4. Daire 2024/954 E. 2024/2002 K. — Danıştay Kararı :: Hukuk Asistan
Danıştay Kararı

4. Daire 2024/954 E. 2024/2002 K. — Danıştay Kararı

4. Daire 2024/954 Esas 2024/2002 Karar 21.03.2024
Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2024/954 E.,  2024/2002 K.

T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2024/954
Karar No : 2024/2002

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ...
VEKİLİ : Av. ...

KARŞI TARAF (DAVALI) : 1- ... Bakanlığı
VEKİLİ : Av. ...
2- ... Başkanlığı
VEKİLİ : Av. ...

İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:..., Temyiz No:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: İzmir ili, Bayraklı ilçesi, ... Mahallesi, ... Sokak, No:... adresinde bulunan taşınmazın, İzmir ilinde 30/10/2020 tarihinde meydana gelen depremde yıkılmasının akabinde, 6306 sayılı Kanun'un 6/A maddesi uyarınca yapılan uygulama sonucunda, yeniden inşa edilen yapıda, metrekare, kat, yer, konum, cephenin farklı olduğu ve standartların altında kalitesiz malzeme kullanıldığı, şerefiye ile güncel piyasa değeri farkının bulunduğundan bahisle, 10,00-TL ve imar plan değişikliği sonucunda emsal kat artışından faydalanılamadığından bahisle 10,00-TL olmak üzere, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik toplam 20,00-TL tazminat istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; davacının talebinin taşınmazının depremde yıkılmasında idarelerin denetim ve yaptırım yetkilerinin kullanılmamasından doğan kayıplarına ilişkin olmadığı, deprem sonrasında tahsis edilen konutlar ile eski konutu arasındaki farka dayandığı, ancak meydana gelen olayın bir doğal afet olduğu dikkate alındığında, deprem sebebiyle inşa edilen konutların Anayasa'nın sosyal devlet ilkesi ile 7269 sayılı Kanun'dan kaynaklanan acil barınma ihtiyacının giderilmesine yönelik olduğu ve bu kapsamda depreme dayanıklı konutların inşası aşamasında eski konutlar ile yeni verilen/verilecek konutlar arasında birtakım farklılıklar olmasının doğal olduğu, konutların tahsis yönteminin kura suretiyle belirlendiği gözetildiğinde, tüm afetzedelere eski konutları ile aynı konum, cephe, metrekareye sahip yeni konut verilmesinin mümkün olmadığı, bu durumun kura işleminin doğal sonucu olduğu, bu sebeple idareye kusur sorumluluğu yüklenemeyeceği, dolayısıyla davacının tazmini gereken bir zararının olmadığı; öte yandan, davalı idarelerin afet öncesinde ya da afetin gerçekleşmesinden sonra imar planları ile ilgili görev ve yetkilerinin bulunduğu, depremden sonra yıkılan binalar sebebiyle yeni planlara ihtiyaç duyulmasının olağan olduğu, bu planlarda taşınmazın somut özellikleri, çekme mesafeleri, yeşil alan, sosyal donatı ihtiyaçları gibi sebeplerle birbirinden farklı yapılaşma koşulları belirlenebileceği gibi, bazı parsellerin de birlikte yapılaşmasının öngörülebileceği, yine bu kapsamda oluşabilecek herhangi bir yeni bir afette olası can kayıplarının önlenmesi amacıyla bir takım kısıtlamalar getirilebileceği, bu hususların idarenin takdir yetkisi kapsamında olduğu ve idareye kusur sorumluluğu yüklemeyeceği, somut olayda idarenin kusursuz olarak sorumlu tutulabilmesine ilişkin herhangi bir hususun olmadığı, bu nedenle emsal artışından yararlanılamaması nedeniyle uğranıldığı ileri sürülen zarara ilişkin idarenin hizmet kusurunun bulunmadığı anlaşıldığından; davacının tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle, davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Bölge İdare Mahkemesince, istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine kesin olarak karar verilmiş; söz konusu kararın davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine, ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:..., Temyiz No:... sayılı kararı ile, 2577 sayılı Kanun'un 48. maddesinin altıncı fıkrası uyarınca temyiz isteminin reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : 2577 sayılı Kanun'un 16. maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca, tam yargı davalarında dava dilekçesinde belirtilen miktarın süre ve usul kuralları gözetilmeksizin nihai karar verilinceye kadar, harcı ödenmek suretiyle bir defaya mahsus olmak üzere artırılabilme imkanı getirildiği, davacının dava açarken talep ettiği tazminat miktarının tam olarak kestirilememesi nedeniyle, yargılama sürecinde tespit edilecek gerçek zarar miktarının ortaya çıkacağı, Mahkeme tarafından zararın bulunup bulunmadığı ve gerçek zarar tutarının ne kadar olduğuna ilişkin tespit yapılmadığı ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI : 1- Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından; temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.
2- Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı tarafından; cevap verilmemiştir.

TETKİK HÂKİMİ : ...
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE :
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz isteminin reddine,
2. Temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:..., Temyiz No:... sayılı kararının ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
4. Davacının adli yardım isteminin kabulü sebebiyle, temyiz aşamasında tahsil edilmeyen ... TL temyiz başvuru harcı, ... TL temyiz karar harcı ile ... TL posta giderinin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 339. maddesinin 1. fıkrası uyarınca davacıdan tahsili için Mahkemesince ilgili merciine müzekkere yazılmasına,
5. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de İdare Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın İdare Mahkemesine gönderilmesine, 21/03/2024 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.

Bu kararı dosyanızda kullanın

Hukuk Asistan ile Danıştay, Danıştay ve emsal kararlarında gelişmiş arama yapın; kararları dosyalarınıza ekleyin, UYAP ve UETS entegrasyonuyla işlerinizi tek yerden yönetin.

Bize yazın