2. Daire 2021/1974 E. 2023/2867 K. — Danıştay Kararı :: Hukuk Asistan
Danıştay Kararı

2. Daire 2021/1974 E. 2023/2867 K. — Danıştay Kararı

2. Daire 2021/1974 Esas 2023/2867 Karar 24.05.2023
Danıştay 2. Daire Başkanlığı 2021/1974 E.,  2023/2867 K.

T.C.
D A N I Ş T A Y
İKİNCİ DAİRE
Esas No : 2021/1974
Karar No : 2023/2867

DAVACI : …

DAVALILAR : 1- …
VEKİLİ : Av. …
2- … Bakanlığı
VEKİLLERİ : Hukuk Müşaviri …
Hukuk Müşaviri …

DAVANIN KONUSU : 1. sınıf emniyet müdürü olarak görev yapan davacı tarafından; Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 8/12. maddesinin ve bu madde uyarınca davacının meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılması gerekmekte ise de, suçun işleniş tarihi itibarıyla 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 127. maddesi gereğince ceza verme zamanaşımı süresi dolduğundan dosyanın işlemden kaldırılmasına ilişkin … günlü, … sayılı İçişleri Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulu kararının iptali istenilmektedir.

DAVACININ İDDİALARI : Meslek hayatında başarılı bir geçmişi olduğu, yapılan dinlemelerin istihbâri dinleme olduğu, önleme amaçlı yapılan bu dinlemelerde basit şüphe dahi aranmadığı; "makul gerekçe", "kuvvetli şüphe" gibi şartların adli dinlemeler için geçerli olduğu, dinlemeye hakim tarafından karar verildiği, kendilerinin yaptığı işlemlerin yalnızca hazırlık işlemi olduğu, hazırlanan evrakların tamamında gerçek isimlerin yer aldığı, evraklarda yer alan bilgilerin tamamının doğru olduğu, gelen istihbâri bilgiler sonucunda kişilerin dinlenilmesine gerek duyulduğu, dinleme sonunda somut bilgi elde edilemediğinden dinlemelerin sonlandırıldığı ve tüm tapelerin imha edildiği,
Soruşturma aşamasında savunma hakkının kısıtlandığı, suçlandığı eylem ve sonucunda alacağı ceza ile ilgili yeterli açıklama yapılmadığı, ilk ifade aşamasında tarafına bilgi ve belge verilmediği, savunma yapabilmek için evrakları istediğinde ise yalnızca soruşturma raporunun verildiği ancak eklerinin verilmediği,
Bir alt ceza uygulamasına ilişkin hiçbir değerlendirme yapılmamasının hukuka aykırı olduğu,
Zamanaşımına uğradığı önceden bilinen bir disiplin cezası için hiçbir şekilde soruşturmaya başlanamayacağı ve karar alınamayacağı halde hukuka aykırı şekilde soruşturma yapıldığı,
Dava konusu işlemin, kamu yararı amacıyla değil siyasi amaçla tesis edildiği,
Emniyet Örgütü Disiplin Tüzüğü'nün 8/12. maddesi ile idareye çok geniş bir takdir yetkisi tanındığı, düzenlemede yer alan "kasıt" ifadesinin ceza hukukunda yer bulan ve suçun manevi unsurunu teşkil eden bir ifade olduğu, eylemin hangi kasıtla işlendiğinin veya kastın varlığının disiplin soruşturması ile belirlenemeyeceği ileri sürülmüştür.

DAVALILARIN SAVUNMASI : Davacının, iletişimi dinlenilen şahısların dinlenmelerine gerekçe gösterilen faaliyetle/örgütle, dinlemeyi gerektirecek irtibat ve iltisakının olmamasına rağmen dinleme kastı ile gerçekçi sebeplere dayanmayan hakim kararlarının alınması için talepte bulunulmasına dair yazıları gerçeğe aykırı olarak düzenlediği/onayladığı ve imzaladığının tespit edildiği, bu şahısların teknik takip talep formlarında belirtildiği şekliyle örgütsel faaliyette bulunan şahıslarla irtibatının olduğuna ilişkin emare/bilgi bulunmadığı, davacıdan usulüne uygun şekilde savunma alındığı, alt ceza uygulanma şartlarının oluşmadığı, dava konusu işlem tesis edilirken Tüzük'ün alt cezaya ilişkin 15. maddesinin de değerlendirildiği, Tüzük'ün 3201 sayılı Kanun'un 83. maddesine göre çıkarıldığı ve hukuka aykırılık taşımadığı savunulmuştur.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : 7068 sayılı Kanun'un yürürlüğe girmesiyle uygulanma kabiliyeti kalmayan Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 8/12. maddesinin iptal istemi hakkında karar verilmesine yer olmadığına; dava konusu bireysel işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle bu kısım yönünden davanın reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmüştür.

