13. Daire 2023/2973 E. 2023/4489 K. — Danıştay Kararı :: Hukuk Asistan
Danıştay Kararı

13. Daire 2023/2973 E. 2023/4489 K. — Danıştay Kararı

13. Daire 2023/2973 Esas 2023/4489 Karar 02.11.2023
Danıştay 13. Daire Başkanlığı 2023/2973 E.,  2023/4489 K.

T.C.
D A N I Ş T A Y
ONÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No:2023/2973
Karar No:2023/4489

TEMYİZ EDEN (DAVALI) : …Kurumu
VEKİLİ : Av. …

KARŞI TARAF (DAVACI) : … Tavukçuluk ve Denizcilik İşletmeleri Sanayi
ve Ticaret A.Ş
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesi'nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem:Rekabet Kurumu (Kurum) tarafından piliç eti üretiminde faaliyet gösteren teşebbüslerin 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’u ihlâl ettikleri iddiasıyla yürütülen soruşturma neticesinde, davacıya “29/03/2016 – 23/05/2017 tarihleri arasında Ege Bölgesinde arzın kontrolüne yönelik bilgi paylaşımında bulunmak suretiyle 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesini ihlâl ettiğinden” bahisle 6.325.115,23-TL idarî para cezası verilmesine ilişkin … tarih ve … sayılı Rekabet Kurulu (Kurul) kararının iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesi'nce verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; piliç eti pazarında faaliyet gösteren teşebbüslerin … toplantıları ile Ege Bölgesi Entegreler Toplantılarında sıklıkla bir araya geldikleri, Ege Bölgesi Entegreler toplantılarına ilişkin olarak yerinde yapılan incelemelerde elde edilen bilgilerden, Ege Bölgesi'nde faaliyet gösteren entegre piliç eti üreticilerinin (…, …, …, …, …ve …) "Ege Bölgesi Entegreler Toplantıları" kapsamında bir araya geldiklerinin anlaşıldığı, söz konusu toplantıların tarihleri, yapıldığı yerler ile katılımcılara Tablo 16'da yer verildiği, firmaların "Ege Bölgesi Entegreler Toplantıları" çerçevesinde üretime dair ayrıntılı bilgileri rakipleriyle paylaştığının anlaşıldığı, toplantıların biyogüvenlik çalışmaları için yapılmış olma ihtimalinin yüksek olduğu, ancak aynı çatı altında bilgi değişimine de zemin hazırlandığı, paylaşılan bu bilgilerin rekabete duyarlı hassas bilgiler olduğu, verimliliğe dair verilerin yanı sıra civciv giriş sayıları ve piliç kesim miktarınında paylaşılmasının bu verileri paylaşan teşebbüslerin rakiplerinin üretim planlarını ayrıntılarıyla hesaplayabilme imkânı vermesi biçiminde rekabeti sınırlayıcı amacı olduğu değerlendirilerek davacı şirketin de aralarında bulunduğu teşebbüsler hakkında idarî para cezası uygulanmasına karar verildiği;
Davacı şirketin, soruşturmanın geniş bir zaman aralığını kapsadığı, 5326 sayılı Kanunun 20. maddesi uyarınca zamanaşımına uğrayan fiiller bakımından idarî para cezası tahakkuk ettirildiği, soruşturmaya yardımcı ve destek olunması nedeniyle Ceza Yönetmeliği'nin 7/1. maddesinin ceza tayininde dikkate alınması gerektiği, ön araştırma ve soruşturma sürelerine uyulmadığı yönündeki iddialarının değerlendirilmesinden, idarî para cezasının Ceza Yönetmeliği'nin 5. maddesine göre belirlendiğinin anlaşıldığı, Kurul'un temel cezayı belirleme konusunda takdir yetkisinin bulunduğu, 5326 sayılı Kanun'un 20. maddesinin üçüncü fıkrasında nispi idarî para cezasını gerektiren kabahatlerde sekiz yıllık zamanaşımı süresinin öngörüldüğü, soruşturmanın davacı şirket açısından 29/03/2016 ile 23/05/2017 tarihleri arasındaki dönemi kapsadığı, dava konusu Kurul Kararının ise 13/03/2019 tarihinde alındığı dolayısıyla sekiz yıllık soruşturma zamanaşımı süresinin aşılmadığı, soruşturma kapsamında davacı şirketin bilgi ve belge sunma yükümlülüklerini yerine getirdiği, yasal yükümlülüklerin yerine getirilmesinin Ceza Yönetmeliği'nin 7/1. maddesi kapsamında değerlendirilmeyeceği, dava konusu işlem tesis edilirken ek görüş yazılarının alındığı, soruşturmanın hızlandırılması için gerekli bilgi ve belgelerin toplandığı, Kurumun iç işleyişine yönelik sürelerin kararı kusurlandırıcı bir yönünün bulunmadığı, fahiş idarî para cezası verildiği, 2018 yılından itibaren konkordato sürecinde bulunan şirketin rekabete aykırı davranış içinde olması halinde bu sürece girmeyeceği, kararda bahsi geçen e-maillerin şirket çalışanları ile yetkilileri arasındaki yazışmalar olduğu, şirket kararlarının özgür iradeyle alındığı rakip teşebbüslerin fiyat politikaları doğrultusunda karar alınmadığı, uyumlu eylemin mevcut olmadığı iddialarına