3. Daire 2023/4932 E. 2024/6062 K. — Danıştay Kararı :: Hukuk Asistan
Danıştay Kararı

3. Daire 2023/4932 E. 2024/6062 K. — Danıştay Kararı

3. Daire 2023/4932 Esas 2024/6062 Karar 20.11.2024
Danıştay 3. Daire Başkanlığı 2023/4932 E.,  2024/6062 K.

T.C.
D A N I Ş T A Y
ÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2023/4932
Karar No : 2024/6062

TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Vergi Dairesi Müdürlüğü/...
VEKİLİ : Av. ...

KARŞI TARAF (DAVACI) : ... Sanayi Anonim Şirketi
VEKİLLERİ : Av. ...-Av. ...

İSTEMİN KONUSU : ... Vergi Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının aleyhe olan hüküm fıkrasına davalı idarece yöneltilen istinaf başvurusuna ilişkin ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacının, yurt içindeki Eğitim-Araştırma ve Üniversite Hastahanelerinde gerek kendi gerek İsviçre merkezli ... grup şirketi adına hizmet sağlayıcı olarak yürütmüş olduğu klinik araştırmalarda kullanılmak üzere sözü edilen şirket tarafından gönderilen bedelsiz ürünlere ilişkin gümrükte emsal bedel üzerinden yüklenmiş olduğu katma değer vergisini indirim konusu yapamayacağı, söz konusu tutarı, katlanılan maliyetlere ekleyerek yansıtma faturası düzenlemesi gerektiği, yurt içinde adına yaptığı klinik araştırma sonucunda elde edilen verilerden kendisiyle birlikte grup şirketi de fayda sağladığından 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu’nun 11 ve 12. maddeleri uyarınca hizmet ihracı istisnasından yararlanılmayacağından söz konusu hizmet için grup şirketi adına fatura düzenlenerek katma değer vergisi hesaplanması gerektiği halde yapılmadığı ve üniversite hastahanelerine yapılan bağışlar, kanunen kabul edilmeyen giderler içerisinde yer aldığından indirim konusu edilmemesi gerektiği halde bağışlara ilişkin faturalarda yer alan katma değer vergisinin, yasal defterlere kaydedildikleri dönemlere ilişkin verilen katma değer vergisi beyannamelerinde indirim konusu yapılarak 3065 sayılı Kanun'un 30. maddesinin (d) bendine aykırı hareket edildiği tespitlerini içeren vergi tekniği raporu uyarınca tanzim olunan vergi inceleme raporuna istinaden adına 2017 yılının Şubat dönemi için re’sen salınan katma değer vergisi ile tekerrür hükümleri uyarınca artırılarak kesilen bir kat vergi ziyaı cezasının kaldırılması ve dayanak vergi inceleme raporunun iptali istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Vergi Tekniği Raporunda, ihtilaf konusu dönem için üç ayrı uyuşmazlık söz konusu olduğu, her bir uyuşmazlığın ayrı ayrı irdelenmesi gerektiği, birinci kısmının, davacı tarafından gerek kendi gerek yurt dışı mukimi şirket adına yapılan yurt içi klinik araştırmalarda kullanılmak üzere dava dışı şirket tarafından bedelsiz olarak davacıya gönderilen ürünlerin ithalatı sırasında davacı tarafından ödenen katma değer vergisinin, taraflar arasında akdedilen sözleşme uyarınca maliyetlere ilave edilerek dava dışı şirkete faturalandırılması gerektiği halde gümrükte yüklenilen katma değer vergisinin indirim konusu yapılmasından kaynaklandığı, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 8. maddesinin üçüncü fıkrasındaki ''mükellefiyete ve vergi sorumluluğuna müteallik özel mukavelelerin vergi dairelerini bağlamayacağı'' hükmüne istinaden davacı tarafından yurt dışından gönderilen bedelsiz ürünlerin ithalatı sırasında yükümlü sıfatıyla ödediği katma değer vergisinin, 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu'nun 29. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi uyarınca indirim konusu yapılması, davalı idarece taraflar arasında imzalanan sözleşme uyarınca maliyetlere yansıtılarak yurt dışı mukimi şirkete yansıtılması gerekirken bu tutarın ödenecek katma değer vergisi tutarından indirim konusu yapılmasının hukuki dayanağı bulunmadığı iddia edilmiş ise de bu değerlendirmenin yasal dayanaktan yoksun olduğu çünkü davacının klinik araştırmalarda kullanılmak üzere bedelsiz olarak gönderilen ürünlere ilişkin emsal bedel üzerinden gümrükte ödediği katma değer vergisinin yükümlüsü olduğundan yukarıda zikredilen Kanun'un ilgili benti hükmünün indirim hakkını tanıdığı, hakkın sözleşmeye dayanılarak ortadan kaldırılmasının yasal olmadığı aksi durum 213 sayılı Kanun'un yukarıda anılan düzenlemesine aykırılık teşkil ettiğinden tarhiyatının bu kısmında hukuka uyarlık bulunmadığı, ikinci kısmının, davacının yerel klinik