DANIŞTAY SAVCISI : …
DÜŞÜNCESİ : Dava, 1. sınıf emniyet müdürü olan davacı tarafından, Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğünün 8/12. maddesi uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılması gerekmekte ise de, suçun işleniş tarihi itibarıyla 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 127. maddesi gereğince ceza verme zamanaşımı süresi dolduğundan dosyanın bu yönüyle işlemden kaldırılmasına ilişkin 19.6.2014 günlü, 2014/43 sayılı İçişleri Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulu kararı ile bu kararın dayanağı olan Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğünün 8.maddesinin 12. bendinin iptali istemiyle açılmıştır.
Anayasa Mahkemesinin 13.1.2016 günlü, E:2015/85, K:2016/3 sayılı kararı ile; Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğünün yasal dayanağı olan 3201 sayılı Emniyet Teşkilat Kanunu'nun 83. maddesinin birinci cümlesinin, "yaptırım konusu eylemleri yasal düzeyde belirlememesi ve bireylerin hangi somut olguya hangi hukuksal yaptırımın veya sonucun bağlandığını belirli bir açıklık ve kesinlikte öngörebilmelerine yasal çerçevede imkan tanımaması nedeniyle, Anayasa'nın 38. ve 128. maddelerine aykırı olduğu" gerekçesiyle iptaline karar verilmiş ve anılan madde, 23.1.2017 günlü, 29957 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 682 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile yürürlükten kaldırılarak emniyet teşkilatı mensuplarına ilişkin disiplin kuralları yeniden düzenlenmiş olup, uygulama imkanı kalmayan dava konusu Tüzük hükmünün iptali istemi hakkında karar verilmesine yer bulunmamaktadır.
Davanın bireysel işleme ilişkin kısmına gelince;
Davacı hakkında tesis edilen işlem, her ne kadar disiplin cezası niteliği taşımasa da, davacının özlük dosyasına konulması ve davalı idarenin davacı hakkında takdir yetkisini kullanacağı çeşitli işlemlerde dikkate alınma olasılığı karşısında, davacının hukuki durumuna etkileri olabileceği görülen dava konusu işlemin kesin ve yürütülmesi gereken bir işlem niteliğinde olduğu anlaşıldığından işin esası incelendi.
Davacıya atfedilen ve dava konusu işlem tarihinde yürürlükte olan Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğünün 8/12. maddesi uyarınca meslekten çıkarma cezası öngörülen "kasıtlı olarak gerçek dışı rapor vermek veya tutanak düzenleyip imza etmek veya ettirmek" fiili, 682 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin, 8/6-h maddesinde, yine meslekten çıkarma cezası öngörülen fiiller arasında sayılmıştır.
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun zamanaşımını düzenleyen 127. maddesinde ise, disiplin cezasını gerektiren fiil ve hallerin işlendiği tarihten itibaren nihayet iki yıl içinde disiplin cezası verilmediği taktirde ceza verme yetkisinin zamanaşımına uğrayacağı kurala bağlanmış olup, kamu düzenine ilişkin olması nedeniyle uyulması zorunlu süre olduğundan, fiilin işlendiği tarihten itibaren iki yıllık zamanaşımı süresi geçirildikten sonra disiplin cezası verilemeyeceği açıktır.
Anayasanın, "Özel Hayatın Gizliliği" başlıklı 20. maddesinde: "Herkes, özel hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Özel hayatın ve aile hayatının gizliliğine dokunulamaz. Millî güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlık ve genel ahlâkın korunması veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması sebeplerinden biri veya birkaçına bağlı olarak, usulüne göre verilmiş hâkim kararı olmadıkça; yine bu sebeplere bağlı olarak gecikmesinde sakınca bulunan hallerde de kanunla yetkili kılınmış merciin yazılı emri bulunmadıkça; kimsenin üstü, özel kâğıtları ve eşyası aranamaz ve bunlara el konulamaz. Yetkili merciin kararı yirmidört saat içinde görevli hâkimin onayına sunulur. Hâkim, kararını el koymadan itibaren kırksekiz saat içinde açıklar; aksi halde, el koyma kendiliğinden kalkar." hükmü, "Haberleşme Hürriyeti" başlıklı 22. maddesinde de: "Herkes, haberleşme hürriyetine sahiptir. Haberleşmenin gizliliği esastır. Millî güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlık ve genel ahlâkın korunması veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması sebeplerinden biri veya birkaçına bağlı olarak usulüne göre verilmiş hâkim kararı olmadıkça; yine bu sebeplere bağlı olarak gecikmesinde sakınca bulunan hallerde de kanunla yetkili kılınmış merciin yazılı emri bulunmadıkça; haberleşme engellenemez ve gizliliğine dokunulamaz. Yetkili merciin kararı yirmidört saat içinde görevli hâkimin onayına sunulur. Hâkim, kararını kırksekiz saat içinde açıklar; aksi halde, karar kendiliğinden kalkar. İstisnaların uygulanacağı kamu kurum ve kuruluşları kanunda belirtilir." hükmü yer almıştır.
2559 sayılı Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu'nun Ek 7. maddesinde her ne kadar, iletişimi dinlenecek kişilerin seçiminde, dinleme yetkisinin verildiği emniyet teşkilatına geniş bir takdir yetkisi verilmiş ise de, bu yetkinin kullanımında ve iletişimi dinlenecek kişilerin seçiminde hiç bir somut bilgi ve gerekçe bulunmamasının, temel hak ve özgürlükler arasında sayılan haberleşme özgürlüğünün ve özel hayatın gizliliğinin ihlali sonucunu doğuracağı kuşkusuzdur.
Dava dosyasının incelenmesinden, davacının, Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Daire Başkanlığında görev yaptığı dönemde, çeşitli tarihlerde bazı kişilerin iletişimlerinin dinlenmesine gerekçe gösterilen faaliyetle/örgütle dinlemeyi gerektirecek ölçüde irtibat ve iltisakının olmamasına rağmen dinleme kastı ile gerçekçi sebeplere dayanmayan hakim kararlarının alınması için talepte bulunulmasına dair yazıları imzaladığının tespit edildiği ve "kasıtlı olarak gerçek dışı rapor vernek veya tutanak düzenleyip imza etmek veya ettirmek" suçunu işlediği sübuta erdiğinden eylemine uyan Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğünün 8/12. maddesi uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılması gerekmekte ise de, suçun işleniş tarihi itibarıyla 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 127. maddesi gereğince ceza verme zamanaşımı süresi dolduğundan dosyanın bu yönüyle işlemden kaldırılmasına karar verildiği, bu işlemin iptali istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Dosyada bulunan bilgi ve belgeler ile soruşturma raporunun yukarıda yer alan mevzuat hükümleri ile birlikte değerlendirilmesinden, davacının üzerine atılı suçun sübuta erdiği ve fiilin işlendiği tarih itibarıyla 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 127. maddesi gereğince disiplin cezası verme yetkisinin zamanaşımına uğradığı sonuç ve kanaatine varıldığından, davacı hakkında tesis edilen dava konusu işlemde hukuka aykırılık görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle, Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğünün 8. maddesinin 12. bendinin iptali istemi hakkında karar verilmesine yer olmadığı, dava konusu işlemin iptali istemi yönünden ise davanın reddi gerekeceği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İkinci Dairesince; duruşma için belirlenen 24/05/2023 günü, davacının gelmediği, davalı Cumhurbaşkanlığını temsilen Av. … 'ın ve davalı İçişleri Bakanlığını temsilen Hukuk Müşavirleri … ve … 'ın geldiği görülerek, Danıştay Savcısının hazır bulunduğu açık duruşmaya başlanıldı. Duruşmada hazır bulunan tarafa usulüne göre söz verilip dinlenildikten ve Savcının düşüncesi alındıktan sonra duruşmaya son verildi. Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

