3. Daire 2020/5051 E. 2023/2018 K. — Danıştay Kararı :: Hukuk Asistan
Danıştay Kararı

3. Daire 2020/5051 E. 2023/2018 K. — Danıştay Kararı

3. Daire 2020/5051 Esas 2023/2018 Karar 25.05.2023
Danıştay 3. Daire Başkanlığı 2020/5051 E.,  2023/2018 K.

T.C.
D A N I Ş T A Y
ÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2020/5051
Karar No : 2023/2018

TEMYİZ EDEN (DAVALI) : …Vergi Dairesi Müdürlüğü/…
VEKİLİ : Av. …

KARŞI TARAF (DAVACI) : …Turizm Yatırımları Anonim Şirketi
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN KONUSU: … Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararına yöneltilen istinaf başvurusuna ilişkin ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı şirketin ortağı olduğu adi ortaklığın tasfiyesinin zararla sonuçlanması sebebiyle değersiz hale gelen iştirak hissesine isabet eden ve iştirakler hesabından çıkarılarak kanunen kabul edilmeyen giderler hesabına kaydedilen tutarın kurum kazancının tespitinde gider olarak dikkate alınması gerektiği ihtirazi kaydıyla verilen 2017 yılı kurumlar vergisi beyannamesi üzerine yapılan tahakkuk neticesinde gelecek yıla devreden zararın azaltılmasına ilişkin işlemin iptali istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: 5520 Sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu'nun 5. maddesinin (1). fıkrasının (a) bendinin 1) numaralı alt bendine göre, kurumların tam mükellefiyete tabi başka bir kurumun sermayesine katılımlarından elde ettikleri kazançların kurumlar vergisinden müstesna olduğu, aynı maddenin (3). fıkrasına göre ise iştirak hisselerinin alımıyla ilgili finansman giderleri hariç olmak üzere kurumların kurumlar vergisinden istisna edilen kazançlarına ilişkin giderlerinin veya istisna kapsamındaki faaliyetlerinden doğan zararlarının istisna dışı kurum kazancından indirilmesinin kabul edilemeyeceği, davacı şirketin ortağı olduğu adi ortaklıktan elde edilecek kazancın kurumlar vergisinden istisna olduğu ve istisna kapsamındaki kazançlara ilişkin gider veya zararların istisna dışı kurum kazancından indirilemeyeceği dikkate alındığında iştirak hisselerinin alımıyla ilgili finansman gideri niteliğinde de olmayan söz konusu zararın, kurum kazancının tespitinde gider olarak dikkate alınması gerektiği yolundaki ihtirazi kayda itibar edilmeyerek tesis edilen dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle dava reddedilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: 5520 sayılı Kurumlar Vergisi ve 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu hükümlerine göre, safi kurum kazancının tespitinde harcamaların gider olarak kaydedilebilmesi için, kurumun bu gidere katlanmış olması ve ticari kazancın elde edilmesi ve idame ettirilmesi için yapılmış olması gerektiği, bir kurumun başka bir kurumun sermayesine katılma payı karşılığında elde ettiği kar payına 'iştirak kazancı', işletmenin bu şekilde doğrudan veya dolaylı olarak diğer şirketlerin yönetimine ve ortaklık politikalarının belirlenmesine katılmak üzere edindiği hisse senetleri veya ortaklık paylarının izlendiği hesaba ise 'iştirakler' adı verildiği, günümüzde şirketler arasında sıkça rastlanan bu tür işlemler için yapılan harcamaların ticari faaliyetle ilgili olduğu, dava konusu olayda adi ortaklığın hukuken ortadan kalkması ve tasfiyesinin zararla sonuçlanması sonucu davacı şirketin iştirakler hesabında hisse senetlerinin maliyet bedeli kadar bir zarar oluştuğu, diğer bir ifadeyle özsermayesinin bu oranda azaldığı, bunun zarar olarak nitelendirilmesinin mevzuata uygun olduğu dolayısıyla gider olarak dikkate alınmasında hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun kabulüyle Vergi Mahkemesi kararı kaldırıldıktan sonra ihtirazi kayıtla verilen kurumlar vergisi beyannamesi üzerine gelecek yıla devreden zararın azaltılması sonucunu doğuran tahakkuk kaldırılmıştır.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Adi ortaklığının tasfiyesi sonucu ortaklığa ait hisselerin karşılığının kalmaması nedeniyle oluşan zararın ticari kazancın elde edilmesi veya idamesi ile ilgili bir gider olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı ileri sürülerek kararın bozulması istenilmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Temyize konu kararın içtihatlara uygun olduğu belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ... 'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Üçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz isteminin reddine,
2. Temyize konu Vergi Dava Dairesi kararının ONANMASINA,
3. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ilgili Vergi Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 25/05/2023 tarihinde oyçokluğuyla kesin olarak karar verildi.

(X)- KARŞI OY :
5520 Sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu'nun 5. maddesinin (1). fıkrasının (a) bendinin 1) numaralı alt bendine göre, kurumların tam mükellefiyete tabi başka bir kurumun sermayesine katılımlarından elde ettikleri kazançların kurumlar vergisinden müstesna olduğu, aynı maddenin (3). fıkrasına göre ise iştirak hisselerinin alımıyla ilgili finansman giderleri hariç olmak üzere kurumların kurumlar vergisinden istisna edilen kazançlarına ilişkin giderlerinin veya istisna kapsamındaki faaliyetlerinden doğan zararlarının istisna dışı kurum kazancından indirilmesinin kabul edilemeyeceği, davacı şirketin ortağı olduğu adi ortaklıktan elde edilecek kazancın kurumlar vergisinden istisna olduğu ve istisna kapsamındaki kazançlara ilişkin gider veya zararların istisna dışı kurum kazancından indirilemeyeceği dikkate alındığında iştirak hisselerinin alımıyla ilgili finansman gideri niteliğinde de olmayan söz konusu zararın, kurum kazancının tespitinde gider olarak dikkate alınması gerektiği yolundaki ihtirazi kayda itibar edilmeyerek tesis edilen dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varıldığından temyiz isteminin kabulüyle, Vergi Dava Dairesi kararının bozulması gerektiği oyuyla karara katılmıyoruz.

Bu kararı dosyanızda kullanın

Hukuk Asistan ile Danıştay, Danıştay ve emsal kararlarında gelişmiş arama yapın; kararları dosyalarınıza ekleyin, UYAP ve UETS entegrasyonuyla işlerinizi tek yerden yönetin.

Bize yazın