenin 26/11/2018 tarihli ikinci savunmasında davacının cevap vermesini gerektiren hususlar bulunduğu bildirilerek söz konusu ikinci savunma dilekçesi ile ek beyan dilekçesi ve eklerine ilişkin beyanlarını sunabilmesi için davacıya on gün süre tanınmıştır. Yine bu kapsamda, davalı Hakimler ve Savcılar Kurulunun 14/02/2020 tarihli üst yazısı ekinde dava dosyasına sunulan ve davacı hakkında düzenlenmiş olan "ByLock Tespit ve Değerlendirme Tutanağı" ile 23/06/2020 tarihli Danıştay Savcısı düşüncesine cevap dilekçesi 10/11/2020 tarihli ara kararımızla davacıya tebliğ edilmiş ve söz konusu ByLock Tespit ve Değerlendirme Tutanağı ile Danıştay Savcısı Düşüncesine cevap dilekçesine ilişkin beyanlarını sunabilmesi için davacıya on gün süre verilmiştir. Aynı maddede, haklı sebeplerin bulunması hâlinde, taraflardan birinin isteği üzerine otuz günü geçmemek ve bir defaya mahsus olmak üzere otuz günlük cevap verme süresinin uzatılabileceği belirtilmiştir. Dairemizce talep edilmesi hâlinde taraflara otuz günü geçmemek üzere ek süre verilmiştir. Bununla birlikte, AİHS’in "Adil Yargılanma Hakkı" başlıklı 6. maddesinin 1. fıkrasında herkesin medeni hak ve yükümlülükleri ile ilgili davasını makul bir süre içinde görülmesini isteme hakkına sahip olduğu düzenlemesi yer almıştır. Bu kapsamda Anayasa Mahkemesi de makul sürede yargılanma hakkını Anayasanın 36. maddesinde yer verilen adil yargılanma hakkının bir parçası olarak görmüştür (Gülseren Gürdal ve Diğerleri, B. No: 2013/1115, 05/12/2013, § 43). Anayasanın 141. maddesinin son fıkrasında da davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılması yargının görevleri arasında sayılmıştır. AİHM kararları incelendiğinde; mahkemenin bir yargılamanın süresinin makul olup olmadığını incelerken her davanın kendi somut durumunu gözettiği ve davanın karmaşıklığı, başvuranların ve yetkili makamların yargılama sürecindeki davranışları ile ilgililer için davanın konusunun arz ettiği önem gibi kriterleri dikkate aldığı görülmüştür (Frydlender / Fransa, B. No: 30979/96, 27/6/2000, § 43, Yılmaz / Türkiye, B. No: 36607/06, 04/06/2019, §§ 32). Aynı şekilde Anayasa Mahkemesi de makul süre yönünden yaptığı incelemelerde, davanın karmaşıklığı, yargılamanın kaç dereceli olduğu, tarafların ve ilgili makamların yargılama sürecindeki tutumu ve başvurucunun davanın hızla sonuçlandırılmasındaki menfaatinin niteliği gibi hususları, bir davanın süresinin makul olup olmadığının tespitinde göz önünde bulundurulması gereken kriterler olarak belirlemiştir (Güher Ergun ve Diğerleri, B. No: 2012/13, 02/07/2013, § 41-45, Gülseren Gürdal ve Diğerleri, B. No: 2013/1115, 05/12/2013, § 46). Bu kapsamda; yargı mensuplarının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılması kararlarına karşı ilgililer tarafından genellikle işlem tesisinden sonra bu işlemlere karşı yargı yolu açık olmadığı halde altmış günlük dava açma süresi içinde Ankara İdare Mahkemelerinde ya da doğrudan Danıştay'da davalar açılmış ise de anılan işlemlere karşı ancak 23/01/2017 tarih ve 29957 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 685 sayılı KHK'nın yayımı tarihinden itibaren Danıştay'da yargı yolunun açılmış olduğu anılan KHK ile kabul edildiğinden, bu davaların esastan incelenmesine Dairemiz tarafından bu tarihten itibaren başlanmıştır. Bununla birlikte yukarıda aktarıldığı üzere gerek ulusun varlığını tehdit eden genel bir tehlikeye karşı ivedi şekilde tedbir almak zorunluluğu çerçevesinde olağanüstü şartlar altında tesis olunan işlemler nedeniyle açılan bu davaların karmaşık yapısına, gerekse hakkaniyete uygun yargılanma hakkına ilişkin güvencelerin (silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinin) sağlanması amacıyla davalı idare tarafından dava konusu kararın gerekçesi olarak yargılamanın her safahatında dava dosyasına sunulan tüm bilgi ve belgelerin davacıya tebliğ edilmesi ya da davalı idarenin ikinci cevap dilekçesine karşı davacı tarafa ek süre verilerek cevap hakkı tanınması gibi geniş usuli uygulamalara rağmen bakılmakta olan bu dava mümkün olan en kısa süre içinde Dairemiz tarafından sonuçlandırılmıştır.
2) FETÖ'ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26/09/2017 tarih ve E:2017/16.MD-956, K:2017/370 sayılı kararında; FETÖ’nün, paravan olarak kullandığı dini, din dışı dünyevi emellerine ulaşma hâline getiren; siyasi, ekonomik ve toplumsal yeni bir düzen kurma tasavvuruna sahip örgüt liderinden aldığı talimatlar doğrultusunda hareket eden; bu amaçla öncelikle güç kaynaklarına sahip olmayı hedefleyip güçlü olmak ve yeni bir düzen kurmak için şeffaflık ve açıklık yerine büyük bir gizlilik içerisinde olmayı şiar edinen; bir istihbarat örgütü gibi kod isimler, özel haberleşme kanalları, kaynağı bilinmeyen paralar kullanıp böyle bir örgütlenmenin olmadığına herkesi inandırmaya çalışarak ve bunda başarılı olduğu ölçüde büyüyüp güçlenen, bir yandan da kendi mensubu olmayanları düşman olarak görüp mensuplarını motive eden; “Altın Nesil” adını verdiği kadrolarla sistemle çatışmak yerine sisteme sahip olma ilkesiyle Devlete tabandan tavana sızan; bu kadroların sağladığı avantajlarla Devlet içerisinde belli bir güce ulaştıktan sonra hasımlarını çeşitli hukuki görünümlü hukuk dışı yöntemlerle tasfiye eden; böylece devlet aygıtının bütün alt bileşenlerini ünite ünite kontrol altına almayı ve sisteme sahip olmayı planlayıp ele geçirdiği kamu gücünü de kullanarak toplumsal dönüşümü sağlamayı amaçlayan; casusluk faaliyetlerini de bünyesinde barındıran atipik/suigeneris bir terör örgütü olduğu belirtilmiştir. 1970’li yıllardan itibaren özellikle, mülkiye, adliye, emniyet, millî eğitim ve TSK içerisinde kadrolaşmaya giden FETÖ liderinin vaaz, röportaj ve kitaplarında bulunan ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunun anılan kararında da yer alan “Esnek olun, sivrilmeden can damarları içinde dolanın!”, "Bütün güç merkezlerine ulaşıncaya kadar hiç kimse varlığınızı fark etmeden sistemin ana damarlarında ilerleyin!", “Türkiye’deki devlet yapısı ölçüsüne göre bütün anayasal müesseselerdeki güç ve kuvveti cephemize çekeceğimiz ana kadar her adım erken sayılır. …bunca kalabalık içinde ben bu dünyayı ve düşüncemi sözde mahremiyet içinde anlattım. …sırrınız sizin sırrınızdır. Söylerseniz siz esir olursunuz.”, “Bir gün bana Ankara’da bin evimiz olduğunu söyleyin, devletin paçasından şöyle bir tutacağım, devlet uyandığında yapacağı hiçbir şey kalmayacak” şeklindeki sözleri bu suigeneris örgütün, Devleti ele geçirme gayretlerinin somut talimatları olarak ortaya çıkmıştır. Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 08/06/2018 tarih ve E:2016/238, K:2018/128 sayılı kararında ise FETÖ'nün yargı yapılanmasına ilişkin şu tespitlere yer verilmiştir: "Örgütün hakim, savcı yapılanması bölgelere ayrılmış olup ...bölgelerden sorumlu kişilere bölge abisi veya bölge ablası denilmektedir. Her bölgenin 8-10 evi kapsadığı, örgüt mensupları arasında farklı sohbet grupları ve bu gruplardan sorumlu örgüt imamı bulunmaktadır. ...Örgüt üyesi hakim, savcıların sicil numaralarına veya mesleğe başlama aşamasında, adalet akademisindeki dönemlerine göre ayrı ayrı devre ve sicil numarası içerisinde gruplandırmaların yapıldığı, T1, T2, T3, T4, T5 şeklinde belirli sicil aralıklarını kapsayan hakim, savcıların gruplandırılarak taşra ve devre yapılanması oluşturulmuştur. Her grupta kendi içerisinde hakim, savcı sayılarına göre 3-5 kişilik sohbet gruplarına ayrılmıştır. ...Örgüt tarafından örgüt üyesi ile yapılan görüşme sonrasında hakim, savcı olması kararlaştırılan örgüt üyeleri sınavlara hazırlanmak üzere örgüte ait Ankara’daki örgüt evlerinde sınava çalıştırılır. Bu örgüt evinin masraflarının örgüt tarafından karşılandığı ve sınava çalıştırılacak kişiler dışında başka kimsenin bu evlere giremediği anlaşılmıştır. Bu örgüt evlerinde hakimlik, savcılık sınavına girecek örgüt üyeleri sınavlara hazırlanmakta olup deneme sınavlarının yapıldığı ayrıca sınav sorularının örgüt tarafından yasal olmayan yollardan ele geçirilip bu evlerde sınavdan bir kaç gün önce örgüt mensubu abi veya ablalar tarafından örgüt üyelerine verilmiştir. Örgüt üyelerine cevapları işaretlenmiş soru kitapçıkları verilerek bunları ezberlemelerinin sağlandığı, bu şekilde örgüt üyelerinin sınavları kazanmalarının sağlandığı anlaşılmıştır. Yazılı sınavı kazanan örgüt üyeleri murakıplarca tekrar eve çağrılarak mülakat için hazırlanmakta mülakatta nasıl davranacaklarının öğretilmektedir. Ayrıca örgüt tarafından kendilerine referans bulunacağı veya kendilerinin referans bulmaları söylenmektedir. Mülakat sınavını kazanan ve hakim, savcı adayı olan örgüt üyeleri mülakattan sonra tekrar murakıplar tarafından örgüt evlerine çağrılarak staj aşamasında hangi evde kalacakları, ev sorumlularının kim olacağı anlatılarak, bu şekilde staja başlayan örgüt üyesinin staj döneminde de örgüt tarafından takibi yapılmaktadır. Staj aşamasında örgüt üyelerinin deşifre olmamaları için beşer kişilik gruplar halinde, masrafı örgüt tarafından karşılanan ev tutmaları sağlanmaktadır. Her ev için bir sorumlu tayin edilmektedir. Adaylık sürecini tamamlayıp ataması yapılan örgüt üyesi hakim, savcıların örgüt tarafından takibine devam edildiği, sürekli irtibat kurularak bunların örgüte bağlılıkları sağlanmaktadır. Ataması yapılan örgüt mensubu hakim, savcının ilk maaşlarının tamamı örgüt tarafından alınmaktadır. Daha sonraki aylarda ise bekarlardan %15, evlilerden %10, en az 3 çocuğu olanlardan ise %5 oranında himmet toplanmaktadır. Bekar olan örgüt mensubu hakim, savcıların örgüt için önemli stratejik kurumlarda görevli örgüt üyeleri ile veya aynı meslekteki örgüt üyeleri ile evlenmelerinin teşvik edildiği ve katalog evlilikler yaptırıldığı anlaşılmıştır... Örgüt tarafından hakim, savcılara yönelik adaylık dahil tüm süreçlerde yabancı dil, yüksek lisans, doktora eğitimi, yurt dışı gezileri, mesleki ve kişisel programlar düzenlenmek suretiyle örgüt üyesi hakim, savcılar emsallerine göre daha donanımlı hale getirilmektedir. Örgüt mensupları hak etmedikleri halde yurt içi ve yurt dışı yüksek lisans ve doktora programlarına yerleştirilmişlerdir... HSYK ve Ad[a]let Bakanlığı Teftiş Kurulunda görev yapan örgüt mensubu müfettişlerce yapılan teftişlerde örgüt üyesi olan hakim, savcılarla örgüt üyesi olmayan hakim, savcılar farklı muameleye tabi tutulmakta, örgüt üyesi hakim, savcılara hak etmedikleri halde yüksek notlar ve olumlu siciller verilmekte, örgüt üyesi olmayan hakim, savcılara ise vasat veya düşük notlar verilmekte, sicilleri bozulmaktadır. Örgüt üyesi hakim ve savcılar görev yaptıkları yerlerde görevleri nedeniyle öğrendikleri önemli bilgiler ile soruşturma ve dava dosyalarında gördükleri örgüt için önem taşayabilecek konuları gerek adliye gerekse il veya ilçede önemli görevlerde bulunan kişiler ile ilgili topladıkları bilgileri toplantılarda örgüt sorumlusu abiye iletmektedirler. Menfi takip heyeti denilen bir grup tarafından örgüt üyelerinden toplanan bu bilgiler değerlendirilmekte, neticesine göre yapılacak işlemler kararlaştırılmaktadır... Örgüt mensubu hakim, savcıların deşifre olmasının önüne geçmek amacıyla örgüt üyesi hakim, savcıların çocuklarını örgüte ait olan okullara göndermemelerine karar verilmesi halinde örgüt üyesi hakim, savcı çocuklarının eğitimleri ile ilgilenilmesi, ayrıca ideolojik eğitim verilmesi için eğitim birim adıyla ayrıca bir birim kurulmuştur. Bu birim sorumlusu Yargıtay Üyesi olarak görev yapan örgüt üyelerinden seçilmektedir... Örgüt faaliyetlerinin bir çoğunda gizlilik esas alınmasına karşın örgüt tarafından HSYK seçimlerine verilen önemden dolayı bu dönemde örgüt mensuplarının deşifre olmayı göze alarak seçimlerde tüm il ve ilçeleri kapsayan adliye ziyaretleri, ev ziyaretleri ve yemek organizasyonları düzenlemişlerdir. Sözde bağımsız örgüt üyesi adaylarının seçim gezilerine birlikte katılmışlardır. Örgütün 2014 yılı HSYK üye seçimlerinde gerek YARSAV listesi, gerekse bağımsız aday adı altında aday göstererek yargı içerisinde alternatif bir yargı gücü kuracak şekilde örgütlü olduğu anlaşılmıştır..." Öte yandan Dairemizde derdest olan dava dosyalarında yukarıda belirtilen tespitleri destekler mahiyette, FETÖ'nün niteliğine ilişkin aşağıdaki beyanların yer aldığı görülmüştür: Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan M.Ü.ye ait Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 21/10/2016 tarihli ek sorgulama tutanağı: “…Şunu söylemem gerekiyor ki cemaat farklı sınav evlerinde kalan şahısları birbiriyle tanıştırmaz. …Bu yapı sizi asla boşta bırakmaz, yani üniversiteden mezun olduğunuzda sınav çalışma eviniz hazırdır, sınavı kazanınca mülakat referans listeniz hazırdır, bunların her aşamasından sorumlu olan kişiler vardır. …Kural olarak bu yapı gizlilik üzerine kurulu olduğundan bir evde kalan diğer evde kalan kişileri tanımazdı. Ama biz bazen tanıştığımızda kimin bizden olduğunu hissediyor ve anlıyorduk. Biz staja başladıktan sonra bize yavaş yavaş tedbire riayet etmemiz hususu anlatılmaya başlandı. …bu yapıda ciddi bir hiyerarşi söz konusuydu. Ben maaşımın bekarken %15’ini, evlendikten sonra ise %10’unu cemaate himmet olarak verdim. …Evde kalan kişi sadece ev abisini tanır. Kıdemsiz birinin üst abileri tanıma şansı yoktur. Staj esnasında bize namazınızı gizli kılın gerekirse zorunlu hallerde namazlarınızı cem edin diyorlardı. Ramazan orucunuzu tutun ancak gerekirse oruç tutmuyormuş gibi davranın diyorlardı. Bunun haricinde önemli bir husus da bize evliliğin faziletleri anlatılıyordu. …Evlilikten sorumlu abi, evlendirmeyi düşündüğü erkeğe gelerek erkekten bir vesikalık fotoğraf ve bir CV ister, devamında bu CV’yi ve fotoğrafı bir havuza atardı. Aynı işlemi bayanlar için de yapıyorlardı. Devamında evlilikten sorumlu abi kendince uygun gördüğü eş adaylarını birbirleriyle tanıştırıyordu.” Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan A.A.ya ait Kilis Terörle Mücadele Şube Müdürlüğünce düzenlenen 23/06/2017 tarihli şüpheli ifade tutanağı: “17-25 Aralık süreci sonrası örgütün sivil imamı Erdal kod adlı şahsın katıldığı …bir toplantıda sivil imam adlicilere hitaben ‘elinizde ...siyasal iktidara ilişkin yolsuzluk ihale usulsüzlüğü vs. gibi ses getirecek dosya varsa, bu tarz ses getirecek dosyaları bekletmeyin, hemen davasını açın.’ dedi. …Örgüt mensuplarının deşifre olmasını önlemek için tedbir ya da ruhsat diye tabir edilen yöntemler uygulanmaktaydı. Bu kapsamda örneğin; cuma namazına gitmememiz, adliyede namazları ima ile (göz ile) kılmamız, eğer mümkünse namaz vakti yetişiyorsa namazları cem ederek (birleştirerek) evde kılmamız, ramazan ayında eğer belli olacaksa oruç tutmamamız ve gerektiğinde alkol almamız talimatlandırılmıştı. …Bizim mezuniyet balomuzda, o dönemki yargı bürokrasisinin hassasiyeti de gözetilerek protokol masalarından görülecek açıdaki ön sıra masalara hep örgüt üyeleri oturtulmuş ve bunlara alkol almaları talimatlandırılmıştı diye biliyorum. …Seçim [2014 HSYK seçimi] süreciyle ilgili son olarak belirtmek istediğim, örgütün ByLock üzerinden birbirleriyle haberleşerek Facebook’taki hâkim-savcı gruplarında ya da adalet.org’da organize bir şekilde hareket ederek bağımsız aday tanıtımlarının altına adayı övücü, parlatıcı, adayı ön plana çıkartıcı yorumlar yapılmasının sağlanmasıydı. Buna örnek olarak bir olay anlatayım; R.Ş. mahkemede yanıma gelip bana tefonundaki ByLock mesajını okuttu. Yazının içeriğinde; --Tüm arkadaşların dikkatine, şu gün şu saatte Facebook’taki hâkim savcı gruplarında ve adalet.org’da ‘[İ.Ç.] Gerçeği’ isimli bir paylaşım yapılacaktır. Paylaşımın altına bağımsız aday [İ.Ç.]yi övücü yorumlar yapıp destekleyelim.-- …Görüldüğü üzere örgüt sosyal medyada organize bir şekilde hareket ederek seçimde başarılı olmayı amaçlamıştır. ...FETÖ yargı mensuplarını T1, T2, T3, T4, T5 üst başlığı/ tasnifi adı altında grup grup, hücre tipi yapılandırılmıştır. T3’teki bir kişinin ekstra bir tanışıklık yoksa diğerlerini bilmesi mümkün olmadığı gibi, yine T3 altında yer alan grupların da birbirini tanımaması genel kuraldır. Tedbir denilen gizlilik kurallarına riayet edilerek bu gizliliğin sağlanması amaçlanmıştır. Ama özellikle Ankara’da staj döneminde bu gizliliği sağlayamadılar. Bir çok farklı gruba mensup kişi birbirlerini bir şekilde tanıdı veya başkasından duymak suretiyle öğrendi. Ancak tedbire son derece riayet edenler kendilerini gizleyebilmiştir.” Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan M.Ö.ye ait Osmaniye Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 18/10/2016 tarihli sorgulama tutanağı: “Taşra yapılanmasında o dönemki adı ile cemaatin bu yapılanması profesyonel olarak yürütülüyordu. 2002 yılından itibaren taşra yapılanması kendi içerisinde T1, T2, T3, T4, T5 şeklinde bölümlere ayrılmıştı. ("T" taşra anlamına gelen yapılanmayı simgelerdi). T1 grubu 39 bin sicilden daha önce gelenlerdi. T2 grubu 39 bin, 42 bin sicillileri, T3 grubu 92 bin 109 bin arası sicillileri, T4 grubu daha sonraki sicillileri,T5 grubu 125 bin ve sonraki sicillileri ifade ederdi.” Sonuç olarak FETÖ'nün, yıllar itibarıyla takiye (olduğundan farklı görünme) esasına dayanan uzun vadeli bir projenin aşamalarını izleyerek kurduğu strateji doğrultusunda, kamu kurumlarında ve yargı organlarında demokratik devlet düzeninden ayrıksı ve ona paralel şekilde teşkilatlanmak suretiyle ülkenin bağımsızlığını, bütünlüğünü ve demokratik hukuk devletini tehdit edici, anayasal düzene sadakat yükümlülüğüne aykırı davranışlar gösteren bir yapılanma hâline geldiği anlaşılmaktadır. Nitekim bu yapılanma tarafından 15 Temmuz 2016 gecesi anayasal düzene, demokratik kurumlara ve bizatihi Türk Milletine karşı darbe teşebbüsünde bulunulmuştur. Darbe teşebbüsünün bertaraf edilmesini takip eden günlerde, söz konusu kalkışmaya dâhil olan kişilerin telefon konuşmaları ve mesajları ortaya çıkmıştır. Anayasa Mahkemesinin Aydın Yavuz ve diğerleri (B. No: 2016/22169, 20/06/2017) kararında da yer alan, darbe teşebbüsünün şüphelilerinden olan Komiser Yardımcısı E.G.nin telefonunda bulunan mesajlar bunlara örnek teşkil etmektedir. E.G.nin telefonunda, "önemli, durum kötü, çok acil duyuru. tüm il ve ilçe imamlarını, abilere, ablalara, kurum imamlarına iletin, tüm hizmet mensupları darbeyi şiddetle kınayan açıklama yapsın, meydanlara inip kendisini kamufle etsin, resim çekilip sosyal medyada yayınlasın, demokrasi, seçilmiş irade falan desinler, ama fazla da asla muhterem hoca efendinin adı geçmesin açıklamalarda, hepimizi alabilirler, herkes -darbeden haberim yok TV'de gördüm ilk kez- desin, asla hükümete ve Tayyibe karşı olumsuz bir paylaşım yapmayın, bu gurubu kapatıyorum şimdi" şeklinde mesajların bulunduğu tespit edilmiştir.
3) Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü AİHM "demokratik bir devletin, memurlarından anayasal prensiplere sadakat göstermesini isteme hakkı bulunduğunu" belirtmektedir (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/07/2004, § 52; Volkmer/Almanya (k.k.), B. No: 39799/98, 22/11/2001; Petersen/Almanya, B. No: 39793/98, 22/11/2001). AİHM'e göre "kamu çalışanlarının devlete sadık kalmaları genel yararı korumakla ve güvence altına almakla yükümlü devlet otoriteleri ile çalışmalarının doğasında bulunan bir şarttır." (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/07/2004, § 57; Žičkus/Litvanya, B. No: 26652/02, 07/04/2009, § 28). AİHM kararlarında yer alan sadakat yükümlülüğüne ilişkin yukarıda belirtilen ilkelerin hâkimlik ve savcılık mesleği açısından yorumlanması gerekmektedir. Anayasa'nın "Hâkimlik ve savcılık mesleği" kenar başlıklı 140. maddesine Danışma Meclisi tarafından yazılan gerekçede "... Adalet tevzii herşeyden önce güvenilir nitelikte olmalıdır. Bu hizmeti görenlerin tarafsızlıklarından şüphe edilmesi, hizmetin tam olarak yerine getirilmiş olduğunun kabulüne engeldir. Bu itibarla görevlerinde özel hayatlarında tarafsızlıklarına dair bir davranışta bulundukları sanısını verecek hareketlerden sakınmak zorundadırlar." denilmektedir. Bu bağlamda, yargı mensuplarının sadakat yükümlülüğü memurlardan farklı olarak "bağımsızlık" ve "tarafsızlık" ilkeleri çerçevesinde hukuk devletine ve demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğü olarak ortaya çıkar. Üstün bir kamu gücü yetkisi niteliğindeki yargı yetkisini kullanan hâkim ve savcıların, Anayasa gereği tarafsız ve bağımsız olarak görev yapmaları, Anayasa'ya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdani kanaatlerine göre hüküm vermeleri ve anayasal düzene sadakat göstermeleri, hukuk devletinde demokratik toplum düzeninin korunması açısından büyük önem arz etmektedir.
4) Dava Konusu Edilen Kararın Hukuki Niteliği Anayasa’nın 139. maddesinde hâkim ve savcıların görevlerinin sona ermesi sonucunu doğuran işlemler, disiplin cezaları ve meslekte kalmalarının uygun olmadığı yönünde verilen kararlar olarak ikiye ayrılmıştır. 24/02/1983 tarihli ve 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun "Hâkimlik ve savcılık görevlerinin sona ermesi" kenar başlıklı 53. maddesinde de disiplin cezası niteliğindeki meslekten çıkarma işlemi ile hâkimlik ve savcılık görevinin sona ermesi sonucunu doğuran diğer işlemler ayrı ayrı belirtilmiştir. Dolayısıyla 667 sayılı KHK'nın 3. maddesi uyarınca hâkim ve savcıların meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin kararların, bu kişilere disiplin cezası verilmesine ilişkin kararlardan ayrı nitelikte olduğu konusunda duraksama bulunmamaktadır.
Dairemizin, Danıştay Başkanlığının internet sitesinde güncel kararlar başlığı altında yayımlanmış olan, 04/10/2016 tarih ve E:2016/8196, K:2016/4066 sayılı kararında da belirtilmiş olduğu üzere 667 sayılı KHK'nın 3. maddesi uyarınca terör örgütlerine veya MGK'ca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen yargı mensuplarının, “meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına" ilişkin kararlar, adli suç veya disiplin suçu işlenmesi karşılığında uygulanan yaptırımlardan farklı olarak terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapıların kamu kurum ve kuruluşlarındaki varlığını ortadan kaldırmayı amaçlayan “olağanüstü tedbir" niteliğindedir. Bu kapsamda, ülkenin içinde bulunduğu tehdidin ortadan kaldırılması ve bozulan kamu düzeninin ivedi şekilde yeniden tesis edilmesi amacıyla 667 sayılı KHK'nın 3. maddesi ile “terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen” üstün kamu gücü yetkisi kullanma ayrıcalığına sahip bu kişiler hakkında uygulanmak üzere olağan dönemdeki yaptırımlardan farklı olarak olağanüstü nitelikte yeni bir tedbir getirilmiştir. Terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara üyelik, mensubiyet, iltisak veya bunlarla irtibat, anayasal düzene sadakat yükümlülüğünün yitirildiğini ortaya koyan ve hâkim ve savcılar hakkında bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanmasını gerektiren hâllerdir. Yukarıda yer verilen yapılara üyelik ve mensubiyet olmasa da bu yapılara iltisaklı veya bunlarla irtibatlı bulunulması hâli de anılan tedbirin uygulanabilmesi için yeterlidir. Nitekim davalı idare, yargı mensupları hakkında aldığı meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin kararları, anılan yargı mensuplarının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisaklarının sabit olduğu gerekçesiyle tesis etmiştir. Anayasa Mahkemesi 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını ''kavuşan, bitişen, birleşen'', irtibatlı kavramını ise ''bağlantılı'' olarak tanımlamıştır. Bu kavramlar ile kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hal ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterli olacaktır. Bu bağlamda, üstün bir kamu gücü yetkisi niteliğindeki yargı yetkisini kullanan yargı mensupları yönünden örgüt ile irtibat ve iltisak hususu değerlendirildiğinde, yetki ve nüfuzlarını kullanarak örgütün amaçlarını gerçekleştirmesi için ya da örgütün talimatları doğrultusunda kendilerine veya başkalarına yarar sağlamak için birtakım hal ve hareketlerde bulunmak suretiyle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüklerini ihlal ettikleri yönünde bir kanaat oluşması halinde örgüt ile irtibat ve iltisaklarının bulunduğunu söylemek mümkün olacaktır.
5) Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi iYargı mensubu olarak görev yapanlar hakkında meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanması için ilgililerin terör örgütleri ve millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara üyelik, mensubiyet veya iltisakını ya da bunlarla irtibatını ortaya koyan delil, bulgu ve bu yönde değerlendirme yapılmasına neden olan hususların idare tarafından ortaya konulması gerekmektedir. Dava konusu kararın dayanağı olan delillerin, davalı idare tarafından dava konusu işlemin tesisinden sonra tespit edilerek dosyaya sunulduğu anlaşılmakta ise de bu delillerin terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara üyelik, mensubiyet, iltisak veya bunlarla irtibatı ve anayasal düzene sadakat yükümlülüğünün yitirildiğini ortaya koyan geçmişe ilişkin olay ve olgular olduğu görüldüğünden dava konusu işlemin hukuka uygunluğunun değerlendirilmesinde dikkate alınabileceği tabiidir. D
a) ByLock Delili i. ByLock Uygulamasına İlişkin Genel Değerlendirme Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26/09/2017 tarih ve E:2017/16.MD-956, K:2017/370 sayılı kararında belirtildiği üzere ByLock uygulaması, kullanılması için indirilmesi yeterli olmayan ve özel kurulum gerektiren, kullanıcıların haberleşebilmesi için her iki tarafın önceden temin ettikleri kullanıcı adlarını ve kodlarını eklemeden taraflar arasında mesajlaşmanın başlayamadığı, bu bakımından sadece oluşturulan hücre tipine uygun şekilde bir haberleşme gerçekleştirilmesine imkân veren, kriptolu anlık mesajlaşma, e-posta gönderimi, ekleme yoluyla kişi listesi oluşturma, grup içi mesajlaşma, kriptolu sesli görüşme, görüntü veya belge gönderebilme özellikleri bulunan, böylece kullanıcılarının, örgütsel mahiyetteki haberleşmelerini başka herhangi bir haberleşme aracına ihtiyaç duymadan gerçekleştirmesine olanak sağlayan bir iletişim sistemidir. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun anılan kararında; ByLock uygulamasının 2014 yılı başlarında uygulama mağazalarında yer alıp bir süre herkesin ulaşımına açık olduğu, bu mağazalardan kaldırılmasından sonra örgüt mensuplarınca harici bellek, hafıza kartları ve bluetooth yoluyla yüklenildiği hususunun yürütülen soruşturma ve kovuşturma dosyalarındaki ifadeler, mesaj ve e-postalardan anlaşıldığı, ByLock üzerinden yapılan iletişimin çözümlenen içeriğinin tamamına yakınının FETÖ mensuplarına ait örgütsel temasa ve faaliyetlere ilişkin olduğu; kullanıcılar tarafından buluşma adreslerinin değiştirilmesi, yapılacak operasyonların önceden bildirilmesi, örgüt mensuplarının yurt içinde saklanması için yer temini, yurt dışına kaçış için yapılan organizasyonlar, himmet toplantıları, açığa alınan veya meslekten çıkarılan örgüt mensuplarına para temini, örgüt liderinin talimat ve görüşlerinin paylaşılması, Türkiye'yi terörü destekleyen ülke gibi göstermek amacına yönelik faaliyette bulunan birtakım internet adreslerinin paylaşılması ve bu sitelerdeki anketlerin desteklenmesi, FETÖ'ye yönelik yürütülen soruşturma ve kovuşturmalarda şüpheli veya sanıkların hâkim ve Cumhuriyet savcılarınca serbest bırakılmasının sağlanması, örgüt mensuplarına müdafi temin edilmesi, örgüt üyelerinden kimlere operasyon yapıldığına ve kimlerin deşifre olduğuna ilişkin bilgilerin paylaşılması, operasyon yapılması ihtimali olan yerlerde bulunulmaması ve bu yerlerdeki örgüt için önemli dijital verilerin arama-tarama mesulü olarak adlandırılan kişilerce önceden temizlenmesi, kamu kurumlarında FETÖ aleyhine görüş bildiren veya yapılanmayla mücadele edenlerin fişlenmesi, sistemin deşifre olduğunun düşünülmesi halinde ByLock iletişim sisteminin kullanımına son verilerek Eagle, Dingdong ve Tango gibi alternatif programlara geçiş yapılacağının haber verilmesi, yapılanmaya mensup kişilerin savunmalarında kullanabilmeleri amacıyla hukuki metinler hazırlanması gibi örgütsel nitelikte ve amaçta mesajlar gönderildiği ifade edilmiştir. Bylock delilinin hukuki niteliği ile ilgili olarak ise Yargıtay Ceza Genel Kurulunun yukarıda anılan kararında; Avrupa Konseyi Siber Suç Sözleşmesinin 32. maddesi ve 2937 sayılı Devlet İstihbarat Hizmetleri ve Milli İstihbarat Teşkilatı Kanununun 4.maddesinin 1.fıkrasının (i) bendi ile 6.maddesinin 1.fıkrasının (d) ve (g) bentlerine uygun şekilde Milli İstihbarat Teşkilatı tarafından elde edilen Bylock'a ilişkin dijital materyaller hakkında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının talebi üzerine Ceza Muhakemesi Kanununun 134.maddesi gereğince Ankara Sulh Ceza Hakimliğince verilen ''inceleme, kopyalama ve çözümleme'' kararına istinaden bilgisayar ve bilgisayar kütüklerindeki iletilerin tespiti işleminde herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varıldığı görülmüştür. Nitekim Anayasa Mahkemesi de Bylock verilerinin kanuni bir temele dayanmadan ve hukuka aykırı şekilde elde edildiğine yönelik iddialar yönünden yapılan başvuruda; 4/6/2020 tarih ve Başvuru No: 2018/15231 sayılı kararı ile Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edilmediğine karar vermiştir. Anayasa Mahkemesi aynı kararında, yapısı, kullanım şekli ve teknik özellikleri itibarıyla sadece FETÖ/PDY mensuplarınca -örgütsel iletişimde gizliliği sağlama amacıyla- kullanılan kriptolu iletişim ağının başvurucu tarafından kullanılmasının terör örgütüne üye olma suçu açısından mahkumiyete dayanak olarak alınmasının, adil yargılanma hakkı kapsamındaki usul güvencelerini etkisiz hale getiren keyfi bir uygulama olarak değerlendirilemeyeceği tespitinde de bulunmuştur. Öte yandan Dairemizde derdest olan dava dosyalarında, yargı mensubu olarak görev yapmakta iken haklarında meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına karar verilmiş olan bazı kişilerin ByLock uygulamasına ilişkin birtakım ifadelerde bulunduğu görülmüştür: Yargı mensubu olarak görev yapmış olan Y.G. isimli şahıs tarafından İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesine sunulmuş beyan: “Bana ByLock adlı programı indirmemi 2014 Temmuz’da Ali adlı kişi söyledi. Önce VPN programını daha sonra da ByLock’u kurmamı, VPN’yi açmadan ByLock’u kullanmamam gerektiğini açıkladı. Daha sonra beni kendisi ekledi ve onaylamamı söyledi. Böylece buradan daha güvenli mesajlaşabilecektik onlara göre. Çünkü 2014 HSYK seçimleri yaklaşmaktaydı ve hızlı bir haberleşme ağı lazımdı.” Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan M.Ö. isimli şahsa ait Malatya Cumhuriyet Başsavcılığında düzenlenen 16/10/2016 tarihli sorgulama tutanağı: “2014 HSYK seçimlerinden yaklaşık 3-4 ay önce E.E.’nin evinde toplanmıştık. …Mesut abi denilen kişi bir programdan bahsetti. Bu program üzerinden haberleşeceğimizi söyleyerek telefonlarımızı istedi. Kendisi telefonlarımıza ByLock denilen programı söz konusu sohbet sırasında yükledi. …ByLock programını kullanan cemaatteki herkesin paylaşımlarını görmek mümkün değildi. Sadece arkadaş listesi (grup) şeklinde oluşturulan arkadaşlarla konuşabilmekte ve yazılar paylaşabilmekteydik. …HSYK seçimlerinin sonuna kadar ByLock programı üzerinden haberleşme sağlanıyordu. Cemaat mensuplarının istemleri doğrultusunda seçimlerden sonra ByLock programını sildim.” Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan A.B. isimli şahsa ait Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığında düzenlenen 22/03/2017 tarihli sorgulama tutanağı: “Burak isimli şahıs telefonuma ByLock yüklemek istedi. Ancak akıllı telefonum olmadığı için yükleyemedi. Ben de eşimin telefonunu kendisinden habersiz aldım. Bir şeyler yaptı. Bundan sonra buradan haberleşeceğiz dedi. …Burak, hâkim ve savcıların kişisel bilgilerini (dünya görüşü, siyasi görüş vs.) özellikle ByLock’tan ona atmamı istiyordu. …Burak bana tablet almamı, başka bir akrabamın adına hat almamı söyledi. Ancak ben bunu da yapmadım. Daha sonra Burak, bana içinde hat olan bir tablet getirdi. Tablette ByLock programı yüklüydü. Gelen yazıları okuyordum. Ayrıca bana tablette silme programını gösterdi. Herhangi bir durumda onu kullanmamı söyledi.” Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan S.Ö. isimli şahsa ait Çankırı Cumhuriyet Başsavcılığında düzenlenen 02/03/2017 tarihli şüpheli ifade tutanağı: “2014 yılının Ağustos ayında E.Ö. çalıştığı yer olan Silivri’ye gelmemi söyledi. Silivri’ye gittikten sonra beni oradan alıp Silivri İlçesinde oturan D.S.’nin evine götürdü. Burada Ekrem kod adlı şahıs da vardı. Kendisi telefonumu istedi. Kendisi bana ByLock isimli programı yükledi. Artık buradan haberleşeceğimizi bana söyledi. Çünkü benim tek kaldığımı, bir şekilde haberleşmemiz gerektiğini söyledi. 2015’in Şubat ayına kadar bu program üzerinden haberleştik.” Bu durumda, FETÖ tarafından gizliliği sağlamak için örgütsel haberleşme amacıyla oluşturulduğu ve münhasıran FETÖ tarafından kullanıldığı anlaşılan ByLock uygulamasının yüklendiğinin, bu ağa dâhil olunduğunun tespit edilmesi hâlinde, bu kişilerin örgüte üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut örgütle irtibatı ortaya konulmuş olabilecektir.
ii. ByLock Delilinin Davacı Yönünden Değerlendirilmesi Dava dosyasında, Emniyet Genel Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı tarafından davacı hakkında düzenlenmiş "ByLock Tespit Tutanağı" ile davacı ile C.T. isimli şahıs hakkında düzenlenmiş "ByLock CBS Sorgu Sonucu Raporları" ve "ByLock Tespit ve Değerlendirme Tutanakları" yer almaktadır. Dava dosyasına sunulan ByLock Tespit Tutanağının incelenmesinden; Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca … tarih ve … sayılı soruşturma kapsamında gönderilen ByLock abone listeleri üzerinde yapılan çalışmalarda, davacının 129.862 satırlık ByLock abone listesinin 30554. ve 30555. satırlarında kaydının olduğu, 30554. satırındaki kaydında tespit edilen GSM aboneliğinin ..., tespit edilen cihaza ait IMEI numarasının ... ve tespit edilen ilk tarihin 26/09/2014 olduğu; 30555. satırındaki kaydında tespit edilen GSM aboneliğinin ..., tespit edilen cihaza ait IMEI numarasının ... ve tespit edilen ilk tarihin 03/09/2014 olduğunun belirtildiği görülmüştür. Dava dosyasına sunulan ByLock CBS Sorgu Sonucu Raporları incelendiğinde, davacının ID numaralarının "…" ve "...", GSM numarasının ..., tespit edilen ilk tarihin 22/08/2015, IMEI numaralarının ... ve ... olduğu, tespit edilen gerçek kullanıcısı olarak davacının adı soyadı ve TC kimlik numarası bilgilerine yer verildiği görülmüştür. Bununla birlikte, davacının silahlı terör örgütüne üye olma suçundan yargılandığı Yargıtay ... Ceza Dairesinin (İlk Derece) … tarih ve E:…, K:… sayılı kararında; … no'lu GSM hattı ile ByLock IP'lerine 32960 kez, ... no'lu GSM hattı ile 6682 kez bağlantı yapıldığının tespit edildiği belirtilmiştir.
