4. Daire 2023/11955 E. 2023/6320 K. — Danıştay Kararı :: Hukuk Asistan
Danıştay Kararı

4. Daire 2023/11955 E. 2023/6320 K. — Danıştay Kararı

4. Daire 2023/11955 Esas 2023/6320 Karar 16.11.2023
Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2023/11955 E.,  2023/6320 K.

T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2023/11955
Karar No : 2023/6320

TEMYİZ EDENLER :
1-(DAVALI) … Bakanlığı
VEKİLİ: Av. …

2-MÜDAHİL (DAVALI YANINDA) … İnşaat ve Eğitim Hizmetleri A.Ş.
VEKİLİ: Av. …

KARŞI TARAF (DAVACI): … Derneği
VEKİLİ: Av. …

MÜDAHİL (DAVACI YANINDA): … Büyükşehir Belediye Başkanlığı
VEKİLİ: Av. …

İSTEMİN KONUSU: ... İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: Muğla İli, Milas İlçesi, … Köyü Mevkiinde, … İnşaat Eğitim Hizmetleri Anonim Şirketi tarafından yapılması planlanan "Turizm Kenti" projesi ile ilgili olarak, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından verilen … tarihli, … sayılı ''Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) Olumlu'' kararının iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: İdare Mahkemesince verilen kararda; dava dosyasındaki bilgi ve belgeler ile mahallinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen bilirkişi raporunun birlikte değerlendirilmesinden,Tuzla Gölünün inceleme alanındaki yeraltı ve yerüstü suları ile deniz suyunun karışmasından meydana geldiği ve tatlı su tuzlu su dengesinin bölgedeki bitki çeşitliliği açısından hayati önem taşıdığı, bu nedenle deniz suyu ile karışarak bölgedeki tatlı su tuzlu su dengesinin oluşmasını sağlayan yeraltı ve yerüstü tatlı su kaynaklarına müdahale edilmemesi gerektiği, ancak ÇED Raporunda bölgede bulunan iki adet dere yatağına müdahale edilmeyeceği taahhüt edilmiş olmasına rağmen proje sahası sınırları içinde bir su tutma yapısı ve tabanı geçirimsiz membran ile kaplı göletler yapılmak suretiyle dere yatağına müdahale edilmiş olduğu dolayısıyla tatlı suyun deniz suyu ile karışarak Tuzla Gölünün doğal yapısını oluşturmasının engellendiği, bunun bölgedeki tarımın, bitki örtüsünün ve devamlılığı bölgedeki bitki çeşitliliğine bağlı sektörlerin zarar görmesine yol açacağı, bahse konu su tutma yapısı ve göletlerle ilgili olarak Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünden görüş alınmadığı ve göletlere ilişkin proje ve imalat metotları hususuna ÇED Raporunda yer verilmediği, tescil fişlerinde yer alan tespitler ile Arkeolog bilirkişi tarafından sit alanına ilişkin olarak yapılan tespitlerin kaçak kazılar sonucunda tahrip edilen ve toprak üzerinde belirlenen sınırlı sayıdaki verilerden oluştuğu göz önüne alındığında, sit alanlarının ve içerisinde yer alabilecek kültür varlıklarının tahribatının önlenmesi için detaylı bir araştırmanın yapılması, verilecek izinlerin ve görüş yazılarının buna göre tesis edilmesi gerektiği, bilirkişi tarafından ileri sürülen hususların doğruluğunu ya da yanlışlığını ortaya koyacak teknik incelemenin ilgili idarece yapılması, ÇED Raporundaki taahhütlerin bu incelemeden sonra revize edilmesi gerektiği, ortaya çıkabilecek yeni veriler ışında sit dereceleri değişebileceği gibi tescilsiz olarak bırakılan bazı alanların sit statüsü kazanabileceği de dikkate alındığında bu hususları barındırmayan Nihai ÇED Raporunun eksiklikler barındırdığı, kullanma suyu elde etmek amacıyla deniz suyunun arıtılması sırasında ters osmoz sonucunda oluşan yoğun tuzlu su konsantrasyonu ile membranların kimyasal yıkanmasından kaynaklanacak atığın nasıl bertaraf edileceğinin ve hangi noktadan alıcı ortama verileceğinin ÇED Raporunda belirtilmemiş olduğu gerekçeleriyle dava konusu çevresel etki değerlendirmesi olumlu kararında hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENLARİN İDDİALARI: 1-Davalı idare tarafından, Mahkemece karara esas alınabilecek nitelikte ve yeterlilikte olmayan bilirkişi raporuna dayanılarak dava konusu işlemin iptaline karar verildiği, dava konusu işlemin mevzuata uygun tesis edildiği ileri sürülmektedir.
2-Müdahil (davalı yanında) tarafından, hükme esas alınan bilirkişi raporunda Mahkemece aydınlatılması istenilen hususların dikkate alınmadığı, somut tespitlere değil, soyut ve genel geçer ifadelere dayanılarak görüş bildirildiği, bilirkişiler arasında uyum olmadığı, bilirkişi tespitleri arasında çelişkiler mevcut olduğu, bilirkişilerin kendi uzmanlık alanları dışındaki hususlarda görüş beyan ettikleri dolayısıyla bilirkişi raporunun Mahkeme kararına esas alınacak nitelik ve yeterlilikte olmadığı ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Davacı ve müdahil (davacı yanında) tarafından, temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.

