2. Daire 2024/2073 E. 2024/5743 K. — Danıştay Kararı :: Hukuk Asistan
Danıştay Kararı

2. Daire 2024/2073 E. 2024/5743 K. — Danıştay Kararı

2. Daire 2024/2073 Esas 2024/5743 Karar 25.11.2024
Danıştay 2. Daire Başkanlığı 2024/2073 E.,  2024/5743 K.

T.C.
D A N I Ş T A Y
İKİNCİ DAİRE
Esas No : 2024/2073
Karar No : 2024/5743

DAVACI : ...

DAVALI :... Bakanlığı
VEKİLİ : Av. ...

DAVANIN KONUSU: Davacı, Subay ve Astsubay Atama Yönetmeliği'nin 31/A maddesinde değişiklik yapılması istemiyle yaptığı başvurunun reddine ilişkin işlemin iptali istemiyle dava açmıştır.

DAVACININ İDDİALARI : Davacı, kendisinin emekli Jandarma Astsubay olduğunu, Pilot Yüzbaşı olarak görev yapan oğlunun şehit olduğunu, diğer oğlunun ise Kara Kuvvetleri Komutanlığında Piyade Yüzbaşı olarak görev yaptığını, oğlu ile şu an aynı ilde yaşadığını ancak garnizon hizmet süresini tamamlamasını müteakip oğlunun doğu görevlerine atanacağını,
Jandarma Genel Komutanlığı Subay, Astsubay ve Uzman Jandarma Atama Yönetmeliğinde kardeşi şehit olan personele iki defaya mahsus olmak üzere istediği hizmet bölgesine atanma hakkı tanındığını; Emniyet Hizmetleri Sınıfı Mensupları Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliğinde de kardeşi şehit olan personelin ikinci bölge hizmetinden muaf tutulduğunu; değiştirilmesi için talepte bulunduğu Subay ve Astsubay Atama Yönetmeliği'nde ise, kardeşi şehit olan personelin atamasının bir defaya mahsus olmak üzere istediği garnizona yapılacağının düzenlendiğini,
Eşitlik ilkesi gereği aynı statüde görev yapan kurumlardaki personelin özlük haklarının da benzer olması gerektiğini, Subay Astsubay Atama Yönetmeliği'nde jandarma ve emniyet personeline uygulanan şekilde değişiklik yapılması gerektiğini ileri sürmektedir.

DAVALININ SAVUNMASI : Davalı tarafından; davanın öncelikle ehliyet ve süre yönünden reddi gerektiği; Şehit yakınlarının atama işlemlerinin, kamu kurum ve kuruluşlarının mevzuatlarında farklı usul ve esaslara tabi kılındığı, eşitlik ilkesinin ihlalinin söz konusu olmadığı, davacının mevzuat değişikliği yapılması istemiyle yaptığı başvurunun reddine ilişkin işlemin kesin ve yürütülmesi gereken bir işlem olmadığı, ayrıca davacının iddialarının yerindelik denetimi yapılması sonucunu doğuracağı, davanın reddi gerektiği savunulmaktadır.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İkinci Dairesince, 2577 sayılı İdari yargılama Usulü Kanunu'nun 14. maddesi uyarınca Tetkik Hakimi ...'ın açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

MADDİ OLAY:
Davacı, 18/12/2005 günlü, 26027 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Subay ve Astsubay Atama Yönetmeliği'nin "Eşi, çocuğu, annesi, babası veya kardeşi şehit olan personelin atamaları" başlıklı 31/A maddesinin, Jandarma Genel Komutanlığı Subay, Astsubay ve Uzman Jandarma Atama Yönetmeliği'nin 51. maddesi ile Emniyet Hizmetleri Sınıfı Mensupları Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliği'nin 23. maddesine uyumlu olacak şekilde değiştirilmesi istemiyle Milli Savunma Bakanlığına yaptığı 22/01/2024 günlü başvurunun zımnen reddine ilişkin işlemin iptali istemiyle incelenmekte olan davayı açmıştır.