Davalı Hakimler ve Savcılar Kurulu tarafından dava dosyasına sunulan ByLock Tespit ve Değerlendirme Tutanakları incelendiğinde; ilk Tutanakta "ID'yi Kullanan Kullanıcılar" başlığı altında davacının adı ile birlikte ID numarasının "...", kullanıcı adının "... ", şifrenin "...." olduğu, "SGK Kayıtları" başlığı altında davacının Ankara İli'nde görev yaptığı görülmektedir. C.T. isimli şahıs adına düzenlenen (gerçek kullanıcısının davacı olduğu tespit edilen) ByLock Tespit ve Değerlendirme Tutanağında ise davacının ID numarasının "...", kullanıcı adının "... ", şifrenin "..." olduğu, ID'yi Ekleyenlerin Verdikleri İsimler" başlığı altında Ö.İ. isimli kişinin davacıyı "… abi" ve "… a", N.D. isimli kişinin "…", ... ID numaralı kişinin "…", H.T. isimli kişinin "…" ve "…", ... ID numaralı kişinin "… bey", ... ID numaralı kişinin "…", O.A. isimli kişinin "... 15" , G.T.T. isimli kişinin "…", A.E. isimli kişinin "…", N.D. isimli kişinin "…", M.S. isimli kişinin "…", M.B. isimli kişinin "…", A.A. isimli kişinin "…" olarak kaydettiği görülmektedir. Diğer yandan, davacının silahlı terör örgütüne üye olma suçundan yargılandığı Yargıtay ... Ceza Dairesinin (İlk Derece) … tarih ve E:…, K:… sayılı kararında, ... ID numaralı ByLock hesabının C.T. isimli kişi adına kayıtlı olmakla birlikte davacı tarafından kullanıldığı tespit edilmiştir. Davacıya ait hizmet cetveli ile söz konusu ByLock Tespit ve Değerlendirme Tutanakları birlikte incelendiğinde, davacının 1996-2016 yılları arasında Danıştayda görev yaptığı, söz konusu Tutanaklarda "..." ve "..." belirlenen kullanıcı adlarının görev yeri ile uyumlu olduğu, "..." olarak belirlenen şifrenin ise adı/soyadının kısaltılması ve görev yeri olan Ankara İli'nin plaka kodunun [06] birleştirilmesi suretiyle oluşturulmuş olabileceği değerlendirilmiştir. Ayrıca davacının diğer ByLock kullanıcıları tarafından adı ile uyumlu olacak şekilde "… a", "…", "…", "… bey" "…" olarak kaydedildiği anlaşılmıştır. Davacı tarafından; ByLock kullanıcısı olmadığı, dökümü yapılan mesajların hiçbirisinin kendisi tarafından gönderilmediği ve alınmadığı, ByLock ile ilgili bilgilerin mahkeme kararına dayanmaması nedeniyle delil olarak kabulüne imkan bulunmadığı ileri sürülmüştür. ByLock uygulaması ile ilgili yukarıda aktarılan hususların ve dava dosyasına sunulan "ByLock Tespit Tutanağı" ile "ByLock Tespit ve Değerlendirme Tutanakları"nın birlikte değerlendirilmesi sonucunda davacının bu beyanına itibar edilmemiştir. Netice itibarıyla, davacı hakkında düzenlenen bahse konu Tutanakların ve ceza yargılaması aşamasında yapılan tespitlerin birlikte değerlendirilmesinden; davacının "..." ve "..." ID numaralarıyla ve iki ayrı kullanıcı adı ve şifre almak suretiyle bu ağa dâhil olduğu anlaşılmaktadır. Bununla birlikte, davacının "..." ID numaralı ByLock hesabını kullanarak yaptığı yazışmalardan bazıları şu şekildedir: ... Sivil imam (... ID no'lu hesabı kullanan) M.B. ile yapılan yazışmalar; ... ID - ... ID : ''abi gündem hakkında bir tahminimiz var mı'' ... ID - ... ID: ''11. daire için ićine sinmeyen abimiz var mı'', 'Yani olanları serbest de bırakabiliriz. Ćok sindiremeyen varsa" ... ID - ... ID: ''abi sizin ekipçiler ile görüşmeniz hangi gün'', ''bir sonrakine lojman dışı ise ziyaretinize gelebilirim'' ... ID - ... ID: "abi bugün bol miktarda not gönderdim'', ''tamam abi 2 taablet tamam'', ''biz toplu görünmedik galiba... öyle olacak demiştiniz... nasıl oldu'', ''abi bu adamlar bizim oy tercihlerimizi nasıl okuyorlar...", ''seçimi kilitlememizi taktik oyarımıza mı bağlıyorlar yoksa'', ''rabbim onları daha çok bölecek abi'', ''inşaallah sizin şu andaki duruşunuz ileride onları bir araya getiren çimento plue'', ''olur'' ... ID - ... ID: ''Abi biz onların hissiyatına göre değil kendi istişaremizde etraflı düşünüp öğle hareket edince rabbim şimdi olmasa da sonradan hakkımızda hayırlı kılar inşaallah...'', ''bu kilitleme konusunu da aramızda konuşalım abi.... Abilerimizin hissiyatınedir... ona göre hareket edelim.. biraz bireysel gözükmemiz gerekiyorsa o da olabilir...'', ''abi soran oluyormu onlardan... acaba bize sorduklarında biz bize isnat ettiğiniz blok oy kullanmıyoruz. siz de tenezzül edip insanlardan oy istemiyorsunuz.... oy istemediğiniz kişiler size neden oy versin... Siz kendi tutumunuzu gözden geçirseniz desek mi... Oradaki muktesabatımıza halel gelir mi', 'abi hafataya geldiğim de etraflı konuşalım sizin heyette...'', ''sonuçta bizim abilerin de hissiyatına muvafık hareket etmeli...'' ... ID - ... ID: ''abi sün bunu yamıstiniz'', ''h.ö. ile irtibatlanmak istiyor.'', "... (17.12.2015 20:22): abi ben h. beylerle gorustun gorusecekler ama nasil irtibat kurabiliriz ... (17.12.2015 20:22): onlar cacao veya byloc var mi diyorlar'' ... ID - ... ID: ''arkadaşlar irtibata geçtik diyorlar'', … gönderdiği not: ... (19.12.2015 11:06): ben soyledim bana biz irtibatliyiz gorustuk yerini ayarladik dediler'' ... ID - ... ID: ''abi h.y. kimlerin adayı olarak çıkmıştı'', ''sol muydu'', ''destek olmamasından kasıt biz mi yoksa ybp mi'', ''tamam abii'', ''bu çok iyi ibrşey'', ''abi bunların ittifakı bozulursa çok iyi olacak... keşke benzer kavgaları artsa'', ''abi biz serinkanlı ve demokrat davranalım... uzlaşıcı ve çözüm insanı... liyakat ve temsil konusunu nazar verelim'' ... ID - ... ID: ''abi 2000 dolar bende'', ''abi bilakis iyi oluyor'' "abi parayı ne zaman vereyim'', ''abi şimdi degilde 2 saat sonra olsa'', ''tamam abi yazarım buluşuruz... başka bir isteginiz var mıydı'', ''telefonunuzu da getirseniz yukleme için'' ... ID - ... ID: ''abi polis müdur abilerden birini ihraç etmişler, basit bir sepep ile...idare mahkemesine degil dogrudan danistaya başvurmak istiyorlarmış... dogru bir yolmu'', ''dava dilekceslnde tuzuk maddesinin iptali istemi de var.'', ''zaten egm eöd tuzugunun 13. masdesinin iptali de isteniyor. Bu sekilde olursa danistaya acilabilir mi?'', 'arkadas dilekceyi sizin dediginiz sekilde ikisini de icerir sekilde dilekcesini hazirlamis.'', ''13. madde tek fıkra imiş'', ''abi saat 18 de buluşalım mı'', ''dilekçe nasıl'', ''bir takım müdahaleler yaptınız mı'' ... ID - ... ID: ''abi hemen egitim birimine yazdim'', ''size donecem abi'', ''yarina kadar'', ''bize bir malumat versinler ona gore hareket ederiz'', ''Abi o konuyu sormuştunuz... Ben de sordum'', ''Mason yada rotari locaları konusu'', ''şoyle'', ''abi doktor hizmetten miydi'', ''Birincisi doktor hizmetten ise kendi biriminden sormalı... İkincisi adamlar arkadaşın hizmetten olduğunu bilerek böyle bir teklif ediyorlarsa bizim onlara bakışımızı merak ediyorlar... Üćüncüsü hizmetten ve paçayı kaptırırsa yarın dönüşü olmayan bir yola gireceğinden sorun yaşar... Bu sebeple sıcak bakmayalım dendi...'' ... ID - ... ID: ''abi iki hsyk üyesinin gitmesi konusu sorun olmaz değil mi... B'', ''ben istanbula sorayim'', ''tamam abi üçünede sordurayım abi'', ''evet abi'', ''k. bey derken'', ''yargitaydaki abi mi'' ... ID - ... ID: ''abi mersin ziyaretini arkadaşlara ilettim'', ''hsyk dakilere'', ''gidecekler inş'', ''Çocuklar konusunda ise evin adresini verebilirmisiniz... İlgilenip döneyim'', ''bolge evimi yoksa bizim birimin evi mi'' ... ID - ... ID: ''size viber numarsi yazmişmiydim'', ''abirazdan yazarım'', ''bu arada telegramınız var mı'' ... ID - ... ID: ''Abi hiç katılım olmazsa kurum içinde nasıl bakılır? Nezaketen birimiz katılsak iyi olacak... En yakışan kimse o olmlı... Bizden duğunu bilebilecek biri olmalı...'', ''Abi cevap ićin geciktigim icin hakkınızı helal edin lîtfen....'', ''ama hiç içinize sinmiyorsa takdir hakkınızı kullanabilirsiniz..." Sivil imamla buluşma ile ilgili yazışmalar; ... ID - ... ID: ''Ćocuğun hesabına...'', ''abi tabletiniz ve sistem kartinizi vereyim mi'', ''bir de dökumunu gondercektiniz'', 'bir yerde bulusalim abi'', ''ne zaman'', 'karanlik basinca mi'', ''kaçta gideceksiniz abi'', ''olur abi 17.30 yada 18.00 olqbilir'', ''tmm abi'', ''ayni yerde olur'', ''bygros'', ... ID - ... ID: "bilgisayar lazım mi" ''tabletinizin giriş ßifresi ne olsun'', "abi zaten telefon götürmüyorlardır..." ... ID - ... ID: '"a. abi horusme yarin olsa diyor'', ''a. abi kahvaltiya davet edeyim diyor'' ....... ... ID-... ID: ''cumartesi a. abide bulusalim mi'', ''bu arada a. abi evi degisti'', ''abi adresi size yazarim'' .......
Viber isimli programın kurulmasına dair yazışmalar; ... ID - ... ID: ''sifreyi biliyormuydunuz'', …, …. ''abi sifreyi baska yazmuslar'', ''sizde ki sifre ne udi eskiden'', ''abi sisteme girebildiniz mi'', ''viber numaranizi vermismiydim'', ''sistemdemisiniz abi'', ''yaziyorum'', ''numara: …, ''sifre …, ''olur'', ''sifreyi ilk giriste yeni sifre ister'', ''ekranda calistir var onu tiklayin'', ''simdi ekranda olan bylock vibere girebilirsiniz'' ... ID - ... ID: ''tablet ve telefonu da getirin'', ''gjncelleyelim''
Dosya takibine dair yazışmalar; ... ID - ... ID: 'bu cumle yeterli mi abi'', 'ek dilekçeyi nereye vereceklerini bilirler mi avukatlar'', ''Hemen iletiyorum'', ''en geç ne zamana kadar verilmesi gerek'', ''Tamam abi'', ''en geç ne zaman ek dilekce verilmelo'', 'Tamam abi hemen'', ''Danıştay genel evraka verilmesi gerek diyecem'', ''hemen ileyiyorum''
Gündem takip/güncel konuların basına verilmesine yönelik bazı mesajlar; ... ID - ... ID: ''bu arada gundeminuz var mi abi'', ''Baslayan secimler var mi'', ''YSK ne oldu'', ''Dun yazdihiniz mulakat konisu turkiye geneli gundemi oldu'', ''Abi haber konusunda iletildi'', "Haber konusunda ise medyaya iletilecek', ''Abi baska gundem var mi''
Sorumluluk sahibi olduğunu gösterir bazı mesajlar; ... ID - ... ID: ''bu ileti nereden geldi', ''Abi sizden gitmeyen iletilere cevap vermesinler...'', ''Evet biliyorum'', ''Ama benim gonderdigim bu degildi... Şunu demek istedim... Aradan birileri abilere gorev vermemeli... Sizin onayinızla gitmeli.. Yada DT ve S. beyler yardım talebinde bulunmalı...'', ''Bende size gonderdim dogru...'', ''Ama bu ileti başka kanaldan gelmiş..."
... ID no'lu Sivil imam Ö.İ. ile yapılan yazışmalar; ... ID (davacı) - ... ID (Ö.İ.): ''E. Bey biliyordur benim haberim olmadı'', ''Allah rast getirsin inşaallah'', ''Abi 8e para konusuna girmeyin olurmu'', ''Adli yıl açılır açılmaz arkadaşlar 8 dekilerle gorüşür inş.'' ... ID - ... ID: ''Birde arkadaşlardan katılim fena degildi.10_14 kişi kadar vardi. Eskilerdende bir çogu gayey samimi bir şekilde benimle muhabbet edip tokalaştılar. Başkanlardan çok samimi davrananlar oldu. Milletin içinde samimi davranmak bence önemli.'' ... ID - ... ID: "sessiz (05.09.2015 13:14): Dün akşam otoparka indiğimde G.Ö. ile A.Y.Ö.'yü gördüm. G. A.Y.'yi bir şeylere iknaya çalışıyor gibiydi. A.Y.'nin yüzü ikna olmamış gibiydi'' ... ID - ... ID: ''aro abi. inş hayırlı bir sonuç çıkar'' ... ID - ... ID: ''Kaldı ki ne zamandır butün kadroları AKO lilerle doldurdular.Kimdr suçunu başkasının üzerine atmasın''
Seçimlere ilişkin bazı yazışmalar; ... ID - ... ID: ''Abi E.'nin oyu hayati önemde eminmisiniz'', 'R. beyle eski cemaat arkadaşı dostluğu var'', ''O zaman Rekabet içinde F.'nin adaylıgı kabul edilirse onunla birlikte kumru ya edilmezse sadece kumruya oy vetilsin derseniz onlar bize iletse'', ''4 içinde bu gün M. beyle görüşmüştük o da Z. adayliktan düştü diyor. Biz N. hanimi desteklesek. N.'yi Zerrinker desteklemeyecek'', "Benim gelmem uygun olmayabilir.'', ''Birde Perşembe seçim öncesi genel kurulda F. ve A. beyin aday olup olmayacağı tartışılacak sahip çıkmaj gerekmezmi'', ''H. bey olur.Müsaitse.Ben söylerim'', ''Olur abi.Yine de gel diyorsanız geleyim'', ''Ama her halukarda kime oy verilecegini açiksa söyleseniz arjadaşlar bizlere herkese iletse.iletişim usulüne uygun olmayabilir ancak bu sefer böyle olsa'', ''Grupçulara iletilse yeterli olur'', ''Biraz tanırım'', ''Pazar günü taşındı.'' ... ID - ... ID: ''abi kusura bakmayın bir görüşmemiz vardı onun için bakamadım.'', ''h. abinin telefonundaki şifre bende yok o telefonla birlikte kağıtta yazılı vermiştik'', ''uyuşmazlık için dilekçe verse bir abimiz seçilme ihtimali var mı ki abi.'', ''seçilemeyeceği kesin se abiyi boşuna yıpratmış olmaz mıyız'' ... ID - ... ID: ''Abi seçimler büyük ihtimalle bayram sonuna kaldı.'' ... ID - ... ID: ''Abi seçime katılım çok önemli. Basit bir rekabet seçimi insallah birliklerini bozacak gibi gözüküyor. Yeterki biz dogru duralım'', ''Ben dilimin döndüğunce arkadaşlara ilettim.Ancak sizin konuya sahip çikmanız lazım'', ''Şimdi h.'ye ilettim onlara soyleyecek bir babayiÄ£it lazım diyor. Herkese ben iletemem uygunda düşmez'', ''Hatta seçimde eskiler bana sizin adamlar niye olaya sahip çıkmıyorlar diye serzenişte bulundular''
... ID - ... ID: ''Abi akşam bazı arkadaşlarla görüştüm. 4 te M.A.'yı desteklesek artık direnmenin anlamı yok gibi laflar edildi. Acaba tavır değişikliği meselesi değerlendirilse mi', ''Çünkü zannediyorum eskilerin bazılarinda da kırılma yaşanacak iyot gibi ortada kalma durumu olabilir'', ''Tabii ki tam göbeğinden'', ''Bazı arkadaşlar bu düşünceye gelecekler ne yapmalı'', ''Şöyle bir psikoloji oluyor. Genel kurula gidiyorsunuz saatlerce oy atıyorsunuz bir müddet sonra anlamsız görünüyor'', ''Saatleriniz oy vermekle geçiyor. bu insanlarda bıkkınlık yapıyor'', ''Ne demek hükümetçiler vazgeçsin'', ''Eskilet açısından kötü bir görüntü olur'', "Tamamen umutsuzluğa kapılırlar'', ''Ancak eskiler sürekli azalan bi grup.Yarın bir gün yeni üye de seçerlerse iş iyice umutsuzlaşır'', ''Bu konuyu değerlendirmek lazım'' ... ID - ... ID: ''Abi YÖK denetleme kurulu üyeliğine 3 kişi seçtik en yüksek oyu Ö. bey aldı. 119 oy aldı. Hükümetçiler adayı ise 65 aldı''
... ID - ... ID: ''Dün İdari dava dairelerinden güzel kararlar çıkmış.Birisi: Risalelerle ilgili AYMnin verdiği iptal kararı uygulanmali demişler. Diğeri; Kpss ye girenler icin kariyer meslek harici bir göreve atanacaksa ayrıca yazılı veya sözlü sınav yapılamayacığına ilişkin'' ... ID - ... ID: ''abi gökçeada notu için aro''
Turkuaz programı yüklenmesi / telefon hattı ayarlanması hakkında yazışmalar; ... ID - ... ID: ''Birde H. beyin tlf nu bende size nasıl ulaştırayım. Ayrıca Ö. için haber bekliyorum.'', ''Abi E. beyin tlf nu sim kartı tanımiyor. S. Bey de de Turkuaz yüklü degil dedi. H. beyinki de bende duruyor. Size zahmet veriyoruz ama'', "Yarın daireye getirecek bakarim. H. beyinkini çözmek lazım'', ''Ben size yakın bir yerlere gelebilirim veya bir yerde buluşabiliriz'', ... ID - ... ID: ''tmm ins 20 de bekliyorum abi''