araştırmalar sonucu elde ettiği donenin, sadece kendisi tarafından kullanılmadığı, bu veriden sözleşmenin diğer tarafı olan dava dışı şirkette fayda sağladığından 3065 sayılı Kanun'un 11 ve 12. maddeleri uyarınca hizmet ihracı istisnası kapsamında değerlendirilmesinin mümkün olmadığı, söz konusu hizmet nedeniyle davacı tarafından dava dışı şirket adına katlanılan maliyet fatura edilmek ve bu maliyete bu hizmet karşılığı katma değer vergisinin eklenmesi gerekirken aksine davacı tarafından bu kısmın maliyetlerine eklenerek ve indirim konusu yapılmasından kaynaklandığı, davacının lokal medikal stratejisi gereği adına başlattığı klinik araştırmalarda elde edilen veriler, Türkiye'deki hasta popülasyonu dikkate alınarak ve doktorların tedavi kararlarını verirken kullanabilmelerine olanak sağlamasının yanında verilerden faydalanılarak üretilen ilaçların, davacının Türkiye'de yürüteceği ve de yurt dışındaki grup şirketlerine nazaran farklı ruhsatlandırma süreçlerinde kullanacağı için yurt içindeki rakiplerine nazaran piyasasını genişleterek rekabet gücünü artıracağından ticari kazancını artırmasına yönelik bir çalışma olduğunun kabulü gerektiği ayrıca bu araştırma sonucu elde edilen verilerin bir hizmet olarak başkaca bir kişiye satışının yapıldığı hususunda da somut bir tespitte bulunmadığından söz konusu yurt içi klinik araştırmalar için fatura düzenlemek suretiyle katma değer vergisi hesaplanmadığı yönündeki kanaate dayalı tarhiyatta hukuki isabet görülmediği, üçüncü kısmının ise üniversitelere yapılan bağış ve yardımların kanunen kabul edilmeyen giderler içerisinde yer aldığı halde, bağışlara ait katma değer vergisinin indirim konusu yapılmasından kaynaklandığı, 3065 sayılı Kanun'un 30. maddesinin (d) bendi uyarınca 193 sayılı Gelir Vergisi ve 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunları'ndaki düzenlemelere göre kazancın tespitinde indirimi kabul edilmeyen giderler dolayısıyla ödenen katma değer vergisinin indirilemeyeceği hükmüyle birlikte davacının söz konusu bağışlara ait faturalar, yasal defter ve belgelere kaydedilirken sehven katma değer vergisi tutarının hesaplara dahil edildiği beyanı dikkate alındığında yapılan tarhiyatın bu kısmında hukuka aykırılık görülmediği, 2011 yılının Mayıs dönemine ait olup 2016 yılı içinde kesinleşen vergi ziyaı cezasının tekerrüre esas alınabileceği, vergi inceleme raporunun ise idari davaya konu edilemeyeceği gerekçesiyle cezalı vergi azaltılmış, vergi inceleme raporunun iptali ise incelenmeksizin reddedilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusunun, usul ve hukuka uygun olduğu sonucuna varılan Vergi Mahkemesi kararının aleyhe olan hüküm fıkrasının kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacının kendi adına yurt içindeki Eğitim-Araştırma ve Üniversite Hastahaneleri arayıcılığıyla yaptığı klinik araştırma hizmetinden ... Şirketi'nin de fayda sağladığının düzenlenen vergi tekniği raporuyla somut olarak tespit edildiği keza yapılan klinik araştırmanın, faaliyetinin gerekliliği olmadığı çünkü yerel klinik araştırmalarda elde edilen bulgular yurt dışı mukimi şirket tarafından kullanılarak uluslararası kongrelerde sunumunun yapıldığı gibi elde edilen veriler kullanılarak üretilen ilaçların üreticisi dava dışı şirket olduğundan katlanılan maliyetin şirkete fatura edilmesi gerektiğinden 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu'nun 11 ve 12. maddeleri gereğince hizmet ihracı istisnasından yararlanamayacağı, gerek adına gerek grup şirketi adına yapılan klinik araştırmada kullanılan ürünlerin maliyetine dava dışı şirketin katlandığı ve bedelsiz olarak davacıya gönderildiği, bu ürünler nedeniyle ithalat sırasında gümrükte emsal bedel üzerinden ödenen katma değer vergisinin mükellefinin davacının olması doğal olmakla birlikte, ödemiş olduğu katma değer vergisini, grup şirketinden talep etmesinde herhangi bir engel bulunmadığı nitekim davacı ile sözü edilen şirket arasında imzalanan Farmasötik Klinik Sözleşmesinin 4.1 no'lu maddesinin parantez içi bölümünde, yapılan maliyetlere varsa yerel işletme vergilerinin de dahil edildiğinin belirtildiği, katma değer vergisinin de yerel bir vergi olduğu, davacı tarafından yüklenilen katma değer vergisinin grup şirketine fatura etmek suretiyle maliyet konusu edilmesi gerektiği halde indirim konusu yapılmasında hukuka uyarlık bulunmadığı nitekim 