13. Daire 2025/139 E. 2025/876 K. — Danıştay Kararı :: Hukuk Asistan
Danıştay Kararı

13. Daire 2025/139 E. 2025/876 K. — Danıştay Kararı

13. Daire 2025/139 Esas 2025/876 Karar 24.02.2025
Danıştay 13. Daire Başkanlığı 2025/139 E.,  2025/876 K.

T.C.
D A N I Ş T A Y
ONÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No:2025/139
Karar No:2025/876

TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Fonu
VEKİLİ : Av. ...

KARŞI TARAF (DAVACI) : ...
VEKİLİ : Av. ...

İSTEMİN KONUSU : ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: İstanbul ili, Üsküdar ilçesi, ... Mahallesi, ...-... Pafta, ... Ada'da bulunan ve mülkiyeti 3. şahıs adına kayıtlı iken Fon'a intikal eden ... Parsel sayılı gayrimenkulün, üzerindeki bütün takyidatların kaldırılarak TMSF adına tescil edilmesi için Fon tarafından Üsküdar 1. Bölge Tapu Sicil Müdürlüğüne gönderilen ... tarih ve ... sayılı işlemin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen kararda; Mahkemelerinin davanın reddine ilişkin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının Danıştay Onüçüncü Dairesinin 25/06/2019 tarih ve E:2012/915, K:2019/2253 sayılı kararıyla onanması ve karar düzeltme isteminin de reddedilmesinden sonra, davacı tarafından yapılan bireysel başvuru sonucunda Anayasa Mahkemesinin ... tarih ve ... başvuru nolu dosyasında ihlal kararı verilmesi üzerine anılan ihlal kararına uyularak dosyanın yeniden ele alındığı;
İstanbul ili, Üsküdar ilçesi, ... Mahallesi, ... Sokak'ta bulunan ...-... Pafta, ... Ada, ... Parsel sayılı taşınmazın Üsküdar 1. İcra Müdürlüğünün ... Talimat sayılı dosyasından 07/04/2000 tarihinde yapılan cebri icra ile satışına ilişkin ihalesinin alacağa mahsuben (5.181.000,00-TL) ... Grubu şirketleri üzerinde kaldığı, ... Grubunun hakim ortak olduğu ... A.Ş.'nin Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı ile Fon'a devredildiği, ... Grubuna dahil ... Yayıncılık A.Ş., ... Holding A.Ş., ... Yayıncılık A.Ş, ... Holding A.Ş., ... Basın Dağıtım A.Ş. firmalarından mevcut alacakların, ihtiyati haciz de dahil olmak üzere 6183 sayılı Kanun hükümlerine göre takip ve tahsiline ilişkin ... tarih ve ... sayılı kararın alındığı, dava konusu taşınmaz üzerine ... tarih ve ... sayılı yevmiye numarasıyla haciz şerhinin işlendiği, davalı idarenin ... tarih ve ... sayılı kararı ile anılan taşınmazın Fon adına devir ve tesciline karar verildiği, dava konusu ... tarih ve ... sayılı işlemle Üsküdar 1. Bölge Tapu Sicil Müdürlüğüne taşınmazın davalı idarece konulan hacizler de dahil olmak üzere kaydında mevcut bilcümle takyidatından arındırılarak 8.970.000,00-TL bedelle davalı idare adına tescili için talepte bulunulduğu, davacının ... Yayıncılık A.Ş. ile aralarındaki kira sözleşmesinden doğan alacağına binaen davaya konu taşınmaz üzerinde ... tarih ve ... yevmiye nolu haciz şerhinin işlendiği, 08/06/2006 tarihinde tapuda taşınmazın davalı Fon adına tescil edildiği, bunun üzerine davacı tarafından Fonun üçüncü kişilerin haklarını ortadan kaldırır biçimde işlem tesis edemeyeceği ileri sürülerek bakılan davanın açıldığı, Anayasa Mahkemesinin ... tarih ve ... başvuru sayılı dosyasında;
"... somut olayda başvurucu tarafından borçlu şirket ile akdedilen kira sözleşmesinden kaynaklı alacağın tahsili amacıyla 2003 yılından itibaren çok sayıda takip başlatılmış, kesinleşen takipler neticesinde haciz işlemleri gerçekleştirilmiştir. TMSF 11/6/2004 tarihli Fon Kurulu kararıyla aralarında borçlu şirketin de bulunduğu şirketlerin denetim kurullarına denetçi atamış, akabinde 30/3/2007 tarihli Fon Kurulu kararıyla borçlu şirket dahil olmak üzere ilgili şirketlerin yönetim ve denetimine el koymuştur. Devamında borçlu şirket dahil olacak şekilde oluşturulan ticari ve iktisadi bütünlük 1.100.000.000 Amerikan doları ihale bedeli ile satılmış, ihale bedelinin paylaştırılmasına ilişkin hazırlanan sıra cetvelinde ihale bedelinin Fon alacağını karşılamaya yetmemesi sebebiyle başvurucunun alacağına yer verilmemiştir.
Başvurucu, alacağını taşınmaz kira sözleşmesine dayandırmaktadır. Sözleşmenin içeriği ve niteliği dikkate alındığında, başvurucu ve borçlu şirket arasında kurulan hukuki ilişkinin bankacılık faaliyetleri ile ilgisinin olmadığı açıktır. Nitekim TMSF tarafından gruba ait banka kayıtlarını başvurucunun kullandığına dair bir iddia ileri sürülmemiştir. Bu sebeple başvurucu ve borçlu şirket arasında mevcut olduğu anlaşılan kira ilişkisin ötesinde muvazaalı bir ilişkinin var olduğunun kabulünü gerektirir bir neden bulunmamaktadır. Bu durum başvurucunun iyi niyetli üçüncü kişi olarak değerlendirilmesini gerektirmektedir.
