13. Daire 2023/2159 E. 2023/4105 K. — Danıştay Kararı :: Hukuk Asistan
Danıştay Kararı

13. Daire 2023/2159 E. 2023/4105 K. — Danıştay Kararı

13. Daire 2023/2159 Esas 2023/4105 Karar 17.10.2023
Danıştay 13. Daire Başkanlığı 2023/2159 E.,  2023/4105 K.

T.C.
D A N I Ş T A Y
ONÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No:2023/2159
Karar No:2023/4105

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …

KARŞI TARAF (DAVALI) : … Fonu (…)
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: ... Toptan Gıda ve İnşaat Malzemeleri A.Ş.'nin (...) ... Kapital A.Ş'den (... Kapital) kullanmış olduğu kredilerle ilgili olarak ...a döneminde imzalanmış olan Protokolde yer alan kefaleti nedeniyle 45.404.785,24-TL tutatındaki Fon alacağının davacıdan tahsiline yönelik düzenlenen … tarih ve ... sayılı ödemeye çağrı mektubunun iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesi'nce verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; ...acılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu'nun ... tarih ve ... sayılı kararıyla, ... Kapital'in (...a) temettü hariç ortaklık hakları ile yönetim ve denetiminin Fon'a devredildiği, ...a hakim ortaklarının ...aya verdikleri zararın Fon'a ödenmesiyle ilgili olarak ... Grubu (Grup) ile aralarında Fon ...aları, diğer ...a ve finansal kuruluşların da bulunduğu taraflarca, grup borçlarının yeniden yapılandırılması amacıyla 30/04/2003 tarihinde Finansal Yeniden Yapılandırma Sözleşmesi (FYYS) imzalandığı, 02/05/2003 tarihinde ek FYYS imzalandığı, söz konusu ek FYYS ile, varlık devirleri, gruba kullandırılacak gayrinakdi krediler, hisse rehinleri, ödemelerin ötelenmesi, karşılıklı krediler, devam eden takipler/davalar ve diğer hususların revize edildiği ve bunlara ilişkin 8 adet Ek FYYS imzalandığı, söz konusu FYYS'de Fon anapara alacağının 2010 yılı sonu itibarıyla tahsilinin tamamlanacağı, faiz alacaklarının ise 2011 ve 2012 yıllarında tahsil edileceğinin karara bağlandığı, FYYS sonrası grubun yükümlülüklerini yerine getirememesi nedeniyle ödeme planlarında çeşitli revizyonlar gerçekleştirildiği, ancak grubun revize edilen ödeme planlarına da uymadığı, gelinen aşamada ... Grubu ile FYYS sürecinde herhangi bir ilerleme kaydedilemediği, sözleşmeye konu ödemelerin gerçekleştirilmemesi nedeniyle Fon alacaklarının takip ve tahsilini teminen 17/09/2020 tarih ve 2020/287 sayılı Fon Kurulu kararının alındığı ve anılan karar dayanak alınarak ...'ın ... Kapital'den kullanmış olduğu kredilerle ilgili olarak ...a döneminde imzalanmış olan Protokolde yer alan kefaleti nedeniyle 02/11/2020 tarihine kadar yapılan tahsilatlar mahsup edildikten sonra, tahsilde tekerrür olmamak ve fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla, FYYS'nin temerrüt ve mücelliyet hükümlerine göre 02/11/2020 tarihi itbari ile 6.256.876,11-TL anapara, 39.147.909,13-TL faiz olmak üzere toplam 45.404.785,24-TL tutatındaki Fon alacağının tahsili amacıyla davacı adına dava konusu ödemeye çağrı mektubunun düzenlendiği, davaya konusu takip işlemleri üzerine bir kısım ... Grubu firmaları ve ... Ailesi üyelerinden oluşan Grup ile Fon arasında yapılan müzakareler sonucunda, ... Grubu'ndan olan Fon alacaklarının ödenmesine ilişkin olarak grubun teklifinin değerlendirilmesi neticesinde alınan Fon Kurulu'nun … tarih ve … sayılı kararıyla; ..., ..., ... Perakendecilik Mağazacılık San. ve Tic. A.Ş, ... İnşaat Taahhüt Sanayi ve Ticaret A.Ş, ... Sanayi Yatırım ve Turizm A.Ş, ... Turizm Yatırım ve İşletmeleri A.Ş., ... ... Turizm İşletmeleri San. ve Tic. A.Ş., ... Holding A.Ş., ... Toptan Gıda ve İnşaat Malzemeleri A.Ş., ... Petrol Hizmetleri Sanayi ve Ticaret A.