yönelik olarak; dosyada mevcut bilgi ve belgelerden yeterli fiyat analizlerinin yapıldığı, etkin ve yeterli düzeyde incelemenin gerçekleştirildiği, elde edilen bilgi, belge ve deliller ışığında tablo ve grafiklere yer verilmek suretiyle teşebbüsler arasındaki uyumlu eylem birlikteliğinin tüm boyutlarıyla ortaya konulduğu, 4054 sayılı Kanun'un 4. maddesi uyarınca piyasadaki rekabeti bozucu arz kısıtı anlaşmalar ve rakipler arasındaki uyumlu eylemlerin hukuka aykırı, yasak fiiller olarak tanımlandığı, bu sebeple davacı şirketin içinde bulunduğu ekonomik durum ve konkordato sürecinde olması nedeniyle rekabete aykırı davranış içine giremeyeceğine yönelik iddiaların soyut ve dayanaksız olduğu, 4054 sayılı Kanun'un 16. maddesinde, ihlâli gerçekleştiren teşebbüsün yıllık gayri safî geliri üzerinden idarî para cezası verileceğinin belirtildiği, bu hususta yurt içi/yurt dışı gelir ya da ilgili ürün pazarından elde edilen gelir bakımından bir ayrıma gidilmediği, teşebbüslerin nihai karar tarihine en yakın malî yıl sonunda oluşan yıllık gayri safî gelirleri üzerinden para cezası verilebileceği, Ceza Yönetmeliği'nin 5. maddesi uyarınca belirlenen temel para cezasında hukuka aykırılık görülmediği; davacı şirketin uyumlu eylemin somut olarak ortaya konulamadığı ve Ege Bölgesi Entegreler toplantılarının bireysel muafiyet kapsamında değerlendirilmesi gerektiği iddialarına ilişkin olarak; dava konusu Kurul kararında, Ege Bölgesi'nde faaliyet gösteren entegre piliç eti üreticilerinin (…, …, …, …, … ve …) "Ege Bölgesi Entegreler Toplantıları" kapsamında bir araya geldiklerinin anlaşıldığı, söz konusu toplantıların tarihleri, yapıldığı yerler ile katılımcılara Tablo 16'da yer verildiği, firmaların "Ege Bölgesi Entegreler Toplantıları" çerçevesinde üretime dair ayrıntılı bilgileri rakipleriyle paylaştığının elde edilen bilgi ve belgelerden anlaşıldığı, toplantıların biyogüvenlik çalışmaları için yapılmış olma ihtimalinin yüksek olduğu, ancak aynı çatı altında bilgi değişimine de zemin hazırlandığı, paylaşılan bu bilgilerin rekabete duyarlı hassas bilgiler olduğu, piliç eti pazarında rekabetçi belirsizlikleri ortadan kaldıran bilgilerin rakiplerin fiyatlama davranışlarının öğrenilmesine imkan verdiği ve rakiplerin kısa vadeli stok durumları hakkında bilgi verdiği göz önünde bulundurularak, elde edilen belgelerden "güncel ve ileri tarihli fiyat listeleri, zam miktarları, müşterilere uygulanacak prim ve iskonto oranları", teşebbüslerin üretim stratejileri ile planlarını ortaya koyması bakımından "damızlık ve civciv giriş sayıları", teşebbüslerin güncel üretim bilgilerinin hesabına imkan vermesi nedeniyle "piliç kesim adetleri" ile kısa sürede satılması gerektiği için rakiplerce bilinmesinin satış stratejilerine etki edecek "teşebbüslere ait stok durumları, üretim bilgileri, kapasite kullanım oranları, kesim yaşı, ortalama kesim ağırlığı, yem dönüşüm oranı, civciv ölüm oranı, avrupa verimlilik endeksi ve pilicin bir günde kazandığı ortalama ağırlık" verilerinin rekabete duyarlı hassas bilgiler olduğu" tespitlerine yer verildiği anlaşılmakla, Ege Bölgesi'nde arzın kontrolüne yönelik bu bilgilerin paylaşılması suretiyle davacı şirketin ve aynı piyasada faaliyet gösteren diğer şirketlerin yaptığı uygulamaların uyumlu eylem niteliğinde olduğunun sabit olduğu ve bu toplantıların bireysel muafiyet kapmasında değerlendirilemeyeceği anlaşıldığından, davacı şirkete idarî para cezası verilmesine ilişkin Kurul Kararında hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlem hukuka uygun bulunarak davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesi'nce Dairemizin 12/10/2022 tarih ve E:2022/12, K:2022/3638 sayılı bozma kararına uyularak verilen kararda; dava konusu Kurul kararının, davacının da katıldığı iddia edilen Ege Bölgesinde arzın kontrolüne yönelik bilgi paylaşımında bulunmak suretiyle 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesini ihlâl edildiğine ilişkin kısmı incelendiğinde; …, …, …, …, … ve …'nun “Ege Bölgesi Entegreler Toplantıları” çerçevesinde bir araya geldiği, Kurul kararında rakipler arasında gerçekleşen bu toplantıların ve bilgi paylaşımının bir kısmının soruşturmaya taraf teşebbüslerce de ifade edildiği üzere biyogüvenlik amacıyla paylaşıldığının ifade edildiği, bununla birlikte paylaşılan bilgilerin geçmiş tarihli olduğu ve doğrudan