MADDİ OLAY :
1. sınıf emniyet müdürü olarak görev yapan davacı hakkında, Emniyet Genel Müdürlüğü ... Dairesi Başkan Yardımcısı olarak görev yaptığı döneme ilişkin olarak; S.G.T, C.B.E., G.A., M.Ö.Y., Ö.G., A.S.A., D.İ.T., A.B.B., B.Ş., A.K., R.C., E.E.A., R.A.U., E.B.H., M.T. isimli şahısların iletişiminin hukuka aykırı şekilde dinlenmesiyle ilgili yürütülen tahkikat sonucunda, İçişleri Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulunun … günlü, … sayılı kararı ile "Kasıtlı olarak gerçek dışı rapor vermek veya tutanak düzenleyip imza etmek veya ettirmek" eylemi nedeniyle Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 8/12. maddesi uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılması gerekmekte ise de, suçun işleniş tarihi itibarıyla 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 127. maddesi gereğince ceza verme yetkisi bakımından zamanaşımı süresi dolduğundan dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verilmesi üzerine bakılan dava açılmıştır.

İNCELEME VE GEREKÇE :
İLGİLİ MEVZUAT:
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın "Anayasa Mahkemesinin Kararları" başlıklı 153. maddesinde; "Anayasa Mahkemesinin kararları kesindir. İptal kararları gerekçesi yazılmadan açıklanamaz.
Anayasa Mahkemesi bir kanun veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesinin tamamını veya bir hükmünü iptal ederken, kanun koyucu gibi hareketle, yeni bir uygulamaya yol açacak biçimde hüküm tesis edemez.
Kanun, Cumhurbaşkanlığı kararnamesi veya Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü ya da bunların hükümleri, iptal kararlarının Resmî Gazete'de yayımlandığı tarihte yürürlükten kalkar. Gereken hallerde Anayasa Mahkemesi iptal hükmünün yürürlüğe gireceği tarihi ayrıca kararlaştırabilir. Bu tarih, kararın Resmî Gazete'de yayımlandığı günden başlayarak bir yılı geçemez.
İptal kararının yürürlüğe girişinin ertelendiği durumlarda, Türkiye Büyük Millet Meclisi, iptal kararının ortaya çıkardığı hukuki boşluğu dolduracak kanun (…) teklifini öncelikle görüşüp karara bağlar.
İptal kararları geriye yürümez.
Anayasa Mahkemesi kararları Resmî Gazete'de hemen yayımlanır ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzelkişileri bağlar." hükmüne yer verilmiştir.
6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluş ve Yargılama Usulleri Kanunu'nun 66. maddesinin 3. fıkrasında; Anayasa Mahkemesinin gerekli gördüğü hâllerde, Resmi Gazete'de yayımlandığı günden başlayarak iptal kararının yürürlüğe gireceği tarihi, bir yılı geçmemek üzere ayrıca kararlaştırabileceği belirtilmiştir.
3201 sayılı Emniyet Teşkilat Kanunu'nun 83. maddesinde, "Gerek inzibat komisyonları tarafından ve gerek salahiyet dairesinde re'sen verilecek inzibat cezalarını icap ettiren fiil ve hareketlerin ne olduğu ve cezaların derece ve miktarı, polis mesleğinin haiz olduğu hususiyet ve ehemmiyet gözetilerek tanzim edilecek nizamnamede tayin olunur. Memuriyetten ihraç cezası müstesnadır." kuralı yer almıştır.
Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 8/12. maddesinde yer alan; "Kasıtlı olarak gerçek dışı rapor vermek veya tutanak düzenleyip imza etmek veya ettirmek" fiili, meslekten çıkarma cezasını gerektiren eylem, işlem, tutum ve davranışlar arasında sayılmıştır.
08/03/2018 günlü, 30354 (mükerrer) sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7068 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair Kanun'un "Yürürlükten Kaldırılan Hükümler" başlıklı 37. maddesinde, "(1) 4/6/1937 tarihli ve 3201 sayılı Emniyet Teşkilat Kanununun 82 nci maddesinin birinci, üçüncü ve dördüncü fıkraları, 83 üncü, ek 4 üncü, ek 5 inci, ek 6 ncı, ek 7 nci, ek 8 inci ve ek 9 uncu maddeleri yürürlükten kaldırılmıştır..." hükmüne,
"Geçiş Hükümleri" başlıklı Geçici 1. maddesinde, "(1) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce 657 sayılı Kanun, 6413 sayılı Kanun ve 3201 sayılı Kanun ile 23/3/1979 tarihli ve 7/17339 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü hükümlerine göre resen veya yetkili disiplin kurullarınca verilmiş olan disiplin cezaları bu Kanun hükümleri uyarınca verilmiş addolunur.
(2) Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte devam etmekte olan disiplin soruşturmaları ile ilgili olarak bu Kanun hükümleri uygulanır.
(3) Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce disiplin amirleri veya disiplin kurulları tarafından verilmiş ve infaz edilmiş disiplin cezalarına bağlı olarak yapılmış idari işlemler aynen muhafaza olunur..." hükmüne yer verilmiştir.
Anılan Kanun'un 8-6/h maddesinde de, "Kasıtlı olarak gerçek dışı rapor vermek veya tutanak düzenleyip imza etmek veya ettirmek" fiili, Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nde olduğu gibi meslekten çıkarma cezasını gerektiren fiiller arasında sayılmıştır.
2559 sayılı Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu'nun Ek 7. maddesinde, "Polis, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğüne, Anayasa düzenine ve genel güvenliğine dair önleyici ve koruyucu tedbirleri almak, emniyet ve asayişi sağlamak üzere, ülke seviyesinde ve sanal ortamda istihbarat faaliyetlerinde bulunur, bu amaçla bilgi toplar, değerlendirir, yetkili mercilere veya kullanma alanına ulaştırır. Devletin diğer istihbarat kuruluşlarıyla işbirliği yapar.