Ş. ile Fon arasında 17/12/2021 tarihinde bir protokol imzalandığı, ancak taraflar arasında borcun nasıl ve ne zaman ödeneceği konusunda bir protokol imzalanarak borcun yeniden yapılandırılmasının kamu alacağını ortadan kaldıran ya da sona erdiren bir tasarruf olarak değerlendirilemeyeceği, asıl borçlu ile alacaklı arasında FYYS imzalanmış olmasının alacaklının müteselsil borçlular nezdinde ayrıca takip ve tahsil işlemlerini yürütmesine engel oluşturmayacağı, ...'ın ... Kapital'den kullandığı kredi ve borçlara kefaletten kaynaklanan borçların ödenmesinden davacı da müteselsilen sorumlu olduğu için bu borç ve kredilerin ödemeye çağrı mektubu ile davacıdan istenilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Öte yandan; davacı tarafından verilen vekaletname ile ...'ın, davacı adına gerek borçlu, müşterek borçlu gerekse müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatıyla imzalarını ihtiva eden kredi sözleşmelerini, kredi taahhütnameleri imzalamaya yetkilendirildiği, söz konusu yetkinin davacının kefil olacağı sözleşmelerin ... tarafından imzalanabileceği yönünde yetkiyi de barındırdığı, davacı tarafından da belirtildiği üzere davacının adının yer aldığı protokolün ... tarafından imzalandığı, bu durumun anılan vekaletname kapsamında yapıldığının vekaletnamede verilen yetkilerden anlaşıldığı, davacının zamanaşımı itirazına ilişkin olarak ise, Fon'un, ... Grubu ile ilgili olarak ...a'nın Fona devri olan 27/10/2000 tarihinden itibaren ... Grubu'ndan olan Fon alacaklarının takip ve tahsilini teminen icra takiplerine başladığı, sonrasında 30/04/2003 tarihinde FYYS imzalandığı, söz konusu FYYS'nin sonraki yıllarda da revize edildiği, devam eden süreçte ödemelerin tam ve zamanında yapılmaması üzerine tekrar takibe başlandığı ve davaya konu takip işlemleri üzerine bir kısım ... Grubu firmaları ve ... Ailesi üyelerinden oluşan Grup ile Fon arasında Fon Kurulu'nun … tarih ve … sayılı kararı ile 17/12/2021 tarihinde bir protokol imzalandığı, süreç içerisinde birden fazla takip işlemi yapıldığı ve borcun kesinleştiği, ayrıca Fon'un alacaklarının bir kısmının da süreç içerisinde FYYS'ler kapsamında tahsil edildiği dolayısıyla süreç içerisinde yapılan söz konusu işlemlerin hem kefalet zamanaşımını hem de alacak zamanaşımını kesen iş ve işlemler olduğu görüldüğünden davacının zamanaşımı itirazına itibar edilemeyeceği sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlem hukuka uygun bulunarak davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstanbul Bölge İdare Mahkemesi 10. İdari Dava Dairesince; İdare Mahkemesi'nce davanın reddine karar verildiği ancak davacının davanın esasını etkileyecek nitelikteki bazı iddialarının kararda tartışılmadığı gerekçesiyle davanın esasına etkili olabilecek bu iddiaların ayrıca değerlendirilmesi gerektiği;
1-Davacının, ... adına verilen vekaletnameyle tüm şirketler adına çekilen kredi sözleşmesine kendisinin kefil gösterilemeyeceği, kendisinin çektiği bir kredinin olmadığı, vekaletnamenin sadece kendisi tarafından borçlu veya kefil sıfatıyla imzalanan sözleşmelere yönelik olduğu, kendisi adına borç ve kefil tesis edilebileceği yolunda verilmiş bir vekaletname olmadığı, ...'ın yetki sınırlarını aşarak protokolleri imzaladığı, vekaletnamenin "gerek borçlu gerekse müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatıyla imzalarını ihtiva eden kredi sözleşmelerini" kapsaması nedeniyle sadece kendisinin borçlu ve kefil olduğu sözleşmelerle ilgili verilen bir yetki olduğu iddiası yönünden:
Davacının kefil sıfatıyla takibine esas alınan Ankara 14. Noterliği'nin … tarih ve … yevmiye numaralı vekaletnamede, "Gerek borçlu, gerekse müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatıyla imzamızı ihtiva eden kredi sözleşmeleri, kredi taahhütnameleri, faktoring sözleşmeleri, kıymetli evrak ve sözleşmeler ile finansal kiralama sözleşmelerinden kaynaklanan vadesi gelmiş veya gelecek tüm borç ve taahhütnamelerimizin geri ödenmesi, süresinin uzatılması, şartlarının değiştirilmesi, taahhütnamelerimizin kefaletlerimizin artırılmasını veya eksiltilmesi konusunda bilumum ...alar, Finans Kuruluşları, Faktoring ve Finansal Kiralama Şirketleri ve tüm gerçek ve tüzel kişiler ile görüşmelerde bulunmaya, karşılaştırılacak şartlarda yeni sözleşmeler, protokoller, muvafakatnameler, feragatnameler imzalamaya, taahhüt ve kefaletlerimizi dilediği takdirde arttırmaya, eksiltmeye, gerek borçlu gerekse kefil sıfatıyla bizi temsilen imza vazetmeye, sözleşme örneklerini adımıza teslim almaya, sözleşme ve protokol gereği işlemleri ifaya, ödemeye, ahzu kabza, sulh ve ibraya, borcu ve ferilerini kabule veya itiraza, mal beyanında bulunmaya mezun ve yetkili olmak üzere 1958 Yokuşlu doğumlu Hüseyin oğlu ...'ı vekil nasp ve tayin ettik" içeriğinin yer aldığı, vekil eden olarak ... Grubu şirketleri ile davacının vekaletnameyi imzaladığı, söz konusu vekaletnamede yer alan "... karşılaştırılacak şartlarda yeni sözleşmeler, protokoller, muvafakatnameler, feragatnameler imzalamaya, taahhüt ve kefaletlerimizi dilediği takdirde arttırmaya, eksiltmeye, gerek borçlu gerekse kefil sıfatıyla bizi temsilen imza vazetmeye" ibaresinden davacının, imzalanacak protokollerde gerek borçlu gerekse kefil sıfatıyla kendisini temsil etmek üzere ...'ı yetkilendirdiği, davacının aksi yöndeki iddiasının yerinde olmadığı,
2-Kefalet sözleşmesi ile vekaletnamenin Borçlar Kanunu'nda yer alan şekil şartlarını taşımadığı iddiası yönünden:
Kefalet sözleşmesi ve vekaletnamenin 818 sayılı Borçlar Kanunu yürürlükte iken kanuna uygun olarak kurulduğu ve 6098 sayılı TBK'nın 583. maddesindeki düzenlemeden dolayı geçersiz kabul edilemeyeceği, takibin dayanağı Protokol ve vekaletnamenin 818 sayılı Kanun yürürlükte iken yazılı şekilde yapıldığı ve borç miktarının belli ve belirlenebilir olduğu anlaşıldığından davacının bu yöndeki iddiasının yerinde olmadığı,
3-İcra takiplerinden sarfınazar edilmeksizin 6183 sayılı Kanun'a göre takip yapılamayacağı iddiası yönünden:
Uyuşmazlıkta, davacının kefili olduğu şirketin ... Kapital'den kullandığı kredilerden kaynaklı alacaklarıyla ilgili olarak başlatılan icra takibinden "haktan feragatı tazammun etmemek üzere sarfınazar" edildiği yapılan ara kararı üzerine idarece gönderilen belgelerden anlaşıldığından, icra takibinden sarfınazar edilerek 6183 sayılı Kanun uyarınca takibe geçilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı,
4-Kefalet için 10 yıllık hak düşürücü sürenin, asıl alacak için 20 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu iddiası yönünden:
Davacının kefil sıfatıyla imzaladığı protokolde yer alan kredilerin ödenmemesi üzerine 2000 yılında icra takibine başlandığı, icra takibinin kesintisiz devam ettiği, 2020 yılında da icra takibinden vazgeçilerek 6183 sayılı Kanun kapsamında takibe devam edildiği, ödemeye çağrı mektubunun belirtilen 10 ve 20 yıllık zamanaşımı süreleri içinde düzenlendiği anlaşıldığından, davacının zamanaşımının dolduğuna ilişkin iddiasının yerinde olmadığı öte yandan kefalet sözleşmesinde herhangi bir süre sınırlamasının bulunmadığı, icra takibine 2000 yılında başlandığı, 6098 sayılı TBK'nın yürürlüğe girdiği tarih itibariyle 10 yıllık hak düşürücü süre içinde takibe başlandığı, takibin kesintisiz devam ettiği, 2020 tarihli Fon Kurulu kararıyla alacağın 6183 sayılı Kanuna göre takibinin ise önceki icra takibinin devamı olduğu, alacağın takibine yönelik kesinti bulunmadığı, 10 yıllık hak düşürücü süre dolmadan davaya konu ödemeye çağrı mektubunun düzenlenmesi nedeniyle davacının bu yöndeki iddiasının da yerinde olmadığı,