fiyat veya fiyata ilişkin strateji olmadığının anlaşıldığı, bir takım verilerin ise teşebbüsler bakımından rekabete hassas nitelikte olabileceği, ancak, dava konusu Kurul kararında, söz konusu toplantıların ve paylaşılan bilgilerin rekabet ihlâli amacıyla yapıldığı yönünde açık bir tespitin veya elde edilen delillerde bu anlama gelecek bir ifadenin bulunmadığı, hakkında yaptırım uygulanan teşebbüsler bakımından bir anlaşmanın mevcudiyetinden de bahsedilmediği, soruşturma kapsamında piyasadaki fiyat değişmelerinin veya arz ve talep dengesinin ya da teşebbüslerin faaliyet bölgelerinin, rekabetin engellendiği, bozulduğu veya kısıtlandığı piyasalardakine benzerlik gösterdiğinin ortaya konulması gerektiği, bu kapsamda, ihlâle taraf olduğu değerlendirilen teşebbüslerin pazar davranışları, yakın tarihli veya eş zamanlı fiyat artışları gibi verilerin ihlâl tespiti kapsamında dava konusu Kurul kararında iktisadi delil olarak yer alması gerekirken, bu yönde bir çalışmanın “Ege Bölgesi Entegreler Toplantıları" başlıklı bölümde yer almadığı, başka bir anlatımla, somut olayda, elde edilen bilgi paylaşımına ilişkin delillerin ekonomik delil ve/veya verilerle desteklenmesi gerekirken, bu yöndeki verilerin kararın ilgili kısmında yer almamasının eksik incelemeye sebebiyet verdiği, bu eksiklik giderildikten sonra, elde edilen sonuca göre Kurul tarafından davacı hakkında yeniden yaptırım uygulanmasına herhangi bir engel bulunmadığı, bu itibarla, 4054 sayılı Kanunun 4. maddesini ihlâl ettiği sonucuna varılarak davacı şirkete idarî para cezası verilmesine ilişkin dava konusu Kurul kararının bu kısmında hukuka uygunluk, davanın reddi yönündeki İdare Mahkemesi kararında ise hukukî isabet bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle, istinaf başvurusunun kabulüne, İdare Mahkemesi'nce verilen kararın kaldırılmasına, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 4. fıkrası uyarınca dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, dava konusu Kurul kararının dayanağı olan delillerde rakipler arasında paylaşılan bilgilerin aylık bazda kapasite, performans ve finansal veriler olduğu, teşebbüslerin maliyetlerine ilişkin verilerinin paylaşıldığının açık olduğu, rakip teşebbüslerin bayiler aracılığıyla fiyat listelerine erişebildiği, bu şekilde rekabetçi belirsizlik doğuran hiçbir bilginin kalmadığı, dava konusu işlemin tesis edilme sürecinde herhangi eksik bir inceleme bulunmadığı, cezaya tabi tutulan davranışlara muafiyet tanınmasının mümkün olmadığı ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından, dava konusu Kurul kararının hukuka aykırı olduğu belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'NIN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesi'nce, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Bölge İdare Mahkemesi kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Anılan Kanun'un 50. maddesinin 4. fıkrasında, "Danıştayın bozma kararına uyulduğu takdirde, bu kararın temyiz incelemesi, bozma kararına uygunlukla sınırlı olarak yapılır." hükmü bulunmaktadır.
Aktarılan kurallar göz önünde bulundurulduğunda, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri, Dairemizin bozma kararındaki esaslara uyularak verilen temyize konu kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davalının temyiz isteminin reddine,
2. Davanın reddi yolundaki İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun kabulü ile Mahkeme kararının kaldırılmasına ve dava konusu işlemin iptaline ilişkin temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesi'nin … tarih ve E:…, K:… sayılı temyize konu kararında, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından, anılan Bölge İdare Mahkemesi kararının ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
4. Posta giderleri avansından artan tutarın davalıya iadesine,
5. Kullanılmayan …-TL yürütmeyi durdurma harcının istemi hâlinde davalıya iadesine,
6. 2577 sayılı Kanun'un 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesi'ne gönderilmesini teminen dosyanın … İdare Mahkemesi'ne gönderilmesine, 02/11/2023 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.

Bu kararı dosyanızda kullanın

Hukuk Asistan ile Danıştay, Danıştay ve emsal kararlarında gelişmiş arama yapın; kararları dosyalarınıza ekleyin, UYAP ve UETS entegrasyonuyla işlerinizi tek yerden yönetin.

Bize yazın