Birinci fıkrada belirtilen görevlerin yerine getirilmesine yönelik olarak, 04/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun, casusluk suçları hariç, 250 nci maddesinin birinci fıkrasının (a), (b) ve (c) bentlerinde yazılı suçlar ile bilişim suçlarının işlenmesinin önlenmesi amacıyla hâkim kararı veya gecikmesinde sakınca bulunan hallerde Emniyet Genel Müdürünün, Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Dairesi Başkanının veya bilişim suçlarıyla sınırlı olmak üzere bilişim suçları ile ilgili daire başkanının yazılı emriyle, telekomünikasyon yoluyla yapılan iletişim veya internet bağlantı adresleriyle internet kaynakları arasındaki veri trafiği ile iletilen veriler tespit edilebilir, dinlenebilir, sinyal bilgileri değerlendirilebilir, kayda alınabilir. Gecikmesinde sakınca bulunan hallerde verilen yazılı emir, yirmidört saat içinde yetkili ve görevli hâkimin onayına sunulur. Hâkim, kararını en geç kırk sekiz saat içinde verir. Sürenin dolması veya hâkim tarafından aksine karar verilmesi halinde tedbir derhal kaldırılır. Bu halde dinlemenin içeriğine ilişkin kayıtlar en geç on gün içinde yok edilir; durum bir tutanakla tespit olunur ve bu tutanak denetimde ibraz edilmek üzere muhafaza edilir.(...)
Kararda ve yazılı emirde, hakkında tedbir uygulanacak kişinin kimliği, iletişim aracının türü, kullandığı telefon numaraları veya iletişim bağlantısını tesbite imkân veren kodundan belirlenebilenler ile tedbirin türü, kapsamı ve süresi ile tedbire başvurulmasını gerektiren nedenler belirtilir. Kararlar, en fazla üç ay için verilebilir; bu süre aynı usûlle üçer ayı geçmeyecek şekilde en fazla üç defa uzatılabilir. Ancak, terör örgütünün faaliyeti çerçevesinde devam eden tehlikelere ilişkin olarak gerekli görülmesi halinde, hâkim üç aydan fazla olmamak üzere sürenin müteaddit defalar uzatılmasına karar verebilir.(...)
İstihbarat faaliyetlerinde, bu maddede belirtilen suçların önlenmesi amacıyla ve hâkim kararı alınmak koşuluyla, teknik araçlarla izleme yapılabilir. Ayrıca, kamu kurum ve kuruluşları ile kamu hizmeti veren kuruluşların ihtiyaç duyulan bilgi ve belgelerinden yararlanabilmek için gerekçesini de göstermek suretiyle yazılı talepte bulunulabilir. Bu kurum ve kuruluşların kanuni sebeplerle veya ticari sır gerekçesiyle bu bilgi ve belgeleri vermemeleri halinde ancak hâkim kararı ile bu bilgi ve belgelerden yararlanılabilir.
Bu madde hükümlerine göre yürütülen faaliyetler çerçevesinde elde edilen kayıtlar, birinci fıkrada belirtilen amaçlar dışında kullanılamaz. Elde edilen bilgi ve kayıtların saklanmasında ve korunmasında gizlilik ilkesi geçerlidir. Bu fıkra hükümlerine aykırı hareket edenler hakkında, görev sırasında veya görevden dolayı işlenmiş olsa bile Cumhuriyet savcılarınca doğrudan soruşturma yapılır. (...)" hükmü yer almaktadır.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Dava konusu Tüzük yönünden :
Anayasa Mahkemesinin 29/01/2016 günlü, 29608 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 13/01/2016 günlü, E:2015/85, K:2016/3 sayılı kararıyla; Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün dayanağı olan 3201 sayılı Emniyet Teşkilat Kanunu'nun 83. maddesinin birinci cümlesi Anayasa'ya aykırı görülerek iptal edilmiş ve anılan kararın Resmi Gazete'de yayımlanmasından başlayarak bir yıl sonra yürürlüğe girmesi ayrıca karara bağlanmıştır.
3201 sayılı Kanun'un 83. maddesinin birinci cümlesinin iptaline ilişkin Anayasa Mahkemesi kararından sonra, Anayasa'nın 121. maddesi ile 2935 sayılı Olağanüstü Hal Kanunu'nun 4. maddesi uyarınca Cumhurbaşkanının başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulunca 02/01/2017 tarihinde kararlaştırılan ve 23/01/2017 günlü, 29957 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 682 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin 37. maddesi ile söz konusu 83. madde yürürlükten kaldırılmış, yine bu Kanun Hükmünde Kararname ile Emniyet Genel Müdürlüğü personelinin de aralarında bulunduğu genel kolluk görevlilerinin tabi olacağı disiplin hükümleri düzenlenmiştir.
08/03/2018 günlü, 30354 (mükerrer) sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 7068 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair Kanun ile Emniyet Genel Müdürlüğü, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı personeline ilişkin disiplinsizlik halleri ve cezaları, disiplin amirleri ve kurulları, disiplin soruşturma usulü ile diğer ilgili hususlar düzenlenmiştir.
23/03/1979 günlü, 7/17339 Bakanlar Kurulu kararıyla yürürlüğe giren Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün dayanağı olan 3201 sayılı Emniyet Teşkilat Kanunu'nun 83. maddesinin 23/01/2017 günlü, 29957 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 682 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin 37. maddesiyle yürürlükten kaldırıldığı ve 7068 sayılı Kanun ile de Emniyet Genel Müdürlüğü personeline ilişkin disiplinsizlik halleri ve cezaları, disiplin amirleri ve kurulları, disiplin soruşturma usulü ile diğer ilgili hususların düzenlendiği görüldüğünden, halihazırda uygulama kabiliyeti kalmayan Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 8/12. maddesinin iptali istemine yönelik olarak davanın konusuz kaldığı anlaşılmıştır.

