4. Daire 2023/10696 E. 2024/3289 K. — Danıştay Kararı :: Hukuk Asistan
Danıştay Kararı

4. Daire 2023/10696 E. 2024/3289 K. — Danıştay Kararı

4. Daire 2023/10696 Esas 2024/3289 Karar 22.05.2024
Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2023/10696 E.,  2024/3289 K.

T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2023/10696
Karar No : 2024/3289

TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Genel Müdürlüğü
VEKİLİ : Av. ...

KARŞI TARAF (DAVACI) : ...
VEKİLİ : Av. ...

İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacının maliki olduğu, Isparta İli, Atabey ilçesi, ... Mahallesi eski ..., ... ve ... parsel (yeni parsel... ) sayılı taşınmazlara ilişkin toplulaştırma işleminin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K: ... sayılı kararda; davacının toplulaştırma işlemi öncesi sahibi olduğu eski ..., ... ve... parselin yerine yeni ... ada ... parselin verilmesi şeklinde yapılan dağıtım incelendiğinde, 3 farklı parselin tek ... parselde toplanarak davacıya müstakilen tahsis yapıldığı görülmekteyse de, davacıya ait eski ... ve ... parsellerde yeraltı basınçlı sulama sistemi su borusu hattının ve su borusu çıkışlarının mevcut olmasına rağmen yeni verilen yerin anılan sulama sistemini kapsayacak şekilde oluşturulmadığı, bu şekilde yapılan dağıtımın teknik bir zorunluluktan kaynaklanmadığı ve ayrıca yeraltı sulama sistemi ve su borusu çıkışlarının davacıda kalacak şekilde tahsis yapılmasının teknik olarak mümkün olduğu anlaşıldığından, eski ... ve... parselde yer alan yer altı sulama sistemi ve su borusu çıkışlarının sabit tesis olarak dikkate alınması ve bu sabit tesis davacıda kalacak şekilde dağıtım yapılması gerekirken bu hususa riayet edilmeksizin yapılan dava konusu toplulaştırma işleminde bu yönüyle hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Bölge İdare Mahkemesince; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davalı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI :Davacının askı ve ilanlara itiraz etmediği, mahkeme kararına esas alınan bilirkişi raporunun hiçbir yerinde davacının parselinde boru çıkışı olduğuna yönelik bir tespitin yer almadığı, kırsal alanda yapılan yatırımlardan beklenen faydanın sağlanması için toplulaştırma işlemlerinin yürütülmesinin imkansız hale getirilmemesi gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.

TETKİK HÂKİMİ : ...
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE :
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz isteminin reddine,
2. Temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de İdare Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın İdare Mahkemesine gönderilmesine, 22/05/2024 tarihinde oyçokluğuyla kesin olarak karar verildi.