3065 sayılı Kanun'un 58. maddesinin ''mükellefçe indirilebilecek katma değer vergisinin gelir ve kurumlar vergisi matrahının tespitinde gider olarak kabul edilemeyeceği'' dava konusu olaydaki durumu anılan Kanun maddesindeki hüküm destekler nitelikte olduğu çünkü indirilemeyen katma değer vergisinin ancak gider yahut maliyet unsuru olarak dikkate alınabileceği ileri sürülerek kararın bozulması istenilmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Yurt içinde, adına gerçekleştirdiği klinik araştırmalar ve bu araştırmaların hizmet ettiği amaç ve faydanın, grup şirketi adına yapılan klinik araştırmalardan farklılık arz etttiği çünkü lokalde yürüttükleri klinik araştırmalarda, Türkiye'deki hasta popülasyonu dikkate alınarak yürütme kararı alındığı ve iç piyasaya yönelik olduğu keza Türkiye'deki hastalar açısından henüz karşılanmamış medikal ihtiyaçlar gözetilerek pazarlama ve satış stratejisi belirlediği, bu araştırmanın ... ürünlerinin Türkiye'ye özgü tıbbi risklerin tespit edilmesine, özel bilimsel verilerin oluşturulmasına imkan sağladığı, grup şirketinin bu klinik araştırmaların başlatılmasına yönelik herhangi bir talebi yahut yönlendirmesinin bulunmadığı ve elde edilen bulgulardan da yalnızca kendilerinin fayda sağladığı, aksinin somut delillerle tespit edilemediği, grup şirketinin yurt içi klinik araştırmalarda kullanılmak üzere bedelsiz ürün göndermesindeki amacının, bu araştırmalar sonucu elde edilen verilere ulaşmak olduğu şeklindeki kanaate idarece yorum yoluyla ulaşıldığından hukuki dayanaktan yoksun olduğu, nitekim araştırmaların ifası sırasında yapılan diğer harcamaların maliyetine kendilerinin katlandığı ve 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu'nun 40. maddesinin birinci fıkrasının 1. bendi uyarınca katlanılan bu maliyetin genel giderler arasında yer aldığı, lokal klinik araştırmaların, şirketlerinin ticari faaliyetine olan katkısı sabit olduğu, bedelsiz olarak ithal edilen ilaçlar için gümrükte ödenen katma değer vergisinin, faaliyetlerine ilişkin olarak ithal olunan emtia dolayısıyla ödenen katma değer vergisi kapsamında 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu'nun 29. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi uyarınca indirim konusu edilmesine engel bulunmadığı, yurt dışı mukimi şirket adına, klinik araştırmalarda kullanılmak üzere yurt dışından bedelsiz olarak gönderilen ürünlere ilişkin ödenen katma değer vergisinin indirim konusu edilmesine ilişkin gerekçelerinin, yurt içi klinik araştırmalar için bedelsiz ithal edilen ürünlere ait katma değer vergisinin indirim konusu edilebilmesi yönündeki açıklamalarla paralellik gösterdiği, katma değer vergisini indirim konusu ettiklerii araştırma ürünlerinin bahse konu hizmet için kullanıldığı, mali idarenin hizmet ihracı istisnası kapsamına aldığı bu hizmetin yerine getirilebilmesi için bu ürünlerin ithalatı ve deneklere kontrollü ortamda tükettirilmesi gerektiği aksi takdirde verilebilecek bir hizmetin söz konusu olamayacağı çünkü bu araştırma hizmeti maliyetinin, ana girdisinin ithal edilen ilaçlar olduğu, menkul emtia mahiyetinde olan ve teslimle mülkiyeti kendilerine geçen ilaçları gönderen tarafın talep ettiği araştırmalar için sarf edilen ürünlerin mülkiyetinin gönderen tarafta kaldığı yaklaşımının hukuka uygun düşmediği aralarındaki sözleşme uyarınca katlanılan her türlü maliyetin, müşteriye hizmet ihraç bedeli altında faturalandırılacağı için ithal edilen ilaç, bedelli olarak stoklara kaydedilmiş olsa idi söz konusu bedel hizmet üretim maliyetinin unsuru olacağı ve ithali sırasında cari hesaba alacak kaydedileceği, hizmetin satışı sırasında ise cari hesaptan mahsup edilerek hesap kapatılabilecekken ifa edilen hizmetin istisna kapsamında bulunduğu dikkate alındığında katma değer vergisine de tabi olmayacağından bir nevi bu yol tercih edilerek mahsuplaşmaya gidildiği, hazine zarara uğratılmadığı ileri sürülerek temyiz istemin reddi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NİN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Üçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz isteminin reddine,
2. Temyize konu Vergi Dava Dairesi kararının ONANMASINA,
3. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ilgili Vergi Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 20/11/2024 tarihinde oyçokluğuyla kesin olarak karar verildi.