Bireysel işlem yönünden:
Dosyanın incelenmesinden; soruşturmaya konu şahısların, iletişimlerinin dinlenmesine gerekçe gösterilen faaliyetle ve örgütle dinlemeyi gerektirecek ölçüde irtibat ve iltisakı olmamasına rağmen, davacının dinleme kastı ile gerçekçi sebeplere dayanmayan hakim kararına esas bilgi ve gerekçe notu ile iletişime müdahale talep yazılarını imzaladığı ve bu suretle "Kasıtlı olarak gerçek dışı rapor vermek, veya tutanak düzenleyip imza etmek veya ettirmek" suçunu işlediğinden bahisle meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılması gerektiği yolunda getirilen teklif üzerine tesis edilen İçişleri Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulu'nun … günlü, … sayılı kararıyla meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılması gerektiği sonucuna ulaşıldığı, ancak suçun işleniş tarihi itibarıyla 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 127. maddesi gereğince ceza verme yetkisi bakımından zaman aşımı süresi dolduğundan dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verildiği anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlığın çözümü için ortada disiplin soruşturmasını gerektiren bir fiilin olup olmadığı, var ise kim tarafından ne şekilde işlendiği, suçun son işlenme tarihi, devamlılık arz eden suç olup olmadığı, zamanaşımına uğrayıp uğramadığı hususlarının açıklığa kavuşturulması gerekmektedir.
Suçun zamanaşımına uğrayıp uğramadığı konusunda karar verme yetkisi cezayı vermeye yetkili disiplin amiri veya disiplin kurullarına aittir. Yetkili disiplin amiri veya kurul, soruşturmacının tespiti ve teklifi ile bağlı değildir. Bu nedenle, disiplin amiri veya disiplin kurulunun öncelikli olarak disiplin hukuku yönünden cezayı vermeyi gerektirecek bir suçun var olup olmadığı yolunda değerlendirmede bulunması, varlığı halinde suçun kim tarafından, ne şekilde, ne zaman işlendiğini, fiilin karşılığı olan cezanın ne olduğunu tespit etmesi, ona göre zamanaşımı hallerini, bir alt ceza tayinine mahal olup olmadığı durumlarını da değerlendirerek bir karar vermesi, disiplin hukukumuzda öngörülen süreçtir. Kaldı ki, ilgili mevzuatta bu sürecin aksine bir düzenleme de bulunmamaktadır.
Bu nedenle davacının, zamanaşımına uğradığı önceden bilinen bir disiplin cezası için hiçbir şekilde soruşturmaya başlanamayacağı, karar alınamayacağı yolundaki iddiası yerinde görülmemiştir.