(X) KARŞI OY :
3083 sayılı Sulama Alanlarında Arazi Düzenlenmesine Dair Tarım Reformu Kanunu'nun 1. maddesinde kanunun amacı, toprağın verimli şekilde işletilmesini, işletilmesinin korunmasını, birim alandan azami ekonomik verimin alınmasını, tarım üretiminin sürekli olarak artırılmasını, değerlendirilmesini ve buralarda istihdam imkanlarının artırılması, yeterli toprağı bulunmayan ve topraksız çiftçilerin zirai aile işletmeleri kurabilmeleri için Devletin mülkiyetinde bulunan topraklarla topraklandırılmaları, desteklenmeleri, eğitilmeleri, ekonomik üretime imkan vermeyecek şekilde parçalanan tarım topraklarının gerektiğinde ve imkanlar ölçüsünde genişletilmesi suretiyle de toplulaştırılmasını, tarım arazisinin ailenin geçimini sağlamaya ve aile iş gücünü değerlendirmeye yeterli olmayacak derecede parçalanmasını ve küçülmesini önlemeyi, yeni yerleşme yerleri kurmayı, mevcut yerleşme yerlerine eklemeler yapmayı, zorunluluk halinde tarım arazisinin diğer amaçlara tahsisini düzenlemeyi, dağıtılmayan tarım arazisinin değerlendirilme şeklini belirlemeyi, Cumhurbaşkanınca gerekli görülen diğer bölgelerde gayrimenkullerin Milli Güvenlik nedeniyle mülkiyet ve tasarruf şekillerinde ve yerleşim yerlerinde düzenlemeler yapmayı, sağlamak olarak tanımlanmıştır. Arazi Toplulaştırması ve Tarla İçi Geliştirme Hizmetleri Uygulama Yönetmeliği'nin "Tanımlar" başlıklı 4. maddesinde, "sabit tesis", ev, ahır, samanlık, ambar, kuyu gibi yapılar ile dikili ve kapama meyve bahçesi niteliğindeki tarım arazileri olarak tanımlanmış, "Parsellerin Yeniden Düzenlenmesi" başlıklı 16. Maddesinde ise; sabit tesisler ile çevre ve doğaya görünüm güzelliği veren arazi, yapı ve tesislerin mümkün olduğunca eski maliklerine verilecek şekilde parselasyon planlaması yapılacağı, ancak mal sahibinin birden fazla bu özellikte sabit tesisi var ise malikin bunlardan birinin etrafındaki toplulaştırma isteğinin dikkate alınacağı düzenlenmiştir.
Davanın davacının mülkiyetinde bulunan eski ..., ... ve... parsel (yeni parsel ... ) parsel sayılı taşınmazlar üzerinde yapılan toplulaştırma işleminin iptali istemiyle açıldığı, mahallinde yapılan keşif ve bilirkişi incelemesi üzerine hazırlanan bilirkişi raporunda; yapılan toplulaştırmaya giren davacıya ait eski parseller ile tahsis edilen parsellerin hukuka ve fiili duruma uygun olduğunun değerlendirildiği, tahsisin Arazi Toplulaştırması Teknik Talimatının 19. maddesindeki dağıtım esaslarına uygun olduğu belirtilmiş, davacı tarafından toplulaştırmaya giren dava konusu taşınmazlardan eski... ve ... parsel sayılı taşınmazlarda 2 adet basınçlı yağmurlama ve damlamaya uyumlu sulama sistemi boru çıkışları, yerin 1,5 metre altından geçirilen yaklaşık 2 km uzunluğunda su borusu hattının olmasına rağmen bu husus dikkate alınmayarak dağıtım yapıldığı iddiasıyla itiraz edilmesi üzerine ek bilirkişi raporu düzenlenmiş, ek raporda; eski ... ve ... parsellerde su borusu çıkışlarının olduğu tespit edilmekle bu çıkışların bağlantıları ile ilgili belirsizlik olduğu, bağlantı noktalarına ilişkin eski..., ... ve ... parsellerde yer altından geçtiği öne sürülen su borusu hattıyla bağlantısının bulunup bulunmadığı noktasında bir değerlendirmeye yer verilmediği, ancak netice itibariyle bu parsellerde su borusu çıkışlarının bulunduğunun tespit edildiği, ayrıca yeni verilen yerin sulama sistemini kapsayacak şekilde oluşturulmamasının teknik bir zorunluluktan kaynaklanmadığı, yeraltı basınçlı sulama sistemi ile boru çıkışlarının davacıda kalacak şekilde tahsis yapılmasının teknik olarak mümkün olduğunun değerlendirildiği, mahkemenin davacının sulama maksatlı döşediği borunun sabit tesis olarak dikkate alınması gerektiği, yeraltı sulama sisteminin davacıda kalacak şekilde tahsis yapılmasının teknik olarak mümkün olduğu gerekçesiyle dava konusu toplulaştırma işleminin iptaline karar verdiği anlaşılmaktadır.
Yukarıda anılan yönetmelikte, ev, ahır, samanlık, ambar, kuyu gibi yapılar ile dikili ve kapama meyve bahçesi niteliğindeki tarım arazileri sabit tesis olarak belirlenmiş olduğundan, parseldeki sulama borularının sabit tesis olarak değerlendirilmesi mümkün olmadığı gibi sabit tesislerin, mümkün olduğunca eski maliklerine verilecek şekilde parselasyon planlaması yapılması gerekmekte olup, teknik olarak bunun mümkün olmaması halinde ise korunması söz konusu olmayacaktır.
Dava dosyasına sunulan bilirkişi raporlarında; davacıya ait üç farklı parselin mümkün olduğunca bulundukları kesimde tek parselde toplanarak, teknik durum ve blok planlaması elverdiği ölçüde tahsise konu edilerek toplulaştırma yapıldığının açıkça belirtilmesi, öte yandan, yeraltı sulama tesisinin yukarıda anılan Yönetmelik maddesinde sayma suretiyle belirlenen "Sabit Tesis" kapsamında değerlendirilmesinin mümkün olmaması nedeniyle, dava konusu toplulaştırma işleminde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varıldığından temyize konu Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararının bozulması gerektiği görüşüyle aksi yöndeki Dairemiz kararına katılmıyoruz.

Bu kararı dosyanızda kullanın

Hukuk Asistan ile Danıştay, Danıştay ve emsal kararlarında gelişmiş arama yapın; kararları dosyalarınıza ekleyin, UYAP ve UETS entegrasyonuyla işlerinizi tek yerden yönetin.

Bize yazın