(X)-KARŞI OY :
3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu'nun 29. maddesinin 1. fıkrasında, mükellefler, yaptıkları vergiye tabi işlemler üzerinden hesaplanan katma değer vergisinden, anılan Kanun'da aksine hüküm bulunmadıkça ticari faaliyetlerine ilişkin olarak madde hükmünde sayılan bentlerdeki işlemlere ait katma değer vergisini indirim konusu yapabilecekleri kural altına alınmıştır.
Uyuşmazlıkta davacının ilişkili olunan şirkete vereceği hizmet (klinik geliştime sonuçlarını paylaşmak) için yapılan bilimsel çalışmalar, Eğitim-Araştırma ve Üniversite Hastahaneleri arayıcılığıyla yapılmakta olup kurum bünyesinde bu hizmetin sağlanması için ayrı bir birimin yahut bölümün bulunmadığı dosya içeriğindeki bilgi ve belgeler ile kurum temsilcisinin beyanından anlaşıldığı, bunun yanında ilişkili olunan şirket adına bu çalışmanın yapılabilmesi ve bu hizmetin verilebilmesi için olmazsa olmaz olan ana girdi, ithali zorunlu olan ithalat iznine tabi ve tabi olmayan ürünler (monekül, ilaç) olup ilişkili olunan şirket tarafından bedelsiz gönderildiği ve bu ürünlerin ithalatçısı davacı olduğundan bahisle gümrükte bu ürünler için emsal bedel üzerinden katma değer vergisi ödendiği ve yüklenilen bu katma değer vergisinin 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu'ndaki mevzuat hükümlerine uygun olarak indirim konusu edildiği iddia edilmiş ise de, ithal edilen ürünler doğrudan araştırma yapılacak hastahanelere sevk edildiği, kurumun stok kayıtlarında dahi gösterilmediği; bunun yanı sıra davacının kar amacı saikiyle gerçekleştirdiği faaliyet, çeşitli aşamalardan geçerek hastalıklar üzerinde etkinliği kanıtlanmış ilaçların ilişkili olunan şirket tarafından üretildikten sonra Türkiye'de ruhsatını alarak toptan ticareti olduğu, kaldı ki sözü edilen şirkete verilen bu klinik araştırma sonuçlarının paylaşılması dair hizmetin de davacının kar amacı güderek gerçekleştirdiği bir faaliyet olarak kabulüne, taraflar aralarında yapılan Farmasötik Klinik Geliştirme Sözleşmesi uyarınca belirlenen piyasa koşullarına göre çok cüzi olan kar marjının %5 olduğu dikkate alındığında, bu durum ticari teamüllere ve hayatın olağan akışına aykırı düştüğünden olanak bulunmadığı, aslında ilişkili olunan firmanın kendi ticari faaliyetinin gerekliliği olarak bu araştırmaları yaptırdığı ve araştırmalarda elde edilen bulgular kullanılarak sözü edilen şirket tarafından davacının yurt içinde ruhsatını alarak toptan satışını yaptığı ilaçların üretildiği dolayısıyla ilişkili olunan şirketin ticari faaliyetine yönelik olan davacının katlandığı bu gideri sözü edilen firmaya fatura düzenleyerek yansıtması gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
Bu durumda yukarıdaki anılan mevzuat hükmüne aykırı olarak davacı şirket tarafından, ilişkili olunan şirket adına yaptığı klinik araştırmalarda kullanılmak üzere ithal edilen sarf malzemesine ait gümrükte emsal bedel üzerinden yüklenilen katma değer vergisinin, kendi ticari faaliyetine ilişkin olmadığı halde indirim konusu yapılmasında hukuki isabet bulunmadığından davalı idarenin temyiz isteminin kısmen kabulü ile Vergi Dava Dairesi kararının tarhiyatın buna ilişkin kısmından kaynaklanan hüküm fıkrasının bozulması gerektiği oyuyla Daire kararına buna yönden katılmıyoruz.

Bu kararı dosyanızda kullanın

Hukuk Asistan ile Danıştay, Danıştay ve emsal kararlarında gelişmiş arama yapın; kararları dosyalarınıza ekleyin, UYAP ve UETS entegrasyonuyla işlerinizi tek yerden yönetin.

Bize yazın