4. Daire 2020/2918 E. 2023/2180 K. — Danıştay Kararı :: Hukuk Asistan
Danıştay Kararı

4. Daire 2020/2918 E. 2023/2180 K. — Danıştay Kararı

4. Daire 2020/2918 Esas 2023/2180 Karar 12.04.2023
Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2020/2918 E.,  2023/2180 K.

T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2020/2918
Karar No : 2023/2180

TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Vergi Dairesi Başkanlığı
(… Vergi Dairesi Müdürlüğü)
VEKİLİ : Av…
KARŞI TARAF (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av…

İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı adına, ... Ayakkabıcılık San. İç ve Dış Tic. Ltd. Şti.'nin borçları nedeniyle kanuni temsilci sıfatıyla düzenlenen … tarih ve … sayılı ödeme emrinin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... Vergi Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; dava konusu ödeme emrinin …, … ve …. sırasında yer alan alacaklara ilişkin olarak asıl borçlu şirket adına düzenlenen … tarih ve … sayılı ödeme emrinin, mükellefiyet kaydının 2007 yılında re'sen terkin edildiği açık olan şirketin bilinen iş yeri adresinde tebliğ imkansızlığı nedeniyle, 17/05/2012 tarihinde, asıl borçlu şirketin kanuni temsilcisi olan davacının ikamet adresinde, eşine tebliğ edilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı, Mahkemelerinin 02/01/2019 tarihli ara kararına cevaben gönderilen evrakın incelenmesinden,...sayılı ödeme emrinin tebliğ edildiği 17/05/2012 tarihinden itibaren, tahsil zamanaşımını kesen herhangi bir işlem tesis edilmediği anlaşıldığından, davacıya 09/11/2018 tarihinde tebliğ edilen dava konusu ödeme emrinin 4, 5 ve 6. sırasındaki alacakların 31/12/2017 tarihi itibariyle tahsil zamanaşımına uğradığı, bu durumda, dava konusu ödeme emrinin belirtilen kısımlarında hukuka uygunluk bulunmadığı, dava konusu ödeme emrinin 1, 2, 3 ve 7 ila 39. sırasındaki alacaklarına ilişkin olarak asıl borçlu şirket adına düzenlenen .. tarih ve … sayılı ödeme emrinin de yine aynı adreste 20/09/2013 tarihinde davacının eşine tebliğ edildiği, savunma dilekçesi ekinde sunulan belgeler ile Mahkemelerince verilen 10/04/2019 tarihli ara kararına cevaben davalı idarece gönderilen evrakın incelenmesinden, asıl borçlu şirkete ait vergi borçlarının tahsili amacıyla elektronik ortamda yapılan mal varlığı araştırmasının, 11/10/2012 tarihinde yapılan motorlu araçlar sorgulaması ve 16/04/2013 tarihinde yapılan TAKBİS (Tapu Kadastro Bilgileri Sorgulama) sorgulamasından ibaret olduğu, yurt çapında bankalardaki hesaplar ile sivil havacılık ve deniz taşıtları sorgulamasının yapılmadığı, öte yandan asıl borçlu şirket adına düzenlenen ödeme emrinin 20/09/2013 tarihinde tebliğ edildiği de dikkate alındığında, şirket hakkında takip yollarının tüketilmesinden önce mal varlığı araştırmasının yapıldığı, EVDO kayıtlarında şirket adına kayıtlı herhangi bir mal varlığı bulunmadığı hususunun 19/04/2013 tarihli tutanakla tespit edildiği, davalı idarece, şirket adına düzenlenen söz konusu ödeme emrinin tebliğinden sonra yapılan mal varlığı araştırmasına ilişkin sorgulama dökümünün bulunmadığı bildirildiğinden, borcun şirketten tahsil edilemeyeceği hususu ortaya konulmaksızın davacı adına kanuni temsilci sıfatıyla düzenlenen dava konusu ödeme emrinin 1, 2, 3 ve 7 ila 39. sırasındaki alacaklara ilişkin kısımlarında da hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Bölge İdare Mahkemesince; istinaf başvurusuna konu Vergi Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davalı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, söz konusu borçlara ilişkin olarak şirkete ödeme emri tebliğ edildiğinden zamanaşımının kesildiği, idarece yapılan işlemlerin hukuka uygun olduğu, kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.
TETKİK HÂKİMİ : ...

DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE :
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz isteminin reddine,
2. Temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının dava konusu ödeme emrinin …, … ve …. sırasındaki alacaklarla ilgili kısmının oybirliğiyle, … …, … ve … ila .. . sırasındaki alacaklarla ilgili kısmının Üye …'İN karşı oyu ve oyçokluğuyla ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de Vergi Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın Vergi Mahkemesine gönderilmesine, 12/04/2023 tarihinde karar verildi.