Para / himmet verilmesi ya da alınması hususlarına ilişkin yazışmalar; ... ID - ... ID: ''Birde M. beyin parası vardı'' ... ID - ... ID: ''abi onu çekip göndereceğiz inş. Denkgetiremedim'', ''bankaya gidemesek de bir şekilde gönderirim inş'' ... ID - ... ID: 'Tamam abi'', ... ID - ... ID: ''n. abiye pazartesi göndersem ondan alsanız olur mu'' ... ID - ... ID: ''Olur abi'' ... ID - ... ID: 'abi m. abinin parasını n. abiye gönderdim'' ... ID - ... ID: ''Teşekkür ederim..'' ... ID - ... ID: ''abi parayı gönderdiğim arkadaş n. abi ile bulışamadıkları için verememiş''
Hastane dosyası ile ilgili bazı yazışmalar; ... ID - ... ID: ''Abi müsaitmisiniz'', ''Bir konuda fikrinizi almak istiyorum'', ... ID - ... ID: … abi'', ''buyurun'', ... ID - ... ID: ''Hastane dosyası geldi daha ilk aşama ancak sav kadar kabul olabilir. Havale edilen tektik hk. yarın heyete girecek dosya bugün havale edildi. Heyette T. ve g. var. Sıkıntı çıkarabilirler. Yarın heyete gelse iyimi olur. Pazartesi heyeti ise full'', ... ID - ... ID: ''izmirdeki hastane mi abi'' ... ID - ... ID: "Oazartesi o tetkik hakiminin günü degil ona pazartesi gel dedek rutin dışına çıkmış olacagız. Ancak çok nadir acil ißlerde yapıyoruz'', ''İstanbuldakiler'', ... ID - ... ID:''abi ttk hkm tanıdık mı'', ... ID - ... ID: ''Açık hukua aykırıliÄ· var. Ancak idatenin savunmasını almafan yd vermek çok istisna'', ... ID - ... ID: ''abi siz daha iyi bilirsiniz ama başkan problem etmeyecekse arkadaş yarın hastaneye gitse ptesi gelse'', ''izmirde yerel mhk yd vermişti'', ''biliyorum abi'', ''orada öyle güzel bir gelişme olmuştu demek için yazdım'',
* ... ID numaralı A.E. ile yapılan yazışmalar : Danıştay ve üyeler ile ilgili bazı yazışmalar; ... ID - ... ID: ''Bende ulaşabilecekler konusunda T. Beye bilgi verdim. Allahın izniyle böyle bir Genelgeye karşı 8. Daireden olumsuz bir şey çıkması pek mümkün görünmüyor. Bu nedenle ortalığı fazla velveleye veripte aksi tesir yapar mı diye de endişe ediyorum.'' ... ID - ... ID: 'Sabah A.K. görüştüm. … den bakanlık teklif efilen başkan yardımcısının bana nasıl böyle bir teklif gelebilir diyerek istifa etmesi gibi kendisinede çok üst duzeylerden talep geldiğinden (Ben dersaneyle ilgili anladım) bahsedrek 8. Daireden biktığını başka bir dairede görevlendirseler mutlu olacağını söyledi'', ... ID - ... ID: ''Divan için N.'de bir gelişme varmı?'', ... ID - ... ID: ''E.Ç.'yi 12 için iki adayada işaretlenmiş oy pusulası atarken gördüm'', ... ID - ... ID: ''Sence onunla en iyi anlaşacak onun kırmayacağı kim olur.'', ''A. bizzat gitse nasıl olur. Başka yerlerden de duydum problem gittikçe büyüyor., ... ID - ... ID: ''aklıma o. geliyor, a. ya da m. da olsa güzel olur.'', ... ID - ... ID: ''Arkadaşa ilettim. Bana dönecek. Eğer müsaitlerse A. ile M. birlikte olsun dedim'' Hastane dosyası ile ilgili olabilecek bazı yazışmalar; ... ID - ... ID: ''abi sgk sözleşme imzalamama acil, bu konuda bir öneri getirseniz. Ne yapılabilir.?'', ... ID - ... ID: ''danistayda dava acma mumkun gozukmuyor'', ''ilgisi olmasa da bir duzenleme ile dava acilamaz mi'', ''orn sgkya sozlesme yapilmasina olanak veren duzenleme ile acilsa'', ... ID - ... ID: ''İlk derce için bir yol bulamadım. Araştırıyorum'', ... ID - ... ID: ''tmm abi biraz daha inceleyim'' ... ID - ... ID: "24 ündeki duyuruda sözleşme yapmaya davet var. Çok ilgisi olmasada bu duyuru ile birlikte sözleşme yapılmamaya dava açılabilir. Ama ilgi kurmak zor olur'', ''Fakat Vakıf universiteleri için ayrı bir duyuru yapıp bunlarla sözleşme yapmayacağız denmişse ( ben onu bulamadım ) o takdirde ikisine birlikte dava acılabilir'', ... ID - ... ID: ''Sözleşme imzalamama davası geldi.E;…. Ancak sadece duyurunun iptali istenilmiş. acil olarak bir ek dilekçeyle medulanın kaoatılması ve sözleşme imzalanmaması da dava konusu edilmeli. Biz dava süresi içerisindeki talebi davayı genişletme olarak görmüyoruz.'', ... ID - ... ID: ''abi sgk için dava açanın adını da söyleyebilir misiniz?'', ... ID - ... ID: ''Fatih Ün. E:…, "Sana ulaşamayınca bende yazmıştım. Dilekçeyi bekliyoruz'', ''Sana C. beyi ve Hastaneyi söylemek için uğramıştım.. Teşekkürler'', ... ID - ... ID: ''... (21.01.2016 15:40): Hastane dosyası geldi daha ilk aşama ancak sav kadar kabul olabilir. Havale edilen tektik hk. yarın heyete girecek dosya bugün havale edildi. Heyette T. ve g. var yarın heyete gelse iyimi olur. Pazartesi heyeti ise full'', ... ID - ... ID: ''hangi gun size uygunsa abi'', ''onemli olan hayirli bir sonuc'', ... ID - ... ID: ''Yani pazartesi kesin olur. Ancak imzalar tanıdık olur. Başkaları da olsa daha iyi değilmi'', ... ID - ... ID: "g. sorun eder mi savunmaya kadar kabule katilir mi'', ... ID - ... ID: ''Bilmiyorum'', ... ID - ... ID: ''sorun ederse yarin cikmayabilir'', ''pzt disardan kimse yok mu'' ''abi sizi de sikintiya sokmayacak bir cozum olmasinda fayda oldugu kanaatindeyim.'', ... ID - ... ID: "Dosyanın harcı ve posta ücreti yatmamış gözüküyor. Sadece 70 Tl posta ücreti yatırılmış. Dosya Pazartesi heyete gelsin dedik. En geç yarın akşama kadar 163.80 TL harç ve 80 TL posta ücretinin buraya yatırılması lazım. Dilekçe İstanbuldan verilmiş. Oraya yatırırlarsa geç gelebilir.'', ... ID - ... ID: "abi harc meselesini ilettim en gec bugun tamamlanmali dedim'', ... ID - ... ID: "Pazartesi görüşmeye karar verdik'', ... ID - ... ID: 'harci yetismezse de gorusecek misiniz'', ... ID - ... ID: ''Birde dosyanın avukatı neden eksik dava açtı diye içime şüphe doğdu acsba düzgün birisimi'', ''Harcı yetişmezse olmaz'', ... ID - ... ID: ''tmm yetistirirler ins'', "abi sizin belirttiginiz kaygiyi ben de tasiyorum. sifa unv. 8. Dairede dava acti 61. gunde'', ... ID - ... ID: ''Aslında hemen çıkarılması da söylentilere sebep olabikir. Aynen Leventte olduğu gibi. Bir sonraki Cumaya kalsa tek. hakiminin normal gününe çok geç mi olur ne dersin'', ... ID - ... ID: ''davada sureret karari verilecek'', ''harc yetisirse gorusursunuz yetismezse yapacak bir sey yok kanaatindeyim'', ... ID - ... ID: ''Normalde tek hakiminin önümüzdeki Cuma heyeti var o zaman gelsede problem olmaz'', ... ID - ... ID: ''bugun sgk dosyasinda bir gelisme oldu mu harci tamamlamislar mi'', ''abi unv harctan muafligi konusunda sizden bilgi bekliyorum'', ... ID - ... ID: ''Döneceğim'' ... ID - ... ID: ''Kararın imzası tamamlandı. Yarın (salı) postaya verilir.'',
Bazı hususların haber yapılmasına ilişkin yazışmalar; ... ID - ... ID: ''abi urla villalari ile ilgili olarak haber yapilmasi konusunda tereddut hasil oldu. birinci tereddut bu sekilde haber yapilirsa bu kimseler daha sonra daha dikkatli karar vermeye calisirlar. ben bu tereddute katilmamakla birlikte ikinci tereddutun tartisilmasi gerektigi kanaatindeyim. o da ybl kimselerin objektif karar verebildikleri tezini desteklemis mi oluruz. hicbir baski altinda kalmadan karar verebiliyorlar anlayisina hizmet mi etmis oluruz.'', ''siyasetciler ve saray bakin bizim sectigimiz adamlar aleyhimize karar verebiliyorlar derler mi'', ... ID - ... ID: ''Bence hangi gerekçeyle olursa olsun Urlanın haber yapılmasına gerek yok. Zaten duyulmuş bu tip haberler artık çok dar bi kesimin dikkatini çekiyor. Ayrıca sizin katılmadığız ilk tereddütte bence hakl��. İnsanlar daha dikkatli davranıyorlar. C.'nin bu karardan sonra kıvrandığı duydum. Bunlar benim naçizane kanaatlerim. Bende bu tarafta değerlendirmeye tabi tutturabilirsem kanaati size aktarırım.'', ... ID - ... ID: ''Başkanlık kurulu kararinı haber yapmayı düşünseniz'', ''Bence haberin ana teması IDDK dizayn etmeye yönelik olmalı kurulun önceden verdiği kararlara atıf yapılabilir'',
Dava dosyası takip edildiğine dair bazı yazışmalar; ... ID - ... ID: ''abi 15. daire E:… E.C. lehe karar onanmis. Yazimi ve imzasini hizlandirma talebi var. ilginize sunulur.'', ... ID - ... ID: ''E.C. isminde ve E:… numarasında bizim dairede kayıtlı bir dosya bulunamadı'', ... ID - ... ID: ''tmm abi soyleyeyim tekrar kontrol edilsin'', ... ID - ... ID: ''e.d.'nin 10. dairedeki esasi … th m.c.", "mesela t. abi kanaliyle iletebilir misiniz'', ... ID - ... ID: 'Olur inş..'' ... ID - ... ID: ''... (18.02.2016 17:11): T.Ö'nün dava dilekçeler imzalanmadan verilmiş. Bu usul eksikliği dilekçenin reddini gerektiriyor. Dosya yarın heyete gelecek. Sabah ya erkenden Av. M.B. Avukatın ıslak imzayla imzalaması yada UYAP üzerinden elektronik imzsyla imzalaması lazım. Aksi halde dilekçesi reddolunacak'',
Seçimler ve Danıştay ile ilgili bazı yazışmalar; ... ID - ... ID: ''baskanlik kurulundan bir bilgi var mi ysk adaylari falan belli mi'', ... ID - ... ID: ''Cuma öğleye kadar anlaşamamışlar. Öğleden sonra akşama kadar tekrar toplanmışlar. 17 Daireyi vergi yapmayı düşünüyorlarmış. Ancak neticelenmemiş. YSK da aday ismi duymadım'', ... ID - ... ID: ''(01.01.2970 00:00): AR_GE : YPB persembe günü Hakimevinde Danıştaycılara yemek vermiş. Akşam yemeğine katılanlar. Z.Ö., M.D., A.A., N.K., M.B., Y.B., E.K., E.S., N.K.E., A.A.T., Z.Ö., M.A., M.G., K.K., T.B., S.K., A.Y.Ö., G.Ö., H.O., E.K., T.Ş., M.G., C.E., N.E., A.T., M.A.G., H.E., İ.T., C.E., O.Y., R.Ö., H.Ü.K., E.Ö., M.A.C., M.A.S., İ.E., İ.A., H.D., A.S., B.Ç., A.A. bir kaç kisi daha var'', ... ID - ... ID: ''e. (22.01.2016 12:10): danistaya gelmis bir dosya var. gorevi ile bu durumun celistigine yonelik bir haber olamaz mi dosyasi danistayda olldugu icin bu durum z.'yi zora sokmaz mi', ... ID - ... ID: "L.'yi haber yapmaktan ziyade Yüksek disipline 4 tebn Y.'yi 7 den de M.'yi tekrar bu senede seçtiler. Bunlar grçen denede üyeydi. Bu dairelerde sıraya uymadılar bunun dillendirilmedi lazım'', ''O dairden başka kimseyi 2 senecir seçmiyor'', ''Bunlar Yüksek disiplini çok önemsemişler belliki'', ''Yazmamışlardır. Herkesin özenle seçildiği brlli. Kendi içlerinde de ayrım yapmışlar'', ''A.'yı da 4 e gönderecekler bugün'', ... ID - ... ID: ''Seçim süreçleri başkanın tutumu nedeniyle devam etmiyor. YBP nin anlaşamamasından dolayıda sonuçlanamıyor. Ancak bu sureci bizim tıkadığımıza ilişkin haber yayıyorlar. Bu konunun istinaf gündeme gelip mensupların taşraya gönderilmesi aşamasında siyasilerce kamuoyunu ikna etme anlamında kullanılması kuvvetle muhtemel. Bu nedenle başkanlığa yazılı olarak 8_10 kişi bir dilekçeyle başvursa mesela 2 aydır niçin şu başkanlık secimlerinin gündeme konulmadığını sorsa veya bu konuda bir haber yapılsa Dan başkanı seçimleri gündeme almıyor üstelik kanunda 15 gün içinde seçimin yapılması gerektiği belirtilmesine rağmen kanun uygulayı bir yer kanunu dinlemiyor dense yarın bir gün bu konu gündeme geldiğinde asil sorumlunun Dan Yönetimi olduğunu ifade etme bir ön alma ankamında iyi olmaz mı?, ... ID - ... ID: ''Habere YSK da eklenebilir. Görev süreleri dolalı bir ayı geçmesine rağmen sevimin gündeme alınmadığı belirtilebilir.'', ... ID - ... ID: "sizin yazdığınız habere ysk'yı da ekledim ilgili yere gönderdim abi'' ... ID - ... ID: ''ysk adaylari ile ilgili hala bir duyumum yok. nese 8 aday isminin gectiginden soz etti ama isim vermedi'',
... ID - ... ID: ''Bence B. ile A.A. üzerine yoğunlaşmalı. Ben bu ikisi için arasının iyi olduğu iki kişiye söyleyeyim. Onun dışında N. ve İ.B. için tekrar görüşülmesi lazım. Bunuda U.'ya söylemek lazım.'',
* ... ID numaralı H.T. ile yapılan yazışmalar: Seçimler ile ilgili bazı yazışmalar; ... ID - ... ID: ''AR GE; C.B. ile birlikte E. Hanım ve T.Ö.'ye tahsis edilen araçla ilgili dün (çarşamba) şoför E. ve T.'ye gelerek efendim bundan sonra siz arabaya binmeyeceksiniz sizi alamayacağım demiş'', ''Birde; S. hanım mazeret izni istemiş Z. kabul etmemiş. Bu tavrınin Genel Kuruldaki çıkışıniñ karşılığı olduğu düşünülüyor.'', ... ID - ... ID: ''hükümetçilerle aynı yönde oy kullanmayan yeni solcu üyeler de oy verir mi farklı bir liste olursa'', ... ID - ... ID: '' aday çıkarttık mı'', ... ID - ... ID: ''ayrıca n. de favori'', "r. bey n.'ye oy vermiyordu bir ara'', ... ID - ... ID: ''k. bey 4. daire seçiminde kabinden çabuk çıktı. acaba boş oy mu kullanıyor ?'', ... ID - ... ID: ''E. yarınki B.sav seçimi için bir değişiklik beklenmediğini söyledi buguni'', "Benim yarın işim var. Annem ...la ilgileneceğiim .Seçime gelmeyeceğim'',
Kız öğrenciler için sohbetçi ayarlanması hakkında bazı yazışmalar; ... ID - ... ID: ''bizim kızlar salı akşamı kandil münasebetiyle sohbet yapacak bir abi istiyorlar. Söyleyebilir misin ?'', ... ID - ... ID: ''lise ögrencileri'', ''4 lise ögrencisi'', ... ID - ... ID: "Yer nersei diye soruyorlar'', ... ID - ... ID: '' C7 salı günü'' ... ID - ... ID: ''Kızlar için abi uygun olmaz ever yanlış anlamadıysam'' , ... ID - ... ID: '' isteyenin bir yüzü kara'' ... ID - ... ID: ''Abicim öbur tarafa soruyorum mesgul etme. Kızlar içinse abla isteyelim'', '' C7 numarası yokmu'' ''Aloo'' ... ID - ... ID: '' c blok7 numero'', ''kızlara istiyoruz'', ''sizin blok'', "kızların ablaları demiş, abi olsun diye'', ... ID - ... ID: ''Abicim lojmana dışardan birinin gelmesi zor. Senin dünürü ayarlasak'', ... ID - ... ID: ''olur kabul ederse'',
Bank asya ile ilgili yazışma; ... ID - ... ID: "Eğer para kendisinin, eşinin veya çocuklarının üzerine yatırılmışsa çekilsin. kayınpeder, kayınvalide veya 3. derece kişiler adına yatırılmışsa çekilmesine gerek yok. Ancak kişinin gerçekten ihtiyacı varsa çekilebilir denmişti.... selamlar'',
Hastane dosyası ile ilgili bazı yazışmalar; ... ID - ... ID: "Bir tek sen açıksın bir konuyu senle paylaşmak istiyorum.'', ... ID - ... ID: ''ok'' ... ID - ... ID: "Hastane dosyası geldi daha ilk aşama ancak sav kadar kabul olabilir. Havale edilen tektik hk. yarın heyete girecek dosya bugün havale edildi. Heyette T. ve g. var yarın heyete gelse iyimi olur. Pazartesi heyeti ise full'', ... ID - ... ID: ''bask. garanti mi'', ... ID - ... ID: ''Büyük hryeti yapabildinizmi'', ... ID - ... ID: "Söylediğiniz konunun 17. Daireye gelmedi hususunu en iyi siz takdir edersiniz'', ... ID - ... ID: ''8. d. ile müşterekin yolunu kapatmayacak kararlar versek de bir dershane ya da yurt dosyası 8. daireye giderse y.'nin eline fırsat geçer. müsterek kararını engelleyebilir. müst kararı çıkarsa da mü��t. günunde hep retçi adamları heyete koyabilir. o yüzden 17'ye gitmesi çok önemli dosyaların'', ... ID - ... ID: ''8'le müstereke dair kararlar iyi. Fakat başkan 8'den yana yontuyordu.'',