Öte yandan, dava konusu işleme esas soruşturma raporu ile dosyadaki diğer bilgi ve belgeler incelendiğinde; dava konusu işlemin tesisine dayanak dinlemelerin, iletişimin dinlenmesini gerektirecek emareler olmaksızın, hukuki dayanaktan yoksun gerekçeler gösterilerek, gerçeğe aykırı belge düzenlemek suretiyle yapıldığı; dinlenen kişilerin, iletişimin dinlenmesine esas teşkil edecek Teknik Takip ve İzleme Talep Formlarında belirtilen örgütsel faaliyet içerisinde olmadığı, yapılan dinleme işleminin gerekçeleri ve amaçları itibarıyla 2559 sayılı Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu’nun Ek 7. maddesinde öngörülen amaçlarla bağdaşmadığı anlaşılmaktadır.
Ayrıca, dinleme işlemlerinin hakim kararı ile yapılması, bu kararlara esas teşkil eden formların gerçeğe aykırı olarak düzenlenmesi durumunu ve bu bağlamda işlemin hukuka aykırılığını ve suç olma vasfını ortadan kaldırmamaktadır. Çünkü, önleyici dinleme işlemine ilişkin hakim kararı, istihbarat biriminin dinleme gerekçesi olarak sunduğu bilgilerin doğruluğunun tescil ve tespiti niteliğini taşımaktadır.
Bu durumda, davacının "Kasıtlı olarak gerçek dışı rapor vermek veya tutanak düzenleyip imza etmek veya ettirmek" fiilini işlediği anlaşıldığından, anılan fiili nedeniyle meslekten çıkarma cezasıyla cezalandırılması gerekmekte ise de, suçun işleniş tarihi itibarıyla 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 127. maddesi gereğince ceza verme yetkisi bakımından zamanaşımı süresi dolduğundan dosyanın işlemden kaldırılmasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
Diğer taraftan, soruşturma raporunun incelenmesi sonucunda; davacının iddialarının aksine, yazılı ve sözlü savunmalarının alındığı, sözlü savunma tutanağında "soruşturma evrakını inceleme hakkına sahip olduğu" ifadesi bulunmasına karşın, soruşturma evrakının eksik verildiği yolunda bir şerh düşülmeksizin tutanağın davacı ve davacı vekili tarafından imzalandığı görüldüğünden, davacının savunma hakkının kısıtlandığı yolundaki iddialarına da itibar edilmemiştir.

