13. Daire 2024/361 E. 2024/1489 K. — Danıştay Kararı
13. Daire 2024/361 Esas 2024/1489 Karar 26.03.2024
Danıştay 13. Daire Başkanlığı 2024/361 E., 2024/1489 K.
T.C. D A N I Ş T A Y ONÜÇÜNCÜ DAİRE Esas No:2024/361 Karar No:2024/1489
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Vergi Dairesi Başkanlığı VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacı tarafından, yönetim kurulu üyesi/ortağı olduğu ... Uluslararası Taşımacılık Yem Orman Ürünleri ve İnşaat Malzemeleri Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi'ne 1567 sayılı Türk Parasının Kıymetini Koruma Hakkında Kanun'a muhalefet gerekçesiyle verilen adlî para cezalarının tahsili amacıyla adına düzenlenen ... tarih ve ... takip numaralı ödeme emrinin iptali istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesi’nce verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; davacının ... Uluslararası Taşımacılık Yem Orman Ürünleri ve İnşaat Malzemeleri Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi'ne 26/07/1994 tarihinde ortak olduğu, 14/05/1996 tarihinde yapılan Olağan Genel Kurul'da üç yıl süre ile yönetim kurulu üyeliğine seçildiği, 03/05/2001 tarihinde yapılan Genel Kurul'da ortaklık yapısı ve yönetim kurulu üyeliği hakkında bir kaydının olmadığı; Bu itibarla, davacı adına düzenlenen ödeme emrinin konusunu 1567 sayılı Kanun uyarınca düzenlenen adlî para cezasının oluşturduğu, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un 1. ve 3. maddeleri uyarınca adlî para cezalarının da anılan Kanun'un kapsamında olan para cezaları tanımı içerisinde yer aldığı, bu nedenle söz konusu para cezasının takip ve tahsilinde 6183 sayılı Kanun'un uygulanması gerektiği, nitekim davacının 14/05/1996-14/05/1999 tarihleri arasında üç yıl süre ile yönetim kurulu üyeliğine seçildiği, yönetim kurulu üyeliğinden istifa ettiğine veya görevden alındığına dair dava dosyasında herhangi bir bilgi-belge olmadığı, borcun doğduğu dönemde davacının şirketi temsile yetkili olduğu, bahse konu para cezasının davacının yönetim kurulu üyesi olduğu anonim şirketten tahsil edilememesi üzerine, 6183 sayılı Kanun'un Mükerrer 35. maddesi uyarınca davacıdan tahsili için ödeme emri düzenlendiği, 6183 sayılı Kanun uyarınca yürütülen takip ve tahsil işlemleri kapsamında düzenlenen ödeme emrinde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Öte yandan, davacı tarafından kamu alacağının zamanaşımına uğradığı iddia edilmiş ise de, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 68. maddesi uyarınca adlî para cezalarının zamanaşımı süresinin 10 yıl olduğu dikkate alındığında, davalı idare tarafından en son 17/03/2009 tarihinde şirkete ait motorlu taşıta haciz işlemi uygulayarak zamanaşımı süresi kesildiğinden anılan iddiaya itibar edilmediği belirtilmiştir. Belirtilen gerekçelerle, dava konusu işlem hukuka uygun bulunarak davanın reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nce, Dairemizin 03/07/2023 tarih ve E:2018/920, K:2023/3349 sayılı bozma kararına uyularak verilen kararda; uyuşmazlık konusu olayda, şirket aleyhine ağır para cezasına hükmedilmesine ilişkin ... Asliye Ceza Mahkemesi'nin 20/06/2003 ve 10/07/2003 tarihli kararlarından sonra, 08/02/2008 tarih ve 26781 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Kararda Değişiklik Yapılmasına Dair Karar ile ihracat bedellerinin tasarrufuna serbesti getirildiği, ayrıca 5237 sayılı Kanun'un 20. maddesiyle, tüzel kişiler aleyhine adlî para cezasına hükmedilemeyeceğinin düzenlendiği ve Yargıtay ... Ceza Dairesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla tüzel kişiler aleyhine cezaya hükmedilemeyeceğine karar verildiği, davaya konu ödeme emrinin ise 20/10/2015 tarihinde düzenlendiği; Bu kapsamda, davalı idarece, adlî para cezasının infaz işlemlerinden ve denetiminden sorumlu olan ... Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından, adlî para cezasının dayanağı olan düzenlemeye göre sonradan yürürlüğe giren düzenlemelerin hükümlünün lehine olup olmadığı yolunda bir belirleme yapılıp yapılmadığı ve yerine getirilecek cezanın belirlenmesi için hükmü veren mahkemeden karar istenilip istenilmediği araştırıldıktan sonra tahsilat işlemlerine devam edilip edilmeyeceğinin ortaya konulması gerektiği; Bu itibarla, davalı Vergi Dairesi tarafından, ödeme emrinin düzenlendiği tarihten önce mevzuatta yapılan değişiklikler dikkate alınarak adlî para cezasının tahsiline engel bir durumun bulunup bulunmadığının, bu konuda ödeme emriyle takibe devam edilip edilmeyeceğinin belirlenmesi suretiyle işlem tesis edilmesi gerekirken, bu hususlar araştırılmaksızın tanzim edilen dava konusu ödeme emrinde hukuka uygunluk, davanın reddi yolundaki ilk derece mahkemesi kararında hukukî isabet bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Açıklanan nedenlerle, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesi uyarınca istinaf başvurusunun kabulü ile İdare Mahkemesi'nin davanın reddi yolundaki kararının kaldırılmasına ve dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Davalı idare tarafından, dava konusu ödeme emrinin adlî para cezasının tahsiline yönelik borcun şirketten tahsil edilemeyeceği anlaşılınca davacı hakkında ödeme emri düzenlendiği, adlî para cezalarında zamanaşımı süresinin 10 yıl olduğu, uyuşmazlık konusu borcun zamanaşımına uğramadığı, davacının itirazının ödeme emrine itiraz kapsamında değerlendirilemeyeceği, dava konusu işlemin hukuka uygun olarak tesis edildiği, Bölge İdare Mahkemesi kararında hukukî isabet bulunmadığı ileri sürülmüştür.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Davacı tarafından savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'İN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin reddi ile usûl ve hukuka uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesi'nce, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKÎ DEĞERLENDİRME : Bölge idare mahkemesi kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Anılan Kanun'un 50. maddesinin dördüncü fıkrasında, "Danıştayın bozma kararına uyulduğu takdirde, bu kararın temyiz incelemesi, bozma kararına uygunlukla sınırlı olarak yapılır." hükmü bulunmaktadır. Aktarılan kurallar göz önünde bulundurulduğunda, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri, Dairemizin bozma kararındaki esaslara uyularak verilen temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Davalının temyiz isteminin reddine, 2. Davanın reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun yukarıda özetlenen gerekçeyle kabulü ile Mahkeme kararının kaldırılarak esastan incelenen davada dava konusu işlemin iptali yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararında, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından, anılan Bölge İdare Mahkemesi kararının ONANMASINA, 3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, 4. Posta giderleri avansından artan tutarın davalıya iadesine, 5. 2577 sayılı Kanun'un 50. maddesi uyarınca, bu kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'ne gönderilmesini teminen dosyanın ... İdare Mahkemesi'ne gönderilmesine, 26/03/2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.
Bu kararı dosyanızda kullanın
Hukuk Asistan ile Danıştay, Danıştay ve emsal kararlarında gelişmiş arama yapın; kararları dosyalarınıza ekleyin, UYAP ve UETS entegrasyonuyla işlerinizi tek yerden yönetin.
İnternet sitemizde gizliliğinizi koruyabilmek ve size daha iyi bir deneyim sunmak için sınırlı sayıda çerezler yer alır. Kullandığımız çerezler hakkında daha fazla bilgi edinmek için Çerez Politikamıza bakın.