5-Fon alacağının dolanlı işlemlere dayalı bir alacak olması sebebiyle 6183 sayılı Kanun gereğince takip yapılamayacağı, kendisinin dolanlı bir işlem yapmadığı, kendisi hakkında 6183 sayılı Kanun'a göre takip yapılamayacağı iddiası yönünden:
Davacının kefil olarak sorumlu tutulduğu şirketin ... Kapital'den kullanmış olduğu kredi borçları nedeniyle dava konusu takip işleminin tesis edildiği, ... Kapital'in ortaklık yapısı ve ...a tüzel kişi ortaklarının ortaklık yapısına ilişkin idarece gönderilen tablodan, ... Sanayi Yatırım ve Turizm Anonim Şirketi'nin, (Eski Unvanı: ... İnşaat Taahhüt İthalat İhracat Limited Şirketi) ...a'nın % 94,80 hissedarı olduğu, ... Holding Anonim Şirketi'nin ise % 5,06 hissedar olduğu, ... Sanayi Yatırım ve Turizm Anonim Şirketi'nin ve ... Holding Anonim Şirketi'nin hissedarları arasında davacının da yer aldığı, davacının kefil olduğu şirketin ...a'nın hakim ortağı olan ... Grubu'na dahil kişiler arasında yer aldığı, 6183 sayılı Kanun'un 57. maddesinde, kefilin bu kanun hükümlerine göre ve aynen asıl borçluların tabi tutuldukları usullerle takip olunacağının hükme bağlandığı dolayısıyla davacının kefil sıfatıyla 6183 sayılı Kanun kapsamında takip edilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı,
6-Müteselsil borçlu olmadığı, borçlu şirketlere takip yapılarak aciz belgesi alınmadan doğrudan kendisine takip yapılamayacağı iddiası yönünden:
Takibin dayanağı Protokol ve vekaletnamenin 818 sayılı Borçlar Kanunu yürürlükte iken yazılı şekilde yapıldığı ve borç miktarının belli ve belirlenebilir olduğu, protokolün müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla davacıya vekaleten ... tarafından imzalandığı, borcun ödenmesi için asıl borçluya yapılan ihtarın da sonuçsuz kaldığı ve daha sonra imzalanan borç yapılandırma sözleşmelerine de uyulmadığı, bu durumda davacı müteselsil kefil olduğundan, asıl borçluya takip yapılarak aciz belgesi almadan da müteselsil kefil hakkında takip yapılabileceğinden, davacının bu iddiasının yerinde olmadığı,
7-Asıl borçlular ile TMSF arasında 2021 yılında imzalanan Protokol'ün yeni bir sözleşme olduğu, kefalet sözleşmesinin sona erdiği iddiası yönünden:
... Grubu ile TMSF arasında 17/12/2021 tarihinde imzalanan Protokol (davacı tarafından imzalanmamıştır) incelendiğinde, Protokol'ün amacının TMSF alacaklarının protokolde belirtilen koşullarda ödenmesi ve tasfiyesine ilişkin olduğu, borcun yenilenmesi, ertelenmesi ya da nakli anlamına gelmediğinin Protokol'de açıkça belirtildiği, bu durumda söz konusu Protokol'ün önceki kredi sözleşmelerinin yenilenmesine ilişkin yenileme sözleşmesi olmayıp, borcun ödenmesine ilişkin taraflar arasında yapılan bir anlaşma olduğu ve bu Protokol'ün kefalet sözleşmesini sona erdiren bir sebep olarak kabulünün hukuken mümkün olmadığı, öte yandan kefil, alacaklıya ifada bulunduğu ölçüde onun haklarına halef olacağından, kefilin alacaklıya ifada bulunmasıyla kefalet borcu sona ermekle birlikte, kefil, alacaklı yerine geçerek borçluyu takip etme imkânı kazandığından kefilin alacaklıya yaptığı ifa oranında alacaklının haklarına halef olacağı ve asıl borçluya rücu edebileceği sonucuna varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle, İdare Mahkemesi kararı usul ve hukuka uygun olup istinaf başvurusunun kabulünü gerektiren bir neden bulunmadığından, davacının istinaf başvurusunun kararda yer verilen açıklamayla reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, verilen vekaletin sadece borçlu veya kefil sıfatıyla imzalanan sözleşmelere yönelik olduğu, kullanılan kredilerde imzasının olmadığı, kendisi adına da çekilmiş bir kredinin