(X) KARŞI OY :
213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 10. maddesinin 1. fıkrasında; tüzel kişilerle küçüklerin ve kısıtlıların, vakıflar ve cemaatler gibi tüzel kişiliği olmayan teşekküllerin mükellef veya vergi sorumlusu olmaları halinde bunlara düşen ödevlerin kanuni temsilcileri, tüzel kişiliği olmayan teşekkülleri idare edenler ve varsa bunların temsilcileri tarafından yerine getirileceği, ikinci fıkrasında; yukarıda yazılı olanların bu ödevleri yerine getirmemeleri yüzünden mükelleflerin veya vergi sorumlularının varlığından tamamen veya kısmen alınamayan vergi ve bunlara bağlı alacakların, kanuni ödevlerini yerine getirmeyenlerin varlıklarından alınacağı hükmüne yer verilmiştir.
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un olay tarihinde yürürlükte olan 55. maddesinde, amme alacağını vadesinde ödemeyenlere 7 gün içinde borçlarını ödemeleri veya mal bildiriminde bulunmaları lüzumunun bir ödeme emri ile tebliğ olunacağı; 62. maddesinde ise, borçlunun, mal bildiriminde gösterilen veya tahsil dairesince tespit edilen borçlu veya üçüncü şahıslar elindeki menkul malları ile gayrimenkullerinden, alacak ve haklarından, amme alacağına yetecek miktarının tahsil dairesince haczolunacağı belirtilmiş ve maddeye 5228 sayılı Kanunla ikinci fıkra olarak; Maliye Bakanlığı'nın amme alacaklarının takibinde haczolunacak malların tespiti amacıyla yapılacak mal varlığı araştırmasının şekli, alanı ve kapsamı ile araştırma yapılacak amme alacaklarının türü ve tutarını belirlemeye yetkili olduğu, bu yetkinin alacaklı amme idaresi itibarıyla da kullanılabileceği hükmü eklenmiş olup, bu yetkiye istinaden 11/09/2013 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanan Seri: A Sıra No: 5 Tahsilat Genel Tebliği ile Seri: A Sıra No: 1 Tahsilat Genel Tebliği'nde yapılan değişiklikle, mal varlığı araştırmasının elektronik ortamda yapılabilmesi durumunda takip konusu tüm amme alacakları için tutar sınırı olmaksızın yurt çapında mal varlığı araştırmasının elektronik ortamda yapılacağı kurala bağlanmıştır.
Diğer yandan, yine 6183 sayılı Kanun'un "Tanımlar" başlıklı 3. maddesinde, tahsil edilemeyen amme alacağı teriminin, amme borçlusunun bu Kanun hükümlerine göre yapılan mal varlığı araştırması sonucunda haczi kabil herhangi bir mal varlığının bulunmaması, haczedilen mal varlığının satılarak paraya çevrilmesine rağmen satış bedelinin amme alacağını karşılamaması gibi nedenlerle tahsil edilemeyen amme alacaklarını; tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağı teriminin ise, amme borçlusunun haczedilen mal varlığına bu Kanun hükümlerine göre biçilen değerlerin amme alacağını karşılayamayacağının veya hakkında iflas kararı verilen amme borçlusundan aranılan amme alacağının iflas masasından tahsil edilemeyeceğinin anlaşılması gibi nedenlerle tahsil dairelerince yürütülen takip muamelelerinin herhangi bir aşamasında amme borçlusundan tahsil edilemeyeceği ortaya çıkan amme alacaklarını ifade ettiği belirtilmiştir.
Anılan Kanun hükümleri uyarınca; şirket borçlarından dolayı kanuni temsilcinin takip edilebilmesi için, şirket nezdinde usulüne uygun şekilde kesinleşmiş bir kamu alacağının mevcut olması ve söz konusu alacağın kısmen veya tamamen şirketin mal varlığından tahsilinin mümkün olmaması gereklidir.
Dosyanın incelenmesinden; ,… tarih ve … sayılı ödeme emrinin davacı adına ... Ayakkabıcılık San. İç ve Dış Tic. Ltd. Şti.'nin kanuni temsilcisi olduğundan bahisle düzenlendiği, söz konusu ödeme emrinin …,..,…. sırasındaki alacakların 31/12/2017 tarihi itibariyle tahsil zamanaşımına uğradığı, bu durumda, dava konusu ödeme emrinin belirtilen kısımlarında hukuka uygunluk bulunmadığı, Vergi Mahkemesince, şirket hakkında yapılan malvarlığı araştırmasına ilişkin tüm bilgi belgelerin istenilmesi üzerine gönderilen belgelerden, motorlu araçlar sorgulaması ve TAKBİS (Tapu Kadastro Bilgileri Sorgulama) sorgusunun sunulduğu, banka hesapları sorgulamasının, sivil havacılık ve deniz taşıtları sorgulamasının sunulmadığı, şirket hakkında yeterli bir mal varlığı araştırması yapılmadığı gerekçesiyle dava konusu ödeme emrinin …,…,…,... sırasındaki alacaklar yönünden de hukuka uygunluk bulunmadığından davanın kabulüne karar verildiği bu karara karşı yapılan istinaf başvurusunun da reddedildiği anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlıkta, dava konusu ödeme emrinin ...,…,…,… sırasındaki alacaklar yönünden Vergi Mahkemesince, asıl borçlu şirket hakkında yapılan mal varlığı araştırmasının sınırlı olarak yapıldığı, banka hesapları, sivil havacılık ve deniz taşıtları sorgulamasının sunulmadığı, şirket hakkında tüm takip yolları tamamlanmaksızın davacı adına düzenlenen dava konusu ödeme emrinde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de davalı idarece dava dosyasına sunulan belgeler incelendiğinde, asıl borçlu şirkete ait vergi borçlarının tahsili amacıyla şirket hakkında yapılan mal varlığı araştırmasının yeterli olduğu ve borcun şirketten tahsil olanağının bulunmadığının ortaya konulduğu sonucuna varıldığından, aksi gerekçeyle verilen Vergi Dava Dairesi kararının belirtilen kısmının bozulması gerektiği görüşüyle Daire karara katılmıyorum.

Bu kararı dosyanızda kullanın

Hukuk Asistan ile Danıştay, Danıştay ve emsal kararlarında gelişmiş arama yapın; kararları dosyalarınıza ekleyin, UYAP ve UETS entegrasyonuyla işlerinizi tek yerden yönetin.

Bize yazın