İNCELEME VE GEREKÇE :
İLGİLİ MEVZUAT :
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "İdari dava türleri ve idari yargı yetkisinin sınırı" başlıklı 2. maddesinin 1/a bendinde, idari dava türleri arasında sayılan iptal davası; idari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılan dava olarak tanımlanmıştır.
Anılan Kanun'un "Dilekçeler üzerine ilk inceleme" başlıklı 14. maddesinin 3/c bendinde; dava dilekçesinin, ehliyet yönünden de inceleneceği belirtilmiş, "İlk inceleme üzerine verilecek karar" başlıklı 15. maddesinin 1/b bendinde de; 14. maddenin 3/c bendine aykırılığın mevcut olması durumunda davanın reddine karar verileceği kurala bağlanmıştır.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
İdari işleme karşı açılan iptal davasındaki ehliyet kavramı, bir yandan "davada taraf olma ve dava açabilme ehliyeti"ni, diğer yandan da "subjektif ehliyet" denilen menfaat ihlalini içermektedir. Menfaat ihlali, dava açmada genel kural olan hak ihlalinin istisnasıdır. Menfaat ihlalinin yeterli görülmesi, 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 125. maddesinde ifadesini bulan, "İdarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolu açıktır." hükmünün geniş bir uygulama alanı bulmasını sağlamaktadır.
İptal davaları, idarenin hukuka uygun davranmasını sağlayan en önemli denetim araçlarından olmakla birlikte her idari işleme karşı herkes tarafından iptal davası açılmasının idari işlemlerde istikrarsızlığa neden olmaması ve idarenin işleyişinin bu yüzden olumsuz etkilenmemesi için dava konusu edilecek işlem ile dava açacak kişi arasında belli ölçüler içinde menfaat ilişkisi bulunmasını öngören yasa koyucu, iptal davaları için menfaat ihlalini, subjektif ehliyet koşulu olarak aramaktadır.
İptal davalarındaki subjektif ehliyet koşulunun, doğrudan doğruya hukuk devletinin yapılandırılması ve sürdürülmesine ilişkin bir sorun olması dolayısıyla, idari işlemlerin hukuka uygunluğunun iptal davası yoluyla denetlenmesini engellemeyecek bir biçimde anlaşılması gerekmektedir. Dolayısıyla, iptal davasının içtihat ve doktrinde belirlenen hukuki nitelikleri göz önüne alındığında, idari işlemlerin; ancak bu idari işlemle meşru, kişisel, güncel ve doğrudan bir menfaat ilgisi kurulabilenler tarafından iptal davasına konu edilebileceği kabul edilmektedir.
Dava konusu Yönetmeliğin "Kapsam" başlıklı 2. maddesinde "Bu Yönetmelik; Türk Silahlı Kuvvetleri mensubu subay ve astsubayları kapsar." hükmüne yer verilmiştir. Dava konusu düzenleme ile ilgili olarak, hakları veya menfaatleri ihlal edilmiş kişiler tarafından dava açılabileceğinde kuşku bulunmamaktadır. Bu çerçevede, davalı İdare bünyesinde çalışan personel olmadığından dolayı davacının anılan Yönetmelik kapsamında atanacak ve yer değiştirecek durumda olmadığı da açıktır.
Bu itibarla; davacının, davaya konu ettiği düzenleme ile belirlenen durumun tarafı ya da yararlananı olmadığından, olayda güncel, kişisel ve meşru bir menfaat ilişkisinin bulunmadığı, bu hâliyle davanın ehliyet yönünden reddi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. 2577 sayılı Kanun'un 15/1-b maddesi uyarınca DAVANIN EHLİYET YÖNÜNDEN REDDİNE,
2. Aşağıda dökümü yapılan ... yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, posta giderleri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine,
3. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 25/11/2024 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Bu kararı dosyanızda kullanın

Hukuk Asistan ile Danıştay, Danıştay ve emsal kararlarında gelişmiş arama yapın; kararları dosyalarınıza ekleyin, UYAP ve UETS entegrasyonuyla işlerinizi tek yerden yönetin.

Bize yazın