3. Daire 2023/7272 E. 2023/5787 K. — Danıştay Kararı
3. Daire 2023/7272 Esas 2023/5787 Karar 19.12.2023
Danıştay 3. Daire Başkanlığı 2023/7272 E., 2023/5787 K.
T.C. D A N I Ş T A Y ÜÇÜNCÜ DAİRE Esas No : 2023/7272 Karar No : 2023/5787
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Vergi Dairesi Müdürlüğü/… VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVACI) : … (… Eşya ve Spor Hizmetleri Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi)
İSTEMİN KONUSU: … Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararına yöneltilen istinaf başvurusuna ilişkin … Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ: Dava konusu istem:Davacı adına, yasal süresinden sonra ihtirazi kayıtla verilen düzeltme beyannameleri üzerine 2017 yılının Ocak ila Aralık dönemleri için tahakkuk eden katma değer vergisi, hesaplanan gecikme faizi, kesilen vergi ziyaı cezasının kaldırılması istemine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Davacının alışlarından çıkardığı faturalara ilişkin tespitlerin yer aldığı ve 7143 sayılı Kanun'un yayımı ve bu Kanun kapsamında yapılan matrah artırımından sonra başlanılan vergi tekniği raporu usule aykırı düzenlendiğinden, bu rapor esas alınarak davacıya yazılan yazı üzerine verilen düzeltme beyannamelerine istinaden yapılan tahakkuk, hesaplanan gecikme faizi ve kesilen vergi ziyaı cezasında hukuka uyarlık görülmediği gerekçesiyle dava konusu tahakkuk, hesaplanan gecikme faizi ve kesilen vergi ziyaı cezası kaldırılmıştır. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusunun, usul ve hukuka uygun olduğu sonucuna varılan Vergi Mahkemesi kararının kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Dava konusu tahakkuk, kesilen vergi ziyaı cezası ve hesaplanan gecikme faizinde hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülerek kararın bozulması istenilmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'ÜN DÜŞÜNCESİ : Ticaret sicilinden terkin edilmekle hukuki varlığı sona eren şirkete karşı yapılan istinaf başvurusunun, kanuni temsilci adına yenilenmesine imkan veren bir yasa hükmü bulunmadığından, Vergi Dava Dairesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Üçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY : Davacı adına, yasal süresinden sonra ihtirazi kayıtla verilen düzeltme beyannameleri üzerine tahakkuk eden katma değer vergisi, hesaplanan gecikme faizi ve kesilen vergi ziyaı cezasına karşı dava açılmıştır. Söz konusu tahakkuk, hesaplanan gecikme faizi ve cezalara karşı açılan davanın sonuçlandırıldığı Vergi Mahkemesi kararına karşı yöneltilen istinaf başvurusu aşamasında davacı şirketin tasfiyesinin 28/12/2020 tarihinde tamamlandığı hususu 28/12/2020 tarih ve 10233 sayılı Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde ilan edilmiştir. Vergi Dava Dairesi … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; davacı şirketin tasfiyesinin tamamlanarak ticaret sicilinden terkin edildiği 04/01/2021 tarihi itibarıyla medeni haklara sahip olması, borçlu kılınması ve temsilinin hukuken olanaklı olmadığı gerekçesiyle, istinaf başvurusunun, davalı idarece davayı takip hakkı kendisine geçene karşı yenilenmesine kadar, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 26. maddesinin uyarınca işlem yapılmak üzere dosyanın Vergi Mahkemesine gönderilmesine karar vermiş, akabinde Vergi Mahkemesince E:… sayılı ve … tarihli karar ile dosyanın işlemden kaldırılmasına kararı verilmiştir. Davalı İdarenin 20/12/2021 tarihinde kayda giren dilekçesiyle, istinaf başvurusunun davacı şirketin tasfiye memuru …'a karşı yenilendiği bildirilmiş, Vergi Dava Dairesince, talep kabul edilip dosya yeniden esasa alınarak yapılan inceleme neticesinde verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı temyize konu kararla istinaf başvurusu reddedilmiştir.
