2. Daire 2021/2943 E. 2023/6258 K. — Danıştay Kararı :: Hukuk Asistan
Danıştay Kararı

2. Daire 2021/2943 E. 2023/6258 K. — Danıştay Kararı

2. Daire 2021/2943 Esas 2023/6258 Karar 26.12.2023
Danıştay 2. Daire Başkanlığı 2021/2943 E.,  2023/6258 K.

T.C.
D A N I Ş T A Y
İKİNCİ DAİRE
Esas No : 2021/2943
Karar No : 2023/6258

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …

KARŞI TARAF (DAVALI) : …Bakanlığı
VEKİLİ : I. Hukuk Müşaviri Yrd. V. …

İSTEMİN KONUSU : …İdare Mahkemesince verilen …günlü, E:…, K:…sayılı kararın, dilekçede yazılı nedenlerle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesi uyarınca temyizen incelenerek bozulması isteminden ibarettir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava Konusu İstem : Başkomiser olarak görev yapan davacı, Aydın İl Emniyet Müdürlüğü İstihbarat Şube Müdürlüğünde görev yaptığı dönemde … isimli şahsın iletişiminin dinlenilmesi olayı ile ilgili olarak "kasıtlı olarak gerçek dışı rapor vermek veya tutanak düzenleyip imza etmek ya da ettirmek" fiilini işlendiğinden bahisle Emniyet Örgütü Disiplin Tüzüğü'nün 8/12 maddesi uyarınca "meslekten çıkarma" cezası ile cezalandırılması gerekmekte ise de, suçun işlendiği tarih itibarıyla 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 127. maddesi uyarınca idarenin ceza verme yetkisine ilişkin zamanaşımı süresi dolduğundan dosyanın bu bölümünün işlemden kaldırılmasına ilişkin …günlü, …sayılı İçişleri Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulu kararının iptali istemiyle dava açmıştır.

İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti : Danıştay Beşinci Dairesinin 08/11/2017 günlü, E:2016/24446, K:2017/22374 sayıl bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonunda …İdare Mahkemesince verilen temyize konu kararla; Ulusal Yargı Ağı Projesi (UYAP) üzerinden yapılan inceleme neticesinde, aralarında davacının da yer aldığı sanıklar hakkında Fethullahçı Silahlı Terör Örgütüne üye olma, resmi belgede sahtecilik ve haberleşme gizliliğinin ihlali suçlarını işledikleri iddiasıyla açılan kamu davasında …Ağır Ceza Mahkemesinin …günlü, E:…, K:…sayılı kararıyla, resmi belgede sahtecilik suçundan davacının beraatine karar verildiği; adli yargı mercilerince verilen beraat kararının her zaman ve doğrudan isnat edilen fiilin sübuta ermediği anlamına gelmeyeceği, bu nedenle ilgili beraat kararının içeriğinin ve gerekçesinin her olay yönünden değerlendirilmesi gerektiği, somut olayda …Ağır Ceza Mahkemesinin anılan kararıyla 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 204. maddesinin 2. fıkrasında düzenlenen resmi belgede sahtecilik suçundan davacının beraatine hükmedilmiş ise de kararın "Genel Değerlendirme" başlıklı kısmında 5237 sayılı Kanun'un 204. maddesinin 2. fıkrasına göre değil, aynı maddenin 1. fıkrasına göre değerlendirme yapıldığı, ilgili şahısların iletişiminin dinlenmesine dayanak teşkil eden belgelerin (bilgi notu, iletişime müdahale talep formu ve ilgili Mahkemeye gönderilen talep yazısı) içerik yönünden gerçeğe uygun olup olmadığının tartışılmadığı, bir başka deyişle ilgili iddianamede ... isimli şahsın iletişiminin dinlenmesine ilişkin iletişime müdahale talep formunun muhteviyatı itibarıyla gerçeği yansıtmadığı iddia edilmesine karşın ... Ağır Ceza Mahkemesinin anılan kararının gerekçesinde fikri (içerik) sahtecilik suçunun işlenip işlenmediğinin değerlendirilmediği, buna göre …Ağır Ceza Mahkemesinin sözü geçen kararıyla resmi belgede sahtecilik suçundan davacının beraatine karar verilmesinin davacıya isnat edilen uyuşmazlık konusu fiilin sübuta ermediği anlamına gelmediği, ... isimli şahsın iletişiminin dinlenmesine dayanak teşkil eden belgelerin kasıtlı olarak gerçeğe aykırı şekilde düzenlemesi fiilinin sübuta erip ermediğinin bakılmakta olan davada ayrıca değerlendirilmesi gerektiği; bu durumda, ... isimli şahsın iletişiminin dinlenmesine ilişkin bilgi notu ve iletişime müdahale talep formunda anılan şahsın, uyuşturucu ticareti yapan ve halk üzerinde baskı ve şiddet uygulamak suretiyle haksız kazanç temin eden organize suç örgütünde yönetici konumunda olduğu ifade edilmesine karşın İstihbarat Daire Başkanlığının ... günlü, ... sayılı yazısında sözü geçen şahsın organize suç örgütleriyle herhangi bir ilişkisinin bulunmadığının belirtildiği, buna göre ... isimli şahıs organize suç örgütü yöneticisi olduğu gerekçesiyle iletişiminin dinlenmesi kararı alınmasına karşın adı geçen şahıs ile örgüt arasında ne şekilde bağlantı olduğunun veya bu yönde şüphe edilmesini gerektirecek herhangi bir durum olup olmadığının ortaya konulmadığı, anılan şahsın örgüt yöneticisi olarak nitelendirilmesinin yanılgıdan ibaret olduğunu gösteren hiçbir haklı neden bulunmadığı, dolayısıyla iletişimin dinlenmesini gerektirecek yeterli bilgi ve emare olmaksızın gerçek dışı bilgiler ileri sürülerek ... isimli şahsın iletişiminin dinlenmesine ilişkin mahkeme kararı alındığının ve dinlemeye esas bilgi notu, iletişime müdahale talep formu ile Mahkeme hitaplı talep yazısının muhteviyatının kasıtlı olarak gerçeğe aykırı şekilde düzenlendiğinin kabulü gerektiği, ilgili iletişime müdahale talep formunu imzalayanlardan birinin davacı olduğu dikkate alındığında davacıya isnat edilen fiilin sübuta erdiği gerekçesiyle dava reddedilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, istihbari dinleme ile adli dinlemenin birbirinden farklı olduğu, dinlemelerin ilgili mevzuata uygun olarak ve hakim kararıyla yapıldığı, ceza yargılamasında resmi belgede sahtecilik suçundan beraat ettiği, savunma hakkının kısıtlandığı, Tüzük'ün dayanağı Emniyet Teşkilat Kanunu'nun 83. maddesinin Anayasa Mahkemesi kararı ile iptal edildiği, Tüzük'ün dayanaksız kaldığı, dava konusu işlemin hukuka aykırı olduğu ileri sürülmüş; 04/04/2023 tarihli ek dilekçe ile üzerine atılı bütün suçlamalardan beraat ettiğine dair ... Bölge Adliye Mahkemesi ... Ceza Dairesinin ... günlü, E:..., K:... sayılı kararı dosyaya sunulmuştur.

KARŞI TARAFIN CEVABI : Temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ...
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İkinci Dairesince, Danıştay Beşinci Dairesi tarafından, Danıştay Başkanlık Kurulunun 18/12/2020 günlü, K:2020/62 sayılı kararının "Ortak Hükümler" kısmının 6. fıkrası uyarınca, ayrıca bir gönderme kararı verilmeksizin Dairemize iletilen dosyada, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
Aydın İl Emniyet Müdürlüğü İstihbarat Şube Müdürlüğünde terör örgütleri ve organize suçlarla mücadele kapsamında usulsüz dinlemeler yapıldığı iddialarının araştırılmasına yönelik İçişleri Bakanlığının 30/06/2014 günlü onayı doğrultusunda aralarında davacının da bulunduğu personel hakkında başlatılan soruşturmada; ... isimli şahsın 02/03/2012-02/06/2012 tarihleri arasında ... nolu GSM hattı üzerinden "oluşturmaya çalıştıkları organize suç örgütü bünyesinde tehdit, baskı, cebir ve şiddet uygulayarak menfaat temin eden grup içerisinde faaliyet yürüttüğü" gerekçesiyle iletişiminin dinlenmesine esas bilgi notu/iletişime müdahale talep formunda davacının da imzasının bulunduğu, davacının iletişimin dinlenmesi ile ilgili hakim kararlarına gerekçe teşkil eden bilgi notu/iletişime müdahale talep formunu imzalaması şeklindeki davranışıyla "kasıtlı olarak gerçek dışı rapor vermek veya tutanak düzenleyip imza etmek veya ettirmek" fiilini işlediği kanaatine varılarak getirilen teklif doğrultusunda İçişleri Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulunun 05/11/2014 günlü, 2014/128 sayılı kararıyla Emniyet Örgütü Disiplin Tüzüğü'nün 8/12 maddesi uyarınca "meslekten çıkarma" cezasıyla cezalandırılması gerekmekte ise de, suçun işlendiği tarih itibarıyla 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 127. maddesi uyarınca idarenin ceza verme yetkisine ilişkin zamanaşımı süresi dolduğundan dosyanın bu bölümünün işlemden kaldırılmasına karar verilmiştir.
Davacı anılan işlemin iptali istemiyle temyizen incelenmekte olan davayı açmıştır.

İLGİLİ MEVZUAT :
Dava konusu işlem tarihinde yürürlükte bulunan Emniyet Örgütü Disiplin Tüzüğü'nün (26/6/2015 günlü, 2015/7911 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı Eki Tüzüğün 1. maddesiyle bu Tüzüğün adı “Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü" olarak değiştirilmiştir.) 8/12 maddesinde yer alan "Kasıtlı olarak gerçek dışı rapor vermek veya tutanak düzenleyip imza etmek veya ettirmek" fiili, meslekten çıkarma cezasını gerektiren eylem, işlem, tutum ve davranışlar arasında sayılmıştır.
08/03/2018 günlü, 30354 (Mükerrer) sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren ve Emniyet Genel Müdürlüğü teşkilatı mensuplarına ilişkin disiplin kurallarını yeniden düzenleyen 7068 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair Kanun'un 8. maddesinin, 6. fıkrasının (h) bendinde, "Kasıtlı olarak gerçek dışı rapor vermek veya tutanak düzenleyip imza etmek veya ettirmek" fiili meslekten çıkarma cezasını gerektiren eylem, işlem, tutum ve davranışlar arasında sayılmış; Geçici 1. maddesinin 1. fıkrasında ise, "Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce 657 sayılı Kanun, 6413 sayılı Kanun ve 3201 sayılı Kanun ile 23/3/1979 tarihli ve 7/17339 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü hükümlerine göre resen veya yetkili disiplin kurullarınca verilmiş olan disiplin cezaları bu Kanun hükümleri uyarınca verilmiş addolunur." hükmüne yer verilmiştir.
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 127. maddesinin 2. fıkrasında ise disiplin cezasını gerektiren fiil ve hallerin işlendiği tarihten itibaren nihayet iki yıl içinde disiplin cezası verilmediği takdirde ceza verme yetkisinin zamanaşımına uğrayacağı hükme bağlanmıştır.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Disiplin cezaları, kamu hizmetinin gereği gibi yürütülmesi bakımından kamu görevlilerinin mevzuat uyarınca yerine getirmek zorunda oldukları ödev ve sorumlulukları ifa etmemeleri veya mevzuatta yasaklanan fiillerde bulunmaları durumunda uygulanan yaptırımlar olup, memurların özlük hakları üzerinde doğrudan ve önemli sonuçlar doğurmaları sebebiyle subjektif ve bireysel etkileri bulunduğu gibi, kamu görevinin gereği gibi sürdürülmesi ve kamu düzeninin sağlanması bakımından objektif ve kamusal öneme de sahiptirler. Bu nedenle, disiplin cezası verilebilmesi için öncelikle isnat edilen kusurlu halin veya fiilin tespiti gerekmektedir. Kusurlu halin veya fiilin tespitinden kasıt ise, disiplin cezasına konu edilen fiil veya halin zamanı, yeri, şekli gibi tüm unsurlarının ortaya konulması, böylelikle fiilin kim tarafından, ne zaman, nerede ve ne şekilde işlendiğinin net ve açık bir şekilde belirlenmesidir.
Belirtilen hususlarla birlikte; Anayasa Mahkemesi Genel Kurulunun, Karar Tarihi:02/07/2020, Başvuru Numarası:2016/14253 olan "Barış Baş" dosyasında verdiği kararın 56. paragrafında; "Ceza muhakemesi hukuku ve disiplin hukuku farklı kural ve ilkelere tabi disiplinlerdir. Disiplin hukuku kurumun iç düzenini korumayı amaçlayan ve bunun için kamu görevlilerinin mevzuata, çalışma düzenine, hizmetin gereklerine aykırı fiillerine yönelik olarak uygulanacak yaptırımları ve bu yaptırımların uygulanmasındaki usul ve esasları düzenleyen bir hukuk alanıdır. Bazı hâllerde ise kamu görevlisinin fiili ceza hukuku kapsamında suç tanımına uymasının yanı sıra disiplin hukuku yönünden de sorumluluk gerektiren bir mahiyet taşıyabilir (benzer yöndeki değerlendirmeler için bkz. Özcan Pektaş, B. No: 2013/6879, 2/12/2015, § 25; Kürşat Eyol, § 30)."; 57. paragrafında; "Cezai sorumluluğunun bulunmadığı tespit edilmiş veya ceza sorumluluğu ortadan kalkmış olsa dahi aynı olaylar nedeniyle -daha hafif bir ispat külfeti temelinde- kişi hakkında başka tür bir sorumluluğun tesis edilmesinin önünde bir engel bulunmamaktadır. Bu bağlamda ceza yargılamasına konu maddi olay ve olguların disiplin hukuku esasları çerçevesinde diğer kamu makamlarınca (idari/adli) ayrıca değerlendirilmesi ve bu değerlendirme sonucunda ulaşılacak kanaate göre işlem/karar tesis edilmesi mümkündür (benzer yöndeki değerlendirmeler için bkz. Özcan Pektaş, § 25; Kürşat Eyol, § 30, Galip Şahin, § 48)."; 58. paragrafında ise; "Adli ve idari makamların kendi görev sınırlarını aşarak kişiyi suçlu ilan etmesi veya bu bağlamda birtakım çıkarımlarda bulunması masumiyet karinesinin ihlaline yol açabilir. Masumiyet karinesi kapsamındaki güvencelerin sağlanıp sağlanmadığının tespiti yapılırken ise kararın gerekçesinin bir bütün olarak değerlendirilmesi gerekir (Galip Şahin, § 48; M.I., B. No: 2012/1268, 30/12/2014, § 50). Bu kapsamda karar vericilerin kullandıkları dil kritik önem taşır (Mustafa Kıvrak, B. No: 2013/3175, 20/2/2014, § 36). Kamu makamlarının işlem ya da kararlarında belirttikleri gerekçeler veya kullandıkları dil nedeniyle bireye cezai sorumluluk yüklememeleri, ceza mahkemeleri tarafından suçlu bulunmamış bireyin masumiyeti üzerine gölge düşürülmesine sebebiyet vermemeleri gerekmektedir (Galip Şahin, § 47)." değerlendirmelerine yer verildiği görülmektedir.
Bu bağlamda, yapılan soruşturma sonucunda disiplin cezası verilebilmesi için, suça esas fiilin sübuta erdiğine ilişkin tespitin, hukuken geçerli, her türlü şüpheden uzak, kesin ve somut delillere dayanması gerektiği; aksi durumda; Anayasa, uluslararası sözleşmeler ve yargı kararları ile güvence altına alınmış bulunan masumiyet karinesinin ihlali sonucunun doğabileceği açıktır.
Dava dosyasına sunulan belgeler ile Ulusal Yargı Ağı Projesi (UYAP) üzerinden gerçekleştirilen incelemelerde; dava konusu işleme esas ... isimli kişinin dinlenmesi ile ilgili olarak, Aydın Cumhuriyet Başsavcılığının ... sayılı soruşturma dosyası üzerinden verilen 08/07/2015 günlü kararla; "... isimli kişinin iletişiminin dinlenmesi fiilinin haberleşmenin gizliliğini ihlal suçu oluşturduğu, bu suç ile ilgili olarak soruşturma yapılmasının şikayete bağlı olduğu, ...'nın şikayetçi olmadığı" gerekçesiyle davacı/şüpheli hakkında haberleşmenin gizliliğini ihlal suçu yönünden kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verildiği; öte yandan ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... günlü, E:..., K:... sayılı kararıyla (Mahkeme kararında belirtilen ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... günlü, E:..., K:... sayılı kararının usul yönünden bozulması üzerine Mahkemece bozma kararına uyulmak suretiyle belirtilen usulü eksiklikler tamamlanarak verdiği kararla); yasal unsurları oluşmadığı gerekçesiyle resmi belgede sahtecilik suçundan davacı/sanık hakkında beraat kararı verildiği, anılan karara karşı Cumhuriyet Başsavcılığınca istinaf yoluna başvurulması üzerine ise ... Bölge Adliye Mahkemesi ... Ceza Dairesinin ... günlü, E:..., K:... sayılı kararıyla istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği görülmektedir.
Tüm bu açıklamalar doğrultusunda, davacıya isnat edilen fiilin aynı zamanda Ceza Kanunu bakımından da suç olduğu ve yukarıda bahsedilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karar ile beraat kararı gözönüne alındığında davacının, üzerine atılı "Kasıtlı olarak gerçek dışı rapor vermek veya tutanak düzenleyip imza etmek veya ettirmek" fiilini işlediğinin sübuta ermediği sonucuna varıldığından, davacıya isnat edilen fiilin sübut bulduğu tespitine dayalı olarak dosyanın zamanaşımı nedeniyle işlemden kaldırılmasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka uygunluk, davanın reddi yolundaki temyize konu İdare Mahkemesi kararında ise hukuki isabet görülmemiştir.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. DAVACININ TEMYİZ İSTEMİNİN KABULÜNE,
2. ... İdare Mahkemesince verilen ... günlü, E:..., K:... sayılı kararın, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun temyize konu ilk kararın verildiği tarih itibarıyla yürürlükte olan haliyle 49. maddesinin 1/b fıkrası uyarınca BOZULMASINA,
3. Aynı maddenin 3622 sayılı Yasa ile değişik 3. fıkrası uyarınca, yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın adı geçen İdare Mahkemesine gönderilmesine,
4. 2577 sayılı Yasa'nın (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren onbeş (15) gün içinde Danıştayda karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 26/12/2023 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Bu kararı dosyanızda kullanın

Hukuk Asistan ile Danıştay, Danıştay ve emsal kararlarında gelişmiş arama yapın; kararları dosyalarınıza ekleyin, UYAP ve UETS entegrasyonuyla işlerinizi tek yerden yönetin.

Bize yazın