Yargılama giderleri yönünden:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Kararlarda bulunacak hususlar" başlıklı 24. maddesinin birinci fıkrasının (f) bendinde; kararlarda, yargılama giderleri ve hangi tarafa yükletildiğinin belirtileceği hüküm altına alınmış; aynı Kanun'un 31. maddesinin yargılama giderleri konusunda yollamada bulunduğu 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun yerine yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 326. maddesinde; Kanun'da yazılı hâller dışında, yargılama giderlerinin, aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına karar verileceği, davada iki taraftan her biri kısmen haklı çıkarsa, mahkemenin, yargılama giderlerini tarafların haklılık oranına göre paylaştıracağı belirtildikten sonra, 331. maddesinde; "Davanın konusuz kalması sebebiyle davanın esası hakkında bir karar verilmesine gerek bulunmayan hâllerde, hâkim, davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumuna göre yargılama giderlerini takdir ve hükmeder." düzenlemesine yer verilmiş; böylece, kural olarak, yargılama giderlerinin davada haksız çıkan tarafa yükletilmesi esası benimsenmiştir.
Davaya konu düzenleyici işlem hakkında davanın konusuz kaldığına karar verilmiş ise de, bu husus idarelerin doğrudan haksız çıkan taraf olduğu ve yargılama giderlerinden sorumlu olacağı sonucunu doğurmayacaktır. Zira, Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 8/12. maddesine yönelik olarak açılan başka bir davada Danıştay Beşinci Dairesince verilen 19/11/2020 günlü, E:2016/18964, K:2020/5282 sayılı "davanın reddi" yolundaki karar, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 27/04/2022 günlü, E:2021/3494, K:2022/1645 sayılı kararıyla onanmıştır.
Sonuç olarak, başka bir davada verilen ve kesinleşen yargı kararıyla hukuka uygun olduğu kabul edilen Tüzük hükmü yönünden davalı idarelerin, davada haksız çıkan taraf olarak kabul edilemeyeceği ve bu sebeple yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılması gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının, meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılması gerekmekte ise de, ceza verme zamanaşımı süresi dolduğundan dosyanın işlemden kaldırılmasına ilişkin … günlü, … sayılı İçişleri Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulu kararının iptali istemi hakkında DAVANIN REDDİNE;
2. Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 8/12. maddesinin iptali istemi hakkında KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA;
3. Aşağıda dökümü yapılan … -TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, eksik yatırılan … -TL posta ücretinin davacıya tamamlatılmasına;
4. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre duruşmalı işler için belirlenen … -TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı idarelere verilmesine;
5. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 24/05/2023 tarihinde esasta oybirliği, yargılama giderleri yönünden oyçokluğuyla karar verildi.