İLGİLİ MEVZUAT: 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 26. maddesinin (1) numaralı fıkrasında, dava esnasında ölüm veya herhangi bir sebeple tarafların kişilik veya niteliğinde değişiklik olursa, davayı takip hakkı kendisine geçenin başvurmasına, gerçek kişi olan tarafın ölümü halinde idarenin mirasçılar aleyhine takibi yenilemesine kadar dosyanın işlemden kaldırılmasına ilgili mahkemece karar verileceği; (4) numaralı fıkrasında ise dosyaların işlemden kaldırılmasına dair kararların diğer tarafa tebliğ edileceği kurala bağlanmıştır. Aynı Kanun'un Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun uygulanacağı halleri düzenleyen 31. maddesinde, Kanun'da hüküm bulunmaması durumunda hakkında Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun uygulanacağı belirtilen haller arasında "ehliyet" de sayılmıştır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 50. maddesinde, medenî haklardan yararlanma ehliyetine sahip olanın, davada taraf ehliyetine de sahip olduğu; 51. maddesinde, dava ehliyetinin, medenî hakları kullanma ehliyetine göre belirleneceği, 53. maddesinde ise dava takip yetkisi, talep sonucu hakkında hüküm alabilme yetkisi olarak tanımlanmış ve bu yetkinin, kanunda belirtilen istisnai durumlar dışında maddi hukuktaki tasarruf yetkisine göre tayin edileceği düzenlenmiştir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 48. maddesinde, tüzel kişilerin, cins, yaş, hısımlık gibi yaradılış gereği insana özgü niteliklere bağlı olanlar dışındaki bütün haklara ve borçlara ehil olduğu; 49. maddesinde ise tüzel kişilerin, kanuna ve kuruluş belgelerine göre gerekli organlara sahip olmakla fiil ehliyetini kazanacağı belirtilmiştir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 125. maddesinde, ticaret şirketlerinin tüzel kişiliği haiz olduğu ve Türk Medenî Kanunu'nun 48. maddesi çerçevesinde, kanuni istisnalar saklı kalmak şartıyla bütün haklardan yararlanabileceği ve borçları üstlenebileceği hükmüne yer verilmiştir. Türk Ticaret Kanunu'nun 543. maddesinde, tasfiye hâlinde bulunan şirketin borçları ödendikten ve pay bedelleri geri verildikten sonra kalan varlığın esas sözleşmede aksi kararlaştırılmamışsa pay sahipleri arasında ödedikleri sermayeler ve imtiyaz hakları oranında dağıtılacağı; 545. maddesinde, tasfiyenin sona ermesi üzerine şirkete ait ticaret unvanının sicilden silinmesinin tasfiye memurları tarafından sicil müdürlüğünden isteneceği, 547. maddesinde, tasfiyenin kapanmasından sonra ek tasfiye işlemlerinin yapılmasının zorunlu olduğunun anlaşılması halinde son tasfiye memurlarının, yönetim kurulu üyelerinin, pay sahiplerinin veya alacaklıların, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden, bu ek işlemler sonuçlandırılıncaya kadar şirketin yeniden tescilini isteyebilecekleri, mahkemece istemin yerinde olduğuna kanaat getirilirse, ek tasfiye için şirketin yeniden tesciline karar verileceği ve bu işlemlerin yapılması için son tasfiye memurlarının veya yeni bir veya birkaç kişinin tasfiye memuru olarak atanacağı ve bu hususun tescil ve ilân ettirileceği hüküm altına alınmıştır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME: İdari yargılama hukukunda objektif ehliyet, bir davada davacı ve davalı olabilme ve davayı takip ehliyeti olarak ifade edilmekte olup İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 31. Maddesi ile atıf yapılan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nda taraf ehliyeti, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'ndaki medeni haklardan yararlanma ehliyeti olan hak ehliyetine, dava ehliyeti ise medeni hakları kullanma ehliyetine yani fiil ehliyetine karşılık gelmektedir. Taraf ehliyeti ve dava ehliyetinin dava şartı olduğu