... ID numaralı A.A. ile yapılan seçimler ile ilgili bazı yazışmalar; ... ID - ... ID: ''Sizde YSK seçiminin takvimi bellimi'', "Adaylarfa uzlaşma oldumu'', ''Kaç aday var'', ''Bizde kendileri aralarında anlaşamıyorlar. Fakat secimleri bizim kilitlefiğimizi dillendiriyorlar. Galiba yapacakları işler için bahane üretiyorlar'', ... ID - ... ID: ''sizde seçim ne oldu'', ... ID - ... ID: ''Bizde henüz gündeme alınmadı. Adaylarımızda belli değil'', ''6 cezayı nasıl seçtiniź. nasıl birisi'', ... ID - ... ID: ''Her kesimden oy aldı. Bizdeki geçen sene 1. kanun değişikliği sonrası, A. beyin yerine A.A.'nın Gen Skrt olarak tercih ettiği isim'', ''bizim desteklediğimizi düşünüyor,'', ''zaten kısmen de öyle yaptık'',
... ID - ... ID: ''YSK için kaç kişi aday oldu. Anlaştılarmı'', ... ID - ... ID: ''milliyetçiler tek aday çıkardı, 220 civarında en yüksek oyu o aldı. Hükümet ve sol dsğınık. Hükümetten mevcutlardan H. çıktı, ama temayülde ekemişler, zehir zemberrk bir mesaj attı dün gece.'', ''Ayrıca iki kişi daha çıktı. H. 50 civarı, diğerleri M. 120, H. 93 civarı almıştı. İkinci turda hükümet kanadı temayülde anlaşmış, adaylarını teke düşürdüler: M.A. (M.A.Ş.'nin yakıni ve hemşerisi)'', ''Diğer ikisi çekildi'', ''Sol kanada gelince üç aday var N.Z.H. (eski HSYK üyesi), A.O. (YBP sol kanat Alv kesim liderlerinden) ve A.T.. Bunlar kendi aralarında anlaşmış ve adaylarını teke düşürebilmi�� değiller.'',
... ID numaralı kişi ile yapılan Bankasya ve seçimler ile ilgili bazı yazışmalar; ... ID - ... ID: … (20.10.2015 17:50): bankadaki paralari himmet edeyim diyorsa bir abimiz bize yazdirsin su kadar diye. bilinsin o. sonra cek ver deyince cekip versin abi '', ... ID - ... ID: ''Güzel abim 1. Bölge M.. 2. Bölge C.. tanıdıklarınıza söyleyebilirsin '', ... ID - ... ID: "Abi siz H. beyi destekleyebilirsiniz. Arkadaşınınz B. de öyle'', ''Yalnız başkaları vermesin bir sonuca bakalım ne olacak'',
Whatsapp/viber/facebook vs. konularında ve diğer örgütsel konularda uyarılar; ... ID ile ... ID arasında geçen ve ..., ..., ..., ... ID'lere de gönderilen mesaj; ''Konu:Fw: WHATSAPP VE VİBER, Değerli abilerim, arkadaşlardan gelen uyarı üzerine bu uyarının yeniden yapılmasına gerek görülmüştür. Arkadaşların son dönemde piyasada bulunan whatsapp ve viber programlarının guvenli oldugu gerekcesiyle kendi aralarinda sıkça kullandığı, bu programlarla mahrem konularin konusulabildigi, malum oldugu uzere bu programlarin guvenli olmadigi ve kendi aralarinda ozellikle whatsapp da grup kurmamaları ( hizmet endeksli grup ) yönünde uyarılmışlardı. İş amaçlı meslektaşlarınızla olan yazışmalarda ise mesleki konuların dışına ?ıkılmaması konusu da uyarılmalıdır. Konunun ehemmiyetine binaen tekrar uyarilmalarında fayda görülmektedir.'', ... ID ile ... ID arasında geçen ve ..., ..., ..., ... ID'lere de gönderilen mesaj; ''Konu:İLT: Sosyal Medyada kullanılan Whatsapp, Facebook ve Twitter ile alakalı bilinen güvenlik açıkları Whatsapp Ki?isel bilgileri toplamaktan ve gerekti?inde vermekten çekinmeyen facebook taraf?ndan sat?n al? nm??t?r. T?'',
Çocuklarının avukat olarak yetiştirilmesi hakkındaki mesajlar; ... ID ile ... ID arasında geçen ve ..., ..., ..., ... ID lere de gönderilen mesaj; ''Konu:Fw: Avukat Evlatlarımızın Yetiştirilmesi, Abi ablerimizden avukat olan evlatlarını mesleki olarak yetiştirme programına alsak ve de bizim davalarda görev alsalar nasıl olur... Bu yetiştirme programına alacağımız gençlerimiz kimler olabilir...'', ... ID ile ... ID arasında geçen mesaj; ''Konu:Fw: Fw: Avukat Evlatlarımızın Yetiştirilmesi, Bizim kız çok meşgul. Ayrıca bu tür davalar yarın mahkemeler, HSYK ve yüksek yargının önüne gelirse ne yapacağız? O davalara ve soruşturmalara bakabilecek miyiz? Bızim hanım Başbakanlık raportörlüğüne atanan iki kişinin davasını almıstı, emsali çok olan davalar diye. Ben şimdi pişmanım, aleyhimize kullanılır çünki. Bu sorunun cevabı düşünülmeden bize sorulmuş olamaz. O zaman benim sorunun cevabı "o dava ve soruşturmalara bakacak durumda olmayacaksın" demektir herhalde. İlla yapacaklarsa meşguliyeti fazla olmayan veya önemli olmayan çocuklar var diye biliyorum, Bağlıca ve Elvankent tarafında. K. beyin çocuğu da var. Anne babaları ve çocuklardan iyi söz alıp, onları iyice disiplin altına almak lazım. Çünki bu işler hem zor, hem fedakarlık gerektiren, hem uzun vadeli, hem de az para kazandıran işler. Abi ablerimizden avukat olan evlatlarını mesleki olarak yetiştirme programına alsak ve de bizim davalarda görev alsalar nasıl olur... Bu yetiştirme programına alacağımız gençlerimiz kimler olabilir...'',
Kayseri Kılıçaslan Vakfının burs soruşturmaları hakkındaki mesaj; ... ID ile ... ID arasında geçen ve ..., ..., ..., ... ID'lere de gönderilen mesaj; ''Konu:Fw: İllgilisi Olanlara Duyuralım, 05.01.2016 14:45, Kiymetli Abiler Boyle bir konu var. Duyuralması isteniyor... Muhataplar Kılıçaslan vakfından kendisi yada çocuğu burs alanlardır... Muhterem abiler; Kayseri … eğitim Vakfı soruşturmasında geçmişe dönük 850 kişilik burs listesinde ki çocukları arayıp burs aldın mı almadın mı diye tek tek emniyete çağrılıp soruluyor. Tabi burda sıkıntı bir kısım arkadaşlar burs yattığından haberi yok diyebilir. Bazen bizim arkadarlar bile almadım diyebiliyor. Burda aranan arkadaş aldım okurken heryere başvuru yaptım çıktı orası necidir bilmem ben aldığım paraya bakarım vs cümleler sarf etmeliler yoksa 2. bir Çanakkale vakası olur Allah muhafaza ifade ye gidip almadım diyenler varsa düzeltme yapabiliyorlar hatırlamamıştım geçen gün sonra aklıma geldi bir sene almışım adamların parasını yedik vs deyip duzeltebiliyorlar bütün renklere ünitelere ve bölgelere bu mesaj ulaşmalı bu şekilde ifade verilmeli'',
Doçentlik şartlarının değişikliğine dair bilgilendirme; ... ID ile ... ID arasında geçen ve ..., ..., ..., ... ID'lere de gönderilen mesaj; ''Konu:İLT: ÖNEMLİ BİLGİ, 05.01.2016 20:34, Üniversiteleraras? Kurul Doçentlik ?artlar?n? yeni degi?tirdi ve d??ar?dan docent olman?n yolunu kapatt?. Doçent olabilmek için ders verme ve universitede 2 y?l ö?retim üyesi olarak çal??ma sart? getirdi. Ancak son kez Nisan 2016 basvurular?nda eski ?artlar geçerli olacak. Buna göre Dr ünvan?n? al?p eserleri olan arkadaslar?n uyar?lmas?nda fayda var. Tüm arkada?lara duyurulmas? gerekir...'',
Terör Örgütü Lideri Fetullah Gülen'i övücü nitelikteki bazı mailler; ... ID ile ... ID arasında geçen ve ..., ..., ..., ... ID'lere de gönderilen mesaj; ''Konu:Fw: BÜYÜĞÜMÜZE DAİR, Hocaefendi?nin kalbinin durduğu an!.. Muhterem Fethullah Gülen Hocaefendi hakkında akla hayale gelmeyecek senaryolar yazmaktan geri durmayanların paranoyaları artık çok gülünç bir hal almış durumda. Hiç olmazsa onları biraz olsun rahatlatmak açısın'', ... ID ile ... ID arasında geçen ve ..., ..., ..., ... ID'lere de gönderilen mesaj; ''Konu:İLT: HOCAEFENDİ’NİN MÜLAANESİNİN KODLARI VE SONUÇLARI! HOCAEFEND??N?N MÜLAANES?N?N KODLARI VE SONUÇLARI! Fethullah Gülen Hocaefendi?nin, 20 aral?k 2013 günü, ?Yolsuzluk? isimli sohbeti''
Mevcut görüşme usulünün korunmasına dair mesajlar; ... ID ile ... ID arasında geçen ve ..., ..., ..., ... ID'lere de gönderilen mesaj; ''Konu:İLT: Görüsme Usulu, K?ymetli Abiler bir suredir devam etti?imiz görü?me usulunu ?ubat sonuna kadar devam edelim... Rabbim yard? mc?m?z olsun...'' ... ID ile ... ID arasında geçen ve ..., ..., ..., ... ID'lere de gönderilen mesaj; ''Konu:İLT: Görüsme Usulu K?ymetli Abiler bir suredir devam etti?imiz görü?me usulunu ?ubat sonuna kadar devam edelim... Rabbim yard? mc?m?z olsun...''
Karşı tarafı meşgul edecek argümanlar bulma arayışına dair mesajlar; ... ID ile ... ID arasında geçen ve ..., ..., ..., ... ID'lere de gönderilen mesaj; Konu:Fw: KENDİ DERTLERİ İLE MEŞGUL ETME, Kıymetli Abilerim; Büyügümuzün "savunmada kalma değil de, sürekli karşı tarafı meşgul edecek argümanlar bulma" yaklaşımından hareketle bir taraftan artık bir varlık gösteremedigimizi ve birlikte hareket edemedi?imizi göstererek ama diger taraftan da bunları dertleri ile ugraşmaya sevkedecek argümanlar bulmalıyız. Buna konuya dair görüşlerinizi paylasabilirmisiniz..., ... ID ile ... ID arasında geçen mesaj; ''Konu:Fw: Fw: KENDİ DERTLERİ İLE MEŞGUL ETME, 11.02.2016 14:12, ... yazd?: Kıymetli Abilerim; Büyügümuzün "savunmada kalma değil de, sürekli karşı tarafı meşgul edecek argümanlar bulma" yaklaşımından hareketle bir taraftan artık bir varlık gösteremedigimizi ve birlikte hareket edemedi?imizi göstererek ama diger taraftan da bunları dertleri ile ugraşmaya sevkedecek argümanlar bulmalıyız. Buna konuya dair görüşlerinizi paylasabilirmisiniz... senden gelen buydu'',
Daire Başkanlığı adaylığına dair mesajlar; ... ID ile ... ID arasında geçen mesaj; ''Konu:Başkan adaylığı, E. hanıma başkan adayı olmasını bir kere daha teklif et demiştim m. beye. O da "Ben söyledim. Benim kadar onunla samimi konuşan yok zaten. Fakat bir de sen söyle seni çok sever" demişti. Bugün gidip söyleyeyim mi? Söylersem nelerden bahsedeyim ?'' ... ID ile ... ID arasında geçen mesaj; ''Konu:Daha ısrarcı birisi konuşursa belki e. hanım, ben sözümden dönmem, boyumun ölçüsünü aldım, ben bu insanlardan oy istemem, bu kurum battı, süprüntülerle doldu, çalışamayacağım birisi başkan olursa durmam giderim diyor. Batmış kurumun neyini kurtaracaksın, zaten z. da seçilemez diyor. Daire içinden birisi aday olmalı, M.A. olsun, hiç olmazss tavrı belli dedi. M. bey bir daha deneyebilir bence."
Yurt ve dershanelerin yeniden açılmasına dair mesajlar; ... ID ile ... ID arasında geçen ve ... ID'ye de gönderilen mesaj;; ''Konu:İŞYERİ AÇMA VE ÇALIŞMA RUHSATLARI ACİL VE ÖNEMLİ Kanunlarda aksi açıkça yazılmadıkça bütün işyerlerinin işyeri açma ve çalışma ruhsatı alması gerektiğine karar verildi, Yurtlar için. Yurtlar ve en önemlisi dershaneler de bu karar kapsamında olduğuna göre dershaneler ve yurtlar için bu yönde işlem yaptırılabilir ve dershaneler için işlemin temelinde dershanelerin artık çalıştırılamayacağına dair mevzuata yer verdirilirse 17 olaya müdahil olur. Bu konuda gerekirse 8'le bir araya gelinmeli "uzmanlar" olarak. (herkes uzman değil) Şimdiye kadar MEB'nın verdiğinin dışında bir belge istenmiyormuş dershanelerden. Artık bunların yanında belediyelerden "işyeri açma ve çalışma ruhsatı da alınması" gerekiyor, bakkal dükkanı gibi.'', ... ID ile ... ID arasında geçen mesaj; ''Konu:Re: Fw: iŞYERİ AÇMA VE ÇALIŞMA RUHSATLARI ACİL VE ÖNEMLİ, abi bunu sivile ulaştiraca?iz degil mi... Evet ise 17 ve 8 den anlamazlar... ilgisiz yerleri silelim mi... nasil 18.02.2016 17:17, ... yazd?: 18.02.2016 14:41, tugrult yazd?: Kanunlarda aksi açıkça yazılmadıkça bütün işyerlerinin işyeri açma ve çalışma ruhsatı alması gerektiğine karar verildi, Yurtlar için. Yurtlar ve en önemlisi dershaneler de bu karar kapsamında olduğuna göre dershaneler ve yurtlar için bu yönde işlem yaptırılabilir ve dershaneler için işlemin temelinde dershanelerin artık çalıştırılamayacağına dair mevzuata yer verdirilirse 17 olaya müdahil olur. Bu konuda gerekirse 8'le bir araya gelinmeli "uzmanlar" olarak. (herkes uzman değil) Şimdiye kadar MEB'nın verdiğinin dışında bir belge istenmiyormuş dershanelerden. Artık bunların yanında belediyelerden "işyeri açma ve çalışma ruhsatı da alınması" gerekiyor, bakkal dükkanı gibi.'',
Örgüt adına belge ve bilgi toplama / M.G. olayı ... ID ile ... ID arasında geçen ve ... ID'ye de gönderilen mesaj; ''Bu gün M.G.'nin odas?na solcu bir adam gelmi?. imar i?i varm?? ak?l dan??mak için geldi?ini söylemi?.? smi T.S. Vergi Müfetti?i. Adam? … Projeksiyon Tic. A.? ve … Seyahat Tic A.? ve baz? ?irketlerin vergi incelemesini yapmak üzere görevlendirmi?ler. Adam M.'nin odas?ndan ç?karken bir dosya unutmu?. Dosyada görevlendirme evraklar? v.s var. Ben Hepsinin fotokopisini çektirdim. Adam?n imar i?i için mail adresinden AKPlilerle yapt??? yaz??ma var. Adam mailinde ç?kt?s?n? alm??. Fotokopisi var. Cumhurba?kanl??? ndan arat?l?p bir ilerin durdurulmas?n? talep etmi?. Belgeler i?e yarayabilir. Fotokopileri verebilrim.'', ... ID ile ... ID arasında geçen mesaj; ''Konu:Re: (konu yok) Abi belgelerin fotokopileri arşivlenmelidir... simdilik sessiz kalmaliyiz 16.02.2016 01:17, ... yazd?: Bu gün M.G.'nin odasına solcu bir adam gelmiş. imar işi varmış akıl danışmak için geldiğini söylemiş. İsmi T.S.. Vergi Müfettişi. Adamı … Projeksiyon Tic. A.Ş ve … Seyahat Tic A.Ş ve bazı şirketlerin vergi incelemesini yapmak üzere görevlendirmişler. Adam M.'nin odasından çıkarken bir dosya unutmuş. Dosyada görevlendirme evrakları v.s var. Ben Hepsinin fotokopisini çektirdim. Adamın imar işi için mail adresinden AKPlilerle yaptığı yazışma var. Adam mailinde çıktısını almış. Fotokopisi var. Cumhurbaşkanlığından aratılıp bir ilerin durdurulmasını talep etmiş. Belgeler işe yarayabilir. Fotokopileri verebilrim.'' Önemli bir kısmı yukarıda aktarılan ByLock yazışmalarında; Danıştay'a intikal eden FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisaklı kurum ve kişilere ait dosyalar hakkında, Danıştay'ın idari yapılanmasına ilişkin seçimlerde, Anayasa Mahkemesine seçilecek adaylar ile Yüksek Seçim Kurulu üyeliği seçimlerinde kullanılacak taktikler, desteklenecek adaylar, oyların dağılımı, rakiplerin davranış tarzları, gizliliğin korunmasına dair alınacak tedbirler, iletişimde kullanılacak örgüt tarafından hazırlanan telefon hatları ve tabletlerin temini, ByLock, Viber, Turkuaz, Telegram vb. programların kurulum ve kullanımı, gündem teşkil edebilecek olayların basına sızdırılması, Bank Asya'ya yatırılan paralar, yürütme tarafından çıkarılan yönetmeliklerin iptali yöntemleri, sohbet olarak nitelenen örgütsel toplantıların organizasyonu, saha bilgisi olarak ifade edilen istihbari verilerin üst mercilere aktarımı gibi önemli konularda yazışmalar yapıldığı ve örgütün üst mercilerinden gönderilen propaganda amaçlı mesajların davacı tarafından rehberinde ve mail listesinde kayıtlı kişilere aktarıldığı görülmektedir. Davacı tarafından; söz konusu ByLock yazışma içeriklerine karşı herhangi bir beyanda bulunulmamıştır. Netice itibarıyla, davacının örgütün Danıştay yapılanması içerisinde önemli bir konumda olduğunu gösteren söz konusu ByLock yazışma içerikleri, davacı hakkında yukarıda aktarılan diğer tespitlerle birlikte değerlendirildiğinde, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatını ortaya koyan bir unsur olarak değerlendirilmiştir.