TETKİK HÂKİMİ: …
DÜŞÜNCESİ: Dairemizin 28/09/2023 tarih ve E:2023/11955 sayılı ara kararına davalı idarece verilen … tarih ve … sayılı cevap dilekçesinden, dava konusu ''Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) Olumlu'' kararının ilişkin olduğu "Turizm Kenti" projesiyle ilgili olarak davalı idarenin 2009/7 sayılı Genelgesi kapsamında … tarih ve … sayılı yeni bir ''Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) Olumlu'' kararının verilmiş olduğu anlaşılmakta ise de anılan karar tesis edilirken işbu dava konusu … tarihli, … sayılı ''Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) Olumlu'' kararının davalı idare tarafından geri alınmamış olması karşısında dava konusu işlemin hukuken geçerliliğini koruduğu sonucuna varıldığından uyuşmazlığın esasının incelenmesi gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
Muğla İli, Milas İlçesi, … Köyü Mevkiinde, … İnşaat Eğitim Hizmetleri Anonim Şirketi tarafından yapılması planlanan "Turizm Kenti" projesi ile ilgili olarak, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından … tarihli, … sayılı ''Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) Olumlu'' kararı verilmiştir.
Bunun üzerine bakılan dava açılmış, Mahkemece dava konusu işlemin iptali yolunda verilen karar üzerine, henüz yargılama devam ederken, dava konusu proje davalı idarenin 2009/7 sayılı Genelgesi uyarınca revize edilerek davalı idareye sunulmuş ve revize proje ile ilgili olarak, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığınca … tarih ve … sayılı yeni bir ''Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) Olumlu'' kararı verilmiştir.