ve yargılamanın her aşamasında re'sen dikkate alındığı medeni yargılama usulünde olduğu gibi İdari yargıda da tarafların bizzat davacı ya da davalı olabilmesi öncelikle taraf ehliyeti ve dava ehliyetine sahip olmasına bağlıdır. Kendisini oluşturan şahıslardan ayrı ve bağımsız bir tüzel kişiliği haiz olup mevzuatın öngördüğü şekilde kurulmalarıyla hak ehliyetine ve mevzuatın öngördüğü organlara sahip olmalarıyla birlikte fiil ehliyetine sahip olan ticaret şirketlerinin tüzel kişiliklerinin sona ermesiyle taraf ve dava ehliyetleri sona ermektedir. Dava açıldıktan sonra herhangi bir sebeple davacı şirketin kişilik veya niteliğinde değişiklik olması nedeniyle taraf veya dava ehliyetinin sona ermesi durumunda İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 26. maddesinin (1) numaralı fıkrasındaki düzenleme gereği dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verilmesi gerekmekle birlikte anılan Kanunda tarafların ehliyeti ve davayı takip yetkisi yönünden ayrıca düzenlemelere yer verilmeyerek 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'na dolayısıyla özel hukuk hükümlerine atıf yapıldığından, gerçek kişilerde ölüm, ticaret şirketlerinde tür değiştirme, bölünme, sona erme gibi çeşitli durumlarda davayı takip yetkisinin kime geçtiğinin tespiti noktasında her durumun özel hukuk kurallarına da uygun olarak ayrı ayrı değerlendirilmesi gerektiği açıktır. Tüzel kişiliğin dava açıldıktan sonra sona ermesi durumunda davayı takip yetkisinin ortak, temsilci veya başka bir kimseye geçtiği yönünde gerek medeni yargılama hukukunda gerek medeni hukuk ve ticaret hukukunda herhangi bir düzenleme bulunmamakla birlikte, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun, anonim ve limited şirketlerde ek tasfiyeyi düzenleyen 547. maddesinin gerekçesinde, ticaret sicilinden terkin edilen şirketin yeniden sicile kaydedilmesi ve ek tasfiye yapılmasını zorunlu kılabilecek durumlar arasında şirketin yararına sonuç doğuracak bir davanın açılması veya şirketin bir davada davalı olarak bulunması açıkça sayılmıştır. Bu durumda dava devam ederken ticaret şirketinin tüzel kişiliğinin sona ermesi nedeniyle dosyanın işlemden kaldırılması halinde davanın kaldığı yerden devam edebilmesi ancak, taraflardan birinin istemi üzerine asliye ticaret mahkemesinin terkin işleminin türüne göre Türk Ticaret Kanunu'nun 547. maddesi veya geçici 7. maddesi uyarınca tüzel kişiliğin ihyasına karar vermesi durumunda mümkün olacaktır. Davacı şirketin, temyize konu kararın verildiği tarihten önce ticaret sicilinden terkin edilerek tüzel kişiliğinin sona erdiği uyuşmazlıkta, Vergi Dava Dairesince, İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 26. maddesinin (1) numaralı fıkrası uyarınca, ticaret sicilinden kaydı silinen şirketin ilgililer tarafından ihyası sağlanarak dosyanın yeniden işleme konulması isteninceye kadar dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verilmesi gerekirken, davalı idarenin istinaf başvurusunun tüzel kişiliği sona eren şirketin tasfiye memuruna karşı yenilenmesi talebi kabul edilerek işin esası incelenmek suretiyle verilen kararda hukuka uygunluk bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Vergi Dava Dairesi kararının BOZULMASINA, 19/12/2023 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.
Bu kararı dosyanızda kullanın
Hukuk Asistan ile Danıştay, Danıştay ve emsal kararlarında gelişmiş arama yapın; kararları dosyalarınıza ekleyin, UYAP ve UETS entegrasyonuyla işlerinizi tek yerden yönetin.
İnternet sitemizde gizliliğinizi koruyabilmek ve size daha iyi bir deneyim sunmak için sınırlı sayıda çerezler yer alır. Kullandığımız çerezler hakkında daha fazla bilgi edinmek için Çerez Politikamıza bakın.