İyi niyetli başvurucunun borçlu şirket ile aralarında kira ilişkisinden kaynaklı alacağını tahsil etmek amacıyla başlattığı ve haciz aşamasına getirdiği anlaşılan icra takiplerine ilişkin sürecin devamının TMSF'nin 5411 sayılı Kanun ve Yönetmelik hükümleri kapsamında müdahalesi ile engellendiği anlaşılmaktadır. Bu kapsamda başvurucunun açtığı davada iptalini talep ettiği TMSF'nin 26/12/2005 tarihli işlemi ile borçlu şirketin hak sahibi olduğu anlaşılan taşınmaz üzerinde başvurucu lehine konulan haciz şerhleri terkin edilerek taşınmaz TMSF adına tescil edilmiştir. Böylece başvurucu, alacağının en azından bir kısmını borçlu şirketten tahsil etme olanağına sahip iken TMSF'nin bu müdahalesi sonucunda bu imkan ortadan kalkmıştır.
Başvurucu ile borçlu şirket arasındaki kira sözleşmesi ve bu sözleşmeye göre kiralanan taşınmazın borçlu şirketçe kullanılmasına rağmen kira bedellerinin ödenmediğinin iddia edildiği döneme ilişkin tarihler dikkate alındığında başvurucunun borçlu şirkete 5411 sayılı Kanun ve ilgili Yönetmelik hükümleri uyarınca dahil olduğu grubun bankacılık faaliyetinden kaynaklanan kamu zararı nedeniyle TMSF tarafından el konabileceğini, bu şirket hakkında olası icra takiplerinin aynı hükümlere dayanılarak sonuçsuz bırakılabileceğini ve TMSF ile diğer kamu alacaklarının kendi alacağının önüne geçeceğini öngörmesi beklenemez.
Sonuç olarak borçlu şirketten olan bankacılık faaliyetleriyle ilgisi bulunmayan ve tahsil etme aşamasına getirildiği anlaşılan alacağın tahsilinin borçlu şirkete TMSF tarafından el konulması sonucunda ortaya çıkan kamu alacağının öncelikli tahsili sebebiyle engellenmesi, borçlu şirketin tüm varlıklarının TMSF tarafından başvurucunun sürece dahil edilmeden satılarak elde edilen gelirin TMSF’nin el konulan Banka kaynaklı alacaklarına karşılık olarak ayrılması nedenleriyle başvurucu aleyhine hukuki belirsizlik meydana getirildiği görülmektedir. Nitekim bu süreçte iyi niyetli üçüncü kişi olduğu anlaşılan başvurucunun haklarının gözetilmeyerek alacağını tahsil etme imkanı ortadan kaldırılmıştır. Bu kapsamda devletin denetim ve gözetiminden sorumlu olduğu Banka nedeniyle oluşan banka zararının dolaylı olarak başvurucuya yüklenmesi de bu belirsizliği artırmıştır. Bu belirsizlik dikkate alındığında batan Bankanın kamu tarafından üstlenilen zararlarının karşılanması şeklindeki kamu yararı amacıyla karşılaştırıldığında dahi başvurucunun üzerine aşırı bir yüke sebep olunduğu ve bu itibarla başvurucunun mülkiyet hakkı ile kamu yararı arasında gözetilmesi gereken adil dengenin başvurucu aleyhine bozulduğu sonucuna ulaşılmıştır." gerekçesine yer verilerek dava konusu işlemle davacının mülkiyet hakkının ihlaline karar verildiği, bu durumda, İstanbul ili, Üsküdar ilçesi, ... Mahallesi, ... Pafta, ... Ada'da bulunan ve mülkiyeti 3. şahıs adına kayıtlı iken Fon'a intikal eden ... parsel sayılı gayrimenkulün, üzerindeki bütün takyidatların kaldırılarak TMSF adına tescil edilmesi için Kurul tarafından ilgili tapu müdürlüğüne gönderilen ... tarih ve ... sayılı işlemde aktarılan Anayasa Mahkemesi kararındaki gerekçelerle hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle hukuka aykırı bulunan dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, ... tarih ve ... sayılı Fon Kurulu kararıyla dava konusu taşınmazın Fon adına tesciline karar verildiği ancak taşınmaz üzerindeki MASAK tedbirleri, ... Grubunun tapu harçlarını ödeyememesi nedeniyle tescilin 08/06/2006 tarihine kadar gerçekleştirilemediği, dava konusu işlemin Bankacılık Kanunu çerçevesinde Fon'a tanınmış yetkiler çerçevesinde tesis edildiği, dava konusu gayrimenkulün 23/10/2007 tarihinde 3. kişiye satıldığı ve teslim edildiği, İdare Mahkemesinin iptal kararının uygulanmasının hukuken ve fiilen imkansız olduğu ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından, savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'İN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davalının temyiz isteminin reddine,
2. Dava konusu işlemin yukarıda özetlenen gerekçeyle iptali yolundaki ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı temyize konu kararında, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından anılan Mahkeme kararının ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
5. Dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine,
6. 2577 sayılı Kanun'un Geçici 8. maddesi uyarınca, bu kararın tebliğ tarihini izleyen 15 (on beş) gün içerisinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere, 24/02/2025 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Bu kararı dosyanızda kullanın

Hukuk Asistan ile Danıştay, Danıştay ve emsal kararlarında gelişmiş arama yapın; kararları dosyalarınıza ekleyin, UYAP ve UETS entegrasyonuyla işlerinizi tek yerden yönetin.

Bize yazın