İLGİLİ MEVZUAT:
2872 sayılı Çevre Kanununun 10. maddesinde; "Gerçekleştirmeyi plânladıkları faaliyetleri sonucu çevre sorunlarına yol açabilecek kurum, kuruluş ve işletmeler, Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu veya proje tanıtım dosyası hazırlamakla yükümlüdürler. Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu Kararı veya Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir Kararı alınmadıkça bu projelerle ilgili onay, izin, teşvik, yapı ve kullanım ruhsatı verilemez; proje için yatırıma başlanamaz ve ihale edilemez..." hükmüne yer verilmiştir.
25/11/2014 tarih ve 29186 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren ve dava konusu işlem tarihinde yürürlükte bulunan Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliğinin 4. maddesinde; ''Çevresel etki değerlendirmesi olumlu kararı: Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu hakkında Komisyon tarafından yapılan değerlendirmeler dikkate alınarak, projenin çevre üzerindeki muhtemel olumsuz etkilerinin, alınacak önlemler sonucu ilgili mevzuat ve bilimsel esaslara göre kabul edilebilir düzeylerde olduğunun belirlenmesi üzerine projenin gerçekleşmesinde çevre açısından sakınca görülmediğini belirten Bakanlık kararı olarak tanımlanmış, 7. maddesinde; "(1) Bu Yönetmeliğin; a) Ek-1 listesinde yer alan projelere, b) "ÇED Gereklidir" kararı verilen projelere, c) Kapsam dışı değerlendirilen projelere ilişkin kapasite artırımı ve/veya genişletilmesinin planlanması halinde, mevcut proje kapasitesi ve kapasite artışları toplamı ile birlikte projenin yeni kapasitesi ek-1 listesinde belirtilen eşik değer veya üzerinde olan projelere, ÇED Raporu hazırlanması zorunludur." kuralına yer verilmiştir.
13/02/2009 tarih ve 2009/7 sayılı "ÇED Yönetmeliği Uygulamaları" konulu Çevre ve Orman Bakanlığı Çevresel Etki Değerlendirmesi ve Planlama Genel Müdürlüğü Genelgesinde; "...Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu Kararları hakkındaki yürütmenin durdurulması/iptal kararları, hakkında ÇED Olumlu Kararı verilen ÇED Raporunun bir ya da birkaç bölümüne ilişkin ise ve yürütmenin durdurulması/iptal kararı, ÇED Raporunun diğer bölümlerini olumsuz yönde etkilemiyor, yani Kararın tümünün yeniden ele alınıp değerlendirilmesini gerektirmiyorsa, ÇED Raporunun hazırlanmasına ilişkin tüm sürecin en baştan tekrarlanmasına gerek bulunmamaktadır.
Böyle bir durumda uygulamanın 'yürütmenin durdurulması/iptal kararının gerekçesi dikkate alınarak, sadece eksik veya yetersiz görülen kısımların yeniden düzenlenerek hazırlandığı ÇED Raporunun Bakanlığa sunulmasını müteakip, Bakanlıkça bir toplantı tarihi belirlenerek, İnceleme ve Değerlendirme Komisyonu tekrar toplanır ve komisyonca değerlendirilir. Yapılan düzenlemelerin yeterli görülmesi halinde ÇED Raporu Komisyonca nihai edilir. Komisyonun değerlendirmeleri, üyeler tarafından imzalanarak tutanak altına alınır. Bakanlık, proje ile ilgili olarak ÇED Olumlu ya da ÇED Olumsuz Kararını verir. Bu kararı, proje sahibi ile ilgili kurum ve kuruluşlara yazılı olarak bildirir. Valilik, alınan kararın içeriğini, karara esas gerekçelerini uygun araçlarla halka duyurur.' şeklinde yapılması" düzenlemesine yer verilmiştir.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Yukarıda yer verilen mevzuat hükümlerinin birlikte değerlendirilmesinden; Yönetmeliğin 7. maddesi kapsamındaki bir projenin, çevre üzerindeki muhtemel olumsuz etkilerinin, alınacak önlemler sonucu ilgili mevzuat ve bilimsel esaslara göre kabul edilebilir düzeylerde olduğu ve dolayısıyla projenin gerçekleşmesinde çevre açısından sakınca görülmediğini belirten ÇED Olumlu kararı alınmadıkça, projenin uygulanamayacağı açıktır.
Diğer taraftan, anılan Genelgeye göre yapılması planlanan projeyle ilgili verilen ÇED Olumlu kararına karşı açılan davada, Mahkemesince verilen yürütmenin durdurulması veya iptal kararları, ÇED Olumlu kararının dayanağı ÇED raporunun bir veya birkaç bölümüne ilişkinse ve ÇED raporunun tamamını kusurlandırmıyorsa, ÇED raporunun yetersiz görülen bu kısımları yeniden düzenlenmek suretiyle davalı idareye sunulması üzerine, Yönetmelikte öngörülen ÇED sürecinin en başından işletilmeyerek değerlendirme yapıldığı anlaşılmakta olup, davalı idare tarafından söz konusu projeyle ilgili revize ÇED raporu hakkında ikinci bir ÇED Olumlu kararının verilmesi ile ilk ÇED Olumlu kararının, zımni olarak geri alındığının ve dolayısıyla hukuken uygulanamayacağının kabulü gerekmektedir. Nitekim, söz konusu projeyle ilgili ilk "ÇED Olumlu" kararının hukuken geçerli olduğunun kabul edilmesi halinde, revize edilen ÇED raporuna istinaden verilen ikinci "ÇED Olumlu" kararının da hukuken geçerli olduğu dikkate alındığında, aynı projeyle ilgili iki farklı "ÇED Olumlu" kararının birlikte uygulanmasına olanak bulunmamaktadır.
Olayda; Dairemizin 28/09/2023 tarih ve E:2023/11955 sayılı ara kararına davalı idarece verilen … tarih ve … sayılı cevap dilekçesinden, dava konusu ''Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) Olumlu'' kararının iptali yolundaki temyize konu ... İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararında yer alan iptal gerekçeleri dikkate alınmak suretiyle ÇED Raporunun revize edilerek davalı idareye sunulduğu, dava konusu ÇED Olumlu kararının ilişkin olduğu "Turizm Kenti" projesiyle ilgili olarak davalı idarenin 2009/7 sayılı Genelgesi kapsamında … tarih ve … sayılı yeni bir ''Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) Olumlu'' kararının tesis edildiği anlaşılmıştır.
Uyuşmazlıkta; her ne kadar İdare Mahkemesince dava dosyasındaki bilgi ve belgeler ile mahallinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen bilirkişi raporu birlikte değerlendirilmek suretiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiş ise de, söz konusu projeyle ilgili … tarih ve … sayılı yeni bir ''Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) Olumlu'' kararının verilmesiyle, aynı projeyle ilgili iki farklı "ÇED Olumlu" kararının birlikte uygulanma olanağının bulunmadığı dikkate alındığında, davalı idarece, dava konusu "ÇED Olumlu" kararının zımni olarak geri alındığının kabulü gerekmekte olup, bakılmakta olan davanın konusunun kalmadığı sonucuna varılmıştır.
Bu itibarla, konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekirken, dava konusu işlemin iptali yolunda veilen temyize konu İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1.2577 sayılı Kanunun 49. maddesine uygun bulunan davalı ve davalı yanında müdahilin temyiz istemlerinin kabulüne,
2.Dava konusu işlemin yukarıda özetlenen gerekçeyle iptaline ilişkin temyize konu ... İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA, 2577 sayılı Kanunun 20/A-2(i) maddesi uyarınca KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,
3. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam …-TL yargılama gideri ile hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmalı işler için belirlenen …-TL vekalet ücretinin davalı idareden alınarak yerel mahkemede yapılan duruşma sırasında vekil ile temsil olunan davacıya verilmesine,
4. Ayrıntısı aşağıda gösterilen davacı yanında müdahil tarafından yapılan …-TL yargılama giderinin davalı idareden alınarak davacı yanında müdahile verilmesine,
5. Ayrıntısı aşağıda gösterilen yargılama giderinin davalı idare üzerinde, davalı idare yanında müdahil tarafından yapılan yargılama giderinin müdahil üzerinde bırakılmasına,
6. Dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine,
7. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 20/A-2-(i) maddesi uyarınca, oyçokluğuyla kesin olarak, 16/11/2023 tarihinde karar verildi.