bulunmadığı, açıkça yetki dışına çıkıldığından kefaletin geçersiz olduğu, protokol ve vekaletnamenin kamu düzenine uygun olup olmadığı ile ilgili bir değerlendirme yapılmadığı, protokolde faiz oranının fahiş olarak belirlendiği, kefaletin Kanun'daki zorunlu şekil şartlarını taşımadığı, dava konusu ödemeye çağrı mektubu düzenlenmeden önce icra takibinden sarfınazar edildiğine dair herhangi bir dilekçe verilmediği, kefalete ilişkin 10 yıllık hak düşürücü sürenin dolduğu, hak düşürücü sürede zamanaşımından farklı olarak durma ve kesilmenin söz konusu olmayacağı, hiçbir zaman ... Kapital'in yönetiminde yetkili olarak bulunmadığı, dolanlı işlemler yapmadığı, kendisi hakkında 6183 sayılı Kanun uyarınca takip yapılamayacağı, kefilin borçlu ile birlikte doğrudan takip edilebilmesi için müteselsil kefil olmasının gerektiği, kendisinin ise müteselsil kefil olmadığı, 2003 tarihli Finansal Yeniden Yapılandırma Sözleşmesi ile eski sözleşmenin hükmünü kaybettiği ve yeni sözleşmeye de taraf olmadığından sorumluluğunun bulunmadığı ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, davacının vekalet verdiği ...'ın yeğeni olduğu ve ... Kapital'in hakim ortağı olan ... Grubu şirketlerinde hissedarlıklarının ve kanuni temsilciliklerinin bulunduğu, davacının vekaletnameyi bilerek ve sonuçlarına katlanmak üzere verdiği, dava konusu şirketin borcundan dolayı 2000 yılında başlatılan icra takibi sonrasında açılan itirazın iptali davasından davacının 2003 yılında imzalanan Finansal Yeniden Yapılandırma Sözleşmesi nedeniyle feragat ettiği ve takibin kesinleştiği, mezkur alacakların takip hukuku çerçevesinde kesinleştiği, davacının kefaletin geçersiz olduğuna ilişkin iddialarını itirazın iptali davasına konu etmediği, Fon Kurulu kararı gereği icra takibinden sarfınazar edildikten sonra dava konusu ödemeye çağrı mektubunun düzenlendiği, ... Kapital'in hakim ortak istismarı ile Fon'a devredilmiş bir ...a olduğu, ...a hakim ortaklarının ...a'nın kaynaklarını kendi lehlerine ve ...a zararına sebebiyet verecek şekilde kullandıkları, kefaletteki 10 yıllık hak düşürücü sürenin alacağın takip edilmesini düzenleyen süre olduğu, fiili durumda davacı hakkında kesinleşmiş 10 adet takip bulunduğu, 2021 yılında Grup ve Fon arasında imzalanan sözleşmenin davacı tarafından imzalanmadığı, protokolle ödenmesi taahhüt edilen borcun devam ettiği belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'İN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesi'nce, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 17. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca davacının duruşma istemi yerinde görülmeyerek ve dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Bölge idare mahkemesi kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine,
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun gerekçeli olarak reddi yolundaki … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nin … tarih ve E:…, K:… sayılı temyize konu kararında, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından, anılan Bölge İdare Mahkemesi kararının ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
4. Posta giderleri avansından artan tutarın davacıya iadesine,
5. Kullanılmayan …TL yürütmeyi durdurma harcının istemi hâlinde davacıya iadesine,
6. 2577 sayılı Kanun'un 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'ne gönderilmesini teminen dosyanın ... İdare Mahkemesi'ne gönderilmesine, 17/10/2023 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.

Bu kararı dosyanızda kullanın

Hukuk Asistan ile Danıştay, Danıştay ve emsal kararlarında gelişmiş arama yapın; kararları dosyalarınıza ekleyin, UYAP ve UETS entegrasyonuyla işlerinizi tek yerden yönetin.

Bize yazın