4. Daire 2024/3159 E. 2024/5552 K. — Danıştay Kararı :: Hukuk Asistan
Danıştay Kararı

4. Daire 2024/3159 E. 2024/5552 K. — Danıştay Kararı

4. Daire 2024/3159 Esas 2024/5552 Karar 10.10.2024
Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2024/3159 E.,  2024/5552 K.

T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2024/3159
Karar No : 2024/5552

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ...
VEKİLİ : Av. ...

KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Valiliği
VEKİLİ : Av. ...

MÜDAHİL (DAVALI YANINDA) : ... Genel Müdürlüğü
VEKİLİ : Av. ...

İSTEMİN KONUSU : ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Manisa İli, Şehzadeler İlçesi, ... Mahallesi, S:... Nolu IV. Grup ruhsatlı alanda davacı tarafından yapılması planlanan kuvars ocağı projesi ile ilgili olarak Devlet Su İşleri 2. Bölge Müdürlüğünün ... sayılı olumsuz görüş yazısı doğrultusunda çevresel etki değerlendirmesi sürecinin sonlandırılmasına dair Manisa Valiliği Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğünün bila tarih ve ... sayılı işleminin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: İdare Mahkemesince verilen kararda; yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen ve Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda özetle; dava konusu alanın jeolojik biriminin Neojen Yaşlı Vişneli Formasyonu değil Kuvaterner Yaşlı Alüvyon olduğu, proje sahasının ocak alanının Hacıhaliller Mahallesinin 680 m batısında yer aldığı, proje sahasının Gediz Nehrine yaklaşık 400 m uzaklıkta olduğu, ruhsat sahasının içerisinde ve proje alanı sınırında hem açık kanal şeklinde sekonder sulama kanalının hem de çok sayıda kanalet hattının bulunduğu, Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü Y5 sekonder sulama kanalının maden ocak alanına yaklaşık 50 m uzaklıkta olduğu, ocak alanı arazisinin aktif mera alanı olarak kullanılmakta olduğu, alanın Büyük Ova Koruma Alanı olarak belirlenen Manisa Ovasında yer aldığı, faaliyet alanının verimliliği yüksek sulu tarım arazilerinin içinde yer aldığı, ruhsat sahasının bulunduğu alanın ve çevresinin neredeyse tamamının Devlet tarafından sulama yatırımları yapılmış sulanabilen mutlak tarım arazisi vasfında olduğu, alan içerisinde yoğun olarak bağcılık (üzüm bahçeleri) ile zeytincilik ve sulu koşullarda yıl içerisinde birden fazla üretim yapılabilen tarla tarımının gerçekleştirilmekte olduğu, işletme alanı ve ruhsat alanı arazisinin Tarım ve Orman Bakanlığı verilerine ve keşif esnasındaki gözlemlere göre I. sınıf Arazi Kullanma Kabiliyet (AKK) sınıfı içerisinde değerlendirilen arazi vasfında olduğu, arazilerin ''Sulu Mutlak Tarım Arazileri'' ve ''Dikili Tarım Arazileri'' sınıfında yer aldığı hususlarının saptandığı, buna göre planlanan proje için hazırlanan proje tanıtım dosyasında değinilen jeolojik özelliklerin bölgesel düzeyde olduğu ve dava konusu sahanın özelliklerini yansıtmadığı, proje tanıtım dosyasında alanın jeolojik ve hidrojeolojik özellikleriyle ilgili açıklamaların çok yetersiz olduğu, projenin faaliyete geçirilmesi halinde yüzey topoğrafyasının değiştirileceği, faaliyetin yeraltı sularına ve yüzey sularına zarar verme potansiyelinin bulunduğu, dava konusu bölgeyle ilgili yüzeysel suların, mevcut su yapılarının ve saha drenajının değerlendirilmediği, alanda topoğrafik yapının bozulmasıyla etkilenecek akış dengesi, çalışma alanı drenajının nasıl sağlanacağı ve özellikle Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü Y5 sekonder sulama kanalına etkisi ve ruhsat alanı içindeki aktif sulama yapılarının varlığı konularında gerekli değerlendirme ve alınacak önlemlerle ilgili bilgilendirme olmadığı, davaya konu alana 3 km mesafede zeytinliklerin bulunduğu, yapılacak açık ocak madencilik faaliyetinin toz oluşumuna sebebiyet vereceği, bu nedenle proje alanının seçimi açısından 3573 sayılı Kanunun 20. maddesinin dikkate alınması gerektiği, Büyük Ova Koruma alanı sınırlarında kalan proje alanında yer alan sulu mutlak tarım arazilerinin ve dikili tarım arazilerinin 5403 sayılı Kanun gereğince tarımsal üretim amacı dışında kullanılamayacağı, alan içerisinde meranın da bulunması nedeniyle 4342 sayılı Mera Kanuna göre korunması gereken alanlar içerisinde bulunduğu, söz konusu madencilik faaliyetinin gerçekleştirileceği sahanın özellikleri göz önünde bulundurulduğunda, alanda kuvars ocağı işletilmesinin uygun olmadığı, proje tanıtım dosyasında iki farklı bölümde yıllık üretim miktarının birbirinden farklı belirtilmesinin hesaplamalarda yanıltıcı sonuçlar ortaya çıkartacağı, proje tanıtım dosyasındaki hesaplamaların Sanayi Kaynaklı Hava Kirliliğinin Kontrolü Yönetmeliği hükümlerine aykırılık içerdiği, söz konusu madencilik faaliyetinin çevrenin, yüzey ve yüzey altı su kaynaklarının kirlenmesine ve su kalitesinin düşmesine neden olacağı, ayrıca ekosistemin dengesini bozarak toprağın ve çevrenin biyolojik çeşitliliğini, tarım ve hayvancılık faaliyetlerini olumsuz etkileyeceği belirtildiğinden, bütün bu hususlar dikkate alındığında, davacı tarafından yapılması planlanan ''Kuvars Ocağı'' projesine ait ÇED sürecinin sonlandırılmasında hukuka aykırılık bulunmadığı belirtilerek, davanın reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından; dava konusu işleme esas alınan Devlet Su İşleri Bölge Müdürlüğü tarafından verilen görüşün mevzuatta belirtilen süre içerisinde verilmediği, Devlet Su İşleri Bölge Müdürlüğü tarafından verilen görüş hukuka aykırı olmakla birlikte, diğer kurumlar tarafından ise projenin çevreye olumsuz etkisinden söz edilmediği iddia edilerek, temyize konu kararın bozulması gerektiği ileri sürülmüştür.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare ve davalı yanında müdahil tarafından temyiz dilekçesine cevap verilmemiştir.

TETKİK HÂKİMİ : ...
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE :
İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz isteminin reddine,
2. Temyize konu ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
4. Dosyanın anılan İdare Mahkemesine gönderilmesine,
5. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20/A-2-(i) maddesi uyarınca, kesin olarak, 10/10/2024 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Bu kararı dosyanızda kullanın

Hukuk Asistan ile Danıştay, Danıştay ve emsal kararlarında gelişmiş arama yapın; kararları dosyalarınıza ekleyin, UYAP ve UETS entegrasyonuyla işlerinizi tek yerden yönetin.

Bize yazın