(X) KARŞI OY : İdari işlemlerin hukuka aykırı oldukları iddiasıyla açılan iptal davalarında, dava konusu işlemin, tesis edildiği tarih itibarıyla ve tesis edildiği dönemde yürürlükte bulunan mevzuat hükümleri çerçevesinde hukuka uygunluk denetimi yapılarak hukuka aykırı idari işlemin hukuksal geçerliliğine son verilmesi, hukuk düzeninde hukuka aykırı işlemlerin bulunmamasının sağlanarak hukuk devletinin korunması amaçlanmaktadır. İdare hukuku ilkelerine göre, iptal kararları, iptali istenilen işlemi, tesis edildiği tarih itibarıyla ortadan kaldırarak, işlemin tesisinden önceki hukuki durumun geri gelmesini sağlar.
Dosyanın incelenmesinden; dava konusu "ÇED Olumlu" kararının iptali yolundaki temyize konu İdare Mahkemesi kararının ardından anılan iptal kararının gerekçesi dikkate alınarak 2009/7 sayılı Genelge kapsamında revize edilerek hazırlanan ÇED raporunun davalı idareye sunulması üzerine, … tarih ve … sayılı yeni "ÇED Olumlu" kararı tesis edildiği anlaşılmıştır.
Bu durumda, dava konusu "ÇED Olumlu" kararının Mahkemece iptali nedeniyle ve yargı kararının yerine getirilmesi amacıyla revize edilen ÇED raporu değerlendirilmek suretiyle idarece yeni bir "ÇED Olumlu" kararının tesis edilmiş olduğu anlaşıldığından, Mahkemece hukuka aykırılığı tespit edilen dava konusu işlemin tesis edildiği tarih itibarıyla hukuka uygun olup olmadığı incelenmek suretiyle Mahkeme kararında hukuki isabet bulunup bulunmadığı hakkında bir karar verilmesi gerektiği oyu ile dava konusu işlemin iptaline ilişkin temyize konu İdare Mahkemesi kararının bozularak, karar verilmesine yer olmadığı yolunda verilen katılmıyoruz.

Bu kararı dosyanızda kullanın

Hukuk Asistan ile Danıştay, Danıştay ve emsal kararlarında gelişmiş arama yapın; kararları dosyalarınıza ekleyin, UYAP ve UETS entegrasyonuyla işlerinizi tek yerden yönetin.

Bize yazın