b) Davacı Hakkındaki Tanık Beyanları Davacı hakkındaki tanık beyanları şu şekildedir: Yargı mensubu olarak görev yapan ve ifadesine başvurulan B.E.'ye ait, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 02/12/2016 tarihli tanık ifade tutanağı: "... İdari yargının taşra ve Danıştay listesini önüme aldım ve kimler aday olabilir diye hem aday olarak gösterilebilecek arkadaşları hem de kimlerin aday olması gerektiği konusunda fikrine başvurabileceğim arkadaşları gözden geçirdim. Bu anlamda bakanlıktan başlayarak sanırım o sırada AB Genel Müdürü olan M.E.'nin Ankara’da bölgede çalışan arkadaşlardan H.K.'nın, E.T.'nin İstanbul’dan İ.H.'nin, A.Y.Y.'nin, Danıştay’dan Ş.I.'nın, İ.T.'nin ... fikirlerine başvurdum. (Bu ve şu an aklıma gelmeyen bir kaç arkadaş daha olabilir.) Bu arkadaşlara İdari Yargı teşkilatının karşısına hangi adaylarla çıkmamız gerekir. Kimler daha çok kabul görür şeklinde sorular yönelttim ve beş aday yazıp bana vermelerini istedim. Gelen isimler içinde H.K., E.T. ve İ.T. üzerinde bir yoğunlaşma vardı. Cemaat yanlısı arkadaşlar ise A.B., ..., İ.A.U., V.B. gibi isimleri ön plana çıkarıyorlardı. Muhafazakar arkadaşlar Ankara Bölge’den H.K. üzerinde yoğunlaşınca aynı yerde bulunan ve milliyetçi muhafazakar kökenli E.T. devre dışı kalmış oldu. ... Bu kişilerle olan ilişkilerimizin yukarıda açıklanan sebeplerle 2010 yılından sonra farklı bir boyuta geçtiğini ve azaldığını 2012 yılından sonra da bir mücadeleye dönüştüğünü yukarıda örneklerini verdiğim bir çok olay vesilesiyle izah etmiştim. Ancak özellikle 2011 yılında yapılan Yargıtay ve Danıştay üyeliği seçimlerinde bu iş bir pazarlığa dönüştüğü için daha önce tanımadığım bir çok mensuplarını da bu vesileyle öğrenmiş oldum. Bu kapsamda tanıdığımız veya bu seçimler nedeniyle kendi ifadeleriyle bu yapıya mensup olduğunu öğrendiğimiz Yargıtay Üyeleri şunlardır; A.B., S.S.U., S.Ö., ... ..., S.K., H.Y. olmak üzere 44 kişi. ... O dönem bu bağlamda yapılan çalışmalar devam ettiği sırada ben bakanlıktan ayrılmıştım. Zaten ifademin seyri içerisinde somut olaylar ve sorulara ilişkin tanıklıklarımda da isimler geçmiştir. Yine de ben gözden kaçabileceği düşüncesiyle özellikle 2012 yılına kadar yaptığım gözlemlere dayanarak bu yapı içerisinde önde ve aktif olduklarını düşündüğüm isimleri ayrıca belirtmek istiyorum. Bu kişiler; Danıştay’da; G.T.T., ..., H.O., M.Ç., A.B., OA., E.A., K.S., H.G. ..." Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan A.H.'ye ait, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 04/11/2016 tarihli sorgulama tutanağı: "... Ben size Fetullah Gülen cemaat mensubu olan veya bu cemaat ile ilişkisi olan veya birlikte hareket ettiğini düşündüğüm Yargıtay ve Danıştay üyelerini belirtmek istiyorum. ... ...; yakın olarak tanımıyorum, ancak cemaat mensupları bu kişiyi seçtirmiştir. Kurulda görev yapan Fetullah Gülen cemaati mensubu üyeler de bu kişinin seçilmesini sağlamışlardır. ..." Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan H.E.'ye ait, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 18/11/2016 tarihli sorgulama tutanağı: "... 2011 yılı Mayıs ayında Danıştay üyesi seçildikten sonra ben Danıştay 13. Dairesinde başkanlık kurulu tarafından görevlendirildim. Ben normalde 13. Daireyi istememiştim, zira 13. Dairenin görev alanı üst kurullar idi ve bu daire iş olarak ağır ve zorlayıcı bir daireydi. Benim de daha önceden çalıştığım konularla alakasızdı. Ancak H.O., benim bu daireyi rahatlıkla yürütebileceğimi, başkanlık kuruluna ve muhtemelen bu yapının Danıştay'daki sorumlularına söylemiş ve ben bu şekilde Danıştay 13. Daire Üyesi olarak göreve başladım. Ancak K.D. ve H.G. de Danıştay üyesi olarak seçilince bu örgüt; beni 13. Daireden alarak 1. daireye vermek istedi. Bu hususu bana V.B. aktararak "1. Dairede çalışman daha iyi olur" dedi. Ben ise bu duruma tepki gösterdim. Aynı teklifi o dönem Divan Üyesi olarak görev yapan B.I. da yaptı. Ben B.'ye dairemi değiştirmek istemediğimi söyledim ve yine bu yapıya müzahir olan divan üyesi ... ile görüşüp 1. Daireye gitmek istemediğimi belirttim ve benim tepkilerim, tavrım üzerine daire değişikliğinden vazgeçildi. ..." Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan H.S.'ye ait, Gaziantep Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 27/07/2016 tarihli sorgulama tutanağı: "...2010 seçiminde Danıştay üyeliğine seçilip de 15. Dairede görev yapan ..., H.Y., M.G. ve E.A.'nın cemaat mensubu olduğunu biliyordum. ..." Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan İ.O.'ya ait, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 20/12/2016 tarihli sorgulama tutanağı: "... ...; Fetullah Gülen cemaat mensuplarının kontenjanından Danıştay üyeliğine seçilmiştir. Danıştay'a seçildikten sonra da 8. Dairenin Başkanlık yenilenmesi nedeniyle Danıştay üyeleri ile bir araya geldiğimizde ısrarla kendilerinin istediği adayın seçilmesini istiyorlardı. Kendilerinin teklif ettiği aday olan Y.Ö. de mevcut başkanın tekrar seçilmesini istiyordu. Hatta başkanın bir yıllık süresi olduğunu, kendisinin bu nedenle aday olmak istemediğini belirtince, bir araya geldiğimiz Fetullah Gülen cemaat mensupları olan G.T.T., H.O. ve ... bize karşı sert bir tavır alarak saygısız söyler söylediğini de hatırlıyorum. Bu toplantıda ben, B.E., A.H., M.K., Z.Y. ve Y.Ö. mevcut başkan A. hanım'ın tekrar seçilmesini istemişti. ..." Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan M.K.Ö.'ye ait, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 28/10/2016 tarihli sorgulama tutanağı: "... ... Danıştay üyesiydi, Fetullah Gülen cemaati mensubudur, aynı lojmanda kalıyorduk ..." Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan M.T.'ye ait, Antalya Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 02/06/2017 tarihli sorgulama tutanağı: "... Ben cemaati 1996 yılında Alanya'da gittiğim … Dershanesinde tanıdım. Bu dershane üniversite hazırlık dershanesidir. Dokuz Eylül Üniversitesi hukuk fakültesini 1996 yılında kazanınca söz konusu dershane aracılığıyla İzmir'de ilk iki yıl cemaatin evlerinde kaldım. Kaldığım yer İzmir'in Karabağlar semtiydi. ... Üniversiteyi bitirdikten sonra 2001 yılında idari yargı hakim adaylığı sınavını kazandım. Söz konusu sınavın mülakatında dönemin devlet bakanı ve aynı zamanda hemşehrim olan Anamurlu R.K.Y. yardımcı olmuştu. Staja başlayınca benimle irtibat kuruldu. Dönem arkadaşımız A.A. aracılığıyla yine aynı dönem hakim adayı T.Ç., ben ve A.A. sohbet toplantıları yaptık. Bazen söz konusu toplantılara A. Bey'in daveti üzerine o dönem Danıştayda tetkik hakimi olan F.E. ve ... gelir sohbet ederdi. ... 2010 kurulundan sonra Danıştay üyesi, F.E. ise Danıştay Genel Sekreteri yardımcısı olmuştur. Staj döneminde özellikle o dönemki kurulun yapısından dolayı dindar görünmemeye özen gösterilmesi söylenmişti. Yine staj sonrası verilen kokteylde bir veya en fazla iki kadeh içki içilmesinin iyi olacağı söylenmişti. ..." Aynı şahsın Antalya Cumhuriyet Başsavcılığına hitaben yazdığı 12/06/2017 tarihli dilekçesinde davacı ile ilgili olarak; "... HAKİM-SAVCILAR (FETÖ Terör Örgütü): ... A.A. (Danıştay eski Gn. Skr. Yard), T.Ç., F.E. (Danıştay eski Gn. Skr. Yard), ... (Danıştay üyesi), M.K., M.A., ..." yönünde beyanlarda bulunduğu görülmüştür. Aynı şahsın Antalya Cumhuriyet Başsavcılığına hitaben yazdığı 06/06/2017 tarihli dilekçesinde davacı ile ilgili olarak; "... STAJ DÖNEMİ: 2001 yılında hakim adaylığı sınavını kazanınca A. Bey vasıtasıyla dönem arkadaşım T.Ç. ile tanıştım. ... A. Bey stajda evlendi. A. Bey bazen bizim evde bazen kendi evinde bize sohbet toplantısı yapardı. Birlikte Risale adı verilen kitaplardan veya F.Gülen'e ait kitaplardan okur ya da vaaz kaseti izlerdik. Hatırladığım kadarıyla ayda bir görüşürdük. Bazı görüşmelere o sırada Danıştay tetkik hakimi olan ... de gelirdi. … bey stajı nasıl değerlendirmek gerektiği gibi konularda bilgi verirdi. ..." yönünde beyanlarda bulunduğu görülmüştür. Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan V.B.'ye ait, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 15/11/2016 tarihli sorgulama tutanağı: "... [ Aynı dönemde staj yaptığınız, birlikte çalıştığınız kişilerden bu yapıya müzahir, iltisaklı yahut irtibatlı olduğunu bildiğiniz kişiler var mıdır ? Varsa kimlerdir? ] sorusuna cevaben; G.T.T., Ü.D., A.E., M.Ç., ... ..., H.O., H.T., G.C., M.Ö. isimli şahısların bu yapıya iltisaklı olduğunu biliyorum. ..." Aynı şahsa ait Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 20/02/2018 tarihli sorgulama tutanağı: "... Üye seçimi sonrası ilk üye dağılımı o dönemki kanun uyarınca o dönemki Başkanlar Kurulunca oluşturuldu. Yeni seçilen üyelerin çoğunluğu daha çok vergi ve daha pasif olarak algılanan dairelere verildi. FETÖ'nün bu üye dağılımında etkisi olamadı. Ancak bazı kişiler önceki mesleki veya komşuluğa ya da hemşeriliğe dayalı etkilerini kullanarak mevcut başkanlardan destek alarak etkili dairelere de gidenler oldu. Bu üye dağılımı fetö yapılanmasının çok arzu ettiği şekilde gerçekleşmedi. Bununla birlikte fetö üyelerinde kanun değişikliği beklentisi oluştu. Gerçekleşen Kanun değişikliği ile Danıştay Başkanlık Kurulu oluşturuldu. Bu Başkanlık Kurulu Danıştay Birinci Başkanı, üç Daire Başkanı ve üç Üyeden oluşuyordu. Birinci Başkan H.K. Kurulun doğal başkanıydı. Hatırladığım Üyeler: ... ve B.I. idi. Bunları Genel Kurul seçti. Bu grup dairelerdeki üyelerin yerlerinde değişiklik yaptı. Muhafazakar kesimden yer alan üyeler ve bu yapıya yakın üyeleri etkin gördükleri dairelere taşıdılar. Genelde sosyal demokrat görüşe sahip olduğunu düşündükleri üyeleri ise daha pasif gördükleri dairelere görevlendirdiler. Böylece Danıştay’da yargısal faaliyet anlamında da etkinliklerini pekiştirmiş oldular. Bu kapsamda Başkanlık Kurulu dairelerdeki Tetkik Hakimleri ve personelinde yerlerini kendi istemleri doğrultusunda değiştirdiler. ... [ … bulunan eski … Hastahanesinin üst katındaki yerde FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının toplantı yapıp yapmadığı ve katılanlar soruldu.] CEVABEN: Ben bu toplantılara katılmadım. Bu toplantılar muhafazakar kesimden insanların çağrıldığı ve aralarına FETÖ/PDY mensuplarınında serpiştirildiğini hatırlıyorum. Ben bu hastaneye sürekli gittim. Hastalık nedeni ile gittim. Ayrıca üst katındaki yemekli toplantılara davet edildiğimde gittim ve daha önceki ifademde belirtmiştim. Danıştay'da yapı mensubu kişilerin cemaat içindeki backroundu Danıştay'ı yönetmeye yetmediğini düşünmekteyim. Bu nedenle Yargıtay ile birlikte oluşturulan istişare kurulunun etkili olduğunu düşünüyorum. Bu istişare kurulunda yer alanların ..., G.T.T., O.A., H.O (ilk etapta G.T.T.'nin yanında çok etkindi ve öne çıkmıştı, sonrasında dış çevreden alınan tepkiler üzerine öne çıkmadı), H.T. olabileceğini tahmin ediyorum. ... [ 505...00 GSM hattından yapmış olduğu telefon görüşmeleri soruldu. ] CEVABEN: Benim Danıştay’da cemaat mensupları arasından en çok görüştüğüm kişiler İ.A.U., İ.U., M.D., M.G., ... ve B.K. olabilir Ancak G.T.T. ile görüşme sayım azdır. Turgut Özal Üniversite Hastanesi ile görüşmelerim randevu ve tahlil sonuçlan ile ilgilidir. Önceki işyerime yakın olması sebebi ile benim ve aile üyelerimin hemen hemen bir çok tedavi ve tetkikleri bu hastanede yapılmıştır. ..." Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan T.Ç.'ye ait, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 16/06/2017 tarihli sorgulama tutanağı: "... Danıştay'da karşılaştığım N.A., M.Y.Ö., ve S.Ç.'nin bu yapı ile herhangi bir bağlantısı yoktur. Bu kişilerle görüştükten sonra mülhakatı geçerek Ankara'da hakim adayı olarak göreve başladım. Staj sırasında yine idari hakim adayı olarak görev yapan A.A. yanıma gelerek cemaatten olduğunu, beni tanıdığını bundan sonra görüşebileceğimizi söyledi. Daha sonra A.A. yine cemaat içerisinde yer alan İdari yargı hakimi olan M.T. ile beni tanıştırdı. M.T. ile birlikte Keçiören'de bir ev kiralayıp burada kalmaya başladık. Bu ev daha önceden de cemaat tarafından kullanılan bir evdi. Ev içerisinde bir takım eşyalar vardı. Eksik olanları tamamlayarak staj boyunca bu evde kaldık. Evin ihtiyaçlarını tamamıyla biz karşılıyorduk. A.A. zaman zaman bizim eve gelirdi bize dini sohbetler yapar birlikte risale-i nur okurduk. Fetullah Gülen'in kitaplarını okur. Vaazlarını dinler namaz kılardık. Bazen de biz A.A.'nın evine gider aynı faaliyetleri yapardık bizim eve o dönemde Danıştay Tetkik Hakimi olan ...'de gelirdi. ...'in daha sonradan Danıştay üyesi olduğunu ve ihraç edildiğini biliyorum. Yine Danıştay’da tetkik hakimi olarak görev yapan F.E. isimli kişi de bir iki defa bizim eve, bizimle tanışmaya geldi ve yapılan sohbetlere katıldı. Bu kişininde cemaat mensubu olduğunu bu sebeple bizimle tanışmaya geldiğini biliyorum. ..." Yargı mensubu olarak görev yapan ve ifadesine başvurulan A.Ş.'ye ait, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 10/01/2017 tarihli tanık ifade tutanağı: "... Ben memlekete döndükten bir süre sonra; bu yapıya hizmet etmem amacıyla beni İzmir'e geri çağırdılar. Yalnız beni kimin çağırdığını hatırlayamıyorum. Ben bu çağrıya uymadım ve Giresun’da avukatlık stajına başladım. 1994 yılında idari yargı hakim adaylığı sınavı açılınca beni yine İzmir'den aradılar ve sınav çalışma kampına davet ettiler. Ben bu davete de icabet etmeyerek Giresun'de ailemin yanında ders çalışmaya başladım. Bu esnada avukatlık stajım da bitti ve idari yargı sınavını da o dönemde kazandım. Samsun İdari Yargı Hakim Adayı olarak 1994 yılı Aralık ayında göreve başladım. Ben 1995 yılı Şubat ayında nişanlandım ve aynı yıl Nisan ayında evlendim. Yalnız şunu özellikle söylemek istiyorum ki, ben cemaat evliliği yapmadım, eşimin bu yapıyla herhangi bir ilgisi olmadığı gibi benim de evleninceye kadar bu yapıyla bir görüşmem olmamıştı. Ben Samsun'da staj yaparken evlendikten hemen sonra; o dönem Samsun'da adli yargı hakim adayı olan ve bu yapıya mensup A.B. yanıma gelerek beni sohbete davet etti. Ben o dönem bir kaç kez Samsun'da bu yapının sohbetlerine katıldım. Aynı yıl Eylül ayında ise Ankara'da Eğitim Merkezinde ve Danıştay'da staj yapacağım için Eylül ayında Ankara iline taşındım. Ben Ankara'da iken benimle bu yapı adına temas kuran ilk isim H.G. idi. H. beni sohbete davet etti. Bu sohbetler mutat olarak staj dönemi bitinceye kadar sürdü. Bu sohbetlere ve genel toplantılara katılan idari yargı kökenli stajyerlerin sayısı 40 civarındaydı. Ayrıca o dönem; bu yapıya mensup olup da adli yargı hakim adayı olan tanıdıklarımız da vardı. Bu isimler arasında; C.C., Y.S., A.K., İ.B., ... ..., E.A., G.C., H.T. ve İ.A. isimli şahıslar vardı. Yukarıda ismini saydığım bu şahıslar bu yapıyla ilişkili bu yapıya müzahir ve bu yapıya iltisaklı şahıslardır. ..." Davacı tarafından; tanık beyanlarının kanuna aykırı vaad niteliğinde olduğu, anılan ifadelerin tanıkların özgür iradelerine dayanmadığı ve Ceza Muhakemeleri Kanununun 148. maddesi uyarınca delil olarak kabulüne imkan bulunmadığı ileri sürülmüştür. Bu durumda, davacının örgüt içerisinde aktif olarak görev aldığına, örgüt toplantılarına katıldığına, örgüt kontenjanından Danıştay üyesi seçildiğine ve diğer hususlara yönelik yukarıda yer verilen tanık ifadeleri ile davacının bu ifadelere karşı beyanlarının değerlendirilmesi sonucunda, davacının beyanlarına itibar edilmeyerek, söz konusu tanık ifadelerinin davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatını ortaya koyan bir unsur olduğu sonucuna varılmıştır.
c) Ankesörlü/Sabit Hat Telefon Görüşmesi Kaydı i.Ankesörlü/Sabit Hatlardan Periyodik veya Ardışık Arama Kayıtları ile İlgili Genel Değerlendirme; Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 13/11/2019 tarih ve E:2018/5526, K:2019/6842 sayılı kararı ile Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 12/12/2019 tarih ve E:2018/44, K:2019/167 sayılı kararında; FETÖ/PDY terör örgütünün neredeyse tüm uygulamalarında olduğu gibi haberleşme yöntemlerinde de gizlilik içerisinde iletişim sağlamaya özen gösterildiği, FETÖ kapsamında yürütülen soruşturmalardaki şüphelilerin hatları ile kamuya açık ve birbirinden bağımsız market, büfe, kırtasiye, lokanta vb. gibi sair işletmelerde kurulu bulunan, ücret karşılığı kullanılan sabit hat ve ankesörlü hatların HTS kayıtlarının incelenmesinden; -Ardışık Arama (Yakın zaman diliminde birbirini takip eden peşi sıra), -Periyodik Arama (Farklı tarih ve zaman diliminde belirli gün aralığı dahilinde), -Tek Arama, şeklinde iletişimin gerçekleştirildiği ve irtibat sağlandığı saptanmıştır. Bu kapsamda, örgütün mahrem sorumlularının, sevk ve idaresi altındaki askeri personel ile deşifre olmayı engellemek maksadı ile irtibat kurma yollarından birisinin de; “Kamuya açık ve birbirinden bağımsız Market, Büfe, Kırtasiye, İddia Bayii ve Lokanta gibi işletmelerde bulunan ve ücret karşılığı kullanılan sabit (kontörlü/voip) hatlar ile Türk Telekom’a ait Ankesörlü telefon hatlar” olduğu, birim içerisinde sorumlu düzeyde bulunan örgüt mensuplarının, kendilerine bağlı askerlere ait telefon numaralarını, telefonlarına farklı isimler kullanarak veya not kâğıtlarına GSM numaraları üzerinde belirli değişiklikler yaparak kaydettikleri, iletişim kurmak istedikleri zamanlarda ise; kamuya açık ve birbirinden bağımsız Market/Büfe/Lokanta vb. işletmelerde kurulu bulunan kontörlü/voip (sabit) hatlar ile Türk Telekom’a ait Ankesörlü telefonları kullanmak suretiyle kendilerine bağlı askerleri aradıkları belirlenmiştir. Anılan kararlarda; FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün, Türk Silahlı Kuvvetleri bünyesine sızmış mensuplarının çok az kısmına kriptolu haberleşme programı Bylock, Eagle vb. gibi programlar yüklediği, geri kalan mensupları ile özellikle geçmiş yıllarda kullandıkları bir sistem olan büfe, market vb. benzeri yerlerdeki ücretli telefonlar veya kontörlü telefonlar ile haberleştikleri, örgütsel irtibatta asıl olan iletişim metodunun yüz yüze görüşme olduğu ve bir sonraki görüşmenin tarih ve yerinin bu esnada belirlendiği, bu mümkün olmaz ise tedbir anlamında her asker şahsın farklı ankesör ya da sabit hatlardan (market-büfe-bakkal vb.) aranmak (GEZEREK) suretiyle örgütsel iletişimin kurulduğu, arama işleminin genellikle tek taraflı ve kısa süreli olduğu, sadece sorumlu şahısların arama işlemini yaptığı (askeri şahıs tarafından karşı arama yapılmadığı, askeri personelin de çok sık olmamakla birlikte mahrem sorumlusuna ulaşmak istedikleri durumlarda aradığı), sorumlu şahıs tarafından aranan askeri personelin büyük kısmının rütbe/makam olarak genelde denk olduklarının tespit edildiği (Örneğin; aranan Astsubay ise ardışık aranan kişi de Astsubay, Subay ise ardışık aranan da Subay gibi), aynı şekilde kuvvetlerinde denk olduğu (Örneğin; aranan jandarma ise ardışık Jandarma, aranan KKK personeli ise ardışık KKK personelinin arandığı gibi), genel olarak her sivil yöneticinin sorumluluğunda birden fazla hücre bulunduğu ve hücrelerin 2-3 asker şahıstan (askeri öğrenci ve/veya muvazzaf personel) oluştuğu, bu asker şahısların da aynı Kuvvete mensup olup aynı rütbede bulundukları (istisnai olarak farklı rütbe ve/veya Kuvvetlere mensup asker şahıslardan bir hücre oluşabildiği, örneğin; sivil sorumlunun astsubaylardan oluşan grubunun yanında astsubaylıktan subaylığa geçen askeri personelle de ilgilenebileceği), tek ankesör ya da sabit hattan (market-büfe-bakkal vb.) farklı asker şahısların aranmasının; arka arkaya arama (ARDIŞIK ARAMA) şeklinde olması durumunda, aramanın örgütsel olduğu kanısını güçlendirdiği, ayrıca aynı ankesör/sabit(büfe-market vb.) hattan arka arkaya (ARDIŞIK) arama yapılmasının; mahrem sorumlu şahsın tedbirsizliği ve işin kolayına kaçmasından kaynaklandığı, daha çok gizliliğe uymayan MAHREM İMAMLAR tarafından yapıldığı, aramaların kısa olmasının nedeninin ise askeri personelin daha önceden yeri ve zamanı kararlaştırılan görüşmeye gelinmemesi gerektiği veya gelip gelemeyeceğinin teyit edilmesi ya da görüşmeye gelmeyen kişiye gelecek görüşme yer ve zamanının bildirilmesi veya daha önceden kararlaştırılan yer/tarihin değişmesinden dolayı yapılan aramalar olmasından kaynaklı olduğu, aramaların genellikle mesai saatleri dışında yapıldığı, sorumlu şahsın, askeri personeli aradıktan sonra tedbir amaçlı ilgisiz ve alakasız kişileri de ankesörle arayarak bu bütün içerisinde hedeflerin kaybolmasının amaçlandığı, genellikle on beş gün, ayda veya iki ayda bir kez iletişime geçilerek buluşmalar/toplantıların gerçekleştirildiği, bu görüşmede bir sonraki buluşma tarihinin kararlaştırıldığı, bir aksaklık olmadığı müddetçe yeniden bir aramaya ihtiyaç duyulmadığı, bazen mahrem sorumlu tarafından, sorumlu bulunan gruplarla ilgili grup içerisinde bulunan tek şahsın arandığı ve bu şahıstan gruptaki diğer şahsa veya şahıslara bilgi vermesini istediği, aramanın sadece büfe, lokanta, market vs. kontörlü arama yapılabilen yerler olmadığı, ayrıca ankesörlü telefonlar ile kontörü olmadığından bahisle rica yolu ile işyerlerinde mevcut sabit hattan da arama işlemi yapılabildiği, genel olarak Yüzbaşı ve üstü rütbedeki subaylarda, "birebir sorumluluk" esasının geçerli olmasından dolayı birden fazla asker şahsın oluşturduğu hücre sisteminin tercih edilmediği, mahrem yapı sorumlusunun kural olarak sorumlusu olduğu asker şahıs/şahıslarla aynı ilde ikamet ettiği ve aynı ildeki sabit hatlarla iletişim kurduğu, istisnai olarak sözde TSK Yapılanmasının bölge esaslı teşkilatlanması nedeniyle yakın ilde bulunan hatlarla da iletişim kurulabildiği, mahrem yapı sorumlusunun sorumlu olduğu örgüt mensubu asker şahısları aramasından sonra belirlenen buluşma yerinde aranılan hatların takılı bulunduğu cihazların götürülmemesi veya götürülse bile kapatılmasına yönelik tedbir uygulanmaya çalışıldığı, ancak istisnai durumların olabileceği, bu tedbirin ortak yer baz istasyonundan sinyal verilmesini ve/veya dinleme yapılmasını önleme amaçlı olduğu, daha önceden kararlaştırılan noktaya gelinmediği takdirde ya da mahrem imam il dışında ise ve periyodik zamanlarla bir araya geliniyorsa (2 haftada bir Cumartesi gibi) bir gün önce mahrem imamın arayarak çağrı bıraktığı, arama işlemi sonrasında gizlilik (son aradığı numaranın telefon hafızasında kalmasını önlemek) ve sözde tedbir amaçlı olarak ilgisiz rastgele numaraların çevrildiği, redial (geri arama) tuşu ile son aranan kişinin tespitinin önlenmeye çalışıldığı, sivil yönetici unsurun sorumlusu olduğu asker şahsın numarasının son iki rakamını kendi telefon rehberinde "10”, “100” veya “99" rakamına tamamlayacak şekilde kayıt etmesinin en fazla başvurulan tedbir yöntemlerinden biri olduğu, bu nedenle yanlışlıkla numaraların şifrelenmiş haliyle yapılan aramaların da gerçekleşebildiği, yapılanmada her yönetici sivil unsurun deşifre olmamak amacıyla kendi tedbir ve iletişim metodunu kendisinin belirlediği, (Bu metotlardan birisine örnek vermek gerekirse kısa süreli arama, cevapsız çağrı bırakma, aynı hattan parça parça kısa süreli arama vb.), mahrem yapı içerisindeki irtibatın ve şifreleme tekniğinin deşifre olmaması amacıyla çok sayıda şifreleme tekniğinin kullanıldığı tespitlerinde bulunulmuş ve günümüzde iletişim aracı olarak cep telefonlarının kullanılmasının hayatın olağan akışına uygun ve kabul edilen bir gerçek olmasına karşın, kamuya açık ve birbirinden bağımsız market, büfe, kırtasiye, lokanta vb. gibi sair işletmelerde kurulu bulunan, ücret karşılığı kullanılan sabit hat ve ankesörlü hatlar üzerinden asker şahıslarla GEZEREK ya da ARDIŞIK şeklinde yapılan aramaların; örgütün “gizlilik” ve “deşifre olmama” kuralına uygun olarak Askeri Mahrem Yapılanmasının irtibat kurma yöntemlerinden biri olup FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün MAHREM İMAMLARI tarafından örgütsel amaçlı, örgütsel haberleşmeyi sağlamak amacıyla gerçekleştirildiği, sonucuna varılmıştır. Öte yandan, FETÖ silahlı terör örgütünün TSK içerisindeki Mahrem Yapılanmasında faaliyet yürüten ve etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanan bazı kişilerin ankesör-sabit hat(büfe-market vb.) aramalarına ilişkin birtakım ifadelerde bulundukları görülmüştür: FETÖ silahlı terör örgütünün Kara Kuvvetlerindeki Mahrem Yapı içerisinde 2009-2014 yılları arasında askeri şahıslardan sorumlu öğretmen olarak faaliyet yürüten M.S.S. isimli şahsın Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının (Terör Suçları Soruşturma Bürosu) … sayılı soruşturma dosyasına istinaden verdiği 08/02/2018 tarihli ifadesi: “Buluşma esnasında bir sonraki buluşma zamanı belirlenirdi, ters bir şey olması durumunda bir sonraki hafta yine aynı gün ve aynı saate buluşma gerçekleşirdi. Bunların haricinde ben de ve bana bağlı olan Y. B. ve Ş. K. isimli kişilerde tuşlu telefon üzerinden görüşme yapılırdı.. Bir şahıs örgüt adına aranacaksa kontörlü telefonu bulunan büfe, market ve kuruyemişçilerden arama yapılmaktaydı, Ankesörlü numaralar kullanmıyorlardı. Diyarbakır da bulunduğum dönemde Diclekent bölgesinde carrefoursa market yakınında bulunan 3 adet bakkal ve büfeden sabit hatlardan arardık. Ankara ilinde ... Cadde üzerinde bulunan bir kuruyemişçiden, Çankaya civarında bulunan büfelerden arama yapardım.. Benim sorumlu olduğum askeri şahısların telefon numaralarını kendi cep telefonumun rehberine son dört rakamını 9999’a tamamlamak suretiyle kayıt yapmamızı bizle ilgilenen kişiler söylemişlerdi.. Kendi cep telefonlarımızdan kesinlikle arama yapmazdık. Asker şahıslara kendi cep telefon numaramızı, kendi ismimizi, işyerimizi, aile bilgilerimizi kesinlikle vermezdik, kullandığım kod ismi verirdik. İlgilendiğimiz asker şahıslar bizle tanıştırılırken kod adlarıyla tanıştırılırdı, ancak bizden sorumlu müdür ve müdür yardımcısı olan örgüt yöneticileri askerler gerçek isim ve konumlarını bize söylerlerdi” ,
FETÖ/PDY Terör Örgütü TSK Yapılanması içerisinde Müdür Yardımcısı olarak görev yapan M.B.'nin Tekirdağ Cumhuriyet Başsavcılığı Anayasal Düzene Karşı İşlenen Suçlar Soruşturma Bürosunun yürüttüğü Silahlı Kuvvetler Soruşturması kapsamında verdiği ifadesi: “…Cep telefonlarını son iki rakamlarını 99'a tamamlayacak şekilde kodlayıp kâğıda kaydederdik. “aramam gerektiğinde kendi cep telefonumdan asla aramazdım. çünkü bu şekilde irtibat kurmak yasaktı. Bu durumu kısmen akademide görev yaparken de biliyordum, tedbir olarak uyguluyorduk. Bana bağlı öğrencileri aramam gerektiğinde olabildiğince evime uzak büfelerden kontörlü telefonlardan arıyordum. sadece bir kişiyi arardım, birkaç kişiyi arayacağım zaman farklı büfeleri gezerdim, bu da uyulması gereken bir tedbirdi, aynı büfeden art arda askerlerin aranmış olması, o büfeden arayan öğretmenin tedbire uymadığını gösterir.. neticede hangi tedbirleri alacağımız bize öğretilirdi ama tüm tedbirlerin uygulanıp uygulanmadığı takibi pek mümkün değildi.” Toplantıya gelirken öğrencilerin arabayı mümkün olduğunca uzağa park etmesi gerekiyordu. Normalde cep telefonu da getirmemeleri gerekiyordu. Fakat benim öğrencilerim çoğunlukla doktor olduğu için acil hastaları olur diye getirenler tek tük çıkıyordu. Sorumlular kendi aralarında cep telefonu irtibatını başkası adına kayıtlı telefon hatlarıyla sağlarlardı. Bu telefon hatları ve mümkünse kullanıldığı cihaz ya imha edilirdi ya da sadece cihaz ikinci el olarak satılırdı. Ancak satma işine çok sıcak bakılmazdı. Genelde ucuz telefonlar imha edilirdi. Ben bu şekilde 5-6 civarında hat kullandım. Şuanda numaralarını hatırlamıyorum.”, Binbaşı olarak görev yapmış olan E.İ. isimli şahsın Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının (Terör Suçları Soruşturma Bürosu) … sayılı soruşturma dosyasına istinaden verdiği 15/01/2018 tarihli ifadesi: “Buluşmalar genellikle buluşma esnasında bir sonraki buluşma yeri ayarlanırdı. Örgüt yöneticilerinin verdiği talimat doğrultusunda deşifre olmamak ve gizli kalması için, buluşma gerçekleşmez ise, bizle irtibat kuran örgüt mensupları bizi genellikle ankesörlü telefonlardan veya büfelerden bulunan sabit hatlardan bizi ararlar, bizde aynı şekilde örgüt yöneticilerini arayacağımız zaman büfelerde bulunan sabit hatlardan veya ankesörlü hatlardan irtibat kurmamız söylenirdi. Örgüt yöneticilerinin vermiş oldukları sabit numaraları veya cep telefonu numaralarını ya ezberlerdik ya da bir kâğıda yazardık. Yazarken de numaraları baştaki GSM şirketinin sabit kalması şartı ile (örneğin 0530 sabit kalırdı) diğer numaraları bir arttırarak kâğıda yazardık, cep telefonumuza kesinlikle kayıt yapmazdık. Hts kayıtlarım incelendiğinde örgüt üyeleri görüştüğüm dönemde sabit numaralardan ve Ankesörlü hatlardan arandığım ve aradığım anlaşılacaktır” Örgütün mahrem sorumlularının, sevk ve idaresi altındaki askeri personel ile yukarıda aktarılan şekilde irtibat kurduğunun tespit edilmesinden sonra, Hakimler ve Savcılar Kurulu Teftiş Kurulu Başkanlığının 08/10/2019 tarihli yazısıyla Emniyet Genel Müdürlüğünden, haklarında FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisaklarının bulunup bulunmadığı konularında araştırma yapılan Hakim ve Cumhuriyet Savcıları hakkında FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün sözde imamlarıyla örgütsel faaliyetlerle ilgili olarak ankesörlü sabit hatlardan ya da büfe vb. yerlerde kurulu bulunan kontörlü telefon hatlarından iletişime geçip geçmedikleri yönünde çalışma yapılarak ayrıntılı raporun hazırlanması istenmiştir. Bu kapsamda, Emniyet Genel Müdürlüğünce hazırlanan 17/02/2020 tarihli analiz raporuna göre örgütün mahrem yapılanmasına mensup şahısların kendi sorumluluğundaki örgüt üyelerine talimatları iletmek amacıyla ankesör/büfe/sabit telefonları kullanarak yaptığı aramaların genel olarak çok kısa sürdüğü, yapacağı ikinci arama öncesi belli bir süre beklediği ya da o esnada arkasında telefon sırası bekleyen sıradan vatandaşa telefon kullanım hakkı verdiği, deşifre olmamak için yaptığı aramalar arasında da bu nedenle bilinçli olarak alakasız numaraların bulunduğu, bu ardışık aramaların ortalama 300 saniye sürdüğü belirtilmiş ve bir kısım hakim ve savcı hakkında bu belirlemelere istinaden ardışık, periyodik ya da tekil arama tespiti yapılmıştır. Yargı mensubu olarak görev yapmış olan bazı kişilerin etkin pişmanlık kapsamında verdikleri ifadeler de Hakim ve Cumhuriyet Savcılarının FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün sözde imamlarıyla örgütsel faaliyetlerle ilgili olarak ankesörlü sabit hatlardan ya da büfe vb. yerlerde kurulu bulunan kontörlü telefon hatlarından iletişime geçtiğinin ispatı niteliğindedir; Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan C.S. hakkında Konya Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 12/10/2019 tarihli sorgulama tutanağı: " ... Mürsel isimli örgüt abisi benim cep telefonu numaramı aldı. Ben kendisini görsem teşhis ederim. Bu kişinin gerçek ismini bilmiyorum. Bu kişinin bana sormuş olduğunuz M.K. olup olmadığını da bilmiyorum. Ben bu göreve atandıktan sonra artık işin ciddiyetinin farkına vardım. Bugüne kadar ne yaptığımı sorguladım. Hatta bu konuyu annemle de konuştum. Bir öz eleştiri yaparak bir daha bu örgütle görüşmeme kararı aldım. Mürsel isimli sivil imam beni sabit hatlardan ve cep telefonu hatlarından çok kez aradı. Kendisinin 2015 yılı Ocak ayındaki aramasına cevap verdim. Bana ısrarla benimle görüşmek istediğini söyledi. Ben kendisine Palu'da hakim olduğumu, görüşmek istemediğimi söyledim. Bana hükümet konağına geleceğim diyerek tabiri caizse aba altından sopa gösterdi. Ben de bunun üzerine kendisinin Palu'ya gelmesinin doğru olmayacağını düşündüğüm için Kovancılar ilçesine gel orada görüşelim dedim. Kovancılar ilçesinde yol kenarında bir yerde buluştuk. Malatya'dan geldiğini biliyorum. Bana Elazığ merkezde başka hakim savcılarla bir araya geldiklerini, benim de bu buluşmalara katılmamı söyledi. Ben kendisinin teklifini reddettim. Katılmayacağımı söyledim. Siyasi söylemlere başladı. Cumhurbaşkanını eleştirdi. Bu sürecin geçecegini ve kendilerinin galip gelecegini söyledi. Ben yine teklifini kabul etmedim ve oradan ayrıldık. Kendisi yine beni aramaya devam ediyordu. 2015 yılı Mayıs ayında Ankara'da ailemin yanında idim. Elazığ kodlu bir numara aradı. Ben de adliyeyle ilgili bir durumdan dolayı arandığımı düşünerek telefona cevap verdim. Arayan kişi Mürsel kod isimli kişiydi. Yine benden kendisi ile görüşmemi istedi. Ben yine kabul etmedim. Ne zaman Elazığ'a geleceğimi sordu ve görüşmeyi sonlandırdık. Bu görüşmeden sonra kendisi beni bir çok defa aradı. Ancak ben hiç birisine cevap vermedim. ..." Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan E.K.'ya ait Tokat Cumhuriyet Başsavcılığınca … numaralı soruşturma kapsamında düzenlenen 03/12/2017 tarihli şüpheli ifade tutanağı; "... Eşim mesleğe Kastamonu ilini kura çekerek 2013 yılında hakim olarak atandı, bende 3 ay sonra 2013 yılı Temmuz ayında Mersin İli Erdemli ilçesine hakim olarak atandım. Yapıda kalan arkadaşlarım atanma yerlerine göre gidecekleri yerde birbirleri ile irtibat kurabilmeleri amacıyla aynı bölgeye atanan kişilerin göreve başlamadan önce staj evlerinde topladılar. Bu evlere sivil şahıslar gelerek bizden irtibat numaramızı aldılar... Ayrıca gideceğimiz yerlerde bizimle önceden belirlenen grup sorumlularının görüşeceklerini bu kişilerin evlerine giderek program yapacağımızı bu nedenle telefon numaralarımızı bu kişilere vereceklerini, bu kişilerin de atandığımız yere vardığımızda bizi arayarak bizimle irtibata geçeceklerini söylediler. Toplantı sona erdi. Zaten bu sivil abiler yapı içerisinde BYLOCK kullanılmaya başlanıncaya kadar genelde grup sorumlularının geleceği zaman ankesörlü telefondan irtibat kuruyorlardı. Ben de bu şekilde Kastamonu ilinde iken ... KOD ADLI H.C. tarafından ankesörlü telefondan aranmıştım. Bu görüşme sonrasında ben 17 Temmuz'da yapılan 15. Dönem kurasında Mersin ili Erdemli ilçesine kura çektim ve burada Hakim olarak göreve başladım. Ben göreve başlamadan önce beni bir numara arayarak Tarsus Cumhuriyet Savcısı olan A.A. isimli şahıs olduğunu söyledi ve bana hitaben 'Erdemli'ye geldiğinde haberim olsun irtibata geçelim' şeklinde söyledi. Bende Erdemli'de bir ay kadar görev yaptım. Bu süre zarfında yapıya mensup kimseyle görüşmedim. ..."
ii.Ankesörlü/Sabit Hat telefon görüşmesi kaydının davacı yönünden değerlendirilmesi Davacının silahlı terör örgütüne üye olma suçundan yargılandığı Yargıtay ... Ceza Dairesinin (İlk Derece) … tarih ve E:…, K:… sayılı kararında, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından gönderilen davacıya ait telefonlara ilişkin (…, ..., …, …) ankesörlü/sabit telefonlarla irtibatları gösterir 13/09/2018 ve 25/09/2018 tarihli bilirkişi raporlarına göre; davacıya ait GSM hatları üzerinden, inceleme yapılan sabit/ankesörlü telefonların 18 tanesi ile 07/03/2011 - 16/10/2015 tarihleri arasında toplam 85 kez irtibat kurulduğu, mevcut aramaların gerek periyodik gerekse ardışık arama özelliği taşıdığı, 29/06/2013, 30/06/2013, 02/07/2013 tarihlerinde … numaradan davacının fiilen kullandığı … ve ... numaralı telefonların arandığı, aynı günlerde müsnet suçlardan haklarında soruşturma ve kovuşturma bulunan Yargıtay/Danıştay eski üyelerinden K.İ., D.M.C., M.A.D., H.T., Z.Y., H.S., Ç.Ş., M.S.D., R.B. ve S.Ç.'nin de birlikte veya bir kısmının ardışık olacak şekilde arandığı, … numaralı İ.Ç. adına Etlik/Ankara adresinde kayıtlı sabit hattan davacının kullandığı ... numaralı telefon ile 07/03/2011 - 03/12/2011 tarihleri arasında periyodik olacak şekilde sekiz aylık dönemde sırasıyla 07/03/2011, 01/06/2011, 28/06/2011, 04/07/2011, 03/12/2011 tarihlerinde olmak üzere toplam beş kez başarılı arama ve konuşma gerçekleştirildiği belirtilmiştir. Davacı tarafından; bu delil ile ilgili herhangi bir beyanda bulunulmamıştır. Netice itibarıyla, yukarıda yer verilen iletişime dair kayıtların incelenmesinden davacının örgütün örgütsel amaçlı haberleşme metotlarından olan “ankesörlü/sabit hatlardan aranma” gizli iletişim sistemine dahil olduğu sonucuna varılmıştır.
d) Dijitürk Üyeliğinin İptali Davacının silahlı terör örgütüne üye olma suçundan yargılandığı Yargıtay 9. Ceza Dairesinin (İlk Derece) 05/03/2019 tarih ve E:2017/90, K:2019/22 sayılı kararında, davacının 3071905 numaralı Digitürk aboneliğini örgüte müzahir STV grubuna ait kanalların anılan platformun yayın listesinden çıkarılmasını gerekçe göstererek iptal ettirdiği belirtilmiştir. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 11/02/2019 tarih ve E:2019.9.MD-312, K:2019/514 sayılı kararında Digitürk deliliyle ilişkin şu tespitlere yer verilmiştir: "FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne dair yurt genelinde yürütülen soruşturmalar, karara bağlanan davalar, bu süreçte elde edilen deliller ve açık kaynak bilgilerine göre; özellikle kamuoyunda 'MİT Tırları' ve '17-25 Aralık' adlarıyla anılan soruşturmalar akabinde, örgütsel yapılanmanın etkisini azaltmak maksadıyla alınan idari tedbirler kapsamında, örgütün en önemli propaganda ve algı aracı olup toplumsal mühendislik konusunda son derece önem verdiği yayın organlarına kısıtlamalar getirildiği, bu çerçevede örgüte müzahir oldukları değerlendirilen STV, Bugün TV. KanalTürk gibi kanalların 08.10.2015 tarihinde yayından çıkarttıkları, bunun sonucunda da örgütün sözde imamlarının ve yöneticilerinin telkin ve tavsiyeleriyle bazı örgüt üyelerinin bu süreçte dijital platformlarda devam eden üyeliklerini örgütsel tepki olarak sona erdirdikleri tespit edilmiştir." Yukarıda yer verilen kararda da yer verildiği üzere FETÖ'nün en önemli propaganda ve algı aracı olup toplumsal mühendislik konusunda son derece önem verdiği yayın organlarının çeşitli dijital yayın platformlarından çıkarılması üzerine örgütün yöneticilerinin telkin ve tavsiyeleriyle bazı örgüt üyelerinin bu süreçte dijital platformlarda devam eden üyeliklerini örgütsel tepki olarak sona erdirdikleri anlaşılmaktadır. Nitekim davacı hakkında yürütülen ve mahkumiyetle sonuçlanan ceza davasında, davacının söz konusu kanalların Digitürk Platformundan çıkarıldığı 08/10/2015 tarihinden beş gün sonra 13/10/2015 tarihinde Digitürk aboneliğini iptal ettirmesi ile ilgili olarak müşteri temsilcisi ile yaptığı görüşmenin ses kaydı getirtilerek çözümlemesi yapılmış ve davacının görevliye yönelik sarf ettiği sözlerden abonelik iptalinin örgütsel bir tavırla yapıldığı sonucuna varıldığı görülmüştür. Davacı tarafından; bu tespit ile ilgili herhangi bir beyanda bulunmamıştır. Bu kapsamda, davacının örgüte müzahir STV grubu kanalların Digitürk Platformundan çıkarıldığı tarihten beş gün sonra Digitürk aboneliğini sonlandırmasına ilişkin durumun, davacı hakkındaki yukarıda aktarılan diğer tespitlerle birlikte değerlendirildiğinde, davacının anılan örgütle iltisak ve irtibatına yönelik destekleyici bir unsur olduğu değerlendirilmiştir.
e) Unvanlı Görev Davalı idare, davacının FETÖ/PDY terör örgütünün yargıda etkin olduğu dönemde unvanlı bir göreve atanmasının davacının anılan terör örgütü ile irtibat ve iltisakına yönelik bir tespit olduğunu ileri sürmüştür. Kararımızın "FETÖ'ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler" başlıklı kısmında açıklandığı üzere, FETÖ/PDY tarafından bu örgütle iltisak ve irtibatı bulunan hâkim ve savcıların örgütün amaç ve stratejilerinin gerçekleştirilmesini sağlamak maksadıyla üst görevlere getirilmesi hedeflenmiş ve örgütün Adalet Bakanlığı ve HSK'da etkin olduğu dönemde örgüt yöneticilerinin yönlendirme ve telkinleriyle örgüt mensuplarının üst görevlere getirilmesi sağlanmıştır. Nitekim, yargı mensubu olarak görev yapmış ve 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilmiş olan R.A. isimli şahsın, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 04/11/2016 tarihli şüpheli ifade tutanağında yer alan, "...Ben Tatvan'dan sonra 2010 yılında Konya Ereğli'ye hakim olarak atandım. Burada göreve başladıktan sonra cemaat adına şuan soyadını hatırlayamadığım ve mesleğini bilmediğim İ. isimdeki bir şahıs cemaat adına benimle irtibata geçti ve ben burada maaşımdan cemaate gönderdiğim parayı bu şahsa verdim. Bu şahıs bana unvanlı görev talep etmemi tavsiye etti. Ben de onun yönlendirmesiyle hatırladığım kadarıyla 2012 yılının Kasım, Aralık ayları gibi Ankara ili Batıkent semtindeki cemaate bağlı şuan ismini hatırlayamadığım bir liseye gittim. Burada hakim olduğunu bildiğim ancak idari görevi hakkında bilgi sahibi olmadığımı E.D. isimli şahısla tanıştım. O, benim Ankara'ya neden geldiğimi zaten biliyordu. O, beni İ.O.'ya yönlendirdi. Ben, E.D.'nin HSYK'da görevli olduğunu daha sonra öğrendim. Ben, İ.O.'yu makamında ziyaret ettim. Burada kendisine unvanlı görev talep ettiğimi ilettim. O da benim talebimi not aldı ve daha sonra 2013 yılı yaz kararnamesi ile Tunceli Ağır Ceza Mahkemesi başkanı olarak atandım..." yönündeki ifadesi de yukarıda yer verilen tespitleri doğrulamaktadır. Davalı idare tarafından dosyaya sunulan davacıya ait hizmet belgesinin incelenmesinden, davacının Danıştay Tetkik Hakimi olarak görev yapmakta iken FETÖ/PDY terör örgütünün HSK'da etkin olduğu dönemde HSK Genel Kurulu'nun … tarih ve … sayılı kararı ile Danıştay üyesi olarak atandığı görülmüştür. Davacı tarafından; bu tespit ile ilgili herhangi bir beyanda bulunulmamıştır. Bununla birlikte, yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan A.H. isimli şahsın, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 04/11/2016 tarihli sorgulama tutanağında davacı ile ilgili olarak; "... Ben size Fetullah Gülen cemaat mensubu olan veya bu cemaat ile ilişkisi olan veya birlikte hareket ettiğini düşündüğüm Yargıtay ve Danıştay üyelerini belirtmek istiyorum. ... ...; yakın olarak tanımıyorum, ancak cemaat mensupları bu kişiyi seçtirmiştir. Kurulda görev yapan Fetullah Gülen cemaati mensubu üyeler de bu kişinin seçilmesini sağlamışlardır. ..." yönünde beyanlarda bulunduğu görülmüştür. Bu durumda, davacının FETÖ/PDY terör örgütünün HSK'da etkin olduğu dönemde Danıştay üyesi olarak atanmasının yukarıda yer verilen diğer tespitlerle birlikte değerlendirildiğinde anılan örgütle iltisak ve irtibatına yönelik destekleyici bir unsur olduğu sonucuna varılmıştır.
f) Davacının Örgüt Tarafından Organize Edilen Çamlıca/İSTANBUL Gezisine Katılması Davacının silahlı terör örgütüne üye olma suçundan yargılandığı Yargıtay ... Ceza Dairesinin (İlk Derece) … tarih ve E:…, K:… sayılı kararında; tanık sıfatıyla ifade veren Danıştay eski üyesi V.B.'nin gerek kendisi hakkında yürütülen dosyada gerekse tanık olarak dinlendiği birkısım yargılamalarda, moral motivasyonlarının yükseltilmesi, örgüte bağlılığın kuvvetlendirilmesi ve örgütün Türkiye'de ve Dünya'da nasıl örgütlendiğinin, büyüyüp güçlendiğinin anlatılması amacıyla, Türkçe Olimpiyatları öncesi Temmuz ayı içerisinde İstanbul Anadolu yakasında örgüt mensubu Danıştay üyelerinin katılımı ile 3-5 gün süren toplantılar düzenlendiğini, sivil kişiler tarafından sunumlar yapıldığını, son gün tüm grupların katılımı ile örgüt lideri Fetullah Gülen'in ülkeden ayrılmadan önce barındığı ve o haliyle muhafaza edilen İstanbul Altunizade/Çamlıca FEM Dershanelerinin üst katında bulunan odaların, toplantı salonları ve özel eşyalarının ziyaretinin gerçekleştirildiğini, grubun toplantılar sırasında iki ayrı yerde kaldığını, kendisinin de bulunduğu grubun yurt benzeri bir yerde kaldığını, birkısım katılımcıların da ayrı bir yerde villa gibi konutlarda kaldıklarını, intikallerin ve dönüşlerin toplu olarak yapılmadığını beyan ettiği ve hatırladığı birkısım katılımcıları saydığı toplantılarla ilgili olarak yapılan araştırmalar sonucunda organizasyonun, 20-25 Temmuz 2012 tarihleri arasında yapıldığının tespit edildiği belirtilmiş ve davacının da örgüt lideri Fethullah Gülen'in ülkeden ayrılmadan önce barındığı ve o haliyle muhafaza edilen İstanbul Altunizade/Çamlıca FEM Dershanelerinin üst katında bulunan odaların ziyaret edildiği toplantı ve geziye tanık V.B.'nin de içinde bulunduğu grupla birlikte katıldığı anlaşılmıştır.
Davacı tarafından; bu tespit ile ilgili herhangi bir beyanda bulunulmamıştır. Bu durumda, örgüt içi motivasyonu arttırmak amacıyla, son derece hassas gizlilik kuralları uygulanarak 2012 yılında gerçekleştirilen örgüt liderinin bir dönem kaldığı Çamlıca FEM Dersanesi ziyaretine davacının da katılmış olması hususu, davacının anılan örgütle iltisak ve irtibatına yönelik destekleyici bir unsur olarak değerlendirilmiştir.
6) Dava Konusu Kararın Temel Hak ve Özgürlükler Bağlamında Değerlendirilmesi Davacı, dava konusu karar ile bazı temel hak ve özgürlüklerinin ihlal edildiğini ileri sürmekle birlikte bu ihlal iddialarının özü davacının meslekten çıkarılmasına dayanmaktadır. Bu kapsamda, davacı hakkında tesis edilen meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine dair kararın, AİHS'in 8. ve Anayasa’nın 20. maddesinde yer alan "özel hayata saygı hakkı" çerçevesinde değerlendirilmesi gerekmektedir. Zira, AİHM tarafından dinamik bir şekilde yorumlanan ve sosyal hayattaki yansımaları kapsamında genişletilebilen "özel hayat" kavramı, eksiksiz bir tanım getirmenin mümkün olmadığı bir kavram olarak görülmekte, bu bağlamda bireylerin kişiliklerini geliştirmelerine ve mesleki yaşamlarına etki eden her durum özel hayata saygı hakkına dâhil edilmektedir. Nitekim AİHM, bireylerin genellikle iş ya da mesleki faaliyetleri sırasında dış dünya ile ilişkiler kurduklarını ve geliştirdiklerini belirterek ve bireyin iş hayatı ile özel hayatını birbirinden ayırmanın güçlüğünün altını çizerek, mesleki faaliyetlerin de özel hayata saygı hakkı kapsamında olduğunu belirtmiştir (Niemietz/Almanya, B. No: 13710/88, 16/12/1992, § 29). AİHM’e göre özel hayat, bir bireyin başka bireylerle, mesleki ve iş ilişkileri de dâhil olmak üzere, ilişki kurma ve geliştirme hakkını kapsamaktadır (C./Belçika, B. No: 21794/93, 07/08/1996, § 25). Dava konusu edilen karar, davacının meslek yaşamının sona ermesi sonucunu doğurmaktadır. Bu nedenle söz konusu kararlar özel hayata saygı hakkı üzerindeki sonuçları itibarıyla AİHS'in 8. ve Anayasa’nın 20. maddeleri ile güvence altına alınan özel hayata saygı hakkına yönelik bir müdahale oluşturmaktadır. AİHS'in 8. maddesinin ikinci fıkrasına göre özel hayata saygı hakkının kullanılmasına bir kamu makamının müdahalesi ancak "kanunla öngörülmüş olma", aynı maddede sayılan "meşru amaçlardan birini gerçekleştirmeye yönelik olma" ve "demokratik bir toplumda gerekli olma" ölçütlerini karşılama şartıyla mümkündür. Anayasa'nın 20. maddesinin 13. maddesi ile birlikte değerlendirilmesi sonucunda ise özel hayata saygı hakkına müdahale edilebilmesi için müdahalenin "şekli anlamda belirli ve öngörülebilir bir kanuni dayanağının bulunması", "anayasal meşru bir amaca ulaşmaya yönelik olması" ve "demokratik toplum düzeninin gerekleri ile ölçülülük ilkesine uygun olması" gerekmektedir. Dolayısıyla dava konusu kararla ortaya çıkan özel hayata saygı hakkına yönelik müdahalenin ihlal oluşturup oluşturmadığı hususunun, AİHS ve Anayasa bağlamında, kanunilik, meşru amaç ve demokratik bir toplumda gerekli olma ile ölçülülük ilkeleri doğrultusunda irdelenmesi gerekmektedir. Ayrıca, demokratik toplum düzenini tehdit eden olağanüstü hâlin varlığı hâlinde AİHS'in 8/2 ve Anayasa'nın 13. maddesinde bir temel hak ve özgürlüğe kamusal makamlar tarafından müdahale edilebilme şartlarını ortaya koyan güvencelere aykırı tedbirlerin alınması ya da bu güvencelerin daha düşük standartta sağlanabilmesi söz konusu olabilmektedir. Böyle bir durum gerçekleştiği takdirde AİHS'in 15. ve Anayasa'nın 15. maddeleri uygulanabilir hâle gelmektedir. AİHS'in 15. maddesinin birinci fıkrasında, savaş veya ulusun varlığını tehdit eden bir genel tehlike hâlinde sözleşmeci devletlerin durumun gerektirdiği ölçüde ve uluslararası hukuktan doğan başka yükümlülüklere ters düşmemek koşuluyla bu sözleşmede öngörülen yükümlülüklere aykırı tedbirler alabileceği belirtilmiş; ikinci fıkrasında ise bu hâllerde dahi AİHS'te öngörülen yükümlülüklere aykırı tedbirlerin alınamayacağı hak ve özgürlükler sayılmıştır. Bu doğrultuda Anayasa'nın 15. maddesinde de olağanüstü hâllerde, milletlerarası hukuktan doğan yükümlülükler ihlal edilmemek kaydıyla durumun gerektirdiği ölçüde temel hak ve hürriyetlerin kullanılmasının kısmen veya tamamen durdurulabileceği veya bunlar için Anayasa'da öngörülen güvencelere aykırı tedbirler alınabileceği belirtilmiştir. Anılan maddenin ikinci fıkrasında ise Anayasa'da öngörülen güvencelere aykırı tedbirlerin alınamayacağı hak ve özgürlükler sayılmıştır. Dava konusu karar, davalı idare tarafından, 667 sayılı KHK’nın 3. maddesi uyarınca tesis edilmiştir. Anılan KHK, 6749 sayılı Kanun'la TBMM tarafından değiştirilerek kabul edilmiş ve 29/10/2016 tarih ve 29872 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Sonuç olarak davacı hakkında dava konusu kararın tesis edildiği tarih itibarıyla bu kararlara dayanak KHK'nın yürürlükte olduğu ve öngörülen anayasal usul dâhilinde daha sonra kanunlaştığı görülmektedir. Bu nedenle özel hayata saygı hakkına müdahale niteliği taşıyan dava konusu karar, öngörülebilir ve belirli bir kanun hükmü uyarınca tesis edilmiş olup müdahale kanunilik şartını taşımaktadır. Zira dava konusu karara gerekçe olarak gösterilen irtibat ve iltisak kavramları yönünden Anayasa Mahkemesi tarafından 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında yapılan değerlendirmede, terör örgütleriyle irtibatlı ve iltisaklı olma durumu farklı şekillerde ortaya çıkabileceğinden bunların kanun koyucu tarafından önceden belirlenmesi ve kanunda tek tek sayılması zorunluluğundan söz edilemeyeceği ifade edilmiştir. Anayasa Mahkemesine göre irtibat ve iltisak kavramları genel kavram niteliğinde olmakla birlikte, bu kavramların belirsiz ve öngörülemez nitelikte olduğunu söylemek mümkün olmadığından, hukuki nitelikleri ve objektif anlamları yargı içtihatlarıyla belirlenebilecektir. AİHS'in 8. maddesinin ikinci fıkrasında özel hayata saygı hakkının kullanılmasına ulusal güvenlik ve kamu güvenliğinin sağlanması amacıyla müdahale edilebileceği öngörülmüştür. Anayasa'nın 20. maddesinin birinci fıkrasında ise özel bir sınırlama nedeni öngörülmemiştir. Bununla birlikte Anayasa Mahkemesinin kararlarına göre özel sınırlama nedeni öngörülmemiş olan hakların dahi hakkın doğasından kaynaklanan bazı sınırları bulunmaktadır. Ayrıca Anayasa'nın diğer maddelerinde yer alan kurallara dayanılarak da bu hakların sınırlanması mümkün olabilmektedir. Anayasa'nın 5. maddesinde Türk Milletinin bağımsızlığını ve bütünlüğünü, ülkenin bölünmezliğini, Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak Devletin temel amaç ve görevleri arasında sayılmıştır (AYM, E.2014/87, K.2015/112, 08/12/2015, § 7; Sevim Akat Eşki, B. No: 2013/2187, 19/12/2013, § 33). Dava konusu karar, FETÖ ile üyelik, mensubiyet, iltisak veya irtibatı bulunan ilgililer hakkında ülkenin içinde bulunduğu tehdit ve kamu düzeninin bozulması ihtimali doğduğundan ivedi şekilde karar alma zorunluluğu nedeniyle ve millî güvenliğin, kamu düzeninin ve başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması amacıyla tesis edilmiştir. Bu nedenle FETÖ ile iltisak ve irtibatı olan ve dava konusu kararın tesis edildiği tarih itibarıyla kamu gücünün güçlü bir tezahürü niteliğinde yargı yetkisi kullanan davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilmesi suretiyle özel hayata saygı hakkına yapılan müdahale meşru bir amaca dayanmaktadır. Dava konusu karar ile davacının özel hayata saygı hakkına yapılan müdahale, zorlayıcı bir toplumsal gereksinim olarak ortaya çıkmıştır. Nitekim 15 Temmuz 2016 gecesi yaşanan darbe teşebbüsü nedeniyle “ulusun varlığını tehdit eden genel bir tehlike”nin bulunduğu açıktır (Alparslan Altan/Türkiye, B. No: 12778/17, 16/04/2019, §§ 71-75). Bu tehlike, ulusun ve Devlet teşkilatının varlığı için tehdit teşkil eden, kamu düzenini etkileyen, olağandışı bir kriz niteliğindedir. Bununla birlikte darbe teşebbüsünün faili olan FETÖ'nün, yukarıda belirtildiği üzere atipik ve kendine özgü niteliği göz önüne alındığında, bu tehlikeye karşı alınan ve davacının yargı yetkisini kullanmasına son veren dava konusu tedbirin de yaşanan özellikli durumun ortaya çıkardığı zorunluluktan ve bu durumun faili olan örgütün Devleti ele geçirmeyi amaç edinen niteliğinden kaynaklandığı anlaşılmaktadır. Bu nedenle anılan olağanüstü koşullar altında ve olağan demokratik düzene geri dönebilmek amacıyla söz konusu terör örgütü ile iltisak ve irtibatı bulunan davacının yargı yetkisini kullanmasına son veren tedbirin demokratik bir toplumda gereklilik arz ettiği açıktır. Türkiye Cumhuriyeti tarafından 23/07/2016 tarihinde Avrupa Konseyi Genel Sekreterliği ve Birleşmiş Milletler Genel Sekreterliğine, Türkiye’de 21/07/2016 tarihinde olağanüstü hâlin yürürlüğe girmesiyle birlikte AİHS’in 15. maddesinde öngörüldüğü şekliyle Sözleşme’den doğan yükümlülükler bağlamında daha az güvence sağlanabileceği kaydıyla derogasyon bildiriminde bulunularak milletlerarası hukuktan doğan yükümlülük yerine getirilmiştir. AİHS'in 15. maddesi ile uygulama alanı bulan, "ulusun varlığını tehdit eden genel bir tehlikenin varlığı" hâlinde söz konusu tehlikeyi bertaraf etmek için ne yapmak gerektiğini takdir ve tayin etmek ulusun yaşamından sorumlu devlete aittir. İçinde bulunulan durumun kendine mahsus özellikleri nedeniyle bu özellikli durumu değerlendirmek hususunda, söz konusu tehlikeyi bertaraf edecek devletin, uygulayacağı tedbirler bakımından, olağan dönemdekinden çok daha geniş bir takdir marjına sahip olduğunu kabul etmek gerekmektedir (İrlanda/İngiltere [GK] B. No: 5310/71, 18/1/1978, § 207). Dava konusu kararın müdahalede bulunduğu özel hayata saygı hakkının AİHS'in 15. maddesinin ikinci fıkrası ile Anayasa'nın 15. maddesinin ikinci fıkrasında yer verilen ve olağanüstü hâllerde dahi AİHS ve Anayasa'da öngörülen güvencelere aykırı tedbirler alınamayacağı belirtilen haklardan olmadığı açıktır. Bu durumda, demokratik kurumlara ve demokratik toplum düzeninin bizatihi kendisine karşı yapılan darbe teşebbüsü sonrasında, bahse konu teşebbüsün faili olan FETÖ ile iltisak ve irtibatı olduğu gerekçesiyle hakkında tesis edilen dava konusu karar ile yargı mensubu olarak görev yapması nedeniyle üstün kamu gücü ayrıcalığına sahip olan davacının, meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilmesi suretiyle özel hayatına saygı hakkına yapılan müdahalenin, AİHS ve Anayasa anlamında durumun gerektirdiği ölçüde bir tedbir olduğu anlaşılmıştır.
7) Sonuç olarak Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile yukarıda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği anlaşıldığından dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmemiştir. Dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmediğinden davacının bu karar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine ve özlük haklarının iadesine karar verilmesine yönelik isteminin de reddi gerekmektedir.
D) KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararına karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine dair aynı Kurulun ... tarih ve ... sayılı kararının iptali istemi yönünden DAVANIN REDDİNE, 2. Davacının bu karar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine ve özlük haklarının iadesine karar verilmesine yönelik istemi yönünden DAVANIN REDDİNE, 3. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam … TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, 4. Davacı tarafından fazladan yatırılan … TL harcın istemi halinde davacıya iadesine, 5. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine, 6. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen … TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine, 7. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 23/11/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Bu kararı dosyanızda kullanın
Hukuk Asistan ile Danıştay, Danıştay ve emsal kararlarında gelişmiş arama yapın; kararları dosyalarınıza ekleyin, UYAP ve UETS entegrasyonuyla işlerinizi tek yerden yönetin.
İnternet sitemizde gizliliğinizi koruyabilmek ve size daha iyi bir deneyim sunmak için sınırlı sayıda çerezler yer alır. Kullandığımız çerezler hakkında daha fazla bilgi edinmek için Çerez Politikamıza bakın.