(X) KARŞI OY :
Dava konusu Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün dayanağı olan 3201 sayılı Emniyet Teşkilat Kanunu'nun 83. maddesinin Anayasa Mahkemesince iptal edilmesinin ardından, 682 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin 37. maddesiyle yürürlükten kaldırılması ve 7068 sayılı Kanun ile Emniyet Genel Müdürlüğü personeline ilişkin disiplinsizlik halleri ve cezaları, disiplin amirleri ve kurulları, disiplin soruşturma usulüne ilgili hususların düzenlenmesi sonucunda, uygulanma kabiliyeti kalmayan Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 8/12. maddesinin iptali istemine yönelik olarak davanın konusuz kaldığı gerekçesiyle karar verilmesine yer olmadığına hükmedilmiştir.
Söz konusu karar, dava konusu kuralın hukuka aykırı veya uygun olduğunu ortaya koyar nitelikte bir karar türü olmadığı gibi, davanın taraflarından herhangi birinin haklılığını ya da haksızlığını ortaya koyacak nitelikte bir karar da değildir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 31. maddesinin atıfta bulunduğu, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 323. maddesinde; yargılama giderlerinin kapsamı tarif edilmiş, 326. maddesinin 1. fıkrasında; kanunda yazılı haller dışında yargılama giderlerinin, aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına karar verileceği, 2. fıkrasında; davada, iki taraftan biri kısmen haklı çıkarsa, Mahkemenin yargılama giderlerini tarafların haklılık oranına göre paylaştırılacağı, 331. maddesinin 1. fıkrasında; davanın konusuz kalması nedeniyle davanın esası hakkında karar verilmesine gerek bulunmayan hallerde, hakimin, davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumuna göre yargılama giderlerini takdir ve hükmedeceği, 332. maddesinin 1. fıkrasında ise; yargılama giderlerine Mahkemece re'sen hükmedileceği kurala bağlanmıştır.
İşbu uyuşmazlıkta, Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 8/12. maddesine yönelik olarak verilen karar verilmesine yer olmadığı yolundaki karar, davanın taraflarından hangisinin haklı olduğu hususunda sarih bir sonuç çıkarmaya imkan vermemekle birlikte, anılan Tüzük'ün dayanağı olan Kanun hükmünün Anayasa Mahkemesince iptal edildiği dikkate alındığında, davanın bu kısmına ilişkin yargılama giderlerinden davalı idarelerin sorumlu tutulmasının adalete, hakkaniyete ve hukuk devleti ilkesine uygun olacağı sonucuna varılmıştır.
Bu itibarla; dava kısmen ret, kısmen karar verilmesine yer olmadığı şeklinde sonuçlandığından, yargılama giderlerinin davanın tarafları arasında paylaştırılması gerekirken tamamının davacı üzerinde bırakılması yolundaki çoğunluk kararına katılmıyorum.

Bu kararı dosyanızda kullanın

Hukuk Asistan ile Danıştay, Danıştay ve emsal kararlarında gelişmiş arama yapın; kararları dosyalarınıza ekleyin, UYAP ve UETS entegrasyonuyla işlerinizi tek